MACHU PICCHU – PERU

INKALARIN KAYIP ŞEHRİ: MACHU PICCHU

 


Bulutların arasından gökyüzüne uzanan bir dağın tepesine kurulmuş Machu Picchu, uzun süre kayıp olan İnka başşehri. Etrafında nehirlerin yarattığı derin kanyonlarla çevrili sarp kayalıklar üzerinde, tek başına yükselen bu tepe, nasıl olur da bir yerleşim bölgesi olur diye insanı şaşkına çeviriyor.

Kanyonun dört bir yanından yaklaşabilecek her türlü tehlikeyi gözetlemek, gün doğumu ve batışına hakim olabilmek, su kaynaklarına yakın olmak ve tarım için işlemeye elverişli olmak gibi mükemmel yerleşim imkanları sunuyor Machu Pichu. Ancak tüm bu taşlar -daha tekerleği icat etmemiş bir uygarlık tarafından- nasıl dağın tepesine çıkarılabilmiş diye hayrete düşüyorsunuz. Çünkü taşlar o dağın kendi taşları değil, taa dere yatağından taşınarak getirilmiş tepelere.

Şehrin inşaasının 25 yıl sürdüğü tahmin ediliyor. Önce en alttaki surlar ve üzerlerine depreme ve erozyona dayanıklılık için kayalardan korumalar yapılmış. Ardından taraça taraça ekim alanları düzenlenmiş. Üzerine yerleşim için evler ve zanaatkar ve üretim alanları inşaa edilmiş. En tepeye de tapınak, gözlem evi ve mezarlar gibi en önemli binalar yerleştirilmiş. Piramit gibi yükselen şehrin ortasına ise şehrin meydanı yerleştirilmiş.

 

peru - machupichu - zeynep boneval

İnkalar şehri üzerine kurdukları dağa Machu Picchu yani Eski Dağ, karşısında gökyüzünde bulutlara değecek şekilde sipsivri yükselen dağa ise Huaya Pichu – yani Yeni Dağ ismini vermişler.

İnkalar doğaya hükmetmek yerine doğa ile uyum içerisinde yaşayan bir toplulukmuş. Kaderlerinin doğanın insafına kaldığını bildikleri için, güneş, rüzgar, yağmur gibi büyük doğal güçleri tanrılaştırarak onlara inanmışlar. Yaşamı aydınlatan güneş, mahsülleri sulayarak can veren yağmur, doğurganlığı yöneten ay, hem yön belirleyici hem de önemli olaylara yön veren yıldızlar, önemli güçler olarak görülürmüş ve Tanrılaştırılmış.

Ve doğal güçleri takip etme yetileri sayesinde İnka’lar sulama, tarım ve astrolojide çok ileri teknikler geliştirmişler. Yıldızlar ile yönlerinini bulup, tohumlarını güneşin yönüne ve açısına ona göre ekmişler. El yapımı kanallar ile suyu tarım alanlarına taşımış ve yüzlerce farklı tohumu taraça tekniği ile tüm şehri doyurabilecek sayıda mahsül verebilecek verimlilikte yetiştirmişler.

Yağmur sezonunda ekip biçmek ile uğraşıp, kuru sezonda ise elde ettikleri mahsülleri, serin ve kuru kalacak şekilde kuzeye bakan tepelerde taştan inşaa ettikleri depolarda saklamışlar. Ve şehrin tümü için yıl boyu yetecek yiyecek sağlamayı başarmışlar.

Aslında çok yoğun bir deprem bölgesinde yer alan Machu Picchu’da, dağların tepesindeki tapınaklar ve yerleşim birimlerinin ayakta kalabilmesinin sebebi, İnka’ların uyguladığı ileri antisismik teknikleri ile birbirine geçmeli taşlardan oluşan binalar inşaa etmeyi akıl etmeleri.

Yani aynı kıtada düzlüklerde birçok kabile hala ‘avcı toplayıcı’ olarak yaşarken, Inka’lar dağların tepesinde çok gelişmiş bir medeniyet ve şehir yaratmayı başarmışlar.

Taş yapıların üzerinde gördüğünüz sembollerin hepsinin özel anlamları var. Yılan yeraltını ve suyu, Puma yaşadığımız dünyayı, Akbabalar ruhsal dünyayı, İnka’ların hacı olan Chakana ise doğa anayı temsil ediyor. Doğa üstü güçler olarak görlen Yılan, Puma, Akbaba ve Chakana’nın yarattığı Ay, Güneş, Gezegenler, Yıldırım, Şimşek, Yağmur gibi doğal olaylar ise hayatı yönlendirdikleri için tapındıkları diğer tanrılar.

Aynı motifleri kadın ve erkeklerin giydiği el örgüsü tekstil ürünlerinde de görebiliyorsunuz. Bu kıyafetler, bir yandan İnka efsane ve hikayelerini nesilden nesile aktarmak için dekoratif birer kanvas görevi görmüş. Diğer yandan ise kadınlar için çocuklarını, erkekler için de eşyalarını taşımak için kullandıkları tek değerli hazineleri olmuş.

peru04101 (2)

İnkalar

İnka’lar, 12. ve 16. yüzyıl arasında And Dağlarında ve eteklerinde büyük bir imparatorluk kuran Güney Amerika yerli halkı. 15. yüzyılın başlarında topraklarını genişletmek için fetihlere girişmiş İnkalar, 16. yüzyılda Büyük Okyanus kıyısı ve And Dağları boyunca, bugünkü Ekvator ülkesinin kuzey sınırından Şili’nin orta kesimlerindeki Maule Irmağı’na kadar uzanan ve yaklaşık 12 milyon kişilik dev bir imparatoluk haline gelmiş. İnkalar son derece ileri mimari teknikleri ile hala ayakta olan sulama sistemleri, saraylar, tapınaklar ve kaleler inşaa etmişler.

IMG_7033

Ancak 1524’de İspanya adına ilk keşif serüvenini gerçekleştiren Francisco Pizzaro 1531’de küçük bir ordu ile geri dönerek, İnka hükümdarı Atahualpa’yı kurduğu bir tuzağa düşürüp öldürüp, hükümdarlığı ele geçirip, İnka topraklarında İspanyol egemenliğini ilan etti.

 

Çoğu katledilen İnka soyundan gelen az sayıda yerli, And Dağlarındaki köylülere yerleşti. Bugün Peru nüfusunun %45’ini oluşturan Keçuva (Quechua) dilini konuşan bu yerliler hala geleneksel yöntemler ile tarım ve hayvancılık yapıyorlar.

IMG_7035

Machu Picchu Tarihi

7 Temmuz 2007 tarihinde “Dünyanın 7 Harikası”ndan biri seçilen Machu Picchu Antik kenti, İnka İmparatoru Pachacutec tarafından 15. yüzyılda Manchu Picchu olarak bilinen dağın zirvesinde bulutlar içine inşa ettirilmiş. And Dağlarının arasında 2380 m yükseklikte bir tepede yer alan, tanrılara adanmış bu muhteşem ve gizemli kent yerleşim kenti, And Platosu’ndan başlayarak balta girmemiş Amazon ormanlarının Urubamba Nehri’ne kadar uzanıyomuş. İspanyolların Peru’yu işgal ettikleri 1532 yılından beri aradığı efsanevi şehir, ancak 1911 yılında bulunabilmiş.

Şehrin kalıntıları, 24. Temmuz 1911 tarihinde, Amerikalı Hiram Bingham idaresindeki Yale Üniversitesi’nin yaptığı bir bilimsel gezi sırasında tesadüfen bulunmuş. Bingham aslında keşfi sırasında, 1536 yılında İspanyol istilacı Pizarro’dan kaçan İnkalar’ın saklandığı ve direnişin son kalesi olan İnka şehri Vilcabamba’yı aramaktaymış. Bingham Machu Picchu’yu ilk bulduğunda, Vilcabamba’yı bulduğunu sanmış. Ancak kazılar sonucu etrafta hiçbir savaş izine rastlanmamış. (Bugün Vilcabamba’nın, 70 km daha ileride, ormanların içinde olduğu biliniyor) Ve Cuzco’dan 112 km uzaklıkta And Dağlarının tepesindeki kayıp şehri bulduğunu anlamış. 1912 ve 1913 yıllarında Bingham şehri ortaya çıkarmaya başlamış ve 1915’de Machu Picchu araştırmalarıyla ilgili bir kitap yayınlamış. Şehir National Geographic Society’nin Nisan 1913 sayısını Machu Picchu şehrine ithaf etmesiyle meşhur oldu. 1983 yılında ise UNESCO Machu Picchu’yu dünya mirası olarak ilan etmiş.

2.380 metre yükseklikte kurulmuş olan şehrin büyük olasılıkla dini ve törensel amaçla inşaa edildiği düşünülüyor. İnka’ların inanışına göre en büyük tanrı İnti yani Güneş’tir ve İnka’larda onun oğullarıdır. Bu sebeple güneşe yakın olabilmek için çok yüksekte, 50 yılda 300 işçi tarafından inşaa edilen Machu Picchu’da İnkalar sadece 100 sene kadar yaşayabilmiş. Şehrin terk edilmesinin sebebinin çiçek hastalığı salgını olduğu biliniyor. İspanyolların İnka İmparatorluğu’nu ele geçirmelerinden sonra şehir 300 yıl boyunca “kayıp” olarak kalmış, 1911 yılında Hiram Bingham tarafından yeniden bulunmuş olan şehir, dağlar arasında yer almasından dolayı İspanyol istilacılar tarafından fark edilmemiş ve böylelikle zarar görmemiş. İşte bu sebeple Machu Picchu’da, İnka’ların mükemmel taş işçiliğinin örneklerini görebiliyoruz.

Kentteki yapılar, büyük taş blokların çok muntazam bir biçimde birbirine eklenmesiyle oluşturulmuş. İnka’lar bu büyük blok taşları birbirine ekleyebilmek için kenarlarına dikdörtgen oyuklar açıyorlarmış. Daha sonra iki taşı yanyana getirip oyuklar arasına eriyik halde metal dökerek, metal soğuyunca taşların birbirine eklenmesini sağlamışlar. Taşları hareket ettirebilmek için altlarına silindir şeklinde kütük koymayı akıl edebilen İnka’ların tekerleği bulamamış olmaları enteresan aslında.

Kente bir lamanın yüküyle ancak sığabileceği büyüklükteki İnki Punktu yani Güneş Kapısından içeri giriliyor ve şehirde iki ana bölüm var: tarım yapılan teraslar ve rahiplerin yaşadığı düşünülen tapınak bölümleri. Şehrin tarım alanı olarak kullanılan teraslardan oluşan bölümleri, Eski Zirve (Quechua dilinde: Machu Picchu) denen dağın eteklerinde. Tapınaklar bölümünde ise, 200’den fazla merdiven sistemiyle birbirine bağlı taş yapı yer alıyor. Ve şaşırtıcı şekilde şehrin 3000 basamağı bugün hala çok iyi durumda. Basamaklardan çıkmaya başladığınızda sağınızda Güneş Tapınağı yer alıyor. Güneş Tapınağını geçtiğinizde karşınıza adını trapezoid pencerelerinden alan Üç Pencere Tapınağı çıkıyor. Ana meydana ulaştığınızda ise taş işçiliğinin doruk noktasına ulaştığı Ana Tapınak  karşınıza çıkıyor. Üç büyük duvarla çevrelenen tapınağın kapısı güneye bakıyor. Tapınağın zemininde okyanusu ve suyu simgeleyen beyaz kum bulunmuş. Ana tapınağın kuzey yanındaki merdivenlerle kentin en ilginç yapısı İntihuatana yani Güneş Taşı çıkıyor. Bu taş güneşin hareketlerini izlemekte ve astronomik olayları belirlemekte kullanılıyor. Güneş Taşından ana meydana doğru baktığınızda, sehrin sonunda yer alan Huayna Picchu dağının tepesini görüyosunuz. Quechua dilinde Genç Zirve anlamına gelen Huayna Picchu’ya 2 saatlik zorlu ve biraz tehlikeli bir tırmanış ile ulaşıyorsunuz. Ancak tepeden izlediğiniz İnka’ların mirası ve panaromik dağ manzaraları nefes kesici. Kentin sol tarafında bekçi kulübesi ve mezar kayası olarak adlandırılan yüksek bir bölüm var. Arkeologlar burada mumyalanmış 100’den fazla insan iskeletinin bulunduğu 50’nin üzerinde mezar keşfedilmiş. Bu mezarlarda eşit sayılarda kadın ve erkek cesedine rastlanmıştır. Machu Picchu ile ilgili günümüzde kabul gören teori, şehrin 700’den fazla İnka asiline ve din adamına ev sahipliği yapmış olduğu. (Machu Pichu kentinde yer alan yapıların daha detaylı bilgi ve özellikleri Machu Pichu Antik Kent Ziyareti bölününde yer alıyor)

 

 

peru01131

Machu Picchu Antik Kenti Ziyareti

İnka şehrinin çok zor geçit veren bir bölgede olması ve oraya giden bir yolun olmaması sebebiyle, Cusco şehrinden Machu Picchu dağının eteklerinde bulunan Aguas Calientes köyüne (ki harabelere en rahat bu köyden ulaşmak mümkün) bir raylı sistem hattı inşa edilmiş. Bu köyden sonra 8 km’lik bir otobüs yolculuğu ile Machu Picchu’ya ulaşılabiliyor.

Mayıs ve Eylül ayları arasında yani en yoğun sezonda bu muhteşem antik şehri günde 2000 kişi ziyaret ediyor. Yıllık ziyaretçi sayısı ise 400.000’ı bulmakta. Kalabalıktan kaçmak istiyorsanız 11:00’den önce gitmenizi veya saat 15:00’ü beklemenizi öneriyoruz.  Harabelerin açılış saati saat 06:00.

Güney Amerika’nın en çok turist çeken yerlerinden biri olan Machu Picchu, her gün maksümum 2500 kişi tarafından ziyaret edilebiyor. Aslında UNESCO harabelerin zarar görmemesi için bu sayının 1000’e düşürülmesi konusunda çok çalıştı ancak başarılı olamadı. Yukarıya kadar gelenler, eğer günlük limit dolduğu için içeri giremez ve hayal kırıklığına uğrarsa diye biletler artık Antik Kentin girişinde satılmıyor. Machu Picchu dağının eteklerinde bulunan Aguas Calientes’den veya Cusco’dan önceden almak gerekiyor.

Machu Picchu’yu ziyaret etmenin en kötü zamanı ise 28 temmuz-10 Ağustos arası; çünkü bu aralıkta bölgede bayramlar kutlanıyor ve antik şehre birçok Perulu akıyor.

Girişte size bir harita veriliyor; ancak pek bilgi içermeyen bu haritalar yerine İngilizce konuşan rehberler eşliğinde 2 saatlik özel tur ile şehri gezmek daha ufuk açıcı.

Kapıdan girip sola dönüp tepeye çıktığınızda, tüm dergilerde ve fotoğraflarda gördüğünüz Machu Picchu’nun klasik kartpostal manzarasıyla karşı karşıya kalıyorsunuz. Eğer buraya 6:30-7:30 arası gelirseniz, güneşin bu muhteşem antik kentten doğuşuna tanıklık edebilirsiniz. Bu tepeye Caretaker’s Hut veya Funerary Rock adı veriliyor.

Harabelerin ana bölümüne doğru yürüdükten biraz sonra şehrin ana girişine varacaksınız. Bir süre sonra karşınıza, en ünlü İnka yapılarından biri olan Güneş Tapınağı bir diğer adıyla Torreón çıkıyor. Torreón’un altında kayalardan oyulmuş Kutsal Mezar yer alıyor. Ancak burada herhangi bir cesede rastlanmamış.

Buradan kuzeye doğru yol aldığınızda Royal Sector adı verilen su kanallarının olduğu bölüme geliyorsunuz.

Harabelerin yüksek bölümlerine doğru, bir zamanlar seremonilerin yapıldığına inanıldığı Temple of the Three Windows adlı yere geleceksiniz. Buradaki manzaranın gerçekten nefes kesici.

Yüzünüzü Temple of the Three Windows’a döndüğünüzde solunuzda Ana Tapınak Principal Temple kalacak. Buradaki taş işçiliği dillere destan.

Tam karşınızda ise House of the Priest yer alacak. Principal Temple’ın arkasında ise Sacristy adlı bölüm yer alıyor.

Intihuatana adlı taş ise “güneşin doğduğu nokta” olarak tanımlanıyor. Bu nokta, İnkalılar tarafından astrolojik kehanetler için kullanılırmış. Sacred Rock ise, enerji yaydığına inanılan, harabelerin en popüler noktalarından biri. Ziyaretçiler taşın üzerine ellerini koyuyorlar ve o kutsal enerjiyi hissetmeye çalışıyorlar.

peru01311

Aguas Calientes Ziyareti

Bir diğer ismi Machu Picchu Pueblo olan, Machu Picchu turunun başı veya sonu olak kabul edilen kasaba. Peruluların mochileros adını verdikleri ‘backpacker’ların buluşma ve izlenimlerini paylaşma noktası olan Aguas Calientes’te doğruyu söylemek gerekirse yapacak çok bir şey yok. Peru ziyaretinizi unutulmaz kılmak için şapka, süveter ya da eldiven satın alabilirsiniz. Bölge oldukça sıcak ve nemli. Baños termales adı verilen kaplıcalar, Avenida Pachacutec’e 10 dakikalık yürüme mesafesinde. Çok hijyenik oldukları söylenemez; ama Machu Picchu’ya yapılan uzun bir yürüyüşten sonra iyi gelecekleri de kaçınılmaz…

Kutsal Yol: İnka Trail

Ollaytantambo ile Machu Picchu’ya arasınd uzanan Inka Trail yolunun dilerseniz 82. Kilometresinden başlayıp 4 günde Machu Picchu’ya ulaşabiliyorsunuz. Dilerseniz de 104. Kilmotereden 6 saat süren yürüyüş sonrası Güneş Kapısından içeri girip muhteşem Huaya Pichu ve Machu Picchu manzaraları tarafından karşılanıyorsunuz. Yol boyunca 2 kilometrede bir yer alan gözetleme kuleleri ise şehirler arasında haberleri taşıyan koşucu askerlerin dinlenme alanları.

peru03091
MACHU PICCHU REHBERİ

  • OTELLER
  • MACHU PICCHU SANCTUARY LODGE, Machu Picchu /Machu Picchu’yu sabah, öğle, akşam üzeri günün farklı saatlerinde ve ışığında yaşamak, turist akınlarından önce ve ayrı keşfetmek ve de gün doğumunda Yeni Dağ’a tırmanmak istiyorsanız kesinlikle (ciddi bir bütçe ayırıp) Sancturay Lodge’da kalmanızı tavsiye ederiz. Condé Nast Gold List’e girmeye hak kazanan Machu Picchu Sanctuary Lodge, deniz seviyesinden 8200 ft yükseklikte, harabelere ise birkaç dakika mesafede bulunuyor. 29 odası ve iki süiti bulunan otelde inkuy Restaurant ve Tampu Bar Restaurant olmak üzere iki alternatifiniz bulunmakta. Dileyen misafirler için deneyimli rehberler eşliğinde yürüyüş turları düzenleniyor. Çift kişilik odalar 650$’dan başlıyor. Özellikle 37,38,39,40 nolu odalar en güzel manzaralı olanlar.
  • MACHU PICCHU PUEBLO INKATERRA HOTEL, Imperio de los İnkas / Machu Picchu’ya yakın bir konaklama alternatifi ise Machu Picchu Puelbo Hotel, tren istasyonunun hemen yakınlarındaki yemyeşil bahçeler arasında konumlanıyor. Bu bahçelerde birbirinden egzotik kuşlar, kelebekler ve bitkiler bulunuyor. Dileyen misafirler için orkide, kuş gözlemi ve yürüyüş turları düzenleniyor. ispanyol tarzı “casitalar”ın yani bungalovların yer aldığı otelde aynı zamanda standart ve süit odalar da bulunmakta. Machu Picchu Pueblo Hotel’in tek kusuru, Aguas Calientes’deki restoran ve barlara 10 dk’lık zahmetli bir yürüyüş mesafesinde oluşu. Machu Picchu antik kentine yarım saatlik otobüs ile ulaşabiliyorsunuz.

 

  • RESTORANLAR
  • INDIO FELIZ, Lloque Yupanqui 4-12 / Indio Feliz, Aguas Calientes’nin en iyi restoranı kabul ediliyor. Adı “Mutlu Hintli” anlamına gelmekte. Dünyanın her tarafından Kayıp Şehir’e akan ‘backpacker’larla dolu restoranın iki katı bulunuyor. Zencefilli tavuk ve tatlılarını denemenizi öneririz.
  • PUEBLO VIEJO, Pachacútec 108 / Plaza’nın girişinde hemen sağda yer alan restoran oldukça geniş ve her daim kalabalık. Spesiyalleri arasında “parrillada”, kızarmış pirzola ve “alpaca” bulunuyor. Dilerseniz pizza da sipariş edebilirsiniz.
  • Blues Bar Café, Pachacútec & Peruluların vazgeçemediği mekanlardan biri Blues Bar Café. İki katlı mekanın Putukusi dağını gören bir manzarası var. Yemek ve müzik de ortalama.

   peru - zeynep boneval

DİĞER AKTİVİTELER

  • Putukusi’ye Turmanış: Hızını alamayan kutsal kabul edilen Putukusi dağına düzenlenen yürüyüşlere katılabilirler. Burası, Machu Picchu’yu uzaktan görmek isteyenler için ideal bir nokta. Zirveye ulaşmak 75 dakika kadar sürüyor, iniş ise sadece 45 dk. Putukusi’ye gerçekten fit olduğunuzu düşünüyorsanız tırmanın.
  • Kuşseverler için Egzoik Kuşları Gözlem: Mandor Ravine ve burada yer alan minik şelale rengarenk egzotik kuşa ev sahipliği yapar. Buraya, eski tren istasyonunun hemen arkasında yer alan yoldan yürüyerek ulaşabilirsiniz. Yaklaşık 3 km. mesafe katetmeniz gerektiğini söyleyebiliriz.

IMG_7034

Önemli Bilgiler

Machu Picchu oldukça yüksek; yaklaşık 3 bin 800 m’de. Gitmeden önce tansiyon, kalp vb. gibi sorunlarınız varsa bir doktora görünmeniz iyi olabilir. Yoksa yükseklik hastalığı; kusma, aşırı yorgunluk ve baş dönmesi gibi belirtilerle hoş geliyor bedene. Önceden alınabilecek ilaçlarınızı almazsanız; bünyenize göre, oradaki oksijen maskeleriyle idare etmek durumunda kalabilirsiniz. Koko yaprağı çüğnemek ve çayını içmek yükseklik hastalığına iyi geliyormuş.

 

 

Ne zaman gidilir?

Peru için gidilmesi en güzel aylar Haziran ile Ağustos arası dense de her daim ılıman iklimiyle, Peru; yılın 365 günü tercih edebileceğiniz bir tatil alternatifi. Ülke kıyı, dağ ve orman olmak üzere üç farklı alana yayılmış olsa da genelinde tropik bir iklim hakim. Peru’da hava şartları yaz-kış fark etmeksizin ılıman. Dalga sörfü ise hemen hemen her mevsim yapılabiliyor. Ekim ayı, deprem ayı.

 

Peru Mutfağı

  • Peru tam bir tarım cenneti. patates, mısır gani gani; okyanus kıyısında olduğu için balıktan bol bir şey yok; ve de tropik olduğu için de binbir çeşit meyvesi var. Yani gerçek bir lezzet cenneti
  • Her bir tanesi başparmak kadar olan haşlanmış mısırlar her yemeğin yanında bulunuyor.
  • Peruluların geleneksel yemeği Ceviche, çiğ balıkla yapılan lokal bir yemek. Harika değil ama yedik mi yedik olsun.
  • Pisco isimli ekşi içki, Peruluların geleneksel içkisi. Bizde çay ne ise onlarda da eski Pisco içiliyor. Ama bize sorarsanız; Pisco cola çok daha güzel.
  • Chicha, yani mısır birası yine Peru’ya özel farklı bir lezzet ama bizim arpa biralarımıza göre biraz tatsız.
  • Özellikle karamelize edilmiş küçük soyulmuş domatesli petit four’ları andıran Aguaymanto ve sulu şeftaliyle kavunu anımsatan grannadilla, maracuya ve pepino gibi passion flower meyveleri şahane.
  • Av eti severler Alpaka eti tadabilir; ancak çok da lezzetli olmadığını söyleyebiliriz. Bir de yediğiniz etlerin hangi hayvandan olduğunu bir kez daha düşünün. Peruluların “hintdomuzu” dedikleri hayvan, aslında hamster’ın bol tüylüsü. Yemeden önce görüntüsünü hatırlamakta fayda var!

 

 

YOLCULUK TERAPİSİ PERU YAZILARI

 

 

 

 

Zeynep Atılgan Boneval