Evet gerçekten Andros yeşilliğiyle şaşırtan bir ada. Kiklad adalarında çoğunlukla uçsuz bucaksız çorak tepeler veya kayalıklar görürken, Andros yemyeşil yamaçlarla bezenmiş bir ada.
Kayalık vadilerin arasından akan suları, selvi, çınar, incir, asma ve zeytinleri, küçük şelaleleri, bahçeleri, bostanlarıyla sanki Ege’de değil de Kuzey Yunanistan’da veya Iyon Denizinde hissediyor insan.

Yani Andros’un ilk sürprizi, Kiklad’ların en yeşil adası olması. Dağlık virajlı yollarda ilerlerken yeşil yamaçların turkuaz ve lacivert denize karıştığı manzaralar gerçekten nefes kesici.
Andros şanslı bir ada çünlü çok bol su kaynağı var, pınarlar, şelaleler, dereler, çeşmeler,.sulama kanallarıyla, suyun bereketi her köşede hissediliyor.

Kafası Dumanlı Andros
Yüksek dağlar ve tepelerle kaplı bir ada olduğu için yazları sıcaklık farkından, hem güneş doğarken denizin üzerinde ince bir sis bulutu oluşuyor, hem de peş peşe akan bulutlar tepeleri yalayıp geçerek kayboluyorlar. Bu da Andros’a kafası dumanlı bir hava katıyor.
Gün içinde de kara ve deniz arasında oluşan sıcaklık farkı yüzünden tepelerden aşağı termik rüzgarlar inerek, adayı çok rüzgarlı bir ada haline getiriyor.

Tam Yunanlı Adası
Andros’u diğer adalardan ayıran bir özelliği de tam bir Yunanlı adası olması. Yazın ada nüfusunun en fazla %10’u yabancı turistten oluşuyor. Gerisi tamamen Yunanlı.
Andros uzun yıllar boyunca denizcilikle yaşayan ailelerin adası olmuş. Birçok kaptan ve armatörün memleketi burası. Bu geçmiş, adanın mimarisine ve kültürüne de yansımış. Yemyeşil ağaçlar arasındaki büyük arazilerde görkemli konaklar ve malikanelerin yanı sıra, gösterişsiz ancak zarif taş evler, bakımlı bahçeler, mermer yürüyüş yolları ve geniş meydanlar…

Ayrıca Andros için Kikladlar’ın aykırı çocuğu da diyebiliriz. Çünkü diğer Kiklad adalarında turiste odaklı yatırımlar adaların dört bir köşesine yayılmışken, Andros’ta turiste çok küçük bir bölge ayrılmış ve adanın geriye kalanı ‘Yunanlı’ olması için özel çaba sarf ediliyor. Nasıl mı? Andros öncelikle armatörlerin adası. Yani yülzerce yıldır gemi yapan Yunanlı zengin ailelerin malikanelerii, konakları ve villaları Andros’un dört bir köşesini özellikle de Andros Chora ve civarını süslemiş. Adalılar, özellikle adanın ileri gelenleri ve zenginleri topraklarının yabancılara satılmaması için çoğunu elinde tutuyor. Ayrıca koruma altına almak istedikleri bölgelerde otel yapılmasına müsaade edilmiyor. Ayrıca Atina’ya çok yakın bir ada, Yunanlıların Rafina’dan günde defalarca kalkan feribotlarla hızlıca ulaştıkları bir ada. Böylece Yunanlılar yazlıkları için adayı çoktan parsellemişler. 
Adanın batısında yer alan Batsi, Gavrio limanı ve civarı, turistlerin konaklaması, yeme-içmesi için gelişimine izin verilmiş bölgeler. Tabi ki gelen turistler araç veya motor kiralayarak Andros’un istedikleri koyunu, köyünü, kilisesini, kasabasını ziyaret edebiliyor. Ancak genellikle bu gelenlerin günü birlik ziyaretçiler olarak kalması sağlanacak şekilde çok az sayıda otel var. Andros’un doğusunda yer alan Chora, zaten limana 1 saat uzaklıkta olduğu için turistlerin sadece günü birlik gezdiği tarihi bir kasaba olarak kalıyor. Oysa Yunanlıların çoğunun evleri, misafirlerinin konakladığı yerler, müdavim restoranları ve plajları burada. Ancak sanki gizli bir anlaşma yapılmış gibi buralar Yunanlılara saklanmış. Yani adanin doğusunda ve batısında iki farklı hayat yaşanıyor.

Tabi ki her ada gibi ve her Yunanlı gibi misafirperver Andros’ta karşılaştığınız insanlar, ancak mesafeliler. Adalarından, adadaki dostluklarından, festivallerinden, müzelerinden, çok iyi korudukları mimari ve doğalarından büyük gurur duyan Andros’lular kendi kabileleriyle mutlu, bu sebeple de biraz kendilerine kapalı.
Bizim şanslımız hem Andros’ta evi olan Yunanlı dostlarımızın olmasıydı. Onların rehberliği ve önerileriyle bir lokal gibi adayı yaşama şansımız oldu. Andros’ta geçirdiğimiz 8 günde bir yandan adanın dört bir köşesini karış karış keşfeden turisttik, bir yandan da adalı gibi lokallerin müdavim mekanlarına gittik, onların yerel ritüellerini yaşadık, ve gizli sürpriz durakları keşfettik.

Andros Festivali ve Panagirileri
Temmuz ortası başlayan ve yaklaşık 1 aya yayılan muhteşem Uluslararası Andros Festivali, konserler, tiyatrolar, performanslarla geceleri renklendirirken, akşamüzeri DJ etkinlikleri, uydu sergiler gündüzleri de besleniyor. Tüm bunlara köylerdeki panagiriler de eklenince, ada neşeli, dolu dolu bir adaya dönüşüyor. Gelenekselle moderni harmanlayan çok katmanlı bir Andros karşınıza çıkıyor. Panagiri’lerin yıldızı tabi ki Tİnos’taki panagirilerden tanıdıpımız Panos Manesis. Bu arada Andros’ta da bir panagirisine katıldık ve kendisinin aslen Andros’lu olduğunu öğrendik. Temmuz Ağustos aylarında Yunan adalarında neredeyse her gece bir panagiriye imza atan Panos ekibinin performanslarının %80’i Tinos’ta, çünkü Tinoslular çok sevmişler ve bırakmıyorlar Panos’u. Ancak bizim şansımıza Andros’ta konakladığımız tarihlerde Kapparia köyünde Panos’un bir panagirisine denk geldik ve çok eğlendik. Eğer seneye yazın Andros panagiri takvimini merak ediyorsanız, Panos Manesis’i instagramdan takip edin, programı yaz başı yayınlıyor.

Andros’u Bizim İçin Özel Kılan Deneyimler
Yunanlılar özellikle Atina’lılar için çok özel bir ada olduğundan, hem az ve öz ama çok başarılı gastronomi durakları var, hem de müzeleri, galerileri, sergileri, kültürel ve sanatsal aktiviteleri, yaşam ritmiyle çok yönlü, köklü bir sanatsal karakteri var.

Bizim için Andros’ta karşılaştığımız en etkileyici deneyim Aneroussa otelinde gezdiğimiz, Anna Grigora ve Kalypso Kampani’nin Andros Within: Anavatana Dönüş – Return to the Homeland” Sergisi oldu. İkisi de Andros’ta doğmuş sanatçıyı ‘birbirine ve doğdukları toprağa bağlayan şey nedir?’ sorusu ile yola çıkan sergi; Andros’a özgü taş duvar işçliği ve geleneği, Andros coğrafyasında karşımıza çıkan buğday tarlalarına düşen ışık, sanatçıların hatıralarına işleyen rüzgar, denizen kokusu ve tuzu, geçmişten bir fısıltı gibi yankılanan kayaların sessizliğini yansıtan nefis resimleri ve mozaikleri bir araya getiriyordu. Sanki iki sanatçı da ışığa, hafızaya ve Andros’a duyulan sevgiye ortak bir dönüş yolculuğu yapmış. Boyalar, mozaik parçaları, fırça darbeleri, taşlarla sadece Andros’un manzaralarını değil, geçmişten beri içlerinde taşıdıkları adanın ruhunu yansıtmışlar. Grigora ve Kampani Andros için ‘bir varış noktası değil, duyuların başlangıç noktasıdır’ demişler. Biz 8 gün boyunca adayı karış karış dolaştığımız için, ‘Andros doğasının aslında bir sanat olduğunu’ hisseden sanatçıların eserlerinde gördüğümüz birçok öğeyi fark etme, hissetme ve duygudaşlık yaşama şansı bulduk.

Ayrıca Andros’ta bizi etkileyen Uluslararası Andros Festivali’nde katıldığımız etkinlikler oldu. 2026 festivaline özgü Andros of Lefteris Vogiatzis belgeselini lzedik. Messaria’daki Bizans Taksiarhes Kilisesi’nde Andros filarmoni orkestrasının The Melodies That United Generations klasik müzik konserine, ve de Yunanlı şarkıcı Dimitris Mpasis’in konserlerine katıldık, Ayrıca Kairios Kütüphanesinde ve M.E. Kydonieos Evi’nde sergilenen ‘Androsluların İşleri ve Günleri’ fotoğraf sergilerini gezdik. Böylece hem Andros’u Andros’lular gözünden yaşama, tarihine tanık olma, adalarına duydukları bağlılığı, sevgiyi hissetme şansımız oldu.
On iki yıldır devam eden Andros festivali, 2026 yılında ünlü yönetmen Pantelis Voulgaris’in küratörlüğünde önemli tiyatro yapımları, konserler, film gösterimleri ve her yaşa uygun etkinliklerden oluşan çpk kapsamlı bir program sunuyordu. 12. Uluslararası Andros Festivali 25 Temmuz Aleka Kanellidou, Eleonora Zouganeli ve Katerina Polemi’nin “This is Love” konseriyle başlayıp, 24 Ağustos Euripides’in Medea adlı oyunuyla sonlanıyordu. Samuel Beckett’in Happy Days, Aristophanes’in Barış, Nikos Karathanos’in Sexy Laundry oyunları, Dimitris Basis, Maria Papageorgiou ve Martha Frintzila’nın müzikalleri ve Mr Stink ve Çocukları dinlersen gibi çocuk etkinlikleri bir arada barındırmış 2026 festivali. 2027’de bakalım nasıl bir festival olacak.

Andros ilkbahar ve sonbaharda deniz kadar yürüyüşün de önemli olduğu bir ada. Andros Routes olarak işaretlenmiş, yüzlerce kilometrelik eski taş patika ve yürüyüş yollarıyla, Yunanistan’ın en önemli yürüyüş destinasyonlarından birsi Andros. Bu yollar sadece birer doğa parkuru değil, yüzyıllardır köyleri birbirine bağlayan yaşam yolları. Biz rüzgarlı birkaç günde köyler arası yaptığımız yürüyüşlerde, bizden önceki çiftçileri, çobanları, hayvanları düşünmeden edemedik.
Andros’un en özel deneyimlerinden birisi şüphesiz Andros Chora’yı keşfetmek. Denize doğru bir dil gibi uzanan yarımadanın üzerinde yer alan Andros Chora, yarımadanın tam ortasında denize kadar uzanan Empeirikos Caddesinden, ve bu caddenin sağında ve solunda parallel olarak taraça taraça denize inecek şekilde uzanan caddelerden, ve de bunları kesen ara sokaklardan oluşan bir eski şehir bölgesi. Mermer döşeli, gösterişli ve geniş Empeirikos Caddesinde sağlı sollu dizilmiş görkemli, pastel renkli neoklasik konakların her biri taş işlemelerle süslü. İnsan burayı gezerken bir ada kasabasında değil de bir kültür merkezinde gibi hissediyor kendisini.

Andros’ta Deniz ve Plajlar
Andros’un dağları ve tepelerinden denize doğru uzanan burunlar arasındaki her koy aslında turkuaz renkli bir nefis birer plaj. Ancak ada çok dağlık olduğu için adadaki koyların yarısına ulaşım mümkün değil. Hiç dert değil, ulaşabildikleriniz son derece tatmin edici ve keyifli zaten. Yazın hem Ege’nin o bölgesindeki koridorda sürekli esen Poyrazı, hem de adanın günlük termik rüzgarı birleşince, Kikladların en rüzgarlı adalarından birisi haline geliyor Andros. Bu sebeple plaj seçimini doğru yapmak gerekiyor.

Kuzeyden esen rüzgarda, adanın güney ve güneybatı kıyıları daha korunaklı:
Çok şiddetli kuzey rüzgarında adanın en korunaklı koyu Agios Kyprianos şapelinin altındaki ufacık ama harika Agios Kyprianos plajı. Arkasında da tam bir aile işletmesi olan leziz *Tavarna Agios Kyprianos öğle yemeği için ideal.

Tesisli Plajlar:
- Batsi (burada *Zubaya favorimiz),
- Colona (Kolona – Batsi’ye bakan minicik nefis bir kumsal – buradaki *Colona Beach Bar favroimiz),
- Agios Petros( burada *Topos favorimiz)
- Kypri (Kipri) (burada *Wesurfin’ favorimiz)
- Chrissi Ammos (Golden Sand – denizi sığ, kumsalı incecik altın renkli olduğu için ailelerin favorisi, ancak buradaki tesis çok yüksek sesli müzik yapıyor)
- Piso Gialia – (Beach Bar Piso Gialia: lokallerin favorisi, ayrıca denizi sığ, kumsalı incecik altın renkli olduğu için ailelerin de favorisi, ancak buradaki tesis çok yüksek sesli müzik yapıyor)

- Gialia (Gialia Taverna ve Votsalo Cafe)
- Neimporio (Andros Chora’nın hemen aşağısında yer alan koy & liman – buradaki *Stylianou taverna & plaj favorimiz)
Öğle Yemeği imkanı olan bakir plajlar:
Paralia Fellos – burada *To Steki Tou Andrea Stin Taverna favorimiz,

Paralia Agia Marina – burada *Agia Marina Taverna favorimiz
Paralia Apothikes – Apothikes Beach Bar
Issız güzel plajlar: Kourtali Beach, Paralia Stivari, Paralia Paleopolis, Paralia Chalkolimnionas
Sadece tekneyle ulaşılabilen koy: Vplichada

Güney rüzgârında kuzey ve kuzeydoğu kıyıları daha sakin:
Paralia Zorkos buradaki *Zorkos Taverna favorimiz,

Paralia Vitali buradaki * Kampos Vitali restoran plaj favorimiz,
Paralia Ateni – Ateni Beach Bar
Ormos Korthiou: Bu geniş koy bir balıkçı limanı ve kasabası. Adanın en güzel restoranlarından *Sea Satin Nino’ya ev sahipliği yapıyor. Denize girilecek plaj bölümü de yer alıyor.
Grias to Pidima: Andros’un güney batısında Ormos Korthiou’nun az yukarısında yer alan bölgede, denize dimdik inen kayalıkların hemen ilerisinde, denizin ortasında tek başına yükselen Grias to Pidima kayası adanın mihenk taşı haline gelmiş durumda. Kayalıkların önündeki yarlarda biriken kumsaldan denize girip bu heybetli kayayı seyredebilirsiniz.

Issız Plaj: Ulaşımı çok zor olan Paralia Achla, eğer 4*4 jipiniz varsa gitmeye değer bakir bir cennet koy. Zorlu bir yolculuk yapmış olsak da bu bakir plajı keşfetmiş olduğumuz için çok mutluyuz.

Gün Batımı İçin En Güzel Noktalar:
Batsi Limanı ve sahil, Agios Petros Plajı, Gavrio Limanı, Fellos Tepesi ve çevresi, Chora’daki seyir noktaları, Monastery of Panachrantou çevresindeki yüksek noktalar.
ANDROS ROTALARI
- Batsi, Andros’un turizm merkezi. Ancak, küçük bir koyun etrafına kurulmuş bembeyaz evler, mavi panjurlar, limandaki balıkçı tekneleri, kıyı boyunca uzanan sakin yürüyüş yolu, tavernalarıyla konaklamak, araba kullanmadan akşam yemeklerine dondurmaya yürümek, tesisli deniz isteyenler için gündüz denize girmek, sabah veya akşam yürüyüşleri yapmak (liman boyunca başlayıp küçük koylara doğru devam eden rota yaklaşık 2-3 kilometre gidiyor) için ideal.

- Turizm merkezi olmasına ragmen çok kalabalık, gürültülü değil. Nezih ve sakin bir atmosferi korumayı başarmışlar.

- Chora adanın zenginliğinin zarif hafızası. Kikladların beyaz kübik mimarisiyle birlikte Venedik etkisini taşıyan neoklasik konaklar yan yana duruyor. Bu mimari, adanın uzun denizcilik geçmişinin sessiz bir hatırlatıcısı. Eskiden dünyanın farklı limanlarını gören kaptanlar ve armatörler, döndüklerinde yalnızca servetlerini değil, gördükleri estetik anlayışını da Andros’a taşımışlar.
- Bu yüzden Chora’nın sokaklarında yürürken insan kendisini sadece bir ada merkezinde değil, küçük bir kültür başkentinde gibi hissediyor. Goulandris Museum of Contemporary Art, Archaeological Museum of Andros, Maritime Museum of Andros , Kydonieos Foundation ve Kairios Kütüphaneleri hem binaları hem de sergileriyle görülmeye değen kültür sanat adresleri.

- Denize doğru uzanan Chora’nın en sonunda denize dik kayalar üzerindeki merydanda yer alan denizci heykeli, Ege denizinde hayatını kaybetmiş denizcilere adanmış bir eser. Merdivenlerden aşağı indiğinizd hemen karşıdaki kayalığa uzanan taş köprü Andros’un tairihi taş köprü mimarisinin çok güzel bir örneği.

- Chora’nın yemyeşil manzaralı tepelerinde yer alan Stenies, Chora’nın bitişik, sıkışık nizam mimarisinden ve kalabalığından, sakin ve ferah bir dünyaya adım attığı köy. Stenies, bahçeleri, narenciye ağaçları,yüksek taş duvarları, tarihi taş evleri ve konaklarıyla, Andros’un zamanındaki zenginliği ve zarafetini en iyi yansıtan köy.

- Apoikia, Andros’un neden “yeşil ada” olarak anıldığını en iyi anladığım köy. Çevresindeki yürüyüş yolları, küçük su kaynakları ve gölgeli patikalar yaz sıcağında bile ferahlıkla yürünebiliyor. Yaklaşık 15-20 dakikalık bir yürüyüş patikasından ulaştığımız Pythara Şelaleleri, nefis manzaralar sunan bir rota. Bir Kiklad adasında doğal bir şelale görmek gerçek bir sürpriz. Andros’un yeşil ada kimliğini tek başına anlatabilecek yerlerden birisi.
- Menites, büyük meydanındaki yaşlı çınarlar ve su sesinin eksik olmadığı zarif taş çeşmeleriyle Andros’un en huzurlu köyü.
- Ormos Korthiou, Andros’un hem en romantik koyu hem de daha az turistin daha çok yerel’n olduğu balıkçı liman kasabası

- Kiklad’ların en fazla tatlı su kaynağı burada ve sadece doğayı değil, tarımı, köylerin yerleşimini ve mutfağı da şekillendirmiş. Su kaynakları sayesinde çınarlar, ceviz ağaçları, narenciye bahçeleri ve verimli vadilere sahip. Ve yine bu sebeple çok fazla tarihi taş köprü var. Menites ve Apoikes taş köprüleri bunlar arasında.

- Dipotamata Vadisi, Yunanistan’da endüstri mirası açısından özel kabul ediliyor.Dipotamata yalnızca güzel bir yürüyüş rotası değil adeta bir tarihi açık hava sanayi müzesi. Geçmişte su gücüyle çalışan değirmenler, zeytinyağı presleri ve küçük üretim tesisleriyle adanın ekonomik yaşamı tarihine şahit oluyor, endüstri mirasının izlerini hâlâ görebiliyor insan. Tarihi Dipotamata Taş Köprüsü ise örneklerinin en güzeli.

- Adanın tüm yamaçlarında gördüğümüz taş teraslar yüzyıllar boyunca tarım yapılabilmesi için oluşturulan bir sistem. Taş duvar deyip geçip gitmeyin, taşların diziliş şekillerine dikkatlice bakın, özellikler üçgen gördüklerinize, aslında her biri birer sanat eseri gibi. Hala Andros kırsalının en belirgin unsurlarından birisi olan bu taş duvarlar ve işçiliğin, Aneroussa Otelinde gördüğümüz Andros Within sergisindeki eserlerde nasıl sanata dönüştüğüne şahit olmuştuk zaten.

Andros’tayken Tadın
- Volaki ve Petroti peynirleri yalnızca Andros’ta üretiliyor. Koni biçimindeki Volaki, taze tüketildiğinde mozarella benzeri yumuşak bir yapıya sahipken, olgunlaştıkça rendelenerek makarnalarda da kullanılan bir peynir. Ayrıca aromatik Petroti ve yerel Kopanisti peyniri de tatmaya değer.
- Andros’un simgesi hâline gelen Froutalia, yumurta, patates ve yerel anasonlu sosisle hazırlanan, adanın hayvancılık kültürünü yansıtan, aslen de Venedik mutfağındaki fortaja / frittata geleneğinden gelen bir yemek
- Andros’a özgü büyük aromatik turunçgil olan Pampiloni, reçellerde ve kaşık tatlılarında kullanılıyor. Adanın en karakteristik tatlarından birisi.
- Kaşık tatlıları: Ceviz, acı portakal, limon çiçeği, bergamot ve gül yapraklarından hazırlanan kaşık tatlıları, Andros’un gastronomik hafızasının önemli bir parçası. Özellikle Glyko karidaki ceviz tatlısının tadına bakın
- Amygdalota Badem ve gül suyuyla hazırlanan bu geleneksel tatlı, özellikle düğünler ve bayramlarla özdeşleşmiş bir kutlama tatlısı. Her pastanede bulunuyor ve her pastane kendi tarifini koruyor.
- Anason, rezene ve kırmızı şarapla aromalandırılan Louza ve yerel sosisler (genellikle domuz ürünleri, Andros mutfağının en belirgin özelliklerinden biridir.
- Pikramygdalo ve PoziAndros’a özgü likörler.
- Andros bağlarından çıkan şaraplar: Kourtesis Wine Estate, Manesi Winery, Stavaris Winery
- Andros Biraları: Andrus, Tis Grias

Andros Önerileri ve Rehberi
Bu sefer değişik bir çalışma yaptım ve eller çizdiğim Andros haritası üzerinde keşfettiğimiz ve beğendiğimiz tüm durakları haritada işaretledim (yazının devamında) Favorilerimizi de yıldızladım. Eğer haritada düzgün okunmazlarsa diye, fotoğraflardan sonra Andros Chora, Batsi ve Gavrio Adreslerini listeledim. Ayrıca ilerleyen bölümde kolaylık olsun diyerek kısa özet bir MİNİ REHBER de koydum.
PRATİK BİLGİLER
Andros’a Nasıl Gidilir? Andros’a havaalanı yok. Ulaşım Atina’ya 1.5 saat uzaklıktaki Rafina limanından Gavrio limanına (Andros) 1–2 saat süren feribotlarlar deniz yoluyla sağlanıyor. Feribot firmalarının gemilerinin hızlarına göre süre değişiyor.
Andros’ta Ulaşım
Andros en büyük Kiklad adalarından birisi, Chora, koylar, köyleri adanın farklı bölgelerine yayılmış durumda. Toplu taşıma tüm önemli noktaları rahatça gezebilmek için yeterli değil. Çok dağlık bir ada olduğu için, mesafeler uzun olduğu için, dik virajlı ve yokuşlu yollarda motorsiklet yerine araç kiralamak daha konforlu.

BATSI ADRESLERİ
Oteller
★ Krinos Suites
★ Alaisa Houses
★ Galazio Suites
★ Vanilla House
Paradise Design
★ Blue Waves
★ Villa Poseidon
Chryssi Akti Hotel
Pansiyon
★ Kantouni’s Rooms
Erato Apartments
Beba’s Rooms
Isalos

Yeme İçme
Deniz mahsulleri / Taverna
★ Mastello
Modern Bistro & Taverna
★ Branda
★ Pomelo
Zubaya
Oti Kalo
Taverna
Stamatis
★ Phasoli
★ Belitsa
Volaki
Kantouni
Döner & Şiş
Aura
Kokteyl
★ Als
Buka
★ Capricio
105 E Espresso Cocktail Bar
Zubaya
Kahve
Veranda
★ The G Corner
Fırın
★ Thomas Bakery
Dondurma
★ Yo N’ice

ANDROS CHORA ADRESLERİ
Gezilecek Yerler
- Empeirikos Mermer Cadde
- Andros Contemporary Art Museum
- Andros Archaeology Museum
- Kairios Kütüphanesi – Kampani Evi
- Petros & Marika Kydonieos Vakfı
- Christos Efstathiou Art
- Kohyli Art Gallery
- George Kilisesi
- Andrew Kilisesi …
- Panagia Theoskepasti Kilisesi
Taverna
★ Platanos Taverna
★ Nostalgia 1950 Taverna
To Skalakia Taverna
Nonas (lokellerin favori Tavernası)
Kafe
★ Endochora
★ Lithi All Day Bar
Biriki
La Strada
Fresco All Day Bistro
Fırın / Pastane
Dodo’s Bakery
Lygizos Patisserie
Laskari’s Pastry
Oteller
Karaoulanis
Stellinas
Anemanilois
Central Seaside Suite
Camara Suites
Roula’s Kamara House
Istion Andros Luxury
Andros Guesthouses

GAVRİO LİMANI ADRESLERİ
★ Blyss Cafe
Laas Cafe
Portaki Cafe
★ Eftixia Cycladic Bistro
★ Destra Gastrotaverna
★ Mrs Rose Bakery & Cafe
★ Kokkini Bakery & Pastry
Apomero Bar
★ Riva Andros

MİNİ REHBER
Nerede Ne Yenir?
- Fellos plajına gelmeden (5 dakika yürüyüş mesafesinde) 1975’ten beri hizmet veren bir aile tavernası To Steki tou Andrea Enfes deniz ürünleri ile öğle yemeği, veya deniz sonrası erken akşam yemeği için muhteşem lokal bir gastronomi deneyimi.
- Adanın en ünlü tavernası Ano Fellos‘taki Kossis (6972002975). Bir tepenin zirvesinde bulacağınız bu mekanda, önce dağ başına niye geldim diyor insan. Hayvancılıkla uğraşan ailenin günlük mezeleri, salataları, ızgaraları, özellikle de yağlı kağıtta pişen oğlak eti (katsikaki stin ladokolla) kesinlikle kaçırılmayacak lezzetler.
- Lezzetli geleneksel Andros mutfağı için Chora’da yerlilerin favorisi olan Skalakia‘ya gidebilirsiniz; Yine Chora’da biraz turistik te olsalar harika meze Platanos ve Nostalgia 1950 iyi tavernalar.
- Taze balık ve deniz ürünü mezeleri için Chora’da Nonaveya Batsi’de Mastello ve Almi doğru adresler.
- Daha yaratıcı Yunan lezzetleri için Ormos Korthiou’daki Sea Satin Nino
- Aprovato’daki To Mpalkoni tou Aigaioubalkon isminin hakkını verir: Sonsuz maviye bakan bir balkon, geleneksel yemekler ve leziz etler. Et odaklı muhteşem manzaralı bir diğer balkon ise Apotikes plajının yakınındaki Iliovasilema.
- Souvlaki (döner/şiş) canınız çekerse Batsi’deki Aura ve Gavrio’daki To Souvlakia tou Gourioumükemmel.
Nerede Kahve ve Kokteyl İçilir?
- Gavrio’da:Harika manzarasıyla Apomero.
- Batsi’de:105’E Cocktail bar Buka (yüksek balkonu ve harika kokteylleriyle).
- Chora’da:Çok keyifli bir all-day bar olan Lithi

Nerede Konaklanır?
- Aneroussa Beach Hotel: Batsi”ye 5 dakika sürüş mesafesinde Biz bayıldık bu otele, çünkü hem büyüklüğünde kaybolmadığın, ama konforlu ve büyük bir otel, denizin üzerindeki konumuyla merdivenlerle de olsa denizle ve Ege manzarasıyla iç içe, konuk sayısı fazla olsa da sakin atmosferini koruyan, sabah manzaralı yürüyüşler ve yüzme keyfi için ideal konumda, Batsi’ye araçla 5 dakika uzaklıkta, ve de her sene Yunanlı sanatçılarla gerçekleştirdiği muhteşem sergilerle sanatsal dokunuşu olan harika bir otel.
- Krinos Suites Hotel: Batsi Uzun konaklamalar ve kaliteli hizmet için adanın en güvenilir butik otellerinden biri.
- Andros Utopia Suites Batsi’ye 10 dakika sürüş mesafesinde. Batsi tepelerinde modern tasarım, özel havuzlu süitler ve yüksek konfor arayanlar için.
- Micra Anglia Boutique Hotel Chora yakınları: Neoklasik mimaride çok şık, lüks ve kaliteli konaklama ve spa adresi.
- Archontiko Eleni Boutique Hotel, Chora yakınları: Restore edilmiş geleneksel Andros konağında hizmet veren karakterli bir butik otel.
- Paradise Art Hotel — Chora’ya yürüme mesafesinde, sanat ve tasarım odaklı butik bir otel.
- Onar Andros, ulaşılması çok zor olan Achla Plajı’nda, doğayla bütünleşen bir inziva deneyimi istiyorsanız adanın en özel ve en butik konaklaması.
Zeynep Atılgan Boneval

Fotis Sergoulopoulos’un Andros’u (Yunanlı gazeteci ve sunucu)
*Athens Guide 2026 Summer Dergisi yazısı – AI çevirisi
Andros’a tam anlamıyla ilk ayak bastığımda, birkaç aylık bir bebekmişim. Bana kökenimi sorduklarında Androslu olduğumu söylemesem de, atalarımın toprağı bu adadır. Dedemin annesi —kızlık soyadı Kotronaki— Androsluydu; özellikle de Hóra’ya (merkeze) doğru giderken başınızı sağa çevirdiğinizde dağın tepesinde yükselen ve adeta hemen altında asılı duran Panahrandou Manastırı‘nı gördüğünüz Fallika köyündendi. 961 yılında Nikeforos Fokas tarafından kurulan bu manastır, Fallika sakinlerinin gurur kaynağıdır; tahmin ediyorum ki o zamanlar köy cıvıl cıvıl bir yaşamla doluydu.
Bizim hikayemize gelirsek; babamın anlatımlarına —ki o da başkalarının anlatımlarıyla bu hikayeye ulaşmış— dayanarak söylüyorum: Akrabalarımızdan biri sanırım dönemin siyasi olaylarına karışmış ve tüm aile İstanbul’a kaçmak zorunda kalmış. 1922’den sonra geri dönüyorlar, kısa bir süre Andros’a uğruyorlar ama en sonunda Atina’ya yerleşiyorlar, çünkü ev uzun yıllardır oturulmaz haldeymiş. Dedem evi tamir etmek için bazı girişimlerde bulunmuş; bunu, babamın çocukken kardeşiyle birlikte safari kıyafetleri ve Indiana Jones’taki arkeologların giydiği türden şapkalarla poz verdiği fotoğraflar belgeliyor.
Hiçbir şey değişmedi. Alçak kapılar, kayrak taşından yapılmış kalın duvarlar —ki bunları inşa eden ustalık imkanlarını kıskandıracak türdendir— ve her yaz bizi ziyaret eden kırlangıçlar… İşte biz de böylece; ailece ve büyük bir grupla, ben henüz birkaç aylık bir bebekken ana kucağında, Andros’taki ilk tatillerimizi geçirmek için bu yolculuğu yaptık. O zamanlar gemiler Hora’nın hemen yanına, Nimborio‘ya demirlerdi; yolcular küçük teknelerle (lantza) karaya çıkar, oradan yavaş yavaş yola koyulurlar ve ardından katırlarla ya da yürüyerek bugün bile yürüyüşçüler için haritalandırılmaları sayesinde meşhur olan patikaları takip ederlerdi.
O yürüyüşe kahkahalar, takılmalar, kıkırdamalar ve şarkılar eşlik ederdi. Varış noktasına yaklaştığımızda kızlar fısıldaşmaya ve kıkırdamalarını sağlayan hikayeler anlatmaya başlardı. Bir taraftan annem, diğer taraftan en yakın arkadaşı beni taşıdıkları sepeti tutuyordu; tarlaların birinde öyle bir kahkahaya boğuldular ki taraçalardan tırmanırken beni devirdiler! Farkına varmadan patikada sırtüstü düşüp kaldım, hiç sesimi çıkarmadım. Aladinou Köprüsü‘nü geçtikten yaklaşık yüz metre sonra sepetin hafiflediğini ve benim içinde olmadığımı fark ettiler. Kahkahaları birden kesildi ve ne olduğuma bakmak için geri döndüler. Beni patikanın ortasında, beyaz bezlerimin içinde sakince gökyüzüne bakarken buldular; bu sırada beyaz kazlardan oluşan bir aile, gökten düşmüş gibi görünen bu şeyi merakla incelemek için etrafımı sarmıştı.
Andros’ta hiçbir şey değişmiyor. Şimdi bile oradan geçseniz, virajda sanki gökten inen bebekleri bekliyormuş gibi duran bir kaz ailesi her zaman vardır. Gerçekten hiçbir şey değişmiyor. Evlerin asırlardır dik durması gibi, aynı sekiye oturup tam da aynı manzarayı seyreden insanların nesilleri de öyle gelip geçiyor.
Yaya olarak Hora’ya girdiğinizde, taş döşeli yoldan Kaíris kütüphanesine ve daha yukarıya, Kaptan heykeline kadar yürüdüğünüzde, Androsluların görmek istediğiniz kadarını görmenize izin veren içe dönük havasını hissedersiniz. Evler misafirperver ve açıktır ama içeriden. Tıpkı dışarıda esen rüzgarlara geçit verdikleri gibi, yoldan geçenlerin ve meraklıların bakışlarına karşı da kendilerini öyle korurlar. Eskiden buranın misafirperver olmadığını söylerlerdi, ki bu doğru değil; ama bunun bir sebebi vardı. Kaptanlar adasıydı; menfaat uğruna erkekler aylarca denizlere açılır, kim bilir nereye gider, geride ise evi sıcak tutmak ve geri dönene kadar canlı tutmak için anneler, kadınlar ve çocuklar kalırdı. 90’lı yıllara kadar Andros’ta çok fazla kafe ya da taverna olmamasının sebebi belki de budur.
Kadınların sosyal hayatı ev ziyaretleri, komşu ziyaretleri, çarşıdaki dükkanlarda yürüyüş yapmak ve oyun oynayan çocukları gözetlemekle sınırlıydı. Ayrıca adanın az sayıdaki ünlü pastanesi, sadece ev ikramlarını karşılayacak kadar üretim yapardı. Bu yüzden yaş pasta almak istiyorsanız sabah erkenden gitmeliydiniz; çünkü öğlene kadar vitrinler boşalır ve geriye sadece, pastaları efsaneleştiren ustasının ismiyle anılan o kutu kalırdı. Zira bu pastalar son derece talep görür ve zor bulunurdu. Nougatina, milföy, bademli, pastitsakia ve sokolatina… İşte o zamanlar mevcut olanlar sadece bunlardı; bir de elbette bol pudra şekeri serpiştirilmiş badem ezmeleri (amygdalota), ballı caltsounia’lar, cevizliler ve biraz çam fıstıklı olanlar. Bugün bile göreceğiniz tatlılar tam olarak bunlardır.
Hiçbir şey değişmedi ve zaten neden değişsin ki? Tüm ada, sanki birkaç yeri birden ziyaret ediyormuşsunuz hissi verir. Kiklad Adaları’nda yer alsa da, ona tipik bir Kiklad adası demezsiniz. Rüzgarın kayaları bile yerinden oynattığı yerde kurak, alçak meşe çalıları vardır; ama virajı dönüp rüzgar bir kayanın ardında kesildiğinde, mis kokulu yaban kokuları yükselir, adeta yaz kokar. Orada altın sarısı kumsalları geride bırakıp dağlara doğru tırmanırsınız; bulutlar gökyüzünü kaplar ve soğuk suları akan pınarlar size şarkı söyler. Bir kahve içmek ve badem ezmesinin tadına bakmak için oturabilirsiniz. Çınar ağaçları sizi gölgeler ve dağdan tekrar açıldığınızda poyraz sizi, ağustos böceklerinin geceleri bile öttüğü çakıllı nehir yataklarına götürebilir. Yolun sizi getirdiği yerde oturup acıktıysanız, size sabır gerektiren fourtalia (özel bir omlet) ikram ederler; çünkü kızgın yağda patateslerle ya da domuz kesiminden kalan çömleklerde saklanan sygklino (tütsülenmiş et) ile pişer. Sadece sabah saatlerinde sarkıtların olduğu mağaraya gitmelisiniz, çünkü periler zihninizi başınızdan alabilir; tıpkı atlayan ve artık sadece kayanın onun adını taşıdığı “Koca Kadın” (Grias) gibi.
Andros’u, Lampros size tekrar anlatmasa bile, baştan keşfetmek için fethetmeniz gerekir.
