CHICAGO İZLENİM&ROTALAR


AMERİKA’NIN MİMARİ, GASTRONOMİ VE CAZ MERKEZİ

 

Amerika Birleşik Devletleri’nin New York’tan sonra ikinci büyük iş, finans ve kültür merkezi Chicago, çok büyük bir şehir olmasına rağmen metropol karmaşası ve keşmekeşinden uzak, keyifli yaşamayı bilen bir şehir. Kendinden emin, insanı yormayan, bunaltmayan bir kozmopol. Belkide kıyısında bulunduğu Michigan gölü ve içinden akan nehirlerdeki suların arındırıcı ve dinlendirici etkisi ile telaşsız bir karakteri var. Şehir semalarında yükselen cesur ve yaratıcı mimarideki gökdelenler… parklarda ve bahçelerde rastladığınız enstelasyonlar ve sokak sanatı örnekleri… adım başı rastladığınız kulüplerden yükselen blues ve caz ve gospel ritimler…ister şık ister salaş restoranlar olsun yaratıcı ve deneysel lezzetler…

 

Chicago gözünüze, damağınıza ve kulağınıza hitap eden canlı ve zevkli bir şehir.

 

AÇIK HAVA MÜZESİ CHICAGO

Chicago adeta Amerikan mimarisinin beşiği. Parlak çelik konstrüksüyon gökdelenler, New England tarzı kırmızı tuğlalı binalar, Prairie Okulunun geometrik yapıları, Mies van der Rohe’nin sade minimalizm örnekleri, birçok farklı döneme ait mimari harikası ahenkle bir arada.

 

Şehrin bu öncü mimarisinin arkasında aslında büyük bir felaket yatıyor. 8 Ekim 1871’de Chicago’da 3 gün boyunca süren Büyük Yangın, 6.5km2’yi yerle bir ederken üçyüz kişinin hayatına yüzbin kişinin ise evine malolmuş. Yangının yarattığı yıkımın pozitif bir sonucu ise, şehrin ortasındaki yanıp kül olmuş merkezin sıfırdan planlanıp inşaa edilme aşamasında cesur ve yaratıcı mimarinin filizlenebilmesi olmuş. Çarpıcı ve cüretkar yapılar göz alıcı bir şekilde yükselerek Chicago’nun nirengi noktaları haline gelmiş.

Bugün Amerikan mimarisinin 150 yıllık geçmişinin açıkhava müzesi konumundaki Chicago’da, Louis Sullivan, Daniel Burnham Ludwig Mies van der Rohe, Frank Lloyd Wright, Philip Johnson, Bertrand Goldberg, Charles Atwood gibi mimarlar birer kahraman olarak anılıyor.

 

Clarke House, Chicago Water Tower, ilk gökdelen Montauk Binası, Chicago okulunun ilk binası Home Insurance Building, Daniel Burnham’ın Rookery Binası, Monadnock Binası, Louis Sullivan’ın Oditoryum Binası, Charles Atwood’un Reliance binası (bugün Burnham otel olarak hizmet veriyor), Frank Lloyd Wright’ın Hyde Park’ta yer alan Prairie okulu stili Robie Evi, Oak Park Unity Kilisesi, kendi evi ve studio’su, Edward Bennett’ın Michigan Avenue Köprüsü, Graham Mimarliğin Wrigley, Pittsfield, Field, John Hancock ve Willis Kulesi (eski Sears Tower) ve onun 413 metre yükseklikteki Skydeck’i, Eski Chicago Postanesi, Chicago Tiyatrosu, Merchandise Mart kompleksi, John Mead Howels’ın Tribune Kulesi, Ludwig Mies van der Rohe’nin Lake Shore Drive apartmanları, Bertrand Goldberg’in nehir kenarında yer alan mısır koçanı diye anılan Marina City kompleksi, Skidmore, Owings ve Merrill’in Trump International Hotel & Tower Binası, Gang Mimarlık Stüdyosunun Aqua Kulesi bugün Chicago şehrinin ve semalarının heyecan verici damgaları.

 

Chicago sadece binaları ile değil, parklar ve bahçeler gibi umumi mekanlarda ardı ardına sergilenen sanat eserleri ve enstelasyonlar ile de adeta bir açıkhava müzesi. Chicago, sanatın nasıl şehrin günlük hayatının içine entegre edilebileceğinin en güzel örneği. Millennium Park, Frank Gehry’den Kathryn Gustafson’a, Anish Kapoor’dan Jaume Plensa’ya sanat eseri gibi mimari yapılar, ve enstelasyonlar ile 21. Yüzyıl mondernizminin vitrini haline geldi. Anish Kapoor’un dev fasülye biçimindeki büyüleyici çelik enstelasyonu “Cloud Gate”, müzik ve perfomanslara ev sahipliği yapan Frank Gehry’nin Jay Pritzker Pavilyonu, Jaume Plensa’nın 15 metre yüksekliğindeki heybetli fıskiye çeşmesi, Frank Gehry’nin köprüsü, Zaha Hadid’in Burnham multimedya Pavilyonu, parkın köşesinde yer alan Chicago Art Institute’un Renzo Piano tasarımlı yeni modern kanadı bunlardan bazıları.

 

Art Institute of Chicago’nun eski Beaux Arts bölümünde Seurat, Monet, Van Goghs, Gauguin, Hopper, Grant Wood gibi eski ustalar yer alırken, modern kanat Picasso, Giacometti, Klee, Chagall gibi modern Avrupa’lı sanatçıların eserlerinden oluşan etkileyici bir koleksiyona ev sahipliği yapıyor. Müzenin kafesi Terzo Piano ise popüler bir kafe. Müzenin az ilerisinde Millenium Park’a doğru yine Renzo Piano tarafından tasarlanmış bir yaya köprüsü bulunuyor.

 

CANLI YEMEK SAHNESİ

Chicago adeta Amerika’nın lezzet deney labratuarı. Şeflerin deneysel ve yaratıcı lezzetleri test ettiği, epik degüstasyon menülerine cesur tatlar eklediği, ister Michelin yıldızlı ister sade ve salaş olsun, mutfak ve sofra işinin bir sanat gibi icra edildiği Chicago, gastronomi düşkünleri için adeta bir cennet.
Lezzette iddialı bu şehirde, dünyanın en muhteşem ‘haute gastronomi’ restoranları ile leziz hot dog standları, ‘deep dish’ pizzacıları ve gastro-butikler yanyana. Mesela Grant Achatz’ın moleküler gastronomi şaheserleri Alinea ve Rick Bayless’ın sokak yemeklerinden ilham aldığı Xocokendi alanlarında son derece başarılı iki zıt kutubu yansıtıyor.

 

RÜZGARLI ŞEHİR CHICAGO

Chicago’ya üçüncü kez Şubat ayında gittiğimde neden rüzgarlı şehir diye anıldığını çok iyi anladım. Alışveriş için şehir merkezine inmiştik, ayazla birlikte soğuğu hissetmemek mümkün değildi, cetvelle çizilmiş gibi birbirini kesen yatay ve dikey sokakların arasında şiddetle esen rüzgardan korunmak için binaların girişlerindeki kapı eşiklerine sığındığımızı, bir blok daha ilerlemek için cesaretimizi toplayıp yüzümüze çarpan karlara karşı gözlerimizi kapatıp koşarak bir sonraki blokta başka bir binaya sığındığımızı hatırlıyorum. Sokakların oluşturduğu koridorlarda oluşan kurander ile soğuk iliklerimize kadar işledi.

 

CHICAGO STİLİ CAZ

New Orleans’tan sonra Amerikan cazının ikinci ev sahibi Chicago. Batı yakasında 1912’de bir argo kelime olarak yayılan Caz ifadesi, ilk kez dünyada 1915’de Chicago’da müzik için kullanılmaya başlanmış, yani müzikte ‘Caz’ teriminin isim babası Chicago.

Amerikan cazının doğum yeri New Orleans olsa da, New Orleans stili denilen caz esas olarak Chicago’da şekillenmiş ve parlak dönemini burada yaşamış. ABD’nin 1.Dünya Savaşına girmesi ile bir savaş limanı olan New Orleans’taki ünlü Story Ville caz kulübü bir kararname ile kapatılmış. Böylece King Oliver, Louis Armstorng, Jelly Roll Morton, Johnny Dodds gibi bir çok caz müzisyeni Chicago’ya göç etmek zorunda kalmış. Yani cazın ilk stili New Orleans, New Orleans’da doğmuş olsada, altın devrini 20’li yılların Chicago’sunda yaşamış. İlk caz plakları Chicago’da kaydedilmiş.

 

20’li yıllarda Blues da en parlak dönemini Chicago’da yaşamış. Chicago’da siyahların yaşadığı Southside (güney yakası) bölgesinde New Orleans’lı büyük cazcılar ve Bessie Smith gibi meşhur blues şarkıcılarının bir araya gelerek yarattığı bir caz hayatı doğmuş ve bu etkileşim Chicago stilini yaramış. Melodiye bireyin hakim olduğu, soloların ve saksafonun daha büyük önem kazandığı bu stilin en önemli temsilcilerinden birisi Bix Beiderbecke olmuş.
Chicago bu geleneği hiç bırakmadan devam ettiriyor, şehir caz severler için bir cennet: şehirde yer alan farklı caz kulüplerinde her gece caz ve blues sanatçıları sahne alıyor ve canlı performanslar sergiliyor.

 

 

 

 

 

 

  • Nasıl Gidilir?

Lufthansa Hava Yolları ile 499 USD’den başlayan fiyatlar ile İstanbul- Chicago uçuşları hakkında bilgi almak için:  www.lufthansa.com/tr/en/explore-north-america?specialid=7968

 

 

CHICAGO ROTALARI

 

SEMT SEMT CHICAGO

  • Chicago diyince ilk akla gelen bölge Loop. Chicago’nun ekonomik ve kültürel merkezi olan Loop ismini bölgenin etrafını bir halka şeklinde dolanan tren hattından alıyor. Loop’u boydan boya kesen Chicago Nehrinden Oak Street’ uzanan Michigan Avenue- diğer adı ile Magnificent Mile – üzerinde yer alan müzeler, gökdelenler, restoran ve kafeler, Chanel, Louis Vuitton, Burberry ve Gucci gibi seçkin ve kaliteli butikler ve alışveriş merkezleri ile şehrin çekim merkezi. Loop’un batısı SoHo benzeri bir mahalle iken, doğudaki tarihi Gold Coast semti ise şık ve elegan.
  • Chicago’nun merkezinde yer alan Old Town bölgesi yaşayan bir müze gibi, tüm eski mimari korunurken, turistik bir mahalledense hoş bir yerleşim bölgesi olarak lokallerin yaşam alanı olmaya devam ediyor. Farklı mimarilerin zaman tüneli gibi olan Old Town Üçgeninde, yangın sonrası 1890lara kadar inşa edilmiş rengarenk boyalı ahşap işçi kulübeleri, 1900’lerde inşaa edilen kırmızı tuğlalı New England tarzı şehir evleri, ve de son 50 yılda inşaa edilen ultra modern konutları yanyana görmek mümkün.
    Lincoln Park ve Lakeview mahalleleri tasarımcı butikleri, kitapçılar, şirin kafeler ve pubları ile saatlerce gezinmek için ideal.
  • 1837’lerden itibaren Alman, İskandinav, İrlandalı, Afrikalı ve Doğu Avrupalı göçmenlerin yerleşim bölgesi olan Wicker Park/Bucktown bölgesi ise, tuğla ve taş evlerin renove edilmesi ile son yıllarda sanatçıların, öğrencilerin ve bohemlerin gözdesi haline geldi. Özellikle Armitage Avenue, trendy restoranları, funky butikleri ile Chicago’nun en güzel caddesi ünvanına sahip.
  • Michigan gölünün kuzey bölgeleri ise yürüyüş, koşu, bisiklet, tenis, golf ve plaj keyfi için ideal. 19. yüzyılda Lakeview sadece kereviz yetiştirilen tarlalar ve bir resort otelinden ibaretmiş, ancak şimdi şehrin en canlı bölgelerinden birisi. Özellikle bir bulmaca gibi inşa edilmiş Buena Vista Terrace görülmeye değer.
  • Hyde Park’ta yürüyüş yaparken Obama’nın neden buraya yerleştiğini anlamak mümkün. (Başkan’ın evi 50. Ve 51. Caddeler arasında South Greenwood Avenue üzerinde yer alıyor, gizli servis tarafınfan sıkı koruma altında olduğu için görmek mümkün değil) Yakında yer alan Frank Lloyd Wright’ın şaheseri Robie House (5757 South Woodlawn Avenue) ziyaret için açık. Hemen karşıda ise yemyeşil University of Chicago kampüsü yer alıyor.
  • Little Italy, Greek Town, Chinatown ve Pilsen, şehirde yaşayan Polonyalı, Yunan, İtalyan, Çinli ve diğer etnik grupların yoğun olduğu canlı ve renki bölgeler.
  • Chicago’nun kuzeyinde yer alan Andersonville semti eskiden tam bir köy havasında iken İsveçli göçmenler sayesinde eklektik, orjinal ve özgün butiklere, fırın ve kafelere, restoran ve barlara ev sahipliği yapıyor.
  • Özellikle yazın cıvıl cıvıl olan Michigan Gölü ise şehrin hayat kaynağı. Yazın sıcak günlerinde Michigan Gölünde yüzmek ve. Göl kenarındaki parklar piknik yapanlar, bisiklete binenler, yürüyüş ve koşu yapanlar, tenis, golf, plaj voleybolu oynayanlar ve 29 farklı noktada yer alan plajlarda tüm gün boyunca keyif yapanlar ile dolu oluyor. Göl ise kano, yelken, sörf yapanlar, tekne gezintisi yapanlar ile hareketleniyor. Sonbahar’da ise göl kenarında yer alan ağaçların rengarenk yaprakları ile bir renk cümbüşüne bürünüyor.
  • Bir karnaval yerini andıran Navy Pier ise alışveriş tezgahları, dükkanlar, iç mekan bahçesi, cam müzesi, Chicago Shakespeare Tiyatrosu ve dönme dolap ile başka bir eğlence ve kültür merkezi.
  • Şehrin önemli yapılarını keşfetmek için yürüyüş, tekne, otobüs, bisiklet ve tren turları gibi farklı birçok seçenek var. Bunların içinden en keyifli seçenek nehir kanallarında yapılan tekne gezileri. İlkbahar ile sonbahar arasında Michigan Avenue üzerinden deniz taksilerine atlayıp nehirler ve Michigan gölü üzerinde tur yapmak mümkün. Wendella’s Chicago Water Taxi (400 North Michigan Avenue ) Michigan Avenue ve Chinatown arasında yarım gün süren, Shoreline Water Taxi (401 North Michigan Avenue) Willis Tower ve Michigan gölünü kapsayan 3 saatlik turlar düzenliyor. ArchiCenter (224 S. Michigan Ave.) ise yürüyüş turları düzenliyor.

 

Şehrin muhteşem manzaları için: Magnificent Mile üzerinde yer alan John Hancock Observatory ya da Willis Kulesinde yer alan Skydeck.

 

Şehirde Spor ve Doğa: Millennium Park’ın göl kenarında uzanan Lakefront Trail, Hollywood Avenue’den 71. Caddenin sonuna kadar uzanan 29kmlik yürüyüş, koşu ve bisiklet rotası. Bisiklet kiralayak Michigan gölü kıyısında ilerleyip, parklar, plajlar, tenis kortları ve voleybol sahası kenarından geçip, Navy Pier ve Mies Van der Rohe tasarımlı apartmanları görmek mümkün. Parkın keyfini çıkartmak için başka bir alternatif te Green City Pazarından taze sebze meyve ve Grahamwich’den gurme sandviçler alarak piknik yapmak. Ayrıca parkta kış aylarında McCormick Tribune buz pateni pisti yer alıyor.

 

Plaj Keyfi: Chicago’nun kuzeyinde 30 dakika uzaklıkta Evanston’un 5 plajı yüzmek, güneşlenmek, kano ve balık tutmak için çok keyifli.

 

 

KÜLTÜR, SANAT VE DENEYİM ADRESLERİ

Art Institute of Chicago, 111 South Michigan Avenue
Museum of Contemporary Art, 220 East Chicago Avenue
Arts Club of Chicago, 201 E. Ontario St.
Chicago Cultural Center, 78 E. Washington St.
Smith Museum of Stained Glass Windows, 600 E. Grand Ave.
Adler Planetarium, 1300 S. Lake Shore Dr
Marina City Towers, 300 North State Street
Merchandise Mart, North Wells Street
Chicago History Museum, Lincoln Park
Field Museum, 1400 S Lake Shore Drive
McCormick Tribune Bridgehouse & Chicago River Museum, 376 North Michigan Avenue
Shedd Aquarium, 1200 South Lake Shore Drive
Lincoln Park Zoo, 2200 N Cannon Dr
Civic Opera House, North Wacker Drive
Joffrey Ballet, 10 East Randolph Street

 

CHICAGO TAKVİMİ

Mart’ta St Patrick’s Day kutlamaları (geçit törenini izlemek için en doğru nokta Michigan Avenue ve Wacker Drive’ın kesiştiği yer), Haziran ayında Chicago Blues Festivali, Millennium Park’ta Jay Pritzker Pavilion’da Music Without Borders Festivali, Old Town’da gerçekleşen Old Town Art Fair, Wells Street Art Fair, Ribfest Chicago, Andersonville Midsommarfest ve World Naked Bike Ride Chicago, Haziran – Eylül arası Ravinia Yaz Müzik Festivali, Temmuz’da dünyanın 2. büyük yiycek içecek festivali Taste of Chicago, Temmuz-Eylül arası Chicago SummerDance Festivali , Ağustos ayında Michigan Gölünde Air & Water Show, Ağustos’ta Grant Park’ta 200.000’den fazla izleyici ile gerçekleşen Lollapalooza Müzik Festivali, Eylül ayında Chicago Caz Festivali, Ekim’de Chicago Maratonu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazının başına dönmek için tıklayınız

 

Zeynep Atılgan Boneval

1 comment

  1. Pingback: Yolculuk Terapisi | Yolculuk Terapisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir