GRANADA – ENDÜLÜS İZLENİM&ROTALAR

ENDÜLÜS’ÜN DÜŞLER ŞEHRİ

 

Granada “yürümek ve düş kurmak için yaratılmış bir şehir” diye anılıyor. Francisco A. de Icaza’nın Elhamra’daki La Polvorosa Kulesi’nde sergilenen dizelerinde dediği gibi: “Ona sadaka verin bayan/ bu dünyada/ Granada’da kör olmak kadar/ kötü bir felaket yoktur…”

 

Gerçekten büyülü bir şehir Granada. Müslüman ve İspanyol kültürünün içiçe olduğu, Batı ve Doğu’nun bir potada eridiği, hem dünyevi hem de ruhani zevklere hitap eden Granada, sadece dillere destan Al Hambra Sarayı için bile görülmeye değer. Lezzetli tapasları, flamenco şovları ve yüzyıllar öncesine dayanan tarihi mimari eserleri ile Granada, Avrupa’nın en gözde destinasyonlarından birisi.

 

İspanya’nın Endülüs Bölgesinde, ülkenin en yüksek dağları olan Sierra Nevada Dağları’nın eteklerindeki bir vadide kurulmuş Granada, asıl ününü Endülüs Emevileri’nden kalma büyüleyici Al Hambra Sarayına borçlu. Endülüs bölgesinin batısında, bölgenin en büyük şehri olan Granada, pek çok coğrafi farklılığı barındırıyor. Güneyde Akdeniz’e kıyısı olan bölgede İspanya’nın en yüksek dağı olan Mulhacen’in de yer aldığı Sierra Nevada Dağları bulunuyor. Darro ve Genil nehrilerinin arası ise geniş, verimli ovalarla kaplı. Aralarında Al Hambra Sarayı’nın da yer aldığı eski yapılar tepelerin üstüne ve çevresine konuşlanırken, yeni yerleşim düz ovada kurulmuş.

 

Granada 1492’de Kraliçe Isabel ve kocası Ferdinand’a son teslim olan Müslüman kenti. Bu zamana kadar Emeviler tarafından inşaa edilen bazı yapılar şehirde büyülü bir atmosfer yaratıyor. Granada’nın en önemli hazinesi Al Hambra Sarayı. İspanya’nın en yüksek dağı Sierra Nevada’nın eteklerinde 9. yüzyıldan itibaren kraliyet binaları inşaa edilmeye başlanmış. Ancak Al Hambra Sarayı, bugünkü büyüklüğüne ve ihtişamına 14. yüzyılda Endülüs Emevi’lerinin başında olan Nazari hanedanlığı sırasında ulaşmış. Sultan Yusuf I ve oğlu Sultan Muhammed V döneminde Al Hambra’da ardı ardına büyüleyici saraylar inşaa edilmiş, bahçeler oluşturulmuş.

 

 

Sarayların ve kalenin yapımında kullanılan kırmızı kil sayesinde ortaya çıkan kızıl görüntü sonucu, Arapça’da ‘Kızıl Kale’ anlamına gelen ‘Al Qal’at al- Hamra’ adını almış. Al Hambra ‘dünya üzerindeki cenneti’ temsil edecek şekilde tasarlanmış, ve bu tasarıma uygun göz alıcı süslemeli şık sarayalar, çeşmeler, havuzlar ve çiçekler ile parıldayan bahçeler, hamamlar inşaa edilmiş. Ve her sürekli bolluk ve bereket içinde olması için Sultan’ın Kanalı isimli su kemerleri de ihmal edilmemiş. Karlarla kaplı Sierra Nevada tepeleri Al Hambra’ya kart postal gibi muhteşem bir arka plan sağlıyor.

 

Efsaneye göre 500 yıl önce şehri terk etmek zorunda kalan Mağribler’in son sultanı Boabdil, geride bıraktığı muhteşem saraylar için epey bir göz yaşı dökmüş. Kaleler, bahçeler ve saraylardan oluşan bu dev kraliyet kompleksi, şehir manzaralarına hakim tepedeki konumu ile insanı büyülü bir dünyaya götürüyor. Zengin ve gösterişli biçimde dekore edilmiş, girintili çıkıntılı alçı süslemeleri ile dolu taht ve saltanat odaları, çeşmeler ve havuzlar ile dolu avlular ve gizli bahçeler, şehre tepeden bakan kuleler ile mimari bir başyapıt olan Al Hambra, 700 yıldır ihtişamından hiç bir şey kaybetmeden ayakta duruyor.

 

Al Hambra’ya şehir merkezinden “Kızıl Vadi”ye doğru yapılacak kısa bir yürüyüşle ulaşılabiliyor. Şehri gezerek gitmek isterseniz Plaza de Bib-Rambla’dan başlayarak, Plaza Pasiegas’a doğru ilerleyin ve de Katedrali ve yanında yer alan kraliyet mezarlığı Capilla Real’i ziyaret edin. Ardından Gran via de Colon’a geçin ve Carcel Baja’dan tırmanarak Caldereria Nueva’da ilerleyin. Fas dükkanları ve çay evlerini burada bulacaksınız. Ardından Plaza Nueva ve Carrera del Darro boyunca ilerleyin. 11.yy’dan kalma Baños Arabes hamamlarını göreceksiniz. Köprüye ulaştığınızda Cuesta de los Chinos patikasını takip edin. Granada’daki birçok sokak ‘puerto’ denilen kapılar ile sona eriyor. Cuesto de Gomerez yolunun sonunda da 1536’da V. Carlos’un emriyle Pedro Machuca tarafından inşa edilen üç kemeri Las Granadas kapısına ulaşacaksınız. Kapının diğer tarafına geçtiğinizde kendinizi Al Hambra’nın üç patikaya ayrılan ormanlıklarında buluyorsunuz. Sağ taraftaki yol Granada’nın en eski kuleleri olan Bermejas Kuleleri’ne, ortadaki Generalife yazlık sarayına ve soldaki yol Pedro Machuca’nın 16. yüzyıl Rönesans dizaynı olan Pilar de Carlos V Çeşmesi’ne götürüyor. İspanya’nın Rönesans dönemi mimarisinin en muazzam örneği Charles V Sarayı, Alhambra’nın merkezinde yer alıyor. 13. yüzyılda yapımına başlanan Bermejas Kuleleri ile birlikte uzanan La Alcazaba Kulesi kompleksin en eski yapısı.

 

Nasrid Sarayları tepenin en alçak ve en kuzey kısmında yer alıyor. Sarayların haberleşme yapıları, Aslanlar Avlusu ve Mersin Ağaçları Avlusu etrafında üçe bölünerek oluşmuş. Aslanlar Avlusu’nda bulunan binalardaki inanılmaz taş oymacılığına hayran olmamak mümkün değil. Mexuar meclis ya da mahkeme olarak idari bir yapı hizmeti verirken, Serallo ya da Comares Sarayı sultanın resmi yaşam alanını oluşturuyor. Harem ise özel apartmanlardan müteşekkil. Nasrid krallarının yaz meskeni olan El Partal Bahçeleri, çeşmeler, havuzlar ve fıskiyelerle dolu muhteşem teras bahçeleri ile çevrelenmiş.

 

İspanyol etkisindeki Müslüman mimari ve süsleme sanatlarının en güzel örneklerini bulabileceğiniz bu ihtişamlı sarayını tamamını gezmek istiyorsanız en az bir gün ayırmanız gerekiyor. Ve de biletler önceden tükendiği için seyahatinizden önce internetten bilet almanızda fayda var. Eğer önceden bilet alamazsanız mutlaka yaz sarayı olarak anılan Generalife’ı gezebilirsiniz.

 

 

Al Hambra Manzaraları için
Al Hambra’nın bulunduğu vadinin yanındaki tepede yer alan Albayzín, labirenti andıran dolambaçlı dar sokakları ve bembeyaz evleri ile Mağribiler’in eski Medine’si sayılıyor. Akşamüstü olunca Albayzín’de yer alan Mirador de San Nicolas meydanında veya civardaki kafelerin teraslarında yerinizi alın. Al Hambra sarayının karşı vadisinde yer alan bu lokasyondan, gün batımında Granada şehrinin ve Sierra Nevada dağlarının nefes kesici panaromik manzaralarını izlemek ve de Al Hambra sarayının duvarlarının değişen gün ışığı ile yavaş yavaş turuncudan kızıla, pembeden bordoya boyanmasına şahit olmak dünyanın en romantik deneyimlerinden birisi.

 

Eski bir Mağribi kalesi olan Albayzín’in dar sokaklarında dolaşmak ve de otantik ‘teteria’ çay evlerinde naneli çayı yudumlamak hatta nargile içmek mümkün. Albayzín’de yer alan Akdeniz Mutfak Sanatları okulu yemek kursları, şarap ve peynir tadımları ve de Pazar ziyaretleri sunuyor.

 

 

 

 

 

 

 

GRANADA ROTALARI

▪ Capcanlı hayat tarzı ile klasik bir adres olan Realejo, dar sokak ve yolları, küçük meydanlarla çevrelenmiş evleri, hamamları, sinagogları ve kneset diye anılan buluşma mekanları ile çok özel bir destinasyon. Bugün başlıca iki alana bölünmüş olan Realejo’nun, Campo del Príncipe’nin batısında kalan bölümünde Comendadoras de Santiago ve the Dominicans of Santo Domingo olmak üzere özel iki dini yapı yer alıyor. Campo del Príncipe’nin yukarısında yer alan bölüm ise, Antequeruela olarak anılıyor. Antequeruela, elegant bahçeleri, Fundación Rodriguez-Acosta sanat müzesi ve Carmen de los Mártires bahçesi ile göz dolduruyor.

 

Albayzín’nin daha da yukarılarında dünyaca ünlü Flamenko’nun doğum yeri olan Sacromonte, eski bir çingene semti. Yamaçları oyarak yapılmış mağara evler Kapadokya’yı andırıyor, Bugün bildiğimiz flamenko, Güney Endülüs’te çok daha önce çingene kabileleri arasında ilkel formları görülmekle beraber, 18. yüzyılın sonlarına doğru ortaya çıkmış, 19. yüzyılın ortalarına kadar yarı-gizli hayatını devam ettirmiş. Flamenkonun seceresi karışık. Hint ve Yunan ağıtları, Gregoryen şarkılar, İran melodileri, Mozarabik ceneza şarkıları, Yahudi ağıtları, Morisko şarkıları, Kastilya romansları ve Afrika dansları gibi kültürlerarası uzun bir yol katettikten sonra, tüm bu melodiler yerli Endülüs ritimleriyle kaynaşarak flamenko olarak bildiğimiz yeni türü doğurmuş.

 

▪ Katedralin yanında yer alan Capilla Real kilisesi ise kraliyet ailesi Ferdinand ve Isabel’in mezarlarını barındırdığı için İspanyollar için çok kutsal sayılıyor. Son Mağribi sultan Boabdil’i şehirden gönderen bu kral ve kraliçe ayrıca Kristof Colombu dünya keşfine gönderen kişiler.

 

▪ Granada parklarıyla ünlü. Fıskiyeler ve havuzlarla bezenmiş, geometrik desenlerle işlenmiş eşsiz parklara, büyük anıtsal yapıların bahçelerinden konut olarak kullanılan villaların bahçelerine kadar her köşede rastlayabilrsiniz.

 

 

GRANADA YAKINLARINDA ROTALAR:
• Vakit ayırabilirseniz Granada’nın köylerini de gezin. Guadix, La Alpujarra, Montefrio İspanya’nın en eski yerleşim bölgelerinde, hepsi birbirinden güzel kasaba ve köyler.
• Granada’ya 10 km uzaklıktaki küçük bir köy olan Monachil’e 15-20 dakika’da ulaşabilirsiniz. Monachil, pazar günü şölen gibi kutlanan aile öğle yemekleri ile ünlü.
Camino de los Neveros patikası, genellikle Sierra Nevada’nın tepelerinden buz indirmek amacıyla kullanılıyor. Los Rebites banliyösünden başlayarak tırmanacağınız Camino de los Neveros patikasının tepesine 20 km yürüdükten sonra ulaşıyorsunuz.
• Valparaíso Sacromonte vadisinden başlayarak yapacağınız Jesus del Valle yürüyüşünde, dolambaçlı Darro nehri ve Huetor de Santillán ve Beas de Granada adlı iki muhteşem köy görecekleriniz arasında.
• Granada’ya 45 dakika uzaklıkta yer alan Loja köyünde 9. Yy’dan kalma bir Mağribi kalesi olan Alcazaba kalesini ve 16yy’dan kalma San Gabriel kilisesini ziyaret etmek mümkün. Köyün biraz dışında ise Rio Genil Doğal Parkında, Los Infiernos şelalelerini görebilirsiniz. Öğle yemeği için Hotel La Bobadilla’da yer alan ödüllü La Finca restoranda yaratıcı gurme lezzetlerin tadına bakabilirsiniz.
• Denize girmek isterseniz, 2 saatlik bir sürüş ile Malaga yakınlarındaki Cabopino plajına ulaşabilirsiniz. Neredeyse el değmemiş kumsallarda ufacık harika lokantalarda otantik deniz mahsülleri yiyebilirsiniz.

 

 

GRANADA TAKVİMİ
Ilıman iklimi sebebi ile tüm yıl ziyaret edilebilen Granada’nın en güzel zamanı Nisan – Ekim arası. 2 Ocak günü Katolik’lerin Granada’yı fethini kutlamak için sokak törenleri ve kutlamalar gerçekleştiriliyor. Mayıs’ta Alahama de Granada kasabasında 4 gün süren Rocket Müzik Festivali gerçekleşiyor. Eylül ayın son Pazarı Granada’nın hamii Virgen de las Angustias’a adanmış ve bu festival sırasında akın akın kafileler halinde gelen insanlar adaklar adıyor, çiçekler sunuyor, boğa güreşleri ve dans gösterileri gerçekleşiyor.

 

 

ÖNEMLİ BİLGİLER
Siesta (öğlen uykusu tatili) İspanya’da önemli bir zaman dilimi, çünkü her yer kapanıyor. Günlük programınızı buna göre yapmanız en doğrusu. Genelde saat 14:00-15:00 civarında başlayan siesta saat 17:00-18:00 gibi sona eriyor.

 

 

Yolculuk Terapisi Endülüs Rehberleri:

 

 

 

Yazının başına dönmek için tıklayınız

 

Zeynep Atılgan Boneval

1 comment

  1. Pingback: Yolculuk Terapisi | Yolculuk Terapisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir