Paarl Şarap Vadisi ve Kasabası İzlenim ve Rehberi

CapeTown’a 40 dakika uzaklıkta yer alan Paarl, genelde çok daha ünlü kardeşleri Stellenbosch ve Franschhoek’ın gölgesinde kaldığı için ihmal ediliyordu. Ancak son yıllarda derinliklerinde yeşeren incileri ile radara girmeye ve hak ettdiği ilgiyi görmeye başladı.

Cape Şarap vadilerinin en heyecan verici bağ ve çiftliği Babylonstoren’dan, Jewel’s, Fabel ve Glen Carlou gibi gastronomi incileri, Paarl’ı gurme lezzetleri tatmak, tadımlar yapmak, konaklamak ve kasabayı keşfetmek için çok daha cazip kılıyor.

Paarl önerilerimiz yazımızın devamında yer alıyor, diğer Cape şarap vadileri hakkındaki yazılarımız ise:

·         Constantia Şarap Vadisi ve Kasabası İzlenim ve Rehberi www.yolculukterapisi.com/constantia

·         Stellenbosch Şarap Vadisi ve Kasabası İzlenim ve Rehberi yolculukterapisi.com/stellenbosch/

·         Franschoek Şarap Vadisi ve Kasabası İzlenim ve Rehberi www.yolculukterapisi.com/franschoek/

Bizim için Paarl’ın en güzel deneyimi şüphesiz Babylonstoren çiftliği oldu. Drakenstein vadisinde dağlara nazır bir ovada yer alan, tarihi1692’ye uzanan çiftlik Cape bölgesinde en iyi korunmuş çiftliklerden birisi.

Kapısından içeri girer girmez Alice Harikalar Diyarında gibi hissettiğiniz, 3.5 hektarlık alana yayılmış çiftlikte, bağlar, tarlalar, kümesler, ağıllar, kaktüs ve sukülent bahçeleri, incir, limon, turunçgil, zeytin ağaçları, bonzai bahçesi, baharat evi ile büyülü bir ortam sizi bekliyor.

Üzüm bağlarından, çeşit çeşit meyve ve sebzelere, arılardan, nesli tükenmek üzere olan bitkilere, armut labirentinden, su kabağı taklarına, koku veren bitkilerden şifalı otlara, ördek, tavuk, kaplumbağa ve eşeklere, klivya zambakları ile bezenmiş gizli çay patikasına, yüzlerce yıllık okaliptüs ağaçlarına çiftlik 22 farklı bölümden oluşuyor. Bizi en çok etkileyen köşeler:

  • Puff Adder yılanını temsil eden, kıvrılarak uzayıp giden çelik entelasyon gölgelik içinde dünyanın dört bir köşesinden gelen bonzai türü minik ağaçlar

  • Renk renk şekil şekil su kabalarının sarmaşıklardan sarktığı Pumpkin Snail takı,

  • Dut Meditasyon bahçesi, Kaktüs ve Baharat Evleri oldu.

Eğer otantik ancak sofistike lezzetler istiyorsanız Provans atmsoferindeki Babel restoranda (yer bulmak için çoook önceden rezervasyon gerekiyor), ya da ağaçların altında yeşilliklerin arasında çiftlik mahsülleri ile hazırlanan şarküteri, sandviç, sosis gibi basit lezzetler için Greenhouse’da (biraz sıra beklemeniz gerekiyor) yemek yiyebiliyorsunuz.

Çiftlik dükkanından tarlalardan, kümeslerden, ağıllardan gelen taze mahsül ve et, süt ürünlerini, fırınından da her gün taze pişen ekmek ve tatlıları alabiliyorsunuz.

Dışı bir depo gibi gözüken içerisi son derece modern ve şık dekore edilmiş tadım odasında bağevinin ödüllü şaraplarını tadabiliyorsunuz.

Esansiyel yağ damıtma merkezi olan Scented Room’dan sabunlar, oda kokuları alırken,  balzamik sirke ve meyve suyu mahzeninden çiftliğin üretimlerini alabiliyorsunuz.

Binaları orjinal Cape mimarisini korurken içleri çağdaş bir vaha gibi dekore edilmiş çiftlik oteli odaları ve de huzurlu Garden Spa’sı ile konaklamak için şüphesiz en güzel alternatif. Nehir kenarındaki kayıkhane’den kanolar ile çıkıp gezebiliyor, el değmemiş doğanın içinde yürüyüş ve dağ bisikleti yapabiliyorsunuz. Gündüz çiftliği birçok ziyaretçi doldursa bile sabah ve akşamları sizi tamamen sessizlik ve dinginlik bekliyor. İster Farmhouse’da veya Manor House’da, ister Fynbos veya Garden Kulübeleri bölümlerinde kalabiliyorsunuz. Hepsi şömineleri ve ipeksi döşemeleri ile ruhunuzu ısıtan, yumuşacık ve romantik deneyimler sunuyor. Özel verandanızda Babylonstoren şarapları ikramları ile günbatımı yapmak en büyük keyiflerden birisi.

 

ŞARAP TADIMLARI ve DİĞER AKTİVİTELER

  • Babylonstoren: İçinde bağların da bulunduğu 178 dönümlük tarihi çiftliği eski bir editor olan Karen Ross satın almış, ve gerçek bir cennet bahçesine dönüştürmüş. Sadelik, doğallık ve zerafet, Babylonstoren’ın bahçeleri, seraları, mimarisi, yemekleri, sunumlarında kendisini gösteriyor. Ağaçlar, çiçekler, bitkiler, sebze ve meyveler, bağlar, hayvanlar yani doğa ile buluşmak için ideal. Karen Ross, Babylonstoren’ın 8 dönümlük bölümünü mimar Patrice Taravella’ya bahçeleri emanet ediyor. Ve Taravella, 500 yıl önce Cape yarımadasının kaderini belirleyen, Cape Town’un Afrika’nın tarım havzası olma özelliğini kendisine konsept olarak alıp, Babil bahçelerinden esinlenilmiş bir peyzaj tasarımı ile birleştirerek, Babylonstoren’de hem doğada hem de tarihte bir yolculuk yaptıran bir bahçe tasarımı yaratıyor. 300’den fazla bitkinin yer aldığı bahçelerin haricinde bağlarda yetiştirilen Sprankel köpüklü şarabı Babylonstoren’in imza üretimi.

  • Seidelberg Wine Estate

  • Grappa tadımı için Güney Afrika’nın en iyisi: Wilderer Distillery

Bağlarda Öğle Yemeği Adresleri

  • *Babel @ Babylonstoren: Çok rahat ve samimi bir çiftlik ortamında, son derece zarif bir deneyim. Karen Roos, çiftliğin kendi üretimi ve mahsülleri ile basit ve sade ancak sofistike lezzetleri doğal bir ortamda sunmayı başardığı tarladan sofraya konseptini deneyimlemek için haftalar öncesinden yer ayırtmanız gerekiyor. Menü her mevsim değişiyor. Çiftliğin kendi ot ve baharatları ile hazırlanan salataları, kendi tavuklarının yumurlata, sosis ve baconları, dev tekerlek peynirleri, glütensiz polenta ekmekleri ile müthiş bir brunch yapabildiğiniz Babel’de öğle veya akşamüzeri greyfurt ve vanilyalı votkayı tatmanızı öneriyoruz.

  • *Jewells @ Spice Route: Son yıllarda Güney Afrika’nın en çok konuşulan Chefs Warehouse restoranların kurucusu şef Liam Tomlin ile, şarküteri ve fırın uzmanları Neil & Tina Jewell, muhteşem bir bağ evinde, kendi maharet ve yaratıcı dokunuşlarını kattıkları taze mahsülleri, ‘tarladan sofraya’ konsepti ile sunuyolar.

  • Faber @ Avondale Estate: Paarl’ın yıldızı tarladan sofraya konsepti ile parlayacak gibi gözüküyor. Bağlara nazır gizli bir cennet bahçesi ortamında, şık bir atmosferde, ödüllü şef Eric Bulpitt’in elegan gastronomi deneyimi, büyüleyici bir kutlama için ideal.

  • *Glen Carlou: ahşap, beton ve camın çağdaş ancak sıcak bir buluşmasını sergileyen ferah bina, Drakenstein dağlarının ve ayaklarınız altında uzanan bağların harika manzarları ile bütünleşmiş sanki. Deniz mahsülleri ağırlıklı menu Glen Carlou şarapları ile eşleşiyor. Alex Hamilton tarafından kürasyonu gerçekleştirilmiş Pauline Gutter, Vusi Beauchamp, Hennie Meyer ve Riaan van Zyl gibi Güney Afrika’nın önemli modern ve çağdaş eserlerini sergileyen sanat galerisini gezmenizi öneririz.

  • *Greenhouse @ Babylonstoren: Yine Babylonstoren içinde yer alan, ağaçların altında, dev bir cam seranın yanı başında yer alan bu rahat ve samimi kafede, açık havada piknik stili masalarda sosis, sandöviç, tart gibi lezzetler ile öğle yemeği yiyebilirsiniz.

  • *Pappa Grappa @ Wilderer Distillery: Begonviller, sardunyalar, çeşmeler ile bezenmiş kartpostal güzelliğindeki bir bahçede yer alan Pappa Grappa, odun ateşinde pişen pizzaları,cin ve grappa ile eşleştiriyor.

Kasabada Öğle Yemeği Adresleri

  • *Bosman’s Restaurant @ Manor House: Kasabanın hemen yanıbaşında yer alan Manor House’daki Bosman’s bir Güney Afrika klasiği. Her yıl ülkenin ilk 10 restoranı arasına girerken, dünyanın en iyi 100 restoranı listelerinde de yerini alıyor. Adeta tarihi bir miras olan binada,muhteşem bağ ve dağ manzaralarına nazır, son derece mükemmel servis eşliğinde, şef Roland Gorgosilich’ın mevsime göre değişen gurme Güney Afrika lezzetlerini sunuyor.

  • *Kasabanın en keyifli delicatessen bistrosu: Back’s Restaurant & Deli

  • *Noop: Sıcak ve ev gibi bir ortamda Fransız bistro lezzetlerini Güney Afrika mutfağı ile harmanlayan lokallerin favorisi restoran.

  • Pearl Rock Terrace @ Laborie: Kasabanın ana caddesinin hemen yakınındaki bu bağ içindeki restoran birçok tapas, pizza ve et çeşidi sunuyor

  • Viande @ Grande Roche Hotel: Kasabanın et uzmanı

KONAKLAMA ADRESLERİ

Babylonstoren: Binaları orjinal Cape mimarisini korurken içleri çağdaş bir vaha gibi dekore edilmiş çiftlik oteli odaları ve de huzurlu Garden Spa’sı ile konaklamak için şüphesiz en güzel alternatif. Nehir kenarındaki kayıkhane’den kanolar ile çıkıp gezebiliyor, el değmemiş doğanın içinde yürüyüş ve dağ bisikleti yapabiliyorsunuz. Gündüz çiftliği birçok ziyaretçi doldursa bile sabah ve akşamları sizi tamamen sessizlik ve dinginlik bekliyor. İster Farmhouse’da veya Manor House’da, ister Fynbos veya Garden Kulübeleri bölümlerinde kalabiliyorsunuz. Hepsi şömineleri ve ipeksi döşemeleri ile ruhunuzu ısıtan, yumuşacık ve romantik deneyimler sunuyor. Özel verandanızda Babylonstoren şarapları ikramları ile günbatımı yapmak en büyük keyiflerden birisi.

  • Diğer Oteller

  •  Vondeling Wines

  • Grande Roche Hotel

  • Manor House @ Grande Roche Hotel

  • Santé Wellness Retreat & Spa in Paarl

Cape Şarapları Tarihi:

  • Cape Town civarında ilk şarap üretimi: yüzyılda ağırlıklı baharat ticareti yapmak üzere Cape Town’dan geçen Hollanda gemilerindeki mürettebat, evlerinden Cape Town limanına gelene kadar geçen uzun yolculukta besinsiz ve vitaminsiz kaldıkları için hastalanıyorlar. Aynı zamanda bir doktor olan Cape kolonisinin kurucusu ve yöneticisi Jan van Riebeeck, yolculukta taşınabilir besin ve vitamin için çare olarak şarabı düşünüyor. Fransa’dan getirttiği fidanları ekip, bağlardaki asmalardan toplanan üzümlerden şarap üreterek gemilere yüklüyorlar

  • Cape Town civarında ilk profesyönel şarap üretimi ise Cape Kolonisinin 2. valisi Simon van de Stel ile başlıyor. Valinin1680’lerde yaptırdığı toprak analizleri sonucu en uygun arazileri bulup, yurt dışından üzüm fidanları getirtip, geniş çaplı bir bağcılık ve şarapçılık işinin temelini atması ile başlamış. Bağların bulunduğu bölgeye, en sevdiği insan özelliği olduğu için ‘sabitlik’ anlamına gelen ‘Constantia’ ismini vermis. Bugün çok geniş bir şarap vadisine ismini veren Constantia’da şarapçılığın temellerinin ilk atıldığı bölge, Groot Constantia, Klein Constantia ve Buitenverwachting bağ ve şarapevinin kapladığı alan. Daha sonra yüzlerce irili ufaklı bağ evi ve şarap üreticisi eklenerek bugünkü halini almış Constantia.

  • Akdeniz ikliminin hakim olduğu yamaçlarda hem kırmızı hem beyaz şaraplık üzümler için ideal koşullar var. Ancak Güney Afrika’da başta beyaz şaraplık üzüme ağırlık verilmesinin sebebi, sıcak Afrika günlerinde soğuk ve tatlı şaraplar ile ferahlama ihtiyacı olmuş.

  • Simon van de Stel’in bağcılık ve şarap yapım bilgileri, teknikleri ve tecrübelerini aktardığı Afrikaan kasabalılar daha sonra Stellenbosch vadisine yerleşerek orada şarapçılığın başlamasını sağlamışlar.

  • 1688 ile 1690 yılları arasında Hristiyanlığı yaymak için ülkeye gelen Fransız misyoner Huguenot’lara, Hollandalılar yaşamaları için, Fransız köşesi anlamına gelen Franschoek vadisinde toprak tahsis etmiş. Az sayıda bir topluluk olsa bile, bağcılığı, üzüm işlemeyi ve şarap yapımını çok iyi bilen bu tecrübeli kitle, şarap yapımcılığına yeni bir boyut kazandırmış.

  • Ancak Cape şarapları uzun süre çok talep görmemiş, hatta çoğu üzüm brendi için kullanılmış. 19. Yüzyılın başında İngiliz-Fransız savaşı sırasında İngiltere Güney Afrika’dan şarap ithal etmeye başlamış. Avrupa’ya adım atarak değeri keşfedilen Güney Afrika şarapları bir gelişim ivmesi kazandıysa da, Apartheid döneminde ise tüm şarap üretimi, fiyatlandırması ve satışını yönetimi altına alan KWV koperatifi uyguladığı yasaklar ve kurallar ile yaratıcılık ve gelişime pek izin vermemiş.

  • 1992’den itibaren dünyaya açılmaya başlayan Güney Afrika şarapları son 20 yıldır dünya çapında bir yükselişte.  Şu anda senede 1.5 milyon ton şaraplık üzüm hasat eden Güney Afrika, artık dünya klasikleriyle yarışabilecek düzeye gelen ‘yeni dünya şarapları’ üretiyor. Arka arkaya yenilikçi ve ilerici şarapevleri açılırken, Constantia, Stellenbosch, Franschoek, Paarl gibi en bilinen şarap vadilerinin yanı sıra Mossel Bay, Walker Bay, Elgin, Durbanville ve Darling gibi serin bölgelerde yeni bağlar ve şarap üretim alanları kuruluyor.

Cape Şarapları Mini Rehberi:

  • Akdeniz ikliminin hakim olduğu yamaçlarda hem kırmızı hem beyaz şaraplık üzümler için ideal koşullar var. Ancak Güney Afrika çok uzun yıllar beyaz şarabı ile bilindi, çünkü sıcak Afrika günlerinde soğuk ve tatlı şaraplar ile ferahlama ihtiyacı sebebi ile başta beyaz şaraplık üzüme ağırlık verilmiş. 1992’den itibaren dünyaya açılmaya başlayan Güney Afrika şarapları, kırmızı üzümlerin verimini keşfedince kırmızı şarap üretimine de ağırlı vermis. Cape şarapları son 20 yıldır dünya çapında bir yükselişte.  Şu anda senede 1.5 milyon ton şaraplık üzüm hasat eden Güney Afrika, artık dünya klasikleriyle yarışabilecek düzeye gelen ‘yeni dünya şarapları’ üretiyor.

  • Hem yeni dünya hem de eski dünya yöntemlerinin uygulandığı Cape şaraplarında, Güney Afrika’ya özgü siyah üzüm Pinotage en fazla üretilen kırmızı şarapların ana üzümü ve lokomotifi. Pinot Noir ve Cinsault üzümlerinin çaprazlaması ile elde edileb Pinotage, koyu bordo rengi ile yarı gövdeli, genç ve ferah içimli şaraplara dönüşüyor. Tek başına çok karakterli olmasa da Shiraz ve Cabarnet Sauvignon ile karışımlarda keyifli bir aroma sağlayabiliyor.

  • Hafif tatlı Chenin Blanc ise en çok ekilen ve tüketilen beyaz üzüm. Ancak son yıllarda ekilen Sauvignon Blanc ve Chardonnay üzümlerinden üretilen beyaz şaraplar daha başarılı ve beğeniliyor.

  • Beyazlar için: Constantia, Elgin ve Hermanus bölgesi & Kırmızılar için: Stellenbosh, Paarl, Franschoek bölgesini tercih edebilirsiniz.

  • Sanat için: Glen Carlou, La Motte, Tokara

  • Konaklama için: Grande Provence, Delaire Graff Estate, Babylonstoren

  • Aileler için: Blaauwklippen, Spier ve Villera

  • Şampanya için: Steenberg, Graham Beck, Haute Cabriere

  • Tarih ve şarapçılık mirası için: Groot Constantia, Vergelegen, Spice Route, Solms Delta

YOLCULUK TERAPİSİ CAPE TOWN VE CİVARI YAZILARI

Zeynep Atılgan Boneval