KAZ DAĞLARI KÖYLERİ VE LEZZET DURAKLARI

KAZ DAĞLARI’NIN KÜLTÜR KARMASI TARİHİ KÖYLERİ

Kaz Dağları’nda birbirine komşu olan köylerde Rum’undan Türkmen’ine farklı din, dil, ırk ve kültürlerden birçok halk uyum içinde yaşamış. Rumların taş mimarisi, Türkmenlerin ahşap evleri, Yörüklerin keçe çadırları bölgenin tepelerini ve ovalarını süslermiş. Yeşilyurt ve Adatepe köyleri Rumlar tarafından inşaa edilmiş taş evlerden oluşurken, göçebe hayvancılıktan yerleşik hayata geçen Yörükler de bu taş evlere yerleşmiş birer birer. Marangozluk ve ahşap işçiliği ile ünlü Türkmen boyları ise Mehmetalan ve Tahtakuşlar köylerinde ahşap ustalığı sergileyen evlerinde yaşarmış.

 

ADATEPE KÖYÜ

Yemyeşil zeytin ağaçları ve çam ormanları arasında tarihi taş evlerden oluşan şiir gibi bir köy Adatepe. Hem sakinleri hem de diğer şehirlerden gelerek buraya gönül verip yerleşenleri tarafından özenle restore edilmiş ve koruma altına alınmış Adatepe Köyü, evlerinin estetiği ve güzelliği, bilinçli koruma uygulamaları ve vizyonu ile gerçekten ülkemizdeki örnek bir kurtarılmış bölge.     

Adatepe’nin Yunan mitolojisinde de önemli bir yeri var: İlyada destanında Gargaros mevkii olarak geçen Adatepe köyü, baş tanrı Zeus’un doğum yeri. 

Adatepe Köyü, Osmanlı İmparatorluğu döneminde, aşağı mahallede Rumların ve yukarı mahallede Türklerin bir arada huzurla yaşadığı, çok zengin bir köy imiş. Ancak Kurtuluş Savaşı öncesinde huzur bozulmuş, Rumlar mübadele ile gitmiş, Midilli ve Girit Türkleri köye yerleşmiş. Sanayileşme ilerledikçe, büyük şehre uzaklığı sebebi ile köylüler bir bir göç etmiş. Zamanla tenhalaşan köy 1960’larda neredeyse terk edilmiş bir harabeye dönüşmüş.

80’lerde bu köyü keşfeden entellektüeller, hayalet gibi uyuyan güzelliğine hayran olup, alternatif bir yaşam için gözlerine kestirmişler.

Terk edilmiş evleri satın alıp aslına uygun restore etmeye başlamışlar ve sonunda kaneviçe gibi özenle işlenmiş bir köy ortaya çıkmış. Ardından terk edilmiş ilkokul binasını devletten kiralayıp, akademisyenler, yazarlar ve sanatçılardan oluşan bir ekip ile Taş Mektep isimli felsefe, sanat ve tarih merkezini hayata geçirmişler.

Köyün gelişimi, temizliği, ihtiyaçları ve mimarinin korunması konuları da aynı şekilde vizyoner bir şekilde ‘sürdürülebilir ve ekolojik yaşam ve turizm’ gözetilerek yapılıyor.

Adatepe’de iken yapabilecekleriniz:

  • Aşağı mahallelerinde Rum mimarisindeki nefis taş binaları ve yukarı mahallesinde birkaç Osmanlı konağı ile şiir gibi yamaç sokaklarını dolaşmak,
  • Restore edilmiş tarihi Rum konaklarında yer alan RefikaSabun Kayfe veya Margu’da öğle yemeği yemek veya bir kahve içmek.
  • Dev çınarların altındaki köy kahvesinde çay ve kahve içmek, köy kahvesinin yanı başındaki dondurmacılarda veya Hurmalı Kahve’de köye özel ‘otlu dondurma’lardan zencefilli, lavantalı, naneli, kekikli, ısırganlı dondurmaların tadına bakmak,

  • Hüseyin & Meral Zeytinyağı Evi’nden ve Mavras‘tan zeytin, zeytinyağı, zeytin sabunları, zeytin saklama kapları ve zeytinyağı servis şişeleri ve sabunlar almak,

  • AIA ‘dan el yapımı seramikler almak.
  • ‘bilgi zenginliğine ve düşünce çeşitliliğine ulaşma’ amacı ile kurulmuş entellektüel platform Taş Mektep’te yazlar sanat, felsefe, tarih, edebiyat atölyelerine katılmak (1947-1985 yılları arasında eğitim veren ancak öğrenci yetersizliği nedeniyle kapatılmış olan Taşmektep, 2000’li yıllarda yeniden hayata döndürüldü),

  • Adatepe köyünün tepeden manzarasını görmek için Hocakayası’na çıkmak,

 

  • nefes kesen manzarası ile tüm körfezi ve adaları ayaklar altına alan Zeus Altarı’nı ziyaret etmek. Adatepe köyüne girmeden hemen önce sağda yer alan Dede Tepe’ye yaklaşık 750 metre yukarı yürüyüp dev bir kayayı oyarak işlenmiş kare şeklindeki Zeus altarına ulaşıyorsunuz. Homeros’un İlyada destanına göre bu altar İda dağlarında yaşayan baş tanrı Zeus’a adanmış. Zeus Altarı, Antik Yunan ve Rumların, gün doğumunda tanrı Zeus için kurban kestikleri sunak alanı ve manzarası nefis. Homeros’un İlyada destanında Zeus’un doğduğu Adatepe köyünün bulunduğu yer Gargaros adı ile geçiyor. Efsane Zeus’un bu kaya üzerinden Truvalılar ile Akhalılar arasındaki savaşı yönettiğini ve Zeus ile Afrodit bir birlerine burada aşık olduğunu söylüyor. Kral Priamos’un oğlu Paris’in, Hera, Afrodit ve Athena tanrıçaları arasında seçim yapmak için düzenlediği ve Afrodit’in kazandığı güzellik yarışması bu altarın orada yapılmış. Ve Zeus Afrodit’e burada aşık olmuş.

  • Sunağın içinde bölümünde duvara oyma nişler ve işlemeler yer alıyor, Sunağın altında yer alan sarnıç ise Zeus mağarası olarak anılıyor. Ayrıca tepeden denize hakim bir konumda yer aldığı için körfezin korumak için gözlem noktasi olarak da işlev görmüş. Kayanın etrafını dönerek oyulan taş basamakları tırmanınca da Edremit körfezini ayaklar altına alan muhteşem bir manzara sizi karşılıyor, masmavi denizi çevreleyen Edremit, Akçay, Ayvalık ve karşınızda Midilli Adasını seyrediyorsunuz. Altarlar gün doğumlarını gören konuma inşaa ediliyor, bu sebeple en güzel manzarayı sabah erken yakalayabilirsiniz. Yakınarında ise Çanakkale Savaşı gazisi Erdem Dede’ye ait bir yatır yer alıyor. 

 

  • Küçükkuyu’da yer alan Adatepe Zeytinyağı Müzesi’ni ziyaret etmek. Rumlar döneminde tarihi bir sabunhane, nefis bir restorasyon geçirerek, 2001yılında misafirlerini zeytinin tarihsel yolculuğuna çıkaran bir müzeye dönüştürülmüş. Zeytin ve zeytinyağının geçmişine dair yazılı ve basılı kaynağın sınırlı olması nedeniyle Haluk ve Halil Yurtkuran kardeşler Adatepe’de zeytine adanmış bir müze kurma fikri ile yola çıkmışlar. Müze, zeytinin yaradılış efsanelerinden mitolojik öykülerine, köklerinden günümüze uzanan serüvenine tarihine, insanoğlu için öneminden, zeytin ve zeytinyağı için verilelen tüm emeklere detaylı bir anlatım sunarak, yörenin zeytin işliklerinden toplanmış tarihi taşlar, presler, fırınlar, burgu ezme makinaları, damacanalar, amforalar, el dikimi zeytin çuvalları gibi zeytin toplama, taşıma, sıkma, süzme, saklama alet ve gereçlerini sergiliyor. Ayrıca  harika sanat projesi de sunuyor. Ela Cindoruk, Nevzat Sayın, Seçkin Prim gibi 10 Türk sanatçının ‘Size dokunulabilir heykeller yaptık, sabundan çok elinize dokunan var mıdır diye düşünüp’ diyerek yaptığı 10 sabun heykel, ‘Elde Var 1’ ismi ile müzede sergileniyor.

  • Müze girişindeki tadım ve butik bölümünde kuru baskı yöntemi ile elde edilen Adatepe zeytinyağlarının tadımları yapabilir, zeytinyağı, zeytin ve sabunlar, seramikler, ahşap işleri, kitaplar satın alabilirsiniz. Zeytinin tarihine, emeğine ve kültürüne adanmış bu muhteşem müze kesinlikle ziyarete değer. Ziyaret saatleri: Her gün 08.30-18.30. Giriş ücreti: Ücretsiz
  • Küçükkuyu’da yer alan Narin Börek ve Simit Evi’nden fırından taze çıkmış baget simit alın. Bugüne kadar yediğimiz en güzel simitti!

 

      

YEŞİLYURT KÖYÜ

Adı üstünde ‘Yeşil Yurt’, çam ve zeytin ağaçları ile çevrelenmiş bu köy, Kuzey Ege’nin en yeşil köylerinden birisi. Ayvacık mevkii tepelerinde yer alan, tarihi 700 yıl öncesine dayanan Yeşilyurt Köyü, arnavut kaldırımlı sokakları, Rum mimarisinde taş evleri, tertemiz havası, yemyeşil doğası ile şiir gibi başka bir köy.

Likya, Pers, Roma medeniyetlerinin izini taşıyan İyonyanın önemli bir yerleşimi olmuş Yeşilyurt 1355 yılında Oğuzların 24 boyundan birisi olan Çepni boyunun Anadolu’ya yayılmış uç boyu tarafından Büyük Çetmi ismi ile kurulmuş. Uç beyinin küçük kardeşi de vadinin karşısındaki yamaca Küçük Çetmi ismi ile bir köy kurmuş. Cumhuriyet döneminde köy Yeşilyurt ismini almış.

Rum ve Türklerin 1924’e kadar bir arada uyum içerisinde yaşadığı, mübadele sonrası Girit ve Midilli Türk’lerinin giden Rumların evlerine yerleştiği, ve zaman içerisinde göç ile nüfusun seyrelerek hayalet bir köye dönüştüğü başka bir köy. 

Ancak yine şehirden kaçmak isteyen doğaseverlerin taş binaları alarak aslına uygun restore etmesiyle ve 1993’de ilk butik otelin açılması ile yeniden canlanmış Yeşilyurt. Sit alanı olarak koruma altında olduğu için mimari ve estetik açıdan çok güzel gelişmiş. Şimdi yamacın iki tarafında da yerleşim devam ediyor. Şimdi birçok butik otel ile hem yerli hem de yabancı turistlere ev sahipliği yapıyor.

Yeşilyurt’ta iken yapabilecekleriniz:

  • Daracık köy sokaklarında dolaşıp yeşillikle içiçe geçmiş taş mimarinin keyfine varabilirsiniz,
  • Manici Kasrı’nda öğle yemeği yiyebilir, kahve veya şarap içebilirsiniz. 

  • Kitap Kafe‘de bir kahve veya çay molası verebilirsiniz.
  • Eğer biraz klasik köy lezzetleri arıyorsanız Çakır Kahvaltı Evi, Yeşilyurt Köy Konağı, Ayten Abla’nın Kahvaltı evinde otlu gözleme ile kahvaltı yapabilir, veya köpüklü ayran eşliğinde yörenin börülce, avcı böreği, peynir helvası, kabak çiçeği dolması, acı filiz kavurması, humus ve ahtapot salatası gibi lezzetlerinin tadına varabilirsiniz.

  • Meydandaki köy kahvesinde kahvenizi veya göknar ağacı kozalağı katılmış Kaz Dağı yüksek yaylalarında yetişen özel çayınızı içebilirsiniz.

  • köyün Rum ve Türkmen izlerini bir arada taşıyan, dışı taş içi ahşap kaplı 700 yıllık tarihi cami’sini gezebilirsiniz.
  • 18.yüzyıldan günümüze kadar telefondan daktiloya, radyodan televizyona, bilgisayardan bisiklete, basın yayından ve müziğe hayatımızı kolaylaştıran ve renklendiren 500 kadar objenin gelişim ve teknolojik sürecini sergileyen Köyeden Kente Teknoloji Müzesi’ni ziyaret etmek. Barınma, ısınma, aydınlanma, haberleşme, günlük yaşam ile ilgili kronojik parçaların bulunduğu müzede ayrıca Peugeot, Opel, Mercedes, Ericsson, Motorola, Hermes gibi markaların hiç bilinmeyen hikayelerini öğreneceksiniz.
  • köy pazarından veya köydeki tezgahlardan testi peyniri, kapari, ısırgan otu, çam balı, zeytin sosu, üzüm ve incir alabilirsiniz.

    

TAHTAKUŞLAR KÖYÜ

Fatih Sultan Mehmet’in bölgeye yerleştirdiği Türkmen boylarının inşaa ettiği Tahtakuşlar Köyü ise başka bir tarihi köy. Moğol istilasından kaçarak Orta Asya’dan Anadolu’ya adım adım göç eden ve Toroslara yerleşen Oğuz Türkleri, Torosların ormanlarından elde ettikleri ağaçları işlemekte ustalaşınca Tahtacı olarak anılmaya başlanmış. Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fetih planında gerekli olan gemi ve kızakların Kazdağları ormanlarındaki kerestelerden yapılması kararlaştırılınca, ahşap işçiliğinde usta olan Tahtacı Türkmenleri, padişahın fermanı ile buraya getirilmiş. Hem donanmanın gemilerini hem de fetih malzemelerini inşa eden Türkmenler, Orta Asya’dan kalma şaman gelenek ve kültürlerini uzun yıllar kurdukları köylerde sürdürmüşler.

Ramiz Dayı olarak bilinen ünlü oyuncu Tuncel Kurtiz bu köyün bir aşığı imiş. Vasiyetinde gömülmek istediği yer her ne kadar Tahtakuşlar Köyü olsa bile, talebi köyün ihtiyar heyeti tarafından reddedilince ailesi tarafından Çamlıbel’e gömülmüş. Ancak Tahtakuşlar köyü ününü bu değerli oyuncuya borçlu.

Tahtakuşlar Köyünde iken yapabilecekleriniz:

  • Köyde doğmuş büyümüş ve ilkokul öğretmenliği yapmış Alibay Kudar tarafından kurulmuş Tahtakuşlar Müzesi- Alibey Kudar Etnografya Galerisini ziyaret edin. Orta Asya’dan göç eden Türk boylarının kültürlerine ait hikayelerinden, geleneksel yöre kıyafetlerine, şaman kültürüne dair obejelere, kilimlere ve otağ çadırlarına birçok enteresan şey göreceksiniz. Unutulmaya yüz tutmuş kültür köklerimizi öğrenmek için harika minik ve naif bir müze. Burası, 1940’lardan beri toplanan kültürel tarihi objelerden oluşturulan, Türkiyenin ilk köy etnoğrafya müzesi ve ilk halk kültürleri müzesi. Unesco başta olmak üzere 34 ödülü olan müzede dünyada sergilenen en büyük deri sırtlı 105 yaşındaki deniz kaplumbağasını da görebilirsiniz.
  • 190 yaşında olduğu tahmin edilen Tahtakuşlar Meşesi isimli denizden 125 metre yüksekliğindeki Anıt Ağacı görün. Mazı meşesi türündeki ağaç 2009 yılında anıt ağaç olarak koruma altına alınmış.
  • Geleneksel bir kahvaltı istiyorsanız İkizler Çay Bahçesi’nde nefis bir orman ve körfez manzarasına nazır, taze pişirilen otlu gözleme ile kahvaltı yapabilirsiniz.

  • Tahtakuşlar köyüne gitmişken köyün 1 kilometre üzerinde çamlar arasında doğa ile içiçe bir konumda yer alan Çamlıbel Köyü’ne gidin. (Dilerseniz araçla, dilerseniz de Tahtakuşlar köyünden 15 dakiklık bir yürüyüş ile de ulaşabilirsiniz) Konaklamak ve manzaralara nazır yöresel öğle yemeği için Zeytinbağı otel ve restoranını öneriyoruz. İsli lor, tahinli yoğurlu patlıcan, çilek soslu turp otu, yoğurtlu kereviz, peynir soslu hindima, domatesli taze börülce gibi mevsimine göre otlar ile hazırlanan mezeler, balıklı ot kaygana, kabak çiçeği tempura, otlu pastırmalı paçanga, deniz mahsüllü kokoreç, peynirli cevizli ev eriştesi, palamut karnıyarık, oğlak fırın, fener kavurma gibi ev yapımı lezzetler, baharatlı sıcak incir tatlısı ev yapımı tahinli dondurma ile, cevizli çıtır kabak tatlısı, karanfil tarçın domdurmalı sakızlı muhallebi gibi harika tatlılar sizi bekliyor.

KIZILKEÇİLİ KÖYÜ ve  SUTÜVEREN & HASAN BOĞULDU ŞELALELERİ YÜRÜYÜŞÜ 

Kızılkeçili köyünün meydanında yer alan 850 yaşındaki anıt çınarı seyrederek köy kahvesinde çay kahve için. Köy yakınında yer alan Hasan Boğuldu Göleti ve Sutüven Şelalesine yürüyün. Dostlar Lokantasında oksijenle açılan iştahınız ile ızgara köfte yiyin.

  • Hasan Boğuldu ve Sutüven Şelalesi Yürüyüşü: Kızılkeçili köyünden 3 km tırmanış ve yürüyüş mesafesinde, güzel manzaralar eşliğinde bir yürüyüşle ulaşabileceğiniz Sutüven Şelalesi ve 300 metre yukarıda Kazdağı’nın ulaşılabilen en büyük şelale ve göleti olan Hasan Boğuldu, doğanın tadını çıkarmak için ideal bir rota. (Arzu ederseniz şelaleye daha aşağıdan başlayan yürüyüş rotaları da mevcut)

 

NARLI KÖYÜ ZİYARETİ

Kaz Dağlarında iken arzu ederseniz gerçek yerlileri ile tamamen doğal köy hayatının devam ettiği Narlı köyünü ziyaret edebilirsiniz.  Narlı Köyünde mimarisi enfes tarihi bir ilkokul binası var ki, sadece onu görmek için gidilir.

Ve gitmişken tamamen yerel ürünler ile hazırlanan nefis bir kahvaltı için Çınaraltı Nazım Usta’nın Yeri’ne uğrayabilirsiniz.  Köye ve körfeze tepeden bakan çamlar altında bir öğle yemeği yemek isterseniz de Kısık Restoran’nın nefis etlerinden yiyebilirsiniz. yapabilirsiniz. 

 

AHMETÇE YALI KEŞFİ

Ahmetçe köyünün sahil tarafında yer alan bu ufacık köy, denizin yanı başında sanki 1970’lerde zamanda asılı kalmış. Denizin kıyısında balıkçı evleri, camisi, restore edilmiş birkaç binası ve kumsalı ile keşfedilmeyi bekleyen gizli bir cevher sanki.

 

KAZ DAĞLARI’NDA KAÇIRILMAYACAK LEZZET DURAKLARI

  • GÜRE’DE GORDO’DA ÖĞLE VEYA AKŞAM YEMEĞİ: Güre iskelesinde denize nazır çok özel bir gastronomi durağı Gordo. Küçük, sevimli ve samimi restoranın sahibi ve şefi Deniz Şeker, öyle inanılmaz lezzetlere imza atıyor ki, şaşırıp kalıyorsunuz. Zaten menüye birgöz atar atmaz domatesin, mantarın , mevsim sebze ve meyvelerin en tazesinin Kazdağlarının neresinden geldiğini, her yemeğin özel bir hikayesi olduğunu anlıyorsunuz. Kazdağlarında yetişen ismini hiç bilmediğiniz pek çok out ve bitkiyi öğreniyorsunuz. Bayramiç, Ezine gibi Kazdağları’nın farklı yöresel tariflerine, Deniz Bey’in maharetli yorumlarının eklendiği salatalar, mezeler, sebze ve etin muhteşem uyumunu tadacağınız yemeklerin her biri nefis. Tazecik salata, börülceli humus, biber kavurma, kıtır kabak, ahtapotlu iç pilav, bebek kalamar, bebek ahtapot, kokoreç, kaburga, Tire köfte, Orkinos steak, mantarlı dana kontrafile, lor peynirli kabak, kızılcık püreli muhallebi çok beğendiğimiz lezzetler oldu. Ev yapımı Kazdağ şerbeti de enfes. Kazdağları lezzet kültürünü 12 ay boyunca yaşatan bu restoranda yazın sahilde, kışın şömine etrafında yemek yemek gerçekten çok özel bir deneyim. (Güre İskele)
  • FİLİNTA’DA GÜN BATIMINA NAZIR AKŞAM YEMEĞİ: Denizin üzerindeki ahşap iskele üzerinde büyülü gün batımı manzaralarına nazır bir konumda hem orjinal lezzetler ile karnınızı  hem de dinginlik veren manzaraları ile ruhunuzu doyuracağınız bir adres Filinta. Kimileri ismini bildiğiniz, kimileri de ilk defa duyduğunuz mezeler, zeytinyağlılar ve deniz mahsülleri gerçekten damaklarınızı şenlendiriyor.  Kendi yaptıkları zeytinyağı o kadar lezzetliki ekmeği bandırmadan edemiyorsunuz, ancak kendinizi tutun, isli enginar,  isli midyesi, cevizli kabak, fava, güveçte eritilmis peynir, beğendili ahtapot ızgara, karagöz istavrit, levrek buğulama, barbun, pekmezli kaymaklı kabak tatlısı, güveçte helva gibi nefis lezzetler sizi bekliyor. Güleryüzlü bir ağırlama ve servis aldığınız restoran 12 ay boyunca açık. Yazın gündüzleri plaj olan Filinta, aslında kahvaltıdan öğle ve akşam yemeğine servis veriyor ancak en büyüleyici zamanı kesinlikle. (Küçükkuyu’dan Altınoluk yönüne giderken 4 km ileride sahilde , Mıhlı Mevkii)
  • AHMETÇE KÖYÜNDE SİMURG INN’DE AKŞAM YEMEĞİ: Öyle içten ve sıcacık bir ortamı var ki Simurg Inn’in, upuzun ahşap masa etrafında gönlünü doğaya, Ege’ye kaptırmış benzer insanlar ile tadı damağınızda kalan lezzetleri paylaşırken, hiç doyamadığınız sohbetler de hafızanıza kazınıyor. Bizim tattığımız lezzetler arasında, beyaz şarapta pişen ev yapımı salçalar ve baharatlar ile tatlandırılmış pırasanın tadını unutamıyoruz. Soğan  turşulu semizotu, tahinli havoc püresi, yopurtlu pazı, karides, dülger balığı, kuzu pirzola da damaklarımızda şenlik yaratan diğer lezzetler idi. Simurg Inn’den özel tariflerinin yer aldığı bir yemek kitabı bekliyoruz çok yakındaAyrıca yaz aylarında Ahmetçe köyünün altından Küçükkuyu’ya doğru denizin kıyısında Simurg Sea‘de mandalina ve zeytin bahçelerinden geçerek sahilde Simurg Inn’in muhteşem lezzetlerini tadabilirsiniz.  (Ahmetçe Köyü) 

 

KAZ DAĞLARI EKOLOJİK DURAKLARINDA LEZZET ALIŞVERİŞLERİ

 

  • SÜLEYMAN KÖY TAŞ DEĞİRMEN ZİYARETİ: Ekolojik yaşama ve doğal tarıma meraklıysanız Süleymanköy’de yer alan Taş Değirmen’i (önceden arayarak) ziyaret edebilirsiniz. Siyez, Karakılçık gibi birçok çeşitlerde doğal buğdaydan, su değirmeni mantığında çalışan elektirkli taş değirmende un öğüten Tuba ve Mustafa Ülgen çifti gerçek birer doğa ve doğal mahsül gönüllüsü. Ayvacıklı Tuba hanım ve Bayramiçli Mustafa Bey, Bayramiç’teki tarım alanlarında yetiştirdikleri buğdaylardan un yaparken, ayrıca mor, kırmızı ve parmak patates te yetiştiriyor, ev yapımı erişteler hazırlıyor ve sipariş ile Türkiye’nin her yerine gönderiyor. Sevdiğiniz ekmekleri yapan fırınların çoğu unlarını Taş Fırından alıyor. Çiftin Assos’a doğru Balabanlı köyünde Evenni isimli bir oteli ve harika bir restoranı da var. Eğer Taş Değirmen’i ziyaret etmek isterseniz mutlaka önceden haber verin, Süleymanköy’de telefon çekmediği için whatsup üzerinden mesaj atmanızı tavsiye ediyoruz. Mustafa Bey: 0 530 4801723

  • HACI ASLANLAR KÖYÜNDE EKOLOJİK ÇİFTLİK ZİYARETİ: Kaz Dağlarından Edremit’e doğru Hacı Aslanlar Köyü’nde yer alan İdamera çiftliği, mera hayvancılığı yapan, koyun ve ineklerini kendi yetiştirdiği yonca ve arpa ile besleyen ve sütünden nefis peynirler ve yoğurtlar üreten bir ekolojik. Ayrıca atalık tohumlarla, tamamen doğal yöntemlerle mevsimlik ilaçsız sebze, meyve ve şifalı bitki ekim dikimi tarımı yapılıyor, sadece kendi zeytin ağaçlarından zeytin ve zeytinyağı üretiyor. Unlarını Taş Değirmen’de öğüttürüyorlar, kendi eriştelerini yapıyorlar. Kendi zeytinlerinden zeytinyağı üretiyorlar. Ayrıca baharat karışımlarından turşuya kadar birçok farklı doğal ekolojik ürüne ulaşmak mümkün. Biz ziyaret ettiğimizde Ferit Uzunoğlu ve Avusturyalı eşi Gudrun Wagner, minik bebekleri Lara ve de Ferit Bey’in ortağı Şakir Kapankaya ile tanışma fırsatı bulduk. Hepsinin gözlerinden fışkıran doğa aşkını ve tutkusunu hissetmemenize imkan yok. Büyük bir heyecan ve heves ile felsefelerini anlatıyor, tek tek peynir yapımı süreçlerini gösteriyor, çeşit çeşit mahsüller ile dolu bostanı gezdiriyorlar. Edremitte büyümüş ve kuşaklardır ailesi tarımla uğraşan Ferit, 20 sene önce bu tarlaları almış, ardından Viyana’da ziraat mühendisi okumuş. Daha sonra aynı köyden yine çiftçi olan Şakir ile ortaklık kurmuşlar. Mevsimine göre koyun (Mart-Ağustos) ve inek (Eylül – Şubat) sütünden peynir üreten peynirhanelerindeki kazanı kendileri tasarlamış. Kazan farklı reçetelere uygun şekilde sütü önce pastörize edip, sonra soğutup, bakteri ekleyip, fermente edip, maya ekleyip tam kıvamında hazır hale getirmelerine yardımcı oluyor.
    Mevsimine göre 3 ila 5 çeşit peynir üretiyorlar. Bizim tadına baktığımız Camamber tarzı olan Tamamber (ismin güzelliği), Zeytinyağlı ve Taze peynir gerçekten enfesti. Ayrıca mahzende olgunlaşan peynirler de üretiyorlar.
    Ferit’in Avusturalyalı eşi Gudrun 7 sene önce buraya yerleşmiş ve biz ziyaret ettiğimizde (2020) bebekleri Lara 11 aylık idi. İneklerin, koyunların, tavukların, zeytinlerin, sebzelerin, şifalı otların arasında tam bir doğa çocuğu olarak yetişiyor. Tamamen doğal ve döngüsel tarım prensipleri uygulayan İda Mera, zeytin hasadı toplarken yemelik ve yağlık zeytinlerin dışında kalanları koyun ve ineklere veriyor, hayvanların gübresi de Zeytincilik ve ekim dikim yapılan toprağa geri veriliyor. Böylece doğal döngü tamamlanıyor.  Tüm mahsülleri fide ve tohumdan, hiç bir başka yapay veya kimyasal müdahale yapmıyorlar. Zeyinliklerinden çıkan sihay ve yeşil zeytinin ve kendi doğal zeytinyağları gerçekten çok lezzetli. Bostanlarında ise ‘Bio intensive’ tarım uygulanıyor. Sadece 2 dönümlük arazide yetişen turp, reyhan, roka, biber, kavun, patlıcan, domtes, nar, domates patlıcan arası tomatillo’ların arasından yürüken çeşitliliğe ve verimliliğe hayran kaldık. Adım adım dolaşırken pizza otu, oğul otu, after eight biberiye, limon otu, limon melisa gibi çok değişik otlara raslatık. Bahçede yetişen mahsüllerden çan ve acı biber turşusu, kereviz yaprağı, kekik, adaçay, biberiye, tılsım ve svetia gibi baharat harmanları, tomatillo chutney yapıyorlar. İdamera kendi ayrıca buğday ve çavdarından un yapıyor. Sipariş ile yukarıda saydığımız herşeyi Türkiye’nin dört bir yanına gönderiyorlar. Salı günleri sipariş günü. Dilerseniz önceden arayarak çiftliği ziyaret edebilir ve ürüleri alabilirsiniz. (Ferit Bey: 0 530 920 86 76)

 

EDREMİT’TE LEZZET ALIŞVERİŞİ DURAKLARI

  • Tıflıpaşa Helvacısı, Edremit: On nesildir Edremit’te helva üretimi yapan Helvacıoğlu ailesi, kuşaktan kuşağa geçen geleneksel bilgiyi bugün hala devam ettiriyor. Endüstriyel yöntemle değil, elle karıştırılıyor helva. Tıflıpaşa’da helva ve tahinin yanı sıra lokum, akide şekeri, kadayıf ve şurup da bulabilirsiniz. Gazicelal Mh. 494. Sk. No:12/C, 10300 Edremit
  • Mustafa Tan, Dr. Tan, Edremit: Dr. Tan markası 2013 yılında kurulmuş ama Tan ailesinde zeytin, zeytinyağı ve sabunu üretimi 1893’ten beri devam ediyor. Dr. Tan zeytinyağının bir özelliği de sadece Edremit zeytininden, “tek yöre” ve “tek bahçe” olması. Ziraat yüksek mühendisi Dr. Mustafa Tan, yıllarca Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Birliğinde çalışmış, tüm Ege Bölgesinde zeytin verimiyle ilgili çalışmalar yapmış, eğitimler vermiş biri aynı zamanda. Dr. Tan ürünleri içinde zeytinyağının yarı sıra çizik ve kırma yeşil zeytin, sele zeytini ve çok kaliteli zeytinyağı sabunu da bulunuyor. drtanzeytinyagi.com

 

 

 

YOLCULUK TERAPİSİ KAZ DAĞLARI YAZILARI

 

Zeynep Atılgan Boneval