URLA CİVARI GASTRONOMİ KEŞİFLERİ, URLA BAĞ YOLU VE URLA KÖYLERİ

Urla köyleri, zeytinlikleri, bağları ve tarlaları son yıllarda Türkiye’nin en değerli ve özgün gastronomi duraklarına, bağ evlerine ve şarap üreticilerine ev sahipliği yapar oldu. Tüm yıl boyunca açık olan restoranlar, bağ evleri ve müzeleri ile Urla, tüm Türkiye’den yaz kış misafirlerini ağırlayan bir gurme destinasyona dönüştü.

     

Bir yandan da yemyeşil ağaçlar, dev çamlar, tarihi zeytinler, bereketli ovalar arasında karşınıza birer cevher olarak çıkan Urla köyleri, bozulmamış köy hayatını ve geleneklerini deneyimleyebildiğiniz, yerel lezzetleri tadabildiğiniz, hem de köylülerin beldelerine sahip çıkarak özgün bir şekilde farklılaşmayı başarma hikayelerine şahit olduğunuz keşif durakları.

  • Bu yazımızın ilk bölümünde Urla’nın Gastronomi Duraklarına, Urla Bağ Yolu‘nun kıymetli Şarap Üreticilerine, bağlar veya zeytinlikler arasında konaklama keyifi sunan Urla Kırsal Otelleri‘ne yer verdik.   
  • Ardından da Uzunkuyu’da yer alan dünyanın en büyük zeytinyağı müzesi Köstem Zeytinyağı Müzesi‘nden, Barbaros’un şenlikli ‘oyuk’larına, Yağcılar’ın sanat günlerinden, Birgi’den yükselen piyano seslerine, Kuşçular’daki lezzet duraklarından Demircili’nin deniz için antik harabelerine ve Özbek’in gün batımı adreslerine, adım adım Urla Köyleri ve Sahilleri’ni keşfettik.
  • Yazımızın en sonunda da Urla Kite Sörf alanlarından ve de Efes-Mimas Antik Yolu  – Yarımada Yürüyüş ve Bisiklet Yolları rotalarından bahsettik.

Eğer Tarihi Urla kasabası ve sahili hakkındaki keşif ve önerilerimizi merak ediyorsanız: https://www.yolculukterapisi.com/urla/  yazımıza bekleriz.

 

URLA CİVARI NEFİS GASTRONOMİ DENEYİMLERİ 

  • OD URLA: 2018 kışında Urla’nın zeytinlikleri arasında, ülkemiz için çok değerli ve rafine lezzet üslerinden birisi açıldı: Od Urla. Yöre mahsüllerini ustalıkla harmanlayan yaratıcı ve doyurucu lezzetlerinden, her biri özenle seçilmiş el ustalığı seramik tabaklarına, ahşap sunumlarından, zarif kadehlerine, nefis mimarisinden profesyonel servisine, baştan sona enfes bir gastronomi deneyimi sunuyor Odurla. Urla kırsalında bağlar, bahçeler arasında ilerleyerek ulaştığınız Odurla’da, aracınızı park ettikten sonra zeytin ağaçları içinden yürüyerek camla kaplı harika bir çelik konstrüksüyon binaya ulaşıyorsunuz. Yüksek tavanlı binadan içeri girdiğinizde doğanın içindeymişsiniz gibi, ışıl ışıl ve ferah hissediyorsunuz. Kocaman bir fırını ve mutfağı kendine merkez alan bar sandalyelerinde yerseniz, tüm yemeklerin hazırlanışını adım adım seyredebiliyorsunuz.

 

  • Kalabalık arkadaş grubu olarak gittiyseniz eğer, yuvarlak ve uzun masalar ideal. Her yeni lezzet ile birlikte masanıza gelen pırıl pırıl genç şefler, yemeklerin içeriklerini ve hazırlanışını şevkle anlatıyor.  Her ay menüye mevsim mahsülleri göz önüne alınarak yeni eklemeler ve değişiklikler yapılıyor. Biz yediğimiz; fıstık kremalı ızgara kuşkonmaz, şeker domates salatası, leblebi arapsaçı cacık, ayı mantarı ve dana kuyruklu arpa şehriye, darüfülfül dana bonfile, kereviz püreli kuzu pirzola, ege otlu kuzu sosis, kök sebzeli tatlı şarapta ördek, tahin helva dondurmalı tarçınlı balkabağı, badem ezmeli muskatlı armut tatlısı, zeytinli mereng ve şeker domatesli nane çikolatanın her birinden son derece keyif aldık. Arzu ederseniz, 7 farklı lezzetten oluşan ‘Karadan Tadım Menüsü’ veya 5 farklı lezzetten oluşan ‘Denizden Tadım Menüsü’ lezzetlerini şarap eşleşmesi ile tadabiliyorsunuz. Pizza Venedik’in kurucusu Günter Sezener’in yıllar önce başlattığı mutfak ve misafir görgüsünü, yaratıcı lezzetler, mimari ve sunumlar ile buluşturarak bu nefis ‘modern zaman gastronomi deneyimi üssü’nü yaratan oğlu  Osman Sezener’i kutluyoruz. Dört mevsim açık Odurla’da, yaz aylarında zeytin ağaçları arasında yemek yemek de çok keyifli.

  • MA URLA:  Ateşe kardeş geliyor! Yeni bir haberimiz var 2020 Kasım ayında Od Urlanın içinde bulunduğu zeytinliklerin içinde daha ufak cam konstrüksüyon bir binada kardeş olarak Ma Urla geliyor. Eski Türkçe’de ateş anlamina gelen Od , topraktan çıkan mahsülleri ateşler harmanlayıp sunmaya devam ederken, yine eski Türkçe’de su anlamına gelen Ma, denizden çıkan lezzetlere odaklanacak. 26 kişilik özel bir balık & kabuk & deniz mahsülleri tadım deneyimi olarak kurgulanan Ma Urla, ahtapot, kalamar, istiridye, balık gibi deniz mahsüllerinin çiğ ve pişmiş örneklerinden 24 farklı lezzet tadabileceğiniz bir tadım menüsü ile gastronomik bir deniz yolculuğuna çıkartacak misafirlerini. Masalarda 20 kişi, şef barında ise 6 kişinin oturabileceği şekilde kurgulanan Ma Urla’da sadece tadım menüsü sunulacak.       
  • Konaklamak isteyenler için ise Odurla’nın arazisinde Zeytin ağaçları arasında yer alan Zeytinlik Otel, sıcacık ev gibi bir alternatif. Rüstem, Rüstem Mahallesi 2018/9 Sokak, Süt Pınarı Mevkii No:28

 

  • VİNO LOCALE: Kuşçular Köyünde Seray ve Ozan Kumbasar çiftinin 2018’de açtığı Vino Locale (8037 Sok. No:3) Urla Bağ yoluna yakışır bir gastronomi durağı. Yemyeşil bir bahçe içinde yer alan binası taş dokunun doğallığını, zarif detaylar bezenmiş ince bir dekorasyon zevkini, yörenin misafirperverliği ve  samimiyetini yansıtırken, sürekli değişen menüde enginar, zeytin gibi yöreye özgü mahsüller ile hazırlanan lezzet harikaları yer alıyor. Dünya tatlısı Seray ve Ozan Keskiner çiftinin yarattığı gastronomi durağı, mevsiminde taze mahsüllerden hazırlanan ve her ay değişen lezzetleri ile damaklarınızda ve ruhunuzda adeta bir şölen yaştıyor. Anne babası çalışırken 8 yaşında mutfağa giren ve Emine Bedel’in tarifleri ile yemek yapmaya başlayan Ozan, zamanla arkadaşlarını makarnalar, etler ve çikolatalı börekler ile yemeğe ağırlamaya başlamış. Ardından Mia Mensa ve Hyatt Regency mutfaklarında çalışmış. Üniversitede tanışıp aşık olduğu eşi Seray ile evlenip İstanbul’un kaosu yerine Urla’nın yeşillikleri arasında, İtalya ve Fransa kırsallarında olduğu gibi, sezonuna göre topraktan ve dalından taze mahsüllerden oluşan her ay farklı tadım menüsü sunan bir gastronomi durağı hayal etmişler. Yağcılar köyündeki bahçeyi alıp, 6 ay içinde inşaatı tamamlayıp, 2018 Nisan ayında kapılarını açtılar. Herşeyin tazecik el yapımı hazırlandığı, dondurulmuş bekletilmiş hiçbir şeyin kullanılmadığı, her ay yeniden bir keşif peşine düşülen, ve misafirlerini de yeni lezzet yolculuklarına çıkartan bir tutku ve yaratıcılık hikayesi Vino Locale. Son derece zarif ve zevkli bir ev sahibesi olan Seray ise mekanın her türlü estetiği, ağırlaması, sunumu, servisi, müziği ile bizzat ilgileniyor ve sıcacık ruhunu katıyor. Bu dünya tatlısı gencecik çiftin heyecanını kapıdan girer girmez hissediyorsunuz, lezzetleri tattığınızda ise, deneysel ve yaratıcı lezzetleri yaratmadaki marifetlerindeki ustalığa hayran kalıyorsunuz ve her ay yeni bir yolculuğa çıkmaya değer diyorsunuz. Yaz kış açık bu harika gastronomi durağında bir deneyim yaşamanızı mutlaka tavsiye ediyoruz. Gurme lezzetler eşliğinde alkol servis edilen bir restoran olduğu için Hem yetişkin restoranı (15 yaş sınırı) hem de kişi sayısı 30 kişi ile sınırlı. Önceden yer ayırtmanızda fayda var. Not: Vino Locale 2018 İncili Gastronomi Ödüllerinde 3 inci ödülüne layık görüldü. Kuşçular, 8037. Sk. No:3

TERUAR: Urla civarının en yenisi olan Teruar, bağların ve zeytin ağaçlarının arasında adeta bir vaha. Kurucusu ve şefi Osman Serdaroğlu ile Teruar hakkında konuşma fırsatımız oldu. Yeditepe Üniversitesinde Bilişim okurken ‘bu yapmak istediğim iş değil’ diyerek kendisini sorgulamaya başlamış, ve hayatta en çok sevdiği ve zaten hobisi olan mutfakta yer almak istediğine karar verip okulu bırakma cesareti göstermiş. Mutfak Sanatları Akademisinde 1 yıllık şef eğitimi almış. Ardından önce İtalya’da dil okuluna gidip İtalyanca öğrenmiş sonra da Alma’da yemek okulunda bir sene eğitim almış. Sorrento’ yakınlarda 2 Michelin yıldızlı Torre del Saracino restoranın şefi Gennaro Esposito’nun yanında 2.5 yıl çalışmış. Ardından Sicilya’da 2 yıl La Madia restoranda şef Pino Cuttaia’nın yanında 2 yıl çalıştıktan sonra Türkiye’ye dönmüş. Önce İstanbulda 6 ay çalışmış. Ancak şehir hayatı istemediğine karar vermiş. Urla’nın içinde Sanatçılar Sokağında bir lokasyonda restoran açmış. Ancak İtalya’daki kırsal alanlardaki restoran deneyimleri sonucu kalbinde yatanın içinde merkezine gastronomiyi alan bir ‘Agro Tourism’ alanı yaratmak olduğuna karar verip Urla kırsalında yer alan bu araziyi bulmuş. Restoran ve oteli titizlikle kurgulamak istediği için planlaması, mimari kararları ve inşaatı 3 yıl sürmüş. Ve Teruar Temmuz 2020 de misafirleri ile buluştu. Teruar’ın ana amacı, emeğini iyi ve etik mahsül üretmeye adamış yöresel üreticilerden ürünleri alarak, mutfaktan çıkan tüm lezzetleri üzerinde yer aldığı bölgeye kökleyerek ve toprağa bir saygı duruşu gibi sunmak. 40 kişilik restoran sadece tadım menüsü sunuyor.

  • A la carte bir menü yerine sadece tadım menüsü uygulamasının sebebi günlük reervasyon sayısına göre menüde yer alan yemekler için mahsüllerin en tazesini günlük tedarik ederek hiçbir ürünün ziyan olmaması, yani ‘sıfır atık’ sağlanıyor. Tadım menüsünde tatlı ile birlikte 7 farklı lezzet yer alıyor. Menüyü belirlerken Osman haz ve hazım dengesini gözetmiş. Misafirlerini tam kıvamında bir gastronomi yolculuğuna çıkarabilmek ve yemeğin sonunda ağırlık hissetmemelerini sağlayabilmek için, yoğun ve orijinal sosların tadına varabilecek şekilde porsiyonları küçük tutmuş. Osman’ın arzusu mevsime göre değişen menü ile misafirlerine heyecan verici ve yaratıcı bir restoran deneyimi yaşatırken, zamanla Teruar’ı makarna ve et sosları, pate, marmelat gibi ürünlerin üretildiği ve satıldığı bir gastronomi atölyesine dönüştürmek. 1989 doğumlu çiçeği burnundaki Osman şefi, böylesine maharetli ve profesyönel bir gastronomi deneyimi merkezi yarattığı hem de sürdürülebilir tarıma sağladığı destek için tebrik etmemek elde değil.     
  • Zeytinlerin arasında ferah yemyeşil çimenlerin üzerinde çiçekler ile bezenmiş bahçesi huzurlu, sade ve doğal bir atmosfer sunarken, sofralara gelen maharet ve özen ile hazırlanan yemekler, tabaklarda birer sanat eseri gibi sunuluyor. Menü mevsimlik mahsüllere ve Osman’ın aldığı farklı ilhamlara göre değişiyor. Bizim orada olduğumuz sonbahar gününde ilk çintar mantarını almıştı, ve de ilk kök sebze tabağı çıkmıştı, ragu makarnanın sosu olmuştu. Ve tattığımız tiramisu Türkiye’de yediğimiz en güzel tiramisu idi. Yazın favori lezzeti ise İtalyan Burrata’dan esinli, domatesli bir sosla lezzetlendirilmiş Bergama tulumu ile Obruk peyniri karması ‘Peynir Bulutu’ idi. Ayrıca yazın, patates püreli, kaparili ve domatesli kalamar ızgara, Bisque soslu mavi kuyruk karides, trüflü karabiberli deniz mahsüllü makarna, levrek carpaccio, enginar pateli ızgara orkinos, kereviz püreli ve kavrulmuş bademli trança gibi deniz mahsülleri sıradışı yan lezzetler ile eşleştirilmişti. Akdeniz ve Ege, İtalyan esintili sürpriz lezzetler sonbahar, kış ve ilkbaharda da sofralarda yerini bulacak. Restorana gitmeden en az bir gün önce rezervasyon yaptırmanızı tavsiye ediyoruz. Teruar’ın şefi Osman ve eşi Ezgi, 7 odalı oteli de Teruar restoran gibi çok ferah, sade, minimalist şıklıkta tasarlamışlar. Urla Şarapçılığın bağlarına veya Teruar’ın bahçelerine bakan odalar ışıl ışıl ve modern atmosferi ile gerçekten Urla kırsalının en ferah ve modern odaları.  Otel sadece yetişkin misafirleri ağırlayabiliyor, ve otelde konaklayan misafirlerin de restoranda yemek için önceden rezervasyon yaptırması gerekiyor. Kuşçular, 8028. Sk. No:16

 

  • LOKANTA LEVAN: Kuşçular köyünde bağların arasında yer alan Lokanta Levan, nefis özgün lezzetleri, ortamı ve servisi ile insana kendisini çok mutlu hissettiren mükemmel bir Ege restoranı. İzmir Ekonomi Üniversitesi Gastronomi bölümünden mezun şef Onur Canbulat’ın önce Urla merkezde açtığı, ardından da Kuşçular’a taşıdığı Lokanta Levan, mevsiminde yerel mahsüller ile hazırlanan yaratıcı lezzetler ile Ege mutfağına ait çok ferah ve taze bir deneyim sunuyor. Menü sürekli değişiyor, ancak her zaman odun fırınından lezzetler çıkıyor. Levan’da ev yapımı yaptıkları ekşi mayalı zerdeçallı ekmek ve yoğurt yemeklere eşlik ediyor. Bizim yediğimiz şeftalili fındıklı semizotu salatası, reyhanlı izmir tulumlu domates, vişneli fırın yaprak sarma, bademli kuru üzümlü deniz börülcesi, zerdeçallı ekşili enginar, kemikli kuzu incik gerçekten çok lezzetliydi, tepsi güvecinde girit kabağı mücver ise bugüne kadar hayatımızda yediğimiz en orijinal ve güzel mücver idi. Giden ve tadan arkadaşlarımız odun ateşinde pişmiş füme etli, kars kaşarlı ve taze fesleğenli, pancarlı ve keçi peynirli, kuşkonmazlı pizzalarını anlata anlata bitiremiyorlar. Bulut çikolata tatlısında da aklımız kaldı. Kış menüsünde şevketi bostan gibi Ege otları ile hazılanmış nefis başlangıçlara sürpriz sıcak lezzetler eşlik edecek. Ve kış döneminde hem öğle (15:00-18:00) hem de akşam yemeği (19:30-23:30) servisi başlayacak. Kış döneminde hizmet veren yemek salonu kısıtlı sayıda oturum sunduğu için gitmeden önce mutlaka rezervasyon yapmanızı tavsiye ediyoruz. Kuşçular Cd. No:3

  • URLİCE: Urla Bağ Rotasında detaylıca anlattığımız Urlice Bağları, yörenin en güzel şaraplarından bazılarını üretmesinin yanı sıra, kendinizi Toskana çiftlik evinde gibi hissettiğiniz enfes bir lezzet durağı. Yılda 10 – 12 bin şişe arap üreten Urlice’de, hem bağları gezip tadım yapabilir, hem de bağlara nazır nefis bir manzarada öğle veya akşam yemeğinde odun fırında müthiş pizza, dana sosis, village sosis, frankfurter, dana kaburga, babayback ribs gibi özel lezzetleri tadabilirsiniz. Mutlaka önceden arayarak rezervasyon yapmanızı tavsiye ediyoruz. İçmeler, 1168. Sk. No:7, Tel: 0232 754 16 67, urlice.com

  • MANEJ MASA & DUT ALTI: İzmir’lilerin ve Urla’da yaşayanların gizli favorilerinden olan Manej, Kuşçular köyüne yakin bir aile çiftliği. Yemyeşil vadiler arasında masal diyarını andıran Manej, önce atların ve biniciliğin ön planda olduğu bir at çiftliği olarak hizmete başlamış, ardından atlara koyunlar, keçiler, tavuklar, köpekler eklenmiş, ve de hem kendi kendine yeterli, hem de çevresine doğal ve sağlıklı ürünler üreten bir ekolojik sisteme dönüşmüş. Bağcılığı 4.000 yıl öncesine ve bugün Türkiye çağında ödüllü şaraplarının üretildiği Ukuf Mevkii’nde yer alan Manej’in içinde 2 farklı restoran yer alıyor. Heybetli kocaman bir dut ağacının altında yer alan Dut Altı açık havada salatalar, sebzeler, köfte ve et çeşitleri yerken, Manej Masa’da biraz daha gurme lezzetler tadabiliyorsunuz. Manej’in arazisinin içinde restoranda sunulan yemeklerin hazırlığında kullanılan mahsüllerinin toplandığı bostan ve tarla, zeytinler, bağlar, lavanta tarlası, altınotu tarlası, sakız ağaçları, çam ormanı, binicilik ve eğitim alanı, padok, ahır, yürüyüş yolu ve Manej Oda oteli yer alıyor. Manej’de doğayla iç içe huzurlu bir atmosferde konaklayabiliyor, ata binmeyi öğrenebiliyor, hayvanları sevebiliyor, doğal yöresel lezzetler tadabiliyor, taş fırından çıkan ekmek ve pide yapımını seyredip tadabiliyor, ve de nefis yemek atölyelerine katılabiliyorsunuz. Taş binada eski ahırlardan dönüştürlen 13 odası, sade, mütevazi, konforlu şekilde, sanki bir dağ şalesi gibi döşenmiş. Kuşçular Mah, Manejurla, 8028. Sk. No: 22

 

  • HANEDAN: Uzunkuyu’dan biraz ileride yol kenarında yeşillikler arasındaki Hanedan ise, nefis serpme kahvaltıları, Uzunkuyu kasabından etleri ve nefis ev yemekleri ile günün her saati bir yemek molası verebileceğiniz otantik bir lezzet durağı.
  • AYERYA RÜZGARLI VADİ ÇİFTLİĞİ: Yağcılar Köyünde yer alan Ayerya Rüzgarlı Vadi Çiftliği ise 12.000 zeytine, birçok meyve ağacına, Saanen keçileri ve kümes hayvanlarına ev sahipliği yapan dev bir organik tarım ve hayvancılık çiftliği. Sevgili arkadaşımız Pelin Omuroğlu Balcıoğlu’nun Yağcılar köyü yakınlarında yarattığı enfes Ayerya Rüzgarlı Vadi çiftliğinin zeytinyağı, yöredeki 1500 yıllık bir geleneği devam ettirerek bölgenin eşine az rastlanır ‘erkence’ ağaçlarından topladıkları mahsüller ile Olivurla ismi ile ürettikleri zeytinyağı taze çimen, çağla badem, yeşil elma, enginar aromalarıyla Türkiye’nin en özel butik zeytinyağlarından. Ayerya Dükkan’da çiftliğin üretimi olan tamamen organik ve doğal sele ve çizme zeytin çeşitleri, natürel sızma zeytinyağı, sebze meyve, keçi sütü, sepet peyniri, yoğurdu, kanatlı hayvan ürünleri, salça, pekmez, ekşi, bal, üzüm, incir, ceviz, çam fıstığı tadabiliyor ve beğendiklerinizi alabiliyorsunuz. Ayrıca çiftliğin üretimi olan organik lavanta, orkide, sabunlar, temizlik ve kozmetik ürünleri de alabiliyorsunuz. Ayerya’nın bir de Eski Urla’da Arasta Çarşısında kendi mahsülleri ile yerel ürünleri harmanlayarak lezzetler sunduğu, ve de ürünlerini sattığı bir kafesi var. 
  • THE GRAPES URLA: Bağların bahçelerin arasında açık alanda keyifle oturup kahvaltıdan gün boyu bistro lezzetleri tadabileceğiniz, akşamları şarabınızı yudumlarken canlı müzik performansları dinleyebileceğiniz ferah bir mekan. Rüstem Mh., Çiçek Sok., No.2 Urla

 

 

URLA BAĞ ROTASI

Bağlar arasında dolaşmak, şaraphaneler ve mahzenler gezmek, yörenin üzümlerinin nasıl harika şaraplara dönüştüğünü öğrenmek ve tatmak için Urla Bağ Yolu kaçırılmaz bir fırsat. Bir gece Urla kırsalında yer alan otellerden birisinde konaklayıp, iki gün boyunca farklı şarap üreticilerini ziyaret ederek,  gastronomi duraklarında yemekler yiyerek harika bir hafta sonu gurme rotası gerçekleştirebilirsiniz.

Roma İmparatorluğu döneminde Urla’nın şaraplarının tadı o kadar ünlüymüş ki, Roma İmparatoru Domitianus kıskançlığından Urla bağlarının yakılmasını emretmiş. Şaraplarına ve bağlarına kıyamayanlar imparatoru vazgeçirmeyi başarmışlar. Urla’nın bağları işte böyle meşhur köklere dayanıyor.

Yüzyıllarca uykuda olan Urla toprakları ve bağları son 20 yılda yeniden ekilerek hayata döndürüldü. Urla Şarapçılık, Urlice, MMG (Şatomet), Mozaik, USCA gibi şarap üreticilerinin arka arkaya sunduğu kaliteli şaraplar ile, Urla ülkemizin önemli şarap destinasyonunları arasına girdi bile. (Bağ rotasının haritasına ve detaylı bilgilerine http://www.urlabagyolu.net/adresinden ulaşabilirsiniz)

 

 

  • URLA ŞARAPÇILIK: Urla tutkunu olan, Urla Şarapçılık ve Arboretumun sahibi Can Ortabaş ve ortakları Urla’da adeta bir vaha yaratmışlar.  Yörenin en profesyönel şarap evi şüphesiz Urla Şarapçılık.  550 dönüme yayılmış bağlardan en kaliteli şarapları elde etmek için, kontrollü üretim ve şarap üretimi gerçekleştiriliyor ve kapasite daha yüksek de olsa her yıl sadece 300.000 şişe şarap üretiliyor. Yerel bir üzüm olan Urla Karası ile İtalyan bir üzüm olan Nero d’Avola ile yaptıkları harman çok özel bir şarap. Sadece burada tadabileceğiniz URLA KARASI şarabı da var. Urla Kara’sının hikayesi de çok ilginç. Bölge halkıyla beraber araştırıp bulmuş olduğu bir üzüm kökünü Can Ortabaş önce DNA araştırması için yurt dışında üniversitelere gönderiyor. Ve hiç bir üzüm kökü ile benzerliği olmayan bir sonuç alıyorlar. Türkiye’de Sabancı Üniversitesi ve TÜBİTAK ortak proje kapsamında araştırıp bu kökün apayrı bir üzüm kökü olduğunu ortaya çıkarıyor. Can Ortabaş bu yeni üzüm köküne Urla Karası ismini veriyor. Urla Karası şarabı Urla Şarapçılıkta premium bir şarap olarak üretiliyor.  Ayrıca yörenin üzümü olan Bornova Misketi ile üretilen Symposium tatlı şarap sevenlerin çok seveceği bir şarap. Urla Şarapçılık şarapları farklı ülkelerde farklı yarışmalarda bugüne kadar dünya çapında 4000’den fazla ödüle layık görüldü. Bizim favorilerimiz: kırmızılarda Urla Nero d’Avola & Urla Karası, Urla Tempus ve Urla Vourla, beyazlarda Urla Chardonnay ve Urla Sauvignon Blanc ve de tatlı şşarap olarak Urla Symposium. 

  • Urla Şarapçılığın Türk üzümlerine destek olan nefis başka bir projesi daha var. ‘Discover’ yani Keşif isimli serisi altında, PatkaraGök ve Sungurlu isimleri altında, kaybolmaya yüz tutmuş bu yörelere ait Anadolu üzümlerinin Türk şarapçılığına kazandırılması ve bu yerel üzümlerin şarap olma yolunda nasıl sonuçlar vereceklerini keşfetme projesi başlattılar. Projenin fikir babası Umay Çeviker. Umay Çeviker, Mersin’in Mut ile Çorum’un Sungurlu ilçelerindeki bağlarda Gök, Patkara ve Sungurlu üzümlerini üretmeye çalışan bağcılara destek olup, bu üzümlerin yok olmasını engelleyip adeta hayatlarını kurtararak 2015 yılında uluslararası Geoffrey Roberts Ödülü’ne layık görülmüş. Ardından Urla Şarapçılık Umay Çeviker’in bu projesini ve üzüm yetiştirenlerin emeğine destek çıkıp, üzümlerin işlenmesi ve şaraba dönüştürülmesi için adımları atmış. Bu üzümlerin karakterini tam olarak kavramak için üretim aşamasında meşe fıçı kullanılmadan 2 beyaz ve 1 de kırmızı şarap üretilmiş. Ardından Merve Atılgan üzümlerin ve yörelerin karakterlerine göre nefis etiketler tasarlamış her bir şişe için. Şimdi Discover markası altında Gök, Patkara ve Sungurlu şaraplar Urla Şarapçılıkta satın alınabiliyor. Şaraplar yumuşak içimli mineralli güzel sofra şarapları. En güzel haber ise bu projeden elde edilen gelirlerin, üzüm üreticilerine yetiştiriciliği devam ettirmeleri için tahsis edilecek olması.

  • Urla Şarapçılık ayrıca 102.000 ziyaretçisi ile Avrupa’nın en çok ziyaret edilen şarapevi. Sadece bağcılık değil, zeytincilik de yapan Urla Şarapçılığın 5000 zeytin ağacından, erken hasat soğuk sıkım 4.000 şişe zeytinyağı üretiliyor. Bu kıymetli zeytinyağı Japonyada’ki yarışmada 2020’de altın madalyaya layık görüldü. Ayrıca saf doğal zeytinyağlı sabun üreten Zeytuni ile işbirliğine giderek kendi topraklarındaki otlar ile Urla Şarapçılığa özel 3 farklı sabun yaratmış Urla Şarapçılık. Can Ortabaş bize Urla yöresinde gastronomi, bağcılık ve tarıma adanmış bir Urla Dijital Müzesi üzerinde çalıştıklarının müjdesini de verdi. 
  • Yarımada da sezonun uzaması için birçok projeye, tesise ve etkinliğe imza atan Urla Şarapçılık’ta tadım yapabilir, şarabın bağlardan şişeye yolcuğuna tanık olabilir, şaraphanenin üst katında misafirlerini ağırlamak için 2015’de hizmete açtıkları inanılmaz zevkli 2 odalı otelde bağlara nazır odanızda konaklayabilirsiniz. 

  • Urla Şarapçılığın başarısının sırrını anlamak için manifestosuna bir göz atmanız yetetli: ‘Can Ortabaş; 1996 senesinde Uzbaş çiftliğini kurdu. Şimdiki hali ile Uzbaş Arberatoryumu. Üzerinde 1900 farklı bitki çeşidi bulunan bu yeşil müzenin olduğu topraklarda keşfedilen bağ setleri ‘bizi’ bambaşka bir yolculuğa çıkardı. Çıkılan bu yolculuk, sadece bağ setlerini yeniden canlandırma hayali değil, bir yarımadada bize ait binlerce yıl öncesinden kalan bir kültürü hayata kavuşturmak esasına sahipti. Niyet yerini buldu. Ana faaliyeti Şarapçılık ve Bağcılık olan Urla Şarapçılık A.Ş; 2000 yılından bugüne soylu enternasyonel üzümlerin, Anadolu’ya ait çeşitlerin ve yerel üzümlerin seleksiyonu, yeniden çeşitlendirilmesi ve hayata döndürülmesi için çalışmaktadır. Bu çalışmalar günümüzde 11 çeşit şarabımız, iyi tarım uygulamalarımız, dünya şarapçılığında bilinilirliğimiz, 2010 Arkitera ödülümüz ile bize her gün bir armağan vermektedir. Tüm bunların dışında mübadele döneminde ait olduğu tohumundan ayrılmak durumunda kalan Urla da özüne kavuştukça daha mutlu ve bereketli bir yarım ada haline gelmektedir. Urla adıyla ulusal ve uluslararası 300 üzerinde ödül alınması, Urla Karası’nın Dünya Üzüm Atlasına girmesi gibi gelişmeler bizlere gurur vermesi dışında agro ve gastro turizm meraklılarının gözlerini bu rotaya çevirtmiştir. Urla Şarapçılık Bağlarını tanımaya gelen yıllık yaklaşık 80 bin civarındaki ziyaretçimiz aynı zamanda Urla’yı tanıma, Urla’da konaklama, yerel lezzetleri ile tanışma fırsatını da bulmuşlardır. Urla gastronomiye ve şarapçılığa gönül verenler için önemli bir rota haline gelmeye başlamıştır’.  

  • Urla Şarapçılık’ın 2 kilometre ilerisinde yer alan Uzbaş Arboretumu ise bir doğa cenneti . 1800 dönümlük bu botanik bahçesi  255,000 palmiyesi ile Avrupa’nın en büyük palmiye plantasyonuna sahip. Uzayıp giden bahçeler boyunca Şekilden şekile giren selviler arasında dolaşırken kendinizi Alice Harikalar Diyarında gibi hissediyorsunuz. Dünyanın her yerinden farklı bitkileri Türkiye’de bir tek burada görebilirsiniz, hatta satın alabilirsiniz.  Ayrıca Uzbaş çiftliğinde mevsimine göre hurma veya organik reçel tadımları da yapılabiliyor.
  • Eğer Two Rooms otelde konaklarsanız Can Ortabaş’tan rica edin sizi ATV’ler ile bir safariye çıkartsın ve arboretumun özel koyunda deniz molası verin. (20 yıldır Urla tutkunu olan, Urla Şarapçılık ve Arboretumun sahipleri Can Ortabaş ve eşi Sevda hanımın Urla önerileri için: https://www.yolculukterapisi.com/urlasevdacanortabas) (Tel: 0232 759 01 11, urlasarapcilik.com.tr) 

  • URLİCE: Reha ve Bilge Öğünlü çiftinin bir üzüme adanmış sevda hikayesi olan Urlice, Urla’da kurulan ilk bağlar ve şarap evi. Mimar olan çift, uzun yıllar Amerika’da yaşadıktan sonra doğup büyüdükleri İzmir’e dönüp Urla’da kendilerini, ‘dünya standartlarındaki şaraplık üzümü, yüksek kalitede şaraba dönüştürme’ idealine adamışlar. Çift hem Urla’da bağcılık ve şarap üreticiliğinin öncüleri olmuş, hem de yörede bağcılığın ve şarap üreticiliğinin daha da çok gelişmesi, yaygınlaşması, tanıtılması için ortaya çıkan Urla Bağ Yolu projesine gönül ve emek vermiş. Organik sertifikasyonlu 40 dönüm bağlarında hiç bir  kimyasal uygulama yapmayan ve yılda sadece 13.000 şarap üreten  Urlice’nin yoğun gövdeli  kırmızıları, içerdiği sağlıklı polifenollerin zenginliği, beyaz ve roseleri de mineralli meyvemsi yoğunlukları ile fark yaratıyor. Organik bağcılık ve Şato usulü, yani mahsülün toplandığı yerde işlenerek şaraba dönüştürüldüğü ve şişelendiği yöntem ile şarap yapan çift, herhangi bir danışman veya önolog ile çalışmadan üzüm hasadının zamanından, kupajlarda üzüm oranların, bağdan şişeye uzanan şarap yapım sürecinin tüm aşamalarını kendileri yönetiyor. Bağ evi ve önündeki bahçe büyük bir zevk, ustalık ve doğallıkla tasarlanmış. Asma sıralarının önüne dikilmiş güller göreceksiniz. Organik tarım ile uğraşan ve biyo-dinamik şarap üretenler bağlarına hastalıklara karşı uyarıcı işlevi görmesi için özellikle gül dikermiş.  Çünkü çok narin bir çiçek olan gül, hastalık veya haşereden hemen etkilendiği için sararıp solmaya başlarmış. Güllerin canlılığı ve gücünü kaybetmesi, hastalık alarmı olarak algılanıp, bağlara yayılması engelleniyormuş. Karakterli ve dengeli şarapları arasında en sevdiğimiz Urlice Cabarnet Sauvignon. Bu butik bir şaraphanenin tadım yapabileceğiniz şirin ufak bir mahzeni var. Urlice, yörenin en güzel şaraplarından bazılarını üretmesinin yanı sıra, enfes bir lezzet durağı. Hem bağları gezip tadım yapabilir, hem de önceden arayarak bağlara nazır nefis bir manzarada öğle veya erken akşam yemeğinde odun fırında müthiş pizza ve dana kaburga gibi lezzetlerin tadına varabilirsiniz. İçmeler, 1168. Sk. No:7, Tel: 0232 754 16 67, urlice.com 

  • USCA: Sırtını tepeye yaslamış harika bir taş şaraphane, göz alabildiğince uzanan bağlar ve nefis bir mahzeni olan USCA, Kalelioğlu ve Şener ailelerinin el emeği göz nuru bir butik şarap evi. Usca organik bağlarından tamamen Şato usulü üretim ile senede 20 bin şişe şarap üretiyor. Usca Şarapçılık isminin kökenini Us yani Akıl kelimesinden alıyor. Farklı şaraplarının üzerinde farklı numaralar yer alıyor, ve şişeler, içinde barındırdıkları şarabın hikayesine ve tadına uygun olarak, dünyaca ünlü yazar Shakespeare’in ‘Sonnet’lerinden seçilmiş olan bir tanesi ile birlikte geliyor. Ayrıca şişeler üzerindeki etikette, içmiş olduğunuz şarabın kaç adet üretildiği ve içmiş olduğunuz şarabın kaçıncı şişe olduğu bilgisi de yer alıyor.  Yani Usca’da damak tadının yanı sıra, akıl ve sanat buluşması da yaşanıyor. Usca’da bağlar arasında yürüyebilir, şaraphanede tadım yapabilir, şarap yapım sürecini öğrenebilir, fıçı ve şişelerde bekletilen mahzeni gezebilir, farklı üzüm karakterini yemek eşleşmeleri ile deneyimleyebilirsiniz.  Bu coğrafyaya özgü antik bir üzüm olan Foça Karası sadece bu bağlarda yetişiyor, ve Foça Karası kırmızı şarabını deneyebileceğiniz tek yer Usca. Ayrıca yine yerel bir üzüm olan Bornova Misketi ile yapılan beyaz şarapları da tadabiliyorsunuz. Sonnet Cabernet Sauvignon & Merlot Reserve’in bir süredir büyük hayranıyız. Sonnet Syrah & Foça Karası’nı da epey beğeniyoruz.  (Tel: +90 232 759 00 99) 

  • MOZAİK ŞARAPÇILIK: İtalyan stili çok kaliteli ve rafine şaraplar üreten Mozaik Şarapçılık, aynı zamanda yemyeşil düzlükleri ile nefis bir at çiftliğine ev sahipliği yapıyor. Şaraphanenin de, şarabın ismi Mahrem’in de çok güzel bir hikayesi var: Mozaik’in sahipleri Melis Hanım ve Eşi Ali Bey, evlendikten sonra çıktıkları dünya turunda İtalya’da ziyaret ettikleri bir şarap evini çok beğenip, buraya yatırım yaparak şarap üreticiliği yapmak istiyorlar.  Melis Hanım’ın babası olan Arif Bey ise bu yatırımı İtalya yerine Urla’da yapmalarını rica ediyor ve Arif Bey’in zaten var olan at çiftliğinde şarap üretimine başlıyorlar. Ali Bey ve Melis Hanım diyorlar ki; “Burası bizim evimiz, bağımız ve ürettiğimiz şaraplarımız bizim çocuklarımız gibidir.  Gelip şaraplarımızdan tadan veya alan misafirlerimiz aynı zamanda bizim mahremimizi paylaştıklarımız, evimizi açtıklarımızdır.” Bu nedenle şaraplarının ismini Mahrem koyuyorlar. Mozaik bağlarında 7 adet kırmızı, 1 adet beyaz üzüm yetişiyor ve bu üzümlerden monosepaj veya kupaj 8 çeşit şarap üretiliyor. Mahrem şaraplarının hepsi 18 ay meşe fıçılarda bekletildikten sonra şişelenip 5 yıl mahzende yıllandırılmış şaraplar. Bu sebeple gövdeli ve dolgun şarapların tadı  damağınızda çok güzel bir tat bırakıyor. İngiltere’de gerçekleşen dünyanın her yerinden üretici katıldığını Decanter şarap yarışmasında, Mahrem Syrah şarabı 91 puan alarak dünyada alınması gereken ilk 50 şarap listesine girmeyi başarmış. Ayrıca Türkiye’de ve dünyada ilk defa denenmiş Ekiigaina üzümünü tadabileceğiniz tek bağ evi Mozaik. Ufak ancak şirin ve samimi bir tadım salonunda şaraplarınızı tattıktan sonra sonra dilediğiniz kadar çiftlikte gezip atların özgür koşularını hayranlıkla izeyebilirsiniz. Tamamı İngiliz ve Arap yarış atları olan (at binme aktivitesi yapılamıyor) 200’ün üzerinde ata ev sahipliği yapıyor çiftlik. 2019 Gazi koşusunda 1. olan Last Romans’ın da evi. Atların serbest koşularını seyrederken çok büyük keyif alıyorsunuz. (Tel: +90 232 465 03 21) 
  • MMG Şarapçılık: Nefis bir vadide harika bağların harika manzaralarını seyrederken, plaktan yayılan jazz müziği ve şömine ateşi eşliğinde şarap tadımları yapabileceğiniz butik bir bağ ve şarap üreticisi MMG Şarapçılık.  Sahibi olan Prof. Dr. Metin Güner, emekli olduktan sonra üzüme ve şaraba olan tutkusunu hayata geçirmek için kolları sıvıyor ve bu bağları alıyor. Metin Güner’ın 2002 yıllarında hobi olarak başlayan şarap aşkı, tüm aile bireylerinin MMG’nin nefis şaraplar üretmesi için seferber ve destek olmasıyla şarapevi kurumsallaşarak bugünkü başarılarını elde ediyor. MMG’de diğer bağlardan farklı bir uygulama göreceksiniz. Burada üzüm hasatları gece yapılıyor. Bunun sebebi ise şöyle: Üzümün fermente olurken içerisindeki şeker oranın istenilen seviyede olabilmesi için belli bir ısı oranın altında olması gerekiyor. Normalde gündüz yapılan hasatlarda, bu ısıyı tutturabilmek için önce soğutma işlemi yapılıyor. Ancak MMG gece yaptığı bağ bozumları ile bu ısı dengesini doğal olarak ayarlıyor. El ile 10kg’lık kasalarla yapılan gece hasadı sonrası, el ile manuel presleme, yer çekimi kuvvetiyle aktarma, tamamen insan gücüyle şişeleme, etiketleme ve paketleme gibi geleneksel yöntemlerle, senede yaklaşık 20.000 adet şişe üreten butik bir şaraphane MMG. Bağ ve mahzen gezisi ve tadım yapabileceğiniz MMG’nin bağlarında Bornova Misketi, Kara Misketi, Mourvedre, Syrah, Cabernet Sauvignon ve Merlot üzümleri yetişiyor. Bornova Misketin’den üretilen beyaz sek şarapları ile MMG 2011 ve 2012 rekolteleri ile iki sene üst üste 1.cilik ödülleri almış. En iddialı oldukları şarapları olan Bornova Misket’i mutlaka burada tatmalısınız. Biz ayrıca MMG’nin özel kırmızı şarabı olan Şatomet Cabarnet Sauvignon & Merlot karışımını çok beğeniyoruz. (Tel:  +90 232 776 63 66). 

  • PERDİX: Yörenin en yenisi olan Perdix, Uzunkuyu köyünde yer alıyor. Cam, çelik konstrüksüyon, ve taş mimarinin harmanlandığı içiçe geçmiş modern tasarımlı binaların önünde yer alan geniş bahçelere serpiştirilmiş masalarda  12.00-17.00 arası şarap tadımı yapabiliyor, 14.00-22.30 arasında ise yemek yiyebiliyorsunuz.  Adını yöreye özgü olan keklik kuşunın Yunanca ismi olan Perdix’ten alan bu çiçeği burnunda şarap evinin şimdiden şarapları ödüllere layık görülmüş. Perdix’in Petit Verdot, Boğazkere, Pinot Noir, Merlot, Cabernet Sauvignon, Cabernet Franc, Syrah, Sauvignon Blanc, Bornova Misketinden üretilen, 2 beyaz, 2 rose, 5 kırmızı şarabı mevcut şimdilik. Biz tattıklarımızdan şaşırtıcı şekilde Cabarnet Franc & Petit Verdaoux kupajı ve Boğazkere monosepajını çok başarılı bulduk. Mini pizzaları, dana carpaccio, makarna, kuzu ve dana gibi et çeşitlerinden oluşan sade menüsünü tadan arkadaşlarımız yemeklerin gayet güzel olduğunu söylüyor. Urla’da doğa ile içiçe yaşamak, biyodinamik tarım ve organik bağcılık ve şarapçılık yapmak isteyen, şaraba tutkulu bir ailenin yolculuğunu merakla takipteyiz. Birgi, İzmir Çeşme Yolu No 14
  • Urla Bağ rotasında keşfedebileceğiniz yeni bir şarap üreticisi ise Çakır Şarapçılık Somnium. Ayrıca Urla Bağ rotasına kayıtlı Limantepe’nin bağ evini ziyarete açmasını ve tadımlara başlamasını büyük bir heyecan ve heves ile bekliyoruz.

 

URLA KIRSALINDAKİ OTELLER

 

  • TERUAR: Urla’nın en yeni fine dining restoranı Teruar’ın bahçesinde yer alan oteli, çok zevkli ve keyifli bir bağ & kır oteli. Teruar’ın şefi Osman ve eşi Ezgi, 7 odalı oteli, Teruar restoran gibi, çok ferah, sade, minimalist şıklıkta tasarlamışlar. Urla Şarapçılığın bağlarına veya Teruar’ın bahçelerine bakan odalar, ışıl ışıl ve modern atmosferi ile gerçekten Urla kırsalının en ferah ve modern odaları.  Restoranın üst katında bağlara ve Urla tepelerine nazır odaların yanı sıra, zeytinler arasında suit odalarda da konaklayabiliyorsunuz. Dört mevsim açık olan otel, sadece bir konaklama deneyimi değil, doğanın içinde büyülü bir zaman geçirmek için harika bir fırsat sunuyor. Otel sadece yetişkin misafirleri ağırlayabiliyor, ve otelde konaklayan misafirlerin de restoranda yemek için önceden rezervasyon yaptırması gerekiyor. Kuşçular, 8028. Sk. No:16

  • TWO ROOMS HOTEL: Urla tutkunu olan, Urla Şarapçılık’ın ortakları Can Ortabaş ve Bülent Akgerman, Urla’da adeta bir vaha yaratmışlar.  Urla Şarapçılık (Tel: 0232 759 01 11, urlasarapcilik.com.tr) tesislerinde tadım yapabilirsiniz. Ayrıca Ortabaş çiftinin muhteşem şarap bağları manzaralı modern bir tasarıma sahip iki özel suit odalı butik oteli Two Rooms Hotel‘in 2 adet suit odasından birisinde konaklayabilirsiniz. Bağlara nazır konaklamak için inanılmaz zevkli bir otel. Urla Şarapçılık’tan çamların arasında, Relais Chateaux stili, Han Tümertekin & Hakan Ezel imzalı 25 odalı ‘well-being’ otelinin 2022’de açılacağı müjdesini aldık.  

  • MANEJ: İzmir’lilerin ve Urla’da yaşayanların gizli favorilerinden olan Manej, Kuşçular köyüne yakin bir aile çiftliği. Yemyeşil vadiler arasında masal diyarını andıran Manej, önce atların ve biniciliğin ön planda olduğu bir at çiftliği olarak hizmete başlamış, ardından atlara koyunlar, keçiler, tavuklar, köpekler eklenmiş, ve de hem kendi kendine yeterli, hem de çevresine doğal ve sağlıklı ürünler üreten bir ekolojik sisteme dönüşmüş. Bağcılığı 4.000 yıl öncesine ve bugün Türkiye çağında ödüllü şaraplarının üretildiği Ukuf Mevkii’nde yer alan Manej’in içinde 2 farklı restoran yer alıyor. Heybetli kocaman bir dut ağacının altında yer alan Dut Altı açık havada salatalar, sebzeler, köfte ve et çeşitleri yerken, Manej Masa’da biraz daha gurme lezzetler tadabiliyorsunuz. Manej’in arazisinin içinde restoranda sunulan yemeklerin hazırlığında kullanılan mahsüllerinin toplandığı bostan ve tarla, zeytinler, bağlar, lavanta tarlası, altınotu tarlası, sakız ağaçları, çam ormanı, binicilik ve eğitim alanı, padok, ahır, yürüyüş yolu ve Manej Oda oteli yer alıyor. Manej’de doğayla iç içe huzurlu bir atmosferde konaklayabiliyor, ata binmeyi öğrenebiliyor, hayvanları sevebiliyor, doğal yöresel lezzetler tadabiliyor, taş fırından çıkan ekmek ve pide yapımını seyredip tadabiliyor, ve de nefis yemek atölyelerine katılabiliyorsunuz. Taş binada eski ahırlardan dönüştürlen 13 odası, sade, mütevazi, konforlu şekilde, sanki bir dağ şalesi gibi döşenmiş. Kuşçular Mah, Manejurla, 8028. Sk. No: 22

  • URLA BAĞ EVİ: Urla Bağ Rotası’nın tam ortasında Yağcılar Köyü’nde doğanın içinde yer alan taş mimari harikası 6 odalı butik otel Urla Bağ Evi, bağ rotası yaparken konaklamak için ideal bir nokta. Otelin hem restoranı hem de şarap tadım odası olan Uva, dilerseniz tek başına dilerseniz de nefis lezzetler eşliğinde yöre şaraplarını tadabileceğiniz harika bir bölüm.  Yağcılar Köyü’nün yerlisi Hediye Hanım’ın nefis Ege lezzetleri sunuluyor.
  • ODURLA ZEYTİNLİK OTEL: Zeytin ağaçları arasında konaklamak isteyenler için ise Odurla’nın arazisinde Zeytin ağaçları arasında yer alan Zeytinlik Otel, sıcacık ev gibi bir alternatif.
  • Urla yakınlarında yeşilliklerin ortasında 9 odalı butik otel ve at çiftliği Kemal Bey de sevdiğimiz bir butik otel.

 

URLA CİVARI KÖYLERİ VE SAHİL KEŞİFLERİ

 

SEFAKÖY, ARKAS SANAT URLA  

Arkas Sanat Urla’da 1 Eylül 2002’de pandemi koşulları sebebi ile randevulu şekilde ziyarete açılan sanatsever Lucien Arkas’ın Arkas Koleksiyonu’ndan resimler, heykeller, zırhlar, miğferler, halılar, cam objeler gibi yerli ve yabancı sanatçıların eserlerini sergileyen bir sanat merkezi. Yapımında doğal taş tercih edilen ve mimarisi ile de büyük beğeni toplayan Arkas Sanat Urla, Turgut Cansever Uluslararası Mimarlık Ödülleri’nde de mansiyon sahibi. Sergi alanları, kütüphane, heykel avlusu, kolonadlı platform ve  bahçelerin yer aldığı Arkas Sanat Urla’nın iki katlı sergi alanında, ilk katta 19.yüzyıl sonu – 20. yüzyıl başı batı resim ve heykel sanatının önemli temsilcilerinin eserleri yer alıyor. İkinci katta ise 16. yüzyıldan 17. yüzyıla uzanan, işlevselliklerinin yanı sıra birer sanat eseri niteliğine sahip zırh, miğfer ve silah seçkisi, Rönesans duvar halıları ve klasik dönem Anadolu halıları sergileniyor. Pademi sürecinde hijyen ve kamu sağlığı tedbirleri için ziyaret öncesinde 0 (232) 761 04 80 nolu telefondan rezervasyon yapılması gerekiyor. Yenice, Sefaköy Cd. No: 23

 
 

BİRGİ KÖYÜ

Eski İzmir yolundan Alaçatı’dan Urla’ya doğru giderken Birgi tabelasını görünce sola sapın. İzmir’in Urla ilçesine bağlı Birgi köyü az sayıda haneli ve nüfuslu, bakkalı ve kahvesi bile olmayan minicik bir köy.

Ancak yoldan devam ettiğinizde minik bir göletin kenarında konuşlanmış Çamlıgöl Kır Kahvesi‘ne ulaşacaksınız. İşte buranın kahvaltısı enfes. Sahibinin piyano çaldığı ise doğrudur. Göletin yanı başında ağaçların altında serin serin oturup leziz kahvaltının ve de şanslıysanız güzel tınıların keyfine varabilirsiniz.

 

OVA KÖYÜ

Demircili’den Kuşçular köyüne giderken Ova Köyünde yer alan Atölye Kırmızı hem sanat galerisi hem atölye hem de kafe olan dünya tatlısı bir mekan. Heykel, resim, seramik, tiyatro, dans ve çocuk atölye çalışmaları sunuyor. Aynı köyde yer alan Cafe Marangoz’da kahvaltısı, kahveleri, makarnaları ile keyifli başka bir adres. Köylüler ile birlikte oturup çay kahve içmek isterseniz de Ova Kahve otantik bir adres.

KUŞÇULAR KÖYÜ

Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde ‘Ya Helvacılar’da 7 dönüm üzüm bağım, ya da Azmak’ta bir teknem olsun’ diye bahsettiği köy: Kuşçular… 1990 öncesinde tütün tarlaları ile ünlenen Kuşçular’da tütün tarlaları tarihe karışmış olsa da yine tarım ile uğraşan köylülerin, doğal bir yaşam için şehirden buraya yerleşerek bağlar, at çiftlikleri, restoran ve kafeler açanların yaşadığı bir doğa cenneti.

Yazımızın başında anlattığımız enfes gastronomi durakları olan TeruarVino LocaleLokanta Levan, Urla Şarapçılık, Manej, köyünde yer alıyor.

 

 

ÖZBEK KÖYÜ

Osmanlı döneminde Özbekistan’dan göç eden Özbekler’den ismini alan Özbek Köyü, aslında zamanında Rumların ve Türklerin bir dönem huzurla birlikte yaşadığı bir köy. Köyün geçmişine ait belgeler 1950 yılında Urla Hükümet Konağı’nda çıkan bir yangında yok olmuş. Ancak 1000’li yıllara dayanan eski iki köprü, çeşme ve hamam kalıntıları ve cami bahçesindeki neredeyse 1000 yaşındaki servi ağacı geçmişin canlı kanıtları olarak ayakta. Sahil kenarındaki Özbek köyü, şimdi balıkçıları ve taş evleriyle ünlü bir balıkçı köyü.

Özbek Köyünde iken:

  • Balıkçı köyünün en keyifli deneyimi hafta sonları Akkum Limanı‘nda yapılan balık mezatı. Denizden taze tutulmuş Çipura, Sargoz, Levrek, Mercan, Mırmır, Kefal, Kaya, Barbun, Dil ve Karidesler açık arttırma ile sahiplerini bulurken heyecanlı anlar yaşanıyor.
  • Haftasonları kadınlar tarafından kurulan pazarı da ziyarete değer. Mevsimi ise nefis Urla enginarları, çeşit çeşit Ege otları, baharatlar, ev yapımı salça, reçel, erişte ve tarhana, zeytin, üzüm, köy ekmeklerini bulabileceğiniz pazarda, köye özgü Özbek Katmerive Yonga isimli hamur kızartmasını tatmanızı tavsiye ederiz. Eylül Ekim aylarında ilk yağan yağmurun ardından köy halkının tükettiği salyangozu da deneyebilirsiniz.
  • Turkuaz pırıl pırıl denizi, sarı kumsalı ile Akkum sahili köyün göz bebeği. Ayrıca yakınlarındaki Torasan, Maksut ve Eğri Liman bölgeleri görülmeye değer.
  • Özbek köyünün sahilinde, denizin üzerinde gün batımına nazır bir akşam yemeği günü sonlandırmak, nefis bir deneyim. Bizim favromiz denizin hemen üzerinde yer alan sade ancak leziz meze ve deniz mahsülleri sunan AnaksAgoras. Balıkçı barınağının önünde yer alan, 50 yıllık aile geleneğini sürdüren, nostaljik atmosferli Akın’ın Yeri artık epey ünlenmiş ve pahalılanmış olsa da hala güzel bir rakı & balık adresi.

 

 

 

 

URLA SAHİLLERİNDE DENİZ KEYFİ

Urla’nın Sığacık körfezine bakan kıyısında nefis cennet koylar saklı. Özellikle Demircili Köyü sahilinde yer alan koylar ve Altınköy sahili denize girmek için harika bakir adresler. Bu koylarda birkaç restoran ve tesis de bulunuyor:

  • Demircili köyü sahilinde Deniz Yıldızı  restoranı ve plajı 
  • Demircili köyü sahilinde Melengeç restoranı ve plajı 
  • Demircili köyü sahilinde Komodor Muhtar İbrahim’in Yeri restoranı ve plajı 
  • Altınköy sahilinde Marika restoranı ve plajı 

URLA’DA UÇURTMA SÖRFÜ (KITESURF)

  • Eğer uçurtma sörfü yani kite sörf öğrenmek istiyorsanız, Urla’dan Karaburun’a doğru devam ederken Gülbahçe’de birçok Kite okulu yer alıyor ve sığ suları ile çok uygun bir Kitesurf öğrenme alanı. Türkiye’nin kite öğrenmek için ideal noktalarından birisi olan Gülbahçe’de yer alan Urla Kite Center veya Urla Kite Camp’den ekipman kiralayarak ders alabilirsiniz.
  • Özbek köyü sahilinde yer alan Secret Spot ise kite severlerin vazgeçemediği gizli bir cennet.

Efes-Mimas Antik Yolu  – Çeşme  Yarımadası Yürüyüş ve Bisiklet Yolları
Efes – Mimas Yolu, yerleşimi sekiz bin yıl önceye giden İzmir yarımadasında, tarihin izini süren rotaların ortak adı. Yürüyüş ve bisiklet yolları ile geçilebilen parkurların yanı sıra zeytin ve bağ temalı rotaları meraklılarına sunuyor. Mavi rota ise kimliğini denizden alan coğrafyanın sınırlar ötesine açılan kapısı.

Selçuk, Menderes, Seferihisar, Güzelbahçe, Urla, Çeşme ve Karaburun ilçelerinden geçen Efes (Selçuk) – Mimas (Karaburun) Yolu, bu güzergâhtaki tüm doğal, tarihi ve kültürel birikimi içeriyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin organize ettiği profesyonel dağcı ve yürüyüşçüler, bisikletçiler, zeytinciler ve bağcıların gönüllü çabalarıyla oluşturulan rotalar kapsamında; ulaşım olanakları, coğrafi veriler, konaklama mekânları, mola ve kamp alanları, sağlık tesisleri, tarihi ve doğal değerler, kerteriz noktaları gibi bilgiler haritalara işlendi. Uluslararası standartlara uygun olarak işaretlenen rotalara yol levhaları yerleştirildi.

Yarımada’da bin yıllar öncesinden bugüne taşınan kadim İyonya uygarlığından Osmanlı eserlerine kadar tüm tarihi birikim, İzmir’de ilk kez yürüyüş ve bisiklet rotalarına dönüştürüldü. Rotaların ana omurgasını oluşturan İyonya uygarlığının 6 kenti, Efes – Mimas Yolu’nda yer alıyor:

Ephesus (Efes-Selçuk), Kolophon (Değirmendere-Menderes), Lebedos (Ürkmez-Seferihisar), Teos (Sığacık-Seferihisar), Klazomenai (İskele-Urla) ve Erythrai’dir (Ildırı-Çeşme), bir diğer İyon kenti Phokaia (Foça) ise, mavi rota aracılığıyla Karaburun’dan Yarımada’ya bağlanıyor.

Yarımada Gezi Rotaları’nın temelini oluşturan Efes – Mimas Yolu, ziyaretçilerine bölgeyi yaşayarak öğrenme imkânı sunuyor. Rotaların yolları; pırıl pırıl plajlar, orman kampları, günübirlik turizm bölgeleri, kazı alanları ve ören yerleri, müzeler, zeytinlikler ve işlikler, bağlar; köy pansiyonları, yöresel lezzetlerle tatlanan mekânlar, pazaryerleri, şenlik ve festivaller ile kesişiyor.

  • Yürüyüş yolu: Toplam 709 km uzunluğunda 49 parkurdan oluşan yürüyüş yolu, antik Efes kentinde Artemis Tapınağı’nın önünden başlıyor; mitolojik adı Mimas olan Karaburun’da sona eriyor. Yarımada Projesi alanındaki altı antik İyon kentini ve diğer tarihi alanları birbirine bağlayan yürüyüş yolu, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin organize ettiği dağcılık kulüp ve derneklerine bağlı gönüllü yürüyüşçüler tarafından belirlendi. Yürüyüşçülerin güzergâh üzerinde GPS cihazlarıyla belirlediği kamp alanları, su kaynakları, görülmeye değer tarihi ve doğal miras haritalara işlendi.
  • Bisiklet yolu: Kent içindeki 40 kilometrelik kıyı şeridine kesintisiz bisiklet yolu yapımını sürdüren, bisiklet kiralama sistemi Bisim istasyonlarını kuran İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu çalışmalarını Yarımada bisiklet rotaları ile bütünleştiriyor. Belediye bir yandan da kenti, Avrupa Bisiklet Ağı’na (EuroVelo) entegre etme çalışmalarını sürdürüyor. Avrupa Bisikletliler Federasyonu’nun (ECF) yönettiği 70 bin kilometrelik EuroVelo’nun 14 rotası bulunuyor. Üyelik gerçekleştiğinde Avrupa bisiklet yolları deniz yoluyla Çeşme’den Yarımada’ya bağlanacak; İzmir’deki bitiş noktası ise antik Efes kenti olacak.
    İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin organizasyonu ile odak noktasında bisiklet olan dört dernek ve topluluk, Çeşme Limanı – Artemis Tapınağı arasındaki rotaları belirledi. 15 parkurdan oluşan toplam 773 kilometrelik bisiklet yolunun, 3 parkurdan oluşan 190 kilometrelik bölümü, EuroVelo standartlarına uygun olarak saptandı. Güzergâh üzerinde sörf okulları, kaplıcalar, plajlar, doğal güzellikler gibi nirengi noktaları yer alıyor.
  • Zeytin yolu: Dünyadaki ilk modern zeytinyağı işliği, Urla’daki Klazomenai antik kentinde yer alıyor. Yarımada’nın en karakteristik ürünü zeytinin Yarımada’daki yolculuğu tematik gezi güzergâhlarımızdan birini oluşturuyor. Güzelbahçe, Çeşme,  Seferihisar, Menderes ve Selçuk ilçelerinden geçen rota, Zeytince Derneği temsilcilerinin alanda yaptığı çalışmalar sonucunda oluşturuldu. Güzergâh üzerindeki anıt zeytin ağaçları, zeytinyağı işlikleri, su kaynakları, zeytinyağı fabrikaları, manzara / seyir terasları, zeytin ezme yerleri, zeytinyağı yapımında kullanılan taşlar, kamp yerleri, kuyular, yel değirmenleri ve su değirmenleri tespit edildi. Rota, İzmir’in üye olduğu “Dünya Gurme Kentler Ağı”na (DELICE) bağlanıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Ticaret Odası ortaklığıyla Ocak 2015’te gerçekleşen üyelik yoluyla İzmir ve dolayısıyla Yarımada bölgesi,  gastronomi turizmi rotasına dâhil oldu.
  • Bağ yolu: Çeşme’deAnadolu’nun bilinen ilk şaraphanesine sahip Yarımada, tarihinden aldığı güçle bugünün bağ rotasını oluşturuyor. Toplam 151 km’lik rotası ile Selçuk, Seferihisar, Menderes, Urla, Karaburun ve Çeşme’deki bağları kapsıyor. Bağ Yolu’nun European Wine Cities (Avrupa Şarap Kentleri) gibi ağlara bağlanmasına yönelik çalışmalar yapılıyor.
  • Mavi rota: Hedefimiz, tarihin usta denizcileri İyonların izinden giderek Foça, Sakız ve Sisam ile Yarımada arasında bağlantı kurmak. Plajlar, deniz sporları, kamp alanları, balıkçı barınakları ve olta balıkçılığına dair sunduğumuz bilgiler ile deniz turizmini destekliyoruz. Ege Üniversitesi desteğiyle Dalyanköy, Ürkmez, Gümüldür ve Pamucak’ta uygulanan yapay resif projeleriyle; kıyı balıkçılığını desteklemeyi, biyolojik çeşitliliği artırmayı, sportif balıkçılık ve dalış turizmi için yeni alanlar yaratmayı amaçlıyoruz. Yarımada’nın plaj envanterini hazırlıyoruz. Plajların mavi bayrak ve sertifikası, yüzme suyu, su sporları, plaj sporları, cankurtaran ve kablosuz internet hizmeti gibi özellikleri, bu envanterde yer alıyor. Mavi rotayı, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kent içi deniz ulaşımı ile entegre ediyoruz.
  • http://rota.yarimadaizmir.com

 

 

Zeynep Atılgan Boneval

 

 

YOLCULUK TERAPİSİ ALAÇATI, ÇEŞME YARIMADASI, URLA VE CİVARI, KARABURUN, SEFERİHİSAR, FOÇA, İZMİR YAZILARI