KARS MİMARİSİ VE ŞEHİR İÇİ ROTALAR

Osmanlı, Rus ve Ermeni mimarilerinin çok güzel örneklerini bir arada görebildiğiniz yegane yöre Kars.

Kars’ın Osmanlı’ların Ankara’dan sonra en önemli sınır kenti haline geldiği 16.yüzyılda, şehirde birçok camii, hamam ve köprü inşaa edilmiş.

Kars, Rusların egemenliği altına olduğu 1877-1917 yılları arasında, Hollanda’dan gelen mimarlar tarafından yepyeni bir kimliğe kavuşmuş. Izgara planlı, birbirine paralel ve dik kesen geniş caddeler üzerinde, Baltık mimari tarzında, bazalt taşından, dış cepheleri sütunlar ve bordür kabartma taşlarla süslenmiş, tek veya iki katlı binalar yapmışlar. Binalarda, her odada yer alan şöminelerden, duvarların içinde gizlenmiş borular ile, odanın dört bir köşesine yayılan ‘peç’ isimli kalorifer sistemi ile ısınmayı sağlamış.

IMG_6436

Günümüzde Rus döneminden kalan 230 binanın bir kısmı restore edilmiş ve valilik, kütüphane, konsolosluk, konservatuar, otel olarak kullanılıyor, bir kısmı ise viran halde. Ancak sokaklarda dolaşırken hala o dönemin ihtişamını hissedebiliyorsunuz.

           

ŞEHİR MERKEZİ : RUS BÖLGESİ

Kars kentindeki Rus mimarisini keşfetmek için, Fethiye Camisinden başlayıp Yeniçeri Vadisindeki köprüye uzanan 3-4 saatlik bir keşif rotasını izleyerek, harika taş mimari binaların seyrede seyrede yürüyerek gezmek en keyiflisi.

IMG_6461

Fethiye Camii aslında Alexander Levski Katedrali adıyla, 1905’de Çarlık Rusya’sı döneminde Rus-Japon savaşı sonrası, Rus Ordusu tarafından Ortodoks Kilisesi olarak inşaa edilmiş. 1953’de kubbeleri sökülmüş, 1970’e kadar kapalı spor salonu olarak kullanılmış ve 1985 yılında camiye çevrilmiş ve iki yanına minare eklenmiş. Yapımında çoğunlukla granit ve bazalt taş kullanılan kilisenin dış cephesinde çok güzel geometrik ve bitki desenlerinden oluşan süslemeler bulunmakta.

IMG_6456

Şehrin tam merkezindeki Taht Düzü mevkiinde Kars Belediyesi eski binası, eski Rus Konsolosluğu binası, Halkevi Binası, Gazi Ahmet Muhtar Paşa Konağı (GAMP konağı), Süvari Tabyası, Atatürk Heykeli ve Kars Aşıklar Otağı binalarını göreceksiniz.

IMG_6422

Kaleye doğru ilerlerken paralel caddelerde göreceğiniz en güzel binalar ise, İsmet Paşa İlk Öğretim Okulu, Anadolu Lisesi, Eski Vali Konağı, Defterdarlık, Sağlık Müdürlüğü binarları ve Atatürk Anıtı.

IMG_6457

Rus işgalinde askeri bina olarak yapılan sonrasında Cenubi Garbi Kafkas Hükümeti Meclis Binası olarak kullanılan Vali Konağı, 1883 tarihinde inşaa edilmiş. Tek katlı binanın doğu cephesi duvarı yalancı sütun ve rölyef süslemeli. 1921 Kars Antlaşmasının imzalandığı konak önce karargah, Cumhuriyetin ilanından sonra da Vali Konağı olarak kullanılmış.

IMG_6453

Defterdarlık Binası, Baltık mimari tarzında yapılmış Kars’taki bu dönem mimarisinin en önemli eseri. Üç katlı binanın dış cephesindeki kartuş süsleme gerçekten etkileyici. 1980 yılından sonra restore edilerek Defterdarlık binası olarak kullanılmaya başlanmış.

 

1907 yılında inşaa edilmiş 3 katlı Sağlık Müdürlüğü Binası da cephesindeki yalancı sütunlar ve kartuş süslemeler ile ön plana çıkıyor. Bina Cumhuriyetin ilanından sonra Kars Devlet Hastanesi olarak kullanılmış, 1980 yılında restore edildikten sonra Sağlık Müdürlüğü binası olarak kullanılmaya başlanmış.

 

Gazi Ahmet Muhtar Paşa caddesinden kaleye doğru giderken sağlı sollu 1800 sonu, 1900 başı yıllardan kalma (yani en az 100 yıllık) ahşap, taş ve ahşap – taş birleşimli binalar var.

IMG_6335

Bu evlerden en güzeli Tuncer Güvensoy Evi. Binanın giriş kapısı üzerindeki kitabeden 1897 tarihinde inşa edildiği bilinen bina iç ve dış mimarisinin orijinal özellikleri korunarak restore edildikten sonra kışlık konak olarak kullanılmış. Bina Cumhuriyetin ilanından sonra Ticaret Borsa binası olarak hizmet vermiş daha sonra şahıs mülkiyetine geçmiş. Binanın batısındaki giriş cephesinin Barok süsleme tarzı ile birlikte arka bahçesindeki büyük ahşap balkon Kars’taki Baltık mimari örneklerinden en önemlisi.

IMG_6419

Şehit Hulusi Aytekin caddesinden yürürken çoğunluğu Molokan ailelerine ait evlerin önünden geçecek ve yolun sonunda Kars Kalesi karşınıza çıkacak.

 

 kars (15)

KALE İÇİ VE OSMANLI BÖLGESİ

Kalenin hemen aşağısında iki cami karşınıza çıkacak.  Birisi Evliya Ebul Hasan Harakani’ye ithaf edilmiş Evliya Camisi ve bahçesinde yer alan Ebul Hasan Harakani türbesi, diğeri de 12 Havariler Kilisesi olarak da bilinen Kümbet Camii.

kars (12)

Kümbet Camii veya Oniki Havari Kilisesi, 932-937 yılları arasında Ermeni soyundan gelen Bagratlı Kralı Abbas tarafından yaptırılmış bir kilise. ‘Oniki Havari Kilisesi’ ismini kubbesindeki dış cephe alınlıklarında yer alan 12 Havari taş kabartma figürlerinden alan kilise, 1579’da camiye çevrilmiş, Çatısı Selçuklu kümbet mezarları görünümünde olduğu için adını buradan alarak  ‘Kümbet Cami’ denilmiş. Ruslar döneminde ise tekrar kiliseye dönüştürülüp başpsikoposluk merkezi olmuş. Cumhuriyet döneminde kısa bir süre müze olarak kullanıldıktan sonra tekrar camiiye dönüştürülmüş. Kırmızı renkli granitten yapılmış binanın mimarisi ve süsleme detayları gerçekten çok güzel.

IMG_6412

Evliya Camii, 1579’da kentin yeniden imarı sırasında ilk Selçuklu birlikleri ile kente gelen ünlü mesnevi Ebu’l Hasan Harakani’ye adanmış bir camii olan Evliya Camii inşaa edilmiş. Bahçesinde ise kendisinin türbesi bulunuyor.

 IMG_6342

Kars Kalesi 12. yüzyılda Selçuklular’a bağlı Saltuklular tarafından inşa edilmiş. Osmanlılar döneminde yapılan birçok ekleme ile ihtişamlı görüntüsüne kavuşmuş. Savaşlar ve depremde tahribata uğrasa bile yeniden restore edilmiş ve tüm ihtişamı ile kenti tepeden gözlemeye devam ediyor.

 

Kale eteklerinde ise Namık Kemal Evi, Muradiye, Topçuoğlu ve Mazlumağa Hamamları, Vaizoğlu Camisi, Beylerbeyi Sarayı, müftülük binası olan Ulu Cami, Kabun-Kab Kilisesi’nden dönüştürülen Beşik Camisi ile diğer görülmeye değer binalar.

IMG_6441

Kars Çayı kenarındaki Muradiye (Elbeyioğlu veya Balkonlu Hamam da deniyor), Topçuoğlu ve Mazlumağa Hamamları, Selçuklu ve Osmanlı döneminde inşaa edilmiş. Bugün koruma altında olan ve sadece dışarıdan görülebilen hamamlardan Mazlumağa Hamamı, Rus yazar Puşkin’in 1829’da sık sık ziyaret ettiği ve günlüklerinde yer verdiği meşhur hamam.

 

Namık Kemal Evi olarak anılan kâgir konakta, şair 1853-1856 yıllarında yılları arasında dedesi ile yaşamış ve ilk şiirlerini de burada yazmış. Namık Kemal Evi’nin hemen altındaki Karahanoğlu Taş Köprüsü ise, 1579’da Sultan III. Murat’ın emri ile Kars Çayı’nın üzerine inşaa edilmiş üç kemerli bir köprü. 1715’deki taşkın sırasında yıkılınca Hacı Ebubekir Karahanoğlu tarafından yeniden yaptırılmış.

 

Kars Çayı kenarındaki eski değirmenlerin bulunduğu sokaktan yürüyerek eski Konservatuar Binası veya Hekim Evi diye de anılan harika bir taş binada yer alan Cheltikov Otel’i de bir mutlaka ziyaret etmenizi öneririm.

IMG_6332

YENİÇERİ VADİSİ – DEREİÇİ MEVKİİ

Taş Köprüden başlayarak Yeniçeri Vadisinde yapacağınız bir kilometrelik bir yürüyüş sırasında karşınıza Çar 2. Nikolanın oğlu Alex için inşaa ettirdiği taş köşk çıkacak. Köşk 1920’de Kazım Karabekir’in konutu sonra tugay komutanlığı olarak kullanılmış. Şimdi Kars Üniversitesi binası olmuş. Bu yol üzerindeki eski bir Rus taş konağı ise bir butik otele dönüştürülüyor.  Dereboyunca harika manzaralara eşliğinde ilerleyerek başka bir taş köprüye ve nehrin diğer yakasındaki eski Rus Konserve Fabrikası’na ulaşıyorsunuz. Zamanında Iğdır-Sürmenek ovasından gelen kayısıların kurutularak saklandığı dev fabrika bugün virane halde. Aslında muhteşem bir sanat merkezi potansiyeli taşıyor.

 

IMG_6390

KARS ARKEOLOJİ MÜZESİ

Kars Arkeoloji Müzesi aslında küçük bir müze ancak barındırdığı eserler çok değerli.

Müzenin bahçesinde yer alan at, koç, koyun şeklindeki tarihi mezar taşları, 900’lü yıllardaki Gürcü ve 1050’li yıllardaki Büyük Selçuklu dönemlerine ait. Aslında Gürcüler, Hristiyan olarak tek tanrılı dine inanmalarına rağmen, yarı-göçebe hayatlarında önemi büyük olan bu hayvanların, Şaman köklerinden gelen inanışlarına göre ruhlarını kendileri ile taşımak istedikleri için mezar taşlarında yer vermişler.

IMG_6728

Bahçedeki bir at mezar taşı üzerinde Çince’den sonra okunması en zor olan Gürcü alfabesi ile yazılar işlenmiş.  Özellikle At, Gürcüler ve Moğol askerler ve Han’lar için çok değerliymiş, yoldaş ve eş gibi görülürmüş.

Ali Canip Olgunlu’dan birkaç bilgi aktarayım: Cengiz Han’a sormuşlar, ‘senin hanın kimdir?’, ‘benim hanım evdedir’. Hanım kelimesi buradan gelirmiş. Göçebe Türklerin hayatı yolda at üstünde geçtiği için, diğer hanımları da onlara yollarda yoldaş olan at imiş. Yiğitler gömüldükten sonra yiğidin atının kuyruğu kesilir veya bağlanırmış. Adı ‘dullama’ olan bu gelenek, eşsiz kalan yani dul olan atı belirlemekmiş. Dul kelimesi de buradan gelirmiş. İşte bozkırlarda nehir arayan göçebeler için atın önemi böyle büyükmüş.

IMG_6727

Ayrıca bahçede iki metre boyunda bazalt kayadan oyulma balık heykel mezar taşı, dünyanın tek yer balık mezar taşı olarak yer alıyor.

Müzede Urartu, Helenistik, İran Pontus, Bizans, Ermeni, Gürcü, Büyük Selçuklu, Moğol, Sasani, Osmanlı, Rus eserleri müzede sergilenmekte. Roma, Bizans, Ermeni ve Selçuklu sikkeleri, halı ve kilimler, pithos küpleri, seramik eserler, boyanmış taş ve renkli taşlardan yapılmış takılar, tunç kılıçlar, ok uçları, obsidyen el aletleri, geleneksel giysiler yer alıyor. Müzede çocuklara özel bir atölye çalışması bölümü de var.

IMG_6721

Müzenin arka bahçesinde ise Kazım Karabekir Paşa’nın kullandığı tren vagonunu yer alıyor. Kars’ın kurtarıcısı 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşaya, 13 Ekim 1921 Kars Antlaşması için şehrimize gelen Rus Generalleri tarafından hediye edilen Beyaz Vagon, Kars – Erzurum arasında Kolordu Komutanlığı olarak kullanılmış. 13 metre uzunluğundaki Beyaz Vagonun içinde salon, dinlenme odası, yemek odası ve banyo ve kalorifer odası bölümleri var.

 

 

 

YOLCULUK TERAPİSİ KARS VE YÖRESİ YAZILARI

 

 

Zeynep Atılgan Boneval