KAMBOÇYA İZLENİM&ROTALAR


Hüzünlü Bir Geçmişin Ardından Yükselen Büyülü Kamboçya

Bir yanda sembolizm, simetri ve spiritüelliğin görkemli karışımı; Tanrıların hayal alemi Angkor Wat, diğer yanda Pol Pot ve Khmer Rouge’un ölüm tarlaları…

 

Bir yanda huzurun ve sessizliğin hakim olduğu topraklarda yaşayan halkın içten gülümsemesi, diğer yanda insanlığın sınırlarını zorlayan bir katliama maruz kalmış aynı halkın taşıdığı fiziksel ve ruhsal vahşet izleri…

 

Bir yanda kırmızı, pembe, mor begonviller ile çevrelenmiş iki katlı kolonyal evleri ile şirin şehirleri, diğer yanda fakirlik, kirlilik ve belirsizlik ile boğuşan halk…

 

Bir yanda karanlık ve acılı geçmiş, diğer yanda parlak ve umutlu gelecek…

 

İşte Kamboçya insana bir yanda cenneti yaşatırken, diğer yanda geçmişteki cehennemin izleri ile yüzleşmek zorunda bırakıyor.
angkor wat 3-2

Yıllarca süren Khmer Rouge cuntasının korku dolu zulüm ve katliamlarının ardından, fakir ama huzurlu bir ülke olarak gün ışığına çıkan Kamboçya; eşi benzeri olmayan tapınak mimarisi, doğal güzellikleri, misafirperver halkı ile kutsanmış bir ülke olarak yeniden doğuyor. Ve bu ülke hem insanın içini hüzün dolduruyor, hem de insanı kendine hayran bırakıyor.

 

 

Khmer Rouge ve Pol Pot tarafından yaşatılan soykırıma kurban gitmiş Kamboçya halkı, hala korku dolu geçmişinin yaralarını sarmakla meşgul. Bu acımasız geçmişin bıraktığı fiziksel ve duygusal izleri hala hissedebiliyorsunuz. Sokaklarda; işkencelerde, mayınlarda ve ölüm tarlalarında yaralanmış insanları görmek, insanın içini parçalıyor resmen. Vücutlarında herhangi bir iz olmasa bile ruhlarının aldığı derin yaraları, buğulu gözlerinde ve mağrur ifadelerinde hissedebiliyorsunuz. Fakat Kamboçya halkı herşeye rağmen kendini toparlayabilecek, geleceğe ve yabancılara gülümseyebilecek kadar sıcak, içten, utangaç, kibar ve azimli.

 

Barışa kavuşulması ile dinginlik, sukünet ve sakinliğin hüküm sürdüğü Kamboçya’da eşsiz doğal ve mimari güzelikler insanı şaşırtıyor ve büyülüyor; dünyanın 8. Harikası olmaya aday görkemli Angkor Wat tapınağı, Angkor Wat’a yakınlığı sebebi ile yeniden canlanan ve kültürel bir rönesans yaşayan Siem Reap şehri, Toul Sleng Müzesinde geçmişin vahşetini görebileceğiniz Phnom Penh, huzurlu ve sakin sahil kasabaları olan Kampot ve Kep, krater gölleri ve şelaleler etrafında yer alan etnik dağ köyleri ile Rattanakiri, tropik vahşi yaşamın içinde trekking yapılabilecek Cardamom Dağları ve Bokor Ulusal Parkı, filler ile ‘jungle’ safari yapılabilecek Mondulkiri, nesli tükenmekte olan Mekong yunuslarını görmek için Kratie, Kamboçya’nın sunduğu doğal ve kültürel hazineler. Ayrıca el değmemiş tropik adalarla bezenmiş güney sahilleri keşfedilmeyi bekliyor.

 

angkor wat7- alp boneval1

BÜYÜLÜ TAPINAKLAR DÖNEMİ – Khmer Krallığı ve Angkor

 

Milattan sonra 800’ler de Khmer Kralı Jayavarman II’nin, Tonle Sap gölünün kuzey sınırını başkent kabul ederek, Khmer’lerin özgürlüğünü ilan etmesi ile Angkor dönemi başlamış. Ardından gelen 300 yıl boyunca Khmer’ler, Angkor bölgesinde yaklaşık 75 adet muhteşem tapınak ve yapıt inşa etmiş. 12. yy’da altın çağını yaşayan Khmer imparatorluğu güneydoğu Asya topraklarının neredeyse tamamına hakim hale gelmiş. Bu dönemde başkent Angkor’da yerleşim 3,000 km²’ye kadar yayılmış. Ana tapınak olan Angkor Wat ise 1113-1150 yılları arasında Kral Suryavarman II tarafından Hindu Tanrısı Vishnu’ya adanmak üzere, hem Hindu hem de Budist geleneği yansıtarak inşaa edilmiş. Avrupa’daki tüm krallıkların karanlık çağlarını yaşadığı dönemde inşaa edilen Angkor Wat, Khmer’lerin mimari ve estetik üstünlüğünü sergiliyor.

 

1350’li yavaş yavaş çöküşe geçen Angkor, 1431’de terkedilmiş ve yavaş yavaş vahşi ormanlar arasında gözden kaybolmaya başlamış. 1860’da Fransız arkeolog Henri Mouhot tarafından balta girmemiş ormanların içinde yeniden keşfedilen tapınak o günden beri zorlu bir restorasyon ile gün ışığına çıkarılmış. Hala Angkor bölgesinde kazılar devam ediyor. Ancak kazılar, Khmer Rouge’un ülkenin birçok yerine yerleştirdiği mayınlar sebebi ile dikkatli ve kontrollü yapılabiliyor, bu sebeple keşif yavaş ilerliyor. Khmer imparatorluğunun sessiz geçmişini ve bu heybetli tapınağın bilinmez çöküşünü araştırmaya yönelen birçok antropolog ve arkeologun bulgularına göre Angkor Wat tapınağı Bantei Srei’den filler ile taşınan su sonucu ayakta kalabilyordu. Bugün bu yol Asya’nın en eski anayolu olarak kabul ediliyor. Ve araştırmacıların son bulgusu 14yy’da yaşanılan kuraklığın bu muhteşem krallığın ve tapınağın çöküş sebebi olduğu.

 

angkor wat- alp boneval

FRANSIZ SÖMÜRGE DÖNEMİ, BAĞIMSIZLIK VE POL POT’UN GAZABI

 

Khmer İmparatorluğu 1431’de çöküş yaşadıktan sonra ülkenin farklı bölgelerine dağılan Khmer’ler, komşuları olan Siyam (Tayland) ve Vietnam’ın akınlarına uğrayarak, sürekli bu ülkeler ile savaşmışlar. 1864 yılında Fransızlar’dan koruma isteyen Khmer Kralı, 1884 yılında Kamboçya’yı resmi olarak Fransız sömürgesi haline getiren belgeyi imzalamış.
1953 yılında Fransız sömürgesinden kurtularak bağımsızlığını ilan eden Kamboçya, bu sefer 1970’de iç savaşın ve ardından Khmer Rouge’un hükmü altında inanılmaz zalim bir soykırımın kurbanı olmuş.

 

1975-1979 yılları arasında yönetimi ele geçiren Khmer Rouge örgütü, tam sayısı bilinemese de 2 milyon Kamboçyalıyı katletmiş. Khmer Rouge örgütünün lideri Pol Pot işe önce Phnom Penh’i boşaltmak ile başlamış. Şehirdekilere üç gün sonra geri dönecekleri söylenerek kırsal bölgelere gönderilmişler. Khmer Rouge herkesin parasına ve değerli eşyalarına el koyup, para ve mal edinmeyi yasaklamış. Kimlik kartları, tapu, ruhsat, kitap gibi bireysel yaşam ile bağlantılı herşey yok edilmiş. Pol Pot devrime karşı olabilecekleri kuşkusuyla önce zenginleri sonra da eğitimlileri hedef alarak; evi, arabası, olanlar, pahalı saat takanlar, gözlüğü olanlar ve karşı çıkanlar öldürülmüş. Hastalar devrimi sekteye uğrattıkları için vurulmuş. Pol Pot pirinç üretimi ve sanayi için mümkün olmayacak agresif hedefler koymuş ve üretimindeki hedefler tutmayınca hem halk hem de onları yöneten komutanlar sorgulanıp öldürülmüş. Kamboçya’da yaşayan Vietnam asıllı azınlık gereksiz görüldüğü için öldürülmüş. Çalışma kamplarında açlığa mahkum edilen, sefillik içinde yaşayan insanlar ilaçsız bırakılıp sıtma, ishal gibi hastalıklardan toplu olarak ölmeye başlamış. Khmer Rouge’un yerleştirdiği mayınlar, ve de devrim karşıtı olanların yaşadığı bölgelere düzenlediği bombalamalar sonucu birçok insan hayatını kaybetmiş veya sakat kalmış. Bu yürek parçalayıcı ve yıkıcı soykırım, toplu imha bir faciaya dönüşmüş.

 

Dünyanın bu katliamdan önceleri habersiz, ardından da ilgisiz ve kayıtsız kalmasından sonra, Birleşmiş Milletler 1993’de Khmer Rouga’a karşı seçimleri desteklemiş ve Kamboçya 30 sene süren iç savaştan ve kanlı bir yönetimden ancak 1998 yılında kurtulmuş. Hala ülkenin kuzeybatısında’da Khmer Rouge güçleri baskınlar düzenlemeye çalışsa da, artık tüm güçlerini kaybetmiş sayılıyorlar. Ülkenin dört bir yanına yerleştirilen mayınlar sebebi ile her yeri ziyaret edilemese de, birçok bölgesi hem mayınlardan hem de Khmer Rouge’dan temizlenmiş durumda.

 

angkor thom4 -alp boneval1

NE ZAMAN GİDİLİR?
Kasım-Şubat arası Kamboçya’yı ziyaret için en uygun zaman.

 

angkor wat3 - alp boneval1

KAMBOÇYA ROTALARI

SIEM REAP
240 km²’lik bir alan üzerine kurulu dünyanın en büyük Khmer tapınaklar zincirinin ortasında yer alan Siem Reap, Angkor Wat’ın 1992 yılında UNESCO Kültür Mirası olarak ilan edilmesi ile son 20 yılda turistlerin akımına uğruyor.

 

Indochina dönemine ait zarif Fransız kolonyal binaları, Kamboçya’nın geleneksel ahşap evlerinden restore edilen butik otelleri, şık restoranları ve kafeleri, nehir kenarında ağaçlar ile bezenmiş yürüyüş yolları, hem çağdaş hem de geleneksel sanat eserlerini bulabileceğiniz galerileri ile Siem Reap Kamboçya’nın cazibe merkezi haline gelmiş.

 

Angkor Wat:
Geniş hendeklerle çevrili 1.6 km2’lik alana yayılmış Angkor Wat, dünyadaki en geniş dini anıt. 12. yüzyılda Kral II. Suryavarman tarafından inşaa ettirilen ve Hint Tanrısı Vishnu’ya adanan Angkor Wat’ta beş büyük tapınak yer alıyor; Kravan, Srah Srang, Banteay Kdei, Ta Som, Neak Pean ve Preak Khan. Bu tapınakların 5 kulesi Hint tanrılarının ibadet ettiğine inanılan Meru Dağını temsil ediyor. 5 yüksek kuleli ana komplexin etrafı labirent gibi koridorlar ile kuşatılmış, koridarların çıktığı açıklık meydanların duvarlarında ise Khmer sanatının en iyi korunmuş eserleri bulunuyor. Girintili çıkıntılı duvarlar; kutsal Apsara dansçılarının oymaları, iblisler, canavarlar, tanrılar ve yarı tanrıların kabartmaları ve rölyefleri kaplı. Her köşede ayrı bir hikaye anlatılıyor; doğum yapan kadınlar, horoz döğüşleri, tahtıravalli’de ilerleyen soylular. Tüm bu süslemeler günlük hayatı o kadar fantastik ve detaylı şekilde anlatıyorki, adeta o zamanın içine dalıyorsunuz. Eskiden renk cümbüşü içinde olan tapınakta hala bazı süslemelerde kırmızı pigmentler ve altın yapraklar hala görülebiliyor. Angkor Wat’ta iken kaçırılmaması gereken iki manzara var;
• 5 pagodanın etrafındaki geniş hendeklere yansıyan mistik görüntüsü,
• Gün batımında Phnom Ba Kheng Tepesine çıkarak insanoğlunun dehasının ürünü olan ve dünya mirası olarak kabul edilen Angkor Wat’ın muhteşem manzarası.

 

angkor thom - alp boneval1

Angkor’da diğer kutsal yapılar:
• Angkor Thom: Kayalara oyulmuş devasa yüzleri ve esrarengiz heykelleri ile büyüleyici Angkor Thom şehri büyüleyici bir yer. Angkor Thom’un Merhamet Budası Avalokiteshvara’nın başı ile süslü dört tarafa açılan görkemli girişleri bulunuyor. Angkor Thom’un güney kapısı heykel süslemelerin en bozulmamış olanı.
• Bayon eski başkent’in tam ortasında yer alır. Tapınağın 54 kulesinde 200’den fazla kimliği belirlenemeyen gülen yüz vardır. Bu yüzlerin Merhamet Budasını temsil ettiği ancak yüce krala da son derece benzediği varsayılmaktadır.
• Terrace of Elephants: Eskiden kraliyet kutlamalarını izlemek için kullanılan piramid şeklindeki duvar kazıları ve Taş fil heykellerinin bulunduğu.
• Ta Prohm ormanı içinde yer alan muazzam büyüklükteki incir ağaçlarının yılan gibi uzayan yaşlı kökleri tarafından sımsıkı çevrelenmiş gizemli Ta Prohhm antik tapınağı, arkeologların eski Angkor Wat kalıntıları hangi halde bulduğunu anlamak için ideal.
• Cüzzamlı Kral Leper Terası, çitlerle çevrilmiş Kraliyet Bölgesi, Baphuon Tapınağı, Hindu Tapınağı olan Banteay Srei ve sadece kadınların girebildikleri Banteay Samre Tapınakları.

 

Siem Reap yakınlarında diğer keşifler:
• Siem Reap’in 30 dakika güneyinde bulunan Tonle Sap Gölü dünyanın en geniş tatlısu göllerinden birisidir. Göl üzerinde yüzen evler ile oluşturulmuş yüzen köyler
• Ahşap ve taş oymacılığı yapılan Artistan d’Angkor
• Gün doğumunda balon gezisi ile ormanın ve sislerin arasında yükselen birçok farklı tapınağın muhteşem mistik görüntüsü
angkor wat - alp boneval1

 

PHNOM PENH
Phnom Penh bir başşehir yerine, Tonle Sap nehri boyunca ‘Cyclo’ ların pedallarını çeviren yaşlı adamlar, kürek çeken balıkçılar, suya atlayıp çıkan çıplak çocuklar, safran elbiselere bürümüş yürüyüş yapan Budist rahipler ve nehre bakan sokak kahvelerinde flört eden genç aşıkların manzaraları ile geçmişte yaşayan bir nehir kenarı kasabası havası taşıyor.
Yüzlerce yıllık egzotik ağaçlar ve çiçekler ile çevrili geniş bulvarları ve meydanları, Ulusal Müze, sarı kubbeli art-deco Pazar binası, neo-klasik villaları gibi kolonyal mimarinin çok güzel örnekleri ile Indochina dönemindeki cazibesini yaşatıyor insana hala.

 

Phnom Penh keşifleri
• National Museum: Khmer heykel sanatının en güzel örneklerini barındıran bu enteresan mimarili müzede Kamboçya tarihine ait 5000’den fazla heykel ve eser bulunuyor. Kırmızı tek katlı binanın tasarımı 1917’de Fransız mimar George Groslier tarafından yapılmış.
• Royal Palace: Kraliyet sarayının içinde yer alan Silver Pagoda’nın zemini 5000’den fazla gümüş çini ile yapılmış. Varaklı ve yaldızlı duvarları ile şaşalı Silver Pagoda’da yüzlerce Buda heykeli mevcut, özellikle zümrüt ve kristal olanlar görülmeye değer.
• Tuol Sleng Museum: En eskiden bir lise olan binanın sınıfları, 17 Nisan 1975’de Security Prison 21 adı ile, Khmer Rouge’un ana sorgu ve işkence merkezi haline gelmiş. Naziler gibi Khmer Rouge’da insanları kayıt altına alma konusunda çok titiz oldukları için, 20.000 adet kurbanın numaralandırılıp fotoğraflandığı arşiv bu binada bulunmuş. Fotoğraflar şimdi eski okulun duvarlarında asılı.
• Wat Phnom Pagoda: Phnom Pehn’in tek tepesinde yer alan bu antik pagoda güzel şehir manzaraları sunuyor
• Documentation Center of Cambodia ve National Theater Binası
• Russian Market, Central Market, Psar Tuol Tom Pong ve Psar Thmei gümüş işçiliği, antika, mücevher ve yiyecek içecek pazarları

 
Zeynep Atılgan BONEVAL

 

 

 

Yazının başına dönmek için tıklayınız

 

 

 

1 comment

  1. Pingback: Yolculuk Terapisi | Yolculuk Terapisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir