İRAN – BİR RÜYA ALEMİ

 

Gülün bülbüle aşkı ile İnce ince işlenmiş şiir gibi bahçeler,

img_5546

Haşmeti ile hayranlık uyandıran, bakmaya doyamadığınız görkemli camiler,

fullsizerender-16

İlmek ilmek, renk renk işlenmiş mozaik, seramik ve taşlar ile bezenmiş eyvanlar ve mihraplar,

img_5192

Heybetli sütunlar üzerinde yükselen, gözünüzü alamadığınız kemerler, tonozlar ve kubbeler,

img_4756

 

Milyonlarca ayna, vitray ile, ışığın ve renklerin gölge oyunlarını sahneleyen saraylar,

img_4171

Taşlarına şiirlerin işlendiği türbeler,

img_4095

 

 

Piknik yapanlar, oyun oynayanlar, aileler, genç ve yaşlılar ile buram buram dostluk ve cömertlik kokan yaşam dolu meydanlar,

fullsizerender-53

Tüm duyularınızı canlandıran, renk, koku, doku ve lezzet cümbüşü cıvıl cıvıl pazarlar,

fullsizerender-54

Tarihe tanıklık eden desen desen halılar,

fullsizerender68

Hayata ve aşka adanmış mısralar ve satırlar,

fullsizerender-30

Efsanelerin resmedildiği el emeği göz nuru minyatürler,

fullsizerender70

Dört nala koşan atlar, keskin kılıç kuşanmış kahramanların anlatıldığı destanlar,

img_4482

Sönmeyen ateşler,

fullsizerender-50

Göz kamaştıran mücevherler,

img_5324

Güzel gözlü gururlu kadınlar,

img_4998

İçinize lavanta, gül ve safran dolduran buram buram kokular,

fullsizerender-44

Minarelerden yükselen yumuşacık ezanlar,

fullsizerender-11

Huşuu ile göklerin ve yerlerin bir parçası olduğunuzu hissettiğiniz nefes kesen gün batımları,

fullsizerender-57

Her kapısı hayranlık uyandıran yeni bir ihtişama açılan,

Her anı ruhunuza işleyen,

Hiç uyanmak istemediğiniz gizemli rüya alemi İran…

 

 

fullsizerender66

 

İçimde ışıklar, renkler, hikayeler, dizeler ile döndüm İran’dan…

fullsizerender-46

Dile kolay;

Dünyanın dörtte birini kaplamış en önemli ve büyük imparatorluğu Perslerin beşiği,

Dünyanın en ihtişamlı mimarisinin ev sahibi,

fullsizerender-49

Bilgeliğin, doğruluğun, ışığın yolu olan Zerdüştlüğün vatanı,

Sezgisi, hikmeti, zekası ile tüm tarih ve din kitaplarına övgüyle işlenmiş, dünyanın en yüce imparatoru Kurosh’un mirası,

Sütunlar, duvarlar ve merdivenlerindeki taşların, gelmiş geçmiş en büyük imparatorluğun inanılmaz hikayelerini anlattığı, ‘Güneşin aydınlattığı en ihtişamlı şehir’ Persepolis’in ev sahibi,

img_4220

Atabeyler, İmparatorlar, Krallar, Şahların vatanı,

Çorağa suyu taşıyarak can vermede, sütunları göklere yükseltmede, imkansız geometrilerde kubbeler ve mukarnasları göklere örmede, mimari harikaları ayaklandırmada usta, dünyanın en gelişmiş mühendisliğinin beşiği,

fullsizerender-32

Parlak güneşin aydınlattığı masmavi gökyüzünün altında, bir zamanlar ‘Doğru düşün, doğru söyle, doğru yap’ inancının baş tacı edildiği, hoşgörü, merhamet ve huzur ile birlikte yaşamı tatmış topraklar olmak…

Dile kolay…

 

fullsizerender-41

Doğru,

Bir yandan petrolün karasının adaleti, çarşafın karasının aydınlığı, yobazlığın özgürlüğü gölgelediği,

Fetihler, savaşlar, devrimlerin özgür iradeyi tutsak ettiği,

Öfkeli imamların, şiddetli müritlerin, çıkarcı güçlerin hesap kitapların hiç bitmediği,

Yasakların ve dramının günlük yaşamın bir parçası haline geldiği

bir ülke aynı zamanda İran.

img_5404

Ancak, çelişkileri toprakları kadar geniş, tarihi kadar uzun olan bu ülkeyi, sadece karanlık gözlerden görmek, sadece din çerçevesinden tanımlamak büyük haksızlık…

Çünkü binlerce yıldır, dinler, diller, kavimler, kültürler ve ritüellerin kesişim noktası olmuş İran’da, halkın ruhuna işlemiş somut ve soyut zenginlikler, din ve siyasetin dar penceresine sığmayacak kadar derinlikli ve geniş.

fullsizerender-19

Medeniyetlerin, edebiyatın, şiirin, müziğin, sanatın, inanış, örf, adet ve ritüellerin filizlenerek yeşerdiği bu topraklarda yaşayanlar, sağduyu, zeka, bilgelik ile,  geçmişi öldürmeyip, geleneklerini içlerinde kutsal bir parça olarak yaşatıp, geleceğe taşımayı bilmiş.

 

Yani İran, tarihin eklene eklene bir sonraki zamanda kucaklandığı, çok katmanlı çok derinlikli bir kültürün ev sahibi.

fullsizerender-9

Ve insanları da, adeta derin ve sağlam köklerinden beslenerek, dimdik ayakta duran bir ağaç gövdesi gibi, varlık gururu ve onuru ile dolu…

 

İşte bu yüzden, tarihinin sadece kısa bir bölümüne damga vurmuş İslam üzerinden İran’ı okumak yerine, geçmişin hazinelerine bağlılığı ve harmanı ile İran’ı anlamak istedim.

 

fullsizerender-5

İşte bu yüzden benim için İran,

 

Binlerce yıllık tarihin, kültürün birikimi olan kadim bilgeliğin, her bir duvarına, bahçesine, avlusuna, taşına, karosuna, bezemesine, şiirine, hikayesine işlediği, estetik, edebi ve felsefi güzellikler ülkesi…

fullsizerender-60

Her karşıma çıkan ihtişam ve güzellik karşısında yeniden hayrete düştüğüm, renklerin cümbüşüne, ışığın lirik yansımalarına hiç doyamadığım bir diyar…

fullsizerender-64

Şehirleri, kasabaları, meydanları, pazar yerleri, çölleri, dağları, ovaları, ışığı, renkleri, desenleri, hikayeleri, felsefesi ve insanları ile ruhumu kucaklayan masalsı bir dünya oldu…

 

 

fullsizerender-4

 

Aralık ayının ortasında kışın soğuğu ve karanlığını beklerken, güneşin aydınlığı ve baharın tazeliğinde İran’ı dört bucak keşfetme şansım oldu. Persepolis, Pasargad, Yezd, İsfahan, Kashan duraklarınden geçerek Şiraz’dan Tahran’a uzanan bu yolculukta, sanılanın aksine hiçbir tehdit, rahatsızlık ve zorluk yaşamadım.

Aksine insanlarının kibarlığı, asaleti, onuru, sıcakkanlılığı, güleryüzlü ilgisi ve Türklere gösterdiği misafirperverlik beni derinden etkilerken, ülkenin kültürel ve anıtsal hazineleri, mimari harikaları, şiirsel bahçeleri,  efsaneleri, hikayeleri, köklü tarihi, gelenekleri, felsefesi ve adabı bende saygı uyandırdı.

fullsizerender-40

Dünyanın en büyük, en köklü, en gelişmiş imparatorluğu olan Perslerin uzantısı olan İran, sadece İslam ile tanımlanamayacak kadar derin ve köklü inanış, gelenek, anlayış ve hayat görüşünü yansıtan bir ülke. Geçmişinin hazinelerini kucaklayıp, günümüze taşımayı başarmış çok katmanlı bir kültür. Kendi köklerinin hazineleri ve değerlerine sahip çıkarak, onlar üzerinden yükselmiş asil soylu bir medeniyet.

fullsizerender-10

Genelde Müslüman ülkeleri ziyaret ettiğimde, geçmişe ait hazineler ile şimdi zamanın yaşayışı arasında orantısız bir zıtlık görür ve bu halkların cahilliği, bağnazlığına ve talihsizliğine üzülürüm. Geçmişte yaratılan koca imparatorluklar ve onların inşa ettiği akıl almaz anıt ve eserler, ihtişamlı bir birikimi yansıtırken, bugün İslami dinin yozlaştırılmış uygulamaları ile dar çerçevede yaşayan halkın yansıttığı yaklaşım arasındaki tezat içimi burkar. İşte İran’da beni şaşırtan böyle bir tezatın var olmayışı. Binlerce yıl öncesine dayanan köklü geçmişini, değerlerini, kültürünü ve yaşam felsefesini kucaklayıp hala yaşatan İran, İslam ile tanımlanmayacak kadar çok katmanlı, derinlikli ve nitelikli bir kültür ve ülke.

img_4824

Üstelik İslam’ı yaşatma ve günlük hayatta uygulayış biçimi de, kadına ve bireye saygısı, aşırılığa kaçmayan iman pratikleri, insana ve dinlere mütevazi ve hoşgörülü yaklaşımı ile bugüne kadar gördüğüm Müslüman ülkeler arasında en medeni olanı.

Yol arkadaşımız Mehmet Uhri’nin de dediği gibi, İran hem zâhiri hem de bâtını, hem görüneni hem içkini, hem apaçığı hem de gizemi ayakları yere basacak şekilde birleştirmeyi başarmış bir ülke. Böyle bakınca aslında bir ‘Rüya’ değil ‘Masal’ alemi demek daha doğru İran için.

Masal alemini birlikte gezdiğim yol arkadaşlarımın da İran’a selamları yazıma eklemek istedim:

dem

 

Harf Tamircisi Mehmet Uhri, İran’ın en değerli şairi Hafız’ın Şiraz’ın kalbindeki kabrinde, sevenlerinin nasıl gazeller okuduğuna, kabri ile nasıl hem hal olduğuna şahit olarak nefis bir video çekmiş. ‘Hafız, tüm İran’lıların gazellerinden mısraları ezbere okuduğu, derin saygı ve ilgi duyduğu, Neyzen Tevfik gibi bir şahsiyet ile bire bir örtüşen bir rind’:  https://www.youtube.com/watch?v=NzgE0uDjiXY&feature=youtu.be

Ayrıca Mehmet Uhri’nin Tahran’da tanıştığı Azeri çaycı usatay ithaf ettiği yazısı: http://www.harftamircisi.com/demini-alan-gider.html ve Isfahanlı minyatur ustası Hossein Fallahi’ye ithaf ettiği yazısı: http://www.harftamircisi.com/hayat-gibi.html linklerinden okuyabilirsiniz.

minyatur2

‘Kilometrelerce uzanan kapalı çarşılardaki geleneksel el sanatlarını devam ettiren gururlu sanatçılar… 

Sevgili Nurgül Şahin’in Isfahan ‘da Nakş-ı Cihan meydanını çevreleyen kapalı çarşıyı dolaşırken, dar bir aralıktan çarşının arka cephesindeki küçük bir avluda karşılaştığı, kendi küçük ama hayalleri çok büyük minyatür sanatçısına bir selamı var.

‘Her ne kadar dil sorunu yüzünden sohbet edemesek de, benden dili ile yaptıklarını tebrik ve takdir ettiğimi görmek gözlerinin daha fazla ışıldamasına neden oldu. Belki de o ; dünyaya ulaşmak için ünlü minyatür ustası “Fallahi” kadar şanslı olmayabilir.Yine de sokakta 3m2 lik alanda yaptığı işten duyduğu gururu görmek özeldi.’ ”

minyatur

Serdar Özkubilay ise aklındaki İran ve İran’lı düşüncesini en çok etkileyen kişi olarak, düşünceli ve güzel adam Peyman’a bir selam fotoğrafı gönderdi.

peyman

 

 

 

 

İran’da Yaşam

İran kalabalık bir ülke, ancak kalabalığı güleryüzlü ve sıcak kanlı.

Gerçekten İran’da bana her yaklaşan ve sohbet ettiğim genç, kadın, erkek çok içten ve çok sıcak davrandı. Merakla ve saygıyla kibarca ülkem şehrim ve benim hakkımda sorular sorup, Türkiye’ye ve Türkeler’e duydukları yakınlığı gösterdi. Kadın erkek ayırımını, başımı örtmek dışında ve erkeklerin elimi sıkmaması konusunda hiç hissetmedim. Bu sembolik yasaklar, insanların zihin ve gönüllerindeki yasaklar anlamına gelmiyor İran’da. Ve erkekler günlük yaşamda kadınlara ikinci sınıf ayırımı yapmıyor, aksine epey değer veriyor ve saygı duyuyor. ‘Devrim muhafızları başın örtülü değilse alır götürür’ efaneleri de kesinlikle doğru değil. İran’ın her şehrinde kadın başıma dolaşma imkanım oldu, özellikle İsfahan’dan gündüz ve akşam 8-9 saati tek başıma sokaklarda, parklarda ve meydanlarda geçirdim.

fullsizerender-31

Hiçbir noktada rahatsızlık, tedirginlik veya tehdit hissetmedim, aksine sadece merak, ilgi ve sıcaklık gördüm. Çekinerek ve gülümseyerek ‘merhaba’ diyenler, daha cesur olup yaklaşıp sorular soranlar, beni otururken görünce çay, meyve, tatlı ikram edenler, birlikte fotoğraf çektirmek isteyenler, İngilizceleri yetmez diye çekinse bile konuşmak ve iletişim kurmak için çaba gösterenler… En çok üniversiteli gençler etkiledi beni. Pırıl pırıl umut dolu gençler, kültürlerinden şehirlerinden gurur duyarken, dünyaya ve başka ülkelere milletlere de merak ve saygı ile yaklaşıyordu.

img_4710

 

İsfahan’da Nakşe Cihan Meydanında Masume ve eşi Tebriz Türk’ü Yusuf, tek başıma oturup gün batımında meydanı izlerken, yanıma yaklaşıp nereli olduğumu sordular. Türküm deyince, hemen ‘merhaba, hoş geldin’ dediler. Masume çok düzgün bir İngilice ile ailesini, oğlu Ali’yi, ebelik eğitimini ve ülkenin dört bir köşesindeki ebelik tecrübelerini, ve şimdi uluslararası ilişkiler doktorası yaptığını anlattı. Türkleri ne kadar çok sevdiklerini, cömert ve geniş gönüllü bulduklarını, Arap ülkelerine nazaran kendilerini kültür seviyesi ve karakter olarak Türklere yakın hissettiklerini anlattılar. Ve Türklerin İran’a ne kadar az geldiklerinden duydukları üzüntüyü dile getirdiler.

Yani en ufak bir radikal yaklaşım ile karşılaşmadım, aksine tanıştığım en medeni Müslüman topluluk oldu İranlılar.

img_4974

İran’da Kadının Yeri

İran’da kadınların başları kapalı, ancak zihinleri açık!

Öz güvenli, konuşkan, gururlu kadınlarda ezik ve mağdur tavırlardan eser yok.

Uçaktan inerken bütün bayanlar gibi boynumdaki eşarplar ile başımı örttüm. Ancak öyle sımsıkı baş örtüsü veya türban şeklinde değil de, başın üzerine atıvermiş gibi, saçları sembolik olarak kapatacak şekilde. Bir anda Müslüman veya Hristiyan herkes İran’ın yasalarına adapte oluvermek durumunda kaldık.

Ancak 9 gün süresince başörtüsü öyle rahatsızlık verdi ki, kafamdan sürekli geriye sıyırma ihtiyacı hissettim. Her elim başıma kaydığında, kendime bağlamak zorunda olduğumu hatırlatmam gerekti. Eğer ‘Allah başımızı örtmemizi isteseydi onunla doğardık’ diye düşünmeden edemedim.

Baş örtünüz yanlışlıkla geriye düştüğünde veya sıyrıldığında sizi uyaran birilerinin varlığı da rahatsız edici.

Başka bir enteresan durum ise erkeklerin kadınların elini sıkmaması hatta mümkünse hiç dokunmamaya çalışması. İran’daki ikinci sabahımda asansörde kalma maceram sayesinde keşfettiğim bu durum, epey sinir bozucu oldu. Kat arasında bozulan asansörde 2 metre yükseklikten atlamak zorunda kaldığımda bile bir kadın elinin erkek eline değmemesi gerekliliği sebebi ile yardım göremeyince, bu bağnaz kuralların insanı ‘insanlık’tan ve yardımlaşmadan uzaklaştırabildiğine şahit oldum.

Ancak kuralların ötesine geçip, erkeklerin kadına bakış açısını görmek isterseniz, kadına saygılı olduklarını, bir değer olarak gördüklerini anlayabiliyorsunuz. 9 gün süresince kimi zaman grupla kimi zaman tek başıma dolaştım, ve hiçbir erkek yan gözle veya gözlerini dikip bakmadı, laf atmadı, sataşmadı, hiçbir satıcı sırnaşıp bunaltmadı. Karşılaştığım hep mesafeli ve iyi niyetli bir merak oldu.

Kadın hukuk ile de belli korumalar altında, kadının boşanma hakkı var, mahkeme kadına 15 soru soruyor: erkeğin aldatma, yüz kızartıcı gibi işlediği suçlar varsa boşuyor. Üniversitede okuyanların %60’ı kadın ve kadınların %50’si çalışıyor, evli olanlar da rahatlıkla çalışabiliyor. Halkın %85 kadının kapanmasını istemiyor ama %65 din ile yönetilmekten vazgeçmek de istemiyor.

Kadının seçim hakkı var. Hukuken erkekler 1’den fazla kadınla evlenebilir, ancak ilk eşinin yazılı iznini getirmesi gerekiyor, ilk eş bu izni vermezse evlenemiyor. Birden fazla eş ile evlikik %1 oranın altında.

Kadınların hepsi gerçekten çok güzeller, kocaman siyah gözleri makyajla iyice belirginleşip ben buradayım diye bağırıyor sanki. Çoğunun burunları ise estetik ameliyatlı. Yüzlerinde en çok görünen bölge burun bölgesi olduğu için, dünyanın en çok burun estetikli kadını da İran’daymış.

 fullsizerender-2

İran’da Yönetim ve Haklar

İran bir İslam Cumhuriyeti. Anayasanın çerçevesini İslam çiziyor, ancak ayrı sivil hukuku ve sivil yasaları var. Mahkemelerde imam ve kadı yerine hakim önüne çıkılıyor. Aslında iki anayasa mevcut sivil anayasa mahkemesi günlük hayatın suçları ve sorunlarını çözmek, fıkıh ise dini meseleleri çözmek için mevcut.

Din adamlığı için uzun bir eğitimden geçmek gerekiyor. Aşiret soyu ile babadan oğla geçmiyor. Medresede eğitim gördükten sonra, önce profösör, sonra ordinaryus profösör olunuyor, ki bu kişiler kardinale denk gelen 70 adet ayetullah. Ordinaryus ordinaryus profösör olan Ayetullah Ali Hamamey ise bir nevi Papa. Ölene kadar İran’da dinin lideri kalacak. Onun yanılmadığına, sözünün geri alınmadığına ve suçlanamadığına inanılıyor.

Kişi başı yıllık 17.500 USD gayrisafi milli gelirin 10.000USD’si bireylere ulaşmıyor, özellikle dini kurumları ve güvenlik güçlerini desteklemek için kullanılıyor: İran’da 4 güvenlik gücü var: Ahlak polisi Besiç, Devrim Muhafızı Pastaran, Ordu ve Polis.

 

 

 

img_4304

İran’da Karayolu ile Seyahat

İran’da şehirler arası mesafeler uzak ancak Yollar dümdüz uzayan geniş ovalar, çöller, ve onları çevreleyen dağlar seyirlik muhteşem manzaralar sunuyor. Sonbahar ve kış boz renkler ilkbaharda yeşile bürünüyor.

 

İran Mutfağı

İran mutfağı pirinç, et ve sebze üzerine kurulu bir mutfak. Çok pişirilerek neredeyse nişastasından arındırılan pilav, safran gibi farklı baharatlar veya etler ile lezzetlendirilerek ve üzerine tereyağ ile servis ediliyor.

En güzel yemeklerinden birisi Dizi. Kısık ateşte güveçte kemikli dana eti, nohut, domates, fasulye, patates, patlıcan biber, ve havuç birlikte pişiyor. Suyunu bir kaseye döküyorlar, içindekileri havanla ezip karıştırıyorlar, suyuna bandığınız pidenin içine sarıp yiyorsunuz. Kalan suyu da et suyu niyetine içiliyor.

Abgoşd ise patates, et, nohut ve baharatlarla pişirilen başka bir güveç yemeği. Beryan, etli pidesi.

Badecan yani patlıcan sofraların vazgeçilmezi, en lezzetlisi ise tahinli ve cevizli patlıcan.

İran’da tüm sebze ve meyveler çocukluğumuzdaki lezzette ve doğallıkta. Özellikle çekirdeği suyu ve tadı yerinde domatesler nefis.

 

Seyahat Sırasında Pratik Bilgiler

Giyim Kuşam: Kadınların eşarp veya şal ile başını örtmesi, pantolon giyse bile üzerine basen bölgesini kapatacak bol ve uzun bir bluz, gömlek, kazak ya da tünik giymesi gerekiyor. Hem kadınların hem de erkeklerin özellikle dini yerleri ziyaret ederken uzun kollu giyinmesi gerekiyor.

İnternet erişimi: Kısıtlı bir şekilde otellerde mevcut. Herkesin aktif bir şekilde bağlanmaya çalıştığı saatlerde erişim imkansız hale geliyor. İnternet erişimi de devlet kontrolü altında, ve Facebook, You Tube, Twitter’a giremiyorsunuz.

Alkol: ülkede yasak. Halka açık alanlarda alkol satışı ve tüketimi, ülkeye alkol sokulması yasak. Ancak ev partilerinde, iş toplantılarında, özel düğün, dernek ve doğumgünü kutlamalarında alkolün tüketildiği hep konuşuluyor ve biliniyor.

Trafik: Şehirlerde ne yazık ki trafik korkunç. Ve araçlar yaya geçidi bazen de kırmızı ışık bile dinlemeden üstünüze üstünüze sürüyor. Karşıdan karşıya geçmek gerçekten bir mesele. Ancak otellerdeki düğünlerde alkole rastlamıyorsunuz, kadın ve erkekler ayrı bölümlerde eğleniyor.

Müzik var heryerde ama yüksek ses yok ezan günde 3 kez yumuşacık alçak sesle, insanlar bağırmıyor, müzikleri yumuşak sade

Hiçbir yerde çul çaput bağlayan insanlar veya dilenenleri görmüyorsunuz. Aslında aşırılığa rastlamıyorsunuz, insanlar sade ve gurulu.

İran’da birçok kural da subjektif. Müzeye sokulabilecek çantanın büyüklüğü, çarşafın gerekip gerekmediği, başörtünün boyu, nereden geçerken kontrol edileceğiniz hepsi kişisel ve anlık değişkenlikler gösteriyor. Açık ve net kurallar ile belirlenmiş değil.

Zeynep Atılgan Boneval