HANYA (CHANIA) İZLENİM, ROTA VE REHBERİ – GİRİT ADASI

 

 

Ege-Akdeniz hattının ortasında, batı ile doğunun kesişim noktasında yer alan Girit adasının en güzel şehri Hanya, beşbin yıldır farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış muhteşem bir mimariye ve köklü geleneklere sahip bir şehir.

 

Chania (Hanya) – o zamanki adı ile Kydonya’nın – tarih boyunca çok önemli bir kent olduğunun delili, MÖ 3200 yıllarında Minos krallığından kalan saray kalıntıları. 5000 yıldır üzerinde her daim yaşam bulunan, hiç terk edimeden günümüze gelen nadir kentlerden birisi Hanya.  Antik Minos kalıntıları eski şehrin Splantzia ve Kasteli bölgelerinde hala ayakta duruyor.

img_2417

Arkasını dağlara yaslamış, önünde korunaklı doğal koyu, Afrika ve Orta Doğu’yu Avrupa’ya bağlayan deniz yoluna hakim konumu, verimli yemyeşil ovaları ve ılıman iklimi ile ideal bir ticari ve askeri liman olan Hanya, Minos’lardan itibaren, her geçen yüzyıl daha da büyüyüp gelişen bir sahil kenti olmuş.

 

Helen, Roma ve Bizans dönemlerine ait kalıntılar şehrin en eski bölümü olan Kasteli mahallesinde, Karaoli Dimitriou ve Sifakis caddelerinde hala ayakta duruyor. 3. Yüzyıldaki  Bizans kaynaklarında Kydonya’ya önemli bir Girit şehri olarak yer verilmiş. Bir dönem Arapların yönetimine geçen şehir ‘pazar yeri’ ile tüm Akdenizde ünlenmiş. Ardından yine Bizanslıların önemli bir askeri üssü haline gelmiş. 1204’de Venedikliler şehri ele geçirerek, 500 yıl sürecek yaşamlarının ilk önemli adımı olarak 1252’de şehirde surlar ile çevreliyor.

img_2528

Yine Venedikliler döneminde kale surların içinde yer alan Kastelo bölgesi şehrin çekirdeği olacak şekilde çok iyi bir şehir planlaması ile Hanya’nın eski şehir bölgesi kuruluyor. Tam merkezine de Santa Maria Katedrali inşaa ediliyor. Ana cadde olan Corso’yu dik ve paralel kesen caddeler üzerine, iki katlı askeri ve asilzade konakları, manastırlar ve ufak kiliseler inşaa edilerek, şehir her geçen gün büyümeye devam ediyor.

 

Venediklilerin doğudaki en uç liman kenti olan, ‘Doğu’nun Venediği’ olarak adlandırılan Hanya, gerçekten de daracık sokaklarındaki taş mimarili evleri ve gösterişli balkonları ile Venedik şehrini hatırlatıyor.

img_2374

Angelou, Theophanpus, Theotokopolou ve Zambeliou caddeleri üzerinde en güzel örneklerine rastlayacağınız, 16-17. Yüzyıllardan kalma taş konakların, oymalı köşe taşları, kapı pencere pervaz ve çerçeveleri, süslemeli ahşap kapıları, heykel veya ferforje ayaklı balkonları ve kapı üstlerinde Latin alfabesi yazıları ile, hala sokaklarda yürüyenleri zamanda geriye taşıyor. Kimi restore edilmiş kimi harabe olan bu konakların daha geç örnekleri ise daha sessiz ve sakin bir mahalle olan Splantzia mahallesinde yer alıyor.

img_2163

14.Yüzyılda şehrin limanının önünde bugün hala ayakta duran upuzun mendirek yapılıyor, ve Hanya iyice korunaklı, kuvvetli ve büyük bir liman haline getiriliyor. Mendireğin en ucuna da bugün limanın sembolü haline gelen deniz feneri inşaa ediliyor.

img_2367

Limanın doğu bölümü olan Neoria’da, 16 ve 17. Yüzyıllarda inşaa edilmiş büyük Grand Arsenal tersanesi ve yanyana dizilmiş daha ufak 17 tersaneden 7’si ve Grand Arsenal günümüze kadar ulaşmış. 150 yıl öncesine kadar tersane olarak kullanılan bu binaların altları, gemilerin girebileceği şekilde denize açık imiş. Ardından hem Grand Arsenal, hem de yanındaki bu tersanelerin zeminleri taş döşenerek, okul, hastane ve belediye binaları olarak hizmet vermiş. Şimdi ise sergilere, etkinlik ve konferanslara ev sahipliği yapıyorlar.

img_2433

Limanın sonunda en doğuda yer alan diğer 2 tersane ise Vali Neorio Moro’nun daha sonradan yaptırdığı 5 adet Moro tersanelerinden geriye kalan ve 2011’de restore edilenler. Bugün birisinde Hanya Yat Kulübü yer alıyor – ki enfes bir gün batımı için ideal bir kafe -, diğerinde ise antik bir Minos gemisi canlandırmasını sergileyen Deniz Müzesi yer alıyor.

 

1645’de Osmanlı donanması tarafından kuşatılıp ele geçirilen şehir, büyük bir dönüşüm geçirmiş. Kiliseler, camilere, hamamlara ve evlere çevrilmiş. Splantzia’da yer alan Aghios Nikolaos kilisesi Hünkar Camiisine dönüştürülerek, çan kulesinin diğer köşesine bir minare iliştirilmiş. Şimdi bu kilise bir yanında çan kulesi, diğer yanında minaresi ile tezatları buluşturan, dünyada eşi benzeri bulunmayan şaşırtıcı bir kilise.

img_2522

Müslümanların himayesi döneminde Hanya’nın Hristiyan nüfusu Topana bölgesinde, Yahudi cemaati Ovriaki (Evraiki) bölgesinde, Müslümanlar da Splantzia mahallesinde yaşamayı sürdürmüşler. Limanın içinde denizin yanıbaşına Hasan Camii (Giali Tzamisi) ve Daliani caddesine Ağa Camisi inşaa edilmiş.

img_2382

1830’da Mısırlılar şehiri ele geçirdikleri dönemde şehir surları restore etmişler.  Deniz feneri ise, sekizgen taban, 16 köşeli orta bölümü ve silindir tepesi ile bir minareyi andıracak ve şekilde yeniden inşaa edilmiş. Mısırlıların şehirde kaldıkları 10 yıl içerisinde bıraktıkları bu belirgin iz yüzünden, deniz feneri hala Mısır Feneri olarak anılıyor.

img_2596

Tekrar Osmanlı yönetimine geçen ve 1897’ye Osmanlı’da kadar kalan Hanya, ardından otonomi kazanarak farklı Avrupa ülkelerinden birçok önemli ve renkli misafiri ağırlamış 1913’de ise Yunanistan’ın bir parçası haline gelmiş.

 

İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman uçakları tarafından ağır bombardımana tutulan şehrin %50si harabeye dönüşmüş. Sahildeki caminin arka sokağındaki bir harabenin yerinde sergilenen fotoğraf, şehrin aldığı darbelerin boyutunu gözler önüne seriyor.

 

1965’de Yunan hükümeti tarafından anıt şehir olarak ilan edilen Hanya, restore edilerek savaş sonrası yaralarını sarmış ve -altın çağındaki ihtişamı olmasa da – etkileyici mimarisine kavuşmuş.

 

Hristiyan ve Müslüman geleneklerinin uzun yıllar içiçe yaşadığı şehirde, Ortaçağ ve Oryantal kültürlerinin harmanlanmış izlerini mimaride, isimlerde, yemeklerde, giyim kuşamda, geleneklerde görmek mümkün.

 

 

img_2370

Hanya Keşifleri ve Rehberi

 

Hanya’yı kalabalıklardan ayrı gezmek için, ışığın en güzel olduğu sabah erken saatler ve gün batımı saatleri en doğru zamanlar.

 

Güne Yunan lezzetleri ile başlamak isterseniz Kormoranos Bakery’nin fırından taze çıkan muhteşem börek ve poğaçalarının tadına bakıp (46 Theotokopoulou), ardından To Stenaki’nin meşhur ‘freddo espresso’nu yudumlayabilirsiniz (5 Odyssea Kalligianni).

 

Hanya eski şehrinde hem sahil boyunca hem de sahile paralel ve dik kesen sokaklara dalıp çıkarak 3-4 saat geçirmek mümkün. Sabah bir kısmını akşam üzeri diğer bölümünü yapabilirsiniz.

img_2412

17.Yüzyılın başında Osmanlı donanmalarına karşı savunma için Venedikliler tarafından şehrin limanının Kuzey sahilini koruma amaçlı inşaa edilen yüksek surlar, Firka Fortress ismi ile anılıyor. Osmanlıca kışla anlamına gelen Fırka surlarında, 1913 Aralığında Girit’in ilk başkanı Eleftherios Venizelos ve Kral Konstantinos’un bir arada olduğu törenle, Yunan bayrağı çekilerek, adanın Yunanistan ile birleşmesi duyrulmuş.

Surların arkasındaki kışla binası bugün Deniz Müzesine ev sahipliği yapıyor. Müzenin hemen önünden yukarı tırmanan Angelou sokağı ve ona paralel Theophanpus, Theotokopolou, Douka ve dik kesen Zambeliou sokaları, Osmanlı döneminde Hristiyan aristokratların yaşadığı Topanas mahallesi.

img_2357

Bu sokaklarda dolaştığınızda, neden Hanya’ya ‘Doğu’nun Venediği’ isminin verildiğini anlıyorsunuz. Daracık sokaklarındaki kimi restore edilmiş kimi harabe olan taş mimarili konaklar ve gösterişli balkonlar gerçekten Venedik şehrini andırıyor.

16-17. Yüzyıllardan kalma taş konakların, oyma köşe taşları, kapı pencere pervaz ve çerçeveleri, süslemeli ahşap kapıları, heykel veya ferforje ayaklı balkonları ve kapı üstlerinde Latin yazıları, hala sokaklarda yürüyenleri zamanda geriye taşıyor.

İç bölümde yer alan Topanas mahallesinin merkezi sayılan Meryem Ana Kilisesini ve meydanını ziyaret ettikten sonra, tekrar Angelou caddesini takip ederek, Kountourioti sahilinde Denizcilik Müzesinin yanında yeşilliklerin arasına gizlenmiş Alcanea Café’da bir kahve molası verebilirsiniz.

img_2372

17 yüzyıldan kalma tarihi binada yer alan butik otel ve kafesi bir zamanlar başkan Eleftherios Venizelos’un çalışma ofisiymiş. Girit jambonu olan apakili omletleri nefis.

hanya-arkeoloji-muzesi

Ardından Kountourioti sahiline takip edip, kıvrılan koyda yanyana dizilmiş kafe ve restoranların önünden geçip, Tombazi sahilindeki camiye doğru ilerleyebilirsiniz. Camiiye gelmeden önce, Hanya’nın yıllar boyunca ana meydanı ve Pazar yeri olan Sintrivani Meydanı’ndan içeri girip Hanya Arkeoloji Müzesini ziyaret edebilirsiniz. Venedik döneminde kilise, Osmanlı döneminde ise Yusuf Paşa camiine dönüştürülmüş tarihi binada, 1962’den beri Hanya tarihinin değişik evrelerinden eserler sergileniyor. Müzenin en özel parçaları Minoan uyğarlığı dönemine ait parçalar. Ayrıca Roma ve Bizans dönemine ait eserler ve bir de bahçesinde Osmanlı dönemi şadırvan yer alıyor.

img_2409

‘Deniz Kenarındaki Cami’ anlamına gelen Giali Tzamisi, ya da orjinal ismi Hasan Camii, şehrin ilk Osmanlı kumandanına ithafen 17. Yüzyılda Osmanlı Rönesansı mimarisinde inşaa edimiş. 1923’de dini işlevini yitiren camii kültürel etkinliklere ev sahipliği yapıyor.

 

Gündüz vaktiniz varsa ve eğer Pazar yeri meraklısıysanız, Marsilya’nın Pazar yerinden esinlenerek haç şeklinde inşaa edilmiş Agora pazarında lokal lezzetleri satan tezgahları ziyaret edebilirsiniz. Bir gurme cenneti olan Agora, 1913’den beri tüm restoranların ve işletmelerin baharat, sebze, meyve, balık ve etlerini temin ettiği Pazar yeri.

 

img_2540

Ardından Hanya’nın yanı başında yer alan Akrotiri Yarımadası keşifleri için yola çıkabilirsiniz. Hanya sahil yolunu batıya doğru takip ettiğinizde, önce şehrin aristokrat mahallesi olan ve birbirinden güzel yalılar ve konaklar ile bezenmiş yemyeşil Halepa bölgesinden geçeceksiniz.

 

Dilerseniz burada müzeye çevrilmiş Eleftherios Venizelos’un evini gezebilirsiniz.

img_2514

Ardından Hanya’ya tepeden bakan Girit’in ilk başkanı Eleftherios Venizelos‘un mezarlığı ve parkını ziyaret edip şehrin nefis manzaralarına nazır Koukouvaya Café’de kahvenizi yudumlayalirsiniz.

img_2560

Dağların arasına inşaa edilmiş inziva noktaları olan Agia Triada ve Gouverneto Manastırları ziyarete değer.  Gouverneto Manastırı hala faal bir dini manastır olduğu için belli saygı kurallarına uymak, uzun pantolon (erkekler dahil) uzun kollu bluz, ve ayaklabı ile ziyaret etmek gerekiyor, ve eğer içerisini gezmek istiyorsanız manastır öğlen 12-13:00 arası ziyarete kapalı.

 

Doğa yürüyüşü severler için bu manastırdan sonra patika yoldan başka bir dağ manastırına ve ardından kayaların arasında ıssız ve bakir bir koya ulaşmak mümkün. İniş ve tırmanış gerektirdiği için trekking ayakkabısına ihtiyaç var.

img_2613

Bu keşiflerden sonra denize girmek isteyenler için yarım adada üç alternatif var:

  • Bakir ve doğal bir deneyim isteyenler için, Seitan Limani kayalıkları arasında 3 farklı iniş/tırmanış patikasını izleyerek, karanın içine kıvrıla kıvrıla girmiş 3 cennet kayalık koya ulaşmak mümkün. Turkuaz deniz ve kayaların oluşturduğu tezat muhteşem manzaralar sunuyor. Burası şnorkel severler için ideal noktalar. Araba ile epey virajlı ve dik yoldan yakın bir yere kadar iniş mümkün, ardından dik kayalar arasından 15 dakikalık ciddi trekking var. Ve plajlarda herhangi bir duş, şezlong, kafe yok.
  • Zorba the Greek’in can alıcı finali, Anthony Quinn ve Alan Bates’in Sirtaki sahnesinin çekildiği büyük bir tepenin önünde yer alan, korunaklı kumsal Stavros, bölgenin en ünlü plajlarından. Koyda birkaç plaj kulübü ve taverna yer alıyor. Yemekleri, ambiyansı ve manzarasını en beğendiğimiz, koyun en sonundaki Almryki Restoran.
  • Eğer daha geniş bir kumsal plajda çamlar altında yatmak ve denize girmek istiyorsanız, özellikle aileler için ideal olan Marathi Beach‘i öneririz.

img_2590

 

Akşamüzeri tekrar Hanya’yı keşfetmek için, yürüyüş rotanıza limanın doğusunda yer alan Enoseos sahilinden başlayabilirsiniz. Eski limanın en etkileyici taş binalarına ev sahipliği yapan Neoria bölümünde, önce sizi 1600 de inşaa edilmiş ‘Grand Arsenal – Büyük Tersane’ binası karşılıyor. O dönemde Venedik donanmasının en büyük gemilerinin inşaa ve tamir edildiği bu alan, son 150 yılda bir okul, hastane ve Belediye Binasına ev sahipliği yapmış. Şimdi Akdeniz Mimari Merkezi olarak önemli sergi ve konferanslara ev sahipliği yapıyor. Az ileride ise, 15. Yüzyılda Venedikliler döneminde yine gemi tersaneleri olarak inşaa edilmiş yanyana 17 arsenal’den geriye kalan 7 tanesi, tüm heybeti ile sizi geçmişe taşıyor.

img_2433

Limanın sonunda ise Vali Neorio Moro’nun yaptırdığı 3 adet arsenal daha yer alıyor, ve sonuncusu 2011 de Hanya Yat Kulübe ev sahipliği yapacak şekilde renove edilmiş. Gün batımını izlemek için en doğru adres ya Hanya Yat Kulübü ya da dalgakıranın sonundaki Deniz Feneri.

 

Limanın önünü çevreleyen dalga kıranının ucunda yer alan 21 metre yüksekliğindeki Mısır Feneri, aslında beş yüzyıl öncesinde Venedikliler tarafından inşaa edilmiş, dünyanın en eski deniz fenerlerinden birisi. 1830-1840 yılları arasında şehri yöneten Mısırlılar tarafından yeniden inşaa edilen fener, sekizgen tabanı, 16 köşeli orta bölümü ve silindir tepesi ile minareyi andıran özgün bir mimariye sahip.

img_2596

Güneşi dilerseniz Hanya Yat Kulübünde dilerseniz de deniz fenerinde batırdıktan sonra, tekrar şehrin arka sokaklarına dalıp, önce Arheleon caddesini takip ederek Kanevaro sokağında, antik dönemden kalma Minos Sarayı kalıntılarını görebilirsiniz. Ardından da şehrin tarihi kapılarından birisi olan Koum Kapı ile Eski Liman arasında kalan, Müslüman mahallesi olan Splantzia bölgesini keşfedebilirsiniz.

img_2523

İlk önce Dominik Hristiyanları tarafından yerleşke tutulan Splantzia mahallede, tarihi incir ağacının gölgelendirdiği ‘1821’ Meydanında, ‘Agios Nikolaos’ (St Nicholas) Kilisesi inşaa edilmiş. Osmanlılar döneminde ise kilisenin çan kulesinin çaprazına bir minare eklenerek, camiiye dönüştürülmüş.

 

Bugün yine kilise olarak hizmet veren bina, dünyadaki en enteresan dini yapı örneklerinden birisi.

 

Meydanda yer alan ‘Bourbos‘ da bir kahve içebilir hatta ev yapımı köfte ve beyaz peynirli mürekkep balığı dolmasının tadına bakabilirsiniz.  Daskalogianni caddesi üzerinde yer alan ‘Kouzina E.P.E‘ ise yeni nesil Yunan lezzetleri ve balıklarda iddialı.

img_2528

Hanya’nın diğer bölgelerine göre daha sakin ve huzurlu olan Splantzia civarında ara sokaklara dalıp çıkmak, ve nefis mimari örneklerinin tadına varmak çok keyifli.

 

Trafiğe kapalı şose taşlı dar sokak Chatzimichali Daliani, sağlı sollu tavernaları ile Hanya’nın en keyifli sokaklarından birisi. Sokaktaki camiinin minaresi, bir dönem bu mahallede yaşayan Müslüman kimliğini yine size hatırlatıyor.

img_2519

Bu sokakta iken, 16. Yüzyıldan kalma bir Venedik manastırında yer alan ‘To Monastiri Tou Karolou’ tavernasının yemyeşil avlusunda, veya Mesogiako, 630 Mezedosholion’da geleneksel Yunan lezzetlerinin, modern lezzetler için ise yeni açılan Baron’u deneyebilirsiniz.

Bir alt sokak olan Sarpaki, onu dik kesen Pottie ve ona paralel daracık geçitlerde ve pastel renkli evlerin arasında kaybolmak, Hanya’nın en zevkli yürüyüş rotası.

Buradan yürüyerek ulaşacağınız Ovraiki (Evraiki) bölgesi ise Osmanlı döneminde Musevi cemaatinin yaşadığı bölge. Betolo, Isodion, Chalidon ve Portou sokaklarında dolaşırken mistik bir labirentte gibi hissedeceksiniz. Daracık sokaklarda Venedik mimarili evler adeta bir masal dünyasını andırıyor.

Isodion caddesinde ‘Sketi Glyka‘da Valrhona isimli çukulatalı tatlıyı ve yanıbaşında ‘Ababa Bar’da sangria içkisini tadabilirsiniz.

Ardından tekrar Top Chanas (Topanas) bölgesindeki Angelou veya Theotokopoulou caddelerinde yürüyüp Kountourioti sahiline bağlanabilirsiniz. Ya da Zambeliou caddesi üzerinde şehrin en ünlü restoranı olan Tamam’da geleneksel Yunan lezzetlerini tadabilirsiniz.

Kountourioti sahilinde yemek yemek için birçok restoran alternatifi olsa da tek düzgün adres Arismari.  2015’de açılan restoran lokal mahsüller ile hazırlanan geleneksel Yunan lezzetleri sunuyor.

img_2530

Ancak eğer gerçekten Hanya’daki en güzel yemekleri yemek istiyorsanız, yeni nesil Yunan lezzetleri için: Salis, geleneksel Yunan lezzetleri için: Portes, balık için: Glossitses, ve de ev yapımı geleneksel lezzetleri ve nefis etler için: Chrisostomos en çok tavsiye edeceğimiz restoranlar.

 

2015’de açılan Salis, Hanya’nın en gözde restoranı haline gelmiş bile. Tamamen lokal mahsüller ile hazırlanan lezzetler, geleneksel Girit tariflerine yeni nesil yorumlar ile sunuyor. Mahsülü, pişirmeyi, mutfağı, sunumu, şarap eşleşmesini ciddiye alan ve hakkını veren nadir Yunan lokantalarından Salis. Ortaklarından Stelios Hanyalı ve 30 yıldır yeme-içme işinde, çocukluğundan beri deniz kıyısında bir restoran açma hayalini, İsveçli ortağı Afshin’in desteği gerçekleştirmiş. Tümü geentiği ile oynanmamış orjinal tohumlardan oluşturdukları kendi bostanlarında yetiştirdikleri sebze ve meyvelerin yanı sıra en iyi lokal üreticilerden aldıkları peynir, balık ve etlerden menülerini oluşturuyorlar. Afshin’in kendi bağları ve zeytinliklerinden gelen şarap ve zeytinyağlarını sunuyorlar. Ayrıca harika bir şarap kavları ve çok geniş bir şarap menüsü var. Ambiansı ve dekoru modern ve sıcak.  Tüm yıl açık restoranda ton balığı, ızgara sardalya, ballı salata, gruyerli ev yapımı makarna favori lezzetlerimiz oldu. (Akti Enoseos 3)

 

Portes ise Hanya eski şehrinin iç bölgelerinde daracık bir sokakta duvarlara asılmış antika kapılar önündeki masalarda lezzetlerini sunuyor. Portes’in sahibesi Susanna’nın, mevsimlik ve taze lokal mahsüllerin kalitesine verdiği önem, geleneksel tarifler ile hazırlanmış nefis yemeklerin lezzetinde kendisini gösteriyor. Kavrulmuş karnıbaharlı ıspanak salatası, Girit usulü Patlıcan ezmesi,  ızgara sardalya, enginar, ahtapot carpacciosu, ızgara levrek, ve pirzolası muhteşem. (Portou 48)

 

Crisostomos taverna, lokasyon ve ambiyans olarak ilk başta çekici gelmese de, odun ateşinde yavaş yavaş pişmiş kuzunun, geleneksel tencere yemeklerinin ve nohutlu, mercimekli, lokal baharatlı salatanın en güzelini burada yiyeceğinizden emin olabilirsiniz. Restorana ismini veren şef Crisostomos’un, adanın güneyinde sadece tekne ile ulaşılabilen ufacık sahil köyü Marmara’da deniz kıyısında bir tavernası daha var. Tekne kiralayıp Güney sahillerini denizden gezerseniz, öğle yemeğini burada yemenizi tavsiye ederiz. (Defkalionos & Ikarou köşesi)

 

Enoseos sahilinde tipik bir balıkçı atmosferine sahip Glossitses Tavernanın duvarlarını lokal bir sanatçının yorumu olan her biri etkileyici film afişleri süslüyor. Girit usulü patlıcan etmesi, asma yaprağında sardalya, Girit salata, ızgara bebek kalamar, ahtapot ve ızgara balıklar gerçekten enfes.  (Akti Enoseos 4)

img_2209

Buralarda yer bulamadıysanız geleneksel lezzetler için Tamam, yeni nesil yorumla için Arismari veya Kariatis’i deneyebilirsiniz.

 

Çocukluğunuza dönmek için Hanya’da harika bir imkan var; açık hava sineması! İsterseniz Halepa’daki Attikon veya Ulusal Bahçelerdeki Kipos’ta gecenizi bir sanat filmi ile sonlandırabilirsiniz.

 

Biraz eğlence istiyorsanız da eski limanda yer alan ‘Pallas‘ veya ‘Nama’ da kokteyllerin tadına bakabilirsiniz. Dondurma severler Chalidon caddesi üzerindeki meşhur ‘gelateria’ Delizia’ya uğrayabilir. Özellikle böğürtlenli panna cotta  ve de çilekli mascarpone cheesecake dondurmaları muhteşem.

İlle de alışveriş diyenler varsa kapalı çarşıyı andırdan Stivanadika üzerinde, biraz daha kaliteli tasarımlar için ise Zambeliou Caddesindeki dükkanlara bakabilirsiniz.

 

 

 

 

 

HANYA KONAKLAMA REHBERİ

monastery-hotel

HANYA OTELLERİ

Hanya’nın eski şehrinin içide yer alan, sahile ve gözde caddelere yürüyüş mesafesindeki, ancak en sessiz sakin mahallelerde oldukları için gürültü almayan ve araba ile gidebildiğiniz aşağıdaki oteller favorilerimiz:

Monastery Boutique Hotel

Hotel Splanzia

La Maison Ottoman

The Small Venetian House

 

Biraz daha kalabalık ve turistik bölgelerde yer alan butik oteller ise:

Porto Venezzio Otel

Palazzo Duca

Casa Delfino

Mama Nena

Casa Leone

 

 

Hanya’ya 5 kilometre uzaklıkta deniz kıyısında yer alan oteller ise:

Halepa Hotel

Ammos Hotel

 

 

 

 

 

 

 

ZEYNEP ATILGAN BONEVAL