TRİLYE – BURSA CİVAR KEŞİFLERİ

Trilye: Marmara Denizinin Kıyısına Gizlenmiş Nostalji

Zeynep Atılgan Boneval

Trilye, gümüş yeşil yapraklı zeytinler ile kaplı Mudanya Dağlarının denizle buluştuğu bir vadiye gizlenmiş, tarihi Rum evleri ile sanki zamanda asılı kalmış, şirin ve huzurlu sahil kasabası.

İki yamaçtan aşağı inen evlerin önündeki ufacık limanı, berrak mavi suları, ufukta sislere karışan denizi ile zamanın aheste aheste aktığı, masumiyeti bozulmamış nostaljik bir masal gibi adeta.

 

TRİLYE YOLCULUĞUMUZ

Soğuk bir kış günü, Bursa Bademli’den Subaru E-boxer aracımız ile yola çıkıp 35 dakikada ulaştığımız (25 kilometre) Trilye’de hala sabahının erken saatleri idi.

Trilye’ye ulaşmadan önce batısındaki bir yamaçtan sindire sindire seyrettik kendisini. Sanki kış uykusundaki bu tarihi kasabayı pustan incecik bir battaniye örtmüştü.

Saatler ilerleyip kış güneşi yükseldikçe, pus ağır ağır uzaklara çekilmeye başladı ve öğle vakti sahil kasabasına ulaşan güneş ve masmavi gökyüzü, kasabanın tüm renklerini ve tüm canlılığını ortaya serdi.

Tarihi ahşap ve taş evleri, kiliseleri, labirent gibi daracık sokakları, ulu çınarları, güneş vurdukça yaprakları ışıl ışıl parlayan zeytinlikleri ile deniz ile dağların arasına sokulmuş gümüş bir inci gibi Trilye adeta.

 

TRİLYE SOKAKLARI VE EVLERİ

Yamaçları örmüş Trilye sokaklarını tırmanırken, kurabiye ev gibi küçücük tarihi evlerde tüten ocak ve sobaları, kendi dünyalarına dalmış oyun oynayan çocukları, kapı önüne sandalyelerde örgüleri ve muhabbetleri ile haşır neşir teyzeleri, kahvede sohbete dalmış ihtiyar amcaları, üzerine zeytinlerin yüklendiği eşekleri, tarihi çeşmeleri, hamam damlarını, taş kuyuları ve mezar taşlarını gördüğünüzde, Trilye’de hala masum ve nostaljik bir yaşamın hüküm sürdüğünü hissediyorsunuz.

Kasaba evlerinin çoğu kagir, ahşap ve taş duvarlı, Osmanlı – Rum sentezi mimaride, 150 – 200 yıllık, 2 veya 3 katlı binalardan oluşuyor. Az sayıda tamamen taştan yapılma olanların ise tarihi 1500’lere uzanıyor. Evlerin dış kapılarına beyaz tüller örtülmüş ve birinci katlardan gökyüzüne soba boruları uzanıyor. Her sobalarda yanan odunun dumanı ve içinizi ısıtan kokuları yayılıyor.

Bulunduğu yamaçların fiziksel koşullarına ve sokakların imar yapısına kendisini uydurarak inşaa edilmiş orijinal ve ikonik evleri var Trilye’nin. Güverte Şeklindeki Ev veya diğer adı ile Tabut Ev, Manavlı Ev, Perili Ev gibi çoğu harabeye dönmüş evleri sokakları dolaşırken gözden kaçırmanıza imkan yok.

Trilye günü birlik gezilebilecek bir tarihi durak. Biz gezimizden sonra Bursa ve civar keşiflere devam edeceğimiz için Trilye’ye 25 dakika uzaklıkta Bursa’nın Nilüfer ilçesinde Bademli’ye yakın Bamboo Park içinde 7 Rooms otelde konakladık. Ve gerçekten inanılmaz memnun kaldık. Hem konaklama hem de lezzet deneyimlerimizi http://www.yolculukterapisi.com/7-rooms-otel-bursa-ve-civar-kesifleri/ yazımızdan okuyabilirsiniz.

 

TARİHTE TRİLYE

Dört bir tepesi ve yamacı zeytinlikler ile çevrilmiş, denize uzanan bir vadinin her iki yamacında yeşermiş Trilye, rivayete göre deniz korsanlarının akınlarından korunmak isteyen 3 köyün birleşmesi ile kurulmuş.

Trilye’de sırası ile Misyalılar, Traklar, Antik Romalılar, Bizanslılar ve Osmanlılar yaşamış.

Trilye 1320’lerden itibaren Osmanlı topraklarına katılan Trilye’de nüfusun çoğunluğunu Rumlar oluşturuyormuş. Zaten tarihi Trilye evleri, Rum mimari özelliklerini taşıyor. Deniz ticareti ile bölgenin ünlü zeytin ve zeytinyağı civar liman kentlerine satılırken, ayrıca halk ipekçilik, şarapçılık ve balıkçılık ile de uğraşıyormuş.

Büyük Hristiyanlık Konsülünün toplandığı Bursa’nın İznik şehrine yakın konumu sayesinde Hıristiyanlık için çok önemli bir yere sahip olmuş Trilye, küçük bir köy olmasına rağmen birçok dini binaya ev sahipliği yapıyor.

Küçük olmasına rağmen 7 tarihi kilise, 3 manastır, 3 ayazma ve büyük bir Ortodoks Rum mezarlığı’na ev sahipliği yapan Trilye’nin yoğun dini yapıları, Bizans devrinde önemli bir dini merkez olduğunu gösteriyor.

Cumhuriyet ve mübadele sırasında Rum halkı Yunanistan’a göç ederken, buraya Girit‘ten gelen Türkler yerleşmiş ve zeytinciliği devam ettirmiş. Kiliseden devşirilen camiler ve yeni camiler eklenmiş.

1980’de SİT alanı ilan edilerek imara kapatıldığı için, tarihi ve mimari dokusu çok iyi korunarak günümüze kadar ulaşabilmiş Trilye’nin.

Trilye ismi hakkında birkaç rivayet söz konusu. Kimileri, denizinde bol bol bulunan yörenin meşhur Barbun balığının Rumca ismi olan Triglia’dan geldiğini söylüyor. Kimileri ise İznik Konsülü sırasında Hristiyan camiasına fresk sokmaya kalktıkları için afaroz edilen ve buraya sürgüne gönderilen ‘3 Rahip’ anlamına gelen Latince Trilye’den adını aldığını söylüyor.

İsmini aldığı 3 papazın hikayesi ise şöyle: 325 yılında Nikaia’da (İznik) toplanan Birinci Ekümenlik Konsülü İncil ile ilgili konuları incelemeye alır. Toplantıya katılanlar arasında görüş ayrılıkları doğar. Muhalifler arasında bulunan Aya Yani, Aya Yorgi ve Aya Sorti adlarında 3 papaz, başpiskopos tarafından aforoz edilir. Kendilerine inanan yoldaşlarıyla birlikte Tirilye’ye gelen bu üç papaz, Tirilye’de manastırlar, kiliseler kurarlar. Tirilye’nin adının da zaman zaman Mirzaoba Mahallesi yakınlarındaki Papazini denilen mağarada inzivaya çekildikleri de rivayet edilen bu üç papazdan geldiği söylenir.

TRİLYE’NİN ZEYTİNİ  

Trilye gerçek bir zeytinci kasabası. Bugüne kadar hiçbir beldede evlerin önünde bu kadar çok traktör görmemiştim. O daracık hem labirent gibi hem de yokuş sokaklarda, adeta ev başına bir traktör düşüyor.

Kasabayı çevreleyen 400.000 civarındaki zeytin ağacı yörenin en önemli geçim kaynağı. Yaklaşık 2500 nüfuslu kasaba halkının hemen hepsi zeytincilikle uğraşıyor. Evlerin önlerinde traktörler, römorklar, şalvarlı kadınların sırtlarında zeytin çuvalları görüyorsunuz.

Tirilye, küçük çekirdekli, hafif yeşil renkli, ince kabuklu ve çok lezzetli Trilye zeytini ve de bu zeytinden elde edilen zeytinyağı çok ünlü.

Hatta 1963′te resmi olarak adı Zeytinbağı’na değiştirilmiş. Ancak yöre halkı hep Trilye demeyi tercih edince, 2011’de alınan kararla yeniden adı Trilye olarak değiştirilmiş.

 

TRİLYE TARİHİ BİNALARI KEŞFİ

Trilye’ye girdikten sonra kıvrıla kıvrıla sahile kadar inen ana caddenin ismi İskele Caddesi.  Cadde üzerinde on beş adet yaşlı çınar ağacı öyle bir dizilmiş ki, ana cadde olmak için dar bir sokak olmasına rağmen, sahile uzanan yemyeşil bir bulvar hissi veriyor.

Çınarların etrafında ufak ufak meydanlar, köy kahveleri, cadde boyunca sağlı sollu zeytinyağı ve zeytin işi dükkanları, fırın, devlet binaları ve evler yer alıyor.

Yemyeşil ufacık bir park içinde Atatürk meydanı ve heykeli  yer alıyor. Kasabanın meydanında eskiden hasat için hasat döneminde zeytin toplamak için çevre köylerden gelen işçilerin kaldığı Zeytinbağı otel şimdi devlet binası olarak hizmet veriyor.

İskele caddesine, batı ve doğu yamaçlarından arnavut kaldırımı taşlar ile döşenmiş daracık sokaklar iniyor.

Batı yamacı (iskele caddesinde denize doğru bakarken soldaki yamaç) Trilye’nin ilk yerleşim bölgesi. Beldenin 7 adet tarihi kilisenin beşi bu tarafta yer alıyor. Özellikle Eski Pazar caddesi ve Camii Caddesi üzerinde yer alan 19. yüzyıldan kalma 2-3 katlı nefis kagir evler ve tarihi kiliseler görülmeye değer.

Yukarıda bahsettiğim Tabut Ev ve Perili Ev’de bu sokaklar üzerinde yer alıyor.

Eski Postane: 1902 yılında inşaa edilmiş ilk katı taş duvarlı, üst katları ile ahşap olan Eski Postane, köyün en güzel bembeyaz köşkü.

Trilye’yi gezmeden önce size tavsiyemiz, Eski Postane’nin altında yer alan Zeytinci isimli zeytin dükkanının duvarında yer alan el çizimi Trilye Haritasını bir bulup, göz gezdirip ve fotoğrafını çekip, kendinize rehber almanız.

Fatih Camii: Kökleri 7. yüzyıla uzanan bu kilise, köyün en tarihi ve kıymetli binası. Orjinal ismi Aya Todori olan Fatih Camii, 610-850 yılları arasından günümüze kadar gelen bölgenin en özgün ve güzel Bizans kilisesi örneklerinden birisi. Girişinde yer alan Bizans stili sütun başlıklarının süslemeleri ve 19 metre yüksekliğinde ihtişamlı konik bir kubbesi gerçekten görmeye değer.

Yüzyıllar boyunca geçirdiği restorasyonlar ile büyütülerek, 9. Yüzyılda Hagios Stephanos’a adanmış bir kiliseye dönüştürülmüş. 1560 yılında ise minare ve mihrap eklenerek Fatih Camii’ne dönüşmüş. Hala hizmete açık ve ibadet edilen bir camii. Yanı başında ise Yavuz Selim tarafından inşaa ettirilen, tarihi bir Osmanlı hamamı olan Avlulu Hamam yer alıyor.

Aziz Vasil Kilisesi (Trilye Kültür Merkezi): Taş Mektep’in yakınında yer alan 19. Yüzyıl tairhli kilise mübadele sonrası 1927 yılına kadar Darü’l-eytam kapanıncaya kadar özksüzler evi yemekhanesi olarak kullanımış. Arından Türklerin sinema ve düğün salonu olarak kullandığı kilise 2009 yılında restore edilerek, Faruk Çelik Kültür Merkezi olarak hizmet vermeye başlamış, ardından da ismi Trilye Kültür Merkezi’ne değiştirilmiş.

Taş Mektep: 1904-1909 yılları arasında inşaa edilmiş eski bir okul binası olan Taş Mektep Kıbrıslı Rum lider Başpsikopos Makarios’un eğitim gördüğü, neo klasik tarzda nefis bir Bizans yapısı. Kültür, marangozluk, demircilik, sanat eğitimleri veren görkemli yapı Türkiye’nin en güzel Bizans mimarilerinde birisi. Mübadele sonrası azalan Rum nüfusu sebebi ile 1924’den sonra Yetim ve Öksüzler Okulu olarak hizmet etmiş. Ancak 1989 binanın sağlam olmaması sebebi ile boşaltılmış. 28 yıl harabe olarak duran bu görkemli bina şimdi Bursa Mudanya belediyesi tarafından restore ediliyor ve bir kültür ve sanat merkezine dönüşecek.

Yuannes Kilisesi (Dündar Evi): 19. yyda Bizans mimarisinde inşaa edilmiş Hagios Ioannes Rum Kilisesi veya bugünkü adı ile Dündar Evi yer alıyor. Mübadele sonrası özel mülk haline gelmiş binada Bizans mimarisine özgü nefis taştan oyma işlemeler ve motifler, kemerli kapılar var. Uzun bir zaman kullanılmayan bina biz oradayken restore ediliyordu.

Kemerli Kilise: Orijinal ismi Panagia Pantobasillissa (Bakire Meryem) olan, tarihi 13. Yüzyıla uzanan, sütunlarının Mısır’ın İskenderiye kentinden getirildiğine inanılan bu kilisenin Ortadoks dünyası için çok önemli bir değeri var. Bu kilisenin tarihte üzerine resim yapılan ilk kilise olduğu söyleniyor. Kilisenin iç duvarlarında elinde kılıç tutan asker, elinde küre tutan mızrakllı asker, Baş Melek Mikhail’in kanatlı figürü ve Meryem Ana’nın yaşamından sahnelere resmeden nefis freskler yer alıyor. Hatırlarsanız Trilye isminin, İznik Konsülü’nden dine freski sokmaya çalıştıkları için kovularak köye gelen 3 rahipten aldığı rivayetinden bahsetmiştim. Aslında bu kilisedeki freskler bu hikaye ile örtüşerek önemli bir yere konumlandırıyor kiliseyi. İstanbul Fener Rum Patrikanesi tarafından satın alınarak geçmişine sadık kalınarak restore edileceğine dair duyumlar var Kemerli Kilise’nin. Gerçekten virane halindeki bu bina restore edilse ve kutsal günlerde düzenlenen ayinler ile yeniden canlansa muhteşem olur.

Tarihi Zeytinyağı Fabrikası: Osmanlı döneminde sadrazamlar yabancı elçiliklere verilcek davetler öncesinde büyükelçiler’den arzu ettikleri özel lezzetlerin listesini alırmış. Trilye zeytini ve zeytinyağı bu listelerden eksik olmazmış. İşte bu zeytinlerin işlendiği, (Karacabey Caddesi üzerinde şehrin kuzeyindeki) tarihi Trilye Zeytinyağı fabrikası tarihe meydan okuyarak yılların yıpratıcılığına rağmen geçmişin görkemi yansıtıyor.

Medikion Manastırı (Hagios Sergios Manastırı): Karacabey caddesi üzerinde bulunan, 8. yüzyılda Hagios Sergios’a ithafen inşa edildiği tahmin edilen manastır, 11. yüzyılda ismi değiştirilerek Medikion adını almış. Günümüze yalnızca duvarları ve her biri 200 kg ağırlığında olan üzerinde kitabelerin yer aldığı ihtişamlı giriş kapıları ulaşmayı başarabilmiş. Manastırın kuzeybatısında bir büyük bir Rum Ortadoks Mezarlığı da var.

Aya Yani Manastırı: Trilye’ye 5 kilometre uzaklıkta zeytinliklerin arasından geçen bir toprak yoldan ulaşılan manastır, ismini İznik konsülünden kovularak köye gelen 3 rahipten Aya Yanni’ye adanmış, Ortadoksların Haç Rotasında yer alan önemli bir kutsal yapı. İçindeki kilise yıkılınca 709 yılında Hagios Ioannes Theologs adı ile yeniden inşaa edilmiş. 709 – 1922yılları arasında aktif olarak çalışmış ancak mübadele sonrası terk edilerek günümüze sadece yıkılmış duvar kalıntıları kalmış.

Sanki uyuyan bir güzel olan Trilye’yi seyre dalmak için en güzel nokta ise ya Çamlık Tepesi ya da Mudanya yolu üzerinde Trilye’ye tepeden bakan viraj.

Yaz aylarında gidiyosanız Trilye civarında denize girmek için ise Sivzi, Kumluk, Kız Deniz ve Defne sahillerini tercih edebilirsiniz.

 

YAKIN KEŞİFLER

Kumyaka Baş Melekler – Taksiyarhon Kilisesi

Tarihi 780 yılına uzanan ve dünyanın en eski üçüncü kilisesi olduğu rivayet edilen Baş Melekler kilisesi Tirilye’ye 5 kilometre mesafedeki Kumyaka’a yer alıyor. Imparator Konstantin Porphryogenettos’un kendisini fırtınadan kurtaran köylülere teşekkür etmek için inşaa ettirdiği kilise, harabe halinde olmasına rağmen Ortadokslar tarafından kutsal sayılarak yortu ve paskalya günlerinde ziyaret ediyor. Daha önce nefis süsleme ve freskleri barındırdığı bilinen, 8 bölümden oluşan kilise, İstanbul Fener Rum Patrikhanesi tarafından satın alınarak aslına uygun olarak restore edilip ziyarete açılacak

Mudanya Mütareke Evi Müzesi

11 Ekim 1922 tarihinde, TBMM Hükümeti ile İhtilaf Devletleri arasındaki Türk-Yunan savaşına son veren ateşkes anlaşmasının imzalandığı ve işgalci güçlere karşı siyasi alanda zafer kazandığı tarihi ev. Mudanya sahil yolu üzerinde yer alan, 19. yüzyıl başlarına ait Art Nouveo üsluplu yalı, Rus asıllı tüccar Aleksandr Ganyanof için ev olarak inşaa edilmiş, daha sonra Mudanyalı iş adamı Hayri İpar tarafından satın alınarak onarılmış ve 1937 yılında Mudanya Belediyesi’ne bağlı müze olarak açılmış. Müzede Kurtuluş Savaşı ve mütarekeye ait belgeler, fotoğraflar ve eşyalar sergileniyor. Bodrum ve çatı katının dışında iki katlı olan binanın birinci katında; Türk ve İtilaf devletlerinin çalışma odaları ve mütarekenin yapılıp imza edildiği salonu görünce insanın tüyleri ürperiyor. Bir hafta süren ateşkes görüşmelerinde İngiltere’yi General Harrington, Fransa’yı General Charpy ile İtalya’yı General Monbelli’nin temsil ettiği görüşmelerin yapıldığı binada, anlaşmanın imzalandığı masa takımı ve yazı takımları gibi dönemin eşyaları aynen korunmuş. İkinci katta ise; Türkiye adına görüşmelere katılan İsmet İnönü ve Asım Gündüz Paşa ile yaverlerinin yatak odaları bulunuyor. Kurtuluş Savaşı sonrası Türkiye’nin ilk siyasi başarısına ev sahipliği yapan bu tarihi bina,görülmeye değer. Müzeden sonra meydanda bir dolaşıp, yeni restore edilerek bugün kütüphane olarak hizmet veren Tahir Paşa Konağı’nı da gezebilirsiniz.

   

TRİLYE MUTFAĞI, YEMEK VE ALIŞVERİŞ ADRESLERİ

Yörede ağırlıklı olarak zeytinyağlı yemekler pişiyor. Gelincik, morata, diken otu gibi yabani otlardan yapılan yemekler, kabaklı börek, bayram ve düğünlerde evlerde yapılan cevizli lokum yöre tatları. Ayrıca Trilye denizden taze çıkan barbun balığı ile meşhur. Ayrıca sahildeki balık restoranlarında odun fırınında kaşarlı karides güveç, baharatlı buğulama, mevsimine göre barbun, kırlangıç, dil, karagöz yiyebilirsiniz.

Kahvaltı: Trilye kahvaltıları ile meşhur. Kasabaya girer girmez sizi tabelaların yönlendireceği, köyün en güzel manzaralı falezinin tepesinde yer alan, bir tarafı çamların arasından uçurum deniz manzaralarına, diğer yanı Trilye çatılarına nazır, Çamlı Kahve kahvaltı tabağı, menemen, gözleme ve sucuklu yumurtası ile güzel bir kahvaltı durağı. Çamlı Kahve’nin yanında yer alan Trilye Bağ Evi ise aynı manzaraya sahip olmasa da yine falezin üzerinde kurulu ve tepeden muhteşem deniz manzaralarına nazır başka bir güzel kahvaltı adresi.

Kahve: İskele Caddesinde yer alan Tarihi Trilye Kahvecisi veya Orta Kahve, Trilye’de yaşayan halkın günlük hayatını izleyerek kahvenizi yudumlamak için doğru adresler. Fatih Caminin az ilerisinde yer alan Nar Kafe ise sessiz sakin şiir gibi bir sokakta, tek katlı tarihi binasında çok tatlı bir adres.

Trilye’ye de özel bir lezzet durağı Bakır Sahan Mantı Evi: Eski Pazar sokağında Taş Mektep’in yanında yer alan bu tatlı lokantanın mantısı ve limonatası tatmaya değer.

Balıkçılar: Trilye’de birçok balık restoranı bulunuyor, hepsi de güzel balık pişiriyor. Şeker Ev Balık, Vedat’ın Yeri, Tirilye, Mahur, Hera, Mavi Boncuk, Liman, Köşem, Çınar’dan birisini deneyebilirsiniz.

Trilye Zeytini: Trilye’ye gelip meşhur zeytininden de almalısınız. Köyün içinde Bahçemin Ürünleri, Macaroğlu, Tirilyeden, Trigleia, Zeytinci gibi birçok zeytin ürünleri satan dükkan mevcut. Mutlaka zeytin kolonyasını bir koklayın.

Doğal Ürünler: Köyün en meşhur evinin karşısında yer alan, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın yarışmasında birinci olup markalaşan Şeker Hanım mağazası da harika bir yerel marka hikayesi. Ev yapımı reçeller, ülsere iyi gelen kudret narı ekstraktı gibi şifalı doğal ürünler alabilirsiniz.

Fırın: Şeker Hanım mağazasının yanı başında yer alan Tarihi Taş Fırın‘dan köy ekmeği alabilirsiniz.

Dükkan: Tirilye’nin merkezinde yer alan ‘Tirilye Çarşısı’ el yapımı eşya ve aksesuarlar satan renkli ve neşeli bir dükkan.

Trilye Güzel Sanatlar Atelyesi: Eski Hamam sokak üzerinde yer alan nefis tarihi binadaki atölyeyi ziyaret edebilirsiniz.

Şarap: Trilye’de Tarihi bir Rum şaraphanesini yeniden canlandıran Bakus Şarapçılık, yılda 50 bin şişe butik şarap üretiyor. Zeytinbağı’nda şarapçılık aslında çok köklü bir uğraş, 50 yıl öncesine kadar 19 şaraphane varmış ve yılda 2-3 milyon litre şarap üretiliyormuş.

Konaklama Adresleri:

 Trilye’de Konaklamak isteyenler için önerilerimiz:

  • Mazi Butik Otel: Eski Pazar Sokak üzerinde caminin yanıbaşında yer alan Mazi otel, tarihi konakta geleneksel bir konaklama deneyimi yaşamak isteyenler için tatlı bir alternatif.

  • Trilyalı Butik Otel: Deniz kıyıında tarihi bir yalıdan dönüştürülen nostaljik hoş bir otel.

  • Diğer Oteller: Trilye Kaplan Hotel, Tirilye Evi Butik Otel, Nar Otel, Akide Butik Otel, Çınar Otel, Hanımağa Konağı

Trilye günü birlik gezilebilecek bir tarihi durak. Biz gezimizden sonra Bursa ve civar keşiflere devam edeceğimiz için Trilye’ye 25 dakika uzaklıkta Bursa’nın Nilüfer ilçesinde Bademli’ye yakın Bamboo Park içinde 7 Rooms Otel‘de konakladık. Ve gerçekten inanılmaz memnun kaldık. Hem konaklama hem de lezzet deneyimlerimizi http://www.yolculukterapisi.com/7-rooms-otel-bursa-ve-civar-kesifleri/ yazımızdan okuyabilirsiniz.

 

Ulaşım:

Marmara Denizinin güney sahilinde Mudanya’nın 11 kilometre batısında yer ala Trilye, kıvrıla kıvrıla ilerleyen sahil yolu ile Mudanya’ya sadece 15 dakika sürüş uzaklığında.

İstanbul’un İstinye semtinden 176 kilometre uzaklıktaki Trilye’ye Osmangazi köprüsü ve otoban üzerinden sürüş uzaklığı yaklaşık 2 saat.

Yenikapı-Mudanya Hızlı Feribot seferleri ile aracınızla feribotla Mudanya’ya gidip, feribottan sonra 15 dakika’da Trilye’ye ulaşıyorsunuz.

Zeynep Atılgan Boneval