NEW ORLEANS İZLENİM&ROTALAR

CAZIN BEŞİĞİ

New Orleans ile ilk tanışıklığım bir ilkbaharda Caz Festivali ile oldu. Amerika’nın diğer şehirlerinde karşılaştığım düzenli ve mesafeli tavıların aksine, New Orleans girişken, sürprizlere açık, kanı kaynayan bir ruha sahipti. Kapı gıcırtısına –kendi deyimleriyle ‘yere düşen şapkaya’ dans eden insanların neşesi, yorulmaz tükenmez enerjisi , kural tanımaz rahatlığı, teklifsiz davetkarlığı, doğallığı ve yapmacıksızlığı, sokakların renkliliği ile eşsiz bir çekiciliğe sahipti. Beyaz ve siyahların bir arada yaşadığı 300 yılda zıtlıkları bir potada eritmeyi başaran şehir ister zengin, ister fakir, ister hetorosexüel, ister homoseksüel, ister biseksüel, ister ayık, ister sarhoş herkesi kucaklıyordu.

 

 

Amerikan cazının doğum yeri olan New Orleans’ın sokaklarında, damarlarında ve ruhunda gece gündüz müzik dolaşıyor. Festival sırasında öğle vaktinden başlayarak gecenin ilerleyen saatlere kadar konser salonlarından, barlara ve caz kulüplerine dinlediğimiz tüm canlı performanslar sayesinde ilk defa müziğe doyduğumu hissettim.

 

Ancak bu hayat dolu cıvıl cıvıl şehir 29 Ağustos2005’te korkunç bir felaket yaşadı. Katrina kasırgası New Orleans’ı resmen alt üst etti. Deniz seviyesinin altında konumlanmış şehri Pontchartrain gölünün sularından korumak için çekilen setlerden 3 tanesi yıkıldı, ve şehrin tarihi ve kültürel hazinelerinin yüzde sekseni sular altında kaldı. Şehri basan suları boşaltmak haftalar hatta aylar sürdü. Katrina 1500 kişinin hayatına, 3000 kişinin evine, tüm yılın mahsüllerine ve 125 milyar dolara maloldu. Tüm bu felakete rağme şehrin bir şansı vardı, şehrin en geleneksel ve tarihi ve en çok sevilen bölgeleri olan French Quarter ve Uptown’da yer alan Garden District kasırgadan kurtulmayı başarmıştı.

 

 

 

 

Dünyanın birçok ülkesinden ve ABD’den gelen yardımlar ve gönüllüler sayesinde, cehennemi yaşamış bu şehir, yeniden küllerinden doğdu. Hayattan zevk almayı bilen güleryüzlü insanlar ile dolu şehrin, umutlu ve iyimser yaklaşımı taze ve canlı bir dönüşüm yaşamasını sağladı, ve şehir kıpır kıpır ruhunu kaybetmemiş.

 

Şehrin birçok yerinde, özellikle French Quarter’da hissedilen Fransız etkisinin sebebi, üzerinde birçok değişik ülkenin bayrağı dalgalansa da, daha çok Fransızların himayesi altında kalmış olması. Amazon ve Nil’den sonra dünyanın üçüncü büyük nehri olan Mississippi deltası, 1682 yılında Fransız Kralı 14. Louis’in gönderdiği La Salle tarafından keşfedilip işgal edildiğinde, timsahlar ve sivrisineklerle dolu iken, hızla önemli bir liman kentine dönüşür. Deniz ticaretinin sonucu beyaz ve siyahların şehre akın etmesi ile kozmopolit bir yerleşim merkezi haline geldi. Şehrin kültürel merkezi niteliğindeki en canlı bölgesi French Quarter da bu dönemde oluşturulur.

 

 

 

Cazın Beşiği New Orleans
Renkli, canlı ve özgür Avrupai yaşam görüşünün hakim olduğu şehirde ardı ardına bar ve kulüpler açılır. Afrika kökenli ritimler ile kilise müziğinin iç içe geçmesiyle, grup doğaçlamasına dayanan ilk gerçek caz türü olarak kabul edilen New Orleans cazı doğar. Hala cazın başkenti olan New Orleans sokaklarında o günden bu yana her daim caz duyuluyor. Her yıl binlerce ünlü sanatçı kente geliyor ve tüm yıl boyunca sayısız müzik festivali düzenleniyor: Ocak – Şubat’ta Mardi Gras, Nisan’da French Quarter Festivali, Nisan sonu Mayıs başı Jazz Fest, Mayıs ortası Bayou Boogaloo Festivali, Haziranda Cajun-Zydeco Festivali, Ağustos’ ta New Orleans’ın yetiştirdiği ünlü usta Louis “Satchmo” Armstrong şerefine ayında düzenlenen Satchmo Summer Fest, Eylül’de Ponderosa Stomp Festivali, Ekim’de Voodoo Music Experience, Kasım’da New Orleans Po’ boy Festivali, Aralık’ta ise Christmas New Orleans Style.Bunlardan en önemlileri Jazz Fest ve dünyanın en renkli karnavallarından birisi olan Mardi Gras.

 

Dave Matthews, the Roots, Buddy Guy, the Meters, Dr. John, Dirty Dozen Brass Band, Harry Connick Jr, Bonnie Raitt ve Branford Marsalis gibi ustalara ev sahipliği yapan New Orleans Jazz And Heritage Festivali – diğer adı ile Jazz Fest – muazzam bir müzik kutlaması. Her yıl Jazz Fest sırasında şehirdekiler 20 farklı sahnede caz, blues, gospel, funk, rock ve dünya müziği icra eden 600’den fazla sanatçının canlı performansını izleme ve dinleme şansına sahip oluyor.

 

 

Aslen Mardi Gras ‘Şişman Salı’ manasına gelen katolik Fransız kutlaması. Hristiyanların 40 gün boyunca alkol, tatlı ve hayvani gıdalar yemeyerek geçirdikleri ‘Lent’ isimli büyük perhizinden önce son bir kez bu zevkleri tatmak için yiyip içtikleri bir bayram. New Orleans’ta Mardi Gras Festivali sırasında şehrin dört bir yanında partiler ve çeşitli grupların hazırladıkları arabalar ve kostümler eşliğinde yer aldıkları bir resmi geçit düzenleniyor. Törende büyük karnaval arabalarından izleyicilere boncuk kolyeler, oyuncaklar, süsler atılıyor ve günün sonunda en fazla boncuk kolyeye sahip olan şanslı sayılır. Şehrin her yeri boncuk kolyeler ile süsleniyor. Ancak yıllar içinde Mardi Gras yarı çıplak insanlar, bol alkollü yanar döner içkiler, çılgınlık ve uçarılık ile eş anlamlı hale geldi.

 

 

New Orleans Mutfağı
New Orleans’ın kendine has Creole isimli çok özel bir mutfağı var. Portekizce kökenli bir sözcük olan Creole soyu Fransız ya da İspanyol kökenli göçmenlere dayanan ancak Yeni Dünya’da doğan kişilere ya da melezlere verilen ad. Creol mutfağı, Fransız ve İspanyol mutfaklarının Louisiana bölgesinde yetişen malzemelerle birleşmesi sonucunda ortaya çıkmış olan mutfak. En tanınmış yemekleri arasında: Fransa’nın meşhur bouillabaisse çorbasının karidesli baharatlı acı versiyonu Gumbo, İspanyolların ünlü paellasının baharatlı biberli versiyonu Jambalaya, tencere ya da güveç ağırlıklı yemeklerden oluşan baharatlı bir mutfak olan Cajun yemekleri, kriyol soslu kerevit Crawfish ve lokmanın büyüğü gibi bir lezzet olan Beignet yer alıyor.

 

 

New Orleans Sokakları
Şehrin kalbi French Quarter’da atıyor. Fransız kolonyal mimarisinin en canlı ve renkli örneklerini temsil eden binaların ferforje balkonlarından Mardi Gras boncukları sarkıyor. Katedraller ve yüzlerce yıllık Creole restauranları gibi tarihi hazinelere sahip French Quarter, Faubourg Marginy’de caz kulüpleri ile dolu Frenchmen Caddesi, sanat kokan Warehouse Bölgesi; yemyeşil Garden District; stil sahibi Uptown; ve tarihi Tremé New Orleans’ta iken gezilmesi gereken yerler. Ayrıca Canal Caddesinden bir tekneye binerek Batı kıyısı boyunca cruise yapılabilir.

 

 

 

 

 

New Orleans otel, restoran ve alışveriş rehberi için: http://www.yolculukterapisi.com/new-orleans-rehber-otelrestoranbaralisveris/

 

 

 

Kültür, Sanat ve Etkinlikler
Ogden Museum of Southern Art, 925 Camp St
National D-Day Museum, 945 Magazine St
New Orleans African American Museum, 1418 Governor Nicholls Street
New Orleans Museum of Art in City Park, 1 Collin diboll Circle
Contemporary Arts Center , 900 Camp St
Edgar Degas’ın Evi, 2306 Esplanade Ave
The Joan of Arc Statue, Place de France
Audubon Park And Zoo 6500 Magazine Street, Uptown
New Orleans Opera, 2010 Common St.

 

 

 

 

Yazının başına dönmek için tıklayınız

 

Zeynep Atılgan Boneval

1 comment

  1. Pingback: Yolculuk Terapisi | Yolculuk Terapisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir