KAZ DAĞLARI OTELLERİ

Kaz Dağları Konaklama Önerilerimiz:

AHMETÇE KÖYÜ

Simurg Inn: Ruhunu dinlendirmek, iç sesini duymak, doğanın arındırıcı enerjisini yaşamak, kuş sesleri ile güneşe uyanmak, köpeklerin koşulsuz sevgisi ile güneşi batırmak, her lokmasının tadı damağında kalan lezzetlerin keyfine varmak, her köşesi zarif ve ince düşünülmüş bir evde misafir gibi hissetmek, sana kucak açan sımsıcak bir yuvaya dönmek, ve kendine dönmek gibi bir duygu Simurg Inn. İşte bu satırlar döküldü içimden Simurg Inn’i deneyimledikten sonra. Konaklamak demiyorum, çünkü gerçekten bir yandan sanki bir eve dönüş bir yandan da her anı tüm duyularınıza hitap eden bir deneyim burada olmak. Bazı büyülü yerler vardır hani, sizi daha kapısından girer girmez içinizi bir huşu ve yaşam sevinci kaplar işte öyle bir duygu burada olmak.

 

Sahibesi Dilara Hanım bu yöreye oldum olası aşıkmış. Çanakkale yolları üzerinden Kaz Dağlarına sürekli gelip giderken, tepelere manzaralara doyamazmış. Dağların eteklerindeki Ahmetçe köyünün hemen altında zeytinler ile kaplı bu arsayı görür görmez kalbini kaptırmış. Ve hemen alıp 2007’de ev olarak inşaa etmiş. Ancak araya hayat girmiş ve bir süre yurt dışında yaşamış. 2016 yılında artık yüzünü doğaya döndürmek ve hayatını küçültme kararı aldığı bir dönemde en yakın arkadaşı ile arabaya atlayıp ksıa bir sure kalıp kafa dinlemeye buraya gelmişler. Geliş o geliş, bir daha dönmemiş Dilara Hanım ve Ağustos 2016’da 4 oda ile oteli açmış.  Misafir evi gibi olan bu özel oteli yaratırken Mevlâna’nın “senin içinde bir can var, o canı ara. Senin dağının içinde bir hazine var, o hazineyi ara.”  sözünden ilham almış. Otel gibi değil de sanki onun evinde, özel zevki ile döşenmiş salonunda, sanat eseri gibi işlenmiş odalarında ve sofrasında misafir gibi hissetsin istemiş gelenler. Ve o kadar güzel başarmış ki bunu gelenler müdavim olmuş, hep geri dönmüş, uzun sofrada Dilara Hanım’ın elinden çıkan yemekleri yerken yapılan sohbetler herkesi birbirine kaynaştırmış, herkes İtalyan aileleri gibi hep bir ağızdan sohbete dalmış. Ve bir aile evine hissedilen aidiyet duygusunun sevincini,  iç huzurunu ve güvenini tatmış.

 

Biz tüm bu duyguları hem Simurg Inn’in atmosferinde hem de Dilara’nın sıcak sohbetinde bizzat yaşadık.

Zamanla arazinin eteklerine doğanın içinde ağaçların arasında kaybolan birkaç ahşap evcikler serpiştirmiş. İçleri kendi koleksiyonundan resimler, sanat eserleri ve antikalar ile bezenmiş son derece rafine bir zevkin mahsulü, sizi her baktığınız köşede mutlu eden odalar ve evlerden oluşan bir doğa mabedine dönüşmüş Simurg Inn.

Serinlemek ve güneşlenmek isteyen misafirler Simurg Inn’ın alabildiğine deniz ve Assos’a uzanan manzaralarına nazır havuzu başında keyif yapabiliyor. Havuz başındaki barda akşamüzeri kokteylleri yudumlayabiliyor, akşamları yanan ateş etrafında keyifli sohbetlere devam edebiliyor.

Simurg Inn de kalırken başka bir mutluluk kaynağınız ise köpekleri. Sıcacık sevgi dolu 5 köpek Laika(Golden), Kek (Danua), Bella, Wabi ve Wana (av köpeği)  her an bahçede, terasta, otelin içinde koşuyor, oynuyor, kendilerini size sevdiriyor. kahvaltılarınıza ve gün batımınıza eşlik ediyor.

2019 yılında Simurg Inn hemen köyün altındaki sahilde denize sıfır bir zeytinlik kiralamış ve misafirlerinin ilkbahar, yaz ve sonbahar aylarında denizin, güneşin tadına varmasına imkan tanımış. Mandalina ağaçları ve zeytinler ile kaplı bahçeden sahile doğru ilerlerken doğanın nimetlerinin farkına varıyor, Simurg Beach‘de sahildeki upuzun masada Simurg Inn lezzetlerini tadarak yemek yemek te başka bir keyif.

Yemyeşil cömert doğanın içinde, masmavi deniz ve gökyüzüne uzanan nefis bir manzara eşliğinde, huzurla iç sesinizi dinleyebileceğiniz masal gibi bir inziva noktası Simurg Inn. Belki de yeniden doğduğunuzu hissedeceğiniz büyülü bir durak. Ne de olsa ismini felsefede ruhun yücelmesini ve yaşarken yeniden doğuşu ifade eden zümrüd-ü anka kuşu Simurg’dan alıyor. Doğa üstü bir varlık olan bu ölümsüz kuş, aslında ulaşılması zor, olağanüstü ve ideal bir gücün de simgesi.  Ve birçok efsaneye göre Simurg ‘kendini aramanın sembolü’. Gerçekten de Simurg Inn sizi sarıp sarmaladığı olağanüstü büyülü enerjisi ile size koşuşturmada kaçırdığınız kendinizi yakalama, yeniden iç sesinizle ve özünüzle buluşma ve bütünleşme fırsatı sunuyor. 

Simurg Inn doğanın içinde gerçek bir büyüleyici hazine yaratmayı başarmış. Ufkunuza alabildiğince denizi alıp, gün batımında gökyüzünde güneşin ışık oyunlarını ve turuncudan pembeye mordan gece mavisine boyanan renkleri seyredip, zeytin ağaçları arasında dolaşıp, yıldızların altında mutlak sessizlikte uykuya dalıp, sabahları kuş ve horoz sesleriyle güne merhaba dediğiniz nefis bir doğa ile buluşma adresi olmuş Simurg Inn. Binalar arasında ve araç trafiğinde sıkışıp kaldığımız şehir hayatından bir mola alıp tüm stresten arınmak ve gerçek bir nefes almak için ideal.  Doğa ile kopardığımız bağları yeniden tazelerken, bir yandan da Simurg Inn’ın sağladığı sakinliği, dinginliği ve huzuru sayesinde insan kendi içine dönüp yeni keşifler de yaparken buluyor kendisini. Belki de yaşarken yeniden doğmak aslında sadece böyle bir şey demek…

Hem ana binadaki odaları, hem zeytinler arasındaki evleri, hem de ortak yaşam alanları resimler, sanat eserleri, antikalar ile bezenerek öyle şık, öyle zevkli, öyle özenli tasarlanmış ki kendinizi kapıdan adımınızı atar atmaz mutlu hissediyorsunuz. Her adımını çevreye, ekolojiye, doğaya saygılı atan Simurg Inn’da kahvaltılarda ve akşam yemeklerinizde sofranıza gelen tüm sebze ve meyveler kendi bahçesinden, zeytin ve zeytinyağları kendi zeytin ağaçlarından, organik yumurtalar bahçenin serbest gezen tavuklarından.  Öyle içten ve sıcacık bir ortamı var ki Simurg Inn’in, upuzun ahşap masa etrafında gönlünü doğaya, Ege’ye kaptırmış benzer insanlar ile tadı damağınızda kalan lezzetleri paylaşırken, hiç doyamadığınız sohbetler de hafızanıza kazınıyor.

 

Bizim tattığımız lezzetler arasında, beyaz şarapta pişen ev yapımı salçalar ve baharatlar ile tatlandırılmış pırasanın tadını unutamıyoruz. Soğan  turşulu semizotu, tahinli havuç püresi, yoğurtlu pazı, karides, dülger balığı, kuzu pirzola da damaklarımızda şenlik yaratan diğer lezzetler idi. Simurg Inn’den özel tariflerinin yer aldığı bir yemek kitabı bekliyoruz çok yakında.

12 ay açık olan Simurg Inn’de zaman zaman ‘Kendi barının barmeni ol’ gibi atölyeler, Yoga & nefes kampları, konuk şefler ile Gastro Haftasonları gibi etkinlikler de gerçekleşiyor.

Kaz Dağları bölgesinde doğa yürüyüşleri, safariler, ekolojik tarım aktiviteleri, tekne turları, yoga, nefes terapileri ve fotoğraf turları gibi doğayla iç içe deneyimler yaşamanız için seferber oluyor Simurg Inn ve sizi bu aktivitelerin uzmanları ile bir araya getirerek Kaz Dağlarının doğasını en özel ve en keyifle şekilde deneyimlemenizi sağlıyor.  (Not: Simurg Inn sadece yetişkinlere özel bir otel.)

 

ODALAR: Her biri özenle dekore edilen 5 deluxe oda 3 taş ev ile hizmet veren Simurg Inn’de odaların isimleri ilk görüşte dikkatinizi çekecek. Simurg’un farklı kültürlerden gelen isimlerinden esinlenilerek adlandırılan odaların hepsi Simurg Inn’in genelinde sunulan konfora ve sıcaklığa sahip. Her bir odanın açıldığı eşsiz doğa manzarası ise sizi odanıza girer girmez büyülemeye yetiyor. Minimal, sakin, sıcacık odalar aynı zamanda size konforlu bir yaşam alanı sunuyor. Tüm gününüzü huzurla geçirmek isteyeceğiniz bu odaların yanı sıra, kalabalık bir aile veya arkadaş grubu olarak geldiğinizde değerlendirebilecek bir taş ev de mevcut.

  • ANKA: Pers kültüründe ‘simurg’un yansıması olan ‘Anka’ çok heybetli ve gösterişli bir kuş olarak biliniyor. Tarihte gösterişin, gücün ve heybetin simgesi olarak gösterilen Anka Simurg Inn’de de en gösterişli odalardan birine isim oluyor. Anka’ya adım atar atmaz kendinizi gerçekten doğanın bir parçası gibi hissedecek, bu odadaki huzurlu ortama ve eşsiz doğa manzarasına kendinizi teslim edeceksiniz. 35 m2 Ege Denizi manzaralı balkonlu çift kişilik 
  • BENNU: ‘Simurg’un Mısır kültüründeki ismi olan ‘Bennu’nun kendiliğinden yaratıldığına inanılıyor. Dünyanın oluşumunda büyük bir rolü üstlendiğine inanılan bu anka kuşunun suların üzerinden salınarak bir kaya üzerine oturduğuna ve sonrasında dünyanın yaratıldığına tanıklık ettiği söyleniliyor. Bu anlamda geniş alanı ve kusursuz manzarasıyla Simurg Inn’deki en güzel odalardan biri olan Bennu size masalsı bir ortam sunuyor. 35 m2 Ege Denizi manzaralı balkonlu çift kişilik 
  • FENİKS: Eski Yunan kültüründe ‘simurg’u temsil eden Feniks gücü, hakimiyeti ve varoluşu simgeliyor. Dünyanın yaratılışına tanıklık eden bir kuş olarak bilinen ve bu yüzden çok kutsal görülen Feniks, Simurg Inn’de karşınıza muhteşem bir oda olarak çıkıyor. Taş duvarlarından ve ahşap parçalardan gelen sıcaklığın Ege Denizi’nin mavisiyle birleştiği Feniks’te gerçek anlamda kusursuz bir deneyim sizi bekliyor. 36 m2 Ege Denizi manzaralı teraslı çift kişilik 
  • HÜMA: Adını Pers kültüründen alan ‘Huma’ yaratılışın bir simgesi. Var olmayı, doğanın gücünü ve dünyanın yaratılışını temsil eden Huma tarihteki en güçlü figürlerden biri. Simurg Inn’deki sıcak, samimi ve aynı zamanda konforlu odalardan biri olan Huma’da kuş, tavuk, horoz sesleriyle her güne merhaba diyeceksiniz. 36 m2 Ege Denizi manzaralı teraslı çift kişilik 
  • ROKH: Binbir Gece Masalları’ndaki efsanevi kuştan ismini alan ‘Rukh’ doğanın içinde balkonunuzdan Ege Denizi’ni seyredebileceğiniz huzur dolu bir ortam sunuyor. Yüksek tavanlı ve sedir ağaçlarından yapılmış odanın esans ve ferahlığı ile kusursuz bir deneyim sizi bekliyor. 35 m2 doğa ve Ege Denizi manzaralı balkonlu çift kişilik 

  • HÜTHÜT: Feridüddin Attar’ın Kuşlar Meclisi’nin kılavuz kuşu Hüthüt’ün ismini taşıyan misafir evi, çam ve zeytin ağaçları arasından Midilli Adası’na bakıyor. Loft yapısı, yüksek tavanı ve modern dekorasyonu ile oldukça ferah ve huzur verici bir ev ortamı sunuyor. 55 m2 doğa ve Ege Denizi manzaralı teraslı çift kişilik 
  • PUHU: Feridüddin Attar’ın Kuşlar Meclisi’nin Baykuş’undan adını alan Puhu yatak odanızdan engin ve huzur dolu Ege denizi ve Midilli Adası manzarasına uyanabileceğiniz ferah bir ev ortamı sunmaktadır. 60 m2doğa ve Ege Denizi manzaralı teraslı çift kişilik 
  • TAVUS KUŞU: Denize nazır bir konumda yer alan Tavuz Kuşu tavandan yere kadar inen camları ile tüm manzarayı içinize çekebileceğiniz nefis bir ahşap ev. Şöminesi başında sonbahar ve kış aylarında keyif yapabiliyorsunuz. 65 m2 doğa ve Ege Denizi manzaralı teraslı çift kişilik 

 

ADATEPE OTELLERİ

  • Adatepe’de Hünnap Han’da Ekim 2022’de 8 gece konaklama şansım oldu. Ve neden çok özel ve güzel bir otel olduğunu size anlatmak istiyorum. Öncelikle burası 18. yüzyıl Osmanlı mimarisini günümüze kavuşturan tarihi bir eser olarak köyün tarih ve kültür mirasına saygı duruşu sergileyen bir otel.  

  • Yörenin toprak ve zeytinlik ağalarından birisi olan Hacı Mehmet Ağa’nın 300 yıllık konağı, 1800’lerin başında yaşanılan kuraklık sonrasında zeytin hasadı gerçekleşemediği, ve işçilere ücret ödenemeyeceği için 9 odası müştemilata dönüştürülmüş. Devam eden kuraklık sonrası Rum işçilere toprak verilmeye devam edilmiş. Hatta yöredeki Rum’ların Adatepe’de inşaa ettiği taş evlerde hala taşlara işledikleri haç sembollerini görmek mümkün. Mübadele zamanı Rumlar Yunanistan’a gönderilmiş, ve onların evlerine adalardan Türkler yerleştirilmiş. Şükran Çorapçıoğlu ve Muzaffer Bayraktar, 1994 yılında yıkık ve harap haldeki Hacı Mehmet Ağa’nın konağı satın alıp, her  taşı anıtlar kurulunda tescilli olacak şekilde, Yıldız Teknik Üniversitesi işbirliği ile restorasyon projesini hazırlayıp, üç yıl süren titiz bir çalışma sonrası, 1997 yılında ana binada 6 oda (şimdi burada sadece bir suit oda mevcut) ve bahçedeki müştemilat binasında 9 oda yer alacak şekilde hizmete açmışlar.  İsmini de bahçesindeki 200 yaşındaki kadim hünnap ağacından ilham alarak koymuşlar.

  • Daha sonra köyün 170 yıllık tarihi Hükümet Konağı ve Tiyatro & Düğün Salonu olan binaları satın alıp, yine nefis bir restorasyondan geçirip, 2000 yılında 8 odalı Hünnap Han Palmiye binası kardeş otel olarak hizmete geçirmişler. Bahçesinde yer alan 100 yıllık palmiyelerin gölgesinde huzurla havuz keyfi yapmak için ideal bir ortam. Tiyatro & Düğün Salonunun 100 metrekarelik alanı bugün meditasyon, yoga, nefes çalışmaları ve etkinliklere ev sahipliği yapılıyor. 2012 yılında Hünnap ailesine 2 delux ve 2 standart odası ile Mavi Ev katılmış.

  • 2018 yılında da 4. Bölüm olan Kırmızı Ev, 5 delux oda ile kapılarını açmış. Adatepe Köyünün ilk butik oteli olan Hünnap Han, bölgedeki tek yeşil yıldız belgeli otel. Hünnap Han’ın tüm yönetimi 2008 yılından beri ailenin oğlu Ural Bayraktaroğlu ve güler yüzlü ekibine emanet. Gerçekten tüm ekip canla başla misafirlerini huzurlu ve memnun kılmak için çalışıyor. Ural Bey ayrıca otelin tüm et, yumurta, peynir, sebze, meyve ve zeytinini tedarik ettiği Hünnap Çiftlik’te organik tarım ve hayvancılık ile uğraşıyor. Otel 15 Aralık – 1 Mart arası kapalı. Ben konakladığım Palmiye binasını ve huzurlu bahçesini öyle sevdim ki, yeniden gittiğimde orada kalmayı arzu ediyorum.

 

 

  • Adatepe’de favori başka bir otelimiz ise Ida Blue Hotel: Aslına uygun olarak restore edilmiş üç adet taş Rum evinden oluşan Ida Blue’nun ev gibi 9 odası isimlerini otelin bahçesinde yetişen doğal bitkilerden alıyor. odası Doğanın seslerine uyandığınız odaların her biri özenle dekore edilmiş, geniş, ferah ve iç açıcı. Zeytin ağaçlarıyla ve çam ormanlarıyla çevrili, mitolojik Adatepe köyünde, binlerce yıllık zengin bitki örtüsünün sunduğu organik lezzetlerle harika bir gastronomic deneyim yaşıyorsunuz. Dinginliği, sakinliği ve “Yavaş yaşam” felsefesinin tam anlamıyla deneyimlenebileceği İda Blue, şehrin koşturmasından kaçarak derin bir nefes almak, kendinizle ve doğayla baş başa kalmak için özel bir konaklama adresi.  Ida Blue sadece yetişkinlere özel bir otel.  Ida Blue’nun Adatepe’de harika bir kafesi var. Refika. İsmini 1800’lerin sonu ve 1900’lerin başında, Adatepe Köyü’nde yaşayan Rum güzeli, hem sesinin güzelliği hem de yüzünün güzelliğiyle köyün sevilen genç kızı Refika’dan alıyor. El yapımı yoğurtları ve dondurmasından, yine el yapımı limonatalarına kadar her şeyi emekle üretiyorlar. Kahvaltıdan ana yemeğe geniş menüye sahip olduğu için günün her saatinde yiyecek bir şeyler bulabilirsiniz.

 

  • Adatepe’de başka güzel bir otel ise Mavras Taş odalar. Taş binaların içinde modern ve tarihi dokuyu harmanlayan ferah bir atmosfer var Mavras’ta. Ufak birer ev gibi tasarlanmış odalarda oturma bölümü kimilerinde ise yemek odası veya veranda yer alıyor. Bazıları ise bulaşık makinesi, fırın, mikrodalga fırın, barbekü gibi mutfak eşyaları ile uzun konaklamanız sırasında evinizde gibi yaşamanızı mümkün kılıyor. Mavras’ın kendi restoran, bar ve kafesinde de keyifle yiyebilir, dükkanından kendi ürettikleri zeytin, zeytinyağları ve sabunları alabilirsiniz.

 

 

YEŞİLYURT OTELLERİ

  • Yeşilyurt Köyü’nde  bizim en beğendiğimiz otel ise Manici Kasrı: Manici Kasrı, Kazdağı eteklerinde, uçsuz bucaksız zeytinlikler, badem ve incir ağaçları arasında şehirden uzak doğada bir kaç gün geçirmek isteyenler için ideal bir butik otel.Otantik taş mimari üslupla, yıkılmış eski bir zeytinyağı fabrikasının taşları, ahşap kolon ve kirişleri kullanılarak inşa edilmiştir. Duvarları yüz yıllık ateş tuğlaları ile örülmüş kemerli koridorlarında yürürken tarihi bir şatodaymışsınız hissi yaratıyor. Menüsünde brokoli, ısırgan otu, hindiba ve semiz otu içeren yöre yemekleri; çeşit çeşit zeytinyağlılar ve deniz mahsulleri yer alıyor ve yemeklerde kullanılan süt, peynir, bal ve zeytin Yeşilyurt ve çevre köylerden elde ediliyor. Yazları ise köyden sahile inince Manici Kasrı’nın özel plajına ulaşıyorsunuz Yazları sadece otel misafirlerine ait bu özel plajda zeytin ağaçları arasında, çimlerin üzerinde güneşlenebilir, deniz keyfi yapabiliyorsunuz.
  • Başka güzel bir otel ise Pincecone Butik Otel.
  • Klasik tarz sevenler için ise: Çetmi Han, Karye Müze Otelve Öngen Country Resort güzel olabilir.

ÇAMLIBEL KÖYÜ OTELİ 

Çamlıbel Köyünde beğendiğimiz otel ise: Zeytinbağı Oteli. Kazdağlarının eteğinde, Edremit körfezi ve Ege adalarına nazır, botanik parkını andıran bahçesi ile huzur dolu bir mekan. Burada herşey doğal, herşey el emeği, göz nuru. Odanızın taş duvarları ve ahşap kapılarından, kahvaltıda yediğiniz reçele, elinizi yıkadığınız sabuna kadar. Otelin sekiz odasına ilaveten, Tuncel-Menend Kurtiz’e ait olan taş evin iki odası da eskiden olduğu gibi özel durumlarda, arzu eden konuklara açılabiliyor. Otele sadece 50 metre mesafedeki ev rahatlığında dekore edilmiş odalardan birinde Türk hamamı var. Doğallıkla konforun içiçe olduğu otelin konukları, şehirden ve iş hayatının stresinden yorulmuş, beş yıldızlı otel faslını tamamlamış,  huzur dolu bir tatil isteyen, sağlıklı beslenmenin yanısıra damak tadına önem veren kişiler. Uzun yıllardır otelin konuğu ve dostu olan Güzin Yalın, Zeytinbağı’nı şöyle tanımlamış:  “Zeytinbağı’nın insanları, kafanızı dinleyip huzur bulmanız için ideal ortamı hazırlamakla kalmazlar, size gerektiğinde yalnız bırakıp gerektiğinde size eşlik ederek aradığınız dinginliğe mutlaka ulaşmanızı sağlarlar”. Hülya Ekşigil’in Milliyet Sanat dergisinde yıllar önce ‘yaz, lezzet, içtenlik’ başlığıyla yazdığı yazıda ise otel şöyle yer almış: ‘’Zeytinbağı Otelde yapılmaya çalışılan, şehirden bunalan insanlara ‘şık bir seçenek’ sunmak değil. Onlar kendi hayallerindeki gibi bir dünya kurmuşlar, şimdi kendileri ile aynı özlemleri taşıyan insanlarla paylaşarak o dünyayı ayakta tutmaya çalışıyorlar.’’ 

 

Ayvacık İlçesine Bağlı Köyler ve Güzel Adresler

Ayrıca Ayvacık ile Assos arasında kalan alanda Söğütlü, İlyasfakı, Paşaköy, Tamiş, Tabaklı, Kulfal, Korubaşı, Kuruoba, Balabanlı, Çamkalabak, Bademli gibi çok huzurlu köyler var.  En beğendiğimiz köylerden birisi Tamiş oldu. (Fakı bilgili okumuş hoca anlamına geliyor, İlyasfakı ve Hüseyinfakı şeklindeki köyler isimlerini köyün ileri gelen bilginlerinden alıyor)

  • Ayvacık ilçesine bağlı İlyasfakı köyünde yer alan Manici Çiftlik: Yeşilyurt köyündeki Manici Kasrı, 20 yıldır konaklamak için Kaz Dağların’daki göz bebeklerimizden birisi. Yörede rafine konaklama ve gastronomi gelişiminin öncüsü olmuştu. Şimdi Manici Kasrı’nın yepyeni bir doğa kardeşi var: Manici Çiftlik. Çanakkale, Ezine rotasını takip ettikten sonra Ayvacık’tan az ileride doğanın ortasında yaratılmış yepyeni bir vaha olarak karşınıza çıkıyor Manici Çiftlik. Burası hem günü birlik geziler, aktiviteler ve gastronomi deneyimleri için, hem dinlendirici nefis bir tatil yapmak için hem de farklı etkinlik tatillerine katılmak için ideal bir adres. 300 dönümlük araziye serpiştirilmiş, doğayla ve yerel taş mimariyle bütünlük içinde restoranlar, atölyeler, sanat merkezi ve otel, birkaç günlüğüne şehirden kaçarak doğayla bütünleşmek için nefis bir imkan sunuyor. Manici Çiftlik’te tarım, hayvancılık, sanat, zanaat, gastronomi, spor ve doğa yürüyüşleri gibi öyle çok faaliyet var ki, mutlaka ilgi duyduğunuz bir aktivite sizi bekliyor. Neler mi var?  18 keçi, 6 jersey inek, birçok tavuk, horoz ile doğal ve organik hayvancılıkla uğraşan Manici Çiftlik, ürünlerini işlen bir de mandıra kurmuş, şimdilik sadece misafierlere ikram için olsa da çok yakında, peynir, çökelek, kaymak ve tereyağ gibi süt ürünlerini satın alabileceksiniz. Tatiliniz sırasındaysa, inek ve keçi sağımlarına ve  peynir yapımı atölyelerine katılabiliyorsunuz. Tarla ve bostanında birçok meyve ve sebze yetişiyor, dilerseniz hasat yapabilyorsunuz. 2 adet doğal iklimlendirme serasında çeşitli sebze, meyve ve bitkiler yetişiyor. Zeytinyağhane’de ise Manici Çiftliğin zeytinliklerinden hasat edilen zeytinler ile soğuk sıkım zeytinyağları üretiliyor. Tüm bu süreci gözlemleyip öğrenebiliyorsunuz. Taş fırınında ekşi maya ekmekler pişiyor, dilerseniz ekmek yapımını öğrenebiliyorsunuz. Labratuarında bahçede yetişen bitkiler ile aroma-terapik yağ ve sabun yapımı atölyelerine katılabiliyorsunuz.  Atölye merkezinde ahşap, seramik gibi birçok zanaat atölyesi gerçekleşiyor. Manici Çiftlik, her sene farklı sanatçılara üretim ve konaklama alanı sağlayarak onlara ev sahipliği yapıyor ve sergi salonunda bu sanatçıların eserlerini sergiliyor. Biz ziyaretimiz sırasında, sanatçı Barış Cihanoğlu ile tanışma ve enfes ahşap, reçine, seramik heykellerini ve tuval resimlerini görme şansını bulduk. 4 adet toprak tenis kortu mevcut. Dilerseniz tenis dersi alabiliyorsunuz. İleride bir tenis akademisi kurulacak ve turnuvalar gerçekleşecek. Gün batımına nazır bir konferans ve toplantı alanı var ki gerçekten manzarası enfes. Burada ne kadar güzel yoga ve meditasyon kampları da olur diye düşünmeden edemedim. Kilometrelerce uzanan yürüyüş rotaları da tertemiz havayı içinize çekerek doğa yürüyüşleri yapmak için ideal.  Manici Çiftlik’te yer alan tüm yapılar, doğaya uyumlu, doğal materyaller ile inşaa edilmiş ve geç ısınma geç soğuma gibi sağlayan kerpiç ve taş gibi doğal iklimlendirme yöntemleri kullanılmış.  13 taş binada yer alan 17 odası ile Mayıs 2022’de konaklama hizmeri sunmaya başlayacak. Biz tamamlanmaya başlamış odaları gezme fırsatı bulduk, nefis doğa manzaralarına nazır ışıl ışıl ve ferah konaklama imkanı sunacaklarını söyleyebilirim. Doğal sıcak su kaynağından beslenecek spa ve wellness merkezi ve de yüzme havuzu da çok yakında faaliyete geçecek. Manici Kasrı’nın sahipleri Haluk ve Denise Ulusoy çifti ile kar ortakları olan Seda ve Can Muratoğlu’nun birlikte yarattıkları ve yaşattıkları Manici Çiftlik’te, farklı alanlarda uzmanlığı olan çiftçi, hayvancı, zanaatkar ve sanatçılarla iş ortaklıkları fırsatları mümkün. Mesela çiftliğin hayvancılığı Murat Okut’a emanet. Eğer sizin de özel bir uğraşınız, tecrübe ve bilgi birikiminiz var ise birlikte projeler üretmek için iletişime geçebilirsiniz.  Neredeyse her köşesini gezme şansı bulduğum Manici Çiftlik’te, yerel dokuyla Afrika esintilerini buluşturan son derece estetik tasarım ve dekorasyona, özenli ve titiz mimariye, sıcacık ev sahipliği ve misafirperverliğe hayran kaldım. Ayrıca tamamen doğal deneyimlere odaklı, döngüsel bir yaşam kurgulamış Manici Çiftliği sürdürülebilirliğe örnek olması sebebiyle takdir ettim. Yıl boyunca yaşayan, yaşadıkça birçok insana nefes olacak bir doğa cenneti olduğunu bilmek insan iç huzuru veriyor.
  • Ayvacık’a çok kısa mesafede yer alan Cemaller Köyü’ndeki Pizza Mera, Manici Kasrı’ndan tanıdığımız Gizem Kuntçuoğlu’nun enfes taş fırın pizzaları ile gün batımına nazır akşam yemeği imkanı sunuyor. (Tel: 05326115855)
  • Korubaşı’nda hoşumuza giden adresler: Buta Tandır, Nine & Mine Kafe, Bergos Korubaşı Köy Evi
  • Kuruoba’da: Kuruoba 43 ise harika bir konuk evi
  • Paşaköy’de Ayşe Medran’ın bağlarından çıkacak şarapları merak ve hevesle bekliyoruz.
  • Yörük Köyleri Ziyareti: Ayvacık’tan Assos’a doğru ilerlerseniz hatta Babakale’ye doğru uzanırsanız, civarda yarı göçebe hayatlarını devam ettiren Çamkalabak ve Kaşkaya yörük köyleri yer alıyor. Yörükler, kökleri Osmanlı İmparatorluğu’na dayanan, Anadolu ve Rumeli’de göçebe olarak yaşayan, geçimlerini hayvancılıkla sağlayan ve mevsimlere göre ova veya yaylalarda kurdukları çadırlarda oturan Oğuz boyları olan Türkmenler. Yörük ismi ise göçebeliğin ve hayvancılığın gerekliliği olan “yürümek” fiilinden türemiş. Yörük köylerine giderken etraftaki meralarda özgürce otlayan hayvanların bolluğunu görünce bu kültüre yaklaştığınızı anlayacaksınız. Hala yarı göçebe kimliğini koruyan insanların tek katlı iptidai evleri de bu kültürün bir uzantısı. Çamkalabak veya Kaşkaya’ya köylerine girdiğinizde evlerden ellerinde yazmalar ve el işleri ile fırlayan kadınlar etrafınızı saracak, sakın şaşırmayın. Gerçekten rengarenk yazmalar gösterecekler size, birkaç tane satın alın, sohbet edin, hemen sizi evlerine ziyaret edip çay kahve ikram edecekler. Assos’un kuzeyinde ve kuzey doğusunda tepelerde Nebiler, Tütüler, Sarıdüz, Türkmenli, gibi Türkmen köyleri de yer alıyor.

 

Küçükkuyu ile Behram arasında kıyıya paralel uzanan dağların ve tepelerin arasında gizlenmiş, deniz, körfez ve Midilli adası manzaralarına nazır Büyükhusun, Kozlu, Sazlı, Kayalar, Ahmetçe, Hüseyinfakı, Demiciköy gibi irili ufaklı köyler var. Bu köylerin de, sahil boyunca Yalı isimli (Kozlu Yalı, Ahmet Yalı vs) sahil muhitleri mevcut. Son 10 yılda doğasına, manzarasına, havasına, taşına vurulmuş kişiler taş evleri alıp restore etmiş, kimileri yaz kış yaşamak üzere yerleşmiş, kimileri de tatlı otel ve kafeler açmış bu köylerde.  

  • Büyükhusun köyünde Sunaba Kasrı Butik Otel çok keyifli bir otel ve restoran. Köyün meydanında yer alan Han Kafe çok tatlı manzaralı bir köy kahvesi, köyde başka güzel bir otel ise Vita Naturalis Spa Otel, ve de köye girmeden az önce yine bir manzara noktasında Mavi Güneş isimli yerel lezzetler sunan bir kahve & lokanta var.
  • Kozlu köyünde, köye dağılmış farklı noktalarda yer alan taş evler restore ederek Kozlu Han’a dönüştürülmüş. Ayrıca çok keyifli bir restoranı da var. Ayrıca deniz kıyısında Kozlu Yalı’da Kozlu Han’ın bir plajı, kafe & restoranı ve Kozlu Glamping konaklama imkanı mevcut. Kozlu Yalı’da Kozlu Glamping’in hemen yanı başıda yer alan Troas Restoran’ın meze ve balıklarını ve de plajını da çok beğendik. Kozlu Yalı’da konaklamak isteyenler için, Kaz dağlarını arkasına alan deniz kenarındaki konumuyla, doğanın konforla buluştuğu çok özel bir adres var: İda Costa Hotel. Bakın sahipleri Hülya el emeği göz nuru otellerinin hikayesini nasıl anlatıyor: ‘Yıllarca Bodrum’da tatillerimizi geçirdikten sonra o sevdiğimiz doğallığını, sadeliğini kaybetmesinin ardından yeni bir yer arayışıyla başladı Assos maceramız. Daha ilk gittiğimizde vurulduk; aşık olduk. Havası, doğası, doğallığı, barındırdığı kültürü bambaşkaydı; adeta herşeyiyle etkiledi bizi, kopamadık. Hal böyle olunca önce minik bir arsa alarak başladık maceramıza. Bir ‘evcik’ niyetiyle başlayan projemiz, hayalimizle büyüdü ve ismini Kaz dağlarının mitolojik isminden alan Ida Costa Hotel’e dönüştü. Otelimiz dokuz dönümlük bir arsa üzerine kurulu, geleneksel Ege mimarisiyle inşa edilmiş, tamamı doğal taşlar ve zeytin ağaçlarıyla çevrili. Kaz dağlarını arkasına alan deniz kenarındaki konumuyla, doğayla baş başa huzurlu ve konforlu bir ortam sunması için en ince ayrıntısına kadar düşünüldü. Odalarımız alabildiğine geniş, minimum 30 metrekare ile civarın tüm rekorlarını kırmaya aday. Sadece göze hitap etmekle olmaz dedik; Ege mutfağına aşık bir aile olarak sizin de bu lezzeti tatmanız için harika bir mutfak ekibi kurduk.Her güne özel hazırlanan zengin menümüzle hem akılda hem damakta kalalım istedik. Şehrin yorgunluğundan, stresten arınmak isteyenler için ise rahatlatıcı masajlar, hamam ve sauna hizmetlerini sunan Ida Spa’yı yarattık. Bizim içimize çok sindi; umarız siz de bizim kadar Assos’tan ve Ida Costa’dan keyif alırsınız.’
  • Kayalar köyünde, dev çınar ağaçlı bir meydanda Avlu 124 isimli nefis bir kafe var. Kahveleri, ev yapımı lezzetleri (özellikle San Sebastian Cheesecake) gerçekten çok güzel. Kayalar Köyü’nde 2022’de açılan Zanax Otel de yeşilliklerin arasında nefis bir manzaraya nazır 7 odalı keyifli bir butik otel. Ayrıca buhar banyosu, sauna ve manzaraya nazır sıcak su havuzu var otelin Ayrıca Kayalar Yalı’da da kendine özel No Name Plajı ve Adonis Bar’ı mevcut. Kayalar’da ayrıca Otantik Balıkesir Köftecisi’nin köftesi bayağı güzel.

 

  • Hüseyinfakı’da TeOra’da konaklama şansımız oldu. İsmini Filiz Hanım ve Sezai Bey, yaz & kış bu köye yerleşmiş, evlerini de 5 odalı çok şirin ve tatlı bir konuk evi olarak tasarlamış, titizlikle burayı işleten, kalender, dobra, samimi bir çift. ‘Teora’ ne demek ‘acaba Rumca’dan mı geliyor?’ diye merakla sorduğumuzda, Sezai Bey ‘çok basit’ diyip elini uzakları gösterecek şekilde uzatıp ‘Teee Ora’ dedi. Gülmekten öldük. Büyük yerleşimlerden uzakta, harika bir tepede yer alan bu ufacık köydeki bir konuk evine verilecek en güzel isim diye düşündük sonra Te Ora. Dünya tatlısı bir kedileri (Ponçik) ve de köpekleri (Bobo) var, ayrıca Sarı, Titrek gibi köyün birkaç köpeğini de sahiplenmişler. Açık mutfakta pişen ev yemeklerinin nefis kokusu eşliğinde salonda şömine başında veya ferah ışıl ışıl terasta yemek yiyebiliyor, sabah kahvaltınızı yapabiliyorsunuz. Kendi zeytinliklerinden topladıkları mahsüller  ile yaptıkları zeytinyağları gerçekten enfes, ve onunla pişen yemekler de başka bir lezzetli. Kahvaltıda banmaya doyamıyorsuuz bu zeytinyağına. Ayrıca menemen deyediğim en güzellerinden birisi idi. Öğleden sonra veya akşamları bazen taş fırında mangal keyfi yapıyorlar ki değmesin tadına. Odalar pırıl pırıl tertemiz odalar sade, mütevazi ancak gayet yeterli şekilde döşenmiş. Zaten doğada olmak için gidiyorsunuz Kaz Dağlarına. Yaz günleri minik tekneleri ile sizi güzel koyalara götürüp, hem koyları denizden keşfetmenizi, hem de yüzme keyfi yapmanızı sağlıyorlar. Dilerseniz tekne de bile kalabiliyorsunuz gece.
  • Demirciköy de çok beğendiğimiz bir köy oldu. Burada Trio Otel güzel bir konaklama adresi.

 

DİĞER BEĞENDİĞİMİZ OTELLER

  • Kalkım, Yaykın Mevkii: İliada Otel
  • Bademli Köyü Sokakağzı: İmbat Otel
  • Kaz Dağların’ın karşı kıyısında Burhaniye’de: Teomida Hotel: Kuzey Ege’de, Edremit Körfezi’nin güneyinde, muhteşem Kaz dağları ve Edremit Körfezi manzarasına hakim bir konumda dünya tatlısı insanlar tarafından işletilen bir cennet köşesi Teomida.   Doğa’ya saygı anlayışı ile inşa edilmiş olan Teomida, bir Akdeniz bahçesine dönüştürülmüş olan rüya gibi bir 1,5 hektarlık zeytinliğin ortasında yer alıyor. Tepelerde ve ağaçların arasında sudan uzak olduğunuzu sanmayın, bahçe içinde ısıtılmış bir yüzme havuzu, içeride de bir serinleme havuzlu ve bir Türk Hamamı var.Pelin Bastide’nin sözleri ile Teomida:Doğayla bütünleşecek bir otel…Eski İngiliz ve Fransız gülleri, Akdeniz bitkileri kokularıyla dolu bir bahçe,Doğal ortamlarında rahatsız edilmeyen hayvanlar ; sincaplar, kaplumbağalar, baykuşlar, yaban tavşanları, onlarca çeşit kuş ve kelebekler,Sabahları rahatsız edip de yumurtalarını “çalacağımız” tavuklar !Sebze bahçemizden ellerimizle organik sebzelerimizi toplamak ,Özgürce büyüyen ve meyvelerinden harika doğal bir zeytinyağı üreteceğimiz zeytin ağaçları.Rüyamızın adını TEOMİDA koydukBir Fransiz-Türk çiftin doğaya ve Türkiye’ye olan sevgisinde yaşam buldu Teomida.Fransız kültürünü ve yaşam tarzını Türk misafirperverliğiyle birleştirip konforlu , sessiz, doğayla içiçe bir tatil sunuyoruz misafirlerimize.

Konaklama,yeme içme ve plaj adresleri için daha detaylı arama yapmak isterseniz: https://www.kucukkuyurehberim.com/rehber-kategori/konaklama/ ve https://www.kucukkuyurehberim.com/rehber-kategori/restaurant-cafe-bar/ sayfalarına bakabilirsiniz.

 

YOLCULUK TERAPİSİ KAZ DAĞLARI YAZILARI

 

Zeynep Atılgan Boneval