QUİTO ROTALARI

 

Quito birçok farklı platoda yer alan bölümlerden oluşuyor, Kolonyak eski şehir, La Mariscal (yeni şehir) ve Ekvator çizgisinin geçtiği Ekvator parkı, ve arkeolojik yerleşimler farklı alanlarda yer alıyor, ve birbirlerinden uzaklar, bu sebeple bir şöförlü trasnfer veya rehber hizmeti almanızda fayda var.

 

 

KOLONYAL ESKİ ŞEHİR

Tarihi ve kolonyal binaları ile en çok görülmeye değer keyifli bölümü eski şehir merkezi.

 

DSC_0542

 

1534’de inşaa edilmiş La Plaza de la Indipendencia Quito’nun kalbi. Meydanın etrafında batıda Hükümet Sarayı, doğuda Belediye Sarayı, kuzeyde Baş Rahip Sarayı ve güneyde Katedral, Kolonyal dönemin 4 egemen gücünü temsil edecek şekilde yer alıyor. Katedralde Gotik kemerleri, Fas kubbesi, Barok mihrabı, Neo Klasik koro alanı ve Quitena okulunun heykel ve resimleri ile çeşitli tarzları birarada barındırıyor. Ekspresyonist tarzda resmedilmiş İsa’nın göğe yükselişi resmi gerçekten çok etkileyici. Katedralin yanında yer alan El Sagrario şapelinde Barok süslemeler her yeri kaplamış. Hükümet binasının yanında yer alan Kültür Merkezi ise galerisinde Çağdaş Sanat eserleri sergiliyor.

 

Meydanın ortasında ise Bağımsızlık anıtı yer alıyor. Ekvator’un özgürlüğünün yüzüncü yılında 1909’da dikilen kütlenin 3 bölümü var: Altta ölmek üzere olan bir arslan yenilgiye uğratılmış İspanyolları temsil ediyor, ortada And ülkelerinin boyundurluk ve zülmun zincirlerini kırma ikonu olan Condor (Güney Amerika akbabası) ve tepede elinde meşale ile Roma özgürlük tanrıçası yer alıyor. Anıtın çevresinde yerlerde ise Quito ve Ekvator’un bağımsızlığında rol oynamış önemli tarihi kahramanların isimleri yazıyor.
IMG_9131

 

Amerika’nın en zengin kilisesi olarak kabul edilen La Compania de Jesus’da, Vatikan’da Bernini’nin eseri olan sütunların kopyası 6 solomonic sütun yer alıyor. 1605’te yapılan ön cephede yer alan melekler, çiçekler, güneş, kalp gibi taş oyma süslemeler ise Hristiyan dini öğeleri ile yerli motiflerini harmanlıyor. Kilisenin asıl görkemi kapıdan içeri girdiğinizde kendisini gösteriyor. Altın yapraklar ile kaplı duvarlar, Fas motifli altın kubbe tavanlar, dantel gibi işlenmiş altın mihrab, Barok kürsü, mimber ve şapel… Nereye bakacağınızı, hangi detayı inceleyeceğinizi şaşırıyorsunuz. Sanki göz alıcı parlaklıkta biraz arabesk kutsal bir dünyaya adım atmışsınız gibi hissediyorsunuz. Quitena Okulu’nun en iyi eseri sayılan bu barok ve rokoko karışımı ihtişamlı kilisede 1 ton altın kullanılmış.

 

DSC_0612
1536 yılında yapılmış San Francisco Kilisesi ise şehrin en eskisi. Şehre o kadar damgasını vurmuşki, şehrin Kolonyal dönemdeki tam ismi San Francisco de Quito imiş. Kilise, 6 avlusu ve şapelleri ile Amerika’nın en geniş dini tapınağı. Barok stildeki kilise yine altın süslemeler ile bezenmiş. Mihrapta yer alan kanatlı Meryem ana heykeli ise Quito’nun sembolü haline gelmiş durumda. Kilisenin yanında Cantuna şapeli ve San Francisco müzesi yer alıyor. Kilisesinin önünde yer alan Plaza San Francisco ise gün boyu yerel halkı izlemek için ideal bir meydan.

DSC_0563

San Roque mahallesinde yer alan Casa del Alabado müzesinde, Kolonyal dönemi öncesi Quito’da yaşayan yerli kabilelerin sanat ve el işi eserleri, dini ritüellere ve astrolojiye ait eserler yer alıyor. Çok yakından inceleyebildiğiniz seramik, mücevher, metal ve taş eserlerin arasında en muhteşemi müzenin en uzak köşesinde yer alan cam oda. Dünyadaki yaşamı koruyabilmek için kozmik enerji ile ruhsal iletişim içerisinde olmanın önemine inanan yerlilerin, dünyalar arası geçiş yapabildiğine inanan şamanlara olan inancı ve de şamanik ritüelleri gerçekten çok enteresan.

 

 

El Panecillo, Quito’nun Kolonyal eski şehrinin sınırında bir tepecik yer alıyor. Küçük somun anlamına gelen El Panecillo tepesi, orjinali San Francisco kilisesinde yer alan, Quito’nun sembolü haline gelmiş kanatlı Meryem Ana heykelinin modern dev bir versiyonuna ev sahipliği yapıyor. 30 metre yüksekliğinde 7.000 parça aliminyumdan yapılmış bu heykel, ayakları altındaki Quito eski şehrini sürekli gözetip koruyor adeta. Heykelin balkonundan ya da Pim’s restoranın terasından muhteşem kolonyal şehir manzaralarını izleyebilirsiniz.
DSC_0515

 

Basilica del Voto Nacional, Ekvatorun en yüksek ve en büyük Gotik kilisesi, manatlı Meryem Ana heykelinin yer aldığı tepenin karşısındaki San Juan tepesinde yer alıyor. Ekvatorun uçan payandalar, kemeler, sivrilen kuleler, heykelcikler ile tam bir Gotik mimari örneği olan 1892 yapımı kilisenin yerinde Quito yerlilerine ait Ay Tapınağı yer alıyormuş. İki kültürü kaynaştırmak için kilisenin bir yüzünde Armadillo, iguana, dev Galapagos kaplumbağaları, yunus, puma gibi ekvator hayvanları diğer yüzünde ise tarih öncesi yaratıkların hayal ürünü heykelcikleri yer alıyor. Ana kulenin merdivenlerinden tırmanıp 117 metre yüksekliğe ulaştığınızda hem eski şehrin hem de yeni şehrin manzaralarını izleyebiliyorsunuz.
DSC_0601

 

Daracık ve kısacık bir cadde olan La Ronda, şehirleşmeden önce eski geleneksel yaşamın çok güzel bir temsili. Bu trafiğe kapalı arnavut kaldırımlı ufacık sokak, iki yanında dizilmiş renkli Kolonyal taş evleri, çiçekler ile bezenmiş balkonları ile çok sevimli ve romantik. 18 ve 18. Yüzyıllarda şair, müzisyen, ressam, yazar ve tarihçilerin oturduğu sokak bugün sanat galerileri, artizan atölyeleri, dükkanlar ve kafelere ev sahipliği yapıyor.

 

Renkli evleri, süslü balkonları ile Junin caddesi ise Kolonyal dönem yaşamını yansıtan başka bir sevimli sokak. Sokak boyunca Manuela Saenz Müzesi, Ekvator Mimari Müzesi, Ulusal Suluboya Müzesi, Quitena okuluna ait oymalarla bezenmiş 16.yy San Marcos Kilisesi ve gitar atölyesi yer alıyor.

 

IMG_9140

Quito eski şehirde diğer görülmeye değer yerler ise:

  • Maria Augusta Urrutia Müzesi: Kolonya döneme ait etnografya müzesi
  • Museo del Carmen Alto: 1745’de inşaa edilmiş Carmelitas Manastırının bir bölümü, dini resim, heykel, teksil ve mücevherden oluşan 1500 parçalık koleksiyona ev sahipliği yapıyor.
  • San Agustin kilisesi ve manastırı, 1538’den kalma kilise ve manastır, tek parça taştan kesilme geniş avluya ve Miguel de Santiago’nun harika resimlerine ev sahipliği yapıyor.
  • Camilo Egas Müzesi, 20.yy’ın en önemli Ekvator sanatçısı olan Egas’ın resimleri yer alıyor.
  • Kolonyal Sanat örnekleri sergileyen Colonial Art müzesi
  • pagan tanrı heykellerine evsahipliği yapan La Merced kilise ve manastırı
  • sanat galerisi, restoran ve kafe olan Casa San Lucas malikanesi
  • Libri Mundi kitapçısı, La Mariscal artizan pazarı Homero Ortega Panama şapkacısı
  • Plaza Sucre ve Museo Casa de Sucre

 

DSC_0561
YENİ ŞEHİR

Tarihi şehir ile yeni şehir arasındaki yolda yer alan Teleferiqo, şehir manzaralarını tepeden izlemek için ideal yöntem. 2005 yılında inşaa edilen bu modern teleferik, Pichincha’nın batı yakasından 3,000 metreden alıp 10 dakika içerisinde 4,100 metreye çıkartıyor. Teleferiğin dibinde çocuk parkı olan ‘Volcano Park’ yer alıyor.

 

Mariscal yeni şehrin kültür ve eğlence merkezi. Ufak ve sevimli Plaza Foch (Plaza El Quinde olarak da geçiyor) Mariscal’in kalbi. Meydanda ve çevreleyen Calama, Juan León Mera, Pinto ve Diego de Almagro caddelerinde şık bistro, restoran ve barlar yer alıyor. Meydan, canlı karaoke barlar ve diskolar ile geceleri eğlence merkezine dönüşüyor. Çoğu zaman meydanda canlı orkestraların perküsyon ve caz performansları yer alıyor.

 

Casa de la Cultura’nın içinde yer alan Museo del Banco Central Kolonyal dönem öncesi, sırası ve sonrasına ait 1400 parçadan oluşan bir sergi alanı. Altın işler, resim ve heykeller ve çağdaş sanatı bir arada görmek için biçilmiş kaftan. Ayrıca Kültür Merkezinde her Çarşamba 19:30’da National Folkloric Ballet Jacchigua, 2.5 saatlik bir dans performansı sahneliyor. 90 dansçı ve müzisyenin, 2800 kiloluk renkli kostümler ile, Ekvator yerlilerinin geleneksel yaşamını ve inanış hikayelerini anlattığı bu şov izlemeye değer.

 

Museo Guayasamin/ La Capilla del Hombre: Bella Vista mahallesinde yer alan bu İspanyol dönemi öncesine ait şapel, Ekvator’lu artist Oswaldo Guayasamin’in çağdaş soyut başyapıtları ile yeni bir boyut kazanmış. Yanında ise sanatçının ev stüdyosu yer alıyor, yerel kabilelere ait el işi eserler sergileniyor.
quito1

DİĞER BÖLGELER

Ekvator çizgisinin içinden geçtiği Intı-Nan Güneş Müzesi, 1 saatlik rehberli tur ile geziliyor. Ekvator yerli kabilelerin gelip kendi geleneklerine göre yaptıkları örnek evlerde farklı kabilelerin yaşam, gelenek, ritüel ve inanışları anlatılıyor. Ekvtaor çizgisinde Quito yerlilerinin binlerce yıl önce bulduğu güneş saatinin çalışma sistemi, ekinokslara göre seremoni, dua, ekim, hasat zamanları anlatılıyor. Ardından ekvator çizgisinde birkaç deney yapılıyor. Mesela bir kova su taşınabilir lavaboya dökülüyor, çizginin tam üzerinde su dimdik delikten aşağı iniyor, kuzey yarım küreye kaydırılan lavabodan dökülen su saat yönünün tersinde, güney yarım kürede ise saat yönünde dönerek delikten aşağı süzülüyor. Ekvatorda denge çok zor, gözlerinizi kapatıp çizginin üzerinde yürüyemiyorsunuz, ya da bir yumurtayı dikine dengede yerleştiremiyorsunuz. Bir de kutupların çekim etkisinin en az olduğu Ekvator’da yanlara açtığınız kollarınızı ne kadar güçlü havada tutmaya çalışsanız da, birisi kolaylıkla aşağı indiriverebiliyor. Oysa çizginin yanıbaşında aynı işleme epey direnebiliyorsunuz.

 

‘Dünyanin göbek deliği’ olarak anılan dev Ekvator anıtı ise müzenin 200 metre ötesinde, aslında yanlış hesaplamalar sonucu gerçek ekvator çizgisinde değil. Ancak oraya kadar gitmişken görmeden dönmek olmuyor. Eski yerli yerleşimi canlandırması renkli tek katlı evlerde hediyelik el işi eşyalar satılıyor, Plaza Sol restoran öğle yemeği için ideal.

 

Şehir dışında Inca ve Inca öncesi döneme ait Rumipamba arkeolojik yerleşim alanı ve de La Florida Mezarlıkları yer alıyor.

 

Cotopaxi: 5900 metre yüksekliğindeki Cotopaxi, dünyanın en yüksek aktif volkanı. Quito’dan 60 kilometre uzaklıkta yer alan Cotopaxi doğal parkı puma, vahşi at, dağ geyikleri, condor (akbaba) lara, Pucara antik yerleşim alanına, krater gölü etrafında kamplara, yürüyüş ve tırmanış rotalarına ev sahipliği yapıyor. Volkanın eteklerinde yer alan eski bir Inca Sarayı, önce 15.yy’da Ispanyollar tarafından manastıra dönüştürülümüş, yakın zamanda da Hacienda Cuello de Luna isimli bir otel olarak hizmet veriyor. Quito’dan bile gözüken Cotopaxi volkanı, mükemmel bir simetriye sahip konik yapısı ve karlı zirvesi ile gerçekten nefes kesici. 5900 metre yüksekliği ile dünyanın en yüksek aktif volkanı olan Cotopaxi, 1742’den beri 10 patlama yaşamış. 1904’den beri sessiz. Volkanı çevreleyen doğal park, etraftaki volkanların 2 farklı krater gölüne yansıyan manzaraları sebebi ile tırmanışçıların en favori rotası. Aralarında puma, and tilkisi, lama ve beyaz kuyruklu geyik ve 90 çeşit kuş türü de bulunan vahşi yaşam ev sahipliği yapan park, harika at, bisiklet, tırmanış ve yürürüş rotaları sunuyor.

 

Bulut Ormanları: And dağlarının yamaçları, yüksek ağaçlar, orkideler ve çeşit çeşit bormeliadlar ile bezenmiş bulut ormanları ile kaplı. Yağmur ormanlarından farklı olarak bulut ormanları eğik yamaçlarda yer aldığı için güneş ışığı daha çok nüfuz ediyor, böylece çok zengin kuş ve bitki türü barındıran bir eko sistem ortaya çıkıyor. Quito’ya 3 saat uzaklıkta yer alan Mashpi Biyosfer Rezervinde aralarinda 25 farklı hummingbird çeşidinin de olduğu 310 kuş türü tespit edilmiş, Kuşların toplanma, çiftleşme ve yuvalama alanlarına ev sahipliği yaptığı için dünyadaki en iyi kuş izleme parkı olarak geçiyor.

Ne Zaman Gidilir?

Quito ve And Dağların’ı ziyaret için en uygun zaman nispeten kuru sezon olan Haziran – Ekim arası.

 

 

YOLCULUK TERAPİSİ EKVATOR YAZILARI

 

Zeynep Atılgan BONEVAL

DSC_0559