CORDOBA- ENDÜLÜS İZLENİM&ROTALAR

Şaşırtıcı mimarisi, görkemli tarihi, beyaza boyalı duvarları ve dolambaçlı sokakları ile adeta bir harikalar diyarı Codoba…

 

Güney İspanya’da Endülüs Bölgesinde yer alan Cordoba, 10. ve 11. yüzyıllarda dünyanın en kalabalık şehirlerinden birisi idi.

 

O dönemde Yahudilerin, Hristiyan ve Müslümanların barış içinde yaşadığı bu şehir, önemli filozof, bilimadamı ve sanatçılarının katkısı ile Avrupa’nın en önemli kültür merkezlerinden birisiydi.

 

Şimdilerde Endülüs’ün orta nüfuslu kentlerinden biri olan Cordoba, büyüleyici tarihi ve mimarisi ile İspanya’nın en iyi korunmuş en çok ilgi uyandıran destinasyonlarından biri. 1984 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirasları arasına giren Cordoba’da; dünyanın 3. büyük cami/kilisesi Mezquita, Alcazar Sarayı, Rönesans’dan kalma Palacio de Viana, Musevi Mahallesi, Medina Azahara Harabeleri ve antik Roma şehir surları gibi, Hristiyan, Müslüman ve Musevi kültür ve mimarisinin çok iyi korunmuş örneklerini bulmak mümkün.

 

 

Nispeten küçük oluşu sayesinde kolayca ve keyifle keşfedilebilir olan Cordoba ayrıca olağanüstü güzellikteki avluları ve çeşmeleri, çiçek bahçeleri, capcanlı meydanları, lezziz İspanyol tapa’ları, canlı flamenko müziği ve perfonmansları, ve gözüpek matadorları sayesinde İspanya’nın en çekici kentlerinden biri kabul ediliyior

 

Romalılar tarafından kurulan Cordoba, Guadalquivir Nehri üzerindeki önemli stratejik yeri nedeniyle kısa zamanda zeytinyağı, şarap ve buğday taşımacılığı ile önemli bir liman kenti halini almış. Şu an “Roma Köprüsü” (El Puento Romano) olarak anılan sağlam köprüyü o dönem Romalılar inşa etmiş. Ancak Cordoba’nın asıl yükseliş dönemi Magrip Krallığı Endülüs ile başlıyor. Büyük Camii’nin (La Mezquita) inşası da aynı dönemde başlamış ve yüzyıllar süren eklemeler sonunda İslam aleminin en büyük yapılarından biri ortaya çıkmış.

 

Magripliler, 711’de İspanya’yı feth ettiklerinde Cordoba’yı başkentleri yaptılar. 929’da Endülüs, Bağdat’taki halifeden bağımsızlığını ilan etti. Bundan sonra Avrupa’nın en büyük ve önemli kültür merkezi haline gelen Cordoba’nın merkezi ise Cami Ül-azam (Büyük Camii) idi. Yapı, Roma mimari geleneklerinin çevredeki büyük yapıların sütunlarıyla bir İslam sentezi içinde birleştirilmesi sonucu ortaya çıkmıştı. Çifte kemerler Kuzey Afrika mimarisini temsil ediyordu. Batı İslam’ın bu en görkemli mimari yapısı ne yazık ki bir katedral ile ortadan kesilerek bozuldu. Hala çok etkileyici olmasına rağmen, içine girdiğinizde yitirilmiş görkemi hissedebiliyorsunuz.

 

Şehir 1236’da hrıstiyanlar tarafından tekrar feth edildiğinde, şehrin yeni sahiplerinin yapının güzelliğine duyduğu hayranlık, katedrallerini caminin kolonları arasına inşa etmelerine neden olmuş. Bugünkü olağandışı kilise-camiinin hikayesi de bu. Bunun dışında tarihi hazineler açısından Cordoba çok zengin bir yer: 1328’de Hrıstiyanlar tarafından yapılan Alkazar, Roma Köprüsü’nü korumak için nehrin karşı tarafına Araplar tarafından yapılan Calahorra Kalesi ve şimdi bir müze olan Yahudi Sinagogu sadece birkaçı…

 

Bir zamanlar Yahudi yerleşimi olan, Cordoba’nın ortaçağdan kalan bölgesi “La Juderia” olarak anılıyor. Córdoba’nın labirent gibi sokaklarında neredeyse her evin kendine ait bir avlusu ve çeşmesi mevcut. Öyleki her yıl Mayıs ayında düzenlenen ‘Patios Córdobeses – En Güzel Avlu Yarışması’nda en güzel avlu için aileler yarışıyor ve çiçekler ile bezenmiş özel evlerin avluları ziyaret için halka açılıyor. Bu bölgede dar sokaklar arasında kaybolurcasına dolaşmak yapılacak en doğru şey; her köşe başında karşınıza çıkan Büyük Camii’nin duvarları kaybolma riskinizi de ortadan kaldırıyor.

 

Cordoba meydanları içinde yabancıları en çok etkileyeni Plaza de las Tendillas. Meydandaki saat kulesi her saat başını gong ile değil, gitar sesiyle duyuruyor. 17. yüzyılda boğa güreşlerinin yapıldığı Plaza de Corredera, şu anda restore edilmiş binalarıyla yine önemli bir buluşma adresi. Kiremit renkli binaların çevrelediği meydan özellikle hafta sonları düzenlenen konserlerle iyice canlanıyor. şehrin bir başka önemli meydanı, Cervantes’in Don Kişot’undan bildiğimiz Plaza del Potro. Meydanın ortasındaki küçük havuz ve üzerindeki at önemli simgelerinden biri. Bu küçük meydanın sol tarafında kalan eski han ise Don Kişot’un da konakladığı yer.

 

Hrıstiyan Krallarının Sarayı (Alkazar) 1328’de Granada’nın tekrar feth edilmesine kadar burada yaşayan XI. Alfonso tarafından yaptırılmıştı. Magrip Halifesi Boadil de burada tutsak edilmiş. Sarayın içinde Arap hamamları, Roma mozaikleri ve 3. yüzyıldan kalma mermer mezarlar var. Alkazar’ın en önemli tarihi özelliklerinden biri Kolomb’un yapacağı uzun deniz yolculuğu için İsabel ve Fernando’dan para istediği saray olması. O anı simgeleyen bir anıt, bugün havuzlar ve küçük fıskiyelerle birbirine bağlanan sarayın bahçesinde yer alıyor.

 

 

 

 

CORDOBA ROTALARI

Mezquita Katedrali/Camii: Cordoba’nın parlayan yıldızı Mezquita eskiden dünyanın 3. büyük camisiymiş. Daha sonra bir Katolik katedrale dönüştürülmüş. Zaten Mezquita İspanyolca’da camii anlamına geliyor. Gotik, Barok ve İslam mimari etkilerini taşıyan bu camide, sonsuzluğa uzanan kırmızı ve beyaz tuğla kemerler arasından, oyma ahşap camlardan sızan ışık eşliğinde yürüdüğünüzde içinizde olağanüstü mistik ve otantik duygular uyanıyor.

Medina Azahara Harabeleri: Corodoba’ya şehir merkezine 5 km uzakta çok kısa bir zaman önce keşfedilmiş bir yer altı şehri. Kazı çalışmaları hala devam ediyor.

Alcazar Sarayı: 13. yüzyılda, Kral 11. Alfonso tarafından yaptırılan saray, 15. yüzyıla kadar kraliyet ailesi tarafından ev olarak kullanılıyordu. Nefes kesici antikaları, iki geniş bahçesi ve hamamlarıyla mutlaka görülmesi gereken bir yer.

Musevi Mahallesi ve Meydanı: Cordoba’nın en ünlü turistik yerlerinden biri olan Musevi Mahallesi, 1984 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası olarak kabul edildi. Buradan kuzeye doğru yürüdükçe, hem Musevi hem de Arap etkisinin görüldüğü sinogoglar ve pazarlar karşınıza çıktıkça, Cordoba’nın rengarenk geçmişinin izlerine şahit oluyorsunuz.

Plaza Corredera: Cordoba’nın en güzel meydanlarından biri kabul edilen bu meydan Cordoba’da ilk boğa güreşinin gerçekleştirildiği yer. Şimdilerde cafe ve restoranlarla dolup taşan meydan, meydana çıkan dar sokaklar arasında kalmış irili ufaklı dükkanlar ve sahaflar ile capcanlı bir atmosfer sergiliyor.

Patios Müzesi: Plaza Don Gome’da, 14. yüzyıldan kalma bir sarayın bahçesinde yer alan muhteşem müzede, palmiye, portakal, selvi ağaçları ve çiçeklerle bezenmiş 12 avlu yer alıyor. Ayrıca 17 bahçesi bulunan saray Palacio de los Marqueses de Viana (Plaza de Don Gome 2) da görülmeye değer. İspanyolca ‘çiçek yolu’ anlamına gelen Mezquita Çan Kulesi manzarasına nazır Calleja de las Flores sokağı, bembeyaz duvarlardan sarkan rengarenk çiçekler ile bezenmiş.

Tendillas Meydanı: Eski Musevi Mahallesi ve şehrin modern yeni yüzü arasında sıkışıp kalmış bu meydan adeta şehrin kalbi.

Medina Califal Hamamı (Corregidor Luis de la Cerda 51) Müslüman mimarisinin en güzel örneklerinden birisi olan bu hamam, Avrupanın en eski ve büyük hamamlarından birisi

Boğa Güreşi Müzesi: Plaza de Maimonides’de yer alan müze Cordoba’da gelenekselleşen boğa güreşi tarihine ışık tutuyor.

Manzara: Göz alıcı bahçeler, Guadalquivir nehri ve Roma köprüsü ve panaromik şehir manzaları için Alcazar de los Reyes Cristianos’de yer alan Torre de los Leones veya Torre de Homenaje tepelerine çıkabilirsiniz.

Los Sotos de la Albolafia: Guadalquivir nehri üzerinde yer alan Puente Romano ve Puente de San Rafael köprülerinden geçerek, nehirde yer alan ufacık Los Sotos de la Albolafia adasını ziyaret etmek mümkün. Eskiden un değirmenlerine ev sahipliği yapıyormuş.

Müze: Torre de la Calahorra Museum, Puente Romano
Müze: Museo Arqueologico, Plaza jeronimo Paez 7
Kale: Alcazar de los Reyes Cristianos, Campo Santo de los Martires

 

 

 

CORDOBA TAKVİMİ

Ilıman iklimi sebebi ile tüm yıl boyu ziyaret edilebilecek Cordoba’da Nisan ile Ekim arasındaki aylar en güzel aylar. Ocak ayında Córdoba’da Christmas törenleri düzenleniyor, ay boyunca şehir sokaklarında sabah erken saatlerde atlı süvariler ve 3 Kralın geçit töreni gerçekleşiyor. Ortaçağdan kalma şehrin meydan ve pazar yerinde tezgahlar çiftçilerin ürünleri ile doluyor, aktorbatlar gösteriler yapıyor. Mart ve Nisan ayında büyük seremoniler ile Kutsal Hafta kutlanıyor. Mayıs ayı ise Cordoba’nın en önemli ayı, önce ‘Battle of the Flowers’ geçit töreni düzenleniyor, ardından ‘Las Cruces de Mayo’ ile baharın gelişi kutlanıyor, ve de en güzel avlu yarışması gerçekleşiyor, ve sonuçlar Feria meydanında havai fişek ve canlı müzik performansları ile kutlanıyor. Bu ayda birçok özel evin avlusunu ziyaret etmek mümkün Temmuz’da Córdoba Gitar Festivali uluslararası gitarcıları bir araya getiriyor.

 

 

 

CORDOBA LEZZETLERİ

• Yürüyerek kolayca ve büyük bir keyif ile keşfedilen şehrin bir başka güzel yanı da istediğiniz zaman yemek molası verebilmeniz. Cordoba’da, özellikle de sıcak yaz günlerinde, yenecek en doğru şeylerin başında Gazpacho ve Salmorejo geliyor. Bunlar zeytinyağı ve çeşitli sebzelerin karışımından yapılan soğuk çorbalar. Cordoba’nın en önemli yiyeceği jambonu da (jamon) unutmamak lazım. Hemen her köşe başında bulabileceğiniz küçük barlarda mezeler ve bir bardak bira için yaklaşık 10 Euro ödeyerek güzel bir öğlen yemeği yiyebilirsiniz.
• Tapas dünyasından seçmeler: Fritura de pescada (kızarmış balık ve deniz ürünleri, üzerinde limon gezdirilmiş), Salpacion de mariscos (farklı deniz ürünlerinden yapılmış, soğan, balsamik sirke ve kırmızı biberle şenlendirilmiş soğuk salata), almendras fritas (kızarmış tuzlu badem), banderillas (küçük şişlere geçmiş deniz ürünleri, soğan, zeytin, sebze çubukları; bir seferde yenmeli), albondigas (domantos soslu bir köfte)…
• Bal ve bademden imal edilen Alfajores, yağda kızartılmış, üzerine bal dökülerek yenen Pestinos, Cordoba mutfağının Arap etkileri taşıyan meşhur tatlılarından.
• Ayrıca Cordoba zeytinyağıyla ile de ünlü. Cordoba yakınlarında yer alan Alcolea kasabasında yer alan Museo del Aceite Carbonell, zeytinliklerin arasında yer alan bir yağhane. Bu müzede hem zeytinyağın tarihini, yapılışını öğrenmek hem de özel tadımlar gerçekleştirmek mümkün.

 

 

SİESTA ZAMANI
Siesta (öğlen uykusu tatili) İspanya’da önemli bir zaman dilimi, çünkü her yer kapanıyor. Günlük programınızı buna göre yapmanız en doğrusu. Genelde saat 14:00-15:00 civarında başlayan siesta saat 17:00-18:00 gibi sona eriyor.

 

 

Yolculuk Terapisi Endülüs Rehberleri:

 

 

 

 

Yazının başına dönmek için tıklayınız

 

Zeynep Atılgan Boneval

1 comment

  1. Pingback: Yolculuk Terapisi | Yolculuk Terapisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir