Sakız adasına 15 kez gitme ve de adanın dört bir köşesini keşfetme şansım oldu. Ancak Sakız tarihiyle, kültürüyle, köyleriyle, koylarıyla her zaman insanı şaşırtacak sürprizler sunan, kocaman bir ada. Dile kolay 60 tepe köyü var Sakız adasının. Daha hala keşfetmediğim ve hevesle ziyaret etmeyi beklediğim durakları var.

Bu yazımda Sakız adasının güney, batı, kuzey, doğu ve orta yönlerinde 5 farklı rota hazırladım. Bu rotalarda:
- Mesta, Pyrgi, Olympi, Armolia, Vessa, Anavatos, Lithi, Karfas, Lagada gibi tarihi ve sahil köylerine,
- Neo Moni, Anavatos, Moni Moundo gibi manastır ve Sakız Müzesine,
- Emporios Plajı, Olympi Mağaraları gibi doğa harikalarına,
yer verdim.
Ayrıca bu rotaları takip ederken görülecek köy, manastır, müzelerin yanı sıra, hem denize girilebilecek en güzel plajları, hem de en beğendiğimiz yeme, içme, kahve ve konaklama önerilerimi de rota yazılarımın içine yerleştirdim.
En son 2026 Ağustos sonunda Sakız’ı ziyaret ettiğimizde adanın çok az gidilen ve bilinen kuzeybatı köylerini ziyaret ettik ve birçok güzel panagiriye katıldık, sergi gezdik. Peki görülecek yerler, etkinlikler, restoranları nasıl mı bulduk? Tabi ki Sakız’da vazgeçilmez konaklama adresimiz Kyma Otel’inin sahibesi Güher, doğma büyüme Sakızlı eşi Theodor ve kızı Ayla bize ihtiyacımız olan en güzel bilgileri sundu. 475 fresk (duvar resmi) ile şaşırtıcı ve büyüleyici Moni Moundon, Palia Potamia Topalioxwrio restoranı, Leftopoda köyündeki Panagiri, Agio Galas’taki Panagia Agiogalousena kilisesinin hayranlık veren ahşap işçiliği, Pirama ve Volissos’taki sergiler, Paralia Agia Markella’daki muhteşem deniz ve Agia Markella Restaurant’ın harika lezzetleri hepsi bizim için muhteşem deneyimlerdi. Mutlaka bir Sakız Adası ziyaretinizde Kuzeybatı rotasını yapmanızı öneririm.
Böylece ister günü birlik ister konaklamalı Sakız’ın dört bir köşesini keşifedebilirsiniz. Sakız’ı keşfettikçe rotalara ve önerilere eklemeler yapmaya devam edeceğim.

Yazımın ilerleyen bölümlerinde sırası ile aşağıdaki rotaları anlatıyorum:
- ORTA GÜNEY SAKIZ ROTASI: ARMOLIA, PYRGI, OLIMPI, MESTA ROTASI
- ORTA SAKIZ ROTA: VESSA – LİTHİ – ANAVATOS – NEA MONİ – SAKIZ LİMAN KASABASI ROTASI
- GÜNEY BATI SAKIZ ROTASI: VROULIDIA – EMBORIOS – KOMİ – AGIA FOTINI – KARFAS LİMON BAHÇELERİ VE SAHİLİ ROTASI
- KUZEY DOĞU SAKIZ ROTASI: VRONTADOS, DASKALOPETRA, PANTOUKIS, LAGADA, KARDAMYLA MARMARO, NAGOS ve GİOSONAS PLAJLARI ROTASI
- KUZEY BATI SAKIZ ROTASI: Moundon Monastery (Mundo Manastırı), Katavasi, Volissos, Palia Potamia, Chalandra, Keramos, Leptopoda, Agiasmata, Afrodisia, Egrigoros, Kourounia, Nenitouria, Agio Galas Kilisesi ve Mağarası, Melanios, Parparia, Pirama, Volissos, Sidirunda (Sidirounta) ROTASI
Sakız adası izlenimleri ve Sakız liman kasabasında gezilecek yerler, yeme, içme ve konaklama önerileri için www.yolculukterapisi.com/sakiz-adasi yazıma bakabilirsiniz.

ORTA GÜNEY ROTASI: ARMOLIA, PYRGI, OLIMPI, MESTA ROTASI
Sakız adasında limandan araba kiralayarak önce Sakız’ın güney batısına tepe köylerini ve doğal güzelliklerini keşfe bir yolculuk yapalım. Güneşi denize batırmayı da unutmayalım.
Rotada görülemeye değer diğer tarihi köyler, doğal güzellikler ve restoran/kafe önerileri:
Seramikleri ile ünlü Armolia köyünü gezin. Daracık sokakları ile sizi büyüleyecek Ortaçağ tepe köylerinin ilki Armolia. Perfect Bakery’de Bougatsa tatlısının tadına bakın mutlaka.

Daha az bilinen tarihi bir Ortaçağ olan Kalamoti köyünü de rotanıza ekleyebilirsiniz.
Şimdi sıra siyah beyaz geometrik desenli taş duvar süslemeleri ile ünlü Pyrgi köyü. Sakız adasında, buraya has Sakız üretimini yapan güney tepe köylerinde ‘Xysta’ tekniği ile, alçı sıva, kireç ve kazıcı aletler kullanarak evler genellikle siyah beyaz, kimi zaman da kahve ve sarı renklerde geometrik desenlerle kaplanmış.

Sokaklarda yüyürken, binaların cepheleri, cumba ve balkon altları, payandaları, üçgen, daire, eşkenarlar gibi geometrik desenler ile göz alıcı ve hipnotize edici bir atmosfer yaratıyor. Bizans döneminde evlerin dış cephelerine asılan halı, kilim ve kumaşların desenlerinden ilhamını alan bu gelenek, uygulama sırasında çok gelişmiş bir geometri bilgisi ve tekniği gerektiriyor.
Bu Teknik İtalya ve İsviçre’de uygulansa bile geometric tasarımlar sadece Sakız adasında ve Kapadokya’da görülüyor. Bu özel işlemelerin kaynağı olan Sakız ağacı yetiştiriciliği ve işlemesini yapan köylerdeki evlere özel bir statü verilmesini sağlamak deniyor.

Bu işlemenin örneklerini Olimpi, Armolia köylerinde de görseniz bile en fazla ve en can alıcı desenleri Pyrgi köyünde göreceksiniz. Değişik keşifler için turistler ile kalabalık olan ana caddeden yukarı tırmandıktan sonra kendinizi Pyrgi’nin labirent gibi daracık sokaklarına bırakın ve uzun uzun dolaşın.
Kaybolsanız bile mutlaka sonunda yolunuzu bulacaksınız ve desenlerin yanı sıra gördüğünüz kemeler, cumbalar, kapılar, mini meydanlar yanınıza kar kalacak.
Pyrgi’de Tou Manoula To Cafenio yani Manoula’s Café veya Taverna Kanios’da öğle yemeği yiyebilirsiniz.
Pyrgi’nin dışında yer alan Sakız Müzesini gezin. Sakız üretiminin tarihçesini, inceliklerini ve tekniklerini anlatan bu modern mimarili müze, bahçesinde sakız ağaçlarını seyrederek ve Pyrgi kasabasını manzaranıza alarak gezebileceğiniz bir bahçeye de sahip.
Yine önemli bir sakız üretim köyü olan Olympi köyünün ortaçağdan kalma taş evler ile bezenmiş ara sokaklarında kendinizi kaybedebilir, hem farklı geometrik desenler hem de taş mimari örnekleri görebilirsiniz.

Olympi mağaraları, ilginç sarkıtları ve yanıbaşındaki kilise ile ziyarete değer bir nokta. Mağarlar sadece 1985 yılında keşfedilmiş ve alt bölgelerindeki çalışmalar hala devam ediyor. Ufak ancak enteresan sarkıt ve dikitleri ile etkileyici bir mağara. 150 milyon yıl öncesinde başlayıp, son halini 50 milyon yıl önce aldığı tahmin edilen sarkıtlar, uçurumu andıran bir iç yapı dergiliyor ve doğaseverlerin hoşuna gidecek bir nokta. Kilisedeki 200 yıllık ikonaların üzerine işlendiği ağaç, eski ikona işleme tekniğinin güzel örneklerinden birisi.

Bu kadar çok Ortaçağ köyü gezdikten sonra araya bir deniz molası verelim isterseniz Olympi Mağarlarının hemen aşağısında yer alan Agia Dynami, Sakız adasında en beğendiğimiz koylardan birisi. Pyrgi – Mesta rotasındaki en sevdiğimiz koy olan Agia Dynami’de tesis yok. yanınızda içeceğinizi, sandalye ve şemsiyenizi götürmenizde fayda var.
Ayrıca Mesta’nın güneyinde Apothika ve Trachili plajları da bakir güzel plajlar.

Son durağımız ise Mesta. Burası Sakız adasının en güzel restore edilmiş ve en ünlü Ortaçağ köyü. Köyün labirent gibi sokaklarında kaybolma korkusu yaşamadan dolaşın, muıtlaka bir meydana çıkacaksınız. Köyün ana meydanındaki kiliseyi gezip, içeride yer alan krokalya (taş bezeme sanatı) örneklerini görün, meydandaki Maona’da frape için, Murovoloz butiğinden sakız likörü, kremi ve de sabunu alın, Sonra yine köy meydanında yer alan O Meseonas Taverna’da akşam yemeği yiyebilirsiniz. Eğer canınız balık çekiyor ise Mesta’nın deniz kıyısındaki limanına inin ve deniz kıyısında yer alan Papa Michelakis Taverna’da yiyin.
Mesta’da konaklamak için önerimiz: köyün farklı lokasyonlarında restore edilmiş tarihi taş evlerde konaklama hizmeti sunan Mesta MC suites (özellikle 7 ve 8 numaralı suitler daha genişçe ve sessiz) Başka bir benzer ve hoş konaklama adresi ise Lida Mary ( http://www.lidamary.gr/en ve www.medievalcastlesuites.com )

ORTA KUZEY ROTASI: VESSA – LİTHİ – ANAVATOS – NEA MONİ – SAKIZ LİMAN KASABASI ROTASI
Labirent gibi sokaklarında kemeli ve abbaralı geçişleri ve de sarı taşları ile Mardin’i andıran Vessa köyü inanılmaz güzel bir Ortaçağ köyü. Vessa’da bugüne kadar dünyada gördüğüm en çok çeşit kaktüs ve çiçeklerini bir arada gördüm. Köylüler evlerinin sokaklara bakan tüm cephelerini, pencere ve kapı önlerini kaktüs ve çiçeklerle bezemiş. Sakız’da gezmekten en keyif aldığımız köylerden birisi. Köy girişinde çınarlarınn altındaki köy kahvesinde bir kahve molası vereblirsiniz.

Ardından rota Lithi kasabasının limanı. Burada hava müsaitse bir denize girebilirsiniz. Burada yemek yemeyi çok sevenler var.

Ancak bana göre Sakız’da çok daha iyi balıkçılar var. Eğer çok istiyorsanız Kyra Despoina Taverna’da yiyebilirsiniz.
Eğer daha ıssız ve güzel bir plajda denize girmek isterseniz Elinta plajı veya Tigani plajını öneririz.
Şimdi istikmet Anavatos kasabası. Denizden 450 metre yükseklikte bir kaya üzerine inşa edilmiş Anavatos Köyü, terk edilmiş anıt bir köydür. Kayanın üzerinde gerçek bir kale görünümündeki bu hayalet köyde, evler birbirine yapışık, taştan yapılmış, ahşap tavanlı, düşük kapılı ve küçük pencereli olarak tasarlanmış. Köy 1822’de Osmanlı katliamı sırasında terk edilmiş. Triorofo binası, değirmen, okul, Taksiarhis Kilisesi ve Meryem Ana Kilisesi koruma altında.

Şimdi Anavatos’un hemen altında yer alan Avgonymo köyündeki To Asteri restoranında ufukta deniz manzaralarına nazır güzel bir öğle yemeği yiyebilir, ardından bu ufacık köyü dolaşabilirsiniz.

Ardından yolculuk Nea Moni Manastırı‘na. En önemli tarihi Bizans dini kompldekslerinden birisi olan manastır, 1042 senesinde üç rahip tarafından inşa edilmiş.

Nea Moni Manastırı’nın en geliştiği dönem, adanın Bizans egemenliğinde olduğu tarihlerdir ve bu süreçte manastırda 1.000’e yakın rahibin kaldığı rivayet ediliyor.

Nea Moni Manastırı, İstanbullu ustalar tarafından yapılmış mozaiklerle dekore edilmiş Bizans sanatının tipik örneklerinden birisi. Çapraz kubbe ile tezat sekizgen ritmini birleştiren eşsiz bir mimariye sahip.
Çok huzurlu bir bahçesi olan manastır kompleksindeki ana manastır binası, beyaz mermerli sarnıç, kütüphane ve kiliseler, UNESCO tarafından dünya kültür mirası listesine alınmış.

Şimdi 700 metrelere kadar tırmanıp Sakız ve Çeşme manzaralarına nazır inerek liman kasabasına ulaşabilirsiniz.
Sakız adası izlenimleri ve Sakız liman kasabasında gezilecek yerler, yeme, içme ve konaklama önerileri için www.yolculukterapisi.com/sakiz-adasi yazıma bakabilirsiniz.

GÜNEY BATI ROTASI: VROULIDIA – EMBORIOS – KOMİ – AGIA FOTINI – KARFAS LİMON BAHÇELERİ VE SAHİLİ ROTASI
Sakiz adasının en orijinal sahil ve plajlarını görmek için önce en güneyine inip, adım adım yukarı çıkıyoruz bugün.
Adanın en güneyinde ufacık gizli bir cevher olan Vroulidia (Broulidia) kumsalı ilk durak. Daha ileri gitmek isterseniz de Avlonia plajı var.
Ardından sahilden kuzeye doğru çıkarken siyah volkanik taşlı ıssız koylar yer alıyor: Fana, Salagona, Merikounta beğendiğiniz bir tanesinde yine kendinizi denize atabilirsiniz.
Ancak esas görülesi plaj volkanik siyah ve kırmızı taşlı Mavro Volia ve Emporios (diğer ismi ile Kamari) plajları. Bakir çakıl taşlı sahiller adeta birer doğa harikası.
Ardından öğle yemeği için Porto Emporio’da Maria Taverna ya da Volcano Taverna’ya, ya da Komi Plajında kerevitleri ile ünlü Karavela Taverna’ya gidin.
Daha sonra çakıl taşlı bakir bir plaj olan Vokaria’da yeniden bir deniz molası verin.
Agia Fotini sahilinde’de ise hem konaklama hem de denize girip akşam yemek yemek için çok güzel birkaç önerim var:
- Skinos Summer Hotel & Restaurant,
- Illioxenia Hotel,
- Psarokokalo Restoran

Şimdi istikamet Karfas bölgesinin limon bahçeleri ve sahili:
- Perivoli Müzesi & Citrus Aroma Mnimis & Perivoli Cafe (Argenti Str. 9-11, Kambos) Kambos’un Argenti mahallesindeki limon bahçeleri içinde yer alan bu nefis tarihi bina; bir müze, kafe ve hediyelik eşya dükkanı. Limon ağaçları altında orijinal bir tarihi Kambos malikanesi ziyaret ederken, bölgenin limon ve narenciye yetiştirirciliği tarihi hakkında bilgi edinip, mis gibi aromalar yayan bahçesinde Perivoli Cafe‘de kahve içebilirsiniz. Citrus Açık Hava Müzesinin yer aldığı Malikanede yapabileceğiniz yürüyüş ve keşifler ise şöyle: 1| Perivoli Narenciye Müzesi. 2| Perivoli Açık Hava Müzesi, yürüyüşler. 3| Konağın zemin katı. 4| Kule ve lento. 5| Karaliko malikanesi ve Karali ailesi. 6| Ana kapı ve çevre duvarları. 7| Avlu, küçük kuyu ve seyir terası. 8| Sarnıç ve su kanalları. 9| Çekme kuyusu. 10| Merdiven ve kamelya. 11| Ağaçlı yol ve bazaslar. 12| Seyir terası. 13| Sebze bahçesi ve ahırlar. 14| Karaliko malikanesi ve Karali ailesi. 15| Yardımcı kapı, arka bahçe ve paraspito.
- Müzenin yakınlarında yine limon bahçeleri arasında tarihi bir malikanede yer alan Argentikon Luxury Suites adanın en şık otellerinden ve en özgün konaklama deneyimlerinden birisi.
- Thimiana köyünü gezebilir ve adanın en şık ve lüks konaklama adreslerinden birisi olan Perleas Mansion da konaklayabilirsiniz.
- Thimiana köyününde Sakız’ın en güzel geleneksel restoranlarından birisi olan Roússiko Taverna yer alıyor. Burada yemek yemenizi tavsiye ediyoruz.
- Narenciye ağaçları arasında konaklamak için Bella Cisterna ve Astrakia otelleri de çok keyifli alternatifler. Daha uygun fiyatlı benzer oteller ise Voulamandis House ve Villa Krini
- Yine benzer bir konumda yer alan Archontiko Riziko da geleneksel Yunan tarzını yansıtan tarihi şık bir otel.
- Karfas sahiline gelmeden önce Thymiania köyünün üzerinde çok sevdiğimiz Fresh Chios Beer biralarını üreten Chios Beer Microbewery‘i ziyaret edin.
- Eğer deniz kıyısında konaklamak ve yemek yemek istiyorsanız Agia Fotia Plajında Skinos Summer otel ve restoranı tercih edebilirsiniz.
- Megas Limionas’ta geleneksel Yunan Tavernası Agyra Taverna’da yemek yiyebilirsiniz.
- Yakınlardaki Peter ve Paul Mabedi – Temple of Petros and Pavlos’u gezebilirsiniz.

KUZEYDOĞU ROTASI: VRONTADOS, DASKALOPETRA, PANTOUKIS, LAGADA, KARDAMYLA MARMARO, NAGOS ve GİOSONAS PLAJLARI
Adanın kuzeydoğusunu keşfetmek üzere yola çıkarak:
- Sakız’da iken bir akşam, Vrondados‘ta yer alan Taverna Mouria akşamüzeri yemeği için mutlaka listenizde olsun.
- Daskalopetra Plajında Kafekouti Lounge Café’de bir kahve içebilirsiniz.
- Eğer limanda değil deniz kenarında kalmak istiyorum derseniz, Daskalopetrada THALASSA SEAFRONT ve HOTEL Pearl Bay nefis konaklama alternatifleri.
- Denize girmek için en güzel alternatif Glaroi Beach (SAKIZ ADASININ EN GÜZEL PLAJ KULÜBÜ BİZİM İÇİN BURASI)
- Öğle Yemeğinde balık keyfi için herkes Lagada’yı tercih etse de biz daha küçük bir liman olan Pantoukios’ta Pantoukios Taverna’yı tercih ediyoruz.
- Oz Bay Beach (SAKIZ ADASININ 2. EN GÜZEL PLAJ KULÜBÜ BİZİM İÇİN BURASI)
- Lagada limanını dolaşın. Akşam burada balık yemek isterseniz dev bir çınarın altında yer alan O Passas Taverna’yı tercih edin.
- 80’lerin Çeşme Dalyanköy’ünü andıran Kardamyla Marmaro limanını dolaşıp Thalasses Taverna’da yemek yiyebilirsiniz.
- En Kuzey’de deniz keyfi için Nagos ve Giosonas plajları da güzel alternatifler.

KUZEY BATI ROTASI: Moundon Monastery (Mundo Manastırı), Katavasi, Volissos, Palia Potamia, Chalandra, Keramos, Leptopoda, Agiasmata, Afrodisia, Egrigoros, Kourounia, Nenitouria, Agio Galas, Panagia Agiogalousena ve Mağarası, Melanios, Parparia, Pirama, Volissos, Sidirunda (Sidirounta)
En son 2026 Ağustos sonunda Sakız’ı ziyaret ettiğimizde adanın çok az gidilen ve bilinen kuzeybatı köylerini ziyaret ettik ve birçok güzel panagiriye katıldık, sergi gezdik. Peki görülecek yerler, etkinlikler, restoranları nasıl mı bulduk? Tabi ki Sakız’da vazgeçilmez konaklama adresimiz Kyma Otel’inin sahibesi Güher, doğma büyüme Sakızlı eşi Theodor ve kızı Ayla bize ihtiyacımız olan en güzel bilgileri sundu.

İlk durağımız Moni Moundon manastırıydı. Aziz John’a adanmış 1574’e tarihlenen Moundon, 475 freski ile şimdiye kadar gördüğüm en etkileyici ve şaşırtıcı manastır. Kafanızı nereye çevirseniz bir resim ve bir hikaye var. Ahşap işçiliği yüzlerce yıllık. Din uğruna insanları kandıranlara ibret olsun dedirtecek fresklerle karşılaştık burada. Bazı resimlerde betimlenenlerin dürüstlüğü bizi çok şaşırttı. Mesela birçok betimlemede her din adamı iyi sayılmıyor, ölümden sonra cennete yükselmek yerine günahları sebebiyle aşağı cehenneme çekiliyorlar. Ortodoks bir manastırda, her din adamının temiz olmadığını ortaya koyan freskler çok ilerici (Unorthodox) bir yaklaşım. Halkı kandırmak yerine gerçekleri ortaya koyan kilise veya dini kurum ilk defa karşıma çıktı. Tepedeki fresk ise en büyük şaşkınlık.

Yorumu size bırakıyorum. Moundon kesinlikle görülmeye çok değer bir manastır. Moundon Manastırı ve bahçesinde 29 Ağustos’ta Aziz John’a adanan bir festival gerçekleşiyor. Biz oradayken bu özel güne 6 gün vardı ve gönüllü kadınlar manastırın içinde, gençler de meydanında güne kutlamalar için hummalı bir temizlik ve hazırlık çalışmaları içindeydi.(Moni Moundon Manastırı hakkında daha detaylı bilgiyi yazımın sonuna ekledim.)
Kuzey Batı Sakız rotasında yemek molası için en güzel durak, Palia Potamia yani tarihi Potamia köyünde yeşilliklerin ve kırsalın kucağında yer alan Topalioxwrio. Burası memleketine gönül borcu hisseden ve çocukluk hayalini gerçekleştirmek isteyen bir çiftin ütopik gastronomi vahası. Sadece haftasonları açık olan lokantada herşey taze, günlük, yerel ve geleneksel. Yemekler enfes. @topalioxwrio instagram adresinden takip edip iletişime geçebilirsiniz.

Adanın en kuzeyinde ulaşımı ve yolu biraz zorlu olan Leftopoda köyü ikinci durağımızdı. Köyde sadece 4 hane yaşıyor normalde. Ancak labirent gibi sokakları, taştan tarihi evleri, kilisesi, minik folklör müzesi ve hep açık bakkalıyla şiir gibi bir köy. Köyün hemen girişinde bir paslanmaz çelik bir enstelasyon ağaç yer alıyor. Ağacın üzeirndeki yapraklar bugüne kadar inşaa edilmiş tüm Sakız köylerinin yönünü gösteriyor. Ağacın hemen yanında tek tek köylerin (terk edilmiş olanlar dahil) isimleri yazıyor. Üzerinde de çok anlamlı bir yazı var: ‘Yaşlılar hatırlasın, gençler öğrensin’ diyerek. Sakız’ın ne kadar köklü bir ada olduğunu anlamak için çok güzel bir eser.

Leptopoda’ya gitme sebebimiz bir Panagiri’ye katılmak. Nerede olduğunu sorduğumuz 4 haneden birisi bizi hemen evine davet ediyor, ve ev yapımı sarma, baklava ikram ediyor. İşte böyle geniş gönüllü, insancıl, dostlar. Bin bir teşekkürle, afiyetle yiyoruz. Köyde insansız bir bakkal/kafe var. Bir köşede tarife yazıyor. İsteyen istediğini alıp ücretini bırakıyor. İşte özlediğimiz güven, ahlak, dürüstlük ve medeniyet. Biz kendimizi Panagiri’nin ortasında bulduk. Taze hazırlanmış yemekler, orkestra ve danslarla günzdüz panagirisine ilk defa katıldık. Kuru incirden yapılan Suma isimli bir içki bu köye özgü ve Suma Festivali kapsamında bu panagiri gerçekleşiyor.

Çok eskiden beri bir gelenek olan Suma’nın yapılışında kullanılmış antika tarihi ibrikler duvara gömülü. Bu köyde bir folklör müzeciği bile var. Yani sadece 4 hane yaşasa da Sakız için önemli bir köy Leptopoda.

Ardından Agio Galas köyüne gittik. Köyün alt kısmında bir yamaçta yer alan Panagia Agiogalousena – Meryem Ana manastır kilisesinde hayatımda ilk kez böylesi enteresan ahşap işlemeler gördüm. Siz hiç hamile melek görmüş müydünüz?

Ademle Havva’nın ahşap işlemerinin uyer aldığı bir kilise? Hem de ahşap işçiliği 1500’lere uzanıyordu. Gerçekten şaşkınlık verici ahşap işlemelerle karşılaştık burada. Mağara kısmında ise Kapadokya’dan yüz yıl sonraya tarihlenen en eski fresklerden birisine rastladık. Mağaradaki sarkıttan hala damlayan su bir nevi ayazma kutsal suyu olarak kabul ediliyor.

Ardından tepe köylerini ve de ayaklarımızın altında uzanan Ege denizini seyrede seyrede yolumuza devam ettik. Kimi zaman köylerde durup meydanlarına ve kiliselerine bir göz attık. Pirama köyünün köy kahvesi ve farklı birkaç mekanına yayılan müdavimler sergisini gezdik.

Son duraklarımızdan birisi de Kuzey’de tepeye tünemiş bir kale yerleşimi olan Volissos oldu. Sakız’ın en önemli ve görkemli kasabalarından birisi olarak gerçekten görülmeye değer bir durak. Tarihi Michalis Papamavros Okulu binasını ziyaret ettik. Babaya mektup isimli sergide hem Yunanlı, hem Türk, hem de uluslararası birçok sanatçının eseri vardı: Arda Asena, Shezad Dawood, MD Fazla Rabbi Fatiq, John Gerrard, Evi Kalogiropoulou, Lito Kattou, Eleni Odysseos, Zohra Opoku, Vasilis Papageorgiou, Cindy Sherman, Kiriakos Tompolidis, Nasan Tur, Paky Vlassopoulou, Danh Vo
Bu rotada denize girmek için en güzel nokta: Paralia Agia Markella. Ayrıca Agia Markella Restaurant’ta denize nazır enfes bir öğle veya erken akşam yemeği yiyebilirsiniz. Deniz için Paralia Lefkathia ve Paralia Lampsa da bakir güzel alternatifler.
Volissos tepe kasabasında Giaouzaki tavernası çok güzel geleneksel lezzetler sunan bir taverna.
Konaklamak için: Volissos Liman’da Volissos Holiday Homes ve Ichos Apartments, ve de Volissos tepe kasabasında Lithos Homes güzel alternatifler.
AŞAĞIDA SAKIZ ADASINDAKİ KÖY VE KOYLARA DAİR DİSCOVER CHIOS WEBSİTESİNDE BULDUĞUM BİLGİLERİN ÇEVİRİLERİ YER ALIYOR. DAHA DETAYLI OKUMAK İSTEYENLER İÇİN:

KUZEY DOĞU ROTASI
Moni Moundon / ΜΟΝΗ ΜΟΥΝΔΩΝ
İlk olarak İoannis’in Manastırı, yaygın olarak Moundon Manastırı olarak bilinir, Pelinaion Dağı’nda 300 metre rakımda yer almaktadır. Geleneğe göre manastır başlangıçta Volissos kasabasının yakınındaki Moundas’ta inşa edilmiştir. Ancak ilk keşişler toplumun yakınlığından memnun kalmamış ve manastırlarını bugünkü ıssız konuma taşımaya karar vermişlerdir.
Ne yazık ki manastırın ne zaman kurulduğuna dair bilgimiz yoktur. Bu yeri anan tek kaynak, 1574 tarihli Patrik Jeremias II’nin mühürleri olup, manastırın Hieromonk Iakovos Langadiotis tarafından yenilendiğini kaydeder. Ancak bir Rus Athos keşişinin anlatımına göre, Moundon geniş bir arşive sahipti; buna 1462 tarihli St Matrona Chiopolitis’in vasiyetnamesi de dahildi ki bu da manastırın yaşına dair olası bir göstergedir. Manastır, dünyayı terk edip kendilerini Tanrı’ya adayan seçkin Chiotes’lere ev sahipliği yapmıştır. Bu kişilerden bazıları, örneğin Ioannis Argentis (manastır adı Iakovos’u almış ve sonunda hegumen olmuştur), manastırın boyalı süslemelerini yaratmıştır. Ne yazık ki eski resim evreleri 1881 depreminde yok olmuştur. Günümüze ulaşan freskler anonim bir ressam tarafından yapılmış olup, ana girişin üstündeki lento üzerindeki bir yazıt sayesinde 1849’a tarihlenebilir. İkonografik program zengin ve kapsamlıdır; Dodekaorton’dan sahneler, İsa’nın Kamusal Yaşamı ve Tutkusu’ndan bölümler, Eski Ahit sahneleri, manastır yaşamının yönleri ve aziz tasvirleri içerir. Güney duvarın alt bölümündeki fresk, “gerçek bir keşişin hayatı” yazıtıyla birlikte özellikle ilgi çekicidir. Burada, solunda Hades, sağda ise iki ayrı düzeyde Dünya ve Ölüm ile çevrili çarmıha gerilmiş bir keşiş tasvir edilmiştir. Tüm kompozisyon belirgin halk eğilimleri taşır.
Manastır, dingin tefekkür, çalışma ve dua için ideal olan çarpıcı bir doğal ortamda yer almaktadır. Manastırdan doğudan batıya bakıldığında, Volissos’un ortaçağ kale-kenti, “Ta Markou” ortaçağ yerleşimi ve Diefcha, Pirama, Fita, Kipouries ve Pityos’un daha sonraki yerleşimleri görülebilir. Moundon, adanın başkentinden 31 kilometrelik manzaralı bir yol mesafesindedir.
Moundon Manastırı: Diepha’daki Vaftizci Yahya’nın Moundon Manastırı
Moundon Manastırı Vaftizci Yahya’ya adanmıştır ve her yıl 29 Ağustos’ta kutlama yapılır. Festival aslında dini nitelikte bir hacdır. Yortu gününde İlahi Litürji’den sonra, eski zamanlardan beri geleneksel nohut pilavı servis edilir.
Manastır adını doğal konumundan almıştır; yarı karanlık, puslu çevresinden dolayı. Ayrıca Georgios Zolotas, Moundas adını bölgede yaşamış olabilecek bir Moundas ailesine bağlar. Bir diğer görüş ise Manastırı, NW Volissos ve NW Diepha arasında bir toponim olan Moundos veya Moutons’un bulunduğu yere yerleştirir. Manastır, Patrikhaçlıdır (doğrudan Ekümenik Patrikhane’ye bağlıdır); ancak bugün “feshedilmiş manastırlar” statüsü altındadır.
Manastırın kuruluşunun kesin tarihi hâlâ bilinmemektedir. Tanıklıklar, 1574’ten önce başka bir manastır olduğunu, ancak varlığının kronolojik olarak izlenemediğini belirtmektedir. Emilia Sarous, Manastırı Ceneviz döneminden daha eski kabul eder. Mevcut kanıtlara dayanarak, inşasının erken Bizans döneminde, 968 yılı öncesinde gerçekleştiği sonucuna varıyoruz.
1574 yılında keşiş Iakovos Lagadiotis tarafından Manastırın yenilenmesinden sonra, eğitimli ve sanatsal geleneğe sahip kişiler yerleşmiş ve keşiş olmuşlardır. Geleneklere göre, 16. yüzyıldan itibaren Chiot aristokrasisi, adanın zengin ailelerinin keşişliği seven çocukları burada manastır hayatına girmiştir. Bu olay yıllar içinde manastır etrafında büyük bir ruhsal ve sanatsal ihtişam yaratmıştır. En parlak döneminde keşişler, geniş alanları kapsayan mülklerin ve bağların yetiştirilmesiyle uğraşmışlardır.
Son keşiş, Sidirounda’dan Damaskinos Vassilakis’ti; 1893 yılında 32 yaşında Manastıra girdi. 1961 yılına kadar keşiş olarak kaldı ve o tarihten itibaren Manastır “yetim” kaldı, yani keşişsiz kaldı; bu da bugünkü durumuna düşmesine yol açtı. Manastırın 1462 yılına ait dikkate değer bir el yazması bulunan büyük bir kütüphanesi vardı; bu muhtemelen Osia Matrona Chiopolitis’in Vasiyetnamesini oluşturuyordu.
Moundon Manastırı’nın yaklaşık 200 metre kuzeybatısında, Adelfotheos’un Agios Iakovos küçük kilisesi ve Manastırda yaşamış keşişlerin mezarlığı bulunmaktadır.
Moundon Manastırı’nı kutsal ilan etme çabaları, 1620 yılında rahip Manuel Kalaronis tarafından başlatıldı; ancak para eksikliği nedeniyle başarısız oldu. Fakat keşişlerin dilekleri 1730 yılında yerine getirildi. O zaman, kilisenin duvar resimleri için Başrahip Parthenios ile Kattarakis köyünden Konstantis adında ressam-diyakoz arasında bir anlaşma yapıldı. Bu freskler, yaklaşık yüz yıl sonra Türk vandallığı sırasında tamamen yok edildi. Bugün hâlâ korunmuş olan yeni duvar resmi, 1849 yılında, manastır kilisesinin girişinin üzerinde yazılı tarihin de kanıtladığı gibi, eski bir sıva tabakasının üzerine anonim bir ressam tarafından yapılmıştır.
Moundon Manastırı’nın ikonografi sanatçısı iki üslup eğiliminde hareket eder: popüler post-Bizans ve zaman zaman hafif Venedik tarzı.
Manastrıdaki freskler toplamda 475 adettir; bunların çoğu Eski ve Yeni Ahit’ten sahneleri tasvir eder ve etkileyicidir. Özellikle ilgi çekici olan, kuzey duvarındaki “Gökyüzü merdiveni” yazıtıyla birlikte, din adamlarının cehenneme mi yoksa cennete mi gireceği “mücadelesini” temsil eden tasvirdir. Bunlardan 7 göğüs levhası yok edildi ve 468’i bugün korunmuştur.
Manastırın 1912’de adanın kurtuluş mücadelelerine katkısı da önemliydi; çünkü o dönemde Türk ordusunun bir kısmı manastır binalarına yerleşmişti. Ancak keşişler gizlice haberleri Yunan kuvvetlerine ilettiler ve 18 Kasım 1912’de Yunan ordusunun komutanı N. Delagrammatikas, Lykourgos Tsoukalis’in kaptanlığını yaptığı “Makedonia” savaş gemisinin Volissos Körfezi’ne girmesini emretti; gemi Manastırı bombaladı ve Türk müfrezesini gelmeden önce ele geçirdi. Ayrıca, Alman işgali sırasında, 1943–44 yıllarında, Orta Doğu karargâhının temsilcisi ve Chios’taki Ulusal Direniş’in başı olan Teğmen Jason Kalabokas ve arkadaşlarının saklanma yeri oldu.
Kaynaklar:
- “Chios’un Moundon Kutsal Manastırı’nın Tarihi” – Dr. Andreas Axiotakis
- http://www.thegreektraveller.com
Katavasi
Bu köy, başkenti adanın kuzeybatısına bağlayan ana yol üzerinde yer aldığı için bu adı almıştır. Katavasi’nin nispeten yeni bir köy olduğu, 1900 yılında Sidirounta sakinleri tarafından “dar bir dere yatağının iki yanında” ve yerel 15. yüzyıl asidiği St Matrona Chiopolitis’in kilisesi etrafında kurulduğu anlaşılmaktadır.
Katavasi’deki St Matrona Kilisesi Hagiolojik kaynaklar, St Matrona Chiopolitis’in 14. yüzyılın sonunda Volissos’ta doğduğunu belirtir. Evlenmeyi reddederek keşiş olmaya karar vermiş ve Katavasi köyü çevresinde inzivaya çekilmiştir. Burada ilk inziva hücresini kurmuş ve kendini dua ve çileye adamıştır. Ancak sonunda ebeveynlerinin ısrarına kulak vermiş ve onların ölümüne kadar onlarla yaşamaya dönmüştür. Bundan sonra dünyevi dünyayı tamamen terk etmiş ve tüm malını yoksullara bağışlamıştır. 20 Ekim 1455’te, St Artemios’un yortu gününde ölmüştür.
Katavasi köyünde St Matrona’ya adanmış bir kilise bulunmaktadır. İlk küçük yapı şu anda mezarlık kilisesi olarak hizmet verirken, daha sonra inşa edilen büyük yapı ise köyün kilisesidir. Ada genelinden ziyaretçiler ve hacılar, St Matrona’yı anmak için 20 Ekim’de Katavasi’ye akın eder. Aynı gün Kampos’taki Panagia of Pacheia kilisesinde azizin onuruna bir Ayin düzenlenir.
Volissos / ΒΟΛΙΣΣΟΣ
Volissos, kuzeybatı Chios’un ana yerleşimidir ve Amani olarak bilinen bölgede yer alır. Aynı zamanda Malagkiotis nehri üzerindeki su değirmenlerine giden rotanın başlangıç noktasıdır.
Günümüz Volissos’u, aynı adı taşıyan (ya da vurgu “i” üzerinde olmak üzere Voliskos) antik yerleşimin kalıntıları üzerine kurulmuştur. Söylenceye göre burası şair Homeros’un evi ve son dinlenme yeridir. Bölge ayrıca antik çağdan başka bir önemli olayda da anılır: Atinalılar M.Ö. 412’de burada karaya çıkarak isyancı Chiotes’i Delos Birliği’ne geri getirmek istemiş ve zaferlerinin ardından bölgeyi yağmalamışlardır.
Volissos, başkentten 38 km uzaklıktadır ve bir tepe yamacına amfitiyatro biçiminde inşa edilmiştir. Köyün limanı Limnios olarak bilinir; dar ama manzaralı çakıl taşlı bir plajı olan küçük bir yerleşimdir.
Yakınlarda Managros, Magemena, Gonia, Lefkathia ve Limnos plajları bulunur. Lampsa ve Agia Markella plajları da buradadır.
St Markella Manastırı, hem yerliler hem de turistler için önemli bir hac yeri olup Volissos’tan birkaç kilometre uzaklıktadır. Diplos, yerel kültür derneği tarafından her Karnaval Pazarında köy meydanında yeniden canlandırılan ilginç bir yerel gelenektir. İnsan zinciri, şarkı söyleme ve yerel “Diplos” dansını içerir. Ardından köy meydanında suma, kavrulmuş nohut ve şekerlemelerden oluşan bir şölen yapılır.
Ziyaret edilmeye değer bir başka yer ise Volissos’un üzerine kurulduğu tepenin zirvesindeki Bizans kalesidir. Stratejik bir konumda yer alan bu kale, tüm kuzeybatı kıyı şeridini görür ve Amani’nin en önemli savunma yapısı sayılır. Ortaçağ mimarisine uygun olarak köylerin kendilerine ait küçük surları olsa da Volissos kalesi en önemli ve en heybetli kaleydi. Tarihsel ve arkeolojik bilgilere göre kale muhtemelen 11. yüzyılda inşa edilmiştir. Anna Komnene’nin Alexiad’ında bile anılır. Öte yandan yerel bir gelenek, kuruluşunu 6. yüzyıla tarihler ve onu imparator Justinianus’un ünlü generali Belisarius ile ilişkilendirir.
Kale, 15. yüzyılda adayı kontrol eden Cenevizliler döneminde son halini almıştır. Yukarıdan bakıldığında, duvarlar boyunca altı kuleyle güçlendirilmiş trapezoid bir yapıdır. İçerideki kalıntılar arasında sarnıçlar, kiliseler ve evler bulunur; bu da kalenin zamanında iyi organize edildiğini gösterir. Ayrıca kaleyi Pithonas bölgesine bağlayan yeni keşfedilmiş bir galeriyi ziyaret etme imkânı vardır. Gün batımında bölgeyi ziyaret edenler, kaleyi siluet halinde gösteren ışığın son huzmeleriyle büyülenir.
Öte yandan, adanın başkentinin koruyucu azizi St Markella’nın kutsal hac yeri Volissos’un 8 km batısındadır. Dini turistler için özellikle görülmeye değerdir. Aziz’in yaşam öyküsüne göre, 18 yaşında putperest babası tarafından şehit edilmiştir ve öldüğü yerde sıcak su kaynağı ortaya çıkmıştır. Günümüzde, yakındaki plajda azize adanmış bir kilise inşa edilmiştir ve 22 Temmuz’da, adanın yerel tatilinde, azize anma töreni yapılır. Aziz Markella’nın gerçekleştirdiği mucizelerle ilgili birçok yerel gelenek vardır.
Palia (Palaia, Eski) Potamia
Terk edilmiş Palia (ya da Palaia) Potamia yerleşimi, bir zamanlar gelişen bir topluluğun sessiz tanıkları olan harabe evleriyle büyüleyici bir mimari simgedir. Amfitiyatro biçiminde düzenlenmiş evleriyle bu harabe yerleşim, ziyaretçiler için gerçekten çarpıcı ve heybetli bir görüntü sunar. Palaia Potamia, Chios’un kuzeybatısındaki Amani Dağı’nın doğu yamacının eteklerinde, “Apesos” ve “Karydatos” adlı iki mevsimsel derenin birleştiği bir vadide kurulmuştur. Bu köy, Pirama yakınlarındaki ortaçağ yerleşimi Agios Georgios’un sakinleri tarafından kurulmuştur.
Agios Georgios denizden görünür olduğundan korsanların başlıca hedefiydi. Korsan baskınlarından bıkan sakinleri, yaklaşık 1600 yılında Palaia Potamia köyünü kurdular. Doğal olarak savunulabilir arazi, onları buraya çekmiş ve korsanlardan korunmalarını sağlamıştır. Ancak güvenlik bir bedelle gelmiştir: köyün izole konumu günde yalnızca iki saat güneş ışığı almasına neden olmuş, bu da sağlıksız bir mikro iklim yaratmıştır. Hastalıklar, özellikle tüberküloz kaçınılmazdı. Hastalık köy halkını kasıp kavurmuş ve sakinler 20. yüzyıl ortalarında yavaş yavaş köyü terk ederek sadece 2 km uzaklıktaki Nea Potamia’ya taşınmaya başlamışlardır.
Köy öğretmeni Ioannis Michael Poulis bu yeniden yerleşimde önemli rol oynamıştır. Köydeki sağlıksız ve izole yaşam koşullarını kınayan ve yeniden yerleşim talep eden bir dilekçe hazırlamış, köylüler tarafından imzalanmış ve 23 Nisan 1956’da Valilik Ofisine teslim edilmiştir. Yeniden yerleşim kararı ayrıca 1949 depreminde yol ağının yıkılması ve Amani köylerine erişimin zorlaşmasıyla da etkilenmiştir. Yeni köy 25 Mayıs 1964’te açılmış ve 1970 yılına gelindiğinde eski köyün tüm sakinleri oraya taşınmıştır. Eski köyün simgesi, köylüler tarafından 1912’de inşa edilen okul binasıdır. Eski yerleşimin karşısında, yemyeşil bir arka planın ortasında yer alan Aziz Anthony’ye adanmış köy kilisesi restore edilmiştir.
Aziz Anthony Kilisesi
Ziyaretçiler, terk edilmiş Palia (Palaia) Potamia yerleşiminin tam karşısında Aziz Anthony kilisesini bulabilirler. Bu, batı duvarındaki bir kapıdan girilen, tonozlu tek nefli bir yapıdır. Ana girişin hemen yanında duvara 1800 tarihli mermer bir levha yerleştirilmiştir. Yazılı belgeler kilisenin 18. yüzyılda var olduğunu belirtirken, içindeki etkileyici mermer ikonostasis 19. yüzyıla tarihlenmektedir. Ancak bu anıtın ilk mimari evresine dair başka arşiv veya arkeolojik kanıt yoktur. Yerleşim terk edilmeden önce ana köy kilisesi olarak hizmet vermiştir; bu da geniş boyutuyla da kanıtlanmaktadır.
Her yıl, 16 Ocak akşamında, azizin anma gününde, Nea Potamia sakinleri terk edilmiş köye giderek koruyucu azizleri Anthony’ye adanmış akşam ayinine katılırlar. Bu ziyaret bir gelenekle ilişkilidir: sakinler terk edilmiş evlerde ve eski okul binasında atalarını anmak için fenerler yakarlar. Bu, uzun süredir harabe haldeki evlerde ve diğer yapılarda bir gece boyunca görülen solgun ışık huzmeleriyle çarpıcı bir “diriliş” gibidir. “Anafermos” olarak bilinen bu gelenek her yıl gerçekleşir ve önemli bir yerel etkinliktir.
Chalandra / ΧΑΛΑΝΔΡΑ
Chalandra, kuzeydoğu Amani’nin en yüksek ve en izole dağ yamacına tutunan küçük bir köydür. Konum birçok açıdan idealdir: savunma, rakım ve eşsiz manzaralar. Gerçekten de 470 metre rakımda inşa edilmiş olan Chalandra, Amani’nin en yüksek yerleşimidir (800 m.). Köy meydanında durup manzarayı izleyen ziyaretçiler, Afrodisia ve Pelinaion dağlarını, Keramos nehir vadisini ve Agiasmata’daki denizi görebilir; köyün ünlü olduğu küçük vadiler boyunca bol ve serin sular akar, bu da gür bitki örtüsünün büyümesine olanak tanır. Yükselen ağaçlar köy yapılarıyla ve köy meydanının yakınında gururla duran çan kulesiyle yarışır. Yerel halk esas olarak tarım ve hayvancılıkla uğraşır; köy özellikle cevizleriyle bilinir. Bir halk şarkısına göre: “Badem için Pispilounta’ya, oyuncak için Potamia’ya, ceviz için Frodisia ve Chalandra’ya gideceğiz.”
Önde gelen Chiote dilbilimci K. Amantos, köyün adının “Chaladrion” veya “Charadrion” kelimesinden geldiğini, bunun bir keşişin inziva hücresini tanımladığını ileri sürer. Ona göre isim açıkça ortaçağ kökenlidir ve köy muhtemelen yakınlardaki bir manastır sayesinde bu adı almıştır.
Köyün kuzey tarafında, ziyaretçiler eski okulu ve köy meydanındaki çınar ağaçlarını görebilir. Biraz şaşırtıcı biçimde, bu köy bir zamanlar ekonomik olarak oldukça gelişmişti. Bu durum, köyün genel büyüklüğüne kıyasla kilisenin boyutunda, ahşap oyma ikonostasisinde ve avludaki çakıl mozaiklerinde açıkça görülür. Bu süsleme unsurları, köylülerin Türk yönetimi altında bile oldukça varlıklı olduklarını gösterir. Ancak o dönemde kuzey Chiotes için en kârlı gelir kaynağı ipek üretimiydi. Aşağıdaki halk dörtlüğü (Yunanca’dan çevrilmiştir) bunu açıkça ortaya koyar: “Yukarı ve Aşağı Chalandra, Kamini ve Lardato, dört küçük köy Chios’a sesleniyor.”
İpek dokumacılığın yanı sıra, yerel halk yakınlardaki madenlerden antimon da çıkarmıştır. Aslında, “Petrokopeio” (Yunanca taş ocağı) adı verilen bölgeye adını veren de böyle bir madendir. Modern dönemde Chalandra sakinlerinin çoğu Cape Melanios’taki Keramos madenlerinde çalışmıştır.
Ancak madencilik üretimi, 1822 katliamı sırasında ciddi bir darbe almıştır; ağır iş gücü kayıpları yaşanmıştır. Katliamdan sağ kurtulanlar, gömülmemiş kurbanların yaydığı tifüs salgını, açlık ve zorluklara yenik düşmüştür. Chalandra’dan birçok erkek de 1921 Asya Küçük Seferi’nde hayatını kaybetmiştir. Aziz Paraskevi Kilisesi’ndeki bir mezar yazıtı şöyle der (Yunanca’dan çevrilmiştir): “1921’in düşenlerinin onuruna, Dimitrios Manaoudis, Nik Dontas, Markos Mallas, Dim Zervos, Chr Kalogiros, 3 Mart 1930.”
Yerel halk için bir diğer önemli gelir kaynağı da “Treis Myloi” ve “Sellada”da inşa edilen yel değirmenleriydi. Bu üretim kaynakları Chalandra ve Kamini sakinleri tarafından ortaklaşa sahiplenilmiş ve yerel refaha önemli katkıda bulunmuştur. Ayrıca Agiasmata’daki bir su değirmeninin Kamini’den birine ait olması da dikkat çekicidir.
Chalandra’daki St Matrona Manastırı
Chios ayrıca St Matrona için bir başka önemli hac yerine sahiptir; bu manastır Mesa Didima köyünün kuzeydoğusunda, Mastichochoria’da yer alır. 1470 yılında yerel bir archon olan Roidis tarafından, azizin kendisine rüyasında mucizevi şekilde görünmesinden sonra kurulmuştur. Roidis burada bir kule inşa etmeyi düşünmüş, ancak rüyasında St Matrona Chiopolitis tarafından ziyaret edilince onun adına bir manastır kompleksi kurmaya karar vermiştir. Aslında burada yaşayan ilk iki rahibe onun iki kız kardeşiydi. Manastır, St Matrona için 24 oikoi’den oluşan Lauds hizmetini yazan Chioslu Hosios Nikephoros’un evidir. Manastır, azizi 20 Ekim’de anmaktadır. St Matrona Chiopolitis, Samos, Ikaria ve Santorini gibi adalarda da takipçileri olan, tüm Ege’de sevilen bir azizdir.
Manastır, 1822 katliamı sırasında Türkler tarafından yağmalanmış ve kutsal emanetler sonunda Bursa’ya götürülmüştür. Günümüzde emanetlerin çoğu, manastırın litürjik kapları ve kodeksleriyle birlikte Athos Dağı’nda korunmaktadır; bazı emanetler ise Santorini’deki Imerovigli’deki St Nikolaos Manastırı’nda bulunmaktadır.
Keramos
Keramos, Chios’un kuzeyindeki bir köydür ve adanın başkentinden yaklaşık 53 kilometre uzaklıktadır. Bu, Pelinaion Dağı’nın karşısında, Amani’nin ağaçlarla kaplı yemyeşil yamaçlarında 220 metre rakımda amfitiyatro biçiminde inşa edilmiş bir dağ köyüdür. Köy, adını yerel topraktan almıştır: “keramitida gi” (Yunanca’da seramik yapımına uygun toprak), seramik için ideal bir hammaddedir. Keramos, Amani’nin en önemli yerleşimlerinden biridir ve tarihi, yerel antimon madenciliği ve işlenmesiyle yakından bağlantılıdır.
Bölgenin tamamı, uygun işlemle antimon çıkarılabilen stibnit açısından zengin volkanik kayalardan oluşur. Antimonun çeşitli yumuşak metallerle (örneğin kurşunla) karıştırılmasının alaşımların sertliğini ve mekanik dayanıklılığını önemli ölçüde artırdığı antik çağlardan beri bilinmektedir. İsminin Yunanca kökenli olduğu sıkça söylenir: “anti” ve “monos” bölümleri, antimonun doğada asla saf halde bulunmadığını, her zaman başka elementlerle, özellikle arsenikle birlikte bulunduğunu ifade eder. Ancak kelime muhtemelen antik çağda bilinen mineralin Latince adı “stibium”un Arapça bozulmasından türemiştir ve periyodik tabloda kullanılan sembolünü (Sb) buradan alır.
Antimon bileşikleri antik çağlardan beri kozmetiklerde kullanılmıştır. Antimon metalik (yani elementel) formda da biliniyordu, ancak uzun süre yanlışlıkla bir tür kurşun olarak kabul edilmiş, araştırmalarla ayrı bir element olduğu doğrulanmıştır. Yaşlı Plinius, anıtsal eseri Naturalis Historia’da (Doğa Tarihi) tıbbi antimon trisülfür üretmenin çeşitli yollarını tanımlamış ve ayrıca iki tür antimon belirlemiştir: “erkek” ve “dişi”. Muhtemelen antimon trisülfürü “erkek” antimon, doğal metalik antimona ise daha ağır, daha az kırılgan “dişi” antimon olarak bakmıştır. Antimonun izole edilme süreci ilk kez Vanoccio Biringuccio tarafından 1540 tarihli De la pirotechnia adlı eserinde tanımlanmıştır.
Leptopoda / ΛΕΠΤΟΠΟΔΑ
Bu köy oldukça alışılmadık bir isme sahiptir; kökeni çevredeki sınırlı ve sığ tarım arazilerini tanımlayan “lepta pedia” (Yunanca’da dar tarlalar) kelimelerine dayanır. Bu, hem çarpıcı manzaralara hem de güzel mimariye sahip bir dağ köyüdür. Başkentten 57 kilometre uzaklıktadır ve Chios’un en kuzeydeki yerleşimlerinden biridir. Leptopoda, Amani’nin kuzeydoğu yamaçları ile Chios’un en yüksek dağı Pelinaion’un kuzey yamacı arasında, 260 metre rakımda inşa edilmiştir.
Tarihi, diğer Chios köylerinde olduğu gibi hem mimaride hem de yerel halkın konuştuğu ağızda açıkça görülür. Galeriler ve kemerler, ortaçağ yapılarının kalıntılarıyla birleşerek burada temel mimari arka planı oluşturur.
Ancak bu köyü özellikle farklı kılan şey evlerin inşa edilme biçimidir. Evler birbirine o kadar yakın yapılmıştır ki dış duvarları esasen tek bir koruyucu bariyer oluşturur. Dar sokaklar galerilerin altından kıvrılarak geçer; galerilere genellikle kemerli girişlerden ulaşılır. Bu köyde bazı sokaklar tamamen kapalıdır; üzerlerine küçük pencereli evler inşa edilmiştir. Yerleşimin daha iç kısımlarındaki evlerde pencere yoktur; bunun yerine biraz ışık almak için tavanda bir açıklık bulunur.
Yakın zamanda restore edilen köyün merkezi kilisesi Meryem Ana’nın Doğumuna adanmıştır ve 8 Eylül’de kutlanır. Bu gün düzenlenen yerel yortu, Chios genelinden ziyaretçileri ve hacıları çeker. Köy sakinleri buna “tis Despoinis” (Madonna’nın) yortusu der.
Heykeltıraş G. Kanellos’un yaptığı modern bir heykel, “bilgi ağacı”, yerel yer adlarıyla işlenmiş olarak kilisenin girişini süsler. Ziyaretçiler “tou Patriarchi” (Patriğin yeri) olarak bilinen bölgede eski bir yapının kalıntılarını görebilir. Bir diğer önemli yerel harabe, “Palaiopyrgos” (eski kule) olarak bilinir ve bir zamanlar eski bir skete olduğu söylenir. Köyde hem yerel mirası hem de eşsiz doğal güzelliği görmek mümkündür: yerleşimin üzerindeki yamaçlara sık bir çam ormanı tutunur, her Mayıs ayında yakınlardaki tarlalardaki ürünler çiçek açar ve çevreye parlak sarı bir renk verir.
2006’da köyde açılan bir folklor müzesi, ziyaretçilere bu yerin zengin halk mirasını doğrudan deneyimleme imkânı sunar. Taş yapılı bir binadır, iki bölüme ayrılmıştır ve her bölümde geçmişte köylüler tarafından kullanılan günlük eşyalar sergilenmektedir.
Agiasmata
“Agiasmata” Kaplıcaları, yerel halk tarafından basitçe Agiasmata olarak bilinir, kuzeybatı Chios’ta, başkentten elli yedi kilometre uzaklıkta bulunur. Burası kaplıca ve hidroterapi tesisleriyle ünlüdür. Jeolojik çalışmalar, yerleşimin batı kenarı boyunca doğu-batı yönünde uzanan bir jeolojik fay belirlemiştir; bu fay, bölgedeki çeşitli kaynakların kaynağıdır.
Bunlardan biri, yer kabuğunun alt katmanlarına sızan, süreç içinde ısınan ve geçirimsiz kaya bariyerleriyle karşılaştığı yerde depolanan sıcak bir kaynaktır. Yolculuğu sırasında bu su jeolojik oluşumlarla karşılaşır ve mineraller, iz elementler ve tuzlarla zenginleşir; bu da onu tedavi amaçları için ideal kılar. Romatizmal ve diğer rahatsızlıkları olan ziyaretçiler, GNTO (Yunan Ulusal Turizm Örgütü) onaylı Agiasmata kaplıcasında rahatlama bulacaklardır.
Buradaki termal suların deniz suyuyla benzer özelliklere sahip olduğu dikkate değerdir. Isınmış su daha hafiftir ve jeolojik faylardan daha hızlı yükselir, bu süreçte deniz suyuyla karışır. Yukarıdan yüzeye, yerin derinliklerine ve tekrar yüzeye olan bu yolculuk 500 yıldan fazla sürebilir.
Agiasmata plajı eşsiz ve güzeldir; görkemli huzuru ve engebeli doğal çevresi ziyaretçileri kesinlikle büyüler. Yaz meltemleri ve kış fırtınaları suyun dalgalar halinde plaja vurmasına neden olur, iyot dolu damlacık bulutları saçar; bu da deniz tutkunları için bir keyiftir. Thalassoterapi, çok çeşitli romatizmal, ortopedik veya akciğer rahatsızlıklarını tedavi etmeye yardımcı olabilir. Ancak yerel suların şifa özelliklerinin ötesinde, ziyaretçiler burada muhteşem manzara ve dalgaların ritmik sesi eşliğinde huzur bulacaklardır.
Yerel halk uzun zamandır köylerinin faydalı termal sularının “mucizevi” olduğuna, ilahi müdahaleyle doğaüstü özelliklerle donatıldığına inanmıştır. Ayrıca Agiasmata’nın termal suları, uçucu yağlar ve sakız yağı ile birlikte sakız kozmetiklerinin üretiminde kullanılmıştır.
Termal kaynaklarının ötesinde, Agiasmata doğa yürüyüşleri, bisiklet ve doğa gezileri için ideal bir yerdir. Tarih ve arkeoloji meraklıları, uzun süredir terk edilmiş antimon madenlerini ve St Nikolaos ile Kutsal Kuşak kiliselerini ilginç bulacaktır. Şarap meraklıları “Ariousios Oinos” bağlarını Agiasmata’nın hemen dışında bulabilir; ayrıca Egrigoros’ta keşfedilecek bir şaraphane de vardır.
“Ariousios Oinos”, Chios şarabı, yerel şarapların ünlü bir harmanıydı ve 1. yüzyıl A.D. coğrafyacı, filozof ve tarihçi Strabon tarafından övülmüştür. Onun canlı ve doğru anlatımına göre: “Ariousia, otuz stadyonluk, sert ve limansız bir toprak, Yunan şaraplarının en iyisini üretir.” Görüldüğü gibi Strabon, burada üretilen şarapları Yunanistan genelinde üretilenlerin en iyileri arasında saymıştır. Gerçekten de Chios’un kuzey kısmı antik çağlardan beri bağlarıyla ünlüdür.
Afrodisia
Afrodisia, çok sayıda ağaç ve kaynağın bulunduğu bir konumda amfitiyatro biçiminde inşa edilmiş küçük bir köydür. Adını aşk ve güzellik tanrıçası Venüs’ten almıştır ve söylentiye göre tanrıçanın tapınağı St Mammas Kilisesi’nin altında gömülüdür. Kilisenin yanı sıra, Şehitler Anıtı, eski kaynak ve eski okul görülmeye değerdir. Afrodisia’nın yortu günü 2 Eylül’dür; bu gün St Mammas kutlanır. Ayrıca 14 Eylül’de Kutsal Haç’ın Yüceltilmesi yortusu da kutlanır.
Egrigoros
Egrigoros küçük bir köydür; bol ve gür bitki örtüsü ile çok sayıda doğal kaynakla karakterizedir. Ana kilise İsa Mesih’e adanmıştır ve köyün yortusu 6 Ağustos’ta, İsa’nın Başkalaşımı kutlandığında yapılır.
Kourounia
Kourounia köyü, Amani Dağı’nın kuzey yamaçlarına tutunur; adını taşıyan dağ deresinin yukarısında, deniz seviyesinden 360 metre yükseklikte yer alır. Bu dere kuzeye doğru akarak yaklaşık iki kilometre uzaklıktaki Galatou plajında Ege Denizi’ne dökülür. Bu manzaralı yerleşim ziyaretçiler için çok şey sunar.
Köy, yerel bağlarda üretilen tatlı “Kourouniotiko” şarabıyla ünlüdür. Gerçekten de bağlar köyden göz alabildiğine uzanır; Egrigoros’a giden yol boyunca, Volissos çevresinde yayılır. Bu nedenle, bu bölge Homeros zamanından beri “Ariousia chora” (Yunanca’da Ariousioi’nin toprağı) olarak bilinir; antik çağda çok değer verilen ve övülen Ariousios şarabının evidir. Ziyaretçiler, yerel şarap çeşitlerinin sunulduğu yerel şaraphaneleri ziyaret ederek bu köklü şarap yapım geleneğini hissedebilirler.
Yakın zamanda, eski okul binasında bir “Kilise Müzesi” kurulmuştur; burada ziyaretçiler köy kilisesinin boyalı süslemelerini hayranlıkla izleyebilirler. Tüm eserler, ünlü dini ressam Panagiotakis’in çalışmalarına aittir.
Nenitouria
Nenitouria, dört yerleşimden oluşan küçük bir köydür; bunlardan üçü hâlâ iskân edilmektedir. Eski yel değirmenleri ve Meryem Ana’nın Müjdeleme Şapeli kesinlikle görülmeye değerdir. En yakın plaj, aynı adı taşıyan şapelin bulunduğu Agios Georgios Krasas’tır. Nenitouria köyü, 6 Eylül’de Başmelek Aziz Michael’in yortu gününü kutlar.
Agio Galas & Panagia Agiogalousena
Agio Galas, 230 metre rakımda bir tepe üzerine kurulmuştur; adını mağara tavanından damlayan süt benzeri mucizevi sıvıdan alır. Bölge Erken Neolitik dönemden (M.Ö. 6000–5000) beri iskân edilmiş görünmektedir. Köy güçlü bir kırsal yaşama sahiptir; çok sayıda yel değirmeni ve ortaçağ sur kalıntıları vardır. Ayrıca Aziz Thallelaios olarak da bilinir; çünkü küçük kilisesi hâlâ iyi durumda ayakta durmaktadır ve 1711’de yapılmış ahşap oyma bir ikonostasis barındırır. Köy, mağara içindeki etkileyici ama sınırlı sarkıt oluşumları ve girişteki Panagia Agiogalousena (Meryem Ana) kilisesiyle ünlüdür. Panagia Agiogalousena kilisesi 13. yüzyıldan kalmadır. Haç planlı kubbeli tarzda olup, tapınağın kemerleri daha sonra eklenmiştir. İnce oyulmuş ikonostasis iç dekorasyonun etkileyici bir parçasıdır. Kilise, aynı adlı mağarada damlayan beyaz süt benzeri sıvıdan adını almıştır. Geleneğe göre, bu kilise, cüzzamlı kızını bu sıvı sayesinde iyileştiren bir kralın emriyle inşa edilmiştir. Yakında, Post-Bizans mimarisine sahip Agios Thalleleos kilisesini göreceksiniz; burada Chios’un en eski oyma ikonostasis’i bulunmaktadır.
Agio Galas Mağarası
Agio Galas mağarası, aynı adı taşıyan köyün kuzeybatısında yer alır ve üç mağaradan oluşan bir komplekstir. En yüksek mağara en az bilinenidir. Orta mağaranın girişinde, 13. yüzyılda inşa edilmiş Panagia Agiogalousaina şapeli vardır. Şapel, muhteşem bir ahşap ikonostasis ile süslenmiştir. Daha derinlere gidildiğinde Aziz Anna şapeli görülür ve ardından hâlâ süt benzeri bir sıvının damladığı, şifa verici özelliklere sahip olduğuna inanılan mağara kısmına ulaşılır. Bölge adını bu olgudan alır. En alttaki ve en büyük mağara, 220 metre uzunluğunda bir koridor, labirentimsi bir desen ve önemli sarkıt süslemeleri içerir. Mağaralarda yapılan kazılar, Neolitik döneme (M.Ö. 5500) tarihlenen büyük arkeolojik değer taşıyan buluntular ortaya çıkarmıştır. Çömlekler, aletler ve figürinler bunlardan bazılarıdır ve Chios Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir. Agio Galas, 22 Ağustos’ta Meryem Ana günü ve gecesi kutlamaları yapar.
Melanios
Melanios küçük bir köydür ve Chios Katliamı ile yakından bağlantılıdır. 1822’de birçok insan, adada Türkler tarafından gerçekleştirilen korkunç olaylardan kurtulmak için Samos’a küçük gemilerle kaçmaya çalışarak Cape Melanios’a sığınmıştır. Ne yazık ki, 10.000’den fazla kişi kurban olmuş ve 12.000’den fazla kadın ve çocuk köleliğe sürüklenmiştir. Köyde bu insanları onurlandıran bir Anıt sergilenmektedir. Köyün yakınında, yerleşimin eski yel değirmenlerinin yerini alan bir rüzgâr çiftliği vardır. Melanios, 17 Temmuz’da, Agia Marina’nın yortu gününde kutlama yapar.
Parparia
Parparia, taş evleri ve dar sokakları olan küçük bir köydür. Köyün yakınında, içinden doğal bir kaynağın aktığı Panagia Pagousaina kilisesi vardır. En yakın plaj, aynı adı taşıyan şapelin bulunduğu Zanakounta’dır. Köy, 26 Temmuz’da Aziz Paraskevi Günü’nü ve 27 Eylül’de Aziz Yuhanna Teologos’un yortu gününü kutlar.
Pirama
Pirama köyü, Volissos köyünün 4 km kuzeybatısında yer alır. Pirama’da görülmeye değer yerler arasında Venedik kulesi, bölgedeki şapeller, Vaftizci Yahya Kilisesi ve şu anda köyün kültür derneğine ev sahipliği yapan okul binası vardır. Pirama, 29 Ağustos’ta Vaftizci Yahya’nın yortu gününü kutlar.
Sidirounta
Sidirounta, bir tepe üzerine kurulmuş ortaçağ köyüdür ve taş evlerden ile dar sokaklardan oluşur. Muhtemelen evlerin inşasında kullanılan demir taşlardan dolayı bu adı almıştır. Köyün ortasında yer alan Aziz George Kilisesi görülmeye değerdir; buradan Ege Denizi ve çevredeki kıyıların muhteşem manzarası izlenebilir. Köyün güneyinde, “Pahy” adı verilen bölgede yakın zamanda yenilenmiş bir Vigla bulunmaktadır. Yakınlarda Prastia, Tigani, Makria Ammos ve Gerita gibi turkuaz sulara sahip birçok plaj vardır. Yerel kutlama günü 29 Ağustos’tur.
KUZEY BATI ROTASI
Vrontados
Vrontados, yaklaşık 5.000 sakini olan bir sahil bölgesidir. Uzun denizcilik geleneğiyle ünlüdür; Vrontados filosu 1821 Devrimi sırasında önemli ölçüde yardımcı olmuştur. Yıllar içinde küçük gemilerin kaptanları gemi sahiplerine dönüşmüş ve uzun gelenek hâlâ iyi korunmuştur. Belediye binasının karşısında, denizde veya yurtdışında ölen tüm denizcilere adanmış Afanis Nautis (Kayıp Denizci) heykeli durmaktadır. Yeşillikler, dar sokaklar, manzaralı limanlar ve marinalar, meyve bahçeleri, bahçeli evler, yel değirmenleri, anıtlar ve güzel plajlar Vrontados bölgesine hâkimdir. Ayrıca Aipos atletik köy tatil beldesinde dikkate değer spor tesisleri, Lo Körfezi’nde su sporları tesisleri ve “Fafaleio” stadyumu vardır. Bölgenin en önemli birlikleri, güçlü sosyal, kültürel, entelektüel ve atletik rolleriyle F.O.V. ve P.E.K.E.V.’dir.
Vrontados’un limanı Daskalopetra’dır (Yunanca’da Daskalos öğretmen, Petra taş demektir). Bölge, büyük efsanevi şair Homeros’un Odyssey ve İlyada’yı öğrettiği söylenen küçük bir tepenin üzerindeki Homeros Taşı’ndan dolayı onun adını almıştır. Aynı yerde doğa tanrıçası Kybele’nin ona adanmış açık hava tapınağında ibadet edildiği de söylenir. Çakıllı Daskalopetra plajı, bir paşaya ait bir çeşme alanından adını alarak Vrisi tou Pasa olarak da bilinir. Daskalopetra’dan kısa bir süre sonra, önemli bir filolog ve dilbilimci olan Psihari’nin mermer mezarı vardır. Bir süre sonra yol Mersinidi Manastırı’na ve onun harika plajına ulaşır. Vrontados’un batı kısmında, bol suyu ve gür bitki örtüsüyle bilinen güzel bir bölge olan Kleidou vardır. Buradan başlayan bir dağcılık rotası, Aipos Dağı’na kadar uzanır. Aipos Dağı’ndan Chios’un doğu kıyısının, Vrontados’un, şehrin ve Küçük Asya kıyısının nefes kesici manzaraları görülebilir. Dağ yolunun başlangıcında küçük Aziz Makarios Kilisesi vardır; burada Diriliş akşamında Panagia Erithiani ve Aziz Markos kiliseleri arasındaki muhteşem Rouketopolemos (Roket Savaşı) gösterisini izlemek için coşkulu kalabalıklar toplanır. Her Kutsal Cumartesi akşamı yüzlerce derme çatma roket bu iki kilise arasında ateşlenir ve binlerce ziyaretçi ve yerli bu görkemli geleneği deneyimler.
Lagada
Lagada, uzun denizcilik geleneğine sahip pitoresk bir sahil köyüdür. Küçük çam ve okaliptüs ormanları Lagada’yı çevreler ve köy özellikle balık tavernalarıyla ünlüdür. Köy dar sokaklardan, küçük evlerden ve düzenli bahçelerden oluşur. Koy doğal bir liman oluşturur ve kuzeydoğu Ege’de Oinousses adaları kompleksi görülebilir. Lagada’dan Oinousses’e günlük seferler vardır; kullanılan ulaşım aracına bağlı olarak bir saat veya yirmi dakika sürer. Köyün kilisesi Aziz Yuhanna’dır ve Lagada’ya yakın terk edilmiş Kydianta Agrelopo yerleşimi bulunur. Yerel kutlama günü 17 Eylül’dür.
Pantoukios
Pantoukios, Sykiada’nın limanı olan küçük bir sahil köyüdür. Yaz aylarında birçok kişi tatillerini burada geçirir. Birkaç ev, selvi ağaçları, bir kafe, bir taverna, küçük manzaralı bir liman ve küçük bir plaj bu güzel köyü karakterize eder.
Sykiada
Sykiada köyü, denize çok yakın olmasına rağmen bir tepe üzerine amfitiyatro biçiminde inşa edilmiştir. Yeni ve eski evlerden ve dar sokaklardan oluşur; köylüler esas olarak çiftçi ve denizcidir. Sykiada’nın limanı küçük ve manzaralı Pantoukios’tur. Bölgedeki önemli kiliseler Aziz Isidoros, Aziz Yuhanna, Aziz Nikolaos ve Theotokos’un Doğuşu’dur. Köy 8 Eylül’de kutlama yapar.
Kardamyla
Kardamyla, büyük bir denizcilik tarihine ve gemi sahiplerine sahip bir yerdir. Köy meydanının yakınında, eski yerleşim olan Spilia bulunur.
Spilia, dar sokakları ve taş evleriyle karakterizedir. Evler birbirine çok yakın inşa edilmiştir ve bu da onları korsan saldırılarına karşı koruyan bir tür doğal sur işlevi görmüştür. Spilia’nın mimarisi, ortaçağ Chios köylerinin tipik özelliklerini taşır.
Kardamyla’nın yeni yerleşimi, sahil boyunca uzanır ve modern bir limana sahiptir. Liman, Kardamyla’nın denizcilik geleneğinin kalbidir; buradan çok sayıda gemi sahibi ve denizci çıkmıştır. Köyün meydanı, kafeler ve restoranlarla çevrilidir ve yerel halkın buluşma noktasıdır.
Yakınlarda Nagos plajı bulunur; bu plaj çakıl taşlarıyla kaplıdır ve berrak sularıyla ünlüdür. Nagos, yaz aylarında hem yerel halk hem de turistler için popüler bir yüzme ve dinlenme yeridir. Ayrıca Giosonas plajı da yakındadır; bu plaj daha geniştir ve doğal güzelliğiyle dikkat çeker.
Kardamyla bölgesi, denizcilik geleneğinin yanı sıra tarım ve balıkçılıkla da bilinir. Zeytinlikler ve bağlar köyün çevresini süsler. Yerel şarap ve zeytinyağı üretimi, köyün ekonomisine katkıda bulunur.
Kardamyla’nın yortu günü, Aziz Nikolaos’a adanmıştır; bu gün köyde büyük kutlamalar yapılır. Aziz Nikolaos, denizcilerin koruyucu azizi olarak bilinir ve Kardamyla’nın denizcilik kimliğiyle doğrudan bağlantılıdır.
Nagos
Nagos, Kardamyla’nın yakınında bulunan bir plajdır. Çakıl taşlarıyla kaplıdır ve berrak sularıyla ünlüdür. Yaz aylarında hem yerel halk hem de turistler için popüler bir yüzme ve dinlenme yeridir. Plajın çevresi ağaçlarla kaplıdır ve doğal güzelliğiyle dikkat çeker.
Giosonas
Giosonas plajı, Kardamyla yakınlarında yer alır. Nagos’a göre daha geniştir ve doğal güzelliğiyle öne çıkar. Çevresindeki doğa, ziyaretçilere huzurlu bir ortam sunar. Yaz aylarında yüzme ve güneşlenme için tercih edilen bir yerdir.
GÜNEY BATI ROTASI
Thimiana
Thimiana, adaya kızıl kahverengi “Thimiana” taşını sağlayan taş ocaklarıyla bilinen oldukça büyük bir köydür. Çakıllı avlusu olan Aziz Efstratios Kilisesi aynı taşla 1890’da inşa edilmiştir. Köyün kilisesi Aziz Demetrios’tur ve 1822’de Türklere karşı savaşırken ölen Ioannis Fatouros’un heykelinin bulunduğu Fatouros Bahçesi önemli görülecek yerler arasındadır. Köyün limanı Agia Ermioni’dir ve yakın plajlar Karfas, Mega Limnionas ve Agia Fotia’dır. Thimiana, “Mostra” adlı karnavalıyla iyi bilinir. Bu, eski geleneklerin yeniden canlandırıldığı ve birçok misafirin kutlama için toplandığı 3 günlük bir karnavaldır.
Kampos
Kampos, adanın doğu tarafında yer alan, büyük tarihe sahip bir ova bölgesidir. Burası turunçgil bahçeleri, eski konaklar ve dar yolların yoğun, karmaşık ağıyla doludur. İki dere tarafından geçilen Kampos, adanın en verimli bölgelerinden biridir. Thimiana köyünün renkli taşlarıyla yapılmış yüksek duvarlar, hem bahçeleri hem de büyük tarihî değere sahip konakları korur. Konakların mimarisi, 14. yüzyıldan 19. yüzyıl başlarına kadar olan erken Ceneviz döneminden itibaren gelişmiştir.
Her ailenin sembollerini taşıyan görkemli ahşap kapılar, içlerinde portakal, limon ve mandalina ağaçlarıyla dolu dönümlerce araziyi korur; bu nedenle özellikle bahar mevsiminde hoş kokular havada dolaşır. Kampos, yaşam alanı ve çalışma alanını büyüleyici bir ortamda birleştirir. Çakıllı veya taş döşeli avlular çam, selvi ve ceviz ağaçlarıyla süslenmiştir ve üstlerinde yuvarlak tekerlekleri olan kuyular (Maggani), sarnıçlar ve bahçenin sulandığı havuzlarla çevrilidir.
- İki veya üç katlı konaklar, büyük kapılar, kemerli pencereler, mermer sütunlardan oluşan revaklar ve küçük kemerli balkonlarla inşa edilmiştir. Kampos, Kültür Bakanlığı tarafından korunan tarihî alan ilan edilmiştir. Çoğu yapı, Chios Katliamı ve 1881’deki büyük deprem sırasında uğradığı zarar nedeniyle harabe halinde korunmaktadır. Argentiko, Mavrokodatiko, Citrus ve Riziko gibi birçok konak ziyaret edilebilir. Kampos’un güzelliğini gezip hayranlıkla görmek için en iyi yol yürüyerek, bisikletle veya motosikletle dolaşmaktır.
- Konak ve Bahçe: Ev yolun yanında yer alır ve giriş avlusu üzerinden yapılır. Konağı ve bahçesini yoldan ayıran yüksek duvarlar, avlu girişine yer açar. Kapı, her ailenin armasıyla kendine özgü bir özellik taşır. İçeri girildiğinde görülen ilk şey, her zaman ağaçların gölgesinde serin olan çakıllı veya taş döşeli avludur. Avlu her zaman hem kabul salonu hem de günlük yaşamın sürdüğü yer olmuştur. Burada konağın merdiveni, üstünde tekerlek olan kuyu (Magganos), sarnıç ve bahçeye giriş bulunur.
- Magganos: Kuyu, avluda dairesel biçimde özel olarak tasarlanmış bir alanda yer alır. Bu, üstünde yuvarlak tekerlek bulunan dört sütunlu büyük bir yapıdır. Zincirlere bağlı bir dizi kova tekerleğe dayanır. Bir eşek Magganos’un etrafında dönerek tekerleği hareket ettirir ve kovaları kuyudan suyla doldururdu. Zamanla geleneksel eşek kullanımı elektrik gücüyle değiştirilmiştir.
- Sarnıçlar: Magganos’a yakın kare sarnıç, yeraltı borularıyla doldurulur ve ağaçların sulanmasını sağlar. Dört köşesindeki sütunlar bitkiler ve asmalarla süslenmiştir; sütunların tabanında yıkama amaçlı yalaklar vardır. Sarnıcın yanında genellikle yükseltilmiş bir oturma alanı bulunur.
- Bahçe Kapısı: Bir kapı avluyu bahçeden ayırır ve taş yollar tüm ekim alanlarına dallanır. Geniş bahçede çiçekler, bitkiler, sayısız ağaç ve sürekli akan suyun sesi herkese eşlik eder.
Karfas
Karfas, Chios şehrine ve havaalanına sadece birkaç kilometre uzaklıkta bulunan adanın en popüler plaj tatil beldelerinden biridir. Geniş kumlu plajı ve sığ, sıcak suları Karfas’ı aileler ve küçük çocuklar için en popüler destinasyonlardan biri yapar. Burası su sporları ve plaj oyunları için uygundur. Karfas bölgesinde tüm konaklama ihtiyaçlarını karşılayacak çok sayıda otel ve oda vardır. Plajın üzerindeki dar yolda birçok kafe ve bar bulunur; canlı bir gece hayatı sunar. Ayrıca tavernalar, restoranlar, mini marketler, internet kafe, bankamatikler ve turistik dükkânlar da vardır. Oteller tarafından sık sık Yunan geceleri düzenlenir. Karfas’ta kiralama acenteleri vardır ve ziyaretçiler araba, motosiklet veya bisiklet kiralayabilir; bu, yakındaki muhteşem Kampos bölgesini keşfetmek için idealdir. Sık günlük otobüs seferleri Karfas’ı Chios şehrine ve diğer destinasyonlara bağlar.
Nenita
Nenita, birkaç mahalleden oluşan büyük bir köydür. Halk tarım ve mastihanın üretimiyle uğraşır. Köyde Meryem Ana, Aziz Isidoros, Aziz Anargyroi ve Kato Panagia gibi birçok kilise vardır. Köyün ana tapınağı Aziz George’dur. Ayrıca köyün yakınında Başmelekler’in büyük manastırı vardır. Bir diğer güzel kilise Aziz Tryphon’dur; burada Ege Botanik Bahçesi hoş bir çevrede yer alır. Nenita’nın özel bir yanı da geleneksel dansıdır. “Tripatos” adı verilen bu dans hâlâ her festivalde oynanmaktadır.
Nenita’nın iki limanı vardır. Vokaria köyün kuzey tarafında, Gridia ise güney tarafındadır. Köyün yortu günü 5 Haziran ve 15 Ağustos’tur.
Emporios
Emporios, adanın güneydoğu kısmında küçük manzaralı bir limana sahip sahil yerleşimidir. Bölge, volkanik kökenli büyük siyah çakıllarıyla ünlü Mavra Volia ve Foki plajları sayesinde çok popüler bir destinasyondur. Plajlar, Psaronas’ın aktif olmayan volkanından özelliklerini almış ve berrak turkuaz sularla kontrast oluşturarak benzersiz bir manzara yaratmıştır. Emporios limanında iyi yemek sunan birkaç taverna vardır.
Emporios aynı zamanda arkeolojik açıdan da ilgi çekicidir. Peygamber İlyas Dağı’nın yamacındaki kazılar, bölgenin Erken Tunç Çağı’ndan beri iskân edildiğini ortaya çıkarmıştır. Liman, kötü hava koşullarında gemiler için bir sığınak oluşturmuş ve ticaret limanı olarak hizmet vermiştir. M.Ö. 9. yüzyılda Akropolis ve ev gruplarından oluşan antik bir yerleşim inşa edilmiştir. Akropolis’te tanrıça Athena’nın tapınağı bulunuyordu; kalıntıları bugün görülebilir. Bol miktarda günlük eşyalar ve kadın figürleri gün yüzüne çıkarılmıştır. Antik yerleşime giden yoldan Emporios ve Komi’nin, Küçük Asya’nın, Ikaria ve Samos’un muhteşem manzarası görülebilir. “Ksysta” ile ünlü Pyrgi köyü sadece 10 dakika uzaklıktadır; Komi tatil beldesi ise kısa mesafededir. Emporios’ta villalar, tatil evleri, oteller ve apartmanlar vardır.
ORTA GÜNEY ROTASI
Pyrgi
Pyrgi, çok sayıda sakini olan çok büyük bir köydür. Köy uzun bir tarihe, ilginç folklor hikâyelerine ve büyük mimari öneme sahiptir. Güneydeki tüm köylere hâkim olan ortaçağ biçimini iyi durumda korumaktadır. Adanın en büyük ovasının kalbinde yer alan köy, birbirine bitişik inşa edilmiş evlerden ve dar sokaklardan oluşur. Evler köyün dış duvarını oluşturur ve çatılar düzdür. Köy, değerli mastihayı ele geçirmek isteyen korsanlardan sakinleri korumak için 14.–15. yüzyılda inşa edilmiştir. Köyü özel kılan şey “ksysta”dır. Çoğunlukla dekoratif geometrik desenler olan ksysta, duvar yüzeylerine oyulmuş ve keskinleştirilmiş motiflerdir; köydeki her yapıyı süsler ve Pyrgi’yi özel bir destinasyon haline getirir. Ceneviz kulesi Pyrgi’deki bir diğer ilginç yerdir; aynı şekilde 13. veya 14. yüzyılda inşa edilmiş Bizans Aziz Apostoli Kilisesi de öyledir. Köyün kilisesi Meryem Ana’dır; tamamen ksysta ile kaplıdır ve 1694 yılına tarihlenir. Pyrgi’nin limanı, Emporios’un manzaralı koyudur. Tanrıça Athena tapınağının kalıntıları arkeolojik alanın tepesinde yer alır; ünlü Mavra Volia plajı ve birkaç mil ötedeki Vroulidia plajı kaçırılmaması gereken etkileyici yerlerdir. Diğer yakın plajlar Karida ve Kato Fana’dır; burada Apollo tapınağının kalıntıları bulunmuştur. Köy 15 Ağustos ve 23 Ağustos’ta kutlama yapar.
Olympi
Olympi, özellikleri oldukça iyi korunmuş küçük bir kale-köydür. Taş evler uzaktan görünür ve köyün muhteşem manzarasını sunar. Köy meydanında, partiler ve festivallerde kapılarını açan eski bir taş kule vardır. Kule dışında, Aziz George Kilisesi ve 18. yüzyıldan kalma ahşap ikonostasisli eski Aziz Paraskevi Kilisesi çok önemli yerlerdir. Olympi’nin iyi bilindiği bir diğer şey, “Olympousiko” adı verilen yerel şaraptır. Ayrıca, Karnaval Pazartesi günü köy meydanında Aga geleneği yeniden canlandırılır ve çok sayıda ziyaretçi çeker. Küçük Olympi köyünden birkaç kilometre uzakta, dikkat çekici sarkıt ve dikit süslemelerine sahip Olympi mağarası vardır. Yakındaki plajlardan bazıları Salagona, Aziz Theodosia Kilisesi’nin bulunduğu Agia Dynami, Karida ve Kato Fana’dır. Köy, Aziz George Günü’nde, 23 Nisan’da kutlama yapar.
Mesta
Mesta köyü, Chios’un en iyi korunmuş ortaçağ kale köyüdür. Ortaçağda inşa edilmiş olup, düşmanlardan korunmak için karmaşık bir savunma sistemi geliştirmiştir. Çok sayıda dar revaklı sokaktan oluşan bir labirenttir; bunların çoğu düşmanı kasıtlı olarak yanıltmak için çıkmaz sokaklara çıkar. Köşelerdeki küçük dairesel kuleler, beşgen şekle sahip yerleşimin savunmasını güçlendirmiştir. Ana demir kapı, iki girişten biridir ve “Kaptan’ın kapısı” olarak adlandırılır. Köyde birçok kilise vardır; ancak en ünlüsü, en eski merkezi kulenin bulunduğu merkezi meydandaki Başmelek kilise-manastırıdır. Köyün yakınında Merikounta, Apothyka, Avlonia ve Salagona gibi birçok plaj vardır. Köyde birçok gelenek yeniden canlandırılır ve burayı yıl boyunca canlı bir yer haline getirir. Karnaval, köy meydanında Aga geleneğiyle kutlanır. Ayrıca, 8 ve 9 Ağustos’ta yerel halk suma yortusunu kutlar; 10–17 Ağustos arasında balıkçıların yortusu yapılır. 7 Ağustos’ta Merikounta plajında büyük bir şölen gerçekleşir ve 8 Ekim’de Başmelek onurlandırılır.
Elata
Elata, küçük ölçüde korunmuş bir ortaçağ kale köyüdür; zeytinliklerle çevrili evler ve kulelerden oluşur. Köyün kilisesi, taş yapılı Kutsal Teslis tapınağıdır. Elata’nın limanı, aynı adı taşıyan şapelin bulunduğu Agia Irini koyudur. Batı Elata’da üç küçük ada vardır: küçük şapeliyle Aziz Stephen, Mikro Nisi ve Pelagonisos. Yakındaki inanılmaz plajlardan bazıları Agia Irini, Potamoi ve Didima’dır. Köyün yerel yortu günü 1 ve 2 Ağustos’tur; Aziz Stephen Günü’nde, gelenek gereği tekneler Agia Irini ve Limenas Meston’dan Aziz Stephen adasına doğru yelken açar. Kilise avlusunda iki günlük bir festival yapılır ve çok sayıda insan küçük adayı tekneyle ziyaret eder. Elata’nın bir diğer yortu günü 8 Eylül’dür.
ORTA ROTA
Vessa
Vessa, geleneksel mimarisiyle pitoresk bir ortaçağ kale-köyüdür ve Chios’un güneyinde bir vadide yer alır. Köy meydanı, ortasında yükselen bir kuleyle özellikle dikkat çekicidir. Vessa’nın kiliseleri Aziz Demetrios ve Meryem Ana’nın Göğe Kabulü’dür. Köylülerin başlıca uğraşı, kokulu mastihanın sistematik olarak yetiştirilmesidir. Köy 15 Ağustos’ta kutlama yapar.
Lithi
