AYVALIK ROTALARI 1: ESKİ AYVALIK, KEŞİFLERİ VE REHBERİ + ÇAMLIK, SARMISAKLI

AYVALIK KEŞİFLERİ VE ROTALARI
Eğer kışın, ilkbaharda veya sonbaharda, deniz mevsiminin başlamamış/bitmiş olduğu dönemde Ayvalık’ta iseniz, Ayvalık’ı kendinize merkez alarak günübirlik sürüş ve yürüyüş rotaları belirleyip Eski Ayvalık, Cunda, Madra Dağları, zeytinci köyleri ve Kozak Yaylası, Bergama gibi civar keşifleri yapabilirsiniz.  Bizce zaten Ayvalık’ın en güzel dönemleri baharlar ve kış ayları. Çünkü Ayvalık ve civarı yazın çok kalabalık oluyor. Ancak eğer yaz aylarında Ayvalık’taysanız, ve deniz keyfi yapmak istiyorsanız Cunda’da kalmayı tercih edebilirsiniz.

Biz 2018-2020 yılları arasında, denizin kıyısında eski bir zeytinyağı fabrikasından butik otele dönüştürülen Sızma Han’ı kendimize merkez alıp, 4 kez kez 3-5 günlük keşif gezileri yaptık Ayvalık’ta. Daha sonra Cunda Despot evinde, ardından Ayvalık Macaron Konağında, en son olarak da Sobe Cunda’da konaklayarak Cunda, Ayvalık ve civar keşiflerimizi yeniledik.

Ve son 5 senede farklı mevsimlerde yaptığımız 7 gezide, hem bölgedeki müze ve anıtları ve doğal güzellikleri gezdik, hem de harika restoran, kafe ve şarap tadım gibi lezzet molalarını güncel olarak keşfetmeye devam ettik, hem de gün batımı noktaları, yürüyüş rotaları gibi farklı keyif noktalarının tadına vardık. Tutkunu olduğum bu topraklarda biz gezip yeni yerler keşfettikçe ve öğrendikçe, bu yazı serisi de sürekli güncellenmeye devam edecek.

 

 

Adım Adım Tarihi Ayvalık Sokakları 

Ayvalık’ı keşfetmenin en güzel yolu tarihi taş Rum evleri ile bezenmiş sokaklarda yürümek. Sokakların bir kısmı trafiğe kapalı olduğu ve mimarinin, sürpriz keşiflerin tadı en güzel yürüyerek dolaşırken sürülebildiği için kendinizi Ayvalık sokaklarına teslim edebilirsiniz. (Ben rotayı bir tam günlük gibi belirttim ancak Ayvalık’ta keşfedecek ve yaşanacak o kadar çok şey var ki,  hepsini yapmak birkaç gün ve gecenizi alacaktır)  

Evet ver elini eski Ayvalık…

Tarihi Ayvalık keşifleri için Sakarya mahallesinden başlayıp, İsmet Paşa, Macaron Mahallelerini takip ederek bir ring yapıp yeniden Sakarya mahallesi sahilinde 2023 sonbaharında açılacak Rahmi Koç Müzesinde turunuzu tamamlayabilirsiniz.

Sakarya mahallesi Ayvalık’ın yeni gelişen mahallesi.  

Eğer önce güzel bir kahve ile keşiflerimize başlayalım diyorsanız, adresiniz nefis 3. dalga kahveler sunan Crow Coffee & Roastery. Özenle kavurdukları ve demledikleri kahveleri ile tam bir müdavim adresi Crow. Ayrıca Ayvalık’ta birçok kafe ve restoran kahvesini buradan alıyor. Sakarya, Cumhuriyet Cd. No:218, 

 

Sonra adresiniz Moyy Atölye. Yıllardır Fırtına Vadisindeki Moyy Kafe ve Atölyeye gitmek isterim. Ancak Karadeniz seferlerim hep Şavşat ve Macahel’e oldu, ve Fırtına Vadisi hala kısmet olamadı.  Neden mi Moyy’u görmek ve yaratıcısı Özlem Hanım ile tanışmak istedim? Çünkü yıllar önce tüm hayatını değiştirecek şekilde vadiye taşınacak kadar cesur, bulunduğu köye, vadiye, insanlarına, kültürüne, doğasına değer katmak üzere, kayıp zamanın izinden giderek bölgedeki eski işçilikleri, materyallerin hikayelerini bir arkeolog gibi kazarak, yeniden –modern yaşama adapte edilmiş şekilde- hayat bulmalarını sağlayacak kadar yaratıcı ve kıymetli bir kadın olduğu için. Ve sonunda Fırtına Vadisinde olmasa bile Ayvalık’ta tanışma fırsatı buldum Özlem Hanım ile. Çünkü Fırtına Vadisine kardeş gelen Ayvalık Moyy Atöyle ile Özlem Hanım’ın artık bir ayapı Karadeniz’de bir ayağı Ege’de. Ayvalık Sakarya mahallesinde tarihi bir köşe binada yer alan ışıl ışıl Moyy atölye & kafe, bir yandan kendi üretimi olan diğer yandan yerel üreticiyi destekleyen, bakmaya, dokunmaya, koklamaya doyamadığınız tasarımları sunan bir harikalar diyarı. Anadolu ve Karadeniz kültürüne ait değerlerin yeniden yorumlanarak modern zamana uyumlandığı bu atölyenin, en iç huzuru veren ve mutlu eden tarafı ise tüm ürünlerin hammaddelerinin doğal olduğunu, adil ve lokal ekonomiyi destekleyecek şekilde üretildiğini bilmek. Doğal olarak üretilmiş elbise, pantolon, sort, bluz, kimono gibi kıyafetler, şallar, çantalar, tikina (sırt çantası),  şamdan, el doukması sofra servisleri, peçete, bardak altlıkları, ekmek, çay torbaları,sepetler, semli tabureler, tütsülük ve hatta dönem dönem yöresel bal bile bulabildiğiniz Moyy Atölye’nin internet sayfasından da sipariş verebiliyorsunuz. Ancak öyle duyarlı bir tasarım atölyesi ki, internet misafirlerini karbon ayakizini düşünerek alışverişlerini yapmaya yönlendiriyor.  Ayrıca blog’unda Feretiko (yurtdışında Trabzon keteni, yurt içinde ise Rize Bezi olarak da geçen) antik kumaş üretim geleneği, sepet örücülüğü, el örücülüğü gibi zanaatler hakkında kadim bilgiler paylaşıyor. Zaman zaman Karadeniz’de Fırtınada Yenilen isimli kişisel bakım kampı gibi veya Trata Ayvalık ve Orman Cunda’yı Fırtına’ya taşıyarak Karadeniz’de Ege esintisi estirecek etkinlikler düzenleyen Özlem Hanım eminim Ayvalık’ta da iki bölgeyi buluşturacak benzer etkinlikler yapacaktır. Ayrıca Özlem Hanım Ayvalık’ta bulunduğu dönemlerde Çamlıhemşin’e 5 dakika uzaklıktaki Aşağı Vice dağ köyünde minik bir ahşap ev deneyimi sunmak üzere Moyy Mini Cabin’I konaklamak isteyenlere kiralıyor.

Ülkesinin kaybolmaya yüz tutan değerlerine sahip çıkarak bizlerle buluşturmak için bu kadar çok emek ve özen gösteren bir kadın girişimciyi ve duyarlı insanı takdir etmemek mümkün değil.

Zaten Moyy atölye kendisini şöyle özetliyor: ‘eskiye dair sevdiğimiz herşeyin yeni hali’. Özlem Hanım’ın dilinden Moyy Atöyle: Fırtına Vadisi’nden hareketle, Anadolu’nun el zanaatlerinin günümüz ihtiyaçları doğrultusunda yeniden can bulması fikri ile şekillendi Moyy Atöyle. Yok olmaya yüz tutmuş pek çok zanaati tekrar kullanıma sunarak, el emeğinin hakettiği değer ile buluşmasına yardımcı olmayı amaçlıyoruz. Birkaç yıldır izini sürdüğümüz Feretiko (kendir kumaşı) dokuması başta olmak üzere; atölye çatısı altında, el örgüsü, porselen, ahşap gibi alanlarda yerel üreticilerle çalışarak, bugünden yarına miras kalacak nitelikte ürünler üretiyoruz. Bir zamanlar saray giysilerinin dokunduğu Feretiko’nun topraktan başlayan üretim sürecini yeniden başlatmak, uzun vadede gerçekleştirmek istediğimiz hedeflerimizin başında geliyor. Kendir aynı zamanda doğal ve geleneksel arıcılık için çok gerekli bir bitkidir. Bu hedefe ulaştığımızda Moyy Atölye’nin çok önemsediği karakovan (geleneksel arıcılık) ürünlerinin sürdürülebilirliği de desteklenmiş olacaktır. Moyy Atölye olarak, kitlesel tüketim alışkanlıklarına alternatif, adil, doğru ve kaliteli bir üretim şekli öneriyoruz. Ürünlerimizin büyük çoğunluğu Hemşin ve civarında yaşayan kadınlarla ortak çalışma yürütülerek üretilmektedir. Amacımız özellikle kadınların yerel kalkınmadaki liderliklerini güçlendirmek, yerel ekonomiyi desteklemektir. Satın almış olduğunuz ürün, günlük yaşamınızın bir parçası olurken, gelecek kuşaklara miras bırakabilmeniz için, elde, zaman ve mekan kaygısı olmadan, özenle üretilmektedir. Ekolojiye, insan doğasına ve diğer tüm canlılara saygıyla üretilen bu özel ürünlerin yaşamınıza mutluluk ve değer katması dileğiyle…

 

Sakarya Mahallesinden İsmet Paşa Mahallesine doğru ilerlerken, Ayvalığın en güzel taş Rum evlerinin yer aldığı bir Cumhuriyet, İsmet Paşa ve Maraşal Fevzi Çakmak caddelerini bir ileri bir geri yürüyerek dolaşırken harika bir keşfimiz oldu: La Maison de Barbara. Burası bir sanat evi. Eski bir deri yıkama atölyesinden kalma tarihi bina, Şerif Kaynar tarafından satın alınıp, mimar Fırat Aykaç ve tasarımcı Tulya Madra tarafından çelik konstrüksüyon, beton, sarımsak taşı ve zeytin ağacı kullanılarak, 13 metre tavan yüksekliğinde muhteşem bir sanat evine dönüştürülmüş. Şerif Kaynar’ın hayranı olduğu 1930-1997 yılları arasında yaşamış Fransız piyanist şarkıcı Barbara’ya adanmış bu mekan, farklı sanatçılara bir süre çalışma ve yaşama alanı olarak ev sahipliği yapıyor.  Yerli ve uluslararası tüm disiplinlerdeki sanatçılara, yazarlara, müzisyenlere, akademisyenlere, kuratörlere ve kreatif kişilere açık olan bu ‘Residency’ programı kapsamında seçici komite tarafından seçilen sanatçılar, 3 Katlı 80m2’lik ana bina, 35m2’lik avlu ve 30m2’lik stüdyo alanında, 5 hafta ile 16 hafta arasında konaklayıp sanat çalışmaları gerçekleştiriyor, ve kendi eserlerinin yanı sıra evden ayrılmadan Barbara temalı bir eser bırakıyorlar. Bu güne kadar Barbara Fuat Çağatay, Seçil Erel, Mahmut Celayır, Aslı Kutluay, Barış Sarıbaş, Larissa Araz’a ev sahipliği yapmış.  (Mareşal Fevzi Çakmak Caddesi No.162)

 

Minik mir meydanda yer alan Gazozcu Faik’in eski bakkal görünümlü dükkanına bir göz atmayı ihmal etmeyin. Her yerinden farklı birşey sarkan hırdavatçı gibi gözüken dükkanın sahibi Faik, gerçekten nüktedan bir şair. Ürünlerin üzerindeki yazıları okursanız anlayacaksınız. Ayvalık için yazdığı şiiri sorun kendisine, göstersin, nasıl bir Ayvalık gönüllüsü olduğunu anladığınızda gözleriniz dolacak.

Köşesinde yer alan Ayvalık Meyhanesi de günlük taze mezeleri ve deniz mahsulü ağırlıklı lezzetleri ile keyifli bir akşam yemeği durağı.

Kahve molası vermek isterseniz adresiniz az ilerideki GREY ZONE. Tarihi tek katlı bir Rum taş binasının modern restorasyonu olan bu keyifli kahve evinde kahvenizi yudumlarken, özel tatlılarını da deneyebilirsiniz. İster önünde ister asmaların altındaki karşı bahçesindeki masalarında ya da içeride taş duvarları arasında, Kolombiya kahveleri ağırlıklı nefis kahve çeşitlerini içip, günlük lezzetlerin tadına bakabilirsiniz. Ancak Grey Zone asıl akşamları Ayvalık’ın gözde bir buluşma adresi.    

Az sonra karşınıza Küçük Han çıkacak. Ayvalık’ın İsmet Paşa mahallesinde 19. yüzyıl ortasında inşa edilmiş Küçük Han, kentin yeniden ‘agorası’ olmayı kendine mesele edinerek, İnci Vural tarafından kente yeniden kazandırılmış.  Küçük Han, bir yandan dükkan, kafe, bistro, ofislere diğer yandan da sergi, film gösterimi, söyleşi ve sanat performanslarına ev sahipliği yapıyor. Küçük Han açılışını 2 Eylül 2022 tarihleri arasında Beral Madra’nın sanat danışmanlığında, Ayvalıklı sanatçıların eserlerinin yer aldığı “Kayıp Zamanın İzinde” sergisi ile yapmış. İçinde Kaçkar Dağları’ndan doğal ve sağlıklı gıda & tasarım ürünler  ve sürdürülebilir yaşam gereçleri satan, bir diğer şubesi Çamlıhemşin Çinçiva köyünde yer alan Peri Dükkan, artizan çikolata ve tatlılar satan Navu Chocolate çikolata dükkanı ve pastanesi, kokteyl tasarımcısı Tolga Subaşı’nın müzik performanslarına da ev sahipliği yapan Yuri gastro pub yer alıyor. 

 

 

Ardından rota Taksiyarhis Kilisesi Anıt Müzesi. Rumca ‘Baş Melek’ anlamına gelen Taksiyarhis Ayvalık’ın ilk ve en eski kilisesi. Taş duvar ve ahşap sütunlu dış yapısı çok mütevazi olsa da, neo-klasik stilde zarif ve ihtişamlı iç mekanı ve Hz. İsa’nın yaşam hikayesinin anlatıldığı ikonaları oldukça etkileyici. Kilise ilk olarak 15. yy.’da küçük bir kilise olarak inşa edilmiş. 16.yy sonu ile 17.yy başında bir Rum yerleşkesi olarak Ayvalık epey gelişince, kilise 1753 yılında büyütülmüş. 1844 yılında ise yeniden inşa edilmiş. Ancak birçok deprem geçirmiş olduğun için ilk döneminden geriye eser kalmamış.

Bemanın üzerindeki Pavlus ve Petrus’un binanın tanrıya sunumu freskosu ve güney bahçe girişinin üzerindeki 1753 tarihli kitabe, 2. dönemden kalma eserler. Girişin üzerinde yer alan 1844 tarihli kitabe ise kilisenin 3. dönemine ait. Kilise Kurtuluş Savaşından sonra tekel deposu olarak kullanılmış, 2012 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından restorasyonu tamamlanmış ve 2013 yılında müze olarak faaliyete geçmiş.

Ayvalık’ta bugün camii olarak işlev gören iki görkemli kilise binası daha var. İlki Saatli Cami. Ayvalık’ın ekonomik olarak en güçlü olduğu dönemlerde 1870 yılında Agios Yannis Kilisesi olarak Rumlar tarafından inşa edilmiş. 1928 yılında mübadele sonrası camiye çevrilip içindeki Hristiyanlık dinine ait freskolar silinmiş. İhtişamlı yapının yüksekliği 24 metre, saatin yer aldığı çan kulesinin yüksekliği 24 metre, ve sonradan eklenen minarenin yüksekliği ise 44 metre. Bahçesindeki çamlar ve çınarların arasında upuzun yükselen çan kulesi ve minare görkemli bir görüntü sergiliyor.

Diğeri ise Çınarlı Camii. Hamdibey Mahallesi’nde doğru ilerlediğinizde Alibey caddesinde yer alan kilise, yine Ayvalık halkının ekonomik ve siyasal yönden en güçlü olduğu dönem olan özerklik döneminde inşa edilmiş ve 1790’lı yıllarda tamamlanmış. 3 dönümlük bir bahçede 600 metrekarelik bir alana Yunan Haçı şeklinde 30 metre yüksekliğinde inşaa edilen kilise gerçekten kocaman ve ihtişamlı bir görüntü sergiliyor. Kilise 1923 yılında camiye çevrilince müezzin mahfili ve mihrap eklenmiş.

Saatli Cami’nin hemen arkasındaki aralıkta yer alan  Moka Seramik, nefis el işi seramikleri ile bir ziyareti hak ediyor. Muradiye Çarşı Ar. No:5

Ardından bir Alibey Caddesinin sonuna kadar ilerleyip, meydanda yer alan Şeytanın Kahvesi’nde bir kahve veya koruk suyu içmek için mola verebilirsiniz. Şeytanın kahvesinin isminin bir hikayesi var: Halil sevimli ve hareketli bir çocuktur, çocuk aklı ile Rum kadınlar çalı ateşinde gözleme pişirirken onlara küçük küçük taşlar atar, ama duvarın arkasından attığı için kimse onu göremez. Kadınlar sonunda taşın nereden geldiğini keşfeder ve Şeytan Halil diye çağırmaya başlarlar. Mübadele’den 45 gün önce Ayvalık’a gelen ilk Türk mübadillerden olan Halil bu kahveyi açar. Vefatından sonra çocukları ve torunları kahveyi devam ettirir. (13 Nisan Cd. No:2)

Hemen yanı başı komuşusu olan Çöp Madam’a mutlaka uğrayın. Ayvalık’a gönül vermiş Kanadalı bir sanatçı olan Tara Hanım’ın başlattığı bu sosyal dayanışma girişimi 10. yılını tamamlıyor. Hiç çalışmayan ve kazancı olmayan Ayvalık’lı kadınlara hem bir meşgale hem de bir gelir sağlayan bu girişimin prensibi şöyle işliyor: Ayvalıklı ev hanımları zaman zaman evlerinde veya atölyede, kumaşlar, cips kağıtları, gazoz kapakları, yem torbaları, un çuvalları gibi geri dönüşüm atıklarını değerlendirerek, çeşit çeşit dekoratif objeler üretiyor ve her ürüne kimin el emeği ise onun ismi konuyor, geliri de o kişiye aylık olarak veriliyor.

Bu sayede hem çalışmayan kadınlar ekonomik bir özgürlük kazanıyor, hem de yerel halkın gelen turist ile sadece anlık değil el emeği göz nuru ekolojik hatıralık bir bağı da kurulmuş oluyor. (13 Nisan Cd. No:2)

Bu meydanda harika birkaç adres daha var: İlki Keçeden el yapımı kıyfetler ve aksesuarlar yaratan Keche Evi.

İkincisi Ayvalık’ın ilk sanat kırtasiyesi ve atölyesi olan, resim, çizim, seramik gibi uğraşları olanların istediği her şeyi bulabileceği  Arkipel. Arkipel Mayıs -Eylül ayları arasında açık. Burada nefis çocuk kitapları da satılıyor, ve dönem dönem sanat atölyeleri düzenleniyor.

Eğer kahve ve tatlı molanızı daha ileride vermek isterseniz Ayvalık’ın en karakterli ve tatlı kafelerinden birisi olan Pinola’ya uğrayabilirsiniz. Kendinizi evde gibi hissedeceğiniz bu sevimli mekanda küçük bir kütüphane ve karşısında rahatça kitap okuyabileceğiniz yastıklarla dolu bir oturma köşesi de yer alıyor, sakin ve huzurlu atmosferi çok keyifli. Ev yapımı makarnaları, kişleri, ekmekleri, mevsimlik karadut suyu, koruk suyu ve erik suyu, erikli cheesecake ve çikolatalı mus gibi lezzetleri çok seviliyor. Kahvaltısı için gideni de çok. (13 Nisan Cad. No 27 3.sokak)

Pinola’dan az ileride ilerlerken sol koldaki Bilir Kardeşler Fırınına mutlaka uğrayın ve penceresindeki yazıyı bir okuyun. Taze fırından çıkmış ekmekleri ve çörekleri ve tuzluları da çok lezzetli. 

Az ileride sağ kolda Yasemin Atasel Seramik dükkanı ve atölyesini göreceksiniz. Burası da el yapımı seramikleri ile renkli ve cıvıl cıvıl bir durak.     

13 Nisan Cad. No 51’de yer alan Paleo Ayvalık ise, İskandinav stiliyle, vintage aksesuarları ve yeşili buluşturan nefis bir mekan. Bizce Ayvalık’ın en güzel kahvecisi olan Paleo’da 3. dalga kahveler gerçekten çok lezzetli. Günlük olarak değişen tatlılar ve frozen içecekler de harika.

 

Şimdi adres Ayvalık’ın en yeni hazinesi ASKEV ve  Melin Kahve/CaféAyvalık’ın görkemli taş Rum binalarının sıralandığı daracık sokaklarında yürürken, ASKEV’in kapısından girdiğiniz kendinizi adeta bir cennet bahçesinde buluyorsunuz. Nefis kültür-sanat etkinliklerine ev sahipliği yapan harika bir SERA’yı, Melin Kafe ve dükkanı, sanatçı evi, müze ev, kitaplık ve gençlere çalışma ortamını, 65 çeşit bitkiye, ağaçlara ve iki farklı süs havuzuna ev sahipliği yapan bir botanik bahçeyi içinde barındıran ASKEV, gerçekten insanın ruhunu, gönlünü, zihnini ve damağını besleyen büyülü bir ortam.  Yemyeşil kocaman bahçe içinde yer alan Melin Kafe, ağaçlar ve bitkilerin arasında kendinizi Avatar filminde gibi hissettiğiniz huzurlu bir mekan. Kışın kafe 16 tropik bitkinin bulunduğu serada, mutfak ve kitaplığın bulunduğu okuma odasında hizmet veriyor. Kahvaltıdan akşamüzerine kadar gün boyu lezzetler sunduğu kafede, içtiğiniz kahvenin aromatik bitkileri narenciye bahçesindeki tarhta yetişiyor. Mutfakta kullanılan erken hasat natürel sızma Melin Zeytinyağı, ayrıca burada bulunan dükkanda satılıyor. Melin Kafe ve Melin Zeytinyağı satışından elde edilen gelirin tamamı ASKEV vakfının eğitim bursuna aktarılıyor. ASKEV, Ayvalık ve Kuzey Ege öncelikli olmak üzere toplumun eğitim, bilim, kültür, sanat ve doğa duyarlılığının yükseltilmesine katkıda bulunmak amacıyla kurulmuş bir vakıf. Melin Ailesi,Ayvalık’taki ev, bahçe ve tamamlayıcı binalarını, vakıf merkezi olarak belirleyip, kültür sanat etkinliklerine ev sahipliği yapan ASKEV SERA, sanatçı evi, müze ev, kitaplık, gençlere çalışma ortamı, Melin Kafe, dükkan ve botanik bahçe olarak ziyaretçilere açmışlar.  Türkiye’nin önde gelen kültür insanlarını, edebiyatçılarını, şairlerini, müzisyenlerini ağırlayarak Ayvalık’ın kültürel hayatına katkıda bulunmayı hedefleyen ASKEV Sera, 19 Mayıs 2023’te izleyicilerle buluşmuş. Bu güne kadar film festivali, konserler, sanatçı sohbetleri gibi kültür sanat etkinliklerine ev sahipliği yapan 110 kişilik Askev Sera’nın etkinlik programını www.askev.org.tr internet sitesinden ve @askevkurumsal instagram hesabından takip edebiliyorsunuz.

Söyleşi, dinleti ve film gösterimleri Ocak ayı hariç yıl boyu devam ediyor. ASKEV Vakfı; Ayvalık ve Kuzey Ege öncelikli olmak üzere, ülke genelinde maddi olanakları sınırlı ailelerin yetenekli, çalışkan, gelişmeye açık gençlerini, toplumun eğitim, bilim, kültür, sanat, doğa duyarlılığı düzeyinin yükselmesine katkıda bulunmak amacı ile eğitim bursu ile destekliyor. Rahmetli ablası Nevin Bilginer ve rahmetli eşi Binnaz Melin’in toplumsal sorumluluk misyonunu ASKEV’de yaşatan Ergin Melin’in anlatımı ile vakfın hikayesi şöyle: 1980’li yılların başında yakın arkadaşımız Altan Denizsel’in mimarlığını yaptığı Ayvalık Zeytinköy’de küçük bir ev alarak yarı Ayvalıklı olduk. 1990’ların sonuna doğru da gene yakın arkadaşımız Filiz Ali’nin bizim için Zafer Sokakta (Uzun Sokak) bulduğu Derneli’lerin 19.YY son çeyreğinden kalma taş evine geçtik. Yaşımız ilerledikçe vakıf kurarak toplumumuza kalıcı katkıda bulunma duygumuz güçlendi. Ablam Nevin Bilginer 55 yıllık mutlu evlilikten sonra eşi Mehmet Bilginer’i yitirince, özellikle eğitim ve kültür alanında kalıcı eserler bırakmak istedi. Tevitöl TEV İnanç Türkeş Özel Lisesine görkemli bir Kültür ve Sanat Merkezinin yapımını üstlendi. Yazık ki açılışına ömrü yetmedi. Ablamdan sonra, onun da isteği doğrultusunda vakıf kurma işine iyice soyunduk. Eşim Binnaz’ın uzun eğitimci hayatından değerli öğretmen arkadaşları, Tevitöl’den öğrencileri, benim yıllardır birlikte olduğum iş arkadaşlarım toplam 18 kurucu üye ile 2016-17 yıllarını kapsayan hazırlıklardan sonra 28 Eylül 2017’de Bilginer-Melin Ayvalık Sanat Kültür Eğitim Vakfı (ASKEV) kuruldu. Kendi sınırlı olanaklarımızla kurulan vakfı, kalıcı gelir getirici yatırımla (zeytinlik) desteklemek için Ayvalık’ın uygun konumu Kozak yolunun başlangıcında 350-400 yıllık, 110 dönüm, 850 ağaç zeytinlik 2017 Aralık ayında aile tarafından alındı. Zeytinlikten elde edilen tüm gelirler vakfı destekliyor.

Ocak ayı hariç senenin 11 ayı gerçekleşen dopdolu etklinliklerleri ve cennet gibi bahçesi ile ASKEV ve Melin Kafe Ayvalık için muhteşem bir değer.

Tekrar kendinizi sokaklara vurup, 13 Nisan Caddesi üzerinde ve onu kesen caddelerdeki harika Rum evlerini seyrederek ilerleyip, Merkez Hastane Caddesinden 9. Sokağa inip, yeni restore edilen Ayazma Kilisesini görün. Ayazma, Kemal Paşa Mahallesinde binalar arasında kaybolmuş olan bu tarihi bina, muhteşem bir restorasyon geçirerek Mart 2018’de müze olarak açıldı. İçindeki su kaynağı kutsal ve şifalı kabul edildiğinden Ayazma veya Faneromeni Kilisesi diye anılan kilisenin girişindeki alınlıkta 1890 tarihi yazıyor. Sarımsak taşından Neo-klasik üslüpta inşaa edilmiş kilise, girişindeki Korint tipi dört adet sütunun üzerindeki arşitrav ve üçgen alınlık ile yunan tapınaklarını andırıyor. Zaman içerisinde kilise, zeytinyağı fabrıkası, tütün deposu gibi değişik amaçlarla kullanılan kiliseye, asma kat niteliğinde bir kat eklenmiş. Beşik çatı ile örtülmüş ve çatının kare bölümlerinin her birinin ortasına alçıdan çiçek kabartmaları yerleştirilmiş. Şimdi çok güzel bir restorasyondan geçerek hem ziyarete açılmış hem de konser ve sergi gibi etkinliklere ev sahipliği yapıyor.

Ayazmadan sonra Barbaros Caddesi üzerinden geri dönüp, Macaron Mahallesini keşfedin. Türkçe karşılığı Mercanköşk anlamına gelen Latince Marjoram kelimesinden türetilmiş kekik ailesinden bir bitki türü, Rumcada Macaron haline dönüşmüş. Bu mahallede vakti zamanında çok yetiştirildiğinden mahalleye Macaron deniliyor. Ayrıca Girit Mübadilleri tarafından bu bitkiye (kahveye de konulduğu için) ‘‘Kahve kokusu” da denilirmiş. Ayvalık’ın en eski bölgelerinden biri olan Macaron, 100-150 yıllık Neo-Klasik üslupta Sarımsak taşından yapılmış tarihi taş evleri ve dar sokaklarıyla geçmişin izlerini hala yaşatan bir mahalle.  Çocukluğumun yazlarının geçtiği, rahmetli babaanne ve dedemin eski Rum evinin olduğu mahalle de burası.

Ayvalık’taki Macaron mahallesinin en yenilerinden E’la Ayvalık, şef Ersin Saykan’ın yaratıcı yorumlarıyla çağdaş Kuzey Ege lezzetleri sunan bir restoran.  Daha deneme şansı bulamadığım, gündüz kapalıyken kapısını çalıp kısaca yemek salonu ve avlusunu gezme şansı bulduğum, Ersin Şef ile kısa bir telefon görüşmesi yaptığım E’la Ayvalık, gördüğüm kadarı ile lezzet ve estetiği bir arada sunan rafine bir restoran. Deneyimleyen arkadaşlarımdan duyduğum kadarı ile Ersin Şef’in yaratıcı dokunuşlarıyla hazırladığı özgün tarfiler, damakta iz bırakan tatlara dönüşüyormuş. Gündüz gördüğümde bile çok etkilendiğim mekan, gecenin ışıkları ve sofralardaki sanat eseri gibi tabaklarla büyülü bir atmosfere dönüşüyor eminim. En kısa zamanda yeniden Ayvalık’a gidip, lakerda tartar, koruklu çiğ kaya levreği, ağır ateşte pişmiş dana yanak; kırmızı şaraplı sos ile, Cunda ahtapot dilimleri; sütlü ve damla sakızlı adaçayı sosu ile, Girit kabağına sarılı levrek fileto, acı biber reçeli ve mayhoş semizotu salatası, Höşmerim crumble ve kırmızı şaraplı buzlama gibi lezzetlerini tatmak istiyorum. Yaz kış açık olması Ayvalık için çok sevindirici bir değer. (E’la sadece akşamları açık) 

Acıktıysanız adresiniz Ediz’s Macaron. Ayvalık’lı arkadaşlarımızın hamburgerine bayıldığı, Macaron mahallesinde yer alan müdavim bistrosu.

Macaron’un tarihi kahveleri olan Mor Salkım veya Çamlı Kahve’de bir kahve molası veya Macaron Muhallebicisi’nde bir tatlı molası verebilirsiniz.  (Barbaros Cd. 15. Sk.)

 

Barbaros caddesi üzerinde ilerlediğinizde Macaron Konağı’na ulaşacaksınız. Ayvalık’ın eski günlerini canlandıran bu nefis konak, bizim eski  aile evimizin bulunduğu sokağın da başında yer alıyor. 2014’de burayı gezmiş babacığımın sözleri ile ‘doğduğum sokaktaki bir evin bu kadar güzel restore edilip bir konuk evine çevrileceği, konağınızı gezinceye kadar aklımın ucundan bile geçmezdi’.

Macaron Konağının içindeki harikalar diyarı Artizan Bakkal‘da ekşi mayalı ekmek, kurabiye gibi ev yapımı ürünler, mercan köşklü sepet peyniri, zeytinyağı ve zeytin, bahçe meyvesi ve reçelleri bulabilirsiniz. Bu lezzetleri satın alabilir ya da keyifli bahçesinde tadına bakabilirsiniz.

 

Arzu ederseniz Barbaros Caddesi üzerinde Ayvalık el sanatları duraklarını, seramik ve ahşap atölyelerini ve sahaflarını keşfedebilirsiniz: Babu Tasarım’da ahşap ve vitray, Atölye Latif’te seramik ve terracotta,  Zeusstones’da el boyama taş ve takı, Atölye Mavice’de el boyama deniz kabukları, Ece’nin Sepeti’nde ev yapımı el tekstilleri, İspanyo’un Atölyesi’nde seramik ve ev dekorasyon objeleri,  Tavanarası’nda antika ve cam altı ürünler, Eski’z Sahaf’da eski kitaplar ve vintage eşyalar, Atölye Zilli’de seramik uygulamaları, Elif Boncuk’ta takılar, Gülen Odun’da ağaç işleri, Şura Çamurlu Düşler Atölyesi’nde seramik ve çiniler, Tüvit Nostaljik Elbise Dükkan’da 2. El elbise ve çantalar bulabilirsiniz.

Şimdi biraz antikalara göz atma zamanı. Barabros Caddesi 9. Sokaktaki ‘Antikacılar Sokağı’nda yer alan Antiklopedi, Çingene Antik, 1903 Antik ve Cafe S gibi dükkanlarda Eski Rum evlerinden çıkan ahşap, cam, demir mobilya, sehpa, kapı ve objeleri bulabilirsiniz. Cafe’s ayrıca nefis bir lezzet durağı. Otlu Balık Mücveri, Zeytinyağlı taze bakla-domatesli zeytinyağlı biber kavurma, bol soğanlı pazı kavurma, Kaz ayağı, Kereviz Salatası, Pırasalı Arnavut böreği-Fellah Köftesi-Fava-Alman usulü patates salatası-Zeytinyağlı bal kabağı ve Gömlek pilavı(Ciğer sarma) gibi enfes yerel lezzetleri ve de yemek atölyeleri ile Ayvalık’ın çok özgün ve değerli bir adresi (Barbaros Caddesi 5.sokak No:11).

Canınız tatlı çektiyse cicili bicili şirin bir kafe olan Cafe Caramel’in ünlü irmik tatlısının tadına bakabilirsiniz. Hem antikacı hem de birbirinden lezzetli tatlıların bulunduğu bir kafe olan Cafe Caramel, adeta mavi bir masal dünyası gibi. Orman meyveli irmik tatlısı, profiterol, mozaik pasta ve şeker hamuru pastaları buranın en sevilen lezzetleri. Hayvansever Cafe Caramel’in sevimli köpeği Behzat ile tanışın mutlaka. (Barbaros Caddesi 9. Sokak)

 

Ardından sanata, tasarıma ve eğitime destek derneği olan Destek Tasarım Akademisi’ne uğrayın. Film gösterimleri, resim, heykel ve fotoğraf sergileri, müzik dinletileri, söyleşi ve atölyelerin gerçekleştiği, sanatçıların eserlerini bağışladığı koleksiyonun satıldığı ve derneğin işletmesi olan Kafedemia isimli kahve evinden elde edilen gelirlerin derneği desteklediği bu mekan, kültür ve sanata destek olmanız için biçilmiş bir kaftan. (Barbaros Cad. 46-48)

2023’te açılan IVY ise şarap eşliğinde peynir tabağı ve makarna, bira eşliğinde atıştırmalıklar için ideal bir bar & bistro.  

Yanı başındaki sokakta yer alan Sanat Fabrikası Tiyatrosu’nda ise tiyatro ve dans gösterimleri gerçekleşiyor. (Barbaros Cd. 4. Sk. No:2)

 

Sanat Fabrikasının hemen karşısında yer alan Alpimona’da Aygen Köse’nin yastıkları, el yapımı bez bebekleri ve Füsun Aydınlık’ın el boyama taş ve taş takılarına bir göz atın mutlaka.

 

Şimdi Ayvalık’ın köklü lezzet esnafının ve duraklarının bulunduğu trafiğe kapalı Talatpaşa Caddesi’ne girin.

Acıktıysanız bir çeşit çeşit çorbaları, börülce, bamya, kabak çiçeği dolması gibi taze günlük zeytinyağlıları ve ev yemekleri inanılmaz lezzetli esnaf lokantası Paşa Çorba’da bir mola verin. (Talatpaşa Cad. No:14)

Paşa’nın orijinal şefinin esnaf lokantası olan Paşşalı Müdavim Çorbacısı. Ayvalıklıların çorba ve ev yemeklerini çok sevdiği başka nefis bir ögle yemeği durağı.

Ev yemekleri için çok güzel birkaç önerimiz daha var: Mutfak Ev Lezzetleri. Gastronomi düşkünü genç bir çift tarafından yeni açılmış. Günlük taze çorbalar, zeytinyağlılar, köfte ve etler, tatlılar ile enfes ev yemekleri sunan bir restoran. Ayrıca salaş ancak nefis birkaç durak daha var: Efendi Çorba Börek, Özen Köftecisi, Çorbacı Yücel, Emel’in Mutfağı.

Eğer lor tatlısı almak istiyorsanız adresiniz ya İmren Pastanesi ya da Güler Tatlıhanesi:

  • Tarihi lor tatlısı durağı İmren Pastanesi. Günlük tazecik yapılan lor tatlısını yazları sakızlı dondurma ile servis ediyorlar ve Ayvalık’ta sakızlı dondurmayı ilk kez yapan yer burası. Damla sakızlı kurabiyeleri de harika. (Talatpaşa Cd. No:45)
  • 1946’dan beri lor tatlısı ve lor kurabiye dendiğinde akla gelen ilk yerlerden birisi Güler Tatlıhanesi. En önemli özelliklerinden biri kurabiyelerde karbonat yerine kül suyu, şeker yerine ise üzüm suyu kullanmaları. Midilli Adası’ndan getirdikleri sakız da kurabiyelerine lezzet katıyor. Ayrıca tuzlu ile tatlıyı nefis bir şekilde harmanlayan şerbetli böreklerinin de tadına bakın (Talatpaşa Cd. No:34)
  • Benim eşimle favori lor tatlısı durağımız İmren, ailemizin ki de Güler, bence ikisi de harika. 

Zeytin, taze lor, süzme yoğurt, Ayvalık sepet peyniri, kelle peyniri, isli peynir gibi mandıra ürünleri, enginar, sabun ve çam fıstığı alışveriş için ise adres Sarıbaş Mandıra (Fevzipaşa cad. bedesten ici no:15/16)

 

Zeytinyağı ve Zeytin alışverişiniz için ise adresiniz Süner Pasajı girişindeki Kürşat. Girit’te Ayorya köyünde uzun yıllar zeytincilik ve zeytinyağcılık ile uğraşmış, Sardunya adasından getirdikleri özel toprak ile yaptıkları sarnıçlarda beklettikleri zeytinyağları Avrupa’nın birçok yerine ihraç etmiş bu zeytinci aile, 1923’de mübadele ile Ayvalık’a yerleşmesi ve 1931’de eski aile geleneklerini devam ettirmek üzere fabrikasını kurmuş. Kuşaklardır devam eden bu özen ve titizliğin ürünü olan zeytinyağları gerçekten çok lezzetli. Her birinin farklı bir hikayesi olan sabunları da harika, Dükkanda ayrıca seramik sofra ve mutfak elemanları, ahşap ürünler, ev tekstil ürünleri de var.(Gümrük Caddesi, Süner Pasajı Girişi) Biz Kürşat zeytinliklerinde, Zeynep ve Ali Kürşat’ın rehberliğinde nefis bir ‘zeytin hasadı’ deneyimi yaşama şansını bulduk. Zeytin Köyleri yazımızda hasat hikayelerimizi ve fotoğraflarımızı bulabilirsiniz.

Şimdi istikamet muhteşem porselen tasarımları ile gönüllerimizi ve sofralarımızı fetheden Santimetre Porselen. Tulya Madra ve Fırat Aykaç tarafından kurulan Santimetre’de her biri muhteşem renklerde ve tasarımlarda, nevi şahsına münhasır gündelik kullanıma uygun kahve bardaklarından sütlüklere, kaselerden kupalara, tabaktan sürahiye, harika porselen ürünler var. Az ama öz üretmeyi tercih eden, bu sebeple de ufak adımlarla öğrenerek büyümeyi sembolize eden Santimetre ismini almış. Eskilerden esintiler taşıyan tasarımları ile hikayesi olan objeler yaratıyorlar. Mesela sapı zeytin ağacı dalından oluşan kahve cezvesinin hikayesi mart ayı ve sonrasında yapılan zeytin ağacı budamalarından elde edilen birçok zeytin ağacı dalının yakılmaya terk edilmesine isyanlarından çıkıyor.  Bu yaratıcı koleksiyonda bakır cezvelerden plastik kaplara, cam bardaklardan metal içki mataralarına, gümüş tepsilerden emaye ibriklere kadar geniş bir yelpazeye uzanan mutfak ürünlerini porselen olarak ve çeşitli renk seçenekleriyle bulabiliyorsunuz. (Talat Paşa Cad. Eminzade İşhanı no: 52/2)

Santimetre’nin yanı başında yer alan N.Ç. ahşap torna atölyesi ise nefis ahşap işler bulabileceğiniz bir adres. (Talat Paşa Cad. no: 52/A)

Ev dekorasyon ve tasarım ürünlere meraklılar için konsept mağaza olan Kiaya ise başka bir harikalar diyarı. (Atatürk Blv. 2. Sk. No:19)  
 

 

Şimdi adres Ayvalık’ın en önemli ve değerli kültür durağı Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi. Kısaca AIMA olarak bilinen bina, 1988 yılından bu yana üst düzey müzik eğitimi veriyor. Yerli ve yabancı müzik öğretmenleri tarafından verilen müzik uzmanlık kursları ve ustalık programları düzenliyor. AIMA ustalık eğitimi yanında Ayvalık yöresindeki genç müzik meraklılarının keman, piyano gibi müzik aletlerini çalmayı öğrenmelerini de sağlıyor. Tınçay ve Haluk Barutçuoğlu’nun, müzik okulu olarak kullanılmak şartı ile Dr. Nejat Eczacıbaşı Vakfı’na bağışladığı deniz kenarında bahçe içindeki 3 katlı eski Rum evi, değerli Türk yazarımız Sabahattin Ali’nin kızı Prof. Filiz Ali’nin önderliğinde programlarını yürüten ve bağışlar ile yaşayan bir akademi. Keman ve piyano seslerinin eksik olmadığı bina yazları Taksiyarhis Kilisesi ile birlikte Klasik Müzik Festivali kapsamındaki konserlere de ev sahipliği yapıyor. Biz AIMA’da Nisan ayında, kemanda Nilgün Yüksel ve piyanoda Barış Büyükyıldırım’I dinleme şansına eriştiğimiz nefis bir bahar konserine denk geldik. Hem konser hem de konser sonrasında, Sızma Han Hande Solakoğlu’nun elinden çıkan atıştırmalık lezzetler ve Ma’adra Şarapları ikramları eşliğinde Ayvalık’a gönül vermis sanatseverler ile sohbet etmek çok keyifli idi.

Ayvalık’ta yakip edilesi ve destek olunası başka bir örnek proje ise, Ayvalık’ın ücra mahallelerinde ve uzak köylerinde, maddi imkanları ve eğitim alma şansı düşük çocukların, çekirdekten sanat ile tanışması ve yetişmesini amaçlayan Zeytin Çekirdekleri Sosyal Sorumluluk Programı. 2014’den bu yana, Ayvalık Belediyesi’nin de desteğini alarak, kırsal ve kentsel mahallelerden Ayvalık’a bağlı toplam 35 okuldan 1800 çocuğa ulaşarak, karşılıksız sanat eğitimi olanağı sağlamış. Program desteği ile keman, viyola çello, flüt, piyano enstrümanları çalmayı öğrenen, yaşları 8 ila 15 yaş arası 47 çocuktan oluşan Zeytin Çekirdekleri Orkestrası ve 100 çocuktan fazla katılımcısı bulunan 3 farklı Zeytin Çekirdekleri Korosu, Ayvalık, Bergama, İstanbul, Ankara, İzmir ve hatta Paris’te bugüne kadar 30’dan fazla konser vermiş. Zeytin Çekirdekleri çocuklarının kültürel eğitimleri yapılan bağışlar, gönüllülük ve imece temelinde ilerlemiş. Orkestra ve Koronun eğitimi ise gönüllü akademisyenler, sanatçılar, eğitmenler ve üniversite öğrencileri tarafından gerçekleştiriliyor. Pegasus Havayollarının ulaşım sponsoru olduğu program, belediyenin ve gönüllülerin destekleri ile gelişip büyüyor. Bağış yapmak isteyenler derneğe www.zeytincekirdekleri.org adresinden ulaşabilir. Zeytin Çekirdekleri projesinin yaratıcısı Mehmet Yasemin, Proje Koordinatörü Gül Gürsoy, ve şu andaki dernek başkanı Zehra Kundak tarafından, ‘iyi birey iyi toplum; mutlu birey mutlu toplum’ yaratabilmek için müziğin gücüne olan inanç ile başlatılan program, zaman içerisinde hem çocukların hem de ailelerinin aktif katılımını sağlayan ‘dayanışma ve paylaşım merkezleri’ yaratarak, Ayvalık civarında sanata duyarlı bir toplum gelişmesine katkıda bulunuyor. Müzik ile tanışma şansı bulamasa belki de heba olacak çocuk ve gençlerin, sanat ile içiçe büyümesi ve kendilerine bir gelecek yaratabilmesini mümkün kılan bu proje hakkında biraz daha detaylı bilgiye sahip olmak için şu belgeseli izlemenizi tavsiye ediyoruz: https://m.youtube.com/watch?v=CmQmH_H4HI4
Ve Ayvalık’ın artık çok önemli bir geleneği Ayvalık Uluslararası Film Festivali radarınıza almanızı tavsiye ettiğmiz bir festival. 2023’te Seyir Derneği’nin 14-19 Eylül tarihleri arasında düzenlediği festivali, yönetmenler, oyuncular, yapımcılar, basın, sinema sektörü temsilcileri ve öğrencilerden oluşan 200 konuğu ağırladı, 8000 izleyici salonları doldurdu. Aralarında Tükiye’de ilk kez gösterilen birçok uzun metraj, kısa ile belgesel filmlerin de olduğu 57 film gösterimine ev sahipliği yapan festivalde, gösterimlerin yanı sıra film ekipleri seyircilerin sorularını yanıtladı, filmlerin temalarından hareketle konuşmalar düzenlendi, Genç Sinema programı kapsamında 30’dan fazla öğrenci Ayvalık’ta hem atölyelere katıldı hem festivalde gönüllü çalıştı ve Seyir Çocuk Günü ilk kez gerçekleştirildi. Film seçkisi, Ayvalık Belediyesi Vural Sineması Nejat Uygur Sahnesi, Sanat Fabrikası Tiyatrosu, Ayvalık Belediyesi Büyük Park Amfitiyatro, ASKEV ve Eski Köylü Pazarı Meydanı’nda gösterildi.

Ayvalık’ın dolu dolu kültür sanat programları hakkında bilgilendikten sonra arzu ederseniz bir kahve için Midi Café Ayvalık’a uğrayabilirsiniz. Nefis ev yapımı kişler, tartlar, harika kahve eşliğinde. Ayrıca ev yapımı doğal nutella’da alabilirsiniz kavanoz ile (Cumhuriyet Cd. No: 178)

İşte tam bu noktada Rahmi Koç Müzesinin sahildeki nefis tarihi binada 2023 sonbaharında açılacağının haberini paylaşmak istiyorum. Bir sonraki Ayvalık ziyaretimizde keşfetmek dileği ile bekliyoruz açılışı. 

Son olarak da Sezai Ömer Madra Tarihi Zeytinyağ ve Sabun Fabrikası’nı dışardan görmenizi öneriyoruz.

 

Kuşaklardır zeytinyağı üretimi ve ticareti ile uğraşan Madra Ailesinin dedeleri Sezai Ömer Bey 1919 yılında Midilli adasından Ayvalık’a gelip deniz kıyısındaki yağ ve sabun fabrikasını kurmuş. Şimdi içerisi boş olan bu görkemli bina, zamanında zeytinyağı ve sabun fabrikaları ile dolu olan Sakarya mahallesini gözünüzde canlandırmanız için ideal bir örnek.

 

Perşembe Günü Ayvalık’taysanız mutlaka semt pazarını ziyaret edin!

Hangi mevsimde Ayvalık ve civarında olursanız olun mutlaka bir Pazar deneyimi yaşamanızı öneriyoruz. Eğer ziyaretleriniz Perşembe gününe denk geliyor ise Ayvalık’ta, Cumartesi gününe denk geliyor ise Cunda’da kurulan Pazar’ı sabahtan bir dolaşın. Otların en fazla çeşidi en tazesi Ayvalık civarında: izvinya (yabani kuşkonmaz), deniz fasülyesi, arap saçı (rezene), turp otu, ebegümeci, akkız (şevketi bostan kökleri), cibez, istifno, hindiba (radika), papule, hardal otu, deniz börülcesi, zaho, ısırgan otu, kuzu kulağı, muhliye, kazayağı. Bazılarının ismini ilk defa duyduğumuz bu yabani otun, kimileri taze bırakılarak, kimileri haşlanarak kimileri de kavrularak, yumurtalı izvinya, ahtapotlu akkız, supyalı arapsaçı, kıymalı ebegümeci gibi yemeklere dönüşüyor. Her salatada sıcak ve soğuk mezede, deniz mahsulünde ve et yemeğine mutlaka birisi lezzetini katıyor. Kimileri mevsiminde, kimileri yıl boyunca bulunabilen bu otların, gelinlik kız gibi demetlenerek sergilendiği Ayvalık Pazarları, adeta birer aromatik geçit töreni yaşatıyor. (Semt Pazarı ayrıca Salı günler, Küçükköy & Sarımsaklı, Çarşamba da Altınova’da kuruluyormuş) 

 

 

AYVALIK LEZZET DURAKLARI

Akşam Yemeği için Restoran Önerilerimiz

  • Karina Zeytinlik: İlk Karina deneyimimizi 2016-2020 yılları arasında Ayvalık’ın en otel Sızma Han’ı işleten sevgili Özge ve Sinan Sabuncuoğlu çiftinin otel restoranında yaşamıştık. Ve bayıldığımız bu otele ve restorana birçok kez gittik. 2020’de Özge ve Sinan oteli bırakarak en büyük tutkuları olan restorancılık ile devam etmek üzere Ayvalık marinanın içinde Karina restoranı açtılar ve orada da AYvalık’ın en özel lezzet deneyimlerinden birisini 2023’e kadar yaşatmayı başardılar. 2023’te Karina Zeytinlik, Kürşat Zeytinciliğin zeytinlikleri arasında yepyeni bir konsept ile açıldı.

Doğanın kucağında, zeytin ağaçlarının altında, tertemiz havanın ferahlığı, huzurunu ve ışıl ışıl aydınlığını yaşatan bu nefis ortamda, sıcacık Karina deneyimini devam ettiriyorlar. Yerel ve doğal mevsimlik mahsüller ile yaratıcı lezzetler hazırlamaya özen gösteren Sinan şefin yemekleri öyle hafif ki, birçok farklı lezzet tatsanız bile hiçbir ağırlık hissetmiyorsunuz. Tam kıvamında bir haz ve hazım dengesi tutturuyor Karina. Daha önceki Karina deneyimlerimizde tattığımız; erken hasat tazecik kırma zeytin, tekmil ılık fava, lorlu haşhaşlı pancar, tahinli cevizli mütebel, narlı ısırgan salatası, rokalı tereli karışık yeşil salata, narlı tulum peynirli buğday salatası, tulum peynirli nar ekşili, kılıç carpaccio başlangıç mezelerinin, isli ahtapot, beyaz şaraplı ıspanaklı sübye gibi ara sıcakların hepsi enfesti. Karina’nın en beğendiğimiz spesiyali ise kesinlikle midyeli basmati pilav idi. Ayrıca menülerinde şarap soslu kerevizli Moulemariner, sarmısaklı ahtapot, Mavi Yengeç, mevsimin balıkları da vardı. Ve müthiş keyif alarak finalimizi çilekli fıstıklı çikolata soslu milföy ile yapardık. Gerçek bir damak şöleni ve bir o kadar da harika bir atmofer sunan Karina Zeytinliğin menüsünü tatmak için sabırsızlanıyoruz.Küçükköy Mah. Tellikavak Cad. 35. Sokak No:46

  • Trata Ayvalık: Gezgin bir restoran Trata, Ayvalık’ta Kuzey Ege’nin en güzel lezzetlerinin ve gün batımı manzalarının tadına varacağınız, eşsiz bir akşam yemeği deneyimi sunuyor. Sabit bir mekandan özgür olan Trata, Cundalı maharetli şef Tayfun Gökşin’in ekibi önderliğinde, her gün hava ve rüzgar durumuna göre, en güzel noktaya nefis bir açık hava mutfağı ve bembeyaz sofralar kuruyor. Ardından gün batımı eşliğinde mevsimin en güzel mahsüllerinden oluşan özenle hazırlanmış, fırın biber turşusu, domates soslu peynir pate, cevizli kuru bakla favası, imam bayıldı, deniz börülcesi, taze fasulye, deniz fasulyesi üzerinde hamsili ançüez, Fransız usulü kalamar, karides şiş, sülünez ya da midye, günlük denizden çıkan taze balıklar gibi nefis Ege lezzetlerinin keyfine varıyorsunuz. Her gün değişen deniz ürünü ağırlıklı menüde, yaklaşık 10 farklı çeşit yemek yer alıyor. bir menümüz var. Lokasyonunuz Ayvalık civarındaki nefis bir koy, Cunda’da harika bir zeytinlik, Ayvalık deniz kıyısında nostaljik ve tarihi bir zeytinyağ fabrikasının bahçesi olabiliyor, ve nerede olursanız olun güneş adeta sofranıza batıyor. Şef Tayfun Gökşin, Cunda’da Uno ve Ayna’nın ardından, İstanbul’da Kantin’deki 12 yıllık mutfak deneyiminden sonra, ‘el değmemiş doğanın ortasında gezgin bir lokanta’ konsepti ile yaratıcı bir mutfak & sofra deneyimi olan Trata’yı başlatmış. İsmini Ayvalık’ta torba ağ atan balıkçı tekneleri olan Trata’dan alan bu gezgin restoran, adeta coğrafyasına ve tarihine saygı duruşu sergiliyor. Haftanın 4 akşamı gezgin lokantasını hizmete açan Trata’nın misafir sayısı 20 ile kısıtlı olduğu için, ve lokasyon her gün değiştiği için, mutlaka @trata.ayvalik instagram hesabından birkaç gün önceden iletişime geçip rezervasyon yapmanız gerekiyor. Rezervasyon teyidi size mesaj ile geliyor, ve ödeme yapıyorsunuz. Yemek yiyceğiniz gün 14:00-16:00 arası lokasyon bilgisinin mesajı geliyor ve akşam 19:302dan itibaren sofranıza bekleniyorsunuz. Mümkünse beyaz giymeniz rica ediliyor, ve serin geceler için uzun kollu kıyafetler getirmeniz bildiriliyor. Trata arazi koşullarında hizmet verdiği için 15 yaş altında çocukları kabul edemiyor. 
  • E’la Ayvalık: Ayvalık’taki Macaron mahallesinin en yenilerinden E’la Restoran, şef Ersin Saykan’ın yaratıcı yorumlarıyla çağdaş Kuzey Ege lezzetleri sunan bir restoran.  Daha deneme şansı bulamadığım, gündüz kapalıyken kapısını çalıp kısaca yemek salonu ve avlusunu gezme şansı bulduğum, Ersin Şef ile kısa bir telefon görüşmesi yaptığım E’la Ayvalık, gördüğüm kadarı ile lezzet ve estetiği bir arada sunan rafine bir restoran. Deneyimleyen arkadaşlarımdan duyduğum kadarı ile Ersin Şef’in yaratıcı dokunuşlarıyla hazırladığı özgün tarfiler, damakta iz bırakan tatlara dönüşüyormuş. Gündüz gördüğümde bile çok etkilendiğim mekan, gecenin ışıkları ve sofralardaki sanat eseri gibi tabaklarla büyülü bir atmosfere dönüşüyor eminim. En kısa zamanda yeniden Ayvalık’a gidip, lakerda tartar, koruklu çiğ kaya levreği, ağır ateşte pişmiş dana yanak; kırmızı şaraplı sos ile, Cunda ahtapot dilimleri; sütlü ve damla sakızlı adaçayı sosu ile, Girit kabağına sarılı levrek fileto, acı biber reçeli ve mayhoş semizotu salatası, Höşmerim crumble ve kırmızı şaraplı buzlama gibi lezzetlerini tatmak istiyorum. Yaz kış açık olması Ayvalık için çok sevindirici bir değer. Barbaros Cd. No:77   
  • Tipota: buranın ev yapımı makarnaları gerçekten nefis. Uğraş Salman açtığı Tipota, taze ev yapımı makarnaları ve İtalyan esintili Ege mutfağına ait günlük lezzetleri ile müdavimleri ile dolup taşan, keyifli, rahat, samimi bir lezzet durağı. Cumhuriyet caddesi, Çeşme Sk. no:21  
  • Gastro Nostro: Farklı şefler, farklı mekanlar, farklı lezzetler mottosu ile yola çıkan Gastro Nostro, farklı dönemlerde Ayvalık’ın çok güzel lokasyonlarında pop-up lezzet deneyimi sunuyor. @gastronostro instagram sayfasından programı takip edip, hem Ayvalık’ın tarihi binalarını, hem farklı şeflerin yerel mahsüllere ve tarfilere getirdiği yorumları deneyimleyebilirsiniz.
  • Sofia Ayvalık: Daha önce vegan, sağlıklı, organik ve temiz lezzetler sunan Turfanda iken keşfettiğimiz binada açılan Sofia, Akdeniz ve Türk mutfağından lezzetler sunuyormuş. Deneyenlerin beğendiği bir restoran. Daha deneme fırsatı bulamadık. Sakarya, Cumhuriyet Cad. 21. Sokak, 1/A
  • Onbeş Ayvalık: Macaron mahallesinde Napoli usulüyle (İnce hamur, kalın kenar ve yöresel taze mahsüller) pişen lezziz pizzaları, arancini, risotto topları gibi yan lezzetleri eşliğinde bahçesinde keyifle saatlerce oturup şarabınızı yudumlamak istediğiniz bir pizzacı burası. Onbeş Pizza’yı (kuru et, lor, roka, parmesan, domates, Antep fıstığı) tavsiye ediyoruz. Barbaros Cd. 15. Sk. No:15
  • Deniz Yıldızı: Eskiden Deniz Kestanesi olarak bilinen, İsmetpaşa Mahallesinde denizin hemen üzerinde Ayvalık’ın en köklü balıkçısını, 36 yıllık Ayvalıklı olan Hasan Atilla 2016’da devralmış ve ismini Deniz Yıldızı’na çevirmiş. Ayvalık otlarının ve yüzlerce yıllık mutfak geleneğinin hakkını veren en güzel deniz mahsülleri restoranı burası. Ortam bildiğimiz balıkçı ortamı, ancak lezzetler şahsına münhasır. En güzel saatleri gün batımı zamanı. Önündeki terasta oturduğunuzda, deniz ayaklarınızın altında, karşınızda Ayvalık adaları, güneşin gökte ve denizde sergilediği ışık oyunlarını izlerken her yemeğin tadına daha çok varabiliyorsunuz. Ayvalık’a özgü otlarla başlamak bir gelenek: Akkız (şevketi bostan), hindiba, zaho, yabani turp otu, deniz fasülyesi, girit ezmesi gibi salata ve mezelerin her biri enfes. Ara sıcaklar ise çeşit çeşit ve her biri tazecik hazırlanan, her lezzeti damaklarınızda şölen yaşayan cinsten: peynirli baharatlı fırın patlıcan, deniz mahsüllü gemici böreği, beğendili ahtapot, kremalı sübye kavurma, baharatlı ahtapot kavurma, lorlu patlıcanlı rum böreği, deniz mahsüllü erişte, karidesli mantı, kalamar ızgara. Zaten balığa yer kalmadı değil mi? O zaman Trakyadan getirttikleri özel peynir tatlısı, Ayvalık’ta Güler’den aldıkları lor tatlısı, ya da pekmez tahin helva ile bu lezzet şölenini taçlandırmak en iyisi. Biz neredeyse tüm bu saydıklarımızın tadına baktık (ne yazık ki, ancak pişman değiliz) ve hepsine bayıldık. Servis muhteşem. Hem sahibi Hasan Bey hem de tüm ekip özenle masanız ile ilgileniyori hem sohbet ediyor, hem de servisi hiç aksatmıyor. Kimse başınızda baykuş gibi de bekleyip tabakları önünüzden habire alıp, ‘şimdi ne getireyim?’ diye sürekli sormuyor, yemeğin tadına keyifle varabilmeniz için zaman tanıyor. Bizimle ilgilenen Feyyaz Bey, Urla Özbek Köyü’nde çok sevdiğimiz balıkçı Akın’ın Yerinden gelme idi, Urla-Alaçatı ile Ayvalık farkını epey konuştuk kendisi ile. Hem mutfak bilgisi, hem sohbeti hem de hizmet görgüsü ile kalbimizi fethetti. Fiyatlar da böyle özenli lezzetler ve hizmet için İstanbul ve Ege restoranlarına göre çok makul. Üst katında da kendilerine ait 3’ü deniz manzaralı 6 odalı bir pansiyon bulunuyor. (Karantina Sokak No:5)
  • Argos: Eski bir belgeselci olan Hamdi Abi İstanbul’un karmaşasından kaçıp Ayvalık’a huzur bulmaya gelmiş. Yazları AIMA’nın bahçesinde, kışları ise sokak içindeki ufacık mekanında müthiş lezzetler sunuyor. Deniz mahsülleri ağırlıklı taptaze ürünleri ile hazırladığı günlük yemekleri son derece leziz. (Gümrük Cd. 2. Sk. No:14)
  • Tamam Meyhane: Balık yerine canınız et, sakatat ve ciğer çektiyse o zaman adres Ayvalık’ın yenisi Tamam Meyhane. (Barbaros Cd., 9. Sk. No:7)
  • Tik Mustafa: Eskiden alkoliklerin mesken tuttuğu Tenekeciler sokağı, Tik Mustafa’nın Rakı + Balık + Meyhane konseptindeki lokantası sayesinde, bugün kadınlı erkekli Ayvalıklıların gözdesi. Mustafa’nın babası Sakarya mahallesindeki ünlü Tik Bakkaliye’sinin sahibi olduğu için Tik Mustafa adını alan lokanta, daracık bir sokak arasında asmaların altında salaş ve sade bir ortam sunuyor, ancak kara diken, deniz börülcesi, deniz fasülyesi, acılı girit ezme, sıcak ot tabağı gibi harika mezeleri var. (Cumhuriyet Cad. Sokak 1 Ara 1 No:6)
  • Gülay Hanım’ın Ayvalık Meyhanesi: Gülay Hanım bu dükkanı, Ayvalık’ın ilk kadın meyhanecileri olan Beyza Hanım ve kızı Dilara’dan devraldı ve yine Ayvalığın tek kadın meyhanesi ünvanını devam ettiriyor. 12 çeşit yemekten oluşan fiks menüsündeki her bir lezzet gerçekten özel. Yazın minik meydandaki sokağa taşan meyhanede kimi akşamlar canlı sirtaki müzikleri çalınıyor. (İsmetpaşa Mahallesi, Cumhuriyet Cd. 3. Sk.)

 

Gün Boyu Lezzet Durakları Önerilerimiz:

ASKEV & Melin Kahve/Café: Ayvalık’ın görkemli taş Rum binalarının sıralandığı daracık sokaklarında yürürken, ASKEV’in kapısından girdiğiniz kendinizi adeta bir cennet bahçesinde buluyorsunuz. Nefis kültür-sanat etkinliklerine ev sahipliği yapan harika bir SERA’yı, Melin Kafe ve dükkanı, sanatçı evi, müze ev, kitaplık ve gençlere çalışma ortamını, 65 çeşit bitkiye, ağaçlara ve iki farklı süs havuzuna ev sahipliği yapan bir botanik bahçeyi içinde barındıran ASKEV, gerçekten insanın ruhunu, gönlünü, zihnini ve damağını besleyen büyülü bir ortam.  Yemyeşil kocaman bahçe içinde yer alan Melin Kafe, ağaçlar ve bitkilerin arasında kendinizi Avatar filminde gibi hissettiğiniz huzurlu bir mekan. Kışın kafe 16 tropik bitkinin bulunduğu serada, mutfak ve kitaplığın bulunduğu okuma odasında hizmet veriyor. Kahvaltıdan akşamüzerine kadar gün boyu lezzetler sunduğu kafede, içtiğiniz kahvenin aromatik bitkileri narenciye bahçesindeki tarhta yetişiyor. Mutfakta kullanılan erken hasat natürel sızma Melin Zeytinyağı, ayrıca burada bulunan dükkanda satılıyor. Melin Kafe ve Melin Zeytinyağı satışından elde edilen gelirin tamamı ASKEV vakfının eğitim bursuna aktarılıyor. ASKEV, Ayvalık ve Kuzey Ege öncelikli olmak üzere toplumun eğitim, bilim, kültür, sanat ve doğa duyarlılığının yükseltilmesine katkıda bulunmak amacıyla kurulmuş bir vakıf. Melin Ailesi,Ayvalık’taki ev, bahçe ve tamamlayıcı binalarını, vakıf merkezi olarak belirleyip, kültür sanat etkinliklerine ev sahipliği yapan ASKEV SERA, sanatçı evi, müze ev, kitaplık, gençlere çalışma ortamı, Melin Kafe, dükkan ve botanik bahçe olarak ziyaretçilere açmışlar.  Türkiye’nin önde gelen kültür insanlarını, edebiyatçılarını, şairlerini, müzisyenlerini ağırlayarak Ayvalık’ın kültürel hayatına katkıda bulunmayı hedefleyen ASKEV Sera, 19 Mayıs 2023’te izleyicilerle buluşmuş. Bu güne kadar film festivali, konserler, sanatçı sohbetleri gibi kültür sanat etkinliklerine ev sahipliği yapan 110 kişilik Askev Sera’nın etkinlik programını www.askev.org.tr internet sitesinden ve askevkurumsal instagram hesabından takip edebiliyorsunuz. Söyleşi, dinleti ve film gösterimleri Ocak ayı hariç yıl boyu devam ediyor. ASKEV Vakfı; Ayvalık ve Kuzey Ege öncelikli olmak üzere, ülke genelinde maddi olanakları sınırlı ailelerin yetenekli, çalışkan, gelişmeye açık gençlerini, toplumun eğitim, bilim, kültür, sanat, doğa duyarlılığı düzeyinin yükselmesine katkıda bulunmak amacı ile eğitim bursu ile destekliyor. Rahmetli ablası Nevin Bilginer ve rahmetli eşi Binnaz Melin’in toplumsal sorumluluk misyonunu ASKEV’de yaşatan Ergin Melin’in anlatımı ile vakfın hikayesi şöyle: 1980’li yılların başında yakın arkadaşımız Altan Denizsel’in mimarlığını yaptığı Ayvalık Zeytinköy’de küçük bir ev alarak yarı Ayvalıklı olduk. 1990’ların sonuna doğru da gene yakın arkadaşımız Filiz Ali’nin bizim için Zafer Sokakta (Uzun Sokak) bulduğu Derneli’lerin 19.YY son çeyreğinden kalma taş evine geçtik. Yaşımız ilerledikçe vakıf kurarak toplumumuza kalıcı katkıda bulunma duygumuz güçlendi. Ablam Nevin Bilginer 55 yıllık mutlu evlilikten sonra eşi Mehmet Bilginer’i yitirince, özellikle eğitim ve kültür alanında kalıcı eserler bırakmak istedi. Tevitöl TEV İnanç Türkeş Özel Lisesine görkemli bir Kültür ve Sanat Merkezinin yapımını üstlendi. Yazık ki açılışına ömrü yetmedi. Ablamdan sonra, onun da isteği doğrultusunda vakıf kurma işine iyice soyunduk. Eşim Binnaz’ın uzun eğitimci hayatından değerli öğretmen arkadaşları, Tevitöl’den öğrencileri, benim yıllardır birlikte olduğum iş arkadaşlarım toplam 18 kurucu üye ile 2016-17 yıllarını kapsayan hazırlıklardan sonra 28 Eylül 2017’de Bilginer-Melin Ayvalık Sanat Kültür Eğitim Vakfı (ASKEV) kuruldu. Kendi sınırlı olanaklarımızla kurulan vakfı, kalıcı gelir getirici yatırımla (zeytinlik) desteklemek için Ayvalık’ın uygun konumu Kozak yolunun başlangıcında 350-400 yıllık, 110 dönüm, 850 ağaç zeytinlik 2017 Aralık ayında aile tarafından alındı. Zeytinlikten elde edilen tüm gelirler vakfı destekliyor. ‘ Ocak ayı hariç senenin 11 ayı gerçekleşen dopdolu etklinliklerleri ve cennet gibi bahçesi ile ASKEV ve Melin Kafe Ayvalık için muhteşem bir değer.

  • Esnaf Lokantaları: 
    • Paşşalı Müdavim Çorbacısı: Müdavimlerinin çorba ve ev yemeklerini çok sevdiği esnaf lokantası ogle yemeği için nefis bir durak. Vehbibey, Cami Sk. No:7
    • Çeşit çeşit çorbaları, börülce, bamya, kabak çiçeği dolması gibi taze günlük zeytinyağlıları ve ev yemekleri inanılmaz lezzetli esnaf lokantası Paşa Çorba’da bir mola verin. (Talatpaşa Cad. No:14)
    • Ev yemekleri için çok güzel birkaç önerimiz daha var: Mutfak Ev Lezzetleri. Gastronomi düşkünü genç bir çift tarafından yeni açılmış. Günlük taze çorbalar, zeytinyağlılar, köfte ve etler, tatlılar ile enfes ev yemekleri sunan bir restoran.
    • Ayrıca salaş ancak nefis birkaç durak daha var: Efendi Çorba Börek, Özen Köftecisi, Çorbacı Yücel, Emel’in Mutfağı.
  • Pinola’nun salata, sandöviç ve tatlıları: Kendinizi evde gibi hissedeceğiniz bu sevimli mekanda küçük bir kütüphane ve karşısında rahatça kitap okuyabileceğiniz yastıklarla dolu bir oturma köşesi de yer alıyor, sakin ve huzurlu atmosferi çok keyifli. Ev yapımı makarnaları, kişleri, ekmekleri, mevsimlik karadut suyu, koruk suyu ve erik suyu, erikli cheesecake ve çikolatalı mus gibi lezzetleri çok seviliyor. Kahvaltısı için gideni de çok.
  • Ediz’s Macaron: Ayvalık’lı arkadaşlarımızın hamburgerine bayıldığı, Macaron mahallesinde yer alan müdavim bistrosu.
  • ‘Antikacılar Sokağı’nda yer alan Cafe’s nefis bir lezzet durağı. Otlu Balık Mücveri, Zeytinyağlı taze bakla-domatesli zeytinyağlı biber kavurma, bol soğanlı pazı kavurma, Kaz ayağı, Kereviz Salatası, Pırasalı Arnavut böreği-Fellah Köftesi-Fava-Alman usulü patates salatası-Zeytinyağlı bal kabağı ve Gömlek pilavı(Ciğer sarma) gibi enfes yerel lezzetleri ve de yemek atölyeleri ile Ayvalık’ın çok özgün ve değerli bir adresi (Barbaros Caddesi 5.sokak No:11).
  • O Café ve Midi Kafe’nin bistro lezzetleri ile keyifli adresler.
  • Minta Bahçe’nin kahvaltı ve ev yapımı günlük lezzetleriyle beğenilen bir durak.

 

KAHVE VE TATLI DURAKLARI

Geleneksel Kahve ve Tatlı Keyifleri:

  • Alibey Caddesinin sonuna kadar ilerleyip, meydanda yer alan Şeytanın Kahvesi’nde bir kahve veya koruk suyu içmek için mola verebilirsiniz. Şeytanın kahvesinin isminin bir hikayesi var: Halil sevimli ve hareketli bir çocuktur, çocuk aklı ile Rum kadınlar çalı ateşinde gözleme pişirirken onlara küçük küçük taşlar atar, ama duvarın arkasından attığı için kimse onu göremez. Kadınlar sonunda taşın nereden geldiğini keşfeder ve Şeytan Halil diye çağırmaya başlarlar. Mübadele’den 45 gün önce Ayvalık’a gelen ilk Türk mübadillerden olan Halil bu kahveyi açar. Vefatından sonra çocukları ve torunları kahveyi devam ettirir. (13 Nisan Cd. No:2)
  • Macaron’un tarihi kahveleri olan Mor Salkım veya Çamlı Kahve’de bir kahve molası veya Macaron Muhallebicisi’nde bir tatlı molası verebilirsiniz.  (Barbaros Cd. 15. Sk.)
  • Antikacılar Sokağında, Antikahve’nin antika ve kitap eşliğinde günlük tatlı lezzetleri de çok güzel.
  • Eğer lor tatlısı tatmak veya almak istiyorsanız adresiniz ya Güler Tatlıhanesi ya da İmren Pastanesi:
    • 1946’dan beri lor tatlısı ve lor kurabiye dendiğinde akla gelen ilk yerlerden birisi ve ailemizin lor tatlısı durağı Güler Tatlıhanesi. En önemli özelliklerinden biri kurabiyelerde karbonat yerine kül suyu, şeker yerine ise üzüm suyu kullanmaları. Midilli Adası’ndan getirdikleri sakız da kurabiyelerine lezzet katıyor. Ayrıca tuzlu ile tatlıyı nefis bir şekilde harmanlayan şerbetli böreklerinin de tadına bakı (Talatpaşa Cd. No:34)
    • Başka bir favori lor tatlısı durağı ise İmren Pastanesi. Günlük tazecik yapılan lor tatlısını yazları sakızlı dondurma ile servis ediyorlar ve Ayvalık’ta sakızlı dondurmayı ilk kez yapan yer burası. Damla sakızlı kurabiyeleri de harika. (Talatpaşa Cd. No:45)

Yeni Nesil Kahve ve Tatlı Adresleri

  • Crow Coffee Roastery: Ayvalık’ta güne güzel başlamak için en güzel ve lezzetli 3. dalga kahvenin adresi şüphesiz bu köşe kahve dükkanı. Özenle kavurdukları ve demledikleri kahveleri ile tam bir müdavim adresi Crow. Ayrıca Ayvalık’ta birçok kafe ve restoran kahvesini buradan alıyor. Sakarya, Cumhuriyet Cd. No:218, .  
  • Paleo Ayvalık: Şeytan’ın Kahvesi’nin sokağında, İskandinav stiliyle, vintage aksesuarları ve yeşili buluşturan Paleo’da, 3. dalga kahve nefis. Günlük olarak değişen tatlılar ve frozen içecekler de harika.
  • Sanata, tasarıma ve eğitime destek derneği olan Destek Tasarım Akademisi’nin içinde yer alan, film gösterimleri, resim, heykel ve fotoğraf sergileri, müzik dinletileri, söyleşi ve atölyelere ev sahipliği yapan, sanatçıların eserlerini bağışladığı koleksiyonun satıldığı ve derneğin işletmesi olan Kafedemia isimli kahve evinden elde edilen gelirlerin derneği desteklediği bu mekan, kültür ve sanata destek olmanız için biçilmiş bir kaftan. (Barbaros Cad. 46-48) 
  • Canınız tatlı çekti ise cicili bicili şirin bir kafe olan Cafe Caramel’in ünlü irmik tatlısının tadına bakabilirsiniz. Hem antikacı hem de birbirinden lezzetli tatlıların bulunduğu bir kafe olan Cafe Caramel, adeta mavi bir masal dünyası gibi. Orman meyveli irmik tatlısı, profiterol, mozaik pasta ve şeker hamuru pastaları buranın en sevilen lezzetleri. Hayvansever Cafe Caramel’in sevimli köpeği Behzat ile tanışın mutlaka. (Barbaros Caddesi 9. Sokak)
  • Macaron Konağının içindeki harikalar diyarı Artizan Bakkal‘da ekşi mayalı ekmek, kurabiye gibi ev yapımı ürünler, mercan köşklü sepet peyniri, zeytinyağı ve zeytin, bahçe meyvesi ve reçelleri bulabilirsiniz. Bu lezzetleri satın alabilir ya da keyifli bahçesinde tadına bakabilirsiniz.
  • Arzu ederseniz bir kahve için Midi Café Ayvalık’a uğrayabilirsiniz. Nefis ev yapımı kişler, tartlar, harika kahve eşliğinde. Ayrıca ev yapımı doğal nutella’da alabilirsiniz kavanoz ile (Cumhuriyet Cd. No: 178)
  • KAPANDI! Ufacık bir meydanda kahve molası vermek isterseniz adresiniz Kvcii Coffee House. Yine tarihi tek katlı bir Rum taş binasının restorasyonu olan bu keyifli kahve evinde kahvenizi yudumlarken, kavanoz’un kısaltması Kvnz isimli özel tatlılarını da deneyebilirsiniz. İster minik meydana bakan masalarında isterseniz de seyahatlerden toplanmış özel objelerle süslenmiş taş duvarları arasında, Kolombiya kahveleri ağırlıklı nefis kahve çeşitlerini içip, yine buranın özel tatlarından olan İspanyol cheesecake’in de tadına bakabilirsiniz ( Cumhuriyet Cad. 4. Sok. No:1).

 

Yemek Sonrası İçki İçin 

  • Yemek sonrası bir içki için ise Babu’ya uğrayabilirsiniz. Dünyayı gezmiş görmüş, zeytini ilk olarak işlemiş Ayvalıklı ressam Bülent Bey’in atölyesine o kadar çok gelen giden oluyormuş ki, sonunda mekanını Arts & Crafts Bar’a dönüştürmüş. Kendi tabloları duvarları süslüyor. Caz, blues ve rock ağırlıklı müzik çalan bar her gece 11:00’de açılıyor (Gümrük Cad. 2. Sok)
  • Biz bir de Kraft Ayvalık Kokteyl Bar‘a bayıldık (Balıkhane Sk. No:15) Tarihi bir zeytin işleme deposunun orjinal taş ve tuğlaları korunarak bira ve kokteyl barına dönüştürüldüğü Kraft, soğuk nefis draft biralar, Ayvalık Kokteyl gibi orijinal kokteyller ve de mixolojist kokteyl atölyeleri için keyifli bir adres.
  • Arzu ederseniz Leyla Gastro Pub’da denize nazır kokteyllerin tadına varabilir (Talatpaşa Cd. No: 7) veya Ayvalık Marina’nın yeni gözdesi olan Bloom Restaurant & Bar‘da bir içki içebilirsiniz. (Kemalpaşa Mah, Yat Limanı, Atatürk Blv. No: 61)

2.gün ÇAMLIK, KÜÇÜKKÖY, ALTINOVA, SARMISAKLI, BARDAVUT, ŞEYTAN SOFRASI

Arabanıza atlayıp deniz kıyısından Çamlık’a kadar uzanan İnönü Caddesinde, sahil boyunca dizilmiş, kendi özel bahçeleri içinde Ayvalık’ın en görkemli konak ve malikanelerini seyrederek ilerleyin. Aslında dev çamlar arasındaki bu konakların görüntüsü deniz kokusuna karışınca kendinizi bir anda Büyükada’da sanıyorsunuz.

Ve Çamlık’a ulaştığınızda bir mola verin. Önce Kurtuluş savaşında Ayvalık’ta ilk kurşunun atıldığı Çamlık Tepesinde çamların arasında bir dolaşın. Hafif hafif esen meltemin yüzünüze vuran serinliğini, deniz kokusunu, balıkçı tekneleri ve kayıkları serpiştirilmiş göl gibi durgun koyu ve karşısındaki tımarhane adasının manzarasını içinize çekin. Rumların yaşadığı zamanlarda meyhanesi bol olan Ayvalık’ta, içkinin dozunu fazla kaçıranları, karşıdaki Tımarhane adasına götürüp bırakırlarmış. Sürekli ve sert esen rüzgarda akılları başlarına gelenler tekrar halkın arasına karışırlar; gelmeyenler de rüzgarın çıkardığı seslerle biraz daha oyalanırlarmış.

 

Bir tatlı molası için buraların meşhur dondurma ve tatlıcısı Çamlık Dondurmacısı’na uğrayın. Çocukluğumun lezzetleri olan sakızlı ve karadutlu dondurması, ve supanglesi gerçekten hala eski tadında. (İnönü Cd. No:221)

 

Herkesin ‘Yeni Alaçatı’ şeklinde dilindeki (ki sadece bu tanım bile tüyler ürpertici)  Küçükköy (Yeniçarahori) bizim için aslında bir hayal kırıklığı oldu. Rumlar’dan kalan taş evlerden oluşan küçük köy, mübadele dönemi sonrası kaderine terk edilmiş. Son dönemde şehirden gelen sanat ve entellektüel çevresinin restore ettiği taş binalar ile sanat köyüne dönüştürüleceği basında yer aldı. Ancak ruhu, kimliği, karakteri ve estetik bir güzelliğini hissedemedik.

Eğer at sevginiz var ise Ayvalık At Çiftliği’ne bir uğrayın. Tamamen gönüllü bir çiftlik olan yerde Hergele, Tarçın, Ursul gibi şahsına münhasır güzeller güzeli büyük atlar ve dünya tatlısı mini pony atları var. Okullarda okuyan çocuklara at sevgisi aşılamak ve ata binmeyi öğrenmelerini sağlamak isteyen at çiftliğinde yetişkinker de ata binebiliyor.

Öğle Yemeği için size tavsiyemiz kesinlikle Zeytin Evi (Tellikavak, No:7, Ayvalık’tan çıkıp İzmir Çanakkale yolu üzerinde ilerleyip Küçükköy’e girmeden önce) Kürşat zeytinciliğin fabrikasının hemen önünde yer alan bu nefis lokanta, bir yandan mevsimin ve yörenin sebze ve otlarıyla yapılmış enfes zeytinyağlı yemekleri, çorba ve sıcak yemekler ve tatlılar sunan,  bir yandan zeytin işlemeciliğine dair birçok antikanın sergilendiği mini bir müze, aynı zamanda da Kürşat zeytin yağları ve zeytinleri ve sofra aksesuarları alışverişinizi yapabileceğiniz bir mekan. Zeytin Evi’nde, zeytinin doğallığını ve bereketini çok iyi kavramış, saygı göstererek zeytini işleyen, çok özenli ve titiz bir zeytinyağı üreticisi olan Kürşat Yağları ile hazırlanmış, Mehmet Usta’nın maharetli ellerinden çıkmış çeşit çeşit zeytinyağlılar, otlar, salatalar, köfteler ve lor tatlıları adeta bir şölen yaşatıyor. Bu öğle yemeği deneyimini kaçırmayın deriz.

Antika merakınız var ise aracınız ile manzaraları izleyerek Altınova’daki Anadolu Bahçe’ye mutlaka uğrayın. Burası şehirlerde gördüğünüz tüm antikacıların ürünlerini aldığı yer. 1997’de İstanbul’da antikacılığa başlayan Aziz Bey, 2010’da Ayvalık’a taşımış işini. 21 yıldır adım adım Anadolu köylerini dolaşıp, eski evlerden çıkan ahşap, cam, bakır, mermer bulduğu her tarihi ve estetik mobilya, kapı, aksesuar, objeyi topluyor. Ne ararsanız burada var: cam damacanalar, sürahiler, şişeler, kavanozlar, karafşar, ahşap bardaklar, hamur tekneleri, dolaplar, sehpalar, kapılar, masalar, küpler, kovalar, vazolar, kaseler, aydınlatmalar ile zamanda kendinizi kaybettiğiniz bir harikalar diyarı adeta Anadolu Bahçe. Kendi ahşap atölyelerinde işleyip eskiyi yeni ile buluşturan tasarımlar da üretiyorlar.  (Altınova, Ayvalık – İzmir Karayolu 8.km)

Yaz olmadığı için deniz sezonu açılmamış olsa da biraz deniz havası ve kokusu alalım derseniz Sarmısaklı veya Bardavut plajlarına direksiyonu çevirebilirsiniz. Baharlarda şiddetli esen rüzgarlar zamanı dalgalı denizin ve bomboş kumsalın vahşi bir havası oluyor. Kumsalda yürüyüş yapmak insanın ruhunu özgürlük ve hafiflik hissi ile dolduruyor. Yazları iğne atsan yere düşmeyecek bu sahiller, baharlarda ve kışın bir avuç doğa sever ziyaretçisine kendini tamamen teslim ediyor. İsterseniz Sarmısaklı’da lokallerin sevdiği Taş Pide’de pide ve ev yemekleri yiyebilirsiniz. Bir yaz günü veya ılık bir bahar günüyse Ayvalık Sea Resort’un plajıdan denize girebilirsiniz. 

Şimdi sıra bir Ayvalık geleneği olan Şeytan Sofrası’na çıkıp günü batırmakta.

Tam karşısında Midilli Adası ve yanlarda Ayvalık Adalar Tabiat Parkı’nın çamlar ile kaplanmış irili ufaklı adalarını kaptan köşkü gibi ayaklar altına  seren 360 derecelik manzarası ile Ayvalık’ın en meşhur seyir tepesi Şeytan sofrası.  Ancak bu ün günün neredeyse her saati, özellikle de akşamüzeri akın akın otobüsler ile gelen kalabalıklar anlamına da geliyor. Eskiden sadece bir büfeciğin bulunduğu gerisi bomboş olan tepe şimdi birçok seyir kafesi ile parsellenmiş durumda. Ancak yine de Şeytan Sofrası güneşin en güzel battığı yerlerden birisi. Peki neden ismi Şeytan Sofrası derseniz: Zamanında Ayvalık’ta yaşayan ismini Yunan Tanrıçasından alan Penelope adında bir Rum kızı, kilise kurallarını sorgulayarak, papaz ile ters düşer. Kilise de kendisine Şeytan lakabını takar. Penelope hayattan elini eteğini çekip tek başına bu tepeye yerleşir. Çok kurak geçen bir yıl, topraktan mahsül alamadığı için kıtlık ve açlık yaşayan halk, bu uğursuzluktan Penelope’yi sorumlu tutar, ve kaderin değişmesi için tepeye çıkıp onu öldürmeyi kararlaştırır. Ancak genç bir çoban haber verdiği için, Penelope halka güzel bir oyun hazırlar. Kuş sütünün eksik olmadığı muhteşem dev bir sofra kurar. Zaten aç olan halk sofrayı görünce Penelope’yi unutur, bu arada da Penelope kimseye görünmeden kaçıp kurtulur.

Şeytan Sofrasının başka bir hikayesi de var. Efsaneye göre Yunan mitolojisindeki tanrı Zeus’un süt annesi İda, Zeus’a zarar verir korkusuyla Şeytanı kovar. Üç ayaklı olduğuna inanılan Şeytan da kaçarken ayak izinin birini Kazdağı eteklerine, birini Midilli Adası’na, birini de Şeytan Sofrası’na bırakarak kaçar. Tepenin kuzey ucunda, dilek bağları ile renklenmiş demir parmaklıklarla çevrili dev bir ayak izi şeklinde bir çukur var. İşte bu efsaneye göre bu dev çukur Şeytan’ın ayak izi.

Bizim için Şeytan Sofrasının en büyük sürprizi yeni dostlarımız süt ve peynir oldu. 1.5 aylık rus finosu kardeşler bembeyaz birer tavşan gibi kucağımızda gün batımı izlediler. Biz de onların tatlılığı yumukluğu sayesinde kalabalıkları hiç farketmedik bile.

 

 

 

 

YOLCULUK TERAPİSİ AYVALIK & CUNDA YAZILARI

 

 

Zeynep Atılgan Boneval

 

Not:

Sızma Han Restoranı (Ne yazık ki şu anda Özge ve Sinan Sabuncuoğlu Sızma Han otel ve restoranı işletmiyor. Yeni açtıkları Karina Ayvalık restoran önerilermizin başında yer alıyor. Ancak Sızma Han’da yediğimiz enfes yemekleri, gün batımlarını unutmak istemediğimiz için, hatıra olsun diye yazımızın sonundan silmedik)

Artık Bir kadeh Ma’adra şarabı eşliğinde enfes bir gün batımı izlemek için Sızma Han Otele dönmek için doğru zaman. Göl gibi denizin karşı kıyısındaki tepelerine batan güneş, gökyüzünde ve denizin üzerinde sergilediği muhteşem ışık oyunları ile her akşam farklı bir şaheser tablo sunuyor.

Bu kadar yürüyüş ve yorgunluğun üzerine akşam yemeğini yemek için en güzel adres Sızma Han’ın restoranı. Denizin yanı başında yemek yediğiniz restoranın sunduğu lezzetler köklerini Ayvalık mutfak kültüründen alan ‘yeni nesil’ bir anlayışın eseri. Ve yemek konusunda gerçekten iddalılar. Ne de olsa mutfak Ayvalık’ın en rafine mutfaklarından birisi olan Hane’nin kurucusu Hande Solakoğlu’na emanet. Kendisi tarih akademisyeni olan Hande Osmanlı, Türk ve Ege mutfaklarında adeta bir tarihçi ve arkeolog gibi çalışıp, köklerimize dair lezzetleri bir bir kazıyarak çıkarıp, onları yeniden yorumlayarak sunmak da usta. Uzun yıllar Avrupa’da İsviçre ve Fransa’da yaşamış olan Hande’nin yemeklerinde Fransız sos geleneğinden izler de görüyorsunuz. Sızma Han’ın aslında sabit bir menüsü yok, Hande her gün mevsimine taze taze ne bulunursa onu pişirmek, günlük sürprizler sunabilmek istiyor. Burada yiyeceğiniz, mutfakta pişen, yemeklere katılan herşey yerel: küçük aile tipi mandıralardan aldıkları tereyağ ve süt ürünleri, tahinler, köylü teyzelerin topladıkları otlar… Mevsimine denk geldiğinizde rezene veya izvinya çorbası, tadına bakabilirsiniz. Bizim şansımıza bakla favası, zerdeçallı badalan fasulyesi favası, girit ezmesi (aslında 6 peynirli, erik kurulu, limon kabuklu, jalapenolu bu karışım baharlı peynir ezmesi olarak adlandırılsa daha iyi çünkü bugüne kadar yediğimiz hiçbir girit ezmesine benzemiyordu ve en güzeli idi) , kılıç carpaccio, fırın pancar, topik, taze mevsimlik yöre ot salatası, uykuluk, kendi suyunda buharda pişmiş enginar, sote izvinya ve kuzu göbeği mantarı düştü. Yediğimiz herşey gerçekten ustalık sergileyen mükemmel lezzetler idi. Hayatımda hiç uykuluk sevmeyen birisi olarak kaz ciğerini andıran bu uykuluk gerçek bir maharet ürünü idi. Kuzu göbeği mantarı ise tadına doyum olmayacak bir kıvamda ve lezzette idi. En son yemeğimizi taçlandıran Tükenmez ise şaşırtıcı güzellikte bir içecek. Prosecco kıvamında bize ait bir gazlı içecek fikri ile araştırmalar yapan Hande, Osmanlı döneminden bir fermente muşmula içeceği tarifi bulup hayata geçirmiş. Ve gerçekten nefis bir köpüklü gazlı içecek ortaya çıkmış..

Fonda tatlı tatlı Leman Sam, Birsen Tezer gibi caz esintileri dinlediğiniz Sızma Han restoranda ayrca kırlangıç ile balık çorbası, isli kalamar gibi deniz mahsüllerinin, deniz mahsüllü risotto, şarap soslu kaburga, 3 gün dinlendirilmiş ayva tatlısı, şarap soslu armut gibi harika lezzetlerin tadına bakabilirsiniz. Tabii bir de Ahmet Kaptan’ın akşam tazecik tutup getirdiği istakoz, midye, kalamar, balık ne varsa onu hemen pişirip sofranıza koydukları sürpriz lezzetleri de var.

 

Diğer sevdiğimiz ancak kapanmış Ayvalık lezzet duraklarına da bir saygı duruşu sergilemek istedik:

  • (Şimdilik Hane Kapalı !) Bu sabah lezzetleri ve sunumları ile Ayvalık’ın en rafine lezzet durağı Hane’de güne başlamanızı öneriyoruz. Eskiden alt katı bir başhekim muayenehanesi üst katı ev olan tarihi bir Rum evinden dönüştürülen Hane, kurucuları akademisyen Hande Solakoğlu ve edebiyat, sanat ve gastronomi çevirmeni Birsel Uzma’nın entelektüel birikimine yaraşır şekilde 7000’den fazla kitabı raflarında sergileyen, halka açık bir kütüphanesi olan bir kitap & kafe. Sabit bir menüsü yok, her gün mevsimine taze taze ne bulunursa onu pişiriyorlar. Küçük aile tipi mandıralardan aldıkları tereyağ ve süt ürünleri, tahinler, köylü teyzelerin topladıkları otlar ile mutfakta pişen, yemeklere katılan herşey yerel. Fırından yeni çıkan harika tereyağı lezzetini koruyan kruvasan ve yanında erik marmeladı güne başlamak için muhteşem bir seçenek.  Başka neler mi var? Rezene çorbası, taze mevsimlik ot salataları, turtalar, izvinyalı (yabani kuşkonmaz) omlet, izvinyalı çorbaya koyuyor, guacomole, kırmızı meksika fasulyesi ve otlar ile servis edilen ev yapımı Takolar,  ekşi mayalı bagetlerin içinde dana kaburgadan hazırladıkları dana bacon ve dana dil ve kendi yaptıkları sucuklar,  fırında deniz levreği füme, el yapımı pizzalar… Perşembeleri ev yapımı lavaş içinde pekin ördeği, Cumartesi günleri ise ev yapımı ekmek içine hamburger günü. Kısacası tadına bakacağınız her lezzet yerel malzemeler ile el emeği ve gusto ile harmanlanıyor. Ara sıra akademik sebepler ile seyahat eden Hande ve Birsen’i bulamazsanız Hane’de merak etmeyin, mutfak sohbeti ve el mahareti usta olan şefleri Kürşat’a emanet. Sadece bir kafe değiller, Ayvalık’lı çocuklara lisan ve edebiyat dersleri vererek, yazarlar ile halka açık kitap imza günleri düzenleyerek, AIMA konserlerine nefis lezzetler hazırlayarak, Ayvalık’ın kültürel gelişimine destek oluyorlar. Sabah 7 – Akşam 7 arası açık mekan Pazartesileri ve yaz aylarında kapalı.  Bizce Hane’ye hem bir sabah hem de bir öğlen ayırmanıza değer. (13 nisan 17. Sokak)
  • (!!!Ne yazık ki kapandı Turfanda, İstanbul’da açılacak!!!) Vegan, sağlıklı, organik ve temiz lezzet meraklısıysanız Ayvalık’ta işin uzmanı olan nefis bir lezzet durağı açıldı: Turfanda. Türkiye’nin en değerli şeflerinden birisi olan Defne Koryürek’in kızı Refika Kortun, İstanbul’da daha fazla karmaşa ve kaos içinde yaşamak istemediği için, yazını kışını çok sevdiği Ayvalık’a taşınmaya karar vermiş. Refika’nın Vegan ve temiz gıda sunmak için 2019’da açtığı Turfanda, soğan çorbası, turpotu, piyaz, frig salatası, enginarlı akkız, ot ve meze tabağı gibi mevsimine göre lezzetleri, elma tatin gibi tatlıları, kombuçya ve kvass gibi ev yapımı içecekleri, çay ve kahveleri bulabileceğiniz, pırıl pırıl taptaze bir kafe & restoran. Denize parallel Cumhuriyet Cad. üzerinde, tarihi bir binada yer alan restoranın üst katında deniz manzarası da var. Sahibesi Refika, sıcacık ekibindeki Etkin ve Onur ve de açık mutfağı gibi, burada herşey şeffaf, dürüst ve doğal. Karbon ayak izini azaltmak ve de yerel üreticiye destek olmak için. Paketli hiç bir gıda almıyorlar, kakao ve kahve dışında mutfaklarından çıkan her şey yerli mahsüller ile hazırlanıyor, hedefleri zamanla herşeyi geri dönüştürerek ‘sıfır atık’ bir işletmeye dönüşmek. Kendi sütlerini, bitter, tonik ve vermouth’larını kendileri yapıyorlar. Gerçekten Ayvalık’taki en nefis filtre kahve ve orjinal kokteyllerini bulabileceğiniz adres Turfanda.

Ayvalık’a İstanbul’dan Subaru’muz ile 5 saatlik rahat bir yolculuktan sonra, denizin kıyısındaki harika otelimiz Sızma Han’a yerleştik (Bizim için Ayvalık keşiflerimizin en özel ve kıymetlisi olan Sızma Han’a Ayvalık Otelleri yazımızda detaylı olarak yer vermiştik, ancak Sızma Han artık Özge ve Sinan Sabuncuoğlu çifti tarafından işletilmiyor. Bu sebeple öneremiyoruz. Ayvalık’ta önereceğimiz diğer çok güzel butik oteller Beyaz Yalı, Macaron Konağı ve Cavlıhane .  Detaylı bilgi için: www.yolculukterapisi.com/ayvalikoteller )