KAPADOKYA İZLENİMLERİ

BİR PERİ MASALI: KAPADOKYA

 

Doğanın sanatını sergilediği fantastik bir masal dünyasındayız, sonbaharın pembe ışıkları ile yıkanan vadileri ile sürreal bir gezegen görünümünde Kapadokya.

 

Daha önce ilkbahar ve kış aylarında gelmiştim, ve gördüm ki Kapadokya adeta her mevsim değişen bir karaktere sahip. Kışın bembeyaz karlar ile örtülü uyuyan bir güzel, ilkbaharda çiçekler ile bezenen bir gelin, yaz başı iğde çiçeklerinin sarhoş edici kokusu ve keskin güneş ışıkları ile çarpıcı bir kadın, sonbaharda ise gökyüzündeki bulutlar ile dans eden bir aşık…

 IMG_8899

Kapadokya’nın uçsuz bucaksız manzaraya nazır peribacası kalelerinde, derin vadilerinde ve de yeraltı tünellerinde doğanın her katmanına nüfus ediyorsunuz ve zaman & mekan anlayışınız alt üst oluyor.

 

Pembe, boz ve sarı pastel tonlardaki milyonlarca yıllık kaya oluşumlarının arasında gezinirken, bu doğa harikasında hüküm süren mutlak sessizlik insanı zamansız bir derinliğe sürüklüyor, doğanın büyüklüğü ve yüceliği karşısında hayranlık ve hürmet duygusu kaplıyor içinizi.

 

 IMG_8901

Bir yanda şehirlerimizde insan eliyle doğaya hükmetmeye çalışan ‘maksimalist’ yaklaşım, diğer yanda doğanın hiç bir özel efor sarfetmeden iddiasızca yarattığı heybetli varoluşun minimalistliği… İşte saatler süren uzun vadi yürüyüşleri sırasında bu tezata takılıyor aklım…

 

Bir tarafta gece ve gündüzü birbirine katan hedonist bir zamana direnme çabası. Diğer tarafta ise doğanın milyonlarca yıllık imzası ile zamansızlığı.

 

Kayaların peri bacası şeklini alması veya kanyonların her bir çizgisinin gerektirdiği yüzbinlerce yılın yanında, bir insan ömrününün acizliğinin farkına vardığınızda, insan eli ile yapılmış hiçbirşeyin doğanın telaşsız, tasasız varoluşunun önüne geçemeyeceğini anlıyorsunuz.

 

Kapadokya’nın diğer büyüleyici tarafı ise, yüzbinlerce yıldır bu topraklardan geçen onlarca farklı kavmin izlerini taşıyor olması. Asurlu tacirler, bin tanrılı Hititler, Frig orduları, Kimmerler, Zerdüşt Persleri, Makedonyalı Büyük İskender, Romalılar, Araplar, Emeviler, Selçuklular ve Osmanlılar…

 IMG_8907

Ancak bu izlerin güzelliği, doğanın içine gömülü olması. O zamanlar insanlar doğanın yüceliğine duydukları saygı ile, sadece onun sunduklarını değerlendirirmiş. Yani yakıp yıkıp yeniden yapmak yerine, varolan kaya oluşumlarının içine kendi delhizlerini oyarak, toprak ananın cömertliğine sığınırmış.

 

Kimilerine han, kimilerine ev, kimilerine aş, kimilerine geçit, kimilerine inziva ve tefekkür, kimilerine ayin yuvası olan bu gizemli mağara yerleşkelerinin hala sırları çözülmüş değil. Her kazıdan yeni bir yeraltı kilisesi, tüneli, mahzeni, şırahanesi, ahırı çıkabiliyor, sanki kayaların derinliklerine yapılan hiç bitmeyen bir yolculuk gibi… Dışardan bakınca bir peri bacası kayasının delhizlerinde nasıl bir yeraltı yerleşkesinin sizi beklediğini bilmiyorsunuz… İşte bu yüzden Kapadokya her an ve her yerde sürprizlerle dolu yaşayan bir arkeolojik eser.

 

 IMG_8895

Kapadokya’nın başka bir cömertliği ise size sonsuz rotalar sunması… şapkalı peri bacaları, gizemli vadiler, uçsuz bucaksız kanyonlar, aralara serpiştirilmiş köyler, mağara evler, yer altı şehirleri ve kiliseler ile adeta büyülü bir labirent gibi Kapadokya…

 

Kilometrelece uzanan kaya manastır ve kiliseleri ile dolu Ihlara Vadisi, yerin katman katman altına inen Derinkuyu ve Kaymaklı yeraltışehirleri, Göreme’nin gerçeküstü kaya oluşumları, Zelve’nin şapkalı peri bacaları, Uçhisar’ın kayalara oyulmuş güvercinlikleri, Avcılar’ın kaya mezarları, Çavuşin’in dev kiliseleri, Aksaray’ın Selçuklu taş binaları, Ürgüp’ün bağları, Kızılçukur’un gün batımı… hepsi doğada büyülenmek ve zamanda kaybolmak için birer hazine…  (Kapadokya rotaları ve haritası: http://www.yolculukterapisi.com/kapadokya-rotalari/)

 

İster saatlerce yürüyün, ister balonla süzülün, ister bisiklete ister ata binin, her biri büyüleyici ve mistik deneyimler.
YOLCULUK TERAPİSİ KAPADOKYA YAZILARI: