CAPE TOWN KEŞİFLERİ ve ŞEHİR VE CİVAR ROTALARI

500 yıl önce kuş uçmaz kervan geçmez dağlık topraklarda, bakir ve kurak bir araziden, dev bir tarım havzasına dönüştürülen Cape Town, bugün yemyeşil bir şehir. Nasıl mı?

Avrupa’dan çıkıp Cape Burnunu dönerek Doğu’ya giden denizciler için yolda iki ikmal gerekliydi: Su ve yemek.

Cape Town, Masa Dağından inen kaynak suları ile hem tatlı su ihtiyacını karşılamak hem de deniz ile dağlar arasında klan verimli topraklara kanallar ile getirilen sulama sonucu taze sebze meyve üretmek için ideal bir alan idi. Ve bu sebeple Cape Town zaman içerisinde yemyeşil bir vahaya dönüştürüldü. Company’s Gardens ve Greenpoint gibi isimler bu zamanlardan kalma.

Ve gerçekten Cape Town, doğanın görkemini bütün heybeti ile sergilediği dünya üzerinde gördüğünüz en yeşil şehir olmaya aday.

Biz 15 gün kaldığımız için hem şehrin her semtini adım adım dolaşarak keşfetme hem de civarlarda yer alan Hout Bay, Simon’s Town, Muizenberg, Ümit Burnu, Blouberg, Franschoek, Stellenbosch, Paarl şarap vadileri gibi civar keşifleri yapma şansımız oldu. Eşim ilk gün azıcık zorlansa da sağdan araba kullanmaya alıştı. Türkiye’de çok severek kullandığımız Subaru Outback’ı kiraladığımız için ve araca alışkın olmamız ve de otomatik araç olması adaptasyonu kolaylaştırdı diyebilirim.

Cape Town’da geçireceğiniz gün sayınıza göre: şehir merkezine 1-2 günü, Waterfront’a ve müzelerine 1-2 günü, Sea Point ve  Camps Bay tarafına 1’er günü, Cape Yarımadasına 1-2 günü, şarap vadilerine 2-3 günü ayırmanızı, eğer daha fazla gününüz var ise aşağıdaki seçeneklerden size uygun olan rotaları yapmanızı tavsiye ederiz.

*Ulaşım için pratik bilgiler:

Navigasyon ve tabelalama ile çok iyi işaretlenmiş ve nispeten düz ayak olan Cape Town’u keşfetmek çok kolay. Ancak bir zorluğu trafiğin sağdan olması. Yani araba kullanırken sağdan direksiyona ve trafik akışına alışmanız biraz zaman, çaba ve dikkat gerektiriyor. Şehir içinde alternatif ulaşım için rahatlıkla Uber kullanabilirsiniz. Cape Town’da iken navigasyon için tüm adresleri güncel olan Waze aplikasyonunu kullanabilirsiniz.

CAPE TOWN ŞEHİR ROTALARI

Cape Town içindeki farklı mahalleleri, öne çıkan karakterlerini ve sunduğu deneyimleri aşağıda kısaca özetledim:

  • City Bowl diye adlandırılan şehir merkezi ve civarındaki şehir duygusunun ön planda olduğu semtlerde, her kozmopolit şehirdeki gibi yüksek binaları ve araç trafiğini görseniz de binalar ile boy ölçüşebilecek yükseklikte heybetli ve yaşlı ağaçlar sayesinde yemyeşil ferah bir şehir duygusu var. Tarihi ve kültürel mihenk taşları ile City Bowl, canlı ve parlak renklerde evleri ile cıvıl cıvıl Bo Kaap, Afro-Kolonyal mimaride restoranları ile Long, Loop, Bree ve Kloof caddeleri, gay ve lezbiyen toplulukları ile eğlence ve tasarım merkezi De Waterkant, farklı etnik topluluklara ev sahipliği yapan District 6, sokak sanatı ve sanat galerileri ile şehrin sanat üssü Woodstock, bohem yaşantısı ile Observatory, şehir merkezinden Table Mountain eteklerine tırmanan ağırlıklı yerleşimin olduğu Gardens mahalleri şehir merkezini oluşturuyor.

  • Şehir merkezinden sahilden devam ettiğinizde Cape Town’un en ünlü cazibe merkezi Waterfront karşınıza çıkıyor. Okyanus kıyısında insan eli ile yaratılmış bu dev proje, kültür merkezi, eğlence parkı, gastronomi ve alışveriş merkezi, konaklama ve yaşam alanları işlevi gören bir dev bir liman. Senede 24 milyon ziyaretçi alan Waterfront, Zeits Mocaa müzesi, Oceans Akvaryumu, Watershed isimli Afrika el sanat ve zanaatları Pazar yeri, Table Mountain ve şehir manzaralı dev dönme dolap, Robben Adasına giden feribot iskelesi ve müzesi, gün batımı katamaran gezileri gibi birçok farklı deneyim sunuyor.

  • Karşısında yer Greenpoint ise dünya kupasına ev sahipliği yapan stadyumu ve 12.5 hektarlık yemyeşil park alanı ile bir yandan koşu, yürüyüş, bisiklet, açık hava fitness alanları, golf sahaları, çocuk oyun alanları, labirent, bitki parkları ve amfi tiyatro ve şehrin en büyük parkına ev sahipliği yapıyor.

  • Waterfront’tan sonra doğuya doğru okyanus kıyısında ilerlediğinizde ise Mouille Point’ten başlayarak Sea Point üzerinden Hout Bay’e kadar devam eden mahalleler birer sahil kasabası duygusu almaya başlıyor.

  • Konakladığımız evin yer aldığı Sea Point bizim Cape Town’da en sevdiğimiz mahalle oldu. Ev sahipliği yaptığı Musevi ve Asya toplulukları sayesinde kozmopolit bir ruhu olan mahalle, bir yandan okyanus kıyısındaki uzun ‘promenade’ yürüyüş yolu ile deniz ile içiçe, bir yandan da ona parallel sokak üzerinde yer alan dünyanın farklı mutfaklarına dair kafe ve restoranlar ile çok renkli ve cıvıl cıvıl. Ardından gelen Camps Bay’e göre, evleri, restoranları, tarzı, atmosferi ve fiyatları ile ayakları yere basan bu mahalle, son yıllarda yeni açılan restoran ve kafeleri ve de kentsel dönüşüm projeleri ile güzel gelişen bir mahalle.

  • Sea Point’ten sonra yer alan Bantry Bay, Fresnaye, Clifton Beach ve Glen Bay sahil boyunca muhteşem ev ve villara ev sahipliği yapan yerleşim bölgeleri. Ardından ise milyon dolarlık evleri, ‘posh’ kafe, bar ve restoranları ile Camps Bay

  • Camps Bay’den sonraki sahilde sırası ise karşınıza Barley, Bakoven, Ouderkral, Llandudno plajları ve yerleşim bölgeleri gelecek. Bu sahil şeridi, sırtını yasladığı Table Mountain’ın öne çıkan 12 zirvesinden ismini alan 12 Havari –Twelve Apostles bölgesi olarak biliniyor. Victoria Road üzerinde ilerlerken bu tepelerin muhteşem manzaralarını göreceksiniz.

  • Ardından Little Lion’s Head tepeceğinden Hout Bay’e ineceksiniz. Eski bir balıkçı kasabası olan Hout Bay, bir uçta marinası, ortasa bembeyaz upuzun kumsalı, diğer uçta kasaba merkezi ve Chapman’s tepesine doğru ilerleyen yol ile çevrili geniş bir koy. Hout Afrikaan’ca ahşap anlamına geliyormuş. Ve koyu çevreleyen ormanlardan elde edilen kereste sayesinde bu ismi almış. Şimdi ormandan pek eser yok ancak rahat ve salaş bir sahil kasabası atmosferi var.

  • Cape Town batısında yer alan Blouberg koyu ise sürekli esen rüzgarı, kıyıda kırılan dalgaları ile kite sörf cenneti. Cape Town’dan çıktıktan sonra sