RİOJA İZLENİM&ROTALAR


RİOJA : İSPANYA’NIN ŞARAP CENNETİ

 

Bilbao’dan Rioja’ya doğru ilerliyoruz. Otobandan o kadar rahat ki, bir buçuk saatte Haro’ya ulaşıyoruz. Önce yağmur biraz moralimizi bozuyor, ancak havanın kapalı olmasının nasıl bir nimet olduğunu Rioja’ya ulaştığımızda anlıyoruz.

 

Yağmur ve sis, mistik ve büyülü bir atmosfer yaratmış. Alçalıp yükselen tepelerde,  turuncu, fosforlu sarı, fıstık yeşili, bordo, bakır, kızıl, kahverengi ve mor yapraklar ile kaplı dizi dizi bağların renk cümbüşü iyice belirginleşmiş. Yol kenarları çamlar, çınarlar, sarmaşıklar, dere boyu ise  söğütler ile kaplı. Doğanın güzelliği ve zenginliği karşısında kendimizden geçerek, adım başı durup, manzarayı içimize çekiyoruz.

 

Bir süredir severek içtiğimiz Tempranillo üzümlerinden yapılan aromalı ve gövdeli Rioja şaraplarınının bağlarını ziyaret etmek istiyorduk. Rioja bizi o kadar güzel karşıladı ki, bu manzaralara şahit olabildiğimiz için şükrediyoruz.

 

Kökleri Mö II. yüzyılda Romalılar dönemine kadar uzanan zengin bir şarap kültürü, Ortaçağ’dan kalma  taş binalar, kuleler ve kiliseleri ile tarihi tepe köyleri ile rustik ve zamansız bir atmosferi var Rioja’nın. Ancak Rioja’yı benzer Avrupa şarap bölgerinden ayıran çok önemli bir özellik var; muhteşem doğa manzarlarının arasından birden bire karşınıza çıkan çağdaş mimari harikaları.

 

 

Frank Gehry’nin titanyum şaheseri Guggenheim Müzesi ile Bilbao’da yarattığı ‘Bilbao Effect’ – bir bölgenin kaderini  değiştirme etkisi –  Rioja’da da yansımalarını bulmuş.  Yüzlerce yıllık köklü şarap üreticileri, bağlarında yer alan oteller, şarap evleri ve tadım odaları için dünyaca ünlü Zaha Hadid, Frank Gehry, Santiago Calatrava gibi mimar ve tasarımcılar ile anlaşmış. Marques de Riscal otelin içiçe geçmiş parlak ve renkli titanyumlar ile akan bir şarabı andıran oteli, Contabrian dağlarına sırtını veren Bodega Ysios’un alçalıp yükselen dalgaları andıran çatısı, López de Heredia’nın şarap karafını andıran tadım odası, Bodegas Vina Real’in dev bir ahşap şarap fıçısını andıran şarap evi… hepsi büyüleyici. İşin enteresan, yanı tüm bu çağdaş dokunuşlar bölgenin ruhunu hiç bozmadan doğanın içine harmanlanmış bir şekilde karşınıza çıkıyor. Geleneksel ile çağdaşın mükemmel hayranlık veren bu uyumu, Rioja’ya kesinlikle eşssiz ve yaratıcı bir karakter katıyor.

 

Bölge ismini Oja nehrinden alıyor, ancak asıl can damarı Ebro nehri.  Castilla, Navarra, Aragon ve Bask krallıkları gibi soylu krallıkların kesişim noktasında ve de Hristiyanlar için kutsal sayılan Saint James rotasının üzerinde yer aladığı için zengin bir kültürel mirasa sahip. Yağışlı ve dağlık bir alan olan Yukarı Rioja (Rioja Alavesa)’ da ülkenin en iyi şaraplarından bazıları üretiyor, Elbo nehri tarafından sulanan verimli topraklara sahip Aşağı Rioja da sebze ve meyve üretimi ile ünlü. İşte bu yüzden bölge ‘masayı donatmak için herşeye sahip’ olması ile ünlü. Tabi ki Rioja denince ilk akla gelen şaraplar. Üç tarafının da dağlarla kaplı olması, bölgeyi kuzeyden gelen soğuk rüzgarlara karşı koruyor.

 

Zengin ve verimli delta toprağı ve güneşli iklimi mükemmel üzümlerin yetiştirilmesine olanak sağlıyor. Bölgede dört farklı renkte şarap üretiliyor: kırmızı tintolar, genç kırmızı clareteler, rose rosadolar ve beyaz blancolar, ve hepsi İspanya’nın en iyi masa şarapları olarak kabul ediliyor. Eskiden Rioja sadece genç ve kolay içimli kırmızılar üretirken, geleneksel şarap evlerinin, üretim tesislerine ve fıçılara büyük yatırımlar yaparak dünyadaki modern teknikleri adapte etmesi sonucu kuvvetli ve gövdeli şarapların ortaya çıkmasını sağlamış. Özellikle aromalı ve kadifemsi tattaki Tempranillo karışımları dünya çapında saygınlık kazanmaya başlamış. Bölgede sadece yerel üzümlerin yetiştirilmesine izin veriliyor. Tempranillo en önemli ve ünlü çeşit ve bölgedeki üzüm bağlarının % 40’ını kapsıyor. Tempranillo ismi, üzümün hızlı olgunlaşma özelliğine atıfta bulunan ‘Erken’ anlamına gelen İspanyolca Temprano kelimesinden geliyor.

 

Oksitlenmeye karşı etkileyici bir direnci olan Tempranillo üzümü, genelde kadifemsi ve meyvemsi tatlarda zengin bir şarap ortaya çıkartıyor. Daha sıcak bir iklime sahip Rioja Baja bölgesinde yetişen Garnacha Tinta üzümü ise bölgenin ikinci önemli üzümü. Yoğun şeker içeriği sebebi ile daha kuvvetli bir çeşit, bu sebeple mutlaka başka bir üzüm ile karıştılıyor.  Bölgedeki şaraplar ahşap fıçılarda yıllandırılışlarına göre üç şekilde kategorize ediliyor; Crianza, Reserva ve Gran Reserva. Crianzalar fıçıda bir yıl, şişe de de birkaç ay bekletilenler. Reservalar en az bir yıl fıçıda, iki yılda şişede bekletilenler. Gran Reserva’lar da  en az üç yıl fıçıda, iki yılda şişede bekletilenler.  Hafif ve genç Rose’ler ise yumuşak ve kolay içimli. Beyazlar ise sek ve kuvvetli.

 

Şaraplar genelde şato üsulü üretiliyor, yani üzümler, toplandıkları bağlarda yer alan üretim tesislerinde, taze taze saplarından ayrılarak fermentasyona sokuluyor. Böylece üzümlerin stoklanarak uzaklara taşınıp ezilmesi, aromasını kaybetmesi söz konusu olmuyor.

 

Yemek ile şarabın eşleştirilmesi konusunda ise mükemmelliyetçi bir yaklaşım var Rioja’da. Bölgeyi köklü ve geleneksel Bask mutfağı domine ediyor. Sofitike lezzetler adeta bir performans sanatını andıran sunumlar ile karşınıza geliyor.

 

Dağlardan gelen taze sosis ve etler, Ebro vadisinden gelen en körpe sebze ve meyveler, çiftliklerden gelen güçlü aromalı peynirler, Biscay körfezinden gelen olta ile tutulmuş en taze balıklar, ile ‘Her mahsül kendi sezonunda güzeldir’ prensibini hayata geçirmekte hiç zorlanmayan Bask mutfağı, orman mantarları, deniz kestaneleri, morina ve merluza balıkları, yaban domuzu ve çeşit çeşit soslar ile şaşırtıcı ve ilham verici kombinasyonlar yaratıyor.

 

Şanslıyız, bağ bozumununun son günlerini yakalayabildik. Bağların arasındaki hummalı hasat çalışmalarını, üzümlerin şarapevlerine getirilerek saplarından ayıklanıp çatlatma işleminden geçirilmesini ve de masetasyon tanklarına alınarak, şaraba hazırlanışını sürecini canlı canlı görebildik. Ziyaret ettiğimiz şarap üreticilerinde fermentasyon ve  hem tanklarda hem de meşe fıçıda dinlendirme aşamalarını görerek yörenin şarap yapış teknikleri hakkında epey bilgi edindik.

 

En etkileyici yanı ise ultra çağdaş binaların kapılarından girip, önce son derece modern ve teknolojik tesislerde şarap yapım sürecini izleyip, ardından yüzlerce yıllık labirent gibi yeraltı mahsenlerine inmekti. Şarapların fıçılarda ve şişelerde bekletilip olgunlaşması için en doğru koşulları sağlan bu taş mahsenlerin hepsi adeta birer tarihi eserdi. Ardından şarapları tatmak için yine etkileyici modern tasarımlardaki tadım odalarına ulaştığımızda, zamanda yolculuk yapmış gibi hissettik.

 

Rioja, Avrupa’da gördüğümüz en artistik, açık görüşlü ve cesur şarap bölgesi olarak hafızalarımızda iz bıraktı.

 

ŞARAP BAĞLARI VE ŞARAP EVLERİ

Bodegas R. López de Heredia, Haro

1877’den beri bir aile şirketi olarak 170 hektar bağlarından elde ettiği üzümlerle şarap üretmekte olan Bodega, Rioja’nın en eski şaraphanelerinden. Sadece en iyi hasat yıllarında üretilen, %75 Tempranillo ve %15 Garnacha Tinto içeren Grand Reserva’lar, yeraltı mahzenlerinde 8 yıl boyunca yeni ve eski meşe fıçılarda dinlendirilip, tadımlar ile belirlenen en optimum zamanda şişeleniyor. 1877’den bu yana sadece 24 yıl Grand Reserva üretilmiş. Hem topraksı, ahşapsı tonları hem de kırmızı meyve notları ile Grand Reserva’lar Rioja’nın en iyileri arasında.

Binadan ayrı duran tadım odası ünlü İngiliz mimar Zaha Hadid tarafından tasarlanmış. Muhteşem bir oyma işçiliğine sahip ahşap bir tadım kioskunu, modern bir dekanteri andırır formda altın renkli çelik ile sarmalayan Hadid, yine kendi tasarım olan beyaz şarap renkli Corian’dan yapılma sıralar ile dekore etmiş.

Bodegas Muga, Haro

Rioja’nın en klasik tarz şaraplarını yapan ve üç kuşaktır aynı aile tarafından işletilen bu şaraphane, klasik tarz Rioja şarapçılığının en önemli kalelerinden birisi. Hem fermantasyon hem de maserasyonu meşe fıçılarda yapan Bodegas Mura’nın şaraplarının dörtte üçü Tempranillo, kalanı ise Garnacha, Mazuelo ve Graciana üzümlerinden oluşuyor. Uzun yıllar meşe fıçılarda dinlendirilen Reserva ve Gran Reserva şarapları, daha yoğun ve dolgun iken, açık renkli crianzaları ise; damakta baharat, tatlı vişne reçeli, tütün ve puro kutusu gibi tonları bırakıyor.

Bodegas La Rioja Alta, Haro

51,000 Amerikan meşe fıçıdan oluşan fıçı mahzeni ile klasik Rioja tarzı şarapçılığın başka bir kalesi olan bu ünlü şaraphane, 300 hektarlı bağından elde ettiği üzümlerden yaptığı şarapları 8-10 yıl fıçıda dinlendirip olgunlaştırıyor. La Rioja Alta’nın oldukça yoğun ve kompleks bir kokuya sahip, damakta tatlı meyveler, ahşap tonları bırakan Gran Reserva’ları zengin ve dengeli tatları ile İspanya’nın en iyi şarapları arasında.

Bodegas Baigorri, Samaniego

Samaniego’da muhteşem bağ manzaralarına nazır konumlanmış ultramodern Bodegas Baigorri, ünlü Bask mimar Iñaki Aspiazu tarafından tasarlanmış. Neredeyse dağın içine gömülmüş olağanüstü tasarımın üzerinde cam bir kafes yer alıyor, ve aşağıdaki bölümün bakır çatısından yansıyan ışık cam strüktür sayesinde her yöne dağılınca muhteşem bir görüntü yaratıyor. “buzdağının görünen ucu” olan cam konstrüksüyon altında, geniş bir rampayla birbiri ile birleştirilmiş, 35 metre aşağıya inen, birkaç kattan oluşan dev bir bina yer alır. Binanın kot farkı, üzüm ve şarabın aktarılmasında pompalar yerine, çok daha sağlıklı olan yerçekimi ile çalışabilmesine izin veriyor.

Herederos Marqués del Riscal, Elciego

500 hektarı kendisine ait, toplam 1500 hektarlık arazide yetiştirilen sadece elle toplanılan bölgeye has üzümlerden senede 5 milyon şişe şarap üreten Herederos Marqués del Riscal, Rioja’nın en köklü ve ünlü şarapevleri arasında yer alıyor. 1858 yılından beri şarap üreten şarapevi, şimdi son teknolojinin kullanıldığı ultramodern üretim tesislerinde  üzümleri işlerken, binaların altında yer alan yüzlerce metre uzunluğundaki taş mahsenlerdeki meşe fıçılarda yıllandırıyor. Tüneller ile birbirine bağlı bu taş mahsenler, şarapların saklanması için en doğru ısı ve ışık koşullarını sağlıyor. En orjinal bölüm ise adeta bir mabed gibi korunan, en eski ve değerli şarapların şişlerinde korunduğu mahsen. Aralarında 150 yıllık şaraplarında bulunduğu bu bölüm yaklaşık 40 milyon Euro’luk bir servete ev sahipliği yapıyor. Üzümler bağların yaşlarına göre farklı şarapların yapımında kullanılıyor: 5-20 yıllık bağlardan crianza’lar, 20-40 yıllık bağlardan reserva’lar, 40 ve üzeri yaştaki bağlardan ise grand reserva’lar üretiliyor. Gehry Selection 2001, Barón de Chirel 2005, Finca Torrea 2007, Marqués de Riscal 150 Aniversario, Marqués de Riscal Gran Reserva 2004, Marqués de Riscal Reserva 2007, kadifemsi ve dolgun tatları ile şarapevinin en güzel şarapları. 

Bodegas Ysios, Laguardia

Ünlü mimar Santiago Calatrava tarafından tasarlanan, ismini Mısır Tanrıları Isis ve Osiris’ten alan Bodegas Ysios, nispeten yeni bir şarapevi olsa da (2001 yılında faaliyete başlamış, Reserva’ları en iyi Rioja şarapları arasına girmeyi başarmış.

Doğal aliminyum ile kaplı, dalgalar gibi alçalıp yükselen çatısı, sıra sıra dizilmiş meşe fıçı kıvrımlarını anımsatan olağanüstü bir mimariye sahip. Sedir ve bakır kaplı ön cephesi ve çevresinde yer alan, İspanya’nın efsanevi mimari Gaudí’nin buluşu olan modern bir mozaik kaplama tekniği ile dizilmiş krem renkli porselen parçacıklar, çatının metalik görüntüsünü yumuşatarak binayı toprak ile buluşturuyor. Arkasında yer alan Sierra de Cantabria dağları ve çevrelendiği bağlar ile mükemmel bir uyum yaratan bu futuristik bina, yukarıdan bakıldığında bir şarap kadehi görünümünü alıyor.

8,000 metrekarelik kapalı alanında şarap üretim ve saklama tesislerinin yanı sıra sergi alanı ve restoran da yer alıyor. Ysios bu güne kadar birçok ünlü sanatçı, modacı ve şef ile ülke çapında birçok etkinliğe ev sahipliği yapmış.  Şarapları, burundaki tatlı meyve kokularını, fıçıdan gelen tonlar ile dengeleyen, yuvarlak, kadifemsi ve yumuşak şaraplar. Fermantasyon işlemini çelik tanklarda tamamlandıktan sonra, 14-20 ay meşe fıçılarda, en az bir yıl da şişe mahzeninde dinlendirilen şaraplarının en iyileri 2005 Reserva ve 2004 “Limited Edition” Reserva.

Bodega El Fabulista, Laguardia / 12. yüzyıldan kalmış Bodega El Fabulista Rioja’nın en eski şaraphanesi. Yerin 7 metre altındaki şaraphanede, 1903’den kalma bir sap ayırıcı ve pres sergileniyor

Bodegas Vina Real, Logrono’dan 5km önce / Mimar Philippe Mazieres tarafından meşe bir fıçı görünümünde tasarlanan bu bina, beton, ahşap ve paslanmaz çeliğin muhteşem bir buluşması.

Bodegas Juan Alcorta, Logrono / Sadece meşe fıçılarda yıllandırılmış crianza, reserva ve gran reserva  kırmızı şaraplar üreten özel bir şarapevi.

Bodegas Breton Loriñon, Navarrete / Adeta bir Bodega Müzesi olan Lorinon, şarap dünyasını sanat tukusu ile harmanlıyor.

Bodegas Darien , Logrono / 2009 yılında ‘The Best in Wine Tourism’ mimari ödülünü kazanan bu  şarap evi sergilediği antika seramik şarap testileri ile ünlü. Ayrıca içinde gurme bir restoran yer alıyor.

Remelluri Estate, Labastida ( Laguardia’ya yakın)

Ramirez de Ganuza, Samaniego

 

 

RİOJA ROTALARI

1) Rioja Sürüş Rotası

Rioja manzaralarını seyredebilmek için otobandan ayrılıp, tepelere tırmanan küçük yollara girmek en iyi alternatif. Yolu uzatsanız da, Ortaçağdan kalma kiliseleri veya kuleleri ile ufacık kasabalar, dizi dizi bağlar ve aralarındaki taş bağ evleri, tepelerin ardından karşınıza çıkan vadi manzaraları ile bölgenin ruhunu içinizde hissedebiliyorsunuz. En keyifli rota ise Haro’dan A124’ü alarak, San Vincente de la Sonsierra, Abalos ve Samaniego köyleri üzerinden Laguardia’ya ulaşmak, Laguarda’yı ve civardaki şarap evlerini izyaret ettikten sonra, A3210’u alarak Elciego’ya ardından da A3212 ve A3214’ü alarak yine bağların arasındaki küçük köyleri keşfettiğiniz rota.

2) Laguardia Kasabası

Taş surlar arkasında yer alan bu Ortaçağ kasabasında kurulduğu 13. Yüzyıldan beri pek fazla şeyin değişmemiş. Daracık kaldırım taşlı sokakları, küçük meydanları, tarihi binalarda yer alan tapas barları, şarap satan bodegaları, fırın ve pastaneleri ile zamanda yolculuk yaptığınız çok şirin bir kasaba. Kasabının altında 250’den fazla şarap mahseni yer alıyor, ve şaraplar hareketten etkilenmesin diye surların içine araçların girmesi yasak. Böylece labirent gibi sokaklarında rahatlıkla yürüyerek dolaşabiliyorsunuz. Gotik bir kilise olan Santa Maria de los Reyes’in  14yy’da yontulmuş rengarenk sundurması ise özellikle görülmeğe değer.

3) Dinastía Vivanco Museo de la Cultura del Vino, Briones kasabası

Briones kentinde yer alan Vivanco Ailesi Şarap Kültürü Müzesi, ailenin kendi bağları arasında 9,000 metrekare kapalı alanda kurulmuş bir müze. 10,000 yıldan beri, bölgedeki şarap yapımının sosyal ve kültürel önemi anlatan eserler 3 ana temada toplanmış : Doğum, Büyüme ve Olgunluk. Amforadan fıçıya, şişeden mantara, şarap kaplarının ve kapaklarının öyküsü Özü Kaybetmemek teması altında anlatılmış.

Rüya teması altında ise tarih boyunca şarap yapım ekipmanlarının gelişimi örnekleri sergileniyor. Sanat ve Sembol adlı sergi ise, Rönesans ressamı Jan van Scorel’den Pablo Picasso’ya kadar birçok sayıda İspanyol, Hollandalı, İtalyan ve Fransız sanatçının eserlerini içeriyor. Aç, Sun ve İç adlı bölümde ise tirbüşonun, şarap kadehlerinin ve karafların tarihsel gelişimini anlatan 3,000 parça sergileniyor. Müzenin dışında da Jardín de Baco (Baküs’ün Bağı), dünyanın farklı bölgelerinden gelen 200’den fazla üzüm çeşidinin yeraldığı bir bağ var.  

4) Santo Domingo de la Calzada Katedrali, Santo Domingo de la Calzada kasabası

Santo Domingo de la Calzada kasabasında yer alan 1180 yılında inşaa edilmiş bu katedral, şimdiki muhteşem görüntüsüne 14. ve 16. yüzyıllarda  yapılan ekleme ve tadilatlar ile kavuşmuş. Barok kulesi, Romanesk yarım kubbeleri, heykeller ile süslü kutsal kapısı, kubbelerdeki cam tavanları, ve İspanyol süsleme sanatı olan plateresque tarzında bezenmiş koro alanı ile görülmeye değer bir kilise.

5) El Monasterio de Suso  & Monasterio de la Cogolla de Yuso, San Millán kasabası

San Millán kasabasında yer alan 6.yüzyıldan kalma El Monasterio de Suso ve 16 yüzyıldan kalan Monasterio de la Cogolla de Yuso, hala Hristiyan’ların için çok kutsal ve haç rotaları arasında yer alıyor. Manastır mimarisi ve yaşantısının çok güzel örnekleri  olduğu için UNSECO kültür mirasları arasına girmişler.

6) Museo Wurth La Rioja, Agoncillo kasabası

Reinhold Wurth’a ait özel bir koleksiyonun sergilendiği Çağdaş sanat müzesinde Picasso, Lichtenstein, Warhol’un resimleri ve çağdaş heykel ve enstelasyonlar yer alıyor.

7) Artium, Vitoria-Gastriz kasabası

Çağdaş sanat müzesinde sergilenen 3,000’e yakın eser arasında Picasso, Dali ve Miro’nun resimleri de yer alıyor.

8) Logrono Kasabası

Logrono, Rioja bölgesinin merkezi.  Eski şehrinde yer alan Calle Laurel ve Calle San Juan sokaklarında yan yana dizilmiş tapas barları ile ünlü bu kasaba, açıçası hafif şehirleşmiş bir havaya sahipti, bu yüzden bizi pek etkilemedi.

 

 

 

NE ZAMAN GİDİLİR?:

Bağbozumu ve yaprakların renk değişimini görmek için sonbaharda, doğanın uyanışına şahit olmak için ilkbaharda, güneşli ve sıcak havalar için yazın gitmek uygun. Şarabı onurlandıran birçok festivale ev sahipliği yapıyor Rioja: Haziran ayında Haro’da gerçekleştirilen La Batalla de Vino şarap festivali, Logrono’da Eylül sonu geçrekleşen bağbozumu etkinliği San Mateo Şarap Festivali, Aralık ayında Santo Domingo de la Calzado’da gerçekleştirilen Mercado de Camino gastronomi festivali. Rioja’da Pazar ve Pazartesi günleri çoğu şarapevi, bodega ve restoran kapalı.

 

 

Rioja rehber: http://www.yolculukterapisi.com/rioja-rehber-otelrestoranbaralisveris/

 

 

 

 

Yazının başına dönmek için tıklayınız
 

 

Zeynep Atılgan Boneval