VİETNAM İZLENİM&ROTALAR



Tevekkül Ülkesi Vietnam

 

İlk gerçek uzakdoğu deneyimimi Vietnam ile yaşadım, ve ‘tevekkül’ kavramının sadece sözde değil, gerçekten tüm yaşamın içinde olduğunu en çok hissettiğim ülke oldu Vietnam. Yüzlerce yıl sömürge ve ardından savaş ile özdeşleşmiş bu ülke, sadece son 30 yıldır savaşsız bir dönem ve gerçek anlamda özgürlüğünü yaşıyor. Ve yaşadıkları tüm acılara rağmen içten, güleryüzlü, meraklı, girişken, sakin, ve zanaatkar halkının kudreti ile dolmuş bir atmosferi var.

 

Bir yandan yemyeşil yoğun ormanlarla kaplı heybetli dağları, binlerce kilometrelik el değmemiş sahilleri ile harika manzalara ve doğal güzelliklere, diğer yandan zengin kültürel ve tarihi birikime, şiir gibi bir kolonyal şehir mimarisine, ve savaşa ait etkileyici kalıntılara sahip bir hazine ülke Vietnam.

 

Ancak bu sonsuz somut değerlerindense, benim için Vietnam’ın asıl en etkileyici özelliği, fark edilmesi çok zor soyut duyguları bana yaşatabilmesi oldu.

 

Sahip olma kavramı ile yüzleşmek zorunda kaldığınız bir yer Vietnam, bizim temel ve vazgeçilmez gördüğümüz birçok şey, onlar için lüks ve de yok. Sahip oldukları o kadar az ki, ve de o kadar basit koşullarda yaşıyorlar ki, insanı tedirgin ediyor ilk başta Vietnam. Ancak biraz içine girdikçe, gittiğiniz her köşede kendinizi tevekkül dolu bir atmosfer içinde buluyorsunuz.

 

Vietnamlıların fakirlik ve yokluk içinde yaşam inançlarını, sevinçlerini ve umutlarını hiç kaybetmemiş olmaları, ve herşeye rağmen pozitif ve şükreden tavırları şaşırtıyor insanı.
Yoklukta yaratabildikleri soyut değerlerin, bizim somut bolluk dünyamızın bile sağlamadığı bir huzur ve mutluluk taşıdığını görmek sarsıyor insanı.

 

Neredeyse tüm tarihleri boyunca savaşmış bir halkın, teknolojik, ekonomik yetersizliğine ve ilkel koşullarına rağmen imkansızı başarmış olması gerçekten düşündürüyor insanı.

 

Geçmişte çok büyük zorluklar çekmiş insanların tüm çilelerine rağmen ayakta kalmak için gösterdiği inanılmaz azim, kudret, inanç ve gurur derinden etkiliyor insanı.
İnanılmaz kalabalık, karmaşa ve kaos’un içinde bile bir akışkanlık ve huzur bulunduğunu size yaşatabilmesi ayrı bir özelliği Vietnam’ın.

 

Sahip olduklarımızın aslında hiçbir önemi ve anlamı olmadığını, hayatta bizi biz yapanın sadece kendin olabilmeyi başarmak olduğunu hissediyor Vietnam’da insan.

 

Büyük şehirlerin trafiği bile kaos’un içindeki akışkanlığı özeltemek için yeterli: Tek şeritli gidiş-geliş yollarda binlerce motosiklet, bisiklet, üç tekerlekli tuktuk isimli yolcu taşıma bisikletleri hep bir arada. Araba almak çok pahalı olduğu için halk motosiklet ve bisiklet ile ulaşımını sağlıyor.

 

Kalabalık, kornaların yarattığı gürültü ile inanılmaz bir kaos ve yoğunluk var sokaklarda. Ve de trafik lambası o kadar az ki, bu karmaşada insanlar nasıl yolunu bulup ilerleyebiliyor diye şaşırıyor insan. Karşıdan karşıya geçmek istediğinizde kendinizi yolun ortasına atmanız gerekiyor, ve işin en ilginç tarafı ise trafik kendini bir şekilde size göre ayarlıyor, herkes yolunu bulup devam ediyor.

 

Vietnam’da büyük şehirlerde tüm hayat sokaklarda ve kaldırımlarda yaşanıyor.

 

Tüm halk kaldırımlarda ufak tabureler üzerinde sokak satıcılarının hazırladıkları yemekleri yiyor, dükkancılar kapılarının önünde oturuyor, kadınlar kaldırımlarda meyve ve sebze sepetlerinde meyveleri soyarak satıyorlar, yaşlılar çay ve bambu çubuklardan tütün içiyorlar, çocuklar oyunlarını kaldırımlarda oynuyor, satıcılar omuzlarında taşıdıkları bambu kamışlarının iki ucundaki pirinç sepetleri ile yürüyerek satış yapıyor. Şehir dışına çıktığınızda ise abajura benzeyen şapkalarıyla pirinç ve kahve tarlalarında arı gibi çalışan kadınlara rastlıyorsunuz.

 

Vietnam sadece rafine mutfağı ve enfes yemekleri için ziyaret edilmeyi hak eden bir ülke. Kendine özgü çok güzel lezzetleri, ve her yemeğin ayrı bir estetiği var. Ve de yemeklerde neredeyse hiç yağ kullanmadıkları için son derece hafif. Pirinç tarlalarıyla kaplı bir ülke olduğu için pirinç Vietnamlıların vazgeçilmezi, ve yemekler de ağırlıklı olarak pirince dayalı. Tüm Vietnamlıların ulusal yemeği olan Pho, içinde seçiminize göre et, tavuk ya da deniz mahsulleri olan, tavuk suyu, taze baharatlar, zencefil, tarçın ve birazda acı sos ile tatlandırılmış haşlanmış pirinç makarnası (noodle) çorbası ve her an her yerde karşınıza çıkıyor. Ayrıca vejeteryan ya da deniz mahsülleri ile pirinç hamurunda (rice paper) hazırlanan spring roll’lar Vietnam mutfağının en lezzetli öğesi. Indochina döneminde Vietnam’ın kendi geleneksel lezzetleri ile Fransız mutfağı karışınca, ortaya rafine bir füzyon mutfak çıkmış. Vietnamlıların boyları neden bu kadar kısa, dişleri ve tırnakları sağlıksız diye düşününce, günlük diyetlerine bakmak yeterli; neredeyse hiç süt ürünleri tüketmiyor Vietnam halkı.

 

NE ZAMAN GİDİLİR?
Ekim, Kasım ve Nisan, Mayıs ayları Vietnam’ı ziyaret etmek için en uygun zaman.

 

 

VIETNAM ROTALARI

HO CHI MINH CITY(SAIGON)
İlk ismini (içinde yer alan) Saigon nehrinden alan bu şehre, Indochina döneminde Fransızlar ‘Perle D’Orient – Doğu’nun İncisi’ ismini takmışlar. Bugünkü adını ise, şu anda bağımsız Vietnam’ın kurulmasını sağlayan efsanevi lideri Ho Chi Minh’den almış bu şehir. Yıllarca sömürge ve savaşın acı yüzünü yaşadıktan sonra Fransız işgaline son veren liderin ismi ‘ışığı getiren’ anlamına geliyor.

 

Vietnam’ın en kalabalık ve canlı şehri olan Ho Chi Minh, aynı zamanda ekonomik ve politik merkezi. Indochina döneminde ülkeyi yöneten Fransız’ların kolonyal mimarisinin de güzel örneklerini sergiliyor. Ne yazık ki iki katlı binaların olduğu Fransız bulvarlarında, hızla çelik ve cam konstrüksüyonlar yanyana yükseliyor, Ho Chi Minh’i bozulmadan görmek için acele etmek lazım.

 

Ho Chi Minh’de keşfedilecekler:

  • Eski Başkanlık Sarayı, Hükümet Binası, Gustave Eiffel imzalı Fransızlar’dan kalma tarihi Postane Binası, Notre Dame Katedrali, Opera Binası, ünlü Continental ve Rex Otelleri, Cholon adlı Çin Mahallesi, Savaş Müzesi, Thien Hau Tapınağı, Dong Ru Caddesi gezilmesi gereken yerler arasında.
  • Mekong Deltasında Vietnamlı’ larca 9 Başlı Ejder Nehri diye bilinen üzerinde yüzlerce minik adacığın bulunduğu, kolları birer labirent gibi etrafı saran Song Tien Giang nehri üzerindeki Thoi Son Adası ve Ninh Trang Pagodası ve de Vinh Long bölgesinde güzel kent anlamına gelen My Tho şehri ziyareti hakediyor.
  • CU CHI TÜNELLERİ: Vietnam ile ABD arasında yapılan Vietnam savaşı esnasında Kuzey Vietnamlı Viet Kong savaşçıları tarafından yer altında yapılmış 250 km uzunluğunda tünellerin bulunduğu Cu Chi, Vietnam’lıların insanoğlunun en imkansız ve zorlu şartlarda bile nasıl akıl almaz yöntemler geliştirdiğini, yer altında kurdukları düzen ile gerilla savaşının nasıl üstün bir örneğini sergilediğini bizzat gösteriyor. Bu gizli bir köyde Vietnamlıların Amerikan askerlerine karşı iptidai yöntemlerle vermiş oldukları kurtuluş mücadelesinin yapıldığı kamplar, siperler ve depolar da yer alıyor.
  • CAODAI TAPINAĞI: Cao-Daism Batı ve Doğu dinlerini karıştırarak kendine özgü bir din olarak yaratılmış. Tay Ninh bölgesinde yer alan, dünyada eşi olmayan bu dinin merkezi olan Caodai tapınağı, girişi kuleleri ile Hristiyanlığı, ortasındaki kubbesi ile Müslümanlığı, en arkada Pagodalara benzer mimarisi ile Budizmi yansıtıyor. Her öğlen saat 12:00’de çok renkli bir seremoni yaşanıyor; rütbelerine göre kırmızı, turuncu, yeşil, sarı ve beyaz elbiseler giyinmiş din adamlarının ayinini yukarıdaki balkon bölümünden sessizce izlemek mümkün.
  • Khaisilk ve Song gibi butiklerin bulunduğu Dong Khoi Caddesi şık Vietnam tasarımları ile new age bir ruh yansıtırken, gece geç saatlere kadar açık Binh Tay Pazarı ise her türlü ürünü çok ucuza bulabileceğiniz alışveriş noktası.
  • Sabahları parklarda Tai Chi yapanları seyretmek, halkın ruh ve vucüt sağlıklarını nasıl koruduklarını anlamak için yeterli.

 

 

HANOI

Başkent Hanoi Ho Chi Minh City’e göre daha mütevazi, yavaş, daha az gelişmiş ve dolayısı ile daha çekici. Yeşil bulvarları, büyük parkları, gölleri, kolonyel dönemden kalma ‘belle epoque’ villaları, Çin esintileri taşıyan tapınakları ile küçük ve şirin bir şehir olan Hanoi, Vietnam’ın sosyal ve kültürel merkezi. Doğu’nun Paris’i olarak bilinen Hanoi, Asya’nın en çarpıcı şehirlerinden birisi gerçekten.

 

Tabi ki başkentte nüfus arttıkça binlerce motorsiklet, egzos dumanı, hiç bitmeyen korna sesleride artıyor. Ancak rotanızı harika bahçe ve parklara, göl kenarına atarak gürültü ve karmaşadan uzaklaşabiliyorsunuz.

 

Hanoi’de keşfedilecekler:

  • Ho Chi Minh Müzesi, Ho Chi Minh’nin anıt mezarı ve yaşadığı ev, Başkanlık Sarayı bahçesi, geleneksel bir Vietnam mimarisi olan Temple of Literature ve bahçesi, Vietnam Güzel Sanatlar Müzesi, Ba Dinh Square’in etrafında grup halinde bulunan etkileyici heykeller, Nha Hat Lon Opera Binası, Ngoc Son Tapınağı, French Quarter, 15.yy dan beri şehrin ticari merkezi olan Old Quarter, Old Quarter ve French Quarter arasında yer alan Hoan Kiem Gölü, Lotus çiçeğine benzeyen ve saflığı temsil eden, tek bir taş sütun üzerine ahşaptan yapılmış One Pillar Pagoda, ismini havayı kokularıyla saran bahar çiçeklerinden alan Perfume Pagoda görülmesi gerekenler arasında.
  • Thang Long Water Puppet Theater’da 11. yüzyıldan kalma geleneksel bir Vietnam sanatı olan “Su Kuklaları” gösterisine ve de Thang Long Ca Tru tiyatrosunda yer alan geleneksel dans ve müzik gösterisine gitmek.
  • Seyahati biraz uzatmak isterseniz, kuzey dağlarında harika trekking rotalarına ev sahipliği yapan Sa Pa’ya yol alarak, enfes manzaralar eşliğinde gerçekten zamanda asılı kalmış geleneksel köy yaşamını deneyimlemek mümkün.
  • Alışveriş için öneriler: geleneksel elişi ürünler için Hom Market, elişi sanat eserleri için Craft Link, lambalar, yastıklar, nevresim takımları için Mosaique, yastıklar için Ipa-nima, renkli yaşamı görmek için çiçek pazarı.

 

 

HALONG KÖRFEZİ
UNESCO Dünya Mirasları arasında yer alan Halong Bay Vietnam’ın en büyüleyici duraklarından birisi. Dümdüz ve sakin bir deninzin ortasından yükselen yemyeşil adacıklar ve kayalar esrarengiz bir doğa harikasında olduğunuz hissini yaratıyor. Yaklaşık 1960 kireçtaşı adacık ve kaya arasından salına salına ilerlerken zaman ve mekan kavramını yitiriyorsunuz resmen.

 

Sessizliği ve enfes manzaraları içe sindirmek, kanolar ile denize açılarak ufacık adalar arasından gün batımını izlemek, gün doğumunda sislerin arasından yükselen kayaları tai chi yaparak selamlamak için kesinlikle günübirlik bir gezinti yerine birkaç gece konaklamayı hak ediyor.

 

Ejderha anlamına gelen Halong, ismini Gökten Düşen Ejderha’lar efsanesinden alıyor: ‘Yıllar yıllar önce, Tanrı’lar bu güzel toprakları kuzeyden gelen istilacılara karşı savunabilmek için bir ejderha ailesini gökyüzünden yer yüzüne gönderir. Gökten inen ejderhalar alevler ile birlikte çeşit çeşit mücevher saçmış denize, ve bu mücevherler binlerce adacığa dönüşmüş. Bu adacıklar aşılması güç bir kale gibi denizin ortasından yükselerek istilacıların geçişini imkansız kılmış ve Vietnam halkı huzur içinde yaşamış.’ Efsane bir yana adalar gerçekten yukarıdan bakıldıklarında ejderhanın kıvrımlarını andırıyor.

 

Halong Bay’de Sung Sot ve Thien Cung Mağaralarında suyun aşınması ile adeta hepsi farklı birer heykele dönüşmüş kireçtaşı oluşumları, yüzen evler ve köyler, Yen Ngua, Con Coc Dağları görülmesi gerekenler arasında.

 

 

HOI AN
15. yüzyılda kurulmuş Hoi An, eskiden Güneydoğu Asya’nın en önemli ticaret limanlarından birisiymiş. Şimdi ise zanaatkarların yaşadığı huzurlu ve sakin bir köy gibi. 200 yıllık tacir evleri, Budist tapınakları ve Japon Köprüsü ile mimarisi çok iyi korunmuş eski şehirde keyifle, zamanı düşünmeden saatlerce dolaşmak mümkün. Bisiklet, tuk tuklar ya da yürüyüş ile keşfedilebilecek şehirde zanaatkarlar ve ressamların eserlerinin bulunabileceği pazar yeri tablolar, dokumalar, çantalar, şallar, antika ve elişi ahşap heykeller, çay setleri ile çok renkli. Ayrıca nehirde kısa bir tekne gezisi ile Thanh Ha çömlek köyünü ziyaret etmek, ve de Hoi An’ın upuzun bakir sahillerinde kumsalda uzanarak tertemiz suların keyfini çıkartmak mümkün.

 

 

HUE

Emperyal başkent olan Hue savaş sırasında ABD tarafından çok fazla bombalanmış olsa da hala güzel bir şehir. Forbidden City ve İmparatorluk Sarayı kalıntıları, imparator mezarları, Parfüm nehri üzerinde tekne gezintisi, Thien Mu Pagoda, My Son tapınağı, De Militarized Zone’da savaştan kalan tüneller ziyaret edilebilecek yerler arasında.

 

DA LAT

Sakin bir şehir olan Dalat’da son imparator Bao Dai’ın yazlık sarayı, Xuan Huong gölü, Truc Lam manastırı, Lam Ty Ni ve Thien Vuong pagodaları, Flower Park, Hang Nga Galerisi ve de Phan Rang ve Da Lat yolu üzerinde yer alan, 13yy’da Cham İmparatorluğu döneminden kalma Po Klong Garai kuleleri görülecekler arasında.

 

 

MEKONG DELTA

Vietnam’ın ‘pirinç sepeti’ olan Mekong deltası, suların ortasında yemyeşil pirinç tarlaları, içiçe geçmiş bir sürü kanallar ve nehirleri, uykuda gibi nehir köyleri ve yüzer pazarları ile çizgi çizgi bir yapboz görüntüsü taşıyor. Vietnam’a hayat veren Mekong Nehri, halkın vazgeçilmez yiyeceği pirincin bereketli bir şekilde yetişmesine elveriş sağlıyor.

 

 

VİETNAM’DA DENİZ KEYFİ

Güney Çin Denizinde yer alan Nha Trang sahili, Phu Quoc adası, doğu sahillerinde yer alan Mui Ne Beach, Da Nang’da yer alan China Beach palmiyeler ile bezenmiş sahillerde denizin, güneşin ve kumların keyfini çıkartmak, dinlenmek, masajlar ile kendini şımartmak için harika alternatifler.

 

Zeynep Atılgan Boneval

 

Yazının başına dönmek için tıklayınız

2 comments

  1. Pingback: Yolculuk Terapisi | Yolculuk Terapisi

  2. Pingback: Yolculuk Terapisi | Yolculuk Terapisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir