KERALA – SEÇİL SAĞLAM İZLENİMLERİ İLE

Kerala’da Baharat Kokuları, Ayurveda ve Doğa ile İçiçe Bir Hafta…

Ne derler bilirsiniz; Hindistan’ı ya çok seversin ya da ‘bir daha mı asla’ dersin.

Ben ilk gruptanım.

 

Renkler, tatlar, kokular ve tezatlar ülkesi Hindistan her daim lezzetli, şaşırtıcı, kendine özgü ve doğal.

Dünyanın en kadim topraklarından biri olan bu ülkenin çeşitli şehirlerinde ayak izlerimi bırakmak benim için daima mutluluk verici oldu. Bu defaki Kerala seyahatim de mutluluğuma destekçi anlar ve anılarla dolu.

 

Kochi’ye Varış

Gecenin 4’ü olmasına rağmen Kochi havaalanında eşini, dostunu, akrabasını karşılamak için çıkış kapısına gözlerini kilitlemiş olan renkli kalabalıkla göz göze geliyorum. Benim gözlerim de o esnada bir hafta boyunca kilometreler boyunca transferimi yaparak bana eşlik edecek olan Anil’i ve adımın yazılı olduğu kağıdı arıyor. Kalabalığa rağmen Anil’ı görmem zor olmuyor.

Anil, sempatik, kocaman gülümsemesiyle karşılıyor. Arabaya doğru yürürken saat gecenin 4’ü değil de adeta öğle saatleri kadar sıcak. Welcome to Kerala!

IMG_5474

Kochi-Thekkady; Enfes Manzaralarla Dolu Bir Yol

Saatlerdir yolda olmamın etkisiyle gözlerim yola çıktıktan bir süre sonra ara ara kapanmaya başlıyor. 6 gibi güneşin ilk ışıkları Kochi’den Thekkady’e uzanan  yolun şahane manzaralarını aydınlatmaya başlarken ‘uyku zamanı değil, bu enfes doğayı hafızama kazıma zamanı’ diyerek dolambaçlı dağ yollarını, ormanları, yoğun bitki örtüsünü, adeta topraktan fışkıran muhteşem yeşil tonlarını doyasıya seyrediyorum.

Su almak istediğimi söylediğimde Anil, muz, su, sütlü çay, Hint kahvesi satan salaş bir yol kenarı büfesinde duruyor. Saat 6:30. Hava muhteşem. Dağ yolundan tek tük araba geçiyor. Büfedeki adam İngilizce bilmediğinden Anil ona birkaç muz ve su istediğimi söylüyor. Kendisi için de bir kahve söylüyor, ev yapımı kurabiyelerin olduğu plastik kavanozların birinden de bir kurabiye alıyor. Ben muz, o kahve ve kurabiyesi ile, sabah saat 6:30’da, yol kenarındaki salaş bir büfenin sandalyesinde, yemyeşil doğanın içinde mutlu ve huzurluyum.

 

Kochi-Thekkady arası 4-5 saatlik yolun son demleri hayli virajlı. Uçuşun ve gece uykusuzluğunun da etkisiyle ‘hadi artık varalım otele’ kıvamına geliyorum.

 

Thekkady’de Otele Varış

Odaya kendimi attığımda, 1-2 saat olsun uyumalıyım diyerek kendimi uykunun kollarına bırakıyorum. Sonraki anlar şöyle geçiyor; Rüya mı gerçek mi bilmediğim bir anda gözlerimi araladığımda odanın balkonunun hemen yanındaki ağacın dallarından birinde oturmuş kocaman bir maymunla göz göze gelmem, oda servisinin kapıyı çalması ve odaya hindistan cevizli kurabiye, muz cipsi, kakuleli kurabiye bırakması, benim de bunları uyku sersemi yemiş olmam:)

IMG_5372

İlk gün kendimi toparlama çabalarımla geçiyor, zira sonraki günler yoga ve Periyar Tiger Reserve gibi planlarım olduğundan sabahları 6’da kalkacağım. Neyse ki bu durumu kurtarıcı masajlar var. Kerala bölgesi, ayurvedik terapileri ve masajlarıyla ünlü. Kadim öğretiler yüzyıllardır uygulanarak şifa veriyor. Buraya dünyanın pek çok yerinden kronik rahatsızlıklara ya da ağrılara sahip pek çok insan haftalık ya da aylık farklı uzunluktaki tedavi ve terapiler için geliyor ve hafiflemiş olarak dönüyor. Ayurveda, geçici değil, hayat boyu etkisi süren terapiler ile tam bir iyileşme sağlayan, bitkilerin şifasını insan vücuduna taşıyan, özel, alternatif tıp yöntemlerinden.

IMG_5216

Yemyeşil bir doğa örtüsü içinde konumlanan Cardamom County’de odamın balkonunda çay içerken maymunu bir daha görmeyi bekliyor ve yağan yağmurun tadını çıkarıyorum. (http://raxacollective.com/cardamom-county/)

IMG_5215

Otelin ayurveda odasında yaptırdığım masaj şimdiye kadar yaptırdığım en etkili ve iyi gelen masajlardan oluyor. Thekkady’e gidecek olursanız kendinizi Cardamom Conuty’de Lissy’nin ellerinin enerjisine bırakın.

Akşam yemeğindeki köriler ve hayatımda yediğim en güzel ‘paratha’ (bir çeşit gözleme) ilk güne noktasını koyuyor.

 

İkinci Gün; Periyar Tiger Reserve, Baharat Bahçeleri ve Fil Safari

Sabah 6’da kalkıyorum, 6:45’te otelden sadece 5-6 dakika mesafedeki Periyar Tiger Reserve’e götürmek için beni otelin kapısında bekleyen Anıl’la buluşuyorum. İlk tekne saati olan 7:30’u seçmemin nedeni, sabahın erken saatlerinin hayvanları görmek için daha ideal saatler olması. Sabahın bu erken saatinde bilet gişesinin önünde son derece hareketli bir kalabalık var. Kontenjanla sınırlı olduğu için biletinizi daha önce internet üzerinden alıyor ve buraya geldiğinizde gişeye onaylatıyorsunuz. Hintli ailelerin yanında bir tek ben yabancıyım. Sadece yerli turist var. Bu renkliliğin arasında benden başka turist olmaması bir hayli hoşuma gidiyor.

DSC07614

Tekne 1,5 saat boyunca yavaş yavaş süzülüyor. İki katlı nehir teknesinin üst katında, aslında ‘giymesem olur mu’ diye sormak istediğim oldukça kirli bir can yeleğiyle bir amcanın yanında oturuyorum. Kalabalık hareketlenirse biliyorum ki birileri uzakta bir hayvan gördü. Böyle anların heyecanı çabuk yayılıyor. Müthiş bir bitki örtüsü ve doğa. Hayran kalmamak imkansız. Sadece 44 tane kalan kaplanlar ise bu yoğun ormanın derinliklerinde. Bize kalan sadece ilerde gördüğümüz bir fil ailesi ve grup halinde suyun yakınında oturmuş bir yabani geyik familyası. Thekkady, dağlık bir bölge olduğu ve deniz seviyesinden yüksekte olduğu için bildiğimiz ve alışık olduğumuz Hindistan ikliminin dışında bir havaya sahip. Sabahın erken saatleri olduğundan teknede dönüşte montuma rağmen biraz üşüyorum bile. Tekneler iskeleye yanaşıyor. Bizim turumuz bitti ancak gün boyu birkaç tur daha olacak. Teknelerden dağılan renkli kalabalık mutlu. Maymunlarsa ortalıkta yiyecek bulmak için cirit atıyor. Elinde yiyecek olanlara musallat, beter maymunlara bakakalıyorum.

IMG_5296

IMG_5299

Thekkady’e, Hindistan’ın ‘Baharat Bahçesi’ demek yanlış olmaz. Hemen hemen her virajda ‘Spice Garden’ yazısı gözüme çarpıyor. Bunlardan birinde durup, bahçede yetişen baharat çeşitlerini ve özelliklerini bahçenin sahibi tarafından dinleyip son derece doğal yağlar, esanslar ve taze baharatlarla elim kolum dolu çıkıyorum. Amacım eve dönünce Hint kokularını, tatlarını biraz daha yaşamak. Spice Garden’larda bir de genellikle bir ‘ağaç ev’ oluyor. Kocaman bir ağacın gövdesi ve destekleyen kalınlıkta dalları ile yapılmış ağaç eve çıkmak bile ‘Baharat Bahçe’lerine gitmek için yeterli sebep.

IMG_5316

Thekkady’deki ‘Elephant Camp’ karışık duygular yaşamama sebep oluyor. Hem fillere yakın olmayı istemek hem de özgürlüğü elinden alınmış, zavallı hayvanları kullanan bu ‘turistik’ atraksiyona mesafeli olmak arasındayım. Daha önceki yıllarda Tayland’da da file binmişliğim var ancak o zaman kendimi hiç kötü hissetmemiş, sorgulayacak bir durum olduğunu düşünmemiştim. Sanırım aradan geçen yıllarda farkındalığım arttı ve bu defa aslında bunu yapmak istemiyorum, amacım filin fotoğrafını çekmek ama Hintli adamlar illa para alma derdinde, para yoksa fotoğraf ta yok. Bakıcısı, fili bineceğim platforma doğru yaklaştırıyor. Ağzında bir palmiye dalı yavaş yavaş yanaşan file bakıp sonsuz bir şefkat duyuyorum. Palmiye dalını çiğneye çiğneye geliyor. Bindiğim andan itibaren inmek istiyorum. Korkunç bir iç huzursuzluğu ve üzüntüsü pişmanlığa bulanıyor. Ben binmesem de pekala yüzlerce binlerce kişinin bu atraksiyonu yapacak olması duygularımı daha da depreştiriyor. Filin kalın derisine dokunarak bu ızdırap haline gelen 15-20 dakikayı bir şekilde tamamlıyorum. Fil ile poz verilen bir noktada bakıcı telefonumu vermemi söylüyor fotoğrafımızı çekmek için. Geriye bakıcının çektiği fotoğraf ve vicdan muhasebesi kalıyor.

IMG_5324

Fil Kampı’ndan ayrılırken mutsuzum. Otelin ayurveda merkezinde yaptırdığım masaj ve akşam yemeğindeki nefis köriler ve paratha ile avunuyorum.

IMG_5982 (1)

Üçüncü Gün; Yoga, Thekkady’den ayrılış, Yollar, Allepey River Cruise ve Xandari Pearl

Sabah yine erken başlıyor. 7’de yoga yapacağım için 6’da kalkıyorum. Doğa çoktan uyanmış. Yoga eğitmeni ile ayurveda merkezinin üst katındaki açık alanda bir saat esneme ağırlıklı pozlar yaparken kuşların seslerini dinliyorum. Yoga seansını sonu her zamanki gibi ‘omm’ çekerek bitiyor. Seslerimizi arı vızıltısına benzetiyorum. Namaste.

Kahvaltıda baharatlı patates ve dosa var. Dosa incecik bir Hint krepi. Kahvaltıdan sonra yola çıkıyoruz. Geçtiğimiz yollar hayatım boyunca unutamayacağım kadar yeşil.

IMG_5380

Nefis çay plantasyonlarından, yol kenarı dizili kasabalardan, alışverişin hızlı olduğu çarşılardan, rengarenk sarili kadınların görüntülerinin arasından geçiyoruz. Arabanın camının ardından tüm bunları izliyor olmak film izliyor hissi yaratıyor.

IMG_5392

Yol böyle renkli olunca hiç sıkılmıyorum. Anil çoğu zaman diğer arabalara teğet geçiyor. Araba kullanmak Hindistan’da ayrı bir mesele. Onlar birbirini bir şekilde idare ediyor da bizler kullanmaya kalkışsak durum ne olur emin değilim. Öğle saatlerinde Allepey’e varıyoruz. Nehirde süzülen ya da kıyıya bağlı duran otantik tekneler görsel zenginlik. Lonely Planet’ın ‘must see / do’ ları arasında yer alan Kerala’da tekne turu ya da bu teknelerde konaklama deneyiminin son derece yerinde olduğunu nehirde geçirdiğim birkaç nefis saatin sonunda tam olarak anlıyorum. Buraya bir veya iki gece kalmak için tekrar gelmeyi çok isterim. Teknelerde wi-fi yok dolayısıyla biraz kendimizi de ‘off’ moda getirmek için harika.

IMG_5477

IMG_5458

Tekneye bindiğimde kaptan, miço ve aşçı karşılıyor. Konaklamayacağım için yalnızca 2 saatlik bir gezinti yapacağız ve Kerala mutfağından spesiyallerle dolu bir öğle yemeği yiyeceğim. Kıyıdan uzaklaşmaya başladığımız an hayranlık dolu minik çığlıklar atıyorum. Teknenin motoru oldukça sessiz olduğundan doğanın seslerini ve nehrin sessizliğini bozmuyor.

IMG_5430

Tekne süzülüp giderken Rosanna (Raxa Collective otel grubunun Sosyal Medya ve Kurumsal İlişkiler Sorumlusu) Riverscape isimli bu teknenin tamamen el yapımı olduğundan, gövdesinin ağaç gövdesi, diğer tüm bağlantılarının ve tavanının, yan kısımlarının elde örülerek yapıldığını anlatıyor. (http://raxacollective.com/xandari-riverscapes/)

IMG_5405

Nehir kenarında günlük yaşam tüm sakinliği ve doğallığıyla akıyor. Dar kanallardan geçişte evlere daha yakın olduğumuz için bahçesinde bir leğende çocuğunu yıkayan anne, nehirde çamaşır yıkayan kadınlar, el sallayan gençler, çocuklar hemen birkaç adım ileride oluyor. Günlük yaşamın gerçek anlamda ‘kıyısından’ geçiyor olmak oldukça keyifli. ‘Kerala Backwaters’ta binlerce kişi yaşıyor.

IMG_5471

Evler yapılırken ihtiyaç duyulan malzemeler geleneksel kayıklarla taşınıyor. Doğa ne verirse o yeniyor. Bu da genellikle pirinç, muz ve gövdesinden, kabuğundan yapılan baharatlı yemekler, Hindistan cevizi ile yapılan envai çeşit yemek ve nehirden çıkan bir balık türü oluyor.

IMG_5437

Tekne tabak almak için! kıyıya yaklaşıyor ve miço gördüğü ilk muz ağacından hızlı bir hareketle iki dev yaprağı kesiyor, böylece öğle yemeğimiz için ihtiyacımız olan tabaklarımıza kavuşuyoruz:)

Burada muz yaprakları tabak olarak kullanılıyor. Harika!

Huzuru bol, güneşi ısıtan, doğası hayran bırakan bir öğle sonrası yaşadığım için hayata ne kadar teşekkür etsem az. Ancak teşekkürlerim burada bitmiyor. Buradan gideceğim yer Raxa Collective otel grubuna ait bir başka adres. Xandari Pearl, Mararikulam Beach’te yer alıyor ve bu özel otel sadece 16 villadan oluşuyor.

IMG_5684

Alabildiğince doğal bırakılmış alanları, yumuşacık beyaz kumlara basarak ulaşılan upuzun geniş sahili, geleneksel balıkçı tekneleri ve sabah erken saatte ağ atan balıkçıların ufukta görünen silüetleri, sahilde ayak izlerinizden kaçışan binlerce irili ufaklı beyaz yengeç, eşsiz gün batımları, televizyonsuz odalar,  doğa dostu ve eko sisteme uyum sağlayan uygulamalar, otelin geniş bahçesinde yetişen baharatlar, ferah, sade ve elegan odalar ve bu odalarda palmiye ağaçlarının altında duş alma deneyimi sağlayan açık banyolar, butik ve kişiye özel hizmet anlayışı ile servis veren restoranı, gece romantik aydınlatmalar, siz havuzdan çıkmadan hazır edilip şezlongunuzun yanındaki masaya servis edilen, taptaze limon ve salatalıklı bir sürahi su, Xandari Pearl ile ilgili aklımda kalan ve gönlümü çelen ‘highlight’lar.

IMG_5548

Balayına gidecek olanlara, ilişkisini tazelemek isteyenlere, sevgilisini tatilde tanımak isteyenlere kesinlikle tavsiye ederim 🙂 (http://raxacollective.com/xandari-pearl/)

DSC07676

Ayrılmak istemediğim otelde –şimdilik- bir gece kalıyor ve ertesi gün veda ediyorum.

Dördüncü ve Beşinci Gün; Allepey

‘Next destination’ fazla uzak değil. Yarım saat sonra başka bir otele adapte olmakta zorlanıyorum ilk başta. Festivaller ülkesi Hindistan’da fillerin süslendiği bir festival var, hepimiz fotoğraflardan rengarenk süslenmiş ve boyanmış fillere mutlaka aşinayızdır seyahatseverler olarak. Bu festivalde kullanılan ve filleri alınlarından hortumlarına kadar kaplayan kocaman renkli süsler işte bu otelin lobisinin ana dekorasyonu. Bunların üzerinde yer alan ve günün her saati nefis ışık oyunları yapan, rüzgarda şıngırtılı seslerini lobiye dolduran renkli şemsiyeler de bu Hint festivalinin bir diğer parçası. Lobi, beni hem gündüz saatlerinde güneşin açılarına göre değişen tonları ve renkleriyle hem de gece romantizminde etkiliyor. Büyüleyici.

DSC07711

IMG_5679

Vasundhara Sarovar Premiere, (http://www.vasundhararesorts.in/), Xandari Pearl’ün doğallığından sonra, oldukça hareketli ve büyük bir otel olmasından dolayı ilk saatlerimde, doğadan bir anda koparılıp buraya ışınlanmışım sıkıntısını verse de lobinin bu renkli karşılaması ile bu histen kurtuluyorum. Akşam saatlerinde odama Hint müziği notaları doluyor.

DSC07704 DSC07802

Yemeğe indiğimde uzun süredir ve belki de hiç tanık olmadığım kadar yoğun bir muson yağmuru bastırıyor. Nefes kesici gök gürültüleri ve şimşeklerle doğanın gücünü ta kalbimde hissediyorum. İlk insanların gök gürültülerini duydukça ‘Tanrıları kızdırdık’ demesi ve doğaya, gökyüzüne tapması kendini kat be kat aşan bu güce karşı yapabileceği tek yorum gibi gözüküyor. İlk insanların korkusunu, bu kapkaranlık gökyüzünü bir anda aydınlatan bembeyaz şimşekler ve ardında yine gökyüzünün derin bir karanlığa gömülmesi ile çok daha iyi anlıyorum.

Otelde yapılabilecek aktiviteler arasında yarım saatlik bir nehir gezisi var. Gezi öncesinde iskelenin yanındaki ‘snack’ büfesinden aldığım İngilizce bilmeyen ‘yerel’ bir amcanın elinden çıkma sütlü çay ve kızarmış muzları günbatımına karşı oturduğum bir bankta büyük bir keyifle tükettiğim ve gökyüzünün enfes tonlara büründüğü o dakikalar da bu oteldeki ‘highlight’larım oluyor.

DSC07839

 

DSC07817

Otelin ‘Heritage’ odaları ise bir başka unutulmazlar listesi olmaya aday. Gerçek sanılacak kadar iyi yapılmış bir Kathakali dansçısı maketinin kapımda beklediği, 200 yıllık yer karolarının ve ahşap kapıların tipik bir Kerala evinden getirilerek odanın dekorasyonunda kullanıldığı, elektrik prizlerinin ve oda aydınlatmalarının otelin diğer odalarında olduğu gibi otomatik olmadığı, bunun yerine yine eski elektrik aksamının bu odaya taşınarak nostaljik prizlerin bulunduğu bana göre harika bir oda. İlk gece otelin büyük bir mutlulukla sunduğu bana fazla büyük gelen suit odayı pekala pek çok kişinin beğenebileceği bir oda olmasına karşın oldukça ruhsuz bulmuş, ikinci gece ise bu çok daha küçük ve karanlık odaya bir yanlış rezervasyon sebebi (ve sayesinde) geçince ‘işte bu’ diyorum. Çünkü geceyi bir müzede geçirmek kadar özel bir deneyim benim için.

IMG_5723

6. Gün; Allepey- Kochin

Hindistan’daki son gün Kochin’e yola çıkıyoruz. Otelden mesafesi bir, bir buçuk saat civarı. Rosanna ile buluşup Fort Kochi ve Mattanchery’de dolaşacağız. Rosanna’nın bugünü bana ayırması bu defa işiyle ilgili değil. Tamamen kişisel bir istekle şehrini bana tanıtmak istemesi. Üstelik bugün 5 gün sürecek olan festivalin de 2. günü. Bu açıdan ona çok müteşekkirim. Hayat, karşınıza böyle insanlar çıkardıkça kendinizi şanslı hissediyorsunuz. Anil bizi önce öğle yemeği için Fort Kochi’de Rosanna’nın bayılarak anlattığı, kuzey Hint mutfağı lezzetleri ile ünlü ve bir karı kocanın işlettiği Dal Roti’ye bırakıyor.

(http://www.lonelyplanet.com/india/kerala/kochi-cochin/restaurants/indian/dal-roti)

IMG_5797

Restoran hareketli. Sadece Hintli müşteriler değil, Avrupalı müşteriler de var. Zaten Fort Kochi, Kochin’in turistik yüzü. Burada Avrupalı yüzlere rastlamak oldukça sıradan. Pek çok hediyelik eşya dükkanı ve yoga kursu ilanları var. Burada ‘homestay’ yaparak uzun süre kalan ve yoga, ayurveda öğrenmek amacıyla Hindistan’ın bu bölgesine gelen Avrupalı çok.  Hindistan’daki bu nefis baharatlı lezzetleri özleyeceğim için biraz buruğum bugün.

Öğle yemeğinden sonra Fort Kochi’nin 12. yüzyıldan bu yana baharat ticaretinin en önemli noktalarından olan limanı da görebildiğimiz ‘Chinese fishing nets’ (Çinliler geliştirdiği için bu şekilde anılan bir balık ağı çeşidi) civarında turluyoruz. Burası balıkçıların, satıcıların ve turistlerin mekanı. Gün batımlarında nefis karelere imkan tanıyan ağlar bulutlu bir güne denk geldiğim için çok ta fotografik değiller.

IMG_5811

Fort Kochi’nin arka sokakları ise çok daha fotografik ve renkli. Şehrin 1500’lü yıllarda Portekizliler ile başlayan ve ardından Dutch’lar ve İngilizlerle devam eden işgali dolayısıyla koloniyel etki  şehrin bu bölgede yer alan binalarında anında göze çarpıyor. Büyük ve görkemli, Avrupa mimarisine sahip evler, kiliseler, insanı Hindistan’da olduğu hissinden bir an uzaklaştırıyor. Birçok eski bina burada butik otele veya ‘homestay’ denilen ‘ev konaklaması’ sıcaklığında mekanlara dönüştürülmüş. Turistik bir bölge olduğu için dükkanlardaki objeler, Hint işi örtüler, dekoratif eşyalar daha fiyatlı. Neyse ki yanımda Rosanna var da beni bu tuzaklardan kurtarıyor:) Gerçi bunu tahmin etmek zor değil ancak şişirilmiş fiyatları yine de makul bulma olasılığı var. Yalnız gerçek kaşmir şallar için bunu söylemek pek mümkün değil, onlar her halükarda pahalı. Biraz Fort Kochin’de sallandıktan sonra Mattanchery’e geçiyoruz. Şehrin bu bölgesi 18 ve 19. yüzyıllarda baharat ticaretinin yapıldığı bölge. Mattanchery’nin sokakları da ayrı bir atmosferik havaya sahip. Burada hemen herşey ilgi çekici ve renkli. Her boy ahşap inek kafaları, Ganesha heykelleri, duvarlardaki graffitiler…

IMG_5909

Sanat galerileri, keyifli dükkanların olduğu Mattanchery’de 1568 yılından kalan bir Sinagog ta bulunuyor.

Mattanchery, dolaştıkça detayları daha çok yakaladığım, neredeyse dünyanın büyük bir kısmının ruhunu birkaç sokakta toplamış, enerjisi güzel bir bölge. Burada dolaşırken zaman yolculuğuna çıkıyor, kültürlerin birbiri içinde erimesiyle ortaya çıkan enteresan karışım tüm duyularıma hitap ediyor. Hindistan ama bir başka Hindistan. Keşke biraz daha zamanım olsaydı diyorum.

IMG_5830

IMG_5828

Akşam yemeği için Rosanna ile liman ve balıkçı tekneleri manzaralı Xandari Harbour’a gidiyoruz.

(http://raxacollective.com/xandari-harbour/)

Xandari Harbour’da da, otel grubunun diğer ‘property’lerinde olduğu gibi yine sade, modern ve elegan bir mimari hakim. Oldukça eski bir binanın ruhu korunarak mimari detaylarla zenginleştirilmiş. Raxa Collective grubunun felesefesi olan ‘Community, Collaboration, Conservation’ (Birliktelik, İşbirliği, Çevreyi Koruma) burada da kendini hissettiriyor. Bunun anlamı şu, otelin mutfağına yerel tüketiciden ürünler almak, yerel insanları eğiterek onları otel ve hizmet sektörüne kazandırmak ve otelde kullanılan içme suyunun arıtılmasından, kullanılan doğa dostu ürünlere uzanan bir yelpazede doğayı korumak.

Kochi’de akşam oluyor. Limandaki balıkçı tekneleri, ilerde yanmaya başlayan ışıklar, otelin sade ve dinlendirici havası bu gece uçuş yapacağımı unutturuyor bir an. Sanki herşey daha yeni başladı.

Burnumda ve damağımda nefis tatlar bırakan köriler, giysilerime sinmiş ayurvedik masaj yağları, renkli sariler, yemyeşil ormanlar, çay plantasyonları İstanbul’a döndükten bir süre daha gözlerimin önünde uçuşacak. Gözlerimi birkaç saniye kapatıp bu anı ve bir haftanın tüm ‘an’larını zihnime ve kalbime mühürlüyorum.

Seçil Sağlam

IMG_5818

IMG_5821

 

IMG_5825

İlgili Linkler

https://www.keralatourism.org/

Oteller;

http://raxacollective.com/about-us/

http://www.vasundhararesorts.in/

Kerala seyahati programı için;

http://www.tradewingstours.com/

bsbedi@tradewingstours.com