EDİNBURG İZLENİM & ROTALAR


MASAL ŞEHİR

 

İskoçya’nın başkenti Edinburg, adeta büyüleyici bir zaman tüneli. Kültürel mirasları, soylu tarihi ve estetik mimarisi sizi yüzlerce yıl öncesine götürürken,  erkeklerin üzerinde rastladığınız ekose kumaşlı geleneksel kilt etekleri, sokaklarda kulağınıza çalınan gayda ezgileri, efsanevi pubları ile kendine has keşiflere imkan veriyor. Diğer yandan da modern otelleri, restoranları, festivalleri ve etkinlikleri ile çağdaş deneyimler sunuyor.

 

Eski Şehirde her biri birer ufak şatoyu andıran yüksek tavanlı heybetli binaların arasındaki kaldırım taşlı sokaklarda, dar çıkmazlarda, kemerli geçitlerde yürürken, işlemeli ön cepheli  ve taç şeklindeki demir çatı süslemeli ihtişamlı katedrallerine girdiğinizde, ya da şehrin altını labirent gibi dolaşan yeraltı mahzenlerini gezerken, kendinizi adeta Ortaçağ’da kaybolmuş gibi hissediyorsunuz. Nazikliği ve zarafeti ile ünlenmiş bu soylu şehir, adeta görkemli bir antik mücevher gibi.

 

 

Her bir köşesi adeta bir tarih sahnesi olan şehrin, gün boyu değişen havası da bu hissinizi destekliyor. Gökyüzündeki yağmur bulutlarının grisi, binaların koyu renkleri ile birleşince karanlık ve kasvetli bir Ortaçağ atmosferine bürünüveriyor şehir.  Ancak rüzgar ile dağılıveren bulutların ardından ortaya çıkan masmavi gökyüzü ve güneş bir anda gününüzü aydınlatıyor ve tüm renklerin tadını çıkarmanıza izin veriyor. Renkler mi dediniz?  Yıl boyu yağış alan iklimi sayesinde Edinburg’da parklarda ve bahçelerde yeşilin yüzlerce farklı tonunu, evlerin pencerelerinden ve pubların balkonlarından sarkan sardunyaların pembe, kırmızı ve turuncusunu, yaseminlerin mor ve mavi tonlarını tüm parlaklığı ile seyredebiliyorsunuz.

 

Şehrin inişili çıkışlı sokakları, merdivenleri ve yokuşları sizi ve nefesinizi zorlasa da ardından karşılaştığınız manzaralar öyle büyüleyici ki, tüm fedakarlıklarınıza değiyor. Zaten en güzel deneyimler zorlukları aştığınızda gelenler değil midir?

 

Edinburg sadece geçmişte yaşayan bir şehir değil tabi ki. Yılboyu şehrin dört bir köşesine yayılan festivallerde hem klasik hem de çağdaş sanatın etkileyici örneklerini harmanlayarak sahneye koymayı başarıyor. Dünyaca ünlü tasarımcıların imzalarını taşıyan oteller ile tarihi dokuda modern  atmosferi yaşatıyor. Usta şeflerin geleneksel lezzetlere getirdiği yaratıcı yorumlar ile mükemmel çağdaş lezzetlerin tadına varmanızı sağlıyor.

 

 

Festivaller Şehri

Tarih ile demlenmiş ağırbaşlı bir şehir gibi gözüken Edinburg, aslında tüm yıla yayılmış meşhur etkinlik ve kutlamaları ile tam bir festival şehri.  Haziran ayında Uluslararası Film Festivali, Temmuz ayında Uluslararası Caz ve Blues Festivali, Ağustos ayında ise Uluslararası Edinburg Festivali ile şehir cıvıl cıvıl bir havaya bürünüyor,

 

Özellikle Ağustos’taki meşhur Uluslararası Edinburgh Festivali klasik müzik konserleri, opera, tiyatro dans ve sahne sanatları performansları ile dünyanın en kapsamlı sanat festivali. Bu festival kapsamında şehirde Sanat Festivali, Fringe Yetenek Festivali, Uluslararası Kitap ve Film Festivali, Edinburg Mela Dans Müzik ve Moda Festivali ve Military Tattoo Gösterileri gerçekleşiyor ve şehrin her sokağı, binası,  bahçesi hatta telefon kulübeleri bile birer etkinlik ve sergi alanına dönüşüyor, özel şatoların ve malikanelerin kapıları ziyaretçilere açılıyor. Her yıl 3 milyon’a yakın izleyici Edinburg’un yaz festivali etkinliklerine katılıyor.

 

Ayrıca Hogmanay Kutlamaları olarak bilinen yeni yıl kutlamaları’da şehirde 3 gün boyunca muazzam bir parti rüzgarı estiriyor. 30 Aralık’ta başlayıp 2 Ocak sabahı sona eren kutlamalar, canlı orkestralar ile açık hava konserleri, dünyanın en büyük havai fişek gösterisi, ve sokakları şarkılar ile dolduran yüzbinlerce şehirli ile gerçekten görsel ve işitsel bir şölen yaşatıyor.

 

Edinburgh ’un takvimindeki diğer etkinlikler ise: Nisan ayında Geleneksel Ceilidh Kültür, Müzik ve Dans Festivali, Edinburg Bilim Festivali ve 30 Nisan’da Beltane Ateş Festivali, Mayıs ayında Bank of Scotland Imaginate Festivali, Ekim ayında ise Edinburg StoryTelling Festivali.

 

 

Gastronomi

İskoç yeme içme kültürünün vazgeçilmez içkisi viski. ‘Scotch’ diye adlandırılan viskilerin 3 çeşidi mevcut: tek damıtım evinde üretilmiş arpa maltı Single Malt, farklı damıtım evinlerinde üretilmiş arpa veya farklı bir tahıl maltı Single Grain, ya da bunların karışımı olan Blend. Yıllandırılmış vintage single malt viskiler ise en makbulü. Eski Şehir’de Kale’ye gelmden Royal Mile üzerinde yer alan The Scotch Whisky Experience merkezi, İskoç viskileri hakkında daha detaylı bilgi almak ve tadım yapmak için ideal. Arpanın alkole dönüşüm sürecini izlemek isterseniz Edinburgh ’a 40 dakika uzaklıkta East Lothian’da Glenkinchie Distillery ziyaret edebilirsiniz.

 

Edinburgh ayrıca ‘Scotch Ale’ biraları ile ünlü. “Wee Heavy” olarak da bilinen bu bira türü, acılı otlar ile bira maysının uzun süre kaynatılarak karamelize edilmesinden elde ediliyor.

 

İskoçya ayrıca pastane ürünleri ile de meşhur. Turta, meyveli kek ve daha birçok farklı lezzeti tadabileceğiniz bir pastaneyi mutlaka ziyaret edin. İskoçya’nın suları yumuşak olduğu için çayları da oldukça lezzetli, özel çay evlerinde geleneksel İngiliz 5 çayı seremonisini kaçırmayın.

 

 

Edinburg’un Ünlüleri

Edinburgh telefonun yaratıcısı Graham Bell, ünlü yazar ve şair Robert Louis Stevenson ve Sir Walter Scott’a ev sahipliği yapmış. Harry Potter’ın yazarı Rowling ise final kitabını şehrin ünlü Balmoral Otelinde konaklayarak tamamlamış.

 

Edinburg’un insanları da şehrin kendisi gibi soylu ve nazik. Yüksek sesle hızlı hızlı konuşan İskoçların aksanını anlamanız bir zaman alsa da, yabancı olduğunuzu anladıklarında sıcak bir gülümseme ile yavaş yavaş ve tane tane konuşarak size kibarca yardımcı oluyorlar.

 

 

Kimilerine göre İskoçya’nın yükselen yıldızı Glasgow, ancak aralarında bir seçim yapmak mümkün değil. Glasgow ülkenin modern yüzü iken, Edinburgh İskoçyanın köklü değerlerinin temsilcisi. Bence ikisi birden arka arkaya ziyaret edildiğinde, İskoçya’nın hem geleneksel hem de çağdaş yüzünü deneyimlemek için ideal bir kombinasyon oluyor. Geçmiş ile çağdaş arasında mükemmel bir köprü kuran Edinburg muhteşem bir haftasonu durağı.

 

 

 

NE ZAMAN GİTMELİ?
Festival ve etkinlikleri ile her daim hareketli olan Edinburg tüm yıl boyunca ziyaret edilebilir. Özellikle yaz ayları ve Yılbaşı Edinburg’da en canlı dönemler.

 

 

 

EDİNBURG ROTALARI

Edinburg’un 3 ana bölgesi görülmeye değer: Edinburg’un baş tacı olan kalesine,  katedral, kilise, saray ve müzelere ev sahipliği yapan UNESCO kültür mirasları arasında yer alan Eski Şehir, aslında en yeni binası 100 yıllık olan ve şehrin en iyi alışveriş duraklarına ve çağdaş müzelerine ev sahipliği yapan Yeni Şehir ve deniz kenarında şehrin en iyi gastronomi duraklarına ev sahipliği yapan Leith bölgeleri.

 

Eski Şehir 
Yüksek bir tepede kayaların üzerine konumlanmış, tarihin 1200 yıl geriye uzandığı Eski Şehre, nereden bakarsanız bakın görebildiğiniz Edinburgh Kalesi damgasını vurmuş durumda. Edinburg Kalesi’nin en görülmeye değer mekanları Kraliyet Sarayı, zindanları, I. ve II. Dünya Savaşı şehitler kilisesi ve tabi ki şehre hakim manzara terasları.

 

Parke taşlı daracık sokakları ve geçitleri, gizli meydan, bahçe ve avluları ile tipik bir Ortaçağ mimarisine sahip Eski Şehir yürüyerek keşfedilebiliyor, ancak inişli çıkışlı tepelerinde bazı tırmanışlar meydan okuyucu olabiliyor.Edinburgh Kalesinden başlayarak Holyroodhouse Sarayına inen Royal Mile, üzerinde yer alan ihtişamlı St. Giles Katedrali, Üniversite Binası, gösterişli heykelleri ile Thistle Kilisesi, İskoçya’nın en ünlü reformcusu rahip John Knox’un 15.yy’dan kalma evi gibi tarihi hazineleri ile gerçek bir asalet geçidi gibi. Royal Mile’ın sonunda yer alan İngiliz Kraliçesinin İskoç ikametgahı olan Holyroodhouse Sarayında ise Kraliçe Victoria’nın Buckingham Sarayından getirdiği goblenler, Sean Connery’nin onurlandırıldığı Great Gallery bölümü ve İskoç Kraliçesi Mary’nin sevgilisi olduğu iddia edilen Italyan sekreteri David Rizzo’nun 56 kez bıçaklanarak öldürüldüğü yatak odası görülmeye değer. Eski şehrin modern mimarideki gözbebeği ise Holyroodhouse karşısında konumlanan, tasarımı ile 2005 yılında Stirling Ödülüne layık görülmüş Parlemento Binası.

 

Edinburgh ’un maskotu haline gelmiş olan Greyfriars Bobby heykeli, Skye Teriyer cinsi kahraman bir köpeğin anısına dikilmiş. Heykel ve tam karşısında yer alan İskoç Ulusal Müzesi, Eski Şehrin görülmeye değer diğer mihenk taşları. Eski Şehir’de yaşamın cıvıl cıvıl olduğu yerler ise; pazarı, restoran, kafe ve dükkanları ile cıvıl cıvıl Grassmarket Meydanı ve hemen ona açılan Victoria Caddesi. Pubları ile ünlü Cockburn Caddesi ise Eski Şehrin en hareketli adreslerinden bir başkası.

 

 

Yeni Şehir

18. Yy İngiliz ‘Georgian’ mimarili görkemli binalara ev sahipliği yapan Yeni Şehir, 250-300 yıllık binaları ile Eski Şehir ile kıyaslananınca genç kalıyor.  Sarp kayaların üzerine tünemiş heybetli Edinburg Kalesinin ve ortaçağ şehrinin dramatik manzaralarına nazır yemyeşil Princes Street Bahçeleri, ayrıca Neo – Klasik mimarideki İskoç Kraliyet Akademisi ve İskoç Ulusal Galerisi müzelerine ev sahipliği yapıyor. Rönesans’tan 20. Yüzyıla kadar birçok ustanın çalışmalarını sergileyen İskoç Ulusal Galerisi dünyanın bilinen en büyük koleksiyonlarından birine sahip. Bahçenin sonunda yer alan Scotts Anıtı, 61 metre yüksekliği ile İngiltere’de bir yazara adanmış en büyük anıt. 287 merdivenini tırmandığınızda hem yeni hem de eski şehrin panaromik manzaralarını seyredebiliyorsunuz.  Yeni Şehrin kuzeyinde yer alan Scottish Portre Galerisinde ise muhteşem portre çalışmaları görebiliyorsunuz.

Restoran, kafe ve mağazalara ev sahipliği yapan George, Hanover ve Frederick caddeleri Yeni Şehrin en hareketli adresleri. Pubları ile ünlü Rose sokağı ise günün her saati dolup taşıyor.  Yeni Şehrin en bohem bölgeleri Victoria ve Thistle sokakları. Uygun fiyatlı mağazalar Princes Caddesi üzerinde yer alırken, lüks alışverişin adresi ise Multrees Walk.

 

Princes Caddesinin batı ucunda yer alan West End bölgesi ise Usher Hall konser salonu, Royal Lyceum Tiyatrosu, Traverse Tiyatorsu, Filmhouse Sinema Salonunu ve en büyük sanat galerilerine  ev sahipliği yaparak, Edinburgh ’un sanat durağı ünvanını kazanmış. Bölgenin en renkli ve canlı sokağı ise, kaldırım taşlı sokaklarında yer alan tasarım butikleri, aksesuar dükkanları ve sanat galerileri ile William Street.

 

Yeni Şehrin bitiminde kuzeyde  yer alan Stockbridge ise harika antika dükkanları, vintage butikleri, sahafları ile hafif sapa kalıyor, ancak antika tutkunları için gerçek bir gizli keşif.

 

 

Leith

Şehrin doğusunda yer alan, ayrı bir liman kasabası olan Leith ise Michelin yıldızlı restoranları ile Edinburgh ’un gurme durağı. Edinburg gastronomi sahnesinin en gözde şef restoranalarına ev sahipliği yapıyor Leith. Denize dökülen Leith nehri suları kenarına dizilmiş otel, restoran ve kafeleri ile Leith akşamları ve Pazar günleri çok hareketli. Limanda yer alan Leith Royal Yacht Britannia ise Kraliçe Viktorya dönemine ait asalet ve kudreti temsil eden dev bir müze yat.

 

Eğer iyi bir yürüyüşe ya da pedal çevirmeye hazırsanız, Balerno Lisesinden başlayıp, Union Canal boyunca ilerleyip, Leith’e varan Water of Leith yürüyüş/bisiklet yolunu takip ederek Edinburgh ’un yakın çevresini keşfedebilirsiniz. Leith’e sadece 1.5 km uzaklıkta, 800 yıllık hububat değirmenlerine ev sahipliği yapan tarihi bir köy olan Dean Village yer alıyor. Leith nehrinin kıyısındaki kartpostal güzelliğindeki Dean Village sadece tarihi bir öneme sahip değil. 20. Yüzyıla ait değerli eserler sergileyen Ulusal Modern Sanat Müzesi ve grafik sanatı, heykel, Dada ve sürrealist eserleri sergileyen Dean Galeri sayesinde Dean Village şehrin modern sanat durağı. Ayrıca şehrin akciğeri olan Kraliyet Botanik Bahçeleri’ndeki dev ağaçlar, çeşit çeşit bitki ve çiçekler botanik meraklıları için adeta bir cennet bahçesi.

 

Şehrin en çarpıcı manzara noktaları ise Edinburgh Kalesi, Scotts Anıtı, Eski Şehir ile Yeni Şehri birbirine bağlayan Kuzey Köprüsü, Waterloo Place’dan merdivenler ile çıkılan Calton Tepesi ve de Holyrood Park’tan uzun bir tırmanış ile çıkabileceğiniz Arthur’s Seat Tepesi. Özellikle gün batımında hem Eski Şehrin hem de Yeni Şehrin muhteşem panaromik manzalarına şahit olmak mümkün.

 

DİĞER MÜZELER

Camera Obscura

Our Dynamic Earth

Gladstone’s Land

Writer’s Museum

 

 

İSKOÇYA YOLCULUK TERAPİSİ YAZILARI

Edinburgh İzlenimleri ve Rotaları için: http://www.yolculukterapisi.com/edinburg/

Edinburgh Otel, Restoran, Kulüp  ve Alışveriş Rehberi için: http://www.yolculukterapisi.com/edinburg-rehber-otelrestoranbaralisveris/

Glasgow İzlenimleri ve Rotaları için: http://www.yolculukterapisi.com/glasgow/

Glasgow Otel, Restoran, Kulüp  ve Alışveriş Rehberi için: http://www.yolculukterapisi.com/glasgow-rehber-otelrestoranbaralisveris/

 

 

 

 

 

Yazının başına dönmek için tıklayınız

 

Zeynep Atılgan Boneval