URLA CİVARI GASTRONOMİ KEŞİFLERİ, BAĞ YOLU VE URLA KÖYLERİ

Urla köyleri, zeytinlikleri, bağları ve tarlaları son yıllarda Türkiye’nin en değerli ve özgün gastronomi duraklarına, bağ evlerine ve şarap üreticilerine ev sahipliği yapar oldu. Tüm yıl boyunca açık olan restoranlar, bağ evleri ve müzeleri ile Urla, tüm Türkiye’den yaz kış misafirlerini ağırlayan bir gurme destinasyona dönüştü.

Bir yandan da yemyeşil ağaçlar, dev çamlar, tarihi zeytinler, bereketli ovalar arasında karşınıza birer cevher olarak çıkan Urla köyleri, bozulmamış köy hayatını ve geleneklerini deneyimleyebildiğiniz, yerel lezzetleri tadabildiğiniz, hem de köylülerin beldelerine sahip çıkarak özgün bir şekilde farklılaşmayı başarma hikayelerine şahit olduğunuz keşif durakları.

  • Bu yazımızın ilk bölümünde Urla’nın Gastronomi Duraklarına, Urla Bağ Yolu‘nun kıymetli Şarap Üreticilerine, bağlar veya zeytinlikler arasında konaklama keyifi sunan Urla Kırsal Otelleri‘ne yer verdik.   
  • Ardından da Uzunkuyu’da yer alan dünyanın en büyük zeytinyağı müzesi Köstem Zeytinyağı Müzesi‘nden, Barbaros’un şenlikli ‘oyuk’larına, Yağcılar’ın sanat günlerinden, Birgi’den yükselen piyano seslerine, Kuşçular’daki lezzet duraklarından Demircili’nin deniz için antik harabelerine ve Özbek’in gün batımı adreslerine, adım adım Urla Köyleri ve Sahilleri’ni keşfettik.
  • Yazımızın en sonunda da Urla Kite Sörf alanlarından ve de Efes-Mimas Antik Yolu  – Yarımada Yürüyüş ve Bisiklet Yolları rotalarından bahsettik.

Eğer tarihi Urla kasabası ve iskelesi hakkındaki keşif ve önerilerimizi merak ediyorsanız: https://www.yolculukterapisi.com/urla/  yazımıza bekleriz.

 

URLA CİVARI NEFİS GASTRONOMİ DENEYİMLERİ 

  • OD URLA: 2018 kışında Urla’nın zeytinlikleri arasında, ülkemiz için çok değerli ve rafine lezzet üslerinden birisi açıldı: Od Urla. Yöre mahsüllerini ustalıkla harmanlayan yaratıcı ve doyurucu lezzetlerinden, her biri özenle seçilmiş el ustalığı seramik tabaklarına, ahşap sunumlarından, zarif kadehlerine, nefis mimarisinden profesyonel servisine, baştan sona enfes bir gastronomi deneyimi sunuyor Odurla. Urla kırsalında bağlar, bahçeler arasında ilerleyerek ulaştığınız Odurla’da, aracınızı park ettikten sonra zeytin ağaçları içinden yürüyerek camla kaplı harika bir çelik konstrüksüyon binaya ulaşıyorsunuz. Yüksek tavanlı binadan içeri girdiğinizde doğanın içindeymişsiniz gibi, ışıl ışıl ve ferah hissediyorsunuz. Kocaman bir fırını ve mutfağı kendine merkez alan bar sandalyelerinde yerseniz, tüm yemeklerin hazırlanışını adım adım seyredebiliyorsunuz. Kalabalık arkadaş grubu olarak gittiyseniz eğer, yuvarlak ve uzun masalar ideal. Her yeni lezzet ile birlikte masanıza gelen pırıl pırıl genç şefler, yemeklerin içeriklerini ve hazırlanışını şevkle anlatıyor.  Her ay menüye mevsim mahsülleri göz önüne alınarak yeni eklemeler ve değişiklikler yapılıyor. Biz yediğimiz; fıstık kremalı ızgara kuşkonmaz, şeker domates salatası, leblebi arapsaçı cacık, ayı mantarı ve dana kuyruklu arpa şehriye, darüfülfül dana bonfile, kereviz püreli kuzu pirzola, ege otlu kuzu sosis, kök sebzeli tatlı şarapta ördek, tahin helva dondurmalı tarçınlı balkabağı, badem ezmeli muskatlı armut tatlısı, zeytinli mereng ve şeker domatesli nane çikolatanın her birinden son derece keyif aldık. Arzu ederseniz, 7 farklı lezzetten oluşan ‘Karadan Tadım Menüsü’ veya 5 farklı lezzetten oluşan ‘Denizden Tadım Menüsü’ lezzetlerini şarap eşleşmesi ile tadabiliyorsunuz. Pizza Venedik’in kurucusu Günter Sezener’in yıllar önce başlattığı mutfak ve misafir görgüsünü, yaratıcı lezzetler, mimari ve sunumlar ile buluşturarak bu nefis ‘modern zaman gastronomi deneyimi üssü’nü yaratan oğlu  Osman Sezener’i kutluyoruz. Dört mevsim açık Odurla’da, yaz aylarında zeytin ağaçları arasında yemek yemek de çok keyifli.
  • MA URLA:  Ateşe kardeş geliyor! Yeni bir haberimiz var 2020 Kasım ayında Od Urlanın içinde bulunduğu zeytinliklerin içinde daha ufak cam konstrüksüyon bir binada kardeş olarak Ma Urla geliyor. Eski Türkçe’de ateş anlamina gelen Od , topraktan çıkan mahsülleri ateşler harmanlayıp sunmaya devam ederken, yine eski Türkçe’de su anlamına gelen Ma, denizden çıkan lezzetlere odaklanacak. 26 kişilik özel bir balık & kabuk & deniz mahsülleri tadım deneyimi olarak kurgulanan Ma Urla, ahtapot, kalamar, istiridye, balık gibi deniz mahsüllerinin çiğ ve pişmiş örneklerinden 24 farklı lezzet tadabileceğiniz bir tadım menüsü ile gastronomik bir deniz yolculuğuna çıkartacak misafirlerini. Masalarda 20 kişi, şef barında ise 6 kişinin oturabileceği şekilde kurgulanan Ma Urla’da sadece tadım menüsü sunulacak.       
  • Konaklamak isteyenler için ise Odurla’nın arazisinde Zeytin ağaçları arasında yer alan Zeytinlik Otel, sıcacık ev gibi bir alternatif. Rüstem, Rüstem Mahallesi 2018/9 Sokak, Süt Pınarı Mevkii No:28

  • VİNO LOCALE: Kuşçular Köyünde Seray ve Ozan Kumbasar çiftinin 2018’de açtığı Vino Locale (8037 Sok. No:3) Urla Bağ yoluna yakışır bir gastronomi durağı. Yemyeşil bir bahçe içinde yer alan binası taş dokunun doğallığını, zarif detaylar bezenmiş ince bir dekorasyon zevkini, yörenin misafirperverliği ve  samimiyetini yansıtırken, sürekli değişen menüde enginar, zeytin gibi yöreye özgü mahsüller ile hazırlanan lezzet harikaları yer alıyor. Dünya tatlısı Seray ve Ozan Keskiner çiftinin yarattığı gastronomi durağı, mevsiminde taze mahsüllerden hazırlanan ve her ay değişen lezzetleri ile damaklarınızda ve ruhunuzda adeta bir şölen yaştıyor. Anne babası çalışırken 8 yaşında mutfağa giren ve Emine Bedel’in tarifleri ile yemek yapmaya başlayan Ozan, zamanla arkadaşlarını makarnalar, etler ve çikolatalı börekler ile yemeğe ağırlamaya başlamış. Ardından Mia Mensa ve Hyatt Regency mutfaklarında çalışmış. Üniversitede tanışıp aşık olduğu eşi Seray ile evlenip İstanbul’un kaosu yerine Urla’nın yeşillikleri arasında, İtalya ve Fransa kırsallarında olduğu gibi, sezonuna göre topraktan ve dalından taze mahsüllerden oluşan her ay farklı tadım menüsü sunan bir gastronomi durağı hayal etmişler. Yağcılar köyündeki bahçeyi alıp, 6 ay içinde inşaatı tamamlayıp, 2018 Nisan ayında kapılarını açtılar. Herşeyin tazecik el yapımı hazırlandığı, dondurulmuş bekletilmiş hiçbir şeyin kullanılmadığı, her ay yeniden bir keşif peşine düşülen, ve misafirlerini de yeni lezzet yolculuklarına çıkartan bir tutku ve yaratıcılık hikayesi Vino Locale. Son derece zarif ve zevkli bir ev sahibesi olan Seray ise mekanın her türlü estetiği, ağırlaması, sunumu, servisi, müziği ile bizzat ilgileniyor ve sıcacık ruhunu katıyor. Bu dünya tatlısı gencecik çiftin heyecanını kapıdan girer girmez hissediyorsunuz, lezzetleri tattığınızda ise, deneysel ve yaratıcı lezzetleri yaratmadaki marifetlerindeki ustalığa hayran kalıyorsunuz ve her ay yeni bir yolculuğa çıkmaya değer diyorsunuz. Yaz kış açık bu harika gastronomi durağında bir deneyim yaşamanızı mutlaka tavsiye ediyoruz. Gurme lezzetler eşliğinde alkol servis edilen bir restoran olduğu için Hem yetişkin restoranı (15 yaş sınırı) hem de kişi sayısı 30 kişi ile sınırlı. Önceden yer ayırtmanızda fayda var. Not: Vino Locale 2018 İncili Gastronomi Ödüllerinde 3 inci ödülüne layık görüldü. Kuşçular, 8037. Sk. No:3

 

  • TERUAR: Urla civarının en yenisi olan Teruar, bağların ve zeytin ağaçlarının arasında adeta bir vaha. İlkesi, emeğini iyi ve etik mahsül üretmeye adamış üreticilerden kendi yöresine sadık ürünleri toplayarak, mutfaktan çıkan tüm lezzetleri üzerinde yer aldığı toprağa kökleyen ve toprağa bir saygı duruşu gibi sunmak. Kurucusu ve şefi Osman Serdaroğlu’nun arzusu her ay değişen menüsü ile misafirlerine heyecan verici ve yaratıcı bir restoran deneyimi yaşatırken, zamanla bir gastronomi atölyesine dönüşmek. Ağaçlar, yeşillikler, çiçekler ile bezenmiş bahçesi huzurlu, sade ve doğal bir atmosfer sunarken, sofralara gelen maharet ve özen ile hazırlanan yemekler, tabaklarda birer sanat eseri gibi sunuluyor. Menü her ay değişiyor, yazın denizden gelen lezzetler sıradışı yan lezzetler ile eşleştirilmişti. Biz tattığımız obruk peyniri ve tulumla hazırlanan ve domatesli bir sosla lezzetlendirilmiş peynir bulutu, ravyoli, levrek carpaccio, enginar pate, baby kalamar, ızgara orkinos ve tiramisu tadım menüsünden son derece memnun kaldık. Kuşçular, 8028. Sk. No:16

  • LOKANTA LEVAN: Kuşçular köyünde bağların arasında yer alan Lokanta Levan, nefis özgün lezzetleri, ortamı ve servisi ile insana kendisini çok mutlu hissettiren mükemmel bir Ege restoranı. İzmir Ekonomi Üniversitesi Gastronomi bölümünden mezun şef Onur Canbulat’ın önce Urla merkezde açtığı, ardından da Kuşçular’a taşıdığı Lokanta Levan, mevsiminde yerel mahsüller ile hazırlanan yaratıcı lezzetler ile Ege mutfağına ait çok ferah ve taze bir deneyim sunuyor. Menü sürekli değişiyor, ancak her zaman odun fırınından lezzetler çıkıyor. Levan’da ev yapımı yaptıkları ekşi mayalı zerdeçallı ekmek ve yoğurt yemeklere eşlik ediyor. Bizim yediğimiz şeftalili fındıklı semizotu salatası, reyhanlı izmir tulumlu domates, vişneli fırın yaprak sarma, bademli kuru üzümlü deniz börülcesi, zerdeçallı ekşili enginar, kemikli kuzu incik gerçekten çok lezzetliydi, tepsi güvecinde girit kabağı mücver ise bugüne kadar hayatımızda yediğimiz en orijinal ve güzel mücver idi. Giden ve tadan arkadaşlarımız odun ateşinde pişmiş füme etli, kars kaşarlı ve taze fesleğenli, pancarlı ve keçi peynirli, kuşkonmazlı pizzalarını anlata anlata bitiremiyorlar. Bulut çikolata tatlısında da aklımız kaldı. Kış menüsünde şevketi bostan gibi Ege otları ile hazılanmış nefis başlangıçlara sürpriz sıcak lezzetler eşlik edecek. Ve kış döneminde hem öğle (15:00-18:00) hem de akşam yemeği (19:30-23:30) servisi başlayacak. Kış döneminde hizmet veren yemek salonu kısıtlı sayıda oturum sunduğu için gitmeden önce mutlaka rezervasyon yapmanızı tavsiye ediyoruz. Kuşçular Cd. No:3
  • URLİCE: Urla Bağ Rotasında detaylıca anlattığımız Urlice Bağları, yörenin en güzel şaraplarından bazılarını üretmesinin yanı sıra, kendinizi Toskana çiftlik evinde gibi hissettiğiniz enfes bir lezzet durağı. Yılda 10 – 12 bin şişe arap üreten Urlice’de, hem bağları gezip tadım yapabilir, hem de bağlara nazır nefis bir manzarada öğle veya akşam yemeğinde odun fırında müthiş pizza, dana sosis, village sosis, frankfurter, dana kaburga, babayback ribs gibi özel lezzetleri tadabilirsiniz. Mutlaka önceden arayarak rezervasyon yapmanızı tavsiye ediyoruz. İçmeler, 1168. Sk. No:7, Tel: 0232 754 16 67, urlice.com
  • MANEJ: İzmir’lilerin ve Urla’da yaşayanların gizli favorilerinden olan Manej, Kuşçular köyüne yakin bir aile çiftliği. Yemyeşil vadiler arasında masal diyarını andıran Manej, önce atların ve biniciliğin ön planda olduğu bir at çiftliği olarak hizmete başlamış, ardından atlara koyunlar, keçiler, tavuklar, köpekler eklenmiş, ve de hem kendi kendine yeterli, hem de çevresine doğal ve sağlıklı ürünler üreten bir ekolojik sisteme dönüşmüş. Bağcılığı 4.000 yıl öncesine ve bugün Türkiye çağında ödüllü şaraplarının üretildiği Ukuf Mevkii’nde yer alan Manej’de artık doğayla iç içe huzurlu bir atmosferde konakalayabiliyor, ata binmeyi öğrenebiliyor, hayvanları sevebiliyor, doğal yöresel lezzetler tadabiliyor ve nefis yemek atölyelerine katılabiliyorsunuz. Kuşçular Mah, Manejurla, 8028. Sk. No: 22
  • HANEDAN: Uzunkuyu’dan biraz ileride yol kenarında yeşillikler arasındaki Hanedan ise, nefis serpme kahvaltıları, Uzunkuyu kasabından etleri ve nefis ev yemekleri ile günün her saati bir yemek molası verebileceğiniz otantik bir lezzet durağı.
  • AYERYA RÜZGARLI VADİ ÇİFTLİĞİ: Yağcılar Köyünde yer alan Ayerya Rüzgarlı Vadi Çiftliği ise 12.000 zeytine, birçok meyve ağacına, Saanen keçileri ve kümes hayvanlarına ev sahipliği yapan dev bir organik tarım ve hayvancılık çiftliği. Sevgili arkadaşımız Pelin Omuroğlu Balcıoğlu’nun Yağcılar köyü yakınlarında yarattığı enfes Ayerya Rüzgarlı Vadi çiftliğinin zeytinyağı, yöredeki 1500 yıllık bir geleneği devam ettirerek bölgenin eşine az rastlanır ‘erkence’ ağaçlarından topladıkları mahsüller ile Olivurla ismi ile ürettikleri zeytinyağı taze çimen, çağla badem, yeşil elma, enginar aromalarıyla Türkiye’nin en özel butik zeytinyağlarından. Ayerya Dükkan’da çiftliğin üretimi olan tamamen organik ve doğal sele ve çizme zeytin çeşitleri, natürel sızma zeytinyağı, sebze meyve, keçi sütü, sepet peyniri, yoğurdu, kanatlı hayvan ürünleri, salça, pekmez, ekşi, bal, üzüm, incir, ceviz, çam fıstığı tadabiliyor ve beğendiklerinizi alabiliyorsunuz. Ayrıca çiftliğin üretimi olan organik lavanta, orkide, sabunlar, temizlik ve kozmetik ürünleri de alabiliyorsunuz. Ayerya’nın bir de Eski Urla’da Arasta Çarşısında kendi mahsülleri ile yerel ürünleri harmanlayarak lezzetler sunduğu, ve de ürünlerini sattığı bir kafesi var. 

URLA BAĞ ROTASI

Bağlar arasında dolaşmak, şaraphaneler ve mahzenler gezmek, yörenin üzümlerinin nasıl harika şaraplara dönüştüğünü öğrenmek ve tatmak için Urla Bağ Yolu kaçırılmaz bir fırsat. Bir gece Urla kırsalında yer alan otellerden birisinde konaklayıp, iki gün boyunca farklı şarap üreticilerini ziyaret ederek,  gastronomi duraklarında yemekler yiyerek harika bir hafta sonu gurme rotası gerçekleştirebilirsiniz.

Roma İmparatorluğu döneminde Urla’nın şaraplarının tadı o kadar ünlüymüş ki, Roma İmparatoru Domitianus kıskançlığından Urla bağlarının yakılmasını emretmiş. Şaraplarına ve bağlarına kıyamayanlar imparatoru vazgeçirmeyi başarmışlar. Urla’nın bağları işte böyle meşhur köklere dayanıyor.

Yüzyıllarca uykuda olan Urla toprakları ve bağları son 20 yılda yeniden ekilerek hayata döndürüldü. Urla Şarapçılık, Urlice, MMG (Şatomet), Mozaik, USCA gibi şarap üreticilerinin arka arkaya sunduğu kaliteli şaraplar ile, Urla ülkemizin önemli şarap destinasyonunları arasına girdi bile. (Bağ rotasının haritasına ve detaylı bilgilerine http://www.urlabagyolu.net/adresinden ulaşabilirsiniz)

  • URLA ŞARAPÇILIK: Urla tutkunu olan, Urla Şarapçılık ve Arboretumun sahibi Can Ortabaş ve ortakları Urla’da adeta bir vaha yaratmışlar.  Yörenin en profesyönel şarap evi şüphesiz Urla Şarapçılık. Neden mi, önce Urla Şarapçılığın kendi manifestosuna bir göz atın: ‘Can Ortabaş; 1996 senesinde Uzbaş çiftliğini kurdu. Şimdiki hali ile Uzbaş Arberatoryumu. Üzerinde 1900 farklı bitki çeşidi bulunan bu yeşil müzenin olduğu topraklarda keşfedilen bağ setleri ‘bizi’ bambaşka bir yolculuğa çıkardı. Çıkılan bu yolculuk, sadece bağ setlerini yeniden canlandırma hayali değil, bir yarımadada bize ait binlerce yıl öncesinden kalan bir kültürü hayata kavuşturmak esasına sahipti. Niyet yerini buldu. Ana faaliyeti Şarapçılık ve Bağcılık olan Urla Şarapçılık A.Ş; 2000 yılından bugüne soylu enternasyonel üzümlerin, Anadolu’ya ait çeşitlerin ve yerel üzümlerin seleksiyonu, yeniden çeşitlendirilmesi ve hayata döndürülmesi için çalışmaktadır. Bu çalışmalar günümüzde 11 çeşit şarabımız, iyi tarım uygulamalarımız, dünya şarapçılığında bilinilirliğimiz, 2010 Arkitera ödülümüz ile bize her gün bir armağan vermektedir. Tüm bunların dışında mübadele döneminde ait olduğu tohumundan ayrılmak durumunda kalan Urla da özüne kavuştukça daha mutlu ve bereketli bir yarım ada haline gelmektedir. Urla adıyla ulusal ve uluslararası 300 üzerinde ödül alınması, Urla Karası’nın Dünya Üzüm Atlasına girmesi gibi gelişmeler bizlere gurur vermesi dışında agro ve gastro turizm meraklılarının gözlerini bu rotaya çevirtmiştir. Urla Şarapçılık Bağlarını tanımaya gelen yıllık yaklaşık 80 bin civarındaki ziyaretçimiz aynı zamanda Urla’yı tanıma, Urla’da konaklama, yerel lezzetleri ile tanışma fırsatını da bulmuşlardır. Urla gastronomiye ve şarapçılığa gönül verenler için önemli bir rota haline gelmeye başlamıştır’ Gerçekten de Urla Vourla, Urla Tempus, Urla Chardonnay şarapları yöre şarapları arasında favorilerimiz. Urla Şarapçılık tesislerinde tadım yapabilir, misafirlerini ağırlamak için yaptıkları ufacık ancak inanılmaz zevkli 2 odalı otelde bağlara nazır odanızda konaklayabilirsiniz. Urla Şarapçılık’ın devamında yer alan Uzbaş Arboretumu ise bir doğa cenneti . 1800 dönümlük bu botanik bahçesi  255,000 palmiyesi ile Avrupa’nın en büyük palmiye plantasyonuna sahip. Uzayıp giden bahçeler boyunca Şekilden şekile giren selviler arasında dolaşırken kendinizi Alice Harikalar Diyarında gibi hissediyorsunuz. Dünyanın her yerinden farklı bitkileri Türkiye’de bir tek burada görebilirsiniz, hatta satın alabilirsiniz. Eğer otelde konaklarsanız Can Ortabaş’tan rica edin sizi ATV’ler ile bir safariye çıkartsın ve arboretumun özel koyunda deniz molası verin. (20 yıldır Urla tutkunu olan, Urla Şarapçılık ve Arboretumun sahipleri Can Ortabaş ve eşi Sevda hanımın Urla önerileri için: https://www.yolculukterapisi.com/urlasevdacanortabas) (Tel: 0232 759 01 11, urlasarapcilik.com.tr) 
  • URLİCE: Reha ve Bilge Öğünlü’nün Urlice bağları ve şarap evi tam bir butik keşif. Mimar olan çift, ‘dünya standartlarındaki şaraplık üzümü, yüksek kalitede şaraba dönüştürme’ ideali ile Urla’da bağcılık ve şarap üreticiliğinin öncülerinden. Ardından yöredeki bağcılığın ve şarap üreticiliğinin daha da çok gelişmesi, yaygınlaşması, tanıtılması için ortaya çıkan Urla Bağ Yolu projesine gönül ve emek vermişler. Organik bağcılık ve Şato usulü, yani mahsülün toplandığı yerde işlenerek şaraba dönüştürüldüğü ve şişelendiği yöntem ile şarap yapan çift, herhangi bir danışman veya önolog ile çalışmadan üzüm hasadının zamanından, kupajlarda üzüm oranların, bağdan şişeye uzanan şarap yapım sürecinin tüm aşamalarını kendileri yönetiyor. Bağ evi ve önündeki bahçe büyük bir zevk, ustalık ve doğallıkla tasarlanmış. Asma sıralarının önüne dikilmiş güller göreceksiniz. Organik tarım ile uğraşan ve biyo-dinamik şarap üretenler bağlarına hastalıklara karşı uyarıcı işlevi görmesi için özellikle gül dikermiş.  Çünkü çok narin bir çiçek olan gül, hastalık veya haşereden hemen etkilendiği için sararıp solmaya başlarmış. Güllerin canlılığı ve gücünü kaybetmesi, hastalık alarmı olarak algılanıp, bağlara yayılması engelleniyormuş. Karakterli ve dengeli şarapları arasında en sevdiğimiz Urlice Cabarnet Sauvignon. Urlice, yörenin en güzel şaraplarından bazılarını üretmesinin yanı sıra, enfes bir lezzet durağı. Hem bağları gezip tadım yapabilir, hem de önceden arayarak bağlara nazır nefis bir manzarada öğle veya akşam yemeğinde odun fırında müthiş pizza ve domuz çevirme gibi lezzetler sunulan özel sofralarına dahil olabilirsiniz. İçmeler, 1168. Sk. No:7, Tel: 0232 754 16 67, urlice.com
  • USCA: Sırtını tepeye yaslamış harika bir taş şaraphane, göz alabildiğince uzanan bağlar ve nefis bir mahzeni olan USCA, Kalelioğlu ve Şener ailelerinin el emeği göz nuru şaraplar üretiyor. Sonnet Cabernet Sauvignon & Merlot Reserve’in bir süredir büyük hayranıyız. Sonnet Syrah & Foça Karası’nı da epey beğeniyoruz.  (Tel: +90 232 759 00 99)
  • PERDİX: Yörenin en yenisi olan Perdix, Uzunkuyu köyünde yer alıyor. Cam, çelik konstrüksüyon, ve taş mimarinin harmanlandığı içiçe geçmiş modern tasarımlı binaların önünde yer alan geniş bahçelere serpiştirilmiş masalarda  12.00-17.00 arası şarap tadımı yapabiliyor, 14.00-22.30 arasında ise yemek yiyebiliyorsunuz.  Adını yöreye özgü olan keklik kuşunın Yunanca ismi olan Perdix’ten alan bu çiçeği burnunda şarap evinin şimdiden şarapları ödüllere layık görülmüş. Perdix’in Petit Verdot, Boğazkere, Pinot Noir, Merlot, Cabernet Sauvignon, Cabernet Franc, Syrah, Sauvignon Blanc, Bornova Misketinden üretilen, 2 beyaz, 2 rose, 5 kırmızı şarabı mevcut şimdilik. Biz tattıklarımızdan şaşırtıcı şekilde Cabarnet Franc & Petit Verdaoux kupajı ve Boğazkere monosepajını çok başarılı bulduk. Mini pizzaları, dana carpaccio, makarna, kuzu ve dana gibi et çeşitlerinden oluşan sade menüsünü tadan arkadaşlarımız yemeklerin gayet güzel olduğunu söylüyor. Urla’da doğa ile içiçe yaşamak, biyodinamik tarım ve organik bağcılık ve şarapçılık yapmak isteyen, şaraba tutkulu bir ailenin yolculuğunu merakla takipteyiz. Birgi, İzmir Çeşme Yolu No 14
  • Şatomet şarapları ile bildiğimiz MMG Şarapçılık (Tel:  +90 232 776 63 66) ve İtalyan stili çok kaliteli ve rafine şaraplar üreten Mozaik Şarapçılık (Tel: +90 232 465 03 21) da harika bağlar arasında özenli butik üreticiler.
  • Daha keşfetme şansı bulamadığımız diğer şarap üreticileri ise Limantepe ve Çakır Şarapçılık Somnium.

 

URLA KIRSALINDAKİ OTELLER

  • TERUAR: Urla’nın en yeni fine dning restoranı Teruar’ın bahçesinde yer alan oteli, çok zevkli ve keyifli bir bağ ve kır oteli. Restoranın üzerinde bağlara ve Urla tepelerine nazır odalarının yanı sıra zeytinliklerin arasında çiftlik evlerinde konaklayabiliyorsunuz. Dört mevsim açık olan otel, sadece bir konaklama deneyimi değil, doğanın içinde büyülü bir zaman geçirmek için harika bir fırsat sunuyor. Kuşçular, 8028. Sk. No:16,
  • TWO ROOMS HOTEL: Urla tutkunu olan, Urla Şarapçılık’ın ortakları Can Ortabaş ve Bülent Akgerman, Urla’da adeta bir vaha yaratmışlar.  Urla Şarapçılık (Tel: 0232 759 01 11, urlasarapcilik.com.tr) tesislerinde tadım yapabilirsiniz. Ayrıca Ortabaş çiftinin muhteşem şarap bağları manzaralı modern bir tasarıma sahip iki özel suit odalı butik oteli Two Rooms Hotel’de konaklayabilirsiniz. Bağlara nazır konaklamak için inanılmaz zevkli bir otel.
  • URLA BAĞ EVİ: Urla Bağ Rotası’nın tam ortasında Yağcılar Köyü’nde doğanın içinde yer alan taş mimari harikası 6 odalı butik otel Urla Bağ Evi, bağ rotası yaparken konaklamak için ideal bir nokta. Otelin hem restoranı hem de şarap tadım odası olan Uva, dilerseniz tek başına dilerseniz de nefis lezzetler eşliğinde yöre şaraplarını tadabileceğiniz harika bir bölüm.  Yağcılar Köyü’nün yerlisi Hediye Hanım’ın nefis Ege lezzetleri sunuluyor.
  • MANEJ: İzmir’lilerin ve Urla’da yaşayanların gizli favorilerinden olan Manej, Kuşçular köyüne yakin bir aile çiftliği. Yemyeşil vadiler arasında masal diyarını andıran Manej, önce atların ve biniciliğin ön planda olduğu bir at çiftliği olarak hizmete başlamış, ardından atlara koyunlar, keçiler, tavuklar, köpekler eklenmiş, ve de hem kendi kendine yeterli, hem de çevresine doğal ve sağlıklı ürünler üreten bir ekolojik sisteme dönüşmüş. Bağcılığı 4.000 yıl öncesine ve bugün Türkiye çağında ödüllü şaraplarının üretildiği Ukuf Mevkii’nde yer alan Manej’de artık doğayla iç içe huzurlu bir atmosferde konakalayabiliyor, ata binmeyi öğrenebiliyor, hayvanları sevebiliyor, doğal yöresel lezzetler tadabiliyor ve nefis yemek atölyelerine katılabiliyorsunuz. Kuşçular Mah, Manejurla, 8028. Sk. No: 22
  • Zeytin ağaçları arasında konaklamak isteyenler için ise Odurla’nın arazisinde Zeytin ağaçları arasında yer alan Zeytinlik Otel, sıcacık ev gibi bir alternatif.
  • Urla yakınlarında yeşilliklerin ortasında 9 odalı butik otel ve at çiftliği Kemal Bey de sevdiğimiz bir butik otel.

URLA CİVARI KÖYLERİ VE SAHİL KEŞİFLERİ

UZUNKUYU KÖYÜ

İzmir Çeşme otobanında Zeytinler çıkışından çıktıktan sonra ilk karşınıza çıkan köy Zeytinler. Tarım ve küçükbaş hayvancılık ile uğraşmaya devam eden yaşlıca nüfusu ve balık çiftliklerinde çalışan gençleri ile taş evlerinde ve köy kıraathanesinde köy hayatını gözlemleyebileceğiniz, zeytinler ve çamlar arasında yemyeşil bir köy. Zeytinler’e 1 km uzaklıktaki Uzunkuyu Köyü da yemyeşil, tertemiz ufacık bir köy.  Uzunkuyu’da ziyarete değer nefis bir hazine var.

Dünyanın en büyük zeytinyağı müze kompleksi olan Köstem Zeytinyağı Müzesi, 1’e 1 ölçekte zeytinyağı üretimi ezme sistemlerini, orijinal yöntem ve malzemelerine sadık kalarak yeniden canlandıran ve ülkemizde binlerce yıllık zeytinyağı kültür ve geleneğine şahit olabileceğiniz dev bir teknoloji ve sanayi müzesi. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Levent Köstem ve eşi Güler Hanım tarafından kurulan müze, yıllar süren araştırma,  iz sürme, toplama, canlandırma emek ve çabaları ile gerçek bir adanmışlık hikayesi. Zeytin işliklerinde kullanılmış tarihi taşlar, tarihi fırınlar, burgu ezme makinaları, damacanalar, amforalar, el dikimi zeytin çuvalları, 3000 yıllık zeytinyağı kandili gibi özel parçaların toplanması için Ege bölgesini karış karış dolaşıp tek tek toplamışlar. MÖ 3000 yılına ait bir zeytin ezme, sıkma, süzme ve suyunu ayrıştırma sistemini orjinaline sadık kalarak taş ve ahşaptan inşaa etmişler.  Tarihi MÖ 39 bin yıllarına uzanan Türkiye’de en eski zeytinyağı üretimi bölgesi olan Urla ve Çeşme Yarımadası’nın, zeytincilik kültürünün ortaya çıkartma misyonu üstlenmişler.

Müzedeki en etkileyici an bin yaşındaki zeytin ağacı kökü ile karşılaştığınız an. Damarları ve kıvrımları ile toprağın ve tarihin şahidi olan bu hazineyi Levent Bey, Özbek köyünün tepelerinde bulmuş ve yanıp kül olmaktan kıl payı kurtarmış.

Bir yandan eğitim enstitüsü gibi çalışan, içinde bulunduğu yerel halka ve köylere faydalar sağlayan, 20 bin metrekarelik bir arazide, 5 bin 650 metrekare kapalı alana sahip müzede, zeytinyağı teknolojileri ile zeytin ve zeytinyağı kültürü bilgilendirme bölümleri, zeytinyağı fabrikası ve deposu, ahşap ve seramik atölyeleri, toplantı, çocuk oyun ve beceri salonları, sabun, hijyen ve temizlik müzesi, Köstem organik zeytin çiftliğinin  ve çevre köylerin yerel zeytin, zeytinyağı , şarap, peynir gibi ürünlerinin satıldığı dükkanı, ve tarihi dükkanlar yer alıyor.

Bahçesinde dikili 500 farklı ağaç türü ile müze bir yandan da doğa kültürlerinin geliştirilmesini amaçlayan bir arberatum işlevi görüyor. Ege bölgesi zeytin türleri yanı sıra tüm Anadolu zeytinciliği türlerinin yer aldığı bir zeytin bahçesi koleksiyonu da var. Çocuklara doğayı sevdirmek için tarım eğitimi bahçesi de mevcut.

Uzunkuyu’dan biraz ileride yol kenarında yeşillikler arasındaki Hanedan ise, nefis serpme kahvaltıları, Uzunkuyu kasabından etleri ve nefis ev yemekleri ile günün her saati bir yemek molası verebileceğiniz otantik bir lezzet durağı.

BİRGİ KÖYÜ

Eski İzmir yolundan Alaçatı’dan Urla’ya doğru giderken Birgi tabelasını görünce sola sapın. İzmir’in Urla ilçesine bağlı Birgi köyü az sayıda haneli ve nüfuslu, bakkalı ve kahvesi bile olmayan minicik bir köy.

Ancak yoldan devam ettiğinizde minik bir göletin kenarında konuşlanmış Çamlıgöl Kır Kahvesi‘ne ulaşacaksınız. İşte buranın kahvaltısı enfes. Sahibinin piyano çaldığı ise doğrudur. Göletin yanı başında ağaçların altında serin serin oturup leziz kahvaltının ve de şanslıysanız güzel tınıların keyfine varabilirsiniz.

BARBAROS KÖYÜ

Minicik ancak gelişirken özünü korumayı başaran, kadınların işlettiği ev lokantaları ve el işi dükkanları ile kadın emeğine sahip çıkan ve koruyan, ev vizyonu ve felsefesi ile şehirlere örnek olacak bir köy Barbaros.

“Köyümüzün sakinliğine zarar vermeden, doğal dokusunu bozmadan, gelenekleri canlandırmak, üretim gücümüzü ortaya koymak, kırsal yaşamın bize sunduğu nimetlerden ödün vermeden, sürdürülebilir kalkınmamızı sağlamak!” misyonu ile yola çıkan köylüler hem toprakla özdeşleşen geçmişlerini hem de imece geleneklerini yansıtmak ve yaşatmak için 2016’da ‘Oyuk Festivali’ yani korkuluk festivalini başlatmışlar.

Eylül ayında gerçekleşen festival için köylülerin hazırladığı korkuluklar sokaklarda geçit törenleri yapıyor. Kimisi süslü kimisi şakacı kimisi de ürkütücü bu korkuluklar festival sonrası ise köyün sokaklarında daimi olarak sergileniyor.

 

Barbaros Köyünde iken:

  • Köy girişindeki Emek, Kültür ve Sanat Evi’ni mutlaka ziyaret edin. Kurucusu Batuhan Bozkurt ile tanışıp, dünya çapında duyulmuş ‘taş mozaik’ resim tekniğini, tabloların hikayelerini, felsefelerini dinleyin, çılgın bir emek ürünü olan taş resimlerine bakıp, üzerlerinde ellerinizi gezdirin. Batuhan Bey’den ud eşliğinde bir şarkı dinleyip, aklınızdaki sayıyı ‘gözler kalbin ve aklın aynasıdır’ diyerek nasıl tahmin ettiğine şahit olun. Parkinson hastası olan Batuhan Bey, ülkemizin değerli sanatçılarından birisi.

  • Yine köyün girişinde eksi ilkokul binasında yer alan köy kütüphanesini ziyaret edin ve bir odasında sanatçı Gülfem Kesler’in boydan boya duvar resmini görün.
  • Bize göre Barbaros’un en güzel ev yemekleri yapan aile lokantası Ebruli. Çalkama, keşkek, patlıcanlı börek, kuru fasulye, pilav gibi taze pişen günlük lezzetlerin tadına varabilir, ya da sabah köy yumurtası, tereyağı, peynirleri ve zeytinleri ile hazırlanmış kahvaltısını tadabilirisiniz. Diğer güzel alternatifler ise köy meydanında yer alan ilk kadın emeği lokantası olan Çağdaş, yanındaki Delice ve Yıldız Kafe. Baharın Kahvesi isimli köy kahvesinde çay, kahve veya reyhan ve karadut şerbeti içebilirsiniz.

  • Barbaros Köyü’ne özgü şeylerden biri de ‘Çat Kapı Evleri’. Kapılarında bu ibareyi gördüğünüz evlerin kapısını çalarak, ufak bir ücret karşılığında yöreye özgü lezzetleri tadabiliyorsunuz. Katmer en meşhur lezzeti. Patlıcan balığı da Barbaros ile özdeşleşen lezzetler arasında ön sıralarda yer alıyor. Nisan ayında köye özgü Karabaşotu (Fransız lavantası) reçelini, kış aylarında ise yerel otlarla odun ateşinde ya da köy fırınında pişen çalkamayı tatmalısınız.
  • Köyün sokaklarında orijinal Oyuk – Korkuluk’lar ile tanışmak için yürürken, Kirli Çıkın el işi atölyesi ve Mimas Sanat Evi’ni ziyaret edebilir, elişi ve doğal lezzetler satan tezgahlardan alışveriş yapabilirsiniz.

YAĞCILAR KÖYÜ

‘Havası en güzel yer’ diye anılan, etrafı çam ormanları ve tarım arazileri ile çevrili, sadece iki sokaktan oluşan, tek kahvesi, tek bakkalı olan Yağcılar, ufacık bir köy. Ancak 2013 yılından beri dünya çapında harika bir sanat etkinliğine ev sahipliği yapıyor.

Doğanın içinde yer alan taş mimari harikası 6 odalı butik otel Urla Bağ Evi’nde düzenlenen Eski Ev-Yeni Sanat Uluslarası Plastik Sanatlar Sempozyumu, Ekim aylarında atölyeler, çalıştaylar, sergiler ile kırsal kesimi de içine dahil eden bir sanatsal ve sosyal proje.  ‘Eski’nin ‘Yeni’ ile uyumlanmasından, insanın içinde ve çevresinde yaşadığı hayata saygısından, içinden gelen özgürlüğe, özgünlüğe dönmesinden yola çıkarak başlayan etkinlik her sene farklı bir tema üzerinde fotoğraf, resim, heykel ve yerleştirme gibi farklı disiplinlerden sanatçıları ağırlıyor.

Urla Bağ Evi, bağ rotası yaparken de konaklamak için ideal bir nokta. Otelin hem restoranı hem de şarap tadım odası olan Uva, dilerseniz tek başına dilerseniz de nefis lezzetler eşliğinde yöre şaraplarını tadabileceğiniz harika bir bölüm.  Restoran Yağcılar Köyü’nün yerlisi Hediye Hanım’ın nefis Ege lezzetleri sunuluyor.

Yağcılar Köyünde yer alan Ayerya Rüzgarlı Vadi Çiftliği ise 12.000 zeytine, birçok meyve ağacına, Saanen keçileri ve kümes hayvanlarına ev sahipliği yapan dev bir organik tarım ve hayvancılık çiftliği. Ayerya Dükkan’da çiftliğin üretimi olan tamamen organik ve doğal sele ve çizme zeytin çeşitleri, natürel sızma zeytinyağı, sebze meyve, keçi sütü, sepet peyniri, yoğurdu, kanatlı hayvan ürünleri, salça, pekmez, ekşi, bal, üzüm, incir, ceviz, çam fıstığı tadabiliyor ve beğendiklerinizi alabiliyorsunuz. Ayrıca çiftliğin üretimi olan organik lavanta, orkide, sabunlar, temizlik ve kozmetik ürünleri de alabiliyorsunuz. Ayerya’nın bir de Eski Urla’da Arasta Çarşısında kendi mahsülleri ile yerel ürünleri harmanlayarak lezzetler sunduğu, ve de ürünlerini sattığı bir kafesi var.

DEMİRCİLİ KÖYÜ

Urla’ya 15 kilometre uzaklıktaki Demircili Köyü, çam ormanlarının eşlik ettiği kıvrımlı yollardan geçerek ulaştığınız, deniz manzaralarına nazır yeşil ve mavinin içiçe geçtiği tepelik bir alanda kurulmuş, oksijen dolu nefis bir köy. Hala çok az bilinen ve bakir olan köy, muhteşem koyları, ekstrem sporların yapılabileceği doğa sporları kulübü, tamamen organik yiyecekleri ile aslında gizli bir cevher.

Demircili Köyü yolu üzerinde yer alan Yörük Aile Evi yemyeşil bir ormanın içinde tamamen doğal ve yerel malzemeler ile hazırlanan müthiş kahvaltılar sunuyor. Altınköy sapağından 200 metre ileride yer alan Yörük Aile Evi, aile sıcaklığında bir atmosferde, klasik müzik eşliğinde, kendi ağıllarında beslenen keçilerin sütü, peyniri ve yoğurtları, bal kaymakları, reçel zeytinleri ve gözlemeleri ile damaklarınızda şenlik yaşatan bir yer. Özellikle çıtır tahinli gözlemesi tadılmaya değer.

Yörük Aile Evi’nden sonra Demircili Köyü’ne ilerleken Titus & Feronia tabelalarını göreceksiniz. 60 dönümlük bir orman arazisinde yer alan Titus & Feronia Motor ve Doğa Sporları Kulübü (TIMODOK) aklınıza gelebilecek bütün doğa sporlarını sunuyor size. Jip safari veya ‘buggy’ler ile arazi gezileri, paintball, ATV, dağ bisikleti, yapay kaya tırmanışı, kampçılık, trekking, outdoor eğitimi, takım çalışması odaklı piknik organizasyonu gibi macera ve adrenalin dolu aktivitelerden arzu ettiğinize katılabilirsiniz. Kulübün bir de kahvaltı veya yemek yiyebileceğiniz bir açık hava restoranı da bulunuyor. Ödüllü bardacık incirleri, zeytin ve şarapları denemeye değer.

Demircili köyünün aşağılarında ise pırıl pırıl denizi ile yeşil ve mavinin dostluğunu yaşatan nefis koyları var. Köyün üç koyu bulunuyor: Ada, Bodrum ve Demircili. Demircili Koyu, rengarenk çakıl taşları, pırıl pırıl deniz, geniş bir sahil, arkanızda yemyeşil bir orman ve şezlong şemsiyeler olan bir koy. Demircili Koyu’nun diğer tarafında yer alan Ada Koyu ise balıkçı teknelerinin salındığı, balıkadam adayları deneme dalışları yaptığı, sazlık gölgesinde şezlonglarda güneşlenebileceğiniz, denizin tadını çıkarabileceğiniz bir koy. Demircili Köyü’nün üçüncü koyu olan Bodrum Koyu aslında yörede Cevriye’nin Yeri diye biliniyor. Çünkü koya damgasını vuran Deniz Yıldızı Beach Club, Cevriye Hanım’ın kız kardeşi, annesi ve yeğenleriyle birlikte işlettiği çimenler çiçekler içinde bir plaj tesisi. Denizin hemen kenarında Airai Antik Kenti’ne ait hamam kalıntıları ise, tarihi bir hava estiriyor koyda. Demircili köyünün hemen batısında bulunan yarımada, binlerce yıllık Airai Antik Kenti’nin de izlerini taşıyor. Küçük patikalardan tepeye tırmanarak Antik Kent’e ait eski darphanenin kalıntılarını görebilirsiniz.

 

Dönüş yolunuzda yol kenarlarında tezgah açan köylülerden organik domates, biber satın alabilir ve yol kenarındaki çınar ve çam ağaçları gölgesinde gözlemesiyle ünlü Çınaraltı Restoran’da meşhur gözlemelerinin tadına bakabilir ve deresinde salınan kaplumbağa sürüsünü seyredebilirsiniz.

 

OVA KÖYÜ

Demircili’den Kuşçular köyüne giderken Ova Köyünde yer alan Atölye Kırmızı hem sanat galerisi hem atölye hem de kafe olan dünya tatlısı bir mekan. Heykel, resim, seramik, tiyatro, dans ve çocuk atölye çalışmaları sunuyor. Aynı köyde yer alan Cafe Marangoz’da kahvaltısı, kahveleri, makarnaları ile keyifli başka bir adres. Köylüler ile birlikte oturup çay kahve içmek isterseniz de Ova Kahve otantik bir adres.

 

KUŞÇULAR KÖYÜ

Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde ‘Ya Helvacılar’da 7 dönüm üzüm bağım, ya da Azmak’ta bir teknem olsun’ diye bahsettiği köy: Kuşçular… 1990 öncesinde tütün tarlaları ile ünlenen Kuşçular’da tütün tarlaları tarihe karışmış olsa da yine tarım ile uğraşan köylülerin, doğal bir yaşam için şehirden buraya yerleşerek bağlar, at çiftlikleri, restoran ve kafeler açanların yaşadığı bir doğa cenneti.

Yazımızın başında anlattığımız enfes gastronomi durakları olan Vino Locale ve Lokanta Levan, Kuşçular köyünde yer alıyor.

 

 

ÖZBEK KÖYÜ

Osmanlı döneminde Özbekistan’dan göç eden Özbekler’den ismini alan Özbek Köyü, aslında zamanında Rumların ve Türklerin bir dönem huzurla birlikte yaşadığı bir köy. Köyün geçmişine ait belgeler 1950 yılında Urla Hükümet Konağı’nda çıkan bir yangında yok olmuş. Ancak 1000’li yıllara dayanan eski iki köprü, çeşme ve hamam kalıntıları ve cami bahçesindeki neredeyse 1000 yaşındaki servi ağacı geçmişin canlı kanıtları olarak ayakta. Sahil kenarındaki Özbek köyü, şimdi balıkçıları ve taş evleriyle ünlü bir balıkçı köyü.

Özbek Köyünde iken:

  • Balıkçı köyünün en keyifli deneyimi hafta sonları Akkum Limanı‘nda yapılan balık mezatı. Denizden taze tutulmuş Çipura, Sargoz, Levrek, Mercan, Mırmır, Kefal, Kaya, Barbun, Dil ve Karidesler açık arttırma ile sahiplerini bulurken heyecanlı anlar yaşanıyor.
  • Haftasonları kadınlar tarafından kurulan pazarı da ziyarete değer. Mevsimi ise nefis Urla enginarları, çeşit çeşit Ege otları, baharatlar, ev yapımı salça, reçel, erişte ve tarhana, zeytin, üzüm, köy ekmeklerini bulabileceğiniz pazarda, köye özgü Özbek Katmerive Yonga isimli hamur kızartmasını tatmanızı tavsiye ederiz. Eylül Ekim aylarında ilk yağan yağmurun ardından köy halkının tükettiği salyangozu da deneyebilirsiniz.
  • Turkuaz pırıl pırıl denizi, sarı kumsalı ile Akkum sahili köyün göz bebeği. Ayrıca yakınlarındaki Torasan, Maksut ve Eğri Liman bölgeleri görülmeye değer.
  • Özbek köyünün sahilinde, denizin üzerinde gün batımına nazır bir akşam yemeği günü sonlandırmak, nefis bir deneyim. Bizim favromiz denizin hemen üzerinde yer alan sade ancak leziz meze ve deniz mahsülleri sunan AnaksAgoras. Balıkçı barınağının önünde yer alan, 50 yıllık aile geleneğini sürdüren, nostaljik atmosferli Akın’ın Yeri artık epey ünlenmiş ve pahalılanmış olsa da hala güzel bir rakı & balık adresi.

 

 

BADEMLER KÖYÜ

Urla’dan Seferihisar yönünde yer alan Bademler Köyüeğitime, çevreye, spora, sağlığa, kültüre ve sanata verdiği önem ve değer ile şimdiye kadar gördüğüm en medeni köy.

Tiyatrosu, kütüphanesi, müzesi, kültür sanat derneği ve spor kulübü olan örnek köy halkının tamamı, okur yazar, aydın, çağdaş, katılımcı, duyarlı ve kadın erkek eşitliğine sahip çıkan bireylerden oluşuyor.

2012 yılında Türkiye’nin en temiz köyü seçilmiş Bademler’de çöpler her gün toplanıyor, geri dönüşüm için ayrıştırılıyor, sokakları yıkanıp pırıl pırıl yapılıyor.

Bir Alevi köyü olan Bademler, tüm dinleri ve mezhepleri kucaklıyor, Nevruz’u da Hıdırellez’i de, yılbaşını da, Keçi Gezdirme ve Derme Deşirme gibi seremonileri de coşku ile kutluyor. 1932 yılında Türkiye’nin ilk tiyatro girişimi olarak başlayan perde isimli tiyatro geleneği, tamamı köylülerden oluşan kadrosu ile köy yaşamının vazgeçilmezi olarak hala devam ediyor. Dayanışma ve komşuluk geleneklerini devam ettiren köyün göçü yok denecek kadar az.

Bademler Köyü yıllar önce dünya çapında çok önemli ve başarılı bir filme setlik yapmış. Necati Cumalı’nın tütün emekçilerinin mücadelesini anlatan eserinden uyarlanan, Metin Erksan tarafından yönetilen Susuz Yaz filmi, 1963 yılında Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı Ödülüne layı görülmüş ve En İyi Yabancı Film dalında Oscar aday adayı olmuş.

Bademler Köyünde iken:

  • Köyün mihenk taşı olan Köy Tiyatro Binasını ziyaret edin. Eğer ilkbaharda ziyaret ediyorsanız her yıl Mayıs’ın ilk haftası kutlanan Bademler Tiyatro Şenliği’ne katılabilirsiniz. Şenlik hem Bademler Köy Tiyatrosu’nda gösteriler, hem de Azmak Koyu’nda gerçekleşen müsabakalar ve sanatsal etkinlikler ile kutlanıyor.

 

  • Pazar günleri köyün bir sokağında kurulan pazar mutlaka ziyarete değer. Sadece köylülerin mahsüllerine yer veren pazarda her tezgah’ın bir hikayesi var: Sevim Ertaş’ın oklavadan sıyırma tatlısı, asıta, keşkek, Arabın Hüseyin’in tarlasından sebzeler, Memeti’nin topladığı şifalı otlar, Mehmet Sever’in ev yapımı şarapları, Fatma Kaya ve Canan Karabacak’ın köye özgü godalak, çörek ve ev ekmekleri… Tam bir otantik pazar deneyimi sunuyor. Ev yapımı reçeller, salçalar, şerbetler, otlar, sebze meyveler, köy ekmeği, tatlılar, ahşap işleri satın almak için ideal bir Pazar.

  • Pazarın bir ucunda yer alan ve sadece Pazar günlerinde açık olan Şermin Anne’nin Yeri‘nde, odun ateşinde pişen patlıcanlıi otlu peynrili, kıymalı gözlemeler, ev yapımı ayran, limonata, çay ve kalbura bastı tatlısı ile keyfi yapabilirsiniz. Yine Pazar’ın sokağında yer alan Küçükağa Gözleme Evi’nde taze pişen çeşit çeşit gözlemeler yiyebilirsiniz. Köyün meydanında yer alan Ali’nin Yeri ise köftesi ile meşhur. Ufacık mekanın hep dolup taşıyor.

  • Arkeolog Dr. Musa Baran’ınköy meydanındaki evini dönüştürerek, Türkiye’nin ilk geleneksel çocuk oyuncakları müzesini yaratmış. Oyuncak Müzesi’nde, Bademler köyüne ait tarihi fotoğraflar ve belgeler de sergileniyor.
  • Bademler ayrıca yazları Matematik Çiftliği’ne ev sahipliği yapıyor. Matematik aşığı olan Tufan ve Handan Döleneken’in 2015’te başlattığı bu girişim, matematiğin yanına edebiyatı, müziği, etkinlik ve oyunları ekleyip ders dışında günlük yaşama uyarlandığı bir bilim yuvası. Buluşların (icatların) matematikle buluşmadan gerçekleşemeyeceğine inanan aile önce Şirince’deki Matematik Köyü’nü ziyaret edip, Ali Nesin ile bilgi alışverişi gerçekleştirmiş. Ardınan matematiği aktivitelerle, sanatla, sporla, doğayla iç içe harmanlayan bir yaz kampı kurgulamışlar. Piyanosunda resitaller verilen, matematiğin öykülerle uygulandığı, çocukların çiftliğin bahçesinde sebze ve meyve yetiştirmeyi, tamamen doğal yoğurt ve peynir yapmayı öğrendiği çiftliğin hedefi, Almanya’daki Matematikum, ABD’deki Mo Math Müzelerinin ardından dünyanın 3. Matematik Müzesini ülkemize kazandırmak.

 

URLA SAHİLLERİNDE DENİZ KEYFİ

Urla’nın Sığacık körfezine bakan kıyısında nefis cennet koylar saklı. Özellikle Demircili Köyü sahilinde yer alan koylar ve Altınköy sahili denize girmek için harika bakir adresler. Bu koylarda birkaç restoran ve tesis de bulunuyor:

  • Demircili köyü sahilinde Deniz Yıldızı  restoranı ve plajı 
  • Demircili köyü sahilinde Melengeç restoranı ve plajı 
  • Demircili köyü sahilinde Komodor Muhtar İbrahim’in Yeri restoranı ve plajı 
  • Altınköy sahilinde Marika restoranı ve plajı 

URLA’DA UÇURTMA SÖRFÜ (KITESURF)

  • Eğer uçurtma sörfü yani kite sörf öğrenmek istiyorsanız, Urla’dan Karaburun’a doğru devam ederken Gülbahçe’de birçok Kite okulu yer alıyor ve sığ suları ile çok uygun bir Kitesurf öğrenme alanı. Türkiye’nin kite öğrenmek için ideal noktalarından birisi olan Gülbahçe’de yer alan Urla Kite Center veya Urla Kite Camp’den ekipman kiralayarak ders alabilirsiniz.
  • Özbek köyü sahilinde yer alan Secret Spot ise kite severlerin vazgeçemediği gizli bir cennet.

Efes-Mimas Antik Yolu  – Çeşme  Yarımadası Yürüyüş ve Bisiklet Yolları
Efes – Mimas Yolu, yerleşimi sekiz bin yıl önceye giden İzmir yarımadasında, tarihin izini süren rotaların ortak adı. Yürüyüş ve bisiklet yolları ile geçilebilen parkurların yanı sıra zeytin ve bağ temalı rotaları meraklılarına sunuyor. Mavi rota ise kimliğini denizden alan coğrafyanın sınırlar ötesine açılan kapısı.

Selçuk, Menderes, Seferihisar, Güzelbahçe, Urla, Çeşme ve Karaburun ilçelerinden geçen Efes (Selçuk) – Mimas (Karaburun) Yolu, bu güzergâhtaki tüm doğal, tarihi ve kültürel birikimi içeriyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin organize ettiği profesyonel dağcı ve yürüyüşçüler, bisikletçiler, zeytinciler ve bağcıların gönüllü çabalarıyla oluşturulan rotalar kapsamında; ulaşım olanakları, coğrafi veriler, konaklama mekânları, mola ve kamp alanları, sağlık tesisleri, tarihi ve doğal değerler, kerteriz noktaları gibi bilgiler haritalara işlendi. Uluslararası standartlara uygun olarak işaretlenen rotalara yol levhaları yerleştirildi.

Yarımada’da bin yıllar öncesinden bugüne taşınan kadim İyonya uygarlığından Osmanlı eserlerine kadar tüm tarihi birikim, İzmir’de ilk kez yürüyüş ve bisiklet rotalarına dönüştürüldü. Rotaların ana omurgasını oluşturan İyonya uygarlığının 6 kenti, Efes – Mimas Yolu’nda yer alıyor:

Ephesus (Efes-Selçuk), Kolophon (Değirmendere-Menderes), Lebedos (Ürkmez-Seferihisar), Teos (Sığacık-Seferihisar), Klazomenai (İskele-Urla) ve Erythrai’dir (Ildırı-Çeşme), bir diğer İyon kenti Phokaia (Foça) ise, mavi rota aracılığıyla Karaburun’dan Yarımada’ya bağlanıyor.

Yarımada Gezi Rotaları’nın temelini oluşturan Efes – Mimas Yolu, ziyaretçilerine bölgeyi yaşayarak öğrenme imkânı sunuyor. Rotaların yolları; pırıl pırıl plajlar, orman kampları, günübirlik turizm bölgeleri, kazı alanları ve ören yerleri, müzeler, zeytinlikler ve işlikler, bağlar; köy pansiyonları, yöresel lezzetlerle tatlanan mekânlar, pazaryerleri, şenlik ve festivaller ile kesişiyor.

  • Yürüyüş yolu: Toplam 709 km uzunluğunda 49 parkurdan oluşan yürüyüş yolu, antik Efes kentinde Artemis Tapınağı’nın önünden başlıyor; mitolojik adı Mimas olan Karaburun’da sona eriyor. Yarımada Projesi alanındaki altı antik İyon kentini ve diğer tarihi alanları birbirine bağlayan yürüyüş yolu, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin organize ettiği dağcılık kulüp ve derneklerine bağlı gönüllü yürüyüşçüler tarafından belirlendi. Yürüyüşçülerin güzergâh üzerinde GPS cihazlarıyla belirlediği kamp alanları, su kaynakları, görülmeye değer tarihi ve doğal miras haritalara işlendi.
  • Bisiklet yolu: Kent içindeki 40 kilometrelik kıyı şeridine kesintisiz bisiklet yolu yapımını sürdüren, bisiklet kiralama sistemi Bisim istasyonlarını kuran İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu çalışmalarını Yarımada bisiklet rotaları ile bütünleştiriyor. Belediye bir yandan da kenti, Avrupa Bisiklet Ağı’na (EuroVelo) entegre etme çalışmalarını sürdürüyor. Avrupa Bisikletliler Federasyonu’nun (ECF) yönettiği 70 bin kilometrelik EuroVelo’nun 14 rotası bulunuyor. Üyelik gerçekleştiğinde Avrupa bisiklet yolları deniz yoluyla Çeşme’den Yarımada’ya bağlanacak; İzmir’deki bitiş noktası ise antik Efes kenti olacak.
    İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin organizasyonu ile odak noktasında bisiklet olan dört dernek ve topluluk, Çeşme Limanı – Artemis Tapınağı arasındaki rotaları belirledi. 15 parkurdan oluşan toplam 773 kilometrelik bisiklet yolunun, 3 parkurdan oluşan 190 kilometrelik bölümü, EuroVelo standartlarına uygun olarak saptandı. Güzergâh üzerinde sörf okulları, kaplıcalar, plajlar, doğal güzellikler gibi nirengi noktaları yer alıyor.
  • Zeytin yolu: Dünyadaki ilk modern zeytinyağı işliği, Urla’daki Klazomenai antik kentinde yer alıyor. Yarımada’nın en karakteristik ürünü zeytinin Yarımada’daki yolculuğu tematik gezi güzergâhlarımızdan birini oluşturuyor. Güzelbahçe, Çeşme,  Seferihisar, Menderes ve Selçuk ilçelerinden geçen rota, Zeytince Derneği temsilcilerinin alanda yaptığı çalışmalar sonucunda oluşturuldu. Güzergâh üzerindeki anıt zeytin ağaçları, zeytinyağı işlikleri, su kaynakları, zeytinyağı fabrikaları, manzara / seyir terasları, zeytin ezme yerleri, zeytinyağı yapımında kullanılan taşlar, kamp yerleri, kuyular, yel değirmenleri ve su değirmenleri tespit edildi. Rota, İzmir’in üye olduğu “Dünya Gurme Kentler Ağı”na (DELICE) bağlanıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Ticaret Odası ortaklığıyla Ocak 2015’te gerçekleşen üyelik yoluyla İzmir ve dolayısıyla Yarımada bölgesi,  gastronomi turizmi rotasına dâhil oldu.
  • Bağ yolu: Çeşme’deAnadolu’nun bilinen ilk şaraphanesine sahip Yarımada, tarihinden aldığı güçle bugünün bağ rotasını oluşturuyor. Toplam 151 km’lik rotası ile Selçuk, Seferihisar, Menderes, Urla, Karaburun ve Çeşme’deki bağları kapsıyor. Bağ Yolu’nun European Wine Cities (Avrupa Şarap Kentleri) gibi ağlara bağlanmasına yönelik çalışmalar yapılıyor.
  • Mavi rota: Hedefimiz, tarihin usta denizcileri İyonların izinden giderek Foça, Sakız ve Sisam ile Yarımada arasında bağlantı kurmak. Plajlar, deniz sporları, kamp alanları, balıkçı barınakları ve olta balıkçılığına dair sunduğumuz bilgiler ile deniz turizmini destekliyoruz. Ege Üniversitesi desteğiyle Dalyanköy, Ürkmez, Gümüldür ve Pamucak’ta uygulanan yapay resif projeleriyle; kıyı balıkçılığını desteklemeyi, biyolojik çeşitliliği artırmayı, sportif balıkçılık ve dalış turizmi için yeni alanlar yaratmayı amaçlıyoruz. Yarımada’nın plaj envanterini hazırlıyoruz. Plajların mavi bayrak ve sertifikası, yüzme suyu, su sporları, plaj sporları, cankurtaran ve kablosuz internet hizmeti gibi özellikleri, bu envanterde yer alıyor. Mavi rotayı, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kent içi deniz ulaşımı ile entegre ediyoruz.
  • http://rota.yarimadaizmir.com

 

 

Zeynep Atılgan Boneval

 

YOLCULUK TERAPİSİ ALAÇATI, ÇEŞME YARIMADASI ve CİVAR BÖLGE YAZILARI