Kuzey Yunanistan’ın kalbinde yer alan Halkidiki, kristal berraklığında turkuaz denizi, harika kumsal plajları, tarihi tepe köyleri, lezzetli mutfağı, misafirperver yerel halkı, zengin doğal, tarihi ve kültürel mirası ve de Selanik’ten kolay ulaşımı ile, güneş, deniz, tarih, yürüyüş, dalış meraklılarına sunulmuş bir mücevher gibi adeta.
Ancak ana karada yer aldığı ve de tüm Balkanlardan ulaşımı kolay olduğu için, özellikle yaz aylarında çok turist alan bir destinasyon Halkidiki.

Halkidiki 3 yarımdadan oluşuyor:
- En batı yarımadası olan Kassandra, doğu sahilindeki upuzun kumsal plajları boyunca yer alan tatil köyleri, su sporları gibi aktiviteleri, canlı gece hayatı ile en kalabalık ve hareketli kısım.
- Sithonia ise, gizli plajları, yeşil ormanları ve geleneksel balıkçı köyleri ile daha huzurlu ve rahat bir atmosfer sunan orta yarımada.
- Doğuda en uç noktada yer alan Athos yarımadası ise önce harika doğal güzelliklere ardından da güneyde dini bir yerleşkeye ev sahipliği yapıyor. Yarımadanın güneyinde Athos Dağı ve etekleri, sadece tekneyle erişilebilen ve sadece erkeklerin girebildiği benzersiz bir manastır topluluğu yer alıyor.
Biz Kassandra’nın Kalithea, Kriopigi ve Pefkochori arasındaki bölümünü çok turistik ve çok kalabalık bulduk.
Eğer tarzını büyük otellerde konaklamak, bar ve gece hayatına katılmak ise Kassandra Yarımadası doğru adres.
Ancak Pefkochori’den güneye inince ve de yarımadanın batısında Possidi tarafında yemyeşil bitki örtüsüne sahip muhteşem plajlarda berrak sularıyla muhteşem bir deniz yer alıyor. Ayrıca M.Ö. 7. yüzyılın sonlarından M.S. 4. yüzyılın başlarına kadar aktif olan antik Ammon Zeus tapınağı ve Olynthos kenti kalıntılarını keşfetmekte mümkün.
Eğer bu yarımadada konaklamayı düşünüyorsanız, Pefkochori Plajı’nı kendinize üs alarak civardaki ıssız ve bakir plajları, doğal ve tarihi güzellikleri keşfedebilirsiniz. Pefkochori Plajı’na erişim kolaydır, birçok otel, restoran seçeneği bulunuyor.

Kassandra’da kayaların arasına sıkışmış birer gizli cennet gibi olan koylar dahil sevdiğimiz plajlar şunlar: (asıl cennet gibi gizli koyları, restoran ve otel önerilerimizi, instagramda sabitli Halkidiki hikayelerimizde ve de instagramda paylaştığımız videoda bulabilirsiniz)
- Karydi Plajı: Turkuaz suları ve beyaz kumları ile sakin ve tablo gibi plaj.
- Paliouri Plajı: Çam ağaçları ve tertemiz sularla çevrili sakin ve huzurlu bir plaj.
- Agios Mamas Plajı: Kayalarla korunan ve yeşilliklerle çevrili kumlu bir plaj ve gizli bir koy.
- Mavrobara Plajı: Sığ, sakin suları ve huzurlu bir atmosferi olan uzak bir plaj.
- Koursaros Plajı: Turkuaz suları ve çakıl plajı ile küçük bir gizli koy, sadece botla veya dar bir patika boyunca yürüyerek ulaşılabiliyor.
- Possidi Plajı ise Kassandra yarımadasının batı kıyısında yer alan uzun, geniş ve kumlu bir plajdır. En ucundaki Possidi Burnuna kadar yürüdüğünüzde rüzgar nereden eserse essin, plaj bir tarafında deniz dümdüz oluor. Tertemiz turkuaz suları, etrafı çevreleyen yemyeşil ağaçları, deniz feneri ile çok güzel bir plaj Possidi.
- kristal berraklığındaki turkuaz denizi ve bembeyaz kumsalı ve arkasında yer alan minik lagünü ile Glarokavos Plajı güzel bir alternatif.
- Ammon Zeus tapınağını ziyaret etmişken, altın kumsalı ve turkuaz denizi ile Ammon Zeus plajından bir denize atın kendinizi.
Kassandra yarım adasında deniz haric
- Neo Fokaia tarihi kasabasında ve sahildeki taş kuleyi görün
- Afitos – geleneksel Rum mimarisindeki taş evleri, arnavut kaldırımlı sokakları ile sevimli bir Yunan köyü.

Sithonia’daki en sevdiğimiz plajlar ise: (asıl cennet gibi gizli koyları, restoran ve otel önerilerimizi, instagramda sabitli Halkidiki hikayelerimizde ve de instagramda paylaştığımız videoda bulabilirsiniz)
- Sithonia yarımadasının doğu tarafında yer alan Karidi Plajı, turkuaz suları, yumuşak beyaz kumları ve muhteşem doğal manzaraları ile harika bir plaj.
- Kavourotripes Plajı, orijinal kaya oluşumları ile kendisi bir doğal güzelliği olan plaj, girintili çıkıntılı kayaların arasındaki beyaz kumsalları, kristal berraklığındaki suları, ve karşsında ki Athos dağı manzarası ile gerçekten bu yarımadanın en güzel plajlarından.
- Kalabalardan uzaklaşmak isteyenler için Kalogria, Kriaritsi, Kalamitsi ve Platanitsi’nin saklı plajları güzel alternatifler.
- Sithonia yarımadasının kuzey ucunda yer alan Armenistis Plajı ise ince, altın rengi kumsalı ve kristal berraklığında denizi ile sakimn ve güzel bir alternatif.
- Vourvourou küçük bir sahil köyü ancak sahilinden tekne kiralayarak erişeceğiniz harika adalar ve koylar var.
- Vourvourou’da bulunan Mavi Lagün ise yemyeşil bitki örtüsü ile çevrili tertemiz turkuaz denizi ile doğal bir gölet gibi.
- Trani Ammouda Plajı lodosta güzel bir plaj.
- Nikiti plajı ise turkuaz renkli denizi, altın sarısı kumsalı, kaliteli plaj kulüpleri ve leziz tavernaları ile canlı bir alternatif.
Sithonia’da deniz harici görülecek yerler ve aktiviteler:
- Taş evleri ve arnavut kaldırımlı sokaklarıyla geleneksel bir köy olan Parthenonas tarihi bir atmosferde gezmek için güzel bir köy. Sithonia’nın dağlarında yer alan Parthenonas köyü, muhteşem deniz ve orman manzaralarına nazır; Itamos zirvesi, Porto Koufos limanı gibi yürüyüş rotalarının da başlangıç noktası. Parthenonas’ın daracık sokaklarında dolaşmak ve ardından güzel bir yürüyüş yapmak epey keyifli bir doğa & tarih aktivitesi.
- Arnea – Sithonia’da Osmanlı mimarisi ve hareketli bir şehir meydanına sahip, kültürel mirasını korumuş geleneksel bir köy.
- Tarihi Nikiti kasabası – Nikiti sahil kasabasının tepelerinde yer alan tarihi Nikiti köyü, dar sokakları, taş evleri ve güzel restoranları, Nikiti Folklor Müzesi ile ziyarete değer bir tarihi merkez.
- Geleneksel balıkçı köyü olan Porto Koufo, taze deniz ürünlerini denemek ve çevredeki mağaraları keşfetmek için güzel bir durak.
- Dragoudelis’in dağlık bölgesi ise muhteşem Ege Denizi manzaraları eşliğinde yürüyüş ve bisiklet rotalarıyla doğa severler için güzel bir bölge.
- Vourvourou çevresi, yemyeşil ormanlar ve tepelerden geçen birçok patika ile yürüyüş yapmak için harika bir yer. Ayrıca bu bölgede yer alan M.Ö. 7. yüzyılda kurulmuş, Olynthos arkeolojik alanı, antik Yunan’da önemli bir ticaret ve kültür merkeziymiş.
- Sithonya’nın güneybatısındaki Toroni köyünde bulunan Toroni Kalesi (Lekythos Kalesi), tarihi M.Ö. 6. yüzyıla kadar uzanan, ve de panoramik manzaralar sunan bir kale.
- Sithonia yarımadasının güneybatı kısmında bulunan Sykia Mağarası ise etkileyici sarkıtlar ve dikitler ile dolu muhteşem bir doğa harikası

Athos Yarımadası ve yakınları için keşifler:
- Ouranoupolis: Athos yarımadasının girişinde yer alan ve Athos Dağı’na geçiş kapısı olan bu balıkçı köyünde, keşfe değer bir köy. Bizans Kulesi, Xenophontos Kutsal Manastırı, ve de bölgedeki cviarında güzel plajlar yer alıyor.
- Bu yarımadada deniz keyfi için; Ammouliani Adası’ndaki Alykes Plajı upuzun ince altın kumsalı ve pırıl pırıl turkuaz denizi ile ve de minik kumsal plajları ile küçük adacıklardan oluşan Drenia adalar kümesi, Ouranoupolis’ten tekne kiralayarak keşfetmek için harika alternatifler.
- Muhteşem manastırları ve zengin tarihi ile UNESCO Dünya Mirası alanı olan Athos Dağındaki manastırlar sadece erkekler tarafından ve özel izin ile ziyaret edilebiliyor. 20 manastır, birçok küçük kilise ve inziva mağarasına ev sahipliği yapan Athos Dağında bulunan MÖ. 5. yüzyılda yapılmış Apollo ve Artemis tapınak kanıtları dağın antik dönemlerden beri dini bir öneme sahip olduğunu gösteriyor. Ancak özellikle Doğu Ortodoks Hristiyanlığı için önemli bir dini merkez olmuş burası. Athos Dağı’ndaki ilk Hristiyan yerleşkeleri ve manastır toplulukları, Bizans zulümden kaçan rahipler tarafından 9. yüzyılda kurulmuş. Yüzyıllar boyunca, artan rahip sayısı ile Athos Dağında birçok yeni manastır hayata geçmiş. Ve en sonuda Ortodoks dini merkezi olarak ün kazanmış. Osmanlı Yunan işgali sırasında (1453-1821), Athos Dağı otonomi kazanmış, Yunan akademisyenler, sanatçılar ve siyasi muhalifler için bir sığınak haline gelmiş.Athos Dağı’na en yakın liman olan Ouranoupolis’ten kalkan tekneler ile Mayıs Ekim arasıAthos Dağı’na günlük turlar düzenleniyor. Sadece erkek hacılar ve de önceden izin alan ziyaretçilerin girişine izin veriliyor.
Eğer mağara tutkunuysanız Halkidiki’ye giderken veya dönerken Petralona Mağarası’na gidebilirsiniz. Eşsiz jeolojik özelliklere ve antropolojik öneme sahip bir mağara. 1959 yılında keşfedilmiş mağara, hem muhteşem dikitleri ve sarkıtları ile hem de içeride bulunan antik insan kemikleri ile ilgi çekiyor. İskeletlerin 700,000 yıldan daha eski olduğu düşünülüyor, ve de Avrupa’da keşfedilen en eski insan kalıntıları olduğuna inanılıyor.
Zeynep Atılgan Boneval
(asıl cennet gibi gizli koyları, restoran ve otel önerilerimizi, instagramda sabitli Halkidiki hikayelerimizde ve de instagramda paylaştığımız videoda bulabilirsiniz)

