PRAG’DA EDEBİYAT VE KLASİK MÜZİK İZİNDE

 

 

Prag yetiştirdiği ve ev sahipliği yaptığı sanatçılarının değerli öyküleri, romanları, besteleri ve filmleri ile hem Çek Cumhuriyeti’nin hem de Orta Avrupa’nın en önemli kültür merkezi.

 

Biraz karanlık, biraz hüzün, biraz buğu, biraz yalnızlık…

 

Sisli bir Prag sabahında hissettiğiniz tüm bu duygular sanatçıların da sesizliğin cazibesi ve karanlığın davetkarlığına kapılmasına vesile olmuş.

 

Belli belirsiz çizgileri ile eski şehrin silüeti hayal dünyanızı mistik ve esrarengiz yolculuklara çıkartırken, varoluşun derinliklerine ve karanlık delhizlerine dalmak için ideal bir fon oluşturmuş.

 

Savaş, devrim ve demir perde yıllarının karanlık, kapalı ve ketum atmosferi sanatçıları kışkırtarak, şehri gizli bir hiciv kahramanı olarak canlandırmalarına sebep olmuş. Prag’ın köhne binaları ve loş sokakları bu yaratıcı ustaların sırlarına ortak olmuş…

 

Romanlarda, resimlerde, filmlerde ve senfonilerde bu buğulu ve sisli dünyaya ait absürd hikayeler, karakterler, imajlar, tonlar ve tınılar ortaya çıkmış.

 

Kafka’nın dönüşüm romanının kahramanı Gregor Samsa, uyanıp kendisinin bir böceğe dönüştüğünü fark ettiğinde, talihsiz değişime değil, geç kalktığı için hayatında ilk defa geç gideceğine hayıflanır. İşte insanın kendi varoluşunun reddini böyle absürd bir roman ile ortaya koyabilecek bir dehanın ev sahibidir Prag.

 

prague kafka

 

PRAG’DA GÖRSEL SANATLAR

1930’larda Paris’te yayılan sürrealist akımı ile yakından haşır neşir olan Çekoslovakyalı sanatçılar hala bu ruhu Prag’da yaşatıyor sanki. Akımı ülkeye getirmekte öncü olan Vitezslav Nezval, Jindrich Styrsky ve grafik sanatçı Karel Teige, kendi sürrealist versiyonları olan ‘Devetsil’ akımını yarattılar. Rüya sekansları, çocukluk anıları ve şehrin yer altı dünyasına ait provakatif imajlar ve pornografik öğeler içeren bu resimler başkaldırıcı olarak nitelendirildi.

Demir perde döneminde de devam eden bu sürrealist yaklaşım, en güzel Eva Svankmajerova’nın sürrealist ve distopik Prag resminde yansıtılır. Şehir aynı anda bir metropol, bir mağara, bir kadın, bir yabancı ve rahatsız edici sahnelerin yaşandığı bir yer olarak resmedilmiştir. Eva’nın eşi efsanevi yönetmen Jan Svankmajer ise bu resmi ve akımı kısa filmlerinde sinemaya taşıdı. Özellikle Baradla Cave filminde, Prag’ın kendisi, sanki canlı bir karaktermiş gibi filmin başrolünde. Bu sanatsal yerme ve taşlamanın, komünizmin şehrin ve ülkenin üzerine çökerttiği kabus karanlığı delmek için ülkeye ilham verdiğine inanılıyor.

Prag sokaklarında karşınıza sürpriz heykeller ve enstelasyonlar çıkabiliyor. Mala Strana eski şehir bölgesindeki daracık sokaklarda gezerken aşağıda fotoğrafı bulunan bir çatıdan sarkan heykel bizi epey şaşırttı. Öğrendim ki David Cerny’in heykeli psikanalist Sigmund Freud’un ‘tutunmak ya da kendini bırakmak’ arasındaki çelişkisini yansıtıyormuş. Freud’un ölüm korkusunu ele alan sanatçı, bir yandan da ‘status quo’ yu sorgulamış. Prag’ın gerçekten her köşesi insana ilham veriyor.

 

prague street art

 

 

PRAG’DA MÜZİK VE OPERA

Prag’ın müzik ve senfoni dolu sokakları Wolfgang Amadeus Mozart’a da ev sahipliği yapmış. Bir dönem Prag’da yaşayan ve şehri çok seven ünlü besteci Mozart, Figaro’nun Düğünü’nü bu kentte yazmış ve bunun üzerine tiyatro yönetmeni opera yazmasına izin vermiş. Sonuç olarak da ortaya Don Giovanni çıkmış. The Estates Theatre Tylovo Divadlo Mozart’ın birçok operalarını sahnelemiş.

 

Çek Cumhuriyeti son yüzyıllarda klasik müzik dünyasına da epey değerli katkılarda bulunmuş.

Besteci Bedrich Smetana, ‘Moldau’ eseri ile Prag’ın ortasından geçen nehre saygı duruşu sergilerken, Antonin Dvorak çarpıcı ve süslü besteleri ile şehrin güzelliğini taçlandırmış.

 

Günümüzde ise folk müzik grubu Traband ve efsanevi gitarist ve şarkıcı Jaromir Nohavica dünyaca ünlü müzisyenler.

 

Prag’a gidip de bir opera izlemeden veya Flarmoni Orkestrası’nın bir konserini dinlemeden dönmek olmaz. Klasik müziğin en güzel örneklerinden, jazz ve rock’a kadar pek çok seçeneği ile konser salonları sizleri bekliyor.

 

 

PRAG’DA EDEBİYAT

Franz Kafka uzun bir süre yaşadığı Prag’ın sokaklarından ilham aldı, başyapıtlarının satırlarını Prag kafelerinde kağıda döktü. Milan Kundera ‘Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği’ni 1968’in baharında Prag’da kaleme aldı. Bohumil Hrabal, Josef Skvorecky ve Vaclav Havel dünya edebiyatına isimlerini yazdırmış Prag’lı yazar ve şairler. Nazım Hikmet’de bir dönem Prag’da yaşadı ve dizelerini burada kaleme aldı.

 

 

 

PRAG EDEBİYAT TARİHİNE YOLCULUK

‘Prag Baharı’ndan ‘Kadife Devrim’e Çek edebiyatı hep politika, toplum ve birey psikolojisi üzerine olmuş. Ve genelde tüm eserler gizli bir hiciv içeriyor. Prag’ın bir karakter olarak yer aldığı dünya edebiyatına damgasını vurmuş yazarlar ve romanlarını sizin için derledik:

 

Franz Kafka – Dava (Yazım: 1914; Basım:1925)

Prag’da doğan ve ömrünün çoğunu bu şehirde geçiren Kafka’nın Prag’ı insanın üzerine çöken karanlık bir büyü gibidir.

Dava romanında Kafka, suçunun ne olduğunu bilmeyen, hiçbirşey anlayamadığı için kendini savunamayan bir adamın sürreal bürokratik ve yargı sistemi çarkları arasında kayboluşunu mükemmel bir dille anlatır. Modern klasikler arasında bir başyapıt olan bu roman, baskıcı komünist düzenin absürd bürokrasinin çok ince bir yergi ile ortaya koyar.

Kafka Müzesinde fotoğrafları, defterleri, şahsi eşyaları ile Kafka yolculuğuna çıkabilir, şehirde Kafka’nın dolaştığı sokakları, yazılarını yazdığı ve diğer sanarçılar ile sohbet ettiği kahveleri ziyaret edip Kafka’nın izinden Prag’ı keşfedebilirsiniz.

 

Jaroslav Hasek – İyi Asker Svejk (1923)

Gazeteci ve anarşist Jaroslav Hasek bohem bir karakter olarak kendi döneminde çok bilinen bir yazar değil. Kendisini I. Dünya Savaşının içinde asker olarak bulan soytarı Švejk karakteri üzerinden, savaşın anlamsızlığı ve kumandanların kaçıklığını ironik bir dille anlattığı İyi Asker Svejk romanı mükemmel bir otorite başkaldırısıdır. Hasek’in heykeli Žižkov bölgesinde hikayelerini yazdığı pub’un hemen yanıbaşında yer alır.

 

Jiri Weil – Damdaki Mendelssohn (1960)

Çek Cumhuriyetinin kendi sürrealist akımı olan Devětsil’in üyesi olan Jiri Weil, Yahudi katliamının etkilerini ve de farklılıklara kucak açan çok kültürlü Prag’ın nasıl yok olduğunu anlatır. II. Dünya Savaşı sırasında geçen ‘Damdaki Mendelssohn’ o dönemin acılarını, absürdlüklerini kara bir mizah ile anlatır. Nazilerin Yahudi besteci Mendelssohn’ın heykelini Prag Müzik Akademisinin tepesinden indirmek için görevlendirilen SS subaylarının hangi heykelin ona ait olduğunu bilemediği traji komik bir açılış ile başlayan roman, Nazi işgal dönemindeki zalimliği, yozlaşmayı, yolsuzluğu ve kibiri anlatır.

 

 

Milan Kundera – Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği (1984)

Milan Kundera’nın başyapıtı felsefi kavramlar ile komünist dönemde insan hayatına tecavüzü eden politikayı harmanlayan bir varoluş romanı. İmkansız bir aşkın hikayesinin izinden giden roman, totaliter rejimin politik zalimliği altında kimlik ve ahlak sorgulamasını yansıtıyor. Prag’ın sanatsal ve romantik karakterinin, komünizmin paranoya ve baskısı altında esir edilişini ve yaşadığı varoluş krizini de aktaran postmodern bir şaheser.

 

 

Vaclav Havel – Yaz Meditasyonları (Published 1992)

Hem eserleri hem de komünizm ile savaşı ile ulusal bir kahraman olan Vaclav Havel, Rusların çekilmesi ve komünizmin bitişi ile ülkenin ilk başkanı olma ünvanına sahip bir yazar, şair ve devlet adamı. Başkan olduğu dönemde yazdığı kitabında, komünist dönemden Çek Cumhuriyetine sancılı dönüşüm sürecini anlatıyor.

 

 

Diğer Romanlar

Jan Neruda – Prague Hikayeleri (1877)

Eski şehirde geçen kısa hikayeleri ile 19.yy Prag’ını ve sıradan insanların hayatını anlatan kitap bir başyapıt.

Bohumil Hrabal – İngiliz Kralı’nın Hizmetkarı (Yazım:1975; Yayın: 1988)

Ivan Klíma – Sevda ve Süprüntü (1986)

Patrik Ouředník – Case Closed (2006)

Emil Hakl – Of Kids & Parents (2002)

 

 

 

 

 

 

YOLCULUK TERAPİSİ PRAG YAZILARI

 

 

 

 

 

Zeynep Atılgan Boneval