MENOPOZ SERÜVENİ: 3. BÖLÜM

 

Menopoz Serüveni 3

20 Mart 2025’teki son paylaşımdan sonraki 3 ayda Menopoz Serüveni nasıl geçiyor, neler yaşadım yeni bir derleme ile karşınızdayım.

İnsan ya derin bir içsel farkındalık, büyük bir yüzleşme veya keşif yaşadığında, bazı sınırlarını aştığını, zincirlerini kırdığını, zihinsel, psikolojik ve hatta bedensel kısıtlarından özgürleştiğini hissettiğinde yazmak istiyor, çünkü ilhamla dolan içi içine sığmıyor taşıyor,

ya da zorluklar yaşarken, kendisini çaresiz, umutsuz, ızdırap içinde hissederken ve tüm bunlar geçmeyecekmiş gibi gelirken, içini dökmek için yazıyor. İçindeki sıkıntı isyana dönüşmesin diye, kalemle (klavyeyle) iş birliği yapıp, kağıtla (bilgisayarla) bir sırdaşlık yaşamak istiyor. 

En azından ben öyleyim.

Bu sefer ikincisiyle – olumsuz günleri aşabilmek için yazmaya meyilli olduğum bir günce geliyor baştan uyarıyorum.

Durum Değerlendirmesi

Son 1 aydır, aşırı yükselen kortizolüm, bir tavana fırlayan arından yerlerde sürünen östrojenimle, yani yeniden hormonlarımın insafına kalmış şekilde yaşıyorum.

Pek merhametli olduklarını söyleyemeyeceğim, geceleri defalarca yatağa akarak uyanıp, hangi meditasyonu yaparsam yapayım, ne kadar yer değiştirirsem değiştireyim, hangi doğal takviyeyi alırsam alayım tekrar uykuya dalamayan, uyur uyumaz yeniden bir kabusla ve sıcakla uyanan bir tabloyla karşı karşıyayım.

Yatak görünce ürker, gece olmasa da yeniden aynı kabusu yaşamayayım dediğim bir zaman geldim.

Uykusuzluğun yorgunluğu, defalarca bölünen uykunun sersemliği ile aşırı bitkin ve çaresiz hissettiğim o dönemler geri geldi.

Ancak hem yorgunluğumu atlatmak, hem de yeniden başlayan beyin sisi ve sersemliğini aşmak için dinlenmeye ve uykuya hasretim.

Yeniden bedenimin kurbanı gibi hissettiğim, zombi gibi dolaşan bir insana dönüşmenin getirdiği depresyonun eşiğinde olduğumu hissediyorum.

Bazı günler, seratonin ve dopamin seviyelerim yükselsin ve de moral olsun diye- eğer saatine yetişip kalkabilmişsem-  kendimi hemen spora atıyorum.

Bazı günler, arkadaşlarım arar sorar, davet ederse, ve gidebilecek gücü bulabiliyorsam, onlarla buluşuyoruz.

Eğer gerçekten iyi kalkabildiğim günler varsa, birkaç yolculuk, sürdürülebilirlik içerikleri üretiyorum.

Onun dışında hayatı sadece ‘survivor’ ve ‘standby’ modunda, günlük olarak yaşayabiliyorum.

Moralimi ve enerjimi düzenlemekte epey zorlanıyorum.

Oysa geçtiğimiz aylarda her şey biraz daha dengeye girmişti?

Geceleri uyku düzenim biraz oturmuş, gece terleme ve uyanmalarım hafiflemişti, sağlığım ve dolayısıyla moralim, enerjim daha yerindeydi.

Hatta doktorumla görüşmem ve tahlil sonuçlarım çoğunlukla olumlu idi.

2025 MART SONU – DOKTOR GÖRÜŞMEM

Biraz geriye sarıp, doktorumla görüşmemizi, istediği testleri ve de HRT tedavisindeki aşamalar hakkında yeni öğrendiğimi anlatarak başlayayım. 

Sevgili doktorum Hüsniye Özcan ile yine birlikte bir 45 dakika geçirdik. Önce dikkatlice muayene etti, son dönemde östrojen yüksekliğimi açıklayacak şekilde hala yumurtalıklarımın 1-2 yumurta ürettiğini gözlemlediğini aktardı. Daha sonra yaşadıklarımı konuşmak üzere oturduk. Östrojenim 350 seviyelerinde olduğu için Estrava Jel kullanımımı 1/2 doza indirtilmiştik. 28 gün Estrava Jel + son 14 gününde eklenen progesteron ve hepsine 1 hafta ara verdiğimiz tedavi süreci, her ay 30-32. Gün kısa bir regl olmamı sağlayarak işlevini yerine getiriyor gibi gözüküyordu.

Benden birkaç tetkik istediğini iletti.

Öncelikle, 1 senelik HRT tedavisi sonrasında, vücudumun ürettiği hormon seviyelerini, vitamin, mineral, kan değerlerini ve kalp, damar, karaciğer ve tiroid fonksiyonlarını bir görmek istediğini aktararak Fonksiyonel Tıp Kadın Paneli ismi verilen kapsamlı tahlilleri yazdı.

Tahlil kanda 75 farklı değere ve 7 farklı idrar değerlerine bakan bir test. Kapsamında; 23 parametreli hemogram, İnsülin ve İnsülin Rezistansı, Glukoz, Kolesterol değerleri, Mineraller, Vitaminler, Tiroid Fonksiyonları, Testosteron, DHEA-S, E2, SHBG, Kortizol, Parathomone gibi hormonlar yer alıyor.

Fonksiyonel Tıp Kadın Paneli tahlillerini yaptırmak için aç karnına ve erken saatte kan ve idrar vermeniz gerekiyor.

Ayrıca kullandığım östrojen jel tedavisinin, kanserojen etkilere yol açma potansiyelini tespit eden idrarda bakılan ESTRONEX isimli östrojen metabolitleri tahlilini istedi.

Estronex, bir kadının östrojen duyarlı kanserler için risk taşıyıp taşımadığını belirleyen basit bir idrar testi. Eğer bir kadın meme kanseri, kolorektal kanser, rahim kanserleri, over kanseri ve serviks kanseri gibi kanserler riskleri taşıyıp taşımadığını, HRT tedavisinin bu riskleri arttırıp arttırmadığını öğrenmek ve olası kanser potansiyeli önlemek için proaktif olmak istiyorsa, Estronex basit bir idrar testi.

ESTRONEX hakkında biraz daha detaylı bilgi vermek gerekirse

İyi ve Kötü Östrojenler: Neredeyse tüm diğer hormonlarımızın üretilmesini sağlayan ‘Ana Hormonumuz’ DHEA. Vücudumuz, DHEA’yı, Estron’a dönüştürüyor. Genetik, yaşam tarzı, takviyeler ve diyet gibi faktörlere bağlı olarak, vücut Estron’u ya iyi östrojen ya da kötü östrojene dönüştürüyor.

İyi östrojen olarak bilinen 2-hidroksiestrojen (2-OHE1), kanser önlenmesinde iki şekilde önemli bir rol oynuyor:

1)kanser hücrelerinin çoğalmasını engeller 2) meme, rahim ağzı, rahim ve prostat dokusu gibi östrojen duyarlı dokuları kötü östrojenlerin etkilerinden koruyor.

16-α-hidroksiestrojen (16α-OHE1) olarak adlandırılan kötü östrojen ise, kanser hücrelerinin çoğalmasını hızlandırarak kanseri teşvik ediyor.

Estronex testi, hem iyi hem de kötü östrojenlerin seviyelerini ölçüyor.

Metabolit oranı: östrojen metabolizmasındaki değişikliklerin göstergesi olan: 2-hidroksi-estron’un 16-hidroksi-estron’a oranı (2-OH/16-OH-E1 oranı) yüksek olursa, östrojene bağlı meme kanseri gibi hastalıkların gelişme riskinin azaldığı düşünülüyor.

İdeal olarak, iyi ve kötü östrojen arasında 2:1 veya daha yüksek bir oran istenir, çünkü düşük bir oran kanser riskini önemli ölçüde artırır.

Metilasyon aktivitesi: 2- ve 4-methoxyoestrone östrojenlerinin 2- ve 4-hydroxyoestrone östrojenlerine oranını gösteren metilasyon aktivitesi ne kadar yüksek olursa, katekol-O-metiltransferaz (COMT) enziminin aktivitesini yeterli olduğunu gösterir. Kötü östrojen metabolitlerinin inaktivasyonun ve vücuttan atılımının göstergesi.

Endokrinolojik olarak ESTRONEX’in neleri ölçtüğünü tıbbi dille şöyle açıklanıyor;

Estron (E1) da estradiol (E2) gibi, östrojen grubuna aittir. Estradiol (E2), karaciğerde estrona (E1) oksitlenir ve devamında estriole (E3) hidratize olabilir. Menopoz öncesi dönemde estronun (E1) ana kaynağı yumurtalıklardırr ve daha az bir kısmı da yağ dokusunda androstenedion ve DHEA’nın dönüşümü yoluyla üretilir. Estron, menopoz sonrası kadının temel östrojenidir ve yağ hücrelerinde androstenendiondan dönüştürülmesiyle sentezlenir. Östron düzeylerinin belirlenmesine yönelik endikasyonlar menopoz sonrası östrojen eksikliğinin dışlanması ve östrojen alımının değerlendirilmesidir.

Koruyucu Metabolitler:

2-hidroksi-estron: 2-hidroksi-östronun östrojen reseptörüne sadece düşük bir bağlanma afinitesi vardır ve bu nedenle zayıf östrojenik özelliklere sahiptir. Östradiolun mitojenik aktivitesini azaltarak antiproliferatif ve koruyucu etki gösterirler.

2-Metoksi-Estron: 2-Metoksi-Estron katekol-O-metiltransferaz (COMT) enzimi aracılığıyla 2-hidroksi- estrondan oluşur. Meme kanseri hücrelerinin proliferasyonunu seçici olarak inhibe eder ve bu nedenle koruyucu bir metabolit olarak kabul edilir

4-Metoksi-Estron: Katekol-O-metiltransferaz (COMT) yoluyla, 4-hidroksi-estrondan 4-metoksi-estron oluşturulur ve daha sonra glukuronidasyon ve sülfatlama ile böbrekler yoluyla atılır.

