SOSYAL MESAFE FARKINDALIKLARI

 

Bana yavaşlamayı öğrettiği için minettarım sosyal mesafe günlerine…

Gerçekten ihtiyacım olan ile olmayanı ayırt edecek mesafeyi ve boşluğu sağladığı için…

Durup bakabilecek zamanı sunduğu için…

Bahçemdeki dünyayı keşfetmemi sağladığı için…

Ufacık bahçemde günlerce ve saatlerce vakit geçirip, toprağa dokunma, çimenleri, ağaçları ve çiçekleri beslemeyi öğrenme, küçücük alanda nasıl dev bir mikro kozmos olduğunu keşfetmeme imkan tanıdığı için… Suya doğru uzanırcasına atlayan çimenlerin kel toprağı nasıl zamanla doldurduğuna gün be gün şahit olabildiğim için… Salyangozları, kaplumbağaları ve kirpilerin zaman zaman bahçemizin misafirleri olabildiğini fark ettirdiği için… 💚

Doğayı yaşamama izin verdiği için…

Sahilleri, zeytinlikleri, çam ormanını, tepeleri, vadileri ve bomboş sokakları adım adım yürüyerek, üç ay boyunca doğanın değişen renklerini, kokularını, ışığını görme fırsatı tanıdığı için…

‘Ruhumuz geride kaldı, biraz bekleyelim yetişsin’ diyen Kızılderilerin ruhun bedeni yakalamasına izin vermesi gibi bize bir eşleşme imkanı tanıdığı için…

En önemlisi arkamdan birisi koşuyormuş gibi yaşamama gerek olmadığını fark etmeme izin verdiği için…

Sabah uyanıp görev gibi çalışmak yerine, içimden geleni, sevdiğimi, kendi zamanımda, hissiyatıma göre yapabilmeye başladığım için…

Hiç ihtiyacım olmayan eşyaları, ortamları, işleri hatta davranışlarımı, söylemlerimi ve düşüncelerimi fark etmemi sağladığı için…

‘Şöyle olmam gerektiğine’ dair kuvvetli inançlarım ve ‘böyle yapmam gerektiğine’ dair yerleşik alışkanlıklarımı fark etme ve gözlemleme, izleyip kaynağını bulmaya çalışma imkanı tanıdığı için…

Sürekli yetişmem gereken bir şey, bir yer, bir hedef olmadığını gösterdiğin için…

Bambaşka şeyleri yazma ve paylaşma cesareti verdiği için..

Yılladır sadece yolculuklarımdaki hislerimi ve izlenimlerimi paylaşırken, yazmaya ara verdiğim ‘kendime notlarım’ ile yeniden bir buluşma yaşayıp, yazdıkça iç dünyamda uzaklara gidip, derinlere inip, sonra da iç yolculuğumda fark ettiklerimi kurgusuz, sorgusuz, içimden geldiği gibi doğalca paylaşma cesaretini verdiği için…

Önce sessizliği, sonra da iç sesimi dinlemeyi öğrettiğin için,

Az sayıda buluşmaların kıymetini, sevdiklerini -mesafeli de olsa – görebilmenin değerini öğrettiği için…

Ve görebildiklerime sarılamadığım, elini tutamadığım için hiçbir saniyeyi kaçırmadan gözlerinin içine bakmayı ve pür dikkat dinlemeyi öğrettiği için…

Zamanın değerini kavrayıp sözlerimi seçmeyi öğrettiğin için…

Aslında farkındalıklarımı yazmaya bir arkadaşımın önce bir defter, ardından da ‘Sakin’ isimli bir kitap hediye etmesi ile başlamıştı, 

İzolasyon günleri ile derinleşti,

Normalleşme günlerinde de adım adım devam ediyor…

Bakalım adım adım…

Zeynep Atılgan Boneval