Lithi esas olarak denizcilik köyüdür. Deniz saldırılarıyla tehdit edildiği için ortaçağda iyi tahkim edilmiş bir yer olmasına rağmen, günümüzde kalan eski evler azdır. Sakinler denizcilik ve balıkçılıkla, ayrıca mastihanın üretimiyle uğraşır. Köyün limanı da aynı adı taşır. Küçük bir koydur; manzaralı bir liman ve kumlu mavi bir plajdan oluşur. Köyün kilisesi Aziz George’dur ve köyün yakınında henüz tam olarak keşfedilmemiş Sykias Mağarası vardır. Yerel yortu günü 23 Nisan ve 8 Eylül’dür.
Anavatos
Anavatos’un ortaçağ yerleşimi, Chios’un tarihi bir bölgesidir ve 1822 Katliamı ile derinden bağlantılıdır; o zamandan beri terk edilmiştir. Dik yamaçlı bir kayanın üzerine inşa edilmiştir ve yalnızca kuzey tarafından erişim vardır. İki katlı uzun evleri ve dağın kayasından elde edilen taşlarla yapılmış duvarlarıyla iyi korunmuştur. Anavatos muhtemelen korsanlara karşı batı kıyılarını kontrol etmek için kullanılmıştır. Başmelek Kilisesi ve zemin katta bir değirmen, birinci katta bir okul ve ikinci katta bir kilise barındıran “3 katlı” yapı gibi binalar büyük ilgi çekicidir. Chios Katliamı sırasında, Anavatos’un kapılarının bir ihanet sonucu açıldığı ve yerel halk düzenli bir kuşatma beklerken katledildiği, birçok kişinin ise kendini uçurumdan aşağı bıraktığı söylenir. Kurbanların sayısı erkek, kadın ve çocuklar dahil olmak üzere 1500 kişiye kadar çıkmıştır. Köy “Ege’nin Mystras’ı” olarak adlandırılır ve adanın ulusal anıtı kabul edilir. Yerleşim tarihi bir alan olarak korunmaktadır ve restorasyon çalışmaları yapılmaktadır.
Avgonima
Avgonima’nın ortaçağ yerleşimi, adanın ortasında, çam ormanına yakın kayalık bir tepe üzerine kurulmuştur. Küp şeklindeki taş evler, dar sokaklar ve taş döşeli meydan bu muhteşem köyün özelliklerinden bazılarıdır. Manzara nefes kesicidir; bir yanda çam ormanı, diğer yanda Ege Denizi görülebilir. Avgonima’nın nefes kesici manzarası, inanılmaz derecede romantik gün batımları sunar. Adanın en güzel plajlarından bazıları kısa mesafededir; Elinta, Trahili ve Giali bunlar arasındadır. Köyün kiliseleri Aziz George, Aziz Isidore ve Meryem Ana Kilisesi’dir. Yerel kutlama günü 3 Kasım’dır.
Nea Moni
Nea Moni Manastırı, Chios’un belki de en önemli anıtıdır; Provatas Dağı’nın vadisinde çam ağaçları arasında inşa edilmiştir. Aynı yerde, geçmişte yerel üç keşiş, Nikitas, Ioannis ve Iosif, Meryem Ana’nın ikonunu bulmuştur. Başlangıçta “Palaia Moni” (eski manastır) adı verilen küçük bir kilise inşa edilmiştir.
- Söz: Konstantin Monomakhos Mytilene’de sürgündeyken, Palaia Moni keşişlerinin onun Konstantinopolis tahtına çıkışını anlatan kehanetini duyduğu söylenir. Kehanet gerçekleşirse büyük bir tapınak inşa etme sözü vermiştir. Konstantin’in sözünü hatırlaması için keşişler ondan imparatorluk yüzüğünü istemiştir. 1042’de Konstantin, İmparatoriçe Zoe sayesinde sürgünden geri çağrılmış ve evlilikleriyle imparator olmuştur. Keşişler Konstantinopolis’e giderek imparatora sözünü hatırlatmış, o da minnettarlıkla yerine getirmiş ve Tanrı’nın annesi onuruna görkemli bir manastır inşa etmeye başlamıştır.
- Nea Moni’nin İnşası: 1042’de, masrafları, malzemeleri ve mimarları Konstantinopolis’ten gelen görkemli bir tapınak inşa edilmiştir. Nea Moni; Katholikon, Yemekhane, Kule, Sarnıç (yağmur suyunu toplamak için yeraltı sarnıcı), kabul salonu, hücreler, Çan Kulesi, Kütüphane ve Kutsal Haç ile Aziz Panteleimon şapellerinden oluşur. Katholikon tipik sekizgen mimariye sahiptir ve kubbesiyle hâkimdir. Tapınak Dış Narteks, İç Narteks ve Naos’tan oluşur. Kilisenin içi renkli mermerlerle ve Müjde, Doğuş, Sunum, Vaftiz, Başkalaşım, Çarmıha Gerilme ve Cehenneme İniş’i tasvir eden altın mozaik kompozisyonlarla süslenmiştir. Ayrıca azizlerin mozaik ikonları ve diğer İncil sahneleri duvarları süsler. Meryem Ana’nın mucizevi ikonu, üzerinde imparatorluk yüzüğüyle kilisede durur. Manastır Bizans döneminde gelişmiştir. Çok sayıda keşişi vardır ve refah döneminde adanın üçte birine sahip olmuştur. Büyük saygı görmüş, Bizans imparatorlarının desteğini kazanmıştır.
- Mozaikler: Nea Moni’nin mozaikleri 11. yüzyıla tarihlenir ve Yunanistan’daki Bizans dönemine ait üç koleksiyondan birini oluşturur. Mozaikler iç narteks ve naos’ta bulunur. Konstantinopolis’ten gelen sanatçılar, kiliseyi imparatorluk saraylarının süslendiği şekilde dekore etmek için parlak fikirlerini ve becerilerini kullanmıştır. Mozaik resmi zahmetli ve zor bir iştir; ancak sonuç muhteşem ve ödüllendiricidir. İstenen renkleri elde etmek için doğal taşlar ve metal oksitlerle pişirilmiş cam kullanılmıştır. Altın rengi için saf altından ince bir tabaka kullanılmıştır. Her kompozisyon özel bir tabaka üzerine tasarlanmış ve mozaikler bunun üzerine yerleştirilmiştir. Bizans sanatında mozaikler, etkileyici ve kalıcı sonuçlar verdikleri için önemli anıtları süslemek için kullanılmıştır.
- Felaketler: Manastır geçmişte birçok kez sınanmıştır. Ana zarar, 1822’deki Chios Katliamı sırasında meydana gelmiştir; Osmanlılar keşişleri katletmiş, manastırı yağmalamış, kadın ve çocukları köleleştirmiş ve ardından manastırı ateşe vermiştir. 1881’deki büyük deprem, kubbeyi ve kilisenin büyük bir bölümünü yıkarak yıkımı tamamlamış, böylece birçok mozaik yok olmuştur. Manastırın harap olması, birçok define avcısını duvarlarda ve binalarda kazı yapmaya teşvik etmiş ve bu nedenle yerin özgün özelliklerini yok etmiştir.
- Nea Moni’nin Son Yılları: Çeşitli restorasyonlar manastırın görünümünü önemli ölçüde iyileştirmiştir. Avluda manastırın tüm tarihsel dönemlerinden kalma yapılar vardır. Orijinal parçalardan hâlâ korunanlar Katholikon, sarnıç, kule, Yemekhane’nin bir bölümü ve manastır mezarlığının yanında, duvarın dışında yer alan Aziz Luka Kilisesi’dir. Mozaik süslemenin önemli bir kısmı kaybolmuştur; ancak kalanlar Nea Moni’nin bir zamanlar sahip olduğu ihtişamın açık bir hatırlatıcısıdır. Kutsal Haç Kilisesi’nde katledilen kurbanların kafatasları ve kemikleri saklanır; manastır müzesinde kutsal emanetler ve değerli eşyalar korunur. Nea Moni, önemli tarihî ve mimari değeri nedeniyle UNESCO tarafından korunan dünya mirası anıtı ilan edilmiştir. Manastır 23 Ağustos’ta kutlama yapar.
SAKIZ ADASINA NASIL GİDİLİR?
Sakız Adasına Çeşme’den feribot ile ulaşabilirsiniz. Biz Ertürk Lines hızlı feribotları ile gidiyoruz. Feribot gün ve saatlerini https://www.erturk.com.tr/tr websitesinden öğrenebilir, bilet alabilir, otel ve tur rezervasyonları yaptırabilirsiniz.
Sakız’a gidiş & dönüş ve önemli bilgiler:
- Hafta sonu gidiş ve dönüşte feribotlar kalabalık oluyor ve de gümrükte kuyrukları olabiliyor. İki tarafta da feribottan ilk inip pasaport sırasına ilk girmeye çalışın.
- Ayrıca Sakız’da mutlaka araba kiralamak lazım. Motosiklet ne yazık ki dağlık alanlar arasında yer alan engebeli toprak yollardan gidilen koylara inmek için yeterli değil. Çeşme limana geldikten sonra gümrükten hemen çıkışta birçok Rent a Car firması yer alıyor. Hafta sonları araba bulmak zor olabildiği için önceden kiralamakta fayda var.
Zeynep Atılgan Boneval
YUNAN ADALARI YAZI ve REHBERLERİ:
- Midilli (Lesvos) adası izlenim ve rehberi: www.yolculukterapisi.com/midilli
- SAKIZ ADASI İZLENİMLERİ VE LİMAN KASABASI ROTA VE REHBERİ: https://www.yolculukterapisi.com/sakiz-adasi/
- SAKIZ ADASI KÖYLERİ, PLAJLARI, ROTALARI VE REHBERİ https://www.yolculukterapisi.com/sakizadasirotalar/
- Samos – Sisam adası izlenim ve rehberi: www.yolculukterapisi.com/samos-adasi
- Girit adası izlenim ve rehberi: www.yolculukterapisi.com/girit/
- Hanya (Girit adası) izlenim ve rehberi: www.yolculukterapisi.com/hanya/
12 Adalar (Dodocanese Adaları)
- Patmos adası izlenim ve rehberi: www.yolculukterapisi.com/patmos
- Leros adası izlenim ve rehberi: www.yolculukterapisi.com/leros
- Lipsi adası izlenim ve rehberi: www.yolculukterapisi.com/lipsi
- Kos adası izlenim ve rehberi: www.yolculukterapisi.com/kos-adasi/
- Kalimnos adası izlenim ve rehberi: www.yolculukterapisi.com/kalimnos-adasi
- Telendos adası izlenim ve rehberi: www.yolculukterapisi.com/telendos-adasi
- Simi adası izlenim ve rehberi: www.yolculukterapisi.com/simi-adasi
- Rodos adası keşileri: www.yolculukterapisi.com/rodos-adasi
- Astipalya Adası izlenim ve rehberi: https://www.yolculukterapisi.com/astipalya-astypalaia-adasi/
- İkaria adası izlenimleri: https://www.yolculukterapisi.com/ikaria/
- İkaria adası rota ve rehberi:https://www.yolculukterapisi.com/ikaria-rehber/
- Rodos Adası izlenim ve rehberi: www.yolculukterapisi.com/rodos-adasi
- Meis Adası izlenim ve rehberi: www.yolculukterapisi.com/meis-adasi
- Chalki (Halki) Adası izlenim ve rehberi: CHALKİ (HALKİ) ADASI | Yolculuk Terapisi
- Tilos Adası izlenim ve rehberi: TİLOS ADASI | Yolculuk Terapisi
- Nisyros Adası izlenim ve rehberi: NISYROS ADASI | Yolculuk Terapisi
- Karpathos Adası izlenim ve rehberi: KARPATHOS ADASI | Yolculuk Terapisi
- Kasos Adası izlenim ve rehberi: KASOS (KASSOS) ADASI | Yolculuk Terapisi
Kiklad Adaları (Cyclades Adaları)
- Mykonos izlenimleri: www.yolculukterapisi.com/mykonos
- Mykonos yeme-içme-gün batımı ve eğlence adresleri: www.yolculukterapisi.com/mykonosrehberi
- Mykonos plajları, restoranları ve plaj kulüpleri: www.yolculukterapisi.com/mykonosplajlari
- Mykonos otelleri: www.yolculukterapisi.com/mykonosotelleri
- Mykonos sanat galerileri ve alışveriş adresleri: www.yolculukterapisi.com/mykonossanatalisveris
- Santorini izlenimleri: www.yolculukterapisi.com/santorini
- Santorini rotaları: www.yolculukterapisi.com/santorinirotalari
- Santorini yeme-içme-günbatımı-alışveriş rehberi: www.yolculukterapisi.com/santorinirehber
- Santorini otelleri: www.yolculukterapisi.com/santoriniotelleri
- Santorini plajları: www.yolculukterapisi.com/santoriniplajlari
- Paros izlenim ve rotaları: www.yolculukterapisi.com/paros
- Paros plajları, plaj kulüpleri ve öğle yemeği adresleri: www.yolculukterapisi.com/parosplajlari
- Paros konaklama adresleri: www.yolculukterapisi.com/parosotelleri
- Paros yeme-içme, eğlence ve alışveriş adresleri: www.yolculukterapisi.com/parosrehberi
- Anti Paros izlenim ve rotaları: www.yolculukterapisi.com/antiparos
- Anti Paros otel, plaj, yeme-içme, eğlence ve alışveriş adresleri:www.yolculukterapisi.com/antiparosrehberi
- Naxos izlenim ve rehberi: www.yolculukterapisi.com/naxos
- Sifnos izlenim ve rehberi: www.yolculukterapisi.com/sifnos
- Milos izlenim ve rehberi: www.yolculukterapisi.com/milos#
- Tinos izlenim ve rehberi: www.yolculukterapisi.com/tinos
- Syros (Siros) izlenim ve rehberi: www.yolculukterapisi.com/syros#
- Andros izlenim ve rehberi: www.yolculukterapisi.com/andros-adasi
- İos adası izlenim ve rehberi: www.yolculukterapisi.com/ios-adasi
- Amorgos Adası izlenim ve rehberi: www.yolculukterapisi.com/amorgos-adasi/
- Koufonissia Adaları izlenim ve rehberi: www.yolculukterapisi.com/koufonissia-adalari/
- Folegandros izlenim ve rehberi: www.yolculukterapisi.com/folegandros
- Nafiz Karadere Önerileri ile Paros: www.yolculukterapisi.com/paros-adasi-nafiz-karadere-gozunden
İyon Adaları (İonian Adaları)
- Kefalonya Adası izlenim ve rehberi: yolculukterapisi.com/kefalonia-adasi
- Korfu Adası izlenim ve rehberi: yolculukterapisi.com/korfu
- İthaka Adası izlenim ve rehberi: yolculukterapisi.com/ithaka
- Paxos ve Anti Paxos adaları izlenim ve rehberi: yolculukterapisi.com/paxos
Sizin Gözünüzden Yunan Adaları
- Demet Kardeş Uyguntüzel önerileri ile Hydra adası: yolculukterapisi.com/hydra-adasi-demet-kardes-uyguntuzel-gozunden
- Nafiz Karadere Önerileri ile Spetses: yolculukterapisi.com/spetses-adasi-nafiz-karadere-onerileri
- Nafiz Karadere Önerileri ile Hydra: yolculukterapisi.com/hydra-adasi-nafiz-karadere-onerileri-ile
- Nafiz Karadere Önerileri ile Skiathos: yolculukterapisi.com/skiathos-adasi-nafiz-karadere
- Nafiz Karadere Önerileri ile Skopelos: yolculukterapisi.com/skopelos-adasi-nafiz-karadere
- Seçil Sağlam izlenimleri ile Rodos: www.yolculukterapisi.com/rodos
Kendim çizdiğim bir el yapımı bir harita üzerinde adaların konumlarına yer vermeye çalıştım:

Zeynep Atılgan Boneval