Potansiyel olarak olumsuz etkileri olan metabolitler:

16-hidroksi-estron: 16-Hidroksi-estron, estrondan D-halkasının hidroksilasyonu ile elde edilir. Bu reaksiyona sitokrom P450 3A4 enzimi aracılık eder. Bu metabolit güçlü östrojen benzeri etkilere sahiptir. Östrojen reseptörlerine geri dönüşü olmayan bağlanma, onkojenik hücrelerin proliferasyonunu artıran uzun süreli bir DNA stimülasyonuna yol açar. 16-hidroksi-estron, östrojene bağımlı hastalıklarla (örneğin meme kanseri) güçlü bir pozitif korelasyona sahiptir.

4-hidroksi-estron: 4-hidroksi-estron, Sitokrom P450 1B1 enzimi tarafından estrondan oluşturulan A halkası metaboliti olarak adlandırılır. Cavallieri ve meslektaşlarının yaptığı araştırmalar bu metabolitin, dokuda DNA mutasyonlarına neden olabilecek kinonlara metabolize edilebileceğini göstermiştir. Sık DNA mutasyonları, kötü huylu tümörlerin gelişimini destekler. CYP 1B1 enzimi ayrıca kanserojenlerin aktivasyonunda çok önemli bir rol oynar. CYP 1B1 polimorfizmi olan Çinli kadınların beyaz ırktaki kadınlara göre daha yüksek meme-yumurtalık ve endometriyal kanser riskine sahip olduğu çeşitli çalışmalarda gösterilmiştir. 4-hidroksi-estron miktarı 2-hidroksi-estronun sadece 1/6’sı olmasına rağmen, güçlü bir östrojenik, prokarsinojen ve genotoksik etkiye sahiptir.

Metabolit oranları:

2-Hidroksiestron/16-Hidroksiestron oranı: Östrojen-metabolitleri oranı, 2-hidroksi ve 16-hidroksi östrojenler arasındaki dengeyi göstermek için kullanılır. Çalışmalar, yüksek 2/16 oranının meme kanseri geliştirme riskinin azaldığını gösterebileceğini belirtmektedir.

Metilasyon-Aktivitesi: Metilasyon aktivitesi, 2- ve 4-metoksi-östronun ve 4- ila 2-hidroksi-östronun oranıdır. Faz II enzimi katekol-O-metiltransferazın (COMT) östrojen metabolitlerinin metilasyonunu katalize eder ve böylece bunların inaktivasyonuna ve eliminasyona katkıda bulunur,

İyi östrojenin kötü östrojene oranının düşük olmasına yol açabilecek durumlar:

Doğum kontrol hapları, Yüksek toksin seviyeleri, Plastik, Sigara içmek, Ağır metaller, Pestisitler, Hipotiroidizm, Obezite veya hareketsiz yaşam tarzı, Yüksek yağ, düşük lifli diyet, Yüksek omega-6 yağ asitleri, Alkol tüketimi, Sentetik hormon replasman tedavisi.

İyi östrojenin kötü östrojene oranını arttırmak için Beslenme tavsiyeleri ve Önleyici tedbirler:

Önleyici tedbirler olarak özellikle dengeli beslenme ve fiziksel egzersiz önerilir:

  • Kahve tüketimini ve sigara içmeyi azaltmak,
  • Alkol tüketimini azaltmak,
  • Yükselmiş BMI’yi düşürmek,
  • İndol-3-karbinol (I3C) veya di-indolmetan (DIM) takviyesi yapmak,
  • Brokoli, lahana, brüksel lahanası, su teresi ve diğer lahana ve turpgil sebzeleri artırmak,
  • Kuru organik brüksel lahanası ve lahana ile takviye yapmak,
  • Keten tohumu tüketimini artırmak,
  • Balık yağları (omega-3 yağ asitleri) alımını artırmak,
  • Anti oksidan olan meyve ve sebze alımını artırmak,
  • Soya izoflavonları (genistein, daidzein) alımını artırmak,
  • Lif (tam tahıllar ve sebzeler) alımını artırmak,
  • Doğal detoksifikasyon işlevini maden suları ve yeşil çay gibi sıvı alımıyla desteklemek.

 

Estronex tetkikleri için ise birkaç protokol söz konusu. Bunları içeren bilgilere de aşağıdaki görselde yer verdim:

Tahlil yurt dışına gönderildiği için, kendi doğru tarih aralığınızı belirlediğinizde, tahlili yapacak laboratuvar ile önceden görüşüp, bu tarihlerde yurt dışına numuneleri gönderip gönderemediklerini teyit etmek gerekiyor. Benim doktorumun özellikle dikkat ettiği noktalar ise şunlardı: Bir önceki regl başlangıcından sonra 19-22. günler arasını ve de östrojen ve progesteron uyguladıktan sonra 8 ve 10. saatler aralığında idrar verilmesini özellikle tercih etti. Ve de gece idrarı ilke sabah idrarının karıştırılmaması gerekiyor.

Tüm bu teknik bilgilerin ardından, kendi yaşadığım süreçlere geri dönüyorum.

2025 MAYIS BAŞI

Estronex için doğru tarih aralığını son regl tarihime göre belirledikten sonra İzmir’de bu Estronex’i yapabilen Synevo ile iletişime geçtim. Hem doğru bilgilendiren hem de yardımcı olan bir ekiple karşılaştım. İdrar numunelerini Alaçatı’dan İzmir’e götüreceğim için özellikle birçok soru sordum. Alaçatı’daki eczanelerde bulunmadığı için tıbbi ecza deposu araştırıp, oradan idrar kapları temin ettim. Ve bir kapta uyurken kalktığım gece idrarımı, diğer kapta da sabah ilk idrarımı biriktirip, ilk iş İzmir’e götürüp, ardından saat 9.00 gibi fonksiyonel tıp kadın paneli tetkikleri için kan ve yeniden idrar verdim.

Estronex testimin sonuçlar 12 gün sonra geldi. Tüm değerler, turuncu, sarı, yeşil, sarı ve kırmızı şeklinde ilerleyen bir çubuk üzerinde, yeşil alan östrojene bağımlı hastalık riskinin en düşük olduğu, kırmızı alanın ise en yüksek olduğu şekilde işaretlenmişti. Benim değerlerim HRT’ye başlamamın yaklaşık 1. senesinde östrojene bağımlı hastalık riskinin en düşük olduğu yeşil bölgede yer alıyordu.

Metabolit oranlarım ise şöyle çıktı:

  • 2/16 oranı “iyi” (2-hidroksi) ve “kötü” (16-hidroksi) östrojen metabolitleri arasındaki 2-Hidroksiestron/16-Hi droksiestron oranı: 14 çıktı. Bu oranın 0,60’dan büyük olması hastalık riskinin düşük olduğunu, yani meme kanseri geliştirme riskinin azaldığına işaret ediyor deniliyor.
  • Metilasyon Aktivitesi, yani iyi (2 ve 4-methoxyoestrone) ve kötü (2 ve 4-hydroxyoestrone) oranı 0,43 idi. 0.30’un üzeri hastalık riskinin düşük olduğunu işaret ediyor deniliyor.

Doktorum ile üzerinden geçtiğimizde; ‘İyi östrojen metabolitlerimin fena olmayan seviyelerde, kötü östrojen metabolitlerimin düşük seviyelerde ve de oranlarının düşük olması, kanser geliştirme potansiyelimin düşük olduğuna işaret ediyor’. Şimdilik tedaviye devam edebiliriz şeklinde bir karar aldık.

Tabi ki insanın içi bir nebze ferahlıyor. Çünkü HRT hakkında okuyup, dinlediklerim; yaşlanan kadınların kalp damar, nörolojik ve üriner sistemler ve de kas kemik yapısı için ne kadar olumlu etkileri olduğu yönünde olsa da, ve her ne kadar biyoeşdeğer formatlarda oldukları için, ağızdan alınan sentetik hormonlardan çok daha sağlıklı olduğu kanıtlanmış olsa da, çok düşük oranda da olsa meme veya rahim kanserine yol açabilme şansı olduğu da söyleniyor.

Ve tedavinin sürecinde hem jinekolojik ve meme kontrollerini hiç aksatmamak, hem de tedavi ile ilgili güvende hissedebilmek için belirli noktalarda böyle testleri yaptırıp, değerlerin kontrol altında olduğunu teyit etmek gerekli.

Sonuçta Estronex testi içimi rahatlattı.

 

Gelelim fonksiyonel tıp kadın paneli testi sonuçlarına:

Kan verdiğim günün sonunda kadın paneli testlerimin çoğu değeri belli olmuştu. Bazı minerallerin çıkması 1 haftayı bulacaktı.

2 ay önce tavan yapmış (350) östrojenim şimdi yerlerdeydi (14). Sabah kortizolüm ise üst sınırdaydı (19).

Kolesterolüm ve kötü kolesterolüm zaten son 3 yıldır pre-menopoz göstergesi olarak yükselişe geçmişti. Şimdiye kadar ki en yüksek seviyelerine çıkmışlardı.

Doktorumla yorumladığımızda, uykularımın düzensizliği yüksek kortizol ve bir yüksek bir düşük seyrederek sürekli dalgalanan östrojen seviyesi ile açıkladı.

Ve daha önce 1/2 e düşürdüğümüz Estrava Jel’i, günde 2 doza çıkardık. Yani östrojen takviyem 4 katına çıkmış oldu. 

Kortizol seviyesini düşürmek için neler gerekli diye baktığımızda; doğru beslenme, düzenli spor, düzenli meditasyon ve huzurlu zihin hali, ashwaganda, melatonin, magnezyum gibi takviyeler doğru tedavi olarak karşımıza çıkıyor. Ancak bunların hepsini hiç aksatmadan düzenli olarak yapıyorum. Hatta eskiden magnezyum sitrat, malat, taurat, bisglisinat ve B6 vitamini karışımı olan bir takviyeyi gündüz alırken, geceleri ek olarak sadece magnezyum bisglisinat eklemiştim. Ve de hem kortizolü, hem de östrojeni dengelediği bilinen ashwaganda’yı magnezyumla birlikte geceleri, günde 2 kez de östrojeni dengelediği bilinen DIM plus takviyesini alıyorum.

Günde en az 15.000 adım atıyor, üzerine haftada 2-3 fonksiyonel güç antrenmanı yapıyor, haftada bir trambolin antrenmanına katılıyorum. Beslenmem zaten yeşil yapraklılar, sebzeler, glisemik indeksi düşük meyveler, yeterli protein, çok düşük karbonhidrat /tam tahıllı, yok denecek kadar az şeker ile zaten çok dengeli bir seviyede. Hatta alkol alımını da haftada bire indirip, sadece bir gece maksimum 3 kadeh kırmızı şarap içiyorum.

Her gün meditasyon yapıyorum, her gün huzurlu bir zihin için pratiklerimi ve çalışmalarımı yapıyorum. Geceleri uyandığımda yeniden beden tarama ya da anasanapati meditasyonu yapıyorum, baktım uyuyamayacağım ya kitap okuyorum, ya da kalkıp yer değiştiriyorum, yeniden yatıyorum. Melatoninlerimi bölerek geceye yayıyorum.

Daha ötesi yok diyorum.

Yani bedenimi, zihnimi ve kalbimi ferahlatmak, uykuya dalmak ve uykuda kalmak için yeteri kadar yorgun, yeteri kadar huzurlu ve yeteri kadar huzurlu kılmak için her şeyi uygulamaya özen gösteriyorum. Ve her gece; ‘bu gece uyuyabileceğim’ diye iyi bir niyet ve sabırla yatağa yatıyorum.

Ancak uyumak bir yana dursun, tüm dengeli beslenme ve düzenli spor aktivitelerime rağmen yüksek kortizol sebebi ile kilo alıyorum, yaptığım ağırlık çalışmaları ile kas kütlem artması gerekirken azalma yaşıyorum, bağışıklık sisteminin zayıflıyor, stresim artıyor…

Ve bir gün geliyor, biriken yorgunluğun yarattığı halsizlik, enerjisizlik, konsantrasyon bozukluğu, moralsizlik, ülkemizin içinde bulunduğu türbülanslar ile birleşince, derin bir depresyona girmiş olduğumu fark ediyorum.

Derin derken koyu, ağır demek istemiyorum. Derinden akan bir yer altı suyu gibi bir depresyon. Yüzeyde çok varlığını belli etmeyen, zaman zaman havayla temas eden…

Aslında ülkemizde yaşadığımız adaletsizlikler, hukuksuzluklar, haksızlıklar için duyduğumuz derin endişe, üzüntü, çaresizlik, umutsuzluk içindeyiz. Ancak bir yandan her şey normalmiş gibi hayatlarımıza devam etmeye çabalıyoruz.

2025 HAZİRAN BAŞI 

Bayram için instagram paylaşımı hazırlarken, ulus olarak aldığımız darbeye ek olarak, bedenen yaşadığım zorlu sürecin beni belirgin bir depresyona doğru sürüklemeye başladığını fark ettim. 

  • Kalbimizin kırık, ruhumuz tutsak olmadığı bayramlar diliyorum;
  • Oylarımızla seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanmadığı,
  • Belediye başkan ve ekiplerinin suçlu gibi gösterilerek sıraya dizilmediği,
  • Haksızlığa uğrayanları savunmak için sokaklara dökülen gençlerin tutuklanmadığı,
  • Demokratik haklarını arayanların, fikirlerini beyan edenlerin, protesto edenlerin tutuklanmadığı,
  • Adaleti savunmak için sesini çıkaran sanatçı ve sporcuların işlerinden atılmadığı,
  • Her hafta yeni bir dalga algı yönetimi operasyonlarının, yeni bir akım aslı olmayan iddiaların üzerimize gerçekmiş gibi boca edilmediği,
  • Katiller, terörist, tecavüzcü, yolsuz, ahlaksız, hırsızların yani asıl suçluların serbest kalmadığı,
  • Demokrasimizin, hukuk ve adaletin doymak bilmeyen aç gözlüler, vicdansızlar ve onursuzlar tarafından gasp edilmediği,
  • Derin bir çaresizlik; umutsuzluk ve depresyonda olmadığımız,
  • Elimizden adaleti yerine getirebilmek için bir şeyler gelebildiği,
  • Adaletsizce tutuklanan ve hapse atılanların serbest bırakıldığı,
  • Demokrasimizin, milli irademizin serbest bırakıldığı bayramlar diliyorum.
  • Özgürlüklerin hak, hukuk ve hakikate dayalı işlediği bir ülkede bayram kutlamayı diliyorum. Çünkü bunlar yerine gelmedikçe hepimiz tutsağız. Bunlar düzelmedikçe bayram yok demek. Ve ne yazık ki normalleşmek ve unutmak işbirlikçilik demek. UNUTMAMALIYIZ, UNUTTURMAMALIYIZ, SESİMİZİ ÇIKARMAYA DEVAM ETMELİYİZ. Kalbimizin kırık, ruhumuz tutsak olmadığı bayramlar diliyorum.

 

Hem sosyolojik hem fizyolojik hem de psikolojik bir darbe içinde olduğumu bu satırları yazdıktan sonra anladım. Çünkü ülkem ve içinde yaşadığım toplum için hissettiğim çaresizliği kendi bedenimin içinde de yaşıyorum aynı anda.

Ve hepsi birden ağır geliyor.

Bu kadar kortizol yükünü kaldıramıyorum.

 

Daha önce östrojen kortizol ilişkisinden biraz bahsetmiştim. Biraz daha detaylı anlatmak istiyorum.

Böbreküstü bezlerinin (adrenal bezler) korteks bölgesinden salgılanan bir glukokortikoid hormonu olan kortizol; vücudun enerjiyi nasıl kullandığını, kan şekeri seviyesini nasıl düzenlediğini ve strese karşı verdiği yanıtları doğrudan etkiliyor.

Görevleri: kan şekerini yükselterek beyne yeterli enerjiyi sağlamak, enfeksiyonla savaş mekanizmalarını düzenlemek, tansiyonu kontrol etmek ve inflamasyon yanıtını düzenlemek.

Uyku-uyanıklık döngüsü (Sirkadiyen Ritim) ile yakından ilişkili olan kortizol, genellikle sabah erken saatlerde en yüksek düzeye ulaşıp, akşam ve gece saatlerinde ise düşüyor.

Kortizol öncelikle ve asıl, herhangi bir hayati tehdit veya tehlike anında, ekstra salgılanarak, ‘kaç ya da savaş’ moduna geçirip hayatta kalmayı sağlayan bir hormon. Eskiden atalarımız avcı toplayıcı olarak yaşarken ve etraf yüzlerce yırtıcı hayvan ile çevriliyken, Kortizol çok gerekli ve önemli bir hormon olarak işlev alıyordu. Ancak günümüzde fiziksel stres değil daha çok duygusal stres ile tetikleniyor kortizol. Böyle bir anda hipotalamus-hipofiz-adrenal (HPA) üçgeni devreye giriyor. Hipotalamus CRH (Corticotropin Releasing Hormone) salgılıyor, hipofiz bezi ACTH (Adrenokortikotropin) hormonu salgılıyor ve böbreküstü bezleri aşırı uyarılarak, kortizol üretimi artırılıyor.

Kortizol düzeyinin gerçek fiziksel tehditler yerine psikolojimizi sarsan durumlardan tetiklenip yükselmesi aslında stresten doğan ve yine strese yol açan bir döngü. İnsan bedeni ve zihni bu fizyolojik yükselişi kısa süreli olarak dengeleyebiliyor. Ancak kortizol uzun süre yüksek devam ederse, kronik bir probleme dönüşüyor ve daha fazla soruna yol açıyor.

Peki kortizol yüksekliğinin sebepleri nelerdir diye bakınca, karşımıza neler çıkıyor?

Peri menopoz döneminde, düzensiz ve yüksek östrojen dalgalanmalarının kortizol seviyelerini sıkça etkilediğini ve yükselttiğini zaten daha önce okuduğum medikal araştırmalardan biliyorum. Ayrıca;

  1. Kronik Stres: İş, aile, finansal zorluklar veya diğer uzun süreli stres kaynakları, HPA eksenini sürekli olarak uyararak kortizol salgısını yüksek tutar.
  2. Uyku Bozuklukları:  Uykusuzluk veya düzensiz uyku, vücudun doğal sirkadiyen ritmini bozar ve kortizolün özellikle gece saatlerinde olması gereken düşük seviyelere inmesini engeller.
  3. İlaç Kullanımı: Özellikle uzun süreli kortikosteroid ilaçların kullanımı, vücutta yapay olarak kortizol benzeri etki gösterir ve hiperkortizolizme neden olabilir.
  4. Hatalı Beslenme Düzeni: Sürekli yüksek şekerli besinler tüketmek, kan şekeri dalgalanmalarına neden olur ve bu dalgalanmalar kortizol dengesini bozabilir.
  5. Cushing Hastalığı ve Sendromu: Hipofiz bezindeki adenoma bağlı olarak aşırı ACTH salgısı (Cushing hastalığı) veya böbreküstü bezindeki tümörler, kortizolün aşırı üretimine yol açabilir (Cushing sendromu).

Kendimi gözden geçiriyorum. Ve diyorum ki: 1 ve 2 bende var. Ülkece içinde bulunduğumuz durum ve geceleri uyuyamamam, kendi kuyruğunu kovalayan bir yılan gibi, sürekli yenilenen bir yüksek kortizol döngüsüne dönüştü. 3 ve 4 benim için geçerli değil. 5 ilk defa duyduğum bir şey. İşte tam bu sırada çok sevdiğim bir arkadaşım ile telefonda konuşuyoruz ve zamanında kendisine Cushing sendromu teşhisi konduğunu ve çok başlangıç aşamasında olduğu için basit bir tedavi ile kolayca iyileştiğini anlatıyor, ve mutlaka bu olasılığı elemek için ACTH hormonuna bir baktır diyor.

Doktorum Hüsniye Hanım ile görüşüyorum yeniden. Estrava Jel’in dozunu günde 3’e çıkartıyoruz. Ayrıca benden bir süre geçtikten sonra östrojen, testosteron, kortizon ve kortizon yüksekliğine sebep olabilecek ACTH hormonu tahlilleri istiyor ki, bir durum değerlendirelim.

Ayrıca 1.5 sene önce ilk pre-menopoz belirtilerini çok ağır bir şekilde yaşamaya başladığımda bana önerdiği bir antidepresan ilaç olmuştu. Fakat ben kendi psikolojimi dengeleyebilirim inancı ile ilaç kullanmaya karşı olduğum için kesinlikle reddetmiştim. Kendisi de bana, ‘Zeynep’çim bunu bir psikolojik değil kimyasal tedavi olarak görebilirsin, uykuların düzene girebilirse, bedeninin hormon dengesi daha kolay ve çabuk dengelenir ve düzelir.’ demişti. Fakat dediğim gibi katı görüşlü olduğum için karşı çıkıp kullanmamıştım. Ancak şimdi kortizolümün yüksek olmasının beni hem fiziken hem de ruhen çok yorduğunun farkına varıp, ilacın özelliklerini okuyup inceliyorum. ‘Beyindeki serotonin ve noradrenalin seviyelerini etkileyerek beyin kimyasında denge sağlar, depresyon, anksiyete bozuklukları ve uyku bozuklukları gibi çeşitli sorunların tedavisinde kullanılır’. Evet diyorum, eğer böyle devam edersem psikiyatrik, fizyolojik ve nörolojik sorunlarım oluşabilir. Bu sebeple yeni yaptırdığım testlerin sonuçları çıkana kadar bekleyip. Testler eğer Cushing Sendromu olasılığını elimine eder ve farklı bir tedavi gerektirecek fizyolojik bir bulgu ortaya çıkarmaz ise antidepresan kullanmaya karar veriyorum.

Ve test sonuçlarım çıkıyor. Bu sefer östrojenim 888 ile tam tavan yapmış durumda. Menstüral döngünün herhangi bir aşamasında böyle yüksek bir östrojen seviyesine rastlanmıyor. Sabah kortizolüm ise yine yüksek (16).

Doktorum ile son tabloyu değerlendirdiğimizde; hem yükselen östrojen seviyesini dengelemek için estrava jel’i yeniden günde sadece bir kez ½ (hatta bazı günler ¼) kullanmamı söylüyor.

Ashwaganda’yı ise bür süreliğine kesmemi salık veriyor. 3 ay gibi uzun kullanım sonrası ashwaganda’nın östorjen ve kortizol dengesinde saptırmalar yapabileceğini söylüyor.

DIM plus’ı günde iki kez aldığımı teyitleşiyoruz.

Kortizol seviyesi için ise uzun süre yüksek seviyede seyreden kortizolün glukoz, insülin dengesine, metabolizmaya, bağışıklık ve kalp damar sistemine zarar vermesi riskleri olduğu için bir çözüm bulmamız gerektiğini söylüyor. Sürekli dalgalanan ve şu dönemde ise çok çok yükselen östrojenimin gece terlemeleri ile uykumu defalarca böldüğü bir dönemde iken; zaten iyi uyuyamamaya ve strese yol açan kortizolün yüksekliği de, yine daha fazla strese ve duygu değişimlerine yol açarak, tamir olamayan bir kısır döngü içine girmiş durumdayım.

Doktorum; içinde bulunduğum fizyolojik ve psikolojik durum için psikiyatrik yardım almamın en doğrusu olacağını söylüyor. Yani geceleri uykum (olmayan!) sırasında düzenlenemeyen kortizolümü düşürmek ve uzun saatler uyumamı sağlamak için serotonin salgısını ve REM uykusunu arttıracak NaSSA tipi bir anti depresana başlamamı salık veriyor, ve reçete yazıyor.

Ülkemizde yaşadığımız hukuksuzluklar, haksızlıklar ve adaletsizlikler iyice artarak devam ederken, üzerine İsrail İran gerginliğinin de patlak verdiği günlerdeyiz.

Ben de hem kendimin hem de ülkemizin, dünyamızın yükünü kaldıramayacağımı kabul ederek hayatımda ilk defa antidepresan tedavisine başlamayı düşünüyorum

Kendi uyku düzenime göre önce çeyrek, ardından yarım, sonra da tam doza geçebileceğimi söylüyor doktorum.

’28 gün sonra yeniden östrojene bakacağız, ve tedaviyi yeniden düzenleyeceğiz’ diyerek kapatıyoruz telefonu.

Ancak uyku bozukluğunu tedavi etmek ve kortizol seviyelerimi düşürmek üzere anti depresan kullanma yolculuğum başladığı gibi bitiyor.

Çünkü geceleri uyuyabilsem de sabahları dinlenmiş kalkamıyorum ve ajitasyonum çok yüksek oluyor. Hem serdem gibi hem de sinirli, patlamaya hazır bomba gibi gergin oluyorum. E zaten bunu kullanmadığımda – belki biraz daha az uyuyorum, ama aynı şekilde yorgun ve sersem gibi kalkıyorum, hem de en azından sinirli olmuyorum diyerek 4 gün kullandıktan sonra bırakıyorum ilacı.     

Üst üste uyuyuyamadığım geceler sonrası dinlenebilmek için reçetesiz satılan uyku ilaçlarından birisini içiyorum. Deliksiz olmasa da en azından 3-4 günlük uykusuzluğu atıp, dinlenebiliyorum.

Anti depresan yerine kendi telkin gücümü koymaya çalışıyorum. 

Bir tavan bir taban yapan östrojenim ile sürekli gündemde  kalan menopozumun, HRT’nin hiçbir fayda sağlamayan nadir sayıda kişilerden birisi oluşumun, uykusuzluğun sinir bozuculuğunu dilime ve aklıma dolamaktan vazgeçiyorum.  

Ancak ne kadar zihin gücü uygulasam azimle doğru beslensem, spor yapsam da fiziksel olanın üstüne çıkamayacağımı kabulleniyorum.

Bunun yaşayan örneği olarak varoluşumu tanımlamaktan vazgeçiyorum.

Sonuçta beslenmem harfi harfine: anti enflamatuar, düşük karbonhidrat, yüksek protein.

Alkolü haftada sadece 1 gün alıyorum.

Haftada 4 gün jogging + yürüyüş + 2 gün trambolin + 2 veya 3 gün hiit/ağırlık çalışması yapıyorum.

Her sabah ve her akşam düzenli meditasyon yapıyorum.

Bunun ötesi yok.

Ancak hala geceleri sürekli uyanıyorum, uykusuzum ve +5 kilom gram eksilmiyor.

Duvara tosladım evet. Demek ki şimdi böyle. Yapacak daha fazla hiçbir şey yok.

Anti depresan kullanmamayı da ben seçtim. 

O zaman kabullendim.

Tek yapabildiğim kabullenmek oldu.

Kurban değilim, sürekli bunu düşünmüyorum, anlatmıyorum.

Tabi ki semptomları değiştirmeyecek bu, ama en azından kendime acımıyorum.

Şimdilik gerçeklerim bunlar.

Ama bu gerçeklere vahim durumlar diye bakmamaya başladım, kendim hakkındaki düşünme biçimimi aşağı çekmesine izin vermiyorum.

Çünkü son aylarda işler kötüye gittikçe sürekli düşünür ve kendimi buna layık görür hale gelmiştim.

Yani ‘benim kaderim bu, nasıl olsa değişmeyecek, mahkumum buna, zaten benim başıma kötü şeyler gelir’ gibi bir düşünce silsilesi içine girmişm.

Bu ruh halinden ve zihin halinden iyi birşey çıkmayacağını anladım.

‘Evet zor, ama napalım, bugün böyle, yarın değişir belki, değişmese de beni tanımlayan şey değil’ gibi bir zihin çalışması içindeyim şimdi.

Fizyolojimi değiştiremese bile, moralimi ve enerjimi değiştirebilirim dedim.

Kendimi ve etrafımdakileri aşağı çekmek istemiyorum.

Ama fizyolojiyi değiştirir umuduyla Polyanna gibi bir oyun oynamıyorum kendime.

Çünkü yaşanan gerçekler belli. Yaşanacak yaşanıyor. Kimse böyle ağır geçirmesin dileğim.

2025 TEMMUZ BAŞI

Ve doktorumla kararlaştırdığımız yeni dozu kullandıktan 3 hafta sonra, gecede 8-9 kez uyanıp, yatağa terler içinde akma, gündüzleri de sürekli kıpkırmızı olup ter boşanma sürecim doruğa ulaşıyor. Herşeyin başlangıcı olan 21 ay öncesinden bile zorlu. Çünkü artık hem gündüz hem de gece saat başı vücudum ekstrem sıcak basmaları ve terleme yaşıyor.

Ancak bir fark var, ‘vücudum yaşıyor’, ben kendimi bununla tanımlamıyorum. Yani uyusam da uyumasam da sabah şikayet etmiyorum, kendimi mutsuzluğa teslim etmiyorum, kalkıp sporumau yapıyorum, normal yaşantıma devam ediyorum. Yani, ‘ne yapsa uyuyamayan, ne yapsa zayıflayamayan, ne yapsa iyileştiremeyen bir ben’ şeklinde bir drama içinde olmak yerine, evet vücudum bu dönem bunları yaşıyor. Ancak bunlar beni tanımlamıyor şeklinde bir mesafeden ve sakinlikten bakabilir hale getirdim kendimi.

Ancak gecelerimin sürekli böyle geçmesini bedenimin kaldıramayacağının bilincindeyim.

Gece terlemelerinin doruk yaptığını görerek, östrojenin yine çok düştüğünü tahmin ediyorum.

Doktorumla sözleştiğimiz gibi 28. gün test yaptırıyorum. Ve sonuçları bekliyorum…  

10 Temmuz 2025

Test sonuçlarım çıkıyor. Östrojen 90’larda. Perimenopoz için normal bir seviyede bu sefer. Doktorum Hüsniye Hanım’a sonuçları gönderiyorum. Arıyor beni hemen: ‘östrojen normal seviyelere dönmüş, bu yaz sıcaklarında bir de gece terlemeleri, uykusuzluk ile işkence çekmene ve boğuşma, yeniden sabah & akşam 2 doz Estrava Jel kullanmaya başla, geceleri yatmadan önce Ashwaganda kullanabilirsin yeniden dengeleyici olarak’ diyor. 

Ve ekliyor ‘1 ay sonra yeniden bir östrojen ölçelim’. Ancak ben 5 hafta seyahatte olacağım. ‘O zaman test yaptırma derdini hiç kafana takma, döndüğün ve rahat olduğun bir zaman baktır, tahminim Estrava seni rahatlacak, sen de güzel bir yaz geçir’. Kendisine çok teşekkür ediyorum.

Ve yeniden normal seviyede bir HRT tedavisine başlıyorum. Bakalım rahatlatacak mı yeniden tavan yapmış semptomlarımı. Umutluyum 🙂  

    

 

 

Zeynep Atılgan Boneval