YENİ ZELANDA İZLENİM&ROTALAR


DÜNYANIN ÖBÜR UCUNDA DOĞANIN KUTSADIĞI ÜLKE

 

Maket bir dünya küresini elinize alıp Türkiye’den dik açı ile bir çubuk batırsanız, çubuk tam Yeni Zelanda’dan çıkıyor. İşte o kadar uzak Yeni Zelanda. Gitmek aktarmalar ile 30 saat sürüyor. Ancak bu uzun yolculuğa gerçekten değiyor. 2 adadan oluşan ülke – normalde dünyanın dört bir köşesine gitmenizi gerektiren – tüm doğa oluşumlarını kendi içinde barındıyor: fiyordları, pırıl pırıl gölleri, kanyonları, şelaleleri, karla kaplı dağları, buzulları, gayzerleri, sahilleri, doğal parkları ile sanki Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi’nde anlattığı dünyadaki (filmler zaten bu ülkenin farklı yerlerinde çekilmiş) gibi bakir,  vahşi ve dramatik manzaları doğanın elinde o kadar güzel harmanlanmış ki, aklınıza gelebilecek tüm doğal oluşumları ve manzaraları bir arada görebiliyorsunuz. Diğer yandan kosmopolit şehirleri, şirin kasabaları, otobanları, muhteşem manzalara nazır Lodge otelleri, dünyaca ünlü şarapları ve gurme restoranları ile son derece modern ve medeni bir deneyim sunuyor.

 

İlk karşılaşmadan Yeni Zelandalılar’ın dünyanın en pozitif halkı olabileceğini hissediyorsunuz. Ülkede yaşayan 4 milyon insan hem dünyanın en güzel yerlerinden birisinde yaşadığının bilincinde, hem kendilerine fazlası ile yeten doğal kaynakları sayesinde refah içinde(düşünün ülkedeki koyun nüfusu insanların 10 katı), hem de dünyanın öbür ucunda olduklarını biliyorlar: ‘Nasıl olsa dünyanın geri kalanından çok uzağız, kimsenin de umrunda değiliz, o zaman dilediğimiz gibi özgür, yaratıcı ve çılgın olabiliriz’ diyorlar. Dünyanın bir ucundalar, extrem-deler, genel geçer hayat tarzına uymak zorunda değiller ve bunu çok iyi biliyorlar. Zaman kavramının tanımı onlar için çok farklı, sanki çok daha yavaş akıyor. Hiç birşeyi aceleye getirmiyorlar, ‘Deadline’ a uymaya çalışmıyorlar. Ama bu miskin oldukları anlamına gelmiyor, girdiğiniz tüm ortamlarda çok güleryüzlü ve enerjik insanlar ile karşılaşıyorsunuz: ‘hayatı tiye almak’ onların mottosu, ve çok espirililer. Kendilerine ‘Kiwi People’ diyorlar, Kiwi aslında sadece Yeni Zelanda’da bulunan uzun gagalı uçamayan bir kuş. Ulusal bankalarının ismi bile Kiwi Bank.

 

Biraz da deli cesaretleri var: ülkedeki nefis hava, enfes manzaralar, ılıman iklim ve hayattan keyif alma motivasyonu buluşunca tüm macera ve adrenalin hareketinin baş ülkesi haline gelmiş. İlk bungee jumping bu ülkede yapılmış ve yeni çılgınlıklar ilk bu ülkeden çıkıyor (mesela Zorb). Ciddi heyecan arayanlar için Sky Diving, Jet Boating, Canyon Swing, Heli Biking, gibi sıradışı seçenekler var. Daha sakin birşeyler yapmak isterseniz günlerce süren yürüyüş, tırmanış ve kano rotaları, zorluk derecesi 5’e varan rafting parkurları, muhteşem manzaralara nazır paragliding, okyanusta sörf, doğal parklarda balina izleme ve yunuslar ile dalış mümkün.

 

 

Ülkenin güzel manzaraları, pozitif insanları ve atmosferi, ve vurdumduymazlığı sizi öyle bir havaya sokuyor ki, biz bile 4500 mt’de uçaktan kendimizi atlarken bulduk.

 

Yeni Zelanda’yı ziyaret etmek için en güzel zaman Ekim – Mayıs arası.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YENI ZELANDA ROTALARI

GÜNEY ADA

Abel Tasman Ulusal Parkı: Picton’da yer alan Abel Tasman Ulusal Parkı ormanları ve kumsallarında 4 gün süren 50 km’lik hiking rotası tamamen insanların dünyasından kopmak, el değmemiş bir doğa ve bölgeye özgü fok balıkları, balıkçıllar, saksağanlar, baykuşlar ile başbaşa kalmak için ideal. Tamamen ıssız bir deneyim için sadece küçük uçak ya da kanolar ile ulaşılan Awaroa Bay’de yer alan Awaroa Lodge doğru adresiniz, ya da Abel Tasman Ulusal Parkı yakınında bir çiftlikte yer alan Paratiho Lodge’da hem doğanın hem de gurme lezzetlerin keyfine varmak mümkün.

Mount Cook: Mount Cook, Tasman Buzulu’nun muhteşem manzaralarına nazır birçok tırmanış ve yürüyüş parkuruna ev sahipliği yapıyor. Tüm gün pırıl pırıl masmavi bir gökyüzü altında, serin ve taze havasında yürüyüş yaptıktan sonra gün batımında güneşin karların üzerindeki yansıması, sivrilerek yükselen dağın heybeti insanı büyülüyor. Dilerseniz sabah gün ağarmadan önce yola çıkıp güneşin doğuşunu dağın tepeleriden izleyebiliyorsunuz. Asma ahşap köprülerden, altınızda çağlayan dereler üzerinden geçiyorsunuz. Minik şelaleler bir anda karşınıza çıkıyor ve ışığın kırılması ile parlayan buzullarda mavi’nin her tonunu görüyorsunuz. Ve fonda hep bir ses duyuluyor, ya çağlayan suların sesi, ya da buzullardan kopan parçaların çıkartığı dev gürültü. İsterseniz helikopter ile buzul’un üzerine inebiliyor ve karlı tepenin üzerinde aşağıdaki nefes kesen vadileri, kanyonları izleyebiliyorsunuz. Mount Cook yakınlarında yer alan Lake Tekapo ise gökyüzü ve yeryüzünün içiçe geçtiği dramatik ve muhteşem manzaralar sunan bir göl.

 

yenizellanda

 

Queenstown: Dik tepelerin arasında yer alan bir gölün etrafına kurulmuş, yine harika manzaralar sunan bir şehir. Şık restoranlara, butik otellere ve emekli zenginlerin manzaraya nazır muhteşem tasarımlı malikanelerine ev sahipliği yapıyor. Ayrıca adrenalinin başkenti olan Queenstown’da Sky Diving, Paragliding, Bungee Jumping, Zorb gibi birçok farklı macera yaşayabiliyorsunuz. Ülkenin güney batısında yer alan Milford Sound ve Doubtful Sound Fiyordları Queenstown’a yakın; yüksekliği 2000 metreyi bulan dağların arasında denizin yarattığı girinti-çıkıntılarda cruise yaparken size yunuslar ve ayıbalıkları eşlik ediyor.

Christchurch: Bahçeleri ve müzeleri ile ünlü bir şehir. Gerçekten yüzyıllık ağaçlar ve yaratıcı peyzaj planlaması örnekleri ile renk cümbüşü içinde çiçekler ile dolu bahçeler. Te Papa Tongarewa müzesinde Yeni Zelanda’nın yerel halkı olan Maori’lere ait yaşam biçimini yansıtan öğeleri ve sanat eserlerini görebilirsiniz.

En güzel manzaralar için: Güney adanın batı Sahilinde yer alan Gillespies Plajı adeta uzayda hissettiriyor size kendinizi. Okyanusun kenarında alabildiğine uzanan sarı-siyah kumsalda quartz çakıl taşları ve rüzgardan doğal heykellere dönüşmüş kayalar, ve arkada 3700 mt. yüksekliğine ulaşan Tasman Dağı ile Cook Dağı manzaraları büyüleyici.

En güzel balina izleme noktası : Dünyanın en güzel balina izleme noktalarından birisi olan Kaikoura’da yıl boyunca İspermeçet balinalarını ve Aralık’tan Mart’a kadar katil balınaları görmek mümkün, ayrıca yunuslar ve fok balıkları ile birlikte snorkel yapmak da mümkün.

• Fiyordların arasında harika manzaralara nazır tekne gezileri, yürüyüş ve tırmanış parkurları için Milford Sound ve Doubtful Sound.

• Şarap vadileri gezisi ve tadım için: Marlborough
• Rafting ve Hiking için: Wanaka’da Mount Aspiring Ulusal Parkı
• Nesli tükenmekte olan bitki ve kuşların cenneti: Stewart Island
• Buzul deneyimi için: Franz Josef ve Fox Buzulları

 

 

KUZEY ADA

Rotorua: Kuzey adada volkanik oluşumların arasında yer alan Rotorua’da hala aktif volkanlar ve gayzerler var. Adeta bir masalda ilerliyorsunuz, her köşeden hayaletler gibi buharlar yükseliyor, arada bir gayzerler patlayarak 25 metreye kadar su ve buhar fışkırtıyor, bembeyaz kumların ortasında turkuaz renkli sıcak su gölleri ile karşılaşıyorsunuz. Yürüdüğünüz yolda toprağın sıcaklığını ayakkabılarınızın altında hissedebiliyorsunuz, toprağın içine bir derece soktuğunuzda 96 dereceyi gösteriyor. Buraya dünyanın dört bir köşesinden hem çamur banyosu yapmak hem de termal havuzlarda şifa bulmak için binlerce insan geliyor. Rotorua yakınlarında ülkenin en büyük Maori köyleri var. Köyleri ziyaret ederek, toprakların asıl sahipleri ile karşılaşabiliyorsunuz. Başta beyaz ırk tarafından katledilen Maoriler şimdi kendi topraklarına ve vatandaşlık haklarına kavuşmuşlar, ancak onlar da tabi ki teknolojiye ve modernliğe adapte ola ola geleneksel yaşam biçimlerini terk etmeye başlamışlar.

Auckland: Dünyanın en büyük Polonez şehri olan Auckland, marinaları ile ünlü. Hiç bitmeyen rüzgarı ve doğal korunaklı koyları sayesinde yelken cenneti. Auckland’da yelken sahibi olmak, başka bir şehirde araba sahibi olmak kadar normal hale gelmiş. Yelkenli ile şehri denizden görmek ve de ufacık koylarda bile rüzgarın hiç tahmin edemeyeceğiniz boyutlara ulaşabileceğini deneyimlemek çok heyecan verici. (Auckland hakkında daha detaylı bilgileri gelecek yolculuk yazılarımızda bulabilirsiniz)

Wellington: Yeni Zelanda’nın başkenti olan Wellington çok renkli, kosmopolit bir şehit, ancak ufak bir kasaba atmosferini ve samimiliğini de kaybetmemiş. Lambton Quay’dan ‘cablecar’a binerek limana giderken Botanik Bahçeler üzerinden harika manzaraları seyretmek ve Te Papa Müzesi’nden yerli halk Maori’lerin mirası olan eserleri görmek Wellington’da iken mutlaka yapılması gerekenler.

Lake Taupo: Yeni Zelanda’nın en büyük gölü olan Lake Taupo, adanın ortasında yer alıyor. Muhteşem manzaralar eşliğinde balık avlamak için ideal bir yer. Ayrıca Lake Taupo’da yer alan Huka Şelaleri rafting ve hiking için ideal. Burada yer alan HUKA LODGE doğa ile harmanlanmış harika bir tasarım lodge.
• Yunuslar arasında el değmemiş tropik ada deneyimi için Bay of Islands.
Wainui Beach ve Ahipara Beach, ılıman iklimleri ile denizin, sörfün ve muhteşem gün batımlarının keyfine varmak için ideal sahiller.

 

 

 

 

Yazının başına dönmek için tıklayınız
Zeynep Atılgan Boneval

2 comments

  1. Pingback: Yolculuk Terapisi | Yolculuk Terapisi

  2. Pingback: Yolculuk Terapisi | Yolculuk Terapisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir