SİFNOS ADASI

Rüzgarın ve Toprağın adası Sifnos

 

 

Ege Denizi’nin tam ortasında Batı Kiklad adalarının en güzellerinden birisi olan Sifnos, doğası, mimarisi, lezzetleri, sanatı, gelenek görenekleri bozulmadan yaşatmayı başarmış en karakterli adalardan.

 

Vahşi kayalar, turkuaz ve mavi deniz, pamuk beyaz evler, görkemli manastırlar, bembeyaz kiliseler ve çan kuleleri, çivit mavisi kubbeler, zeytinlikler, bağlar, bostanlar, bahçeler, uçsuz bucaksız manzaralar, sayısız yürüyüş patikaları, nefis kumsallar ve plajlar, hiç durmadan esen rüzgarın senfonisi, sokaklarda yasemin, inişli çıkışlı yollarda burnunuza çalınan kekik, adaçayı kokuları, uzun yıllara dayanan mutfak kültürü ve yemek sevgisini şiirsel bir şekilde harmanlayan bir ada Sifnos.

 

Gelişmiş ancak değişmemiş, turistik ancak yapmacık değil, otantikliğini kaybetmemiş, bozulmamış, yani kendini turizme kaptırmamış… Geleneksel Yunan ruhunu her duyunuza hitap edecek şekilde insanları, mekanları, lezzetleri, yaşam stili ile her temas noktasında size hissettiriyor.

 

Neolitik döneminden itibaren yerleşimin izlerine rastlanan Sifnos, çağlar boyunca çok refah ve bolluk içinde zengin bir ada olmuş. Finikeliler, İyonyalılar, Antik Yunan, Makedon, Romalılar, Bizanslılar, Venedikliler ve Osmanlıların himayesi altına giren ada, önce altın, gümüş, kurşun madenleri, sonra da verimli topraklarında yetişen mahsülleri ve zanaat ustalarının seramikleri ile önemli bir ticaret adası olmuş. Zenginliği öyle dillere destanmış ki, adalılar MÖ 6. Yüzyılda Delfi kahinine ithafen ünlü süslü mermer Sifnos Hazinesi tapınağını inşaa etmişler.

 

Verimli topraklarında yetişen zeytin, üzüm, meyve, sebze ve çeşit çeşit yabani otlar, eğimli arazilerde bol bol otlak bulan hayvanlar, gelişmiş bir mutfak geleneğini getirmiş yanında. Sifnos’un tarihi çok uzun yıllara dayanan bir yemek kültürü var. Sifnos kilden çömlek yapımı ve tornacılık konusunda uzmanlaşmış bir ada. Antik dönemden beri adanın her köşesi seramik ve torna atölyeleri ile doluymuş. Ne zaman ki insanoğlu topraktan çömlek yapmaya başlamış ve yemekleri direk ateş yerine bu güveçlerde pişirmeye başlamış, o zaman içine baharatlar, soslar girmiş, uzun sürelerde ağır ağır pişirme şansı doğmuş, böylece yemekler lezzetlenmiş, çeşitlenmiş ve sofistikeleşmiş, yani gastronomi doğmuş. Yunanca ‘mide ile ilgili’ anlamına gelen Gastro kelimesinin kökeni ise ‘toprak çömlekten’ geliyor. Yani gastronominin doğduğu yerlerden birisi Sifnos adası.

Yunanistan’ın en meşhur şefi, modern Yunan mutfağı öncüsü ve ilk Yunan mutfağı kitabı yazarı (1878-1958) Nikos Tselemente Sifnos’lu. Sifnos’un antik yerleşimlerinden birisi olan Exambela doğumlu olan şef, Platis Gialis plajının hemen karşısına düşen Kitriani adasının ucunda bir kayanın üzerinde taşlardan emrpovize bir ocak kurarmış. Ve bu ‘panostria’da ateş hep yanarmış. Ateşin üzerine yerleştirdiği toprak güvece taze domates, manoura peyniri, kimi zaman et, kimi zaman yengeç, istakoz, kimi zaman makarna atarmış. Adalılar ve balıkçılar gelip ocakbaşında Tselemente’nin doğaçlama yemeklerinin tadına bakarmış.

 

Toprağa, mahsüllerine, misafirlerine, mutfak geleneklerine saygılı adalılar Tselemente’nin kendilerine bıraktığı mirası, onun ayak izlerinden ilerleyerek yaşatıyorlar. Sifnos’ta kötü bir yemek yemenize olanak yok!

 

Sifnos’un kendine özgü manoura ve myzithra peynirleri, revithada nohut çorbası, fırında mastelo etleri, makaron, bal turtası, pastelli tatlıları çok meşhur.

 

360 kilise, manastır ve tapınağı, 55 antik kalesi ve 80 kulesi ile Sifnos’un kendisi başlı başına bir arkeolojik anıt adeta. Kilise ve manastırları Sifnos’u Hristiyanlar için önemli bir haç rotası kılarken, anıt ve arkeolojik alanları da  arkeoloji tutkunlarını cezbediyor. Kastro’daki Arkeoloji Müzesi, Eksabela’dki Ecclesiasticla Art in Moni müzesi ve Apollonia’daki Folklör Müzesi tarih ve kültür meraklıları için birer hazine.

 

Hem kültürel hem de dini geleneklerine bağlı adalılar, kiliseler, tapınaklar ve meydanlarda yıl boyunca gerçekleştirdikleri festivaller, kutlamalar, ziyafetlerde bu görenekleri yaşatıyorlar.

 

Adada yetişen şariler, yazarlar, sanatçılar, eğitimciler ve gazeteciler ise Sifnos’un kültürel ve entellektüel zenginliğin mahsülü.

 

Yemyeşil ve mis kokulu bir ada olan Sifnos, enfes manzaralara nazır inişli çıkışlı doğa rota ve patikaları ile, tam bir yürüyüş ve tırmanış cenneti. İlkbahar, sonbahar ve kimi serin yaz günlerinde, tazecik tertemiz havada, rüzgarın serinliği ile burnunuza çalınan kekik, adaçayı kokuları eşliğinde keşfedebileceğiniz 50’nin üzerinde yürüyüş rotası ile dilerseniz sadece denizden ulaşılabilen nefes kesici güzellikteki koylara, dere kenarlarında doğa ile içiçe yemyeşil inziva köşelerine, kilise ve manastırlara, sedir ormanlarına, kuş izleme cenneti olan sulak alanlara, caretta caretta kaplumbağa yumurtlama koyuna yürüyebilir, yabani otlar ve çiçekler toplayabilirsiniz.

 

SİFNOS ROTALARI

 

 

Köy ve Kasabalar

 

Sifnos’un 1836’dan beri merkezi olan Apollonia, adanın tam ortasında üç tepenin arasında amfitiyatro gibi inşaa edilmiş, bembeyaz kübik evleri, daracık kaldırım taşı sokakları, turkuaz kubbeli kiliseleri, çan kuleleri ile Kikladik mimarinin en güzel örneklerinden birisi. Apollonia’nın tepelerinden birisine tırmanan sadece yayalara açık daracık ve kıvrıla kıvrıla bir yokuş olan To Steno, fırınları, kahve eveleri, kafeleri, tavernaları, restoranları, barları ve butikleri ile adanın en canlı ve akşamları en keyifli noktası.

 

Geleneksel bir tarihi köy olan Exambela neredeyse Apollonia’nın bitişiğinde ve buradaki Vrysiani manastırı baheçeleri ve mimarisi ile ziyarete değer bir bina.

 

Apollinia’ya kısa bir mesafede yer alan tarihi Artemonas, arnavut kaldırımlı sokaklarında Neoklasik konakları, tarihi değirmenleri, pastaneleri, ağaç ve çiçeklerle bezenmiş bahçeleri ile şiir gibi sevimli bir antik köy. İlkokul, Panagia tis Ammou, Panagia tis Kochis ve Panagia Konstantinos özellikle görülmeye değer güzellikte binalar.

Şüphesiz Sifnos adasının baş tacı Kastro. Adanın doğu kıyısından denizden epeyce yüksek bir tepedeki kayaların üzerine inşaa edilmiş antik kale kasaba, 1836’ya kadar adanın merkeziymiş. Yanyana dizilmiş, yer yer içiçe geçmiş iki veya üç katlı evlerin dış cephe duvarları blok bir kale duvarı oluşturacak şekilde Ortaçağ’da inşaa edilen kasabanın daracık sokaklarında yürürken antik yazıt, dikili taşlar, mermerler ve heykellere rastlıyorsunuz. Daracık geçitler, sokaklar ve pasajlar ile bembeyaz bir labirente dalmış gibi hissediyorsunuz Kastro’da. Tabii birçok antik kilisede de kale içinde yerini almış.

 

Ancak Kastro’nun duvarlarının yanıbaşında, denizin üzerinde yüksek bir sarp bir kayalık adacıkta yer alan Epta Martyres şapeli Kastro’nun asıl yıldızı. Yürüyerek ulaşabildiğiniz bu şapelden manzaralar enfes. Hemen altındaki kayalıklardan denize girmek ise gerçekten eşsiz bir deneyim.

Kastro’nun altında deniz kıyısında antik liman kasabası Seralia yer alıyor. Şimdi bir balıkçı köyü olan Seralia’da Venedikliler döneminden kalma liman kalıntılarını görebiliyorsunuz.

 

Adanın kuzeybatısı ucundaki daha vahşi ve kayalık bölgede yer alan balıkçı limanı Heronissos ise geçmiş zamanda asılı kalmış bir köy. Geleneksel seramik atölyelerine ev sahipliği yapıyor

 

Adanın güneydoğsunda yer alan Kitriani adacığı ise Sifnos’un en eski kilisesi olan 11. Yüzyıldan kalma Panaghia Kitriani’ye ev sahipliği yapıyor.

 

Adanın araç ile ulaşılabilen en yüksek tepesi olan Agios Simeon’da, Kamares limanını ve uçsuz bucaksız Ege denizini ayaklarınızın altında gün batımı yapmak ise bir Sifnos geleneği.

 

Deniz Rotaları

Serifos, Anti Paros ve Kimolos adaları arasında yer alan Sifnos’un 70 kilometre sahili var. Ancak epey kayalık ve tepelik olan bu adanın sahillerine erişmek çok kolay değil. Güneyde yer alan geniş kumsallar daha kalabalık ve ailelerin tercihi. Eğer bakir sahiller ve koylar arıyorsanız biraz toprak yol yapmayı, ya da yürümeyi, ya da tekne ile turlara katılmayı göze almalısınız.

 

Adanın güneydoğusunda yer alan Platis Gialos adanın en uzun ve geniş kumsal koyu, dolayısı ile en popüler ve en kalabalık plajı. Birçok restoran, kafe, plaj kulübü, deniz sporları alternatifleri isteyenler ve aileler için ideal.

 

Adanın güneybatısında yer alan Vathi geniş korunaklı bir kumsal koy. At nalı şeklindeki altın kumsalın sonunda denizin kıyısında Taxiarhes kilisesi yer alıyor. Gurme restoranları ve zevkli plaj kulüpleri ile Platis Gialos’a göre biraz daha az kalabalık ve keyifli bir alternatif.

 

Altın renkli bir kumsala sahip derin bir koy olan Kamares, feribotların ve teknelerin yanaştığı liman kenti. Ilgın ağaçları altında keyifli restoranlar ve plaj kulüpleri barındıran Kamares koyu aileler için başka güzel bir alternatif. Kamares’ten kalkan tekneler ile nefis bakir koylarına günü birlik gidebilirsiniz.

 

Kuzeydoğuda yer alan Faros balıkçı kasabası, ve onu çevreleyen Fasolou, Saoures ve Apokofto plajları denize girmek için en keyifli korunaklı koylar. Fasolou ve Saoures bakir kumsal plajlar iken Apokofto iki güzel taverna ve şezlonglar ile servis alabileceğiniz bir koy. Fasolou plajında 2 dev ılgın ağacının doğal gölgesinden faydalanarak denize girerken Chrysopigi manzaralarını da seyredebiliyorsunuz.

Apokofto’nun ucunda yer alan burundaki ufacık yarım ada kayalık üzerinde başka bir meşhur kilisesi Panaghia Chrysopigi yer alıyor. Gündüz ve geceleri gerçekten muhteşem manzaralar sunan bu kilise, özellikle dolunayın doğuşunu seyretmek için gelenler ile dolup taşıyor.

 

Adanın kuzeybatısında yer alan Vroulidia plajı hem ulaşımı virajlı bir toprak yoldan zorlu olduğu, hem de kayalar ve çakıl taşları ile biraz vahşi bir ruha sahip olduğu için daha az tercih ediliyor, ancak adanın en berrak denizi ve ıssız plajı olarak harika bir inziva köşesi.

 

Fikiada, Gialoudia, Vluxada ve Tsocha ise ancak yürüyüş rotaları veya tekneler ile ulaşılabilen bakir cennet koylar.

 

 

SİFNOS RESTORANLARI

Modern Yunan mutfağı öncüsü Sifnos’lu şef Nikolaos Tselementes’in ayak izlerinden giden Sifnos restoranları, Sifnos’un Yunan adaları arasındaki ‘gastronomi üssü’ ününü devam ettirmek için elinden geleni yapıyor. Sifnos’un kendine özgü manoura ve myzithra peynirleri, revithada nohut çorbası, fırında mastelo etleri, makaron, bal turtası, pastelli tatlıları çok meşhur.

 

 

Apokofto plajında denizin yanı başında ağaçların altında yer alan Giorgos Lempesis Taverna, mastelo ve rovythia gibi Sifnos’a özgün yemekleri ile Tselementes’in mirasçısı sayılıyor. (Tel +30 22840 71295).

 

Vathi koyunun sonunda kilisenin yanıbaşında kumların üzerinde yer alan masaları ile cennet gibi bir konuma sahip To Tsikali, ismini aldığı güveç yemekleri, ve de fırında domates dolması ve pancetta gibi spesiyalleri ile meşhur bir gurme taverna. (Tel +30 22840 71150) Vathi’de yer alan Bola ise kahve, aperatif ve kokteyller için keyifli bir adres.

 

Balık severler için adres Kamares’teki Captain Andreas. Taze günlük balık, ıstakoz, yengeç, ahtapot ve kalamarları nefis. (Tel +30 22840 32356)

 

Sessiz sakin Fassolou plajında ağaçların altında yer alan Giorgos & Dimitris, sade ve basit bir taverna ancak odun fırınında pişen geleneksel Sifnos yemekleri gerçekten şaşılacak lezzette.

 

Platys Gialos’da meze, deniz mahsülleri ve Yunan lezzetleri için en güzel adres Omaga 3. Biraz daha modern bir ortam ararsanız çağdaş Yunan & Akdeniz lezzetleri ile Nero & Alati harika bir alternatif. Plaj kıyısındaki kafeler ise: To Steki, Notos, Mostra

Apollonia’da yer alan tarihi kahve evi ve meze lokantası Drakaki’s bir ada geleneği. Gerçek Yunan mezeleri ve lezzetleri tatmak isteyenler için en nefis alternatif (Tel +30.22840.31.233) Biraz daha çağdaş Yunan ve Akdeniz lezzetleri ve de modern bir ambiyans peşindeyseniz Rambagas ve Cayene doğru adresler. Lokma ve diğer Yunan tatlıları için Three Angels doğru adres. Fırın ve dondurma adresi ise To Stavri. Apollonia’nin en güzel barı tartışmasız Gad Bar. İkinci güzel alternatif ise Cosi Bar. Apollonia’nın To Steno yolu boyunca Biba gibi birçok çok güzel butikleri var.

 

Kastro’da Maria Lebesis’in restoranında gün batımını izlerken, güleryüzlü, misafirperver ve maharetli Maria ve Vasilis’in annelerinden kalma geleneksel Sifnos tarifleri ile hazırladığı revythokeftedes ve enfes köftelerinin tadına varabilirsiniz (Tel +30 22840 31476) Kastro’da iken kahve, tatlı ve kokteyl için adresler: Dolci, To Konaki ve Banana’s bar.

 

Çok daha sakin ve yavaş bir ruha sahip Artemonas köyünde ise mezeler için Mosaico Kafe & Lokantası, ev yemekleri için To Xryso Restoranı, dondurma için Tratamento ve tatlılar için Theodrou Pastanesi doğru adresler.

 

Eğer Yunan yemeklerinden sıkıldığınızı düşünüyorsanız (ki Sifnos’ta sıkılmanıza pek imkan yok aslında) Apollonia ve Platy Gialos’da yer alan İtalyan şef Filippo ve oğlunun aile işletmesi Mamma Mia, Yunanistan’ın en iyi pizza ve ev yapımı makarnaları için ödül almış bir restoran.

 

 

Diğer Lezzet Durakları:

Faros: Gorgona Taverna ve O Faros Taverna

Vroulidia: Ta Vroulidia Taverna ve Katerina’s Kafe

Seralia Plajı: Captain Sifakis

Heronissos: Ammoudia Fish Taverna

 

 

 

 

 

 

OTELLER

 

Appolonia

Anthousa Hotel

Sofia Hotel

Eleonas Apartments

 

Artemonas

Hotel Artemon

Smaragdi Rooms

 

Ano Petali

Petali Village Hote

 

Kamares

Hotel Myrto

Hotel Nymfes

Hotel Boulis

Hotel Kamari

 

Platys Gialos

Hotel Platys Gialos

Hotel Alexandros

Edem Hotel

Benaki Hotel

 

Vathy

Elies Resort

 

Faros

Gorgona Rooms

 

Fassolou

Kavos Studios

 

Ulaşım

Adaya ulaşım İstanbul-Atina-Milos veya İstanbul – Mykonos uçuşu ardından Milos veya Mykonos’tan hızlı feribot seferleri ile yapılabiliyor.

 

Zeynep Atılgan Boneval