MARAKEŞ İZLENİM&ROTALAR

Kalabalık fobisi olan bir gezgin olduğum için Marakeş beni hep korkutmuştu, bu sebeple hep erteliyordum bu seyahati. Özellikle kalabalığı ve karmaşası ile meşhur Jemaa El-Fna meydanı deneyimi, birbirine karışan duman ve kokular arasında ani hareketler yapan birçok gürültü insan şeklinde anlatılmıştı bana. Nitekim gerçekten de anlatılanlar doğru çıktı, ve tahmin ettiğim karmaşayı buldum Marakeş’te.

 

Ancak korkutucu olmak yerine, rengarenk, canlı, egzotik, kesinlikle heyecan verici ve sarhoş edici bir enerjisi var şehrin. Kokuları, sesleri, görüntüleri, renkleri, şahit olduğunuz sahneleri ile adeta bir define adası. Yoğun ve yorucu ama bir o kadar da şaşırtıcı ve doyurucu.

 

Atlas dağları eteğinde yer alan palmiye ağaçları ile çevrelenmiş Kızıl Şehir Marakeş’in , en can alıcı ve etkileyici yeri, Eski şehir Medina’nın sokakları ve dünyanın en büyük sokak çarşı alanı olan pazar yeri ‘Souk’.

 

 

Medina
Duvarlarla çevrili bir alanda yer alan eski şehir Medina, dolambaçlı daracık sokakların, biri diğerine benzemeyen dönemeçlerin, sonu gözükmeyen geçitlerin, çıkmaz sokakların oluşturduğu gerçek bir labirent. Kızıl, pembe, turucuncu duvarların arasında döne döne ilerleyen sokaklarda karşınıza çeşit çeşit desenli ve süslemeli muazzam ahşap kapılar çıkıyor. Öyle orjinal kapılar var ki, sadece bir gün kapı turu yapmaya ayırmak mümkün. Rengarenk, labirent gibi daracık sokakların arasında ilerlerken birden karşınıza çıkıveren ufak meydanlar nefes almanızı ve haritaya bakarak yönünüzü bulmanıza imkan tanıyor. Kapıların ardında ise hiç tahmin edemeyeceğiniz gizli cennetler yer alıyor. Dar ve Riad isimli evler veya oteller, ya da bugün müze olarak kullanılan eski sarayların hangisine girerseniz girin sihirli ve masalsı manzaralar ile karşılaşıyorsunuz.

 

 

Karanlık koridorlar delikli desenli metal lambalar ve kandiller ile aydınlatılmış. Pırıl pırıl parlayan kaygan duvarlar, tadlakh dedikleri geleneksel bir teknik ile pastel tonlarda sıvanmış. Koridorda ilerledikçe uzakta beliren güneş ışığı size yol gösteriyor ve bir avluya açılıyorsunuz. Avludaki çeşme ve etrafında yer alan ufak mozaik süslemeli süs havuzların yanı başında yer alan ağaç ve bitki cümbüşü adeta bir vahayı andırıyor. Palmiyeler, portakal ve nar ağaçları, çeşit çeşit kaktüsler, begonviller, yaseminler, sarmaşıklar ile bezenmiş bomboş avlularda kuşların senfonileri çınlıyor. Odalarda, banyolarda, ister güneş, ister mum ışığı ister elektrik olsun şekilli lambalar ve fenerler, tavan ve niş pencereleri ile ışığı adeta parçalayarak, ışığın kendisi yerine yansılmaları ile büyülü ortamlar yaratmışlar.

 

Özellikle saraylarda yan yana yer alan ve biri diğerine benzemeyen çılgın işi mozaik, çini, alçı, ahşap ve metal süslemeri göz oyunları yaratarak sizi şaşırtıyor. Sadece bir odadasındaki bezemeleri tamamlamak yıllarca süren bu el işi süslemeleri saatlerce izlemek mümkün. Ardından daracık merdivenler ile teraslara çıkıyorsunuz ve yine boy boy saksılarda çeşit çeşit çiçekler, bitkiler ve ağaçlar yer alıyor, ve kuşlar size eşlik ediyor. Bazı teraslar ise büyülü manzaralar ve de yerleri tarihi mozaikler ile döşenmiş havuzlarla kutsanmış resmen. Işığın ve selerin oyununun sahnelendiği bu ev, otel ve saraylarda dışarının keşmekeşinden apayrı bir dünya yaşanıyor.

 

 

Souk ve Jemaa El-Fna
Eskiden Arap, Fransız ve İspanyol tacirlerin takas ve alışveriş merkezi olan tarihi pazar yeri Souk, hala bir arı kovanı gibi hareketli. Süslü metal lambalar ve fenerler, mozaikler ve çiniler, ahşap oyma mobilyalar, el dokuması kilim ve halılar, deri çantalar, takılar, geleneksel babouch terlikleri, hurmalar, baharatlar, mumlar, sabunlar satan binlerce lokal esnaf ve zanaatkar dükkan ve tezgahlarında hararetli pazarlıklar yaşanıyor. Dükkan sahipleri, tezgahtarlar ve lokaller Jalaba isimli renkli kumaşlardan cüppe gibi şapkalı geleneksel giysiler içinde dolaşıyor sokaklarda.

 

Öğleden sonra hafif bir telaş ve sabırsızlık havası alan pazar yerinde her lisanı duymak mümkün. Berberler, Araplar, sömürge döneminde yerleşmiş Fransızlar ve İspanyonlar, son 20 yılda şehrin büyüsüne kapılıp yerleşmiş İngiliz ve İtalyanlar, Avrupa’ya yakınlığı ve güvenli olması sebebi ile birçok farklı ülkeden gelen turistler, dilenciler hepsi içiçe. Farklı lisanlar, farklı lehçeler, farklı yüzler, farklı tenler, farklı renkler, farklı kıyafetler ile bir kaleydeskop görüntüsündeki bu kıpır kıpır değişken ortama alışmak zaman alıyor. Ve bu kaotik, kalabalık, gürültülü, hatta bazen kirli ve pis kokulu yerin sizi nasıl cezbettiğine şaşıp kalıyorsunuz.

 

Pazar yerinin araç trafiğine kapalı olması sizi rahatlatmıyor çünkü, dar sokakları ve tezgahları arasında dolaşırken dört bir yandan gelen motorsiklet, bisiklet ve seyyar satıcı arabaları, diğer yayalar ve kediler ile köşe kapmaca oynuyorsunuz adeta. Özellikle motorsikletlerin mazot kokusu ve tezgahlarda pişen ağır et kokuları bazen nefes almanızı zorlaştırıyor.

 

Medinanın içinde souk’un hemen altında yer alan Jemaa El-Fna meydanı ise başlı başına bir karnaval. Unesco kültür mirasları arasında yer alan, Marakeş’teki en büyük meydan alanı olan Jemaa El Fna’nın elle tutulamaz, somut olarak ifade edilemeyecek bir çekiciliği, çekim gücü var. Marakeş’in kalbi olan bu meydan asırlardan beri Marakeş halkının sosyalleşme, haberleşme, eğlenme, yeme içme merkezi. Gün boyu şifalı ot satıcılarından, ellere kına süslemeleleri yapan kadınlara, yılan oynatıcılarından dilencilere, çalgıcı gruplardan, çeşitli oyunlar oynatanlara birçok insan burada turistleri ve lokalleri avlama peşinde. dolup taşıyor meydanda.

 

Akşamüstü ise birer birer seyyar yemek tezgahları kuruluyor, çorbadan, hurmaya, kelleden salyangoza, portakal sularından nane çaylarına, local yiyecekler ve içecekler satılıyor. Müzisyenler, sihirbazlar, akrobatlar, travesti dansçılar, falcı kadınlar, yılan, kartal ve maymun oynatıcıları, şifalı ot satıcıları, sokak bahisçileri akıl almaz gösteriler yapıyor. Şehrin insanları akın akın üşüşüyor meydana. Dükkanlarını kapatıp işten çıkanlar, çocuklarının elinden tutmuş anneler, yaşlılar, gençler ile dolup taşan meydanda, kalabalığın, kargaşanın ve itiş kakışın arasında biraz boğucu ve yorucu ancak fantastik bir deneyim yaşanıyor. Her akşam karnaval görüntüsünde sürreal manzaralara şahit oluyorsunuz. Tabi ki bu meydanda doğabilecek hırsızlık ve taciz tehlikelerine karşı dikkatli olmak gerekiyor.

 

Renkleri, zıtlıkları, kokuları, dokuları ile geçmişin tarihi dokusunu hala taşıyan Medina’nın kendisi adeta bir müze. Her sokağın sonunda, her dönemecin, her kapının ardında ve her meydanda yeni bir sürpriz ile karşılaşmanız mümkün olan Medina, adeta bir harikalar diyarı.
Genel olarak güçlü ve sert bir maskülen bir enerjisi olan Medina, akşamları restoranlarda , ateşli ve baştan çıkaran atmosferi ile oryantal ve egzotik bir kadın enerjisine bürünüyor. Geleneksel güveç yemekleri ‘tajine’ve ‘couscous’ pirinci üzerinde pişen köfte, et ve tavuk lezzetleri ile bol baharatlı biraz tatlı değişik tatları, müzikli ve danslı eğlenceler eşliğinde sunuluyor. Her yemeğin üstüne vazgeçilmez bir Marakeş klasiği ise Nane Çayı.

 

 

Diğer Bölgeler: Palmerie, Gueliz, Kasbah, Hivernage, Route de L’Ourika
Yeni şehir Gueliz Marakeşin modern yüzü. Daha az kalabalık olan bu bölge modern ve ferah mağazalar, butikler, restoranlar ile dolu. Şehrin yeni gelişen diğer bölgeleri Kasbah, Hivernage ve Route de L’Ourika ise hip restoranlar ve kulüpleri barındırıyor. Marakeş’in palmiye ağaçları ile dolu yemyeşil ve verimli bölgesi Palmerie’de yer alan Amanyana, Angsana gibi resort otellerinde şehrin keşmekeşinden uzaklaşıp hamam, spa ve masaj keyfi yapmak, golf oynamak ve de Atlas Dağlarına nazır öğle yemekleri yemek mümkün.
Afrika, Arap, Berberi ve Avrupa kültürlerinin harmanlandığı, Fransız aksanlı bir oryantal şehir olan Marakeş, samimi yerlilerinin sıcak ve muzip misafirperverliği, masal gibi gizli sığınakları, rengarenk sokakları ile sizi büyüleyecek.

 

 

Ne Zaman Gitmeli?

Marakeşte çöl iklimi hüküm sürdüğü için Haziran – Ağustos arası çok sıcak olabiliyor. Nisan – Mayıs arası, Eylül – Kasım arası ziyaret için en güzel aylar. Ramazan ayında ve Bayramında ve de Kurban Bayramında her yer kapalı olduğu için doğru zamanlar değil. Haziran – Temmuz’da Marrakech Popular Arts Festivali ve de Aralık ayında Marrakech Film Festivali yer alıyor.

 

 

 

 

 

 

 

MARAKEŞ ROTALARI

  • Ben Youssef Medersa, Place Ben Youssef, Medina /14 yüzyıla ait bir Kuran okulu olan Ben Youssef medresesi, Ali ibn Yusuf adına inşaa edilmiş. Bu dini okulda 900 kadar öğrenci hem yaşıyor hem de eğitim görüyormuş. 1990’larda özenle restore edilerek bir müze olarak hizmet vermeye başlamış. Olağanüstü bir iç mimariye sahip mekanda, çiniler ve oymalarla süslenmiş girişi, fıskiyeli havuzu ve üst katlarda labirent gibi yan yana yer alan kuran odaları gerçekten etkileyici.
  • Musée de Marrakech, Place Ben Youssef, Medina / Soylu bir Marakeş ailesine ait, 20. yüzyıldan inşaa edilmiş bir malikaneden restore edilerek dönüştürülen Musée de Marrakech, Medina’nın tam merkezinde yer alıyor. Müzede eski saray seramikleri, avlu çinileri, aşiretlere ait kumaşlar, giysiler, takılar, el dokumaları gibi Fas ve İslam el sanatı eserleri sergileniyor. Sergiler müze arşivindeki eserler arasında dönüşümlü olarak değişiyor. Müzenin kendisi ise ayrı bir başyapıt, çok renkli çiniler ile döşenmiş ana avlusu görülmeye değer. Müzenin avlusunda oldukça hoş bir kafe ve çok iyi bir kitabevi var.
  • Qoubba Almoravide, Medresenin hemen yanında açık alanda yer alan 1064’de yapılmış bu kubbe, şu anda neredeyse bir yıkıntı olarak kalmış olsa da, altında girdiğinizde tavanındaki süslemeleri görmeye değer.
  • Dar Cherifa, 8 Derb Charfa Lakbir Mouassine, Rue Mouassine, Medina / Pazar yerinin içinde restore edilmiş eski bir belediye binası olan Dar Cherifa’nın yeniden yapılandırılmasında rol alan ve aynı zamanda binanın sahibi olan Abdelatif Ben Abdellah, dar Cherifa’nın lokal ve yabancı sanatçılar tarafından açılan sergiler için kullanılabilmesi için oldukça büyük çaba sarfetmiş. Zaman zaman Sufi müzisyenlere ev sahipliği yapan bina, ayrıca küçük bir kütüphaneye de sahip. Herkesin rahatlıkla girebildiği bu otantik mekanda ayrıca çay ve kahve servisi yapılan bir kafe bölümü de var.
  • Koutoubia Masque, Avenue Mohammed V / 69 metre yüksekliğinde minaresi Marakeş’in her yerinden görünen bu cami, 1100’lerde Almohad hanedanlığı döneminde inşaa edilmiş. Marakeş’in en büyük cami olan Koutoubia’nın minaresi Avrupa’da birçok kilise kulesi tasarımına ilham vermiş. Ayrıca Sevilla’da yer alan Giralda Cami’nin minaresi Koutoubia minaresinin replikasıdır.
  • Palais El Badi, 1578 ‘de inşaa edilmiş sarayın sadece kalıntıları kalmış, ancak sarayın bahçeleri gerçekten çok güzel.
  • Bahia Palace, Riad Zitoun El Jedid / 19.yüzyıla ait olan Bahia Palace, o kadar gösterişli ve şaşaalı dekore edilmişki, neredeyse “kiç” sayılabilecek durumda. Yine de görülmeye değer.
  • Musee Dar Si Said, Riad Zitoun El Jedid
  • Majorelle Garden, Avenue Yacoub el-Mansour, Gueliz / 1920’lerde Fransız baba oğul sanatçılar Louis ve Jacques Majorelle’nin bir yandan atölye stüdyolarına diğer yandan da geniş bitki koleksiyonunu ev sahipliği yapmak amaçlı tasarlanan ve 1947’de halka açılan Majorelle Bahçeleri, Jacques Majorelle’nin hayatını kaybettiği 1962’den sonra Pierre Bergé ve Yves Saint Laurent tarafından desteklenerek restore edilmiş. Boy boy bambuşlar, kaktüsler ve palmiyeler, nilüferler ile bezenmiş havuzlar, mavinin birçok farklı göz alıcı tonunda vazolar, kanalları ve çeşmeler arasında yürürken sanki bir Gaugin tablosunda yaşıyormuşsunuz hissini uyandırıyor. Bahçenin içinde yer alan sanatçıların eski stüdyosu bugün İslam Eserleri müzesine ev sahipliği yapıyor. (Musée d’Art Islamique) Müzede Majorelle’nin litografları ve de antika Berber eserleri yer alıyor. Uzun bir sure ünlü modacı Yves Saint Laurent’in sahip olduğu bahçeler ve içinde yer alan stüdyo, eskinin oryantalizmi ile günümüze ait enteresan tasarımda mobilyaları ve duvarlardaki ilginç renkler görülmeye değer.
  • Les Bains de Marrakech, Riad Mehdi, 2 Derb Sedra, Bab Agnaou Son derece elegan bir spa merkezi olan Les Bains de Marrrakech; shiatsu ile yapılan su masajı, geleneksel hamamı, içindeki buhar banyosu ve kokteyl servisiyle gün boyu mükemmel bir hizmet alabileceğiniz bir adres.
  • Şehir Surları ve Kapılar / Şehri yabancı akınlarına karşı korumak üzere 12 yüzyılda kum ve çamurdan inşaa edilmiş 19km’lik duvarlarlar, Medina’yı çevreliyor. İçeriye 20 kapı’dan giriliyor ve surların üzerinde 200 gözlem kulesi yer alıyor. En ihtişamlı kapı Bab Agnaou. 2 metre kalınlığında ve 9 metre yüksekliğindeki duvarların en güzel bölümlerini görmek için ise Bab Jedid ile Bab er-Rob ve Bab Agnaou arasında yürünebilir.
  • Şehir Dışı Keşifler 
  • Atlas Dağları, Sahara Çölü, sahil kasabası Essaouira sadece birkaç saat uzaklıkta yer alan keşifler. Atlas Dağlarında hiking ve trekking keşfileri için konaklamak gerekiyor: Kasbah Agafay, Kasbah Tamadot, Kasbah du Toukbal Atlas Dağlarındaki keşifler için en güzel oteller. Ourika vadisi dağ köyleri, Lalla Takerkoust gölü, Oukaimeden kayak merkezi, Zagora ve Skoura üzerinden geçen 1000 Kasbah yolu, Ait Ben Haddou, Dara Vadisi, Dades Vadisi ise birkaç gece konaklayarak daha uzun süreli keşifler sunuyor.

 

 

 

 

 

Yazının başına dönmek için tıklayınız
Zeynep Atılgan Boneval

 

1 comment

  1. Pingback: Yolculuk Terapisi | Yolculuk Terapisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir