BAHAR’DA YÜRÜYEREK KEŞFETMEK İÇİN ‘TOP 10’

Hem ülkemize hem de dünyanın birçok köşesine bahar geldi!

Canlanan renk renk çiçekler, yeşeren çimenler ve ağaçlar ile doğanın uyanışına şahit olduğumuz bahar aylarında gittiğimiz yerleri yürüyerek keşfetmenin tadına doyum olmaz!

Bir yeri keşfetmenin en güzel yöntemi yürümektir derler.

Gerçekten de ister şehirler olsun, ister doğa cennetleri, yürüdüğümüz zaman derinine nüfus ederiz gittiğimiz yerin.

İnsana yolculuklarda bir cesaret gelir, algılamak için tarzları, ritüelleri, alışkanlıkları öyle bir cesaretle karışırız ki kalabalığa, şehrimizde görmediğimiz bir sürü semt varken, gittiğimiz yerde meraktan dalarız küçük sokaklara.

Hele enfes deniz, dağ, tarla, bağ ve doğa manzaralarına nazır yürüyüşlere ne demeli…

Hem bedenimizi hem de ruhumuzu besler işte o yürüyüşler.

Biz çok severiz yürümeyi, öyle ki bazı günler 35.000 adımı bulur, tabanlarımız şişse de, her köşeyi keşfetmiş olmanın mutluluğu ile bebekler gibi uyuruz yatağımızda.

İşte en sevdiğimiz ‘Top 10’  Yürüyüş Cennetleri:

1) Viyana

Klasik müziğin, operaların, valslerin, sanatın, mimarinin, parkların, bahçelerin, avluların, kahvenin, zarafet ve asaletin şehri Viyana…Zarif bir ihtişam sizi karşılıyor Viyana’da. Ferah sokakları, uçuk pastel renklere boyalı iç açıcı tarihi binaları, çiçekler ile bezenmiş şık avluları, geniş meydanları, Tuna kanalı boyunca dizilmiş bahçeleri, dinlenme ve yürüyüş alanları, yemyeşil geniş parkları ve saray bahçeleri ile harika bir yürüyüş şehri Viyana: www.yolculukterapisi.com/4-gunde-viyana/

2) Lizbon

Evet Lizbon’un bugi bugi yükselip alçalan tepelerini, arnavut kaldırımlı daracık sokaklarını inip çıkmak biraz meşakkatli, ancak desen desen rengarenk çiniler ile kaplanmış binaları ve her biri ayrı bir sanat eseri gibi boyanmış renkli tramvayları görmek için tüm bu zorlu yokuşları arşınlamaya değiyor. Sırtınızdan terler damlıyor keşfetmek için evet, ancak tırmandığınız tepelerin ardından, ufuktaki denizi, ve şiir gibi aşağıya dökülen daracık sokaklarda karşılaştığınız, orjinal tabelalar, sokak lambaları, kapılar ve özgün grafitileri görmek, tüm bu yorgunluğu silip atıyor. Tüm sürprizleri ile nefis bir yürüyüş şehri Lizbon: www.yolculukterapisi.com/lizbon-2

3) Cinque Terre

İtalya’nın kuzeybatı sahillerinde dağlar ile deniz arasındaki yamaç ve vadilere tünemiş ufacık 5 köyden oluşan bölge Cinque Terre. Köyler arasında yüzlerce yıllık yürüyüş patikalarında yaptığınız yürüyüşler sırasında muhteşem manzaralara şahit oluyorsunuz. İnişli çıkışlı patikalarda zaman zaman rahat yürüyüşler zaman zaman zorlu tırmanışlar karşınıza çıkıyor. Ancak tüm bu zahmete değiyor. Yürüyüşünüz boyunca size mis gibi yasemin kokuları ve meltemin getirdiği deniz kokusu eşlik ederken, duyduğunuz tek ses cıvıl cıvıl kuş sesleri ve zaman zaman sarp kayalara çarpan dalgaların sesi.  Terapi gibi gelen bu yürüyüşler, kendinizle veya sevdiğiniz bir kişi ile başbaşa kalarak doğanın seslerini dinlemek, aromasını koklamak, akışını izlemek ve de ritmini hissetmek için ideal: www.yolculukterapisi.com/cinqueterre

4) Berlin

Sınır tanımaz yaratıcı enerjisi, tarihi binaları ve müzelerin arasından yükselen cesur mimarisi, modern ve yapmacıksız bohem ruhu, farklı kültürleri içinde eriten hoşgörüsü, sokaklarındaki muhteşem sanat galerileri, özgün restoranları, orjinal butikleri, duvar grafitileri ve kafeleri gibi gizli hazineleri, sizi sarmalayan ritmi ve dinamizmi ile, yürüyerek keşfedilmek için büyüleyici bir haftasonu kaçamağı Berlin: yolculukterapisi.com/berlin

5) Los Angeles

“Melekler Şehri” Los Angeles’ın her bölgesinin kendine özgü bir karakteri ve duruşu var: tasasız ve renkli Venice, bohem ruhlu Abbot Kinney, yıldızları, kırmızı halı ve flaşları ile Hollywood, şık ve lüks Beverly Hills, orjinal ve ‘cool’ Melrose, marjinal ruhlu tasarımların merkezi West Hollywood, özgün Silver Lake, funky Los Feliz, canlı ve eğlenceli Santa Monica: www.yolculukterapisi.com/losangeles/ Ayrıca yürüyüş ve tırmanışlar ile kalp atışlarını hızlandırmak isteyenler için, Runyon Canyon Park, Eagle Rock Loop, Temescal Canyon Loop gibi nefis trekking rotaları mevcut: www.yolculukterapisi.com/los-angeles-manzara-tirmanis-ve-sehir-disi-rotalari

6) Bali

Muz yaprağının binbir çeşit yemeği sarıp sarmaladığı gibi, Bali’de sizi, gür ağaçları, rengarenk çiçekleri, yediveren meyveleri, pirinçleri, baharatları, kuşları, kelebekleri, nehirleri, şelaleleri, dağları, gölleri, okyanusu, güler yüzlü içten insanları ile, cömert ve şefkatli bir anne gibi sarıp sarmalıyor. Bolluk ve bereketle kutsanmış Bali’nin yemyeşil manzarlarına, masmavi gökyüzüneki pamuk bulutlara nazır pirinçler, palmiyeler, bambular, hindistan cevizleri ve banyan ağaçları arasında yürüyüşler yapmak gerçekten cennet bahçesinde yürümek gibi: yolculukterapisi.com/bali

jati luwih 4

 7) Stockholm

Kuzey Avrupa’nın en masalsı ve orjinal başşehirlerinden birisi olan Stockholm’ün müthiş pozitif, ayıltıcı ve yaratıcı enerjisi var. Şehir adeta mıknatıs gibi kendine çekiyor sizi. Ayıltıcı çünkü, sokaklarında sonsuza dek yürümek, her kıyafet, vintage, aksesuar, tasarım, dekor butiğine dalmak, restoran barlara girip çıkmak istiyorsunuz. Stockholm’de zaman, mekan, mimari, hiçbirisi sıradan ve rutin değil. Şehir bütün bir toprak üzerinde yer almadığı için 14 ada’ya parça parça bölünmüş, her bir adacığın farklı bir çizgisi, ruhu, duygusu var: www.yolculukterapisi.com/stockholm/

8) Prag

Rapunzelin şatosunu andıran kuleleri, katedralleri, sarayları, heykelleri, meydanları, nehir üzerine sıralanmış köprüleri, sarı, kızıl, pembe, yeşil, mavi renklere boyanmış dizi dizi tarihi evleri, yemyeşil tepelerden size göz kırpan kiliseleri ile sanki Ortaçağ’da yürüyormuşsunuz hissi uyandıran bir masal dünyası Prag. II. Dünya Savaşı’ndan sadece bir bomba ile sıyrılabildiği için mimari miraslarını çok iyi koruyabilmiş bir şehir. Adeta bir mimari açık hava müzesi olan Prag’ın sokaklarını yürüyüyerek keşfetmek harika bir duygu: http://www.yolculukterapisi.com/prag-rotalari/

9) Kopenhag

Arnavut kaldırımlı daracık sokakları, kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi rengarenk evleri, rokoko sarayları, yemyeşil parkları, bahçeleri, çeşmeleri, ferah meydanları, heykelleri, yelkenliler ve tekne-evlerlerin dizildiği kanalları, adacıkları, köprüleri ve göletleri ile, su ile içiçe masalsı bir şehir Kopenhag. Pırıl pırıl sokaklarda, bakımlı, güleryüzlü ve güzel insanların yürüdüğü, kahvelerde sohbet ettiği, park ve kanal kıyılarında güneşlenip biralarını yudumladığı, nereye baksanız keyifli, sade, karakterli insanlar, binalar, tasarımlar gördüğünüz Kopenhag’da yürürken gözünüzün, gönlünüzün, içinizin, ruhunuzun açıldığını hissedeceksiniz: yolculukterapisi.com/kopenhag

10) Türkiye

Ülkemiz gerçek bir yürüyüş cenneti:

cavusin1

 

Yolculuk Terapisi ‘En Sevdiğimiz’ Listelerimiz:

Zeynep Atılgan Boneval