BATI LİKYA YOLU KEŞİFLERİ VE YÜRÜYÜŞ ROTALARI – II. BÖLÜM

Alınca – Ge – Sidyma – Bel – Gavurağlı Parkuru

 

“Dünyanın En İyi 10 Uzun Mesafe Yürüyüş Rotası” listesinde yer Likya Yolu, tüm dünyadan gelen misafirleri ile son 15 yıldır çok gözde bir yürüyüş ve doğa rotası.

Pandeminin hayatımıza girdiği son 2 yılda, doğa ile buluşmanın kıymetini anlayan biz Türkler arasında da Likya Yolu’nun değeri ve ziyaretçisi artıyor.

Denize nazır tepeleri inip çıkan dar patikalarda, enfes deniz manzaraları seyrederek yürüyüşler yapabildiğiniz Batı Likya Yürüyüş rotasının ikinci parkuru ile karşınızdayız.

I.bölümde Kayaköy – Ölüdeniz – Ovacık – Faralya – Kabak – Alınca parkurundaki 50 kilometrelik yürüyüş deneyimlerimizi ve önerilerimizi paylaşmıştık: www.yolculukterapisi.com/likya-yolu

II.Bölüm ise Alınca – Ge – Sidyma – Bel – Gavurağlı parkurunda 55 kilometrelik yürüyüşlerimizi kapsıyor.

Böylece, doğal güzellikleri ve tarihi kalıntılarıyla, nefis yürüyüş ve keşif maceraları sunan, Fethiye ile Antalya arasındaki kıyıları takip eden yaklaşık 535 km uzunluğundaki Likya Yolu’nun 105 kilometrelik ayağını tamamlamış oluyoruz.

 

Likya Yolunu Yürümek Demek…

Nefis manzaralara nazır patikalarda kayalara tünemiş çamlar, ağaçlara tırmanan sincaplar, uçuşan masmavi kelebekler, sürekli çanları çalan keçiler, oğlaklar, koyunlar, kuzular, dev kaplumbağalar ve kirpiler, havada süzülen kartallar, atmacalar, saksağanlar, bülbüller, serçeler, baykuşlar, arılar eşliğinde yürüyüşler yapmak demek…

Yollarda karşınıza çıkan mor ve pembe çiçekli yabani bitkiler, sarı çiçekli dev kaktüslerin göz alıcı renklerini hayranlıkla izlemek demek…  

Burunların tepelerinde, denize paralel ilerleyen inişli çıkışlı patikalarda yol alırken, aşağılarda yer alan lacivet  ve turkuaz pırıl pırıl denizin ve sapsarı kumsalları ile muhteşem koyların manzaralarını içinize çekmek demek…    

Denize doğru dimdik inen kayalıkların üzerine tepelere tünemiş çamların rüzgarla birbirine sürtünen iğne yapraklarının seslerini dinlemek, taraça taraça zeytinliklerin güneşle parlayan gümüş gri yapraklarını seyretmek demek…

Buğday hasat zamanı olan bahar sonu – yaz döneminde, kara içlerinde ilerlerken, altın sarısı başakların rüzgar dansını seyretmek demek…

Denize doğru inişlerinizde zaman zaman denizin dalga seslerini duyarak, mor çiçek açmış kekiklerin ferahlatıcı kokusunu içinize çekmek, ve de sadece size özel plajınızda, pırıl pırıl serin sulara kendinizi bırakmak demek…

Yani Likya Yolu’nu yürümek, doğa ile kesintisiz bir buluşma yaşamak, doğa tarafından kuşatılırken, onun bir parçası olduğunu hissetmek demek…

Batı Likya Yolu – 2. Parkuru – Subaru XV Yolculuğu

Pırıl pırıl güneşli bir Mayıs sabahında, Alaçatı’dan beyaz renkli Subaru XV’miz (nam-ı diğer Pamuk) ile saat 7:00’da yola çıkıp, çok rahat bir sürüş yolculuğu ile 465 km’yi 5.5 saatte tamamlayarak, Yediburunlar’a 12:30’da ulaştık.

Batı Likya yolu yürüyüşümüzün 2. Parkurunda kendimize üs olarak seçtiğimiz Yediburunlar Lighthouse Hotel, nefes kesen manzaraları ile çok güzel bir karşılama sundu bize.

5 gün boyunca 50 kilometrelik bir rotayı yürüyerek tamamladık.

Peki neden Subaru XV ile yolculuğumuzu yapmak istedik?

Çünkü yürüyüş başlangıç noktalarımıza ulaşabilmek için kimi zaman toprak, kimi zaman taşlık arazi yollarında dere tepe düz gitmek gerekiyor ve 4×4 Subaru XV tüm zorlu arazi yollarını ve yokuşları rahatlıkla ve güvenle inip çıkabiliyor.

Zaman zaman yürüyüşlerimize bıraktığımız yerden devam edebilmek için, yeni başlangıç noktamıza giderek, ring yaptığımız yürüyüşlerimizin sonunda yeniden aracımıza ulaştık. Eğer geri dönüşü yürümeyeceğemiz bir rotada ilerliyorsak, güvendiğimiz kişilere aracımızı teslim edip, sözleştiğimiz saat bitiş noktamıza gelip bizleri almalarını rica ettik. Zaman zaman da kara içlerinden ilerleyen aşırı sıcak olabilecek veya manzarasız rotaları atlamak istediğimizde, aracımız ile tercih ettiğimiz patikalara kolaylıkla ulaştık.

Ve Pamuk yürüyüşlerimizden kalan zamanlarımızda bizi harika tepelere, koylara, antik kentlere taşıdı. 5 günlük seyahatimizi tamamladıktan sonra yeniden 5.5 saat süren bir yolculuk ile, Likya Yolunun nefis manzaralarının ve eşsiz yürüyüş deneyimlerimizin tadı damağımızda, Alaçatı’ya keyifle döndük.

Manzaralara Doyamayacağınız Yediburunlar Rotası

Batı Likya Yolunda Fethiye’nin bitiminde yer alan Alınca’dan sonra gelen Seydikemer’e bağlı Yediburunlar mevki, Likya Yolu’nun en etkileyici manzarlarından birisini sunuyor… Eski ismi Kutsal Burunlar olan Yediburunlar, gerçekten denize doğru uzanan, sırası ile isimleri Yediburunbaşı, Kötü, Sancak, İnkaklık, Yassı, Kılıç, Zeytin olan yedi adet burundan oluşuyor. Ve çamlarla kaplı burunların yeşili, aşağıda uzanan denizin laciverti, ve burunlar arasında gizlenmiş irili ufaklı turkuaz koyların sapsarı kumsalları ile sunduğu manzaralar gerçekten enfes.

 

Yediburunlar: Zorlu Bir Rota ve Coğrafya

Yediburunlar rotası, denizden epey yüksek dağlık coğrafyası ve zor iniş çıkışları ile, Batı Likya Yolu’nun zorlu, ancak el değmemişliği, manzaraları, antik kent ve limanları ile bir o kadar da ödüllü bir parkuru. Likya Yolu haricinde alternatif doğa yürüyüşleri de mevcut.

 

Yediburunlar: Tırmanış Sevenler İçin de Bir Cennet

Yediburunlar, Kaputaş plajı ve Kelebekler Vadisi, harika manzaralara nazır dağ tırmanış rotaları da sunuyor.  Rotaların ilk bölümüne Yediburunlar Lighthouse’un yanıbaşındaki patikadan 10 dakikalık yürüyüş ile ulaşabiliyorsunuz. Yediburunlar – Fethiye arasında dört ana bölümde, yükseklikleri denizden 500 ila 650 metre arasında değişen, toplam 36 tırmanış rotası var.

 

YEDİBURUNLAR CİVARINDA LİKYA YOLU VE DOĞA YÜRÜYÜŞ PARKURLARI

 

Yediburunlar (Ge Köyü ) – Alınca Rotası

Ge Köyü (Yediburunlar) ile Alınca köyü arasındaki 9 kilometrelik  yürütüş parkuru, Fethiye’deki Ovacık, Faralya ve Kabak gibi Batı Likya yürüyüş parkurlarına göre daha az yerleşim ve yapılaşma sunan, daha az turistik ve bakir, ve daha güzel manzaralı bir parkur. Denize paralel ilerleyen tepelerde çam ormanları arasında ilerlerken solda Akdeniz, sağda Yediburunların farklı burunları  arasına gizlenmiş koyları kışbakışı izlerken gerçekten nefes kesici manzaralar göreceksiniz. Taşlara boyanmış Beyaz – Kırmızı şeritler ile işaretlenmiş rota, önce bir iniş, ardından da yüksek çıkışı ile orta zorlukta bir yürüyüş parkuru.

 

Yediburunlar (Ge Köyü ) –  Sidyma Antik Kenti – Yediburunlar (Ge Köyü ) 

Gidiş dönüş 15 kilometrelik bir rota olan bu patika, daha çok kara içlerinde ilerleyen, deniz yerine doğa manzaralı bir rota. 1200 metre yüksekliğindeki Avlankara Tepesi’nin eteklerinde geniş bir ring yapılan bu yürüyüş, Sidyma Antik Kenti ve üzerine kurulan Dodurga köyüne ulaştırıyor sizi. Sidyma Antik Kenti, 1842 yılında, J. A Schonborn tarafından keşfedilmiş, ancak üzerinde arkeolojik çalışmalar ve restorasyon yapılmamış, hakkında da çok fazla bilgi olmayan bir antik kent. Patara’da 1994 yılında bulunan, Likyalıların İmparator Claudius’a ithaf ettiği ^’Stadiasmus Patarensis’ yol anıtında, Sidyma’nın ismi geçiyormuş. Sidyma bir efsanede de kendisini gösteriyor: Roma imparatoru adayı olan Marcianus, Sidyma kuşatması sırasında hastalanır. Sidyma’da kızgın güneşin altında baygın düştüğünde, dev bir kartal onu gölgesiyle korur ve onu bulan Sidymalılar tarafından bakılarak iyileştirilir. Kartalın bu ilahi korumasını, Marcianus’un ileride imparator olacağına işaret sayan Sidymalılar haklı çıkar ve yakın bir zamanda imparator olan Marcianus, Sidyma halkını ödüllendirir, ve kenti Roma imparatoruna ithaf edilmiş bir anıt ile onurlandırır. Ziyaretinizde farklı kaya mezarları, antik taşlar üzerine inşaa edilmiş devşirme köy evleri ve de zaman zaman antik kalıntılar karşınıza çıkıyor. Sidyma’da bir öğle yemeği molası verdikten sonra, tarihi sandal ağaçları ile kaplı orman içinde yürümek ve o nefis kokuları içinize çekmek, bu rotanın en büyük ödülü. Uzun, zaman zaman yorucu ve orta zorlukta bir rota.

Yediburunlar (Ge Köyü ) – Denizfeneri – Büyük Çakıl – Yediburunlar (Ge Köyü ) 

Ge Köyünden başlayan ve köye geri dönen 15 kilometrelik bu rota enfes manzaralar sunsa da, epey zorlu bir yürüyüş rotası. Çünkü 600 metre yükseklikten deniz seviyesine kadar iniyor ve yeniden tepeye tırmanıyor. Kuzey yönüne doğru ilerlediğinizde Kötü Burun üzerindeki fenere, güney yoluna ilerlediğiniz de ise Büyük Çakıl Plajı’na ulaşılıyorsunuz. Büyük Çakıl plajı bakir bir koy. Geri dönüş ise çok dik bir patika ile Ge köyüne geri dönülüyor. Az yürünen ve dik bir rota olduğu için tecrübeli ve kondisyonlu yürüyüşçülere tavsiye ettiğimiz bir rota.

Kabak Koyu – Cennet Koyu (Balartlı Kumsalı) – İnceburun – Kalabantia – Boğaziçi Sarnıcı Rotası

7 kilometrelik zorlu ancak bir o kadar da ödüllü bir rota. Kabak Koyu’nun doğu tarafındaki ormanlık alandan başlayan ve dağ eteklerinden sahil boyu devam eden taşlara boyanmış Sarı – Kırmızı şeritler ile işaretlenmiş rota, önce yumuşak bir eğimle Kabak  Koyu seyir terasına ulaşıyor. Ardından kısa bir kaya tırmanışı ile denizi seyrederek yükseleceksiniz. Karaca Burnunu geçerek makilik ve kayalık bir alanda yürüyüp, dik bir sırtı aştıktan sonra aşağıda bir kumsal ve yanında küçük bir plaj göreceksiniz. Kısa bir iniş ile tatlı su kaynağı çıkan enfes bir doğa harikası olan Cennet Koyu’na ulaşacaksınız. Yüzme molası vermek için Batı Likya yolunun en muhteşem plajı ve en bakir denizi burada. Ardından aağaçlar arasından yükselip, Balartı Kumsalı’na ineceksiniz. İncir ağaçları sebebi ile bu isimle anılan kumsalın yanından devam edip Karakaya Burnunu geçeceksiniz. Ardından zorlu çıkışlar başlıyor: Üçkeçi Tepesi, Kalabantia Antik Kenti kalıntıları, Boğaziçi Köyü’ndeki tarihi Osmanlı sarnıcına kadar dik yokuşlar tırmanacaksınız. Arzu ederseniz Osmanlı Sarnıcından, Ge köyüne 5 kilometrelik bir tırmanış daha yapabilirsiniz. Ancak zorluk derecesi yüksek bir rota olduğu için enerjinizi saklamak ta fayda var. 

Yediburunlar (Ge Köyü ) – Bel Köyü

8 kilometrelik Likya Yolu’nun güzergâhı olan bu rota taşlara boyanmış kırmızı – beyaz işaretler ile takip edilebiliyor. Denize paralel inişli çıkışlı patikalarda ilerlerken, burunların arasındaki koyları,  ve ufukta Akdenizi manzaraların seyrederek yürüyorsunuz. Yolda karşınıza Likya Yolunun en yaşlı zeytin ağacı çıkıyor. Taraça taraça zeytinliklerden geçtikten sonra kayaların üzerinden dar patikalardan ilerliyosunuz ve Bel köyüne çıkarken çam ormanları arasından geçiyorsunuz. Rotanın bir yerinde ayrılıp aşağı Gemile Koyuna inebilirsiniz. Büyük koyun yanında, kayaların arasından geçerek daha küçük olan harika bir koy ve çakıl plaj da yer alıyor. Burası terkar tırmanacağınız yokuş öncesi yüzerek serinlemek için ideal bir bakir koy.

Eğer sahile inmeye karar verirseniz, ardından 600 metre yükseklikteki Bel köyüne dik ve uzun bir tırmanış yapmanız gerekiyor. Bel’e ulaştığınızda Ge’ye geri dönmek için bir transfer aracı ayarlayabilirsiniz, ya da Ge köyüne asfalttan çok uzun olmayan ve kolay bir yürüyüş ile dönebilirsiniz.

  

Bel Köyü  – Gavurağılı Rotası

9 kilometrelik bu rota, Likya Yolu’nun dik ve zorlu bir geçişi olan Gavurağılı inişin kapsadığı için zorlu bir rota. Bel köyünden çıktıktan sonra kara içlerinde asfalt yoldan 2 kilometre kadar ilerledikten sonra sağ kolda kırmızı beyaz işaretlenmiş patikadan yukarı tırmanış başlıyor. Ayırımı kaçırmak mümkün, dikkatle bakmak gerekiyor. Toprak ve taşlık bir arazide yürüdüğünüz için de yol boyunca taşalara boyalı kırmızı beyaz işaretleri takip ettiğinizden emin olmanız gerekiyor kaybolmamak için. Keçi ağıllarının yer aldığı Belceğiz’e ulaştıktan sonra toprak yol bitiyor ve Likya yolu tabelası sizi zeytinliklerin ve çam ormanlarının arasından geçen bir patikaya yönlendirecek. Gavurağılı inişine geldiğiniz de ise, enfes Akdeniz manzaraları sizi karşılıyor. Zaten bu zorlu inişi zahmetli yürüyüşüne değer kılan da bu nefis manzaralar. Zik zaklar çizerek dar patikalardan inerken bastığınız yere dikkat ederek yavaş yavaş ve adım adım ilerleyin. Bol bol molalar verin ve manzara ile kendinizi ödüllendirin. İşaretleri takip etmeyi unutmayın. Yol aldıkça patikanın eğimi hafifleyecek ve zorluk derecesi azalacak, sonra da yeniden toprak yol ve de ardından asfalt yola çıkacaksınız. Heyelan yüzünden boşaltılıp taşınmış köyden geri dönüş için araç transferi ayarlayabilirsiniz.

 

Konaklama Önerisi: Yediburunlar Lighthouse Hotel

Denizden 600 metre yukarıdaki burnun tepesinde, muhteşem manzaralara nazır kayaların üzerinde, ne elektriğin ne de suyun olduğu 2005 yılında elle inşa edilmiş taş binanın bahçesine zaman içerisinde doğa ile uyumlu tatlı ek binalar eklenmiş.

Ardından bir havuz, manzara terası ve de restoran da eklenerek keyifli bir doğa oteline dönüşmüş.

Nam’ı diğer ‘YERYÜZÜ UYANDIRMA OTELİ’ olan otel, zamanla “Avrupa’nın En Güzel Manzaralı 100 Oteli”, “Avrupa’nın En Gözde 100 Oteli” listelerine seçilmiş, ve gerçekten manzaralarına doyamadığınız bir otel.

Yediburunlar Lighthouse Hotel, her sabah uyandığınızda şükrettiğiniz ve gün boyu bakmaya doyamadığınız nefes kesen eşsiz manzaraları, her köşesinden buram buram fışkıran doğası, meyve ağaçları, zeytinleri, çiçekleri, güleryüzlü ve samimi aile ortamı, dünya tatlısı köpeği Asude’si ve bilge kedileri ile hem Likya Yolu yürüyüşü için suite odaları ile konforlu ve lüks bir alternatif, hem de doğanın kucağında inziva tatili yapmak, biraz durmak, dinlenmek ve romantik vakit geçirmek için king ve queen suitleriyle güzel bir durak. Biz 4 gün konaklamamızda pırıl pırıl güneşe, masmavi gökyüzünde pamuk bulutlara, tepeleri yalayıp geçen sislere, ayaklarımızın altında deniz bulutuna, keçi ve kuş seslerine, her gün yeni bir sürpize uyandık sabahlar boyunca. Heyecanla kahvaltımız için en tepede yer alan restorana koştuk ve manzaraların nasıl değişeceğini seyretmek için merakla bekledik. Odalarından, bahçesinden, restoranından, havuz başından manzaraları seyretmeye doyamadık. Her yürüyüşten dönüşte yeniden aşık olduk bu manzaralara. Yediburunlar Lighthouse’da kalbimizi fetheden başka bir etken de hayvan dostu oluşu. Ateş edildiği için bacağı ampute edilen Asude’yi sahiplenerek hayata döndüren, ona sevgi ve güven dolu mutlu bir yuva sunan, ve şimdi misafirlerin kalbini fetheden sıcacık bir sevgi yumağına dönüşmesini sağlayan, bilge kedileri de huzurla bir arada yaşatan bu ekip öyle kalp kazandı ki. 

Yani kısacası Yediburunlar Lighthouse, doğanın kucağında, huzur içinde sessiz ve sakin bir inziva tatili arayanların, balayı için doğal bir romantik ortam arayanların, yürüyüşçülerin ve  doğa dostlarının için ideal bir otel.

 

Yemek Önerisi: Türkmen Gözleme Evi

Ge Köyünde yer alan Türkmen Gözleme Evi taze açılan hamur ile hazırlanan nefis gözlemeleri ve ev yapımı ayranı ile harika bir öğle yemeği durağı.

Batı Likya Yolu Kayaköy – Ölüdeniz – Ovacık – Faralya – Kabak – Alınca parkurundaki 50 kilometrelik ilk yürüyüş deneyimlerimizi ve önerilerimizi şu linkteki yazımızda bulabilirsiniz:  www.yolculukterapisi.com/likya-yolu

LİKYA YOLU YÜRÜYÜŞÜ İÇİN GEREKLİ VE PRATİK BİLGİLER

Nasıl Yürünür?

Batı, Orta ve Doğu Likya Rotası şeklinde bölümlere ayrılan yürüyüş yollarının hepsi işaretli. Alternatif rotaların eklenmesi ile birlikte işaretleme renklerinde çeşitlilik artmış durumda. Genellikle alt üste kırmızı beyaz çizgi ana yolu işaret ediyor, alternatif yollarda ise renkler farklılaşabiliyor. Çarpı işaretleri ise girilmemesi gereken yolları gösteriyor. Gönüllüler tarafından işaretlenen yollarda kimi zaman boyalar çıkmış olabiliyor ve de patikalar bitki örtüsü, taşlar veya heyelan yüzünden ayrıştırılamayabiliyor.

Ne kadar iyi yürüyüşçü olursanız olun, eğer doğa yürüyüşlerinde tecrübeli değilseniz Likya Yolu alışılmış asfalt veya kaldırım yürüyüşlerinden çok farklı bir deneyim. Çok yüksek rakımlara çıkıp inebiliyorsunuz, epey engebeli, taşlık veya toprak yollardan ilerliyorsunuz. Ve genellikle aynı kilometreyi normal yürüyüşünüzün ancak yarı hızında tamamlayabiliyorsunuz.

Ayrıca kimi rotalarda yerleşim yerleri bulunduğu için su çeşmeleri, konaklama, yeme içme, ikmal imkanları bulabiliyorsunuz. Fakat bazı rotalar çok bakir. Bu sebeple yedek su, yiyecek ve acil durumlar için ilk yardım yedekli olmak gerekiyor.

Rotalar yürüyüş yolu koşulları, diklik, yükselti ve süre olarak kolay, orta, zorlu, zor şeklinde belirlenmiş durumda. Rotaları belirlemeden önce zorluk seviyelerine mutlaka bakın ve kendi kondisyonunuza göre seçimlerinizi belirleyin.

İşte bu sebeplerden Likya yolunu imkanınız var ise tecrübeli bir rehber ile yapmanızı tavsiye ediyoruz. Ya da tecrübeli birisinin önceden size belirleyeceği ve yönlendireceği bilgiler ve aplikasyonlar eşliğinde yapmanızı. Çünkü kuş uçmaz kervan geçmez ormanlar veya patikalarda kaybolmak gerçekten mümkün. Eğer kendiniz yürüyecekseniz mutlaka telefonunuza çevirim dışı çalışan bir aplikasyon yüklemenizde ve  yürüyüşe çıkmadan önce aplikasyonda rotanın üzerine çok sık yol işaretleri koymanızda fayda var. Ve bu işaretlemeyi Likya Yolunu defalarca yürümüş çok tecrübeli birisinin yardımı ile yapmanızı tavsiye ediyoruz. Biz Maps.me aplikasyonunu kullandık. Ve çok iyi işaretlenmiş olmasına rağmen birkaç kez yolu şaşırıp veya telefona bakmayı unutup rotadan şaştık.

Ne ile Yürümeli?

  • Yürüyüşleriniz için özetle tavsiyelerimiz:
  • Tabanı çok sert veya çok yumuşak olmayan, ayağınızı iyi kavrayan ve bir numara büyük doğru trekking ayakkabısı, hem yürüyüşü zorlanmadan keyifle yapabilmeniz, hem de akşamları ayaklarınızın ağrımaması için çok önemli. 
  • Gün boyu sıcaklık farkları yaşıyorsunuz yürüyüşlerde: sabah, öğle, akşamüzeri, güneş, gölge, sis, yağmur, yokuş, iniş derken, bol bol su, şapka, ve de çok terletmeyen hem de üşütmeyen malzemeden ve ağırlık yapmayan tshirt, rüzgarlık, polar giymeniz ve taşımanız gerekiyor akıllıca tasarlanmış hafif bir sırt çantasında. 
  • Rotanızda birçok dal, dikenli bitki, çalı çırpı, kaya olduğu için giymeniz gereken uzun pantolonun, hem terletmeyen hem üşütmeyen malzemeden olması gerekiyor.
  • Ben yıllardır doğa yürüyüşünde ve kayakta, doğa sporları malzemesinde ustalaşmış The North Face kullanıyorum ve de gerçekten hem kalitesinden hem de rahatlığından çok memnunum.

 

  • Daha detaylı olarak da:
  • ayağınıza konçlu bot giymenizi tavsiye ediyoruz. Çünkü dar, engebeli, eğri büğrü taşlık patikalarda ayağınızın burkulma riski var.
  • Ayrıca rakım değişikliği fazla olan yürüyüşlerde baton kullanabilirsiniz, tırmanış ve inişlerinize destek olmasında fayda var.
  • Güneş ve dallara siper olarak şapka takmakta,
  • hava değişimlerine hazırlıklı olmak birkaç kat (nefes alan bir tshit, terlemeyi önleyici uzun kollu bir sweatshirt, rüzgarlık ve gece geçirecekler için mont) giyinmekte,
  • çalılık yerlerden geçerken bacaklarınızın zarar görmemesi için uzun treking pantolonu giymekte,
  • yanınıza yeteri kadar su (yürüyüşlerde çok terlediğiniz için hgünde 3 litre su içmenizi öneririz)
  • sırt çantanızda burkulmaya karşı bandaj ve merhem,
  • eğer yolunuzda mola yeri yok ise yiyecek almanızda fayda var.
  • (Not: Kamp yapacaklar için çok daha detaylı bir ekipman gerekiyor)

 

Ne Zaman Yürümeli?

Likya yolunu yürümek için en uygun zaman Mart – Nisan – Mayıs ve Eylül – Ekim – Kasım ayları. Yazın sıcaklarından bunalmamak için sabahçok erken kısa rotaları yapmak mümkün olabilir. İlk ve sonbaharlarda ise yağış tahminlerine önceden bakmakta fayda var. Çünkü yağmurlarda özellikle taşlık yollar kaygan olabiliyor. Kış ayları soğuk ve yağışlı olabildiği için çok tavsiye edilmiyor.

Rotalar hakkında bilgi için?

Eğer doğa ve yürüyüş severseniz, Likya Yolunu bir kez yürüdükten mutlaka devamını getirmek isteyeceksiniz. Bu sebeple Altuğ Şener veya Metin Tüzün’ün Likya Yolu rehberi kitaplarından alabilirsiniz.  Metin Tüzün’ün kitabı ana Likya yollları hakkında daha detaylı ve organize bilgiler sunarken, Altuğ Şener’in kitabı alternatif rotaları da ekleyerek daha kapsamlı bir bilgi kaynağı sunuyor.

Wiciloc aplikasyonunu çok önermiyoruz. Çünkü birçok farklı rehber ve kişi tarafından çok sayıda rota işaretlenmiş olduğu için insanın aklı karışabiliyor. Genelde Altay Özcan’ın rotaları tavsiye ediliyor.
LİKYA YOLU PARKURLARI

Likya yolu yirmiden fazla antik kentin yanı sıra Fethiye, Ölüdeniz, Kelebekler Vadisi, Kabak Koyu, Yediburunlar, 18 kilometre ile dünyanın en uzun doğal plajlarından biri olan Patara Kumsalı, Kalkan, Kaş, Kekova, Demre, Finike, Korsan Koyu, Türkiye’nin en güzel deniz feneri seçilen Gelidonya (Taşlık Burnu) Feneri, Adrasan Koyu, Musa (Olimpos) Dağı, Çıralı Plajı, Avrupa ve Türkiye’nin sahildeki en yüksek zirvesi olan Tahtalı Dağı (2366), Tekirova, Kesme Boğaz, Göynük Kanyonu, Göynük gibi doğal güzelliklerden geçerek Akdeniz kıyı şeridi boyunca uzanıyor.

Parkur sadece kıyıyı takip etmekle kalmıyor, yer yer sarp yamaçlara çıkarak, kumsallara ve limanlara iniyor. Yaylalardan ve ormanlık alanlardan da geçen güzergah, Tahtalı Dağı’nda 1800 metredeki sedir ormanlarının yukarısında en yüksek noktasına ulaşıyor.

Dinlenmek, yüzmek veya güneşlenmek isteyenler için de alternatifler sunan Likya Yolu, pansiyon, restoran ve plaj olanaklarından yararlanabileceğiniz birçok sahil köyünün içinden veya yakınından geçiyor.

Rota ayrıca Kalabantia, Sidyma, Pydnai, Letoon, Xanthos, Patara, Phellos, Antiphellos, Sebada, Apllania, Aperlai, Teimussa, Simena, Sura, Andriake, Myra, Belos, Gagai, Melanippe, Olimpos, Chimera (Yanartaş), Phaselis antik kentleri yanı sıra St Nicholas (Noel Baba) Kilisesi, Alakilise, Papazın Kayası, Gedelme Kalesi, Delikkemer ile Xanthos’a su götüren su kemerleri gibi tarihi mekanlara uğruyor. Xanthos ve Letoon ören yerlerinin UNESCO dünya mirası listesinde.

 

LİKYA YOLU ROTALARI PLANLAMASI

Likya Yolu etapları, Hisarönü (Ovacık)-Faralya, Faralya-Kabak Koyu, Kabak Koyu-Alınca, Alınca-Yediburunlar, Yediburunlar-Gavurağılı, Gavurağılı-Patara, Patara-Kalkan, Kalkan-Sarıbelen-Gökçeören, Gökçeören-Kaş, Kaş-Kekova, Kekova-Demre, Demre-Alakilise-Finike, Karaöz-Gelidonya Feneri-Adrasan, Adrasan-Olimpos-Çıralı, Çıralı-Beycik, Çıralı-Tekirova, Tekirova-Phaselis-Gedelme, Beycik-Tahtalı Dağı-Gedelme, Gedelme-Göynük, Göynük-Hisarçandır ve Hisarçandır-Geyikbayırı şeklinde planlanabilir.

Bu uzun rota; Fethiye Boğaziçi köyü, Patara Delikkemer ve Çıralı bölgelerinde 2 alternatif güzergaha ayrılıp daha sonra tekrar birleşmektedir.

535 kilometre uzunluğundaki Likya Yolu’nu, 3-5-7 şer günlük farklı etaplara bölerek yürüyerek 5-10 farklı seferde tamamlamak veya tamamını 30 – 50 gün arası (performansa ve kondisyona göre değişecek şekilde) gibi bir seferde yürümek mümkün.

 

Zeynep Atılgan Boneval / www.yolculukterapisi.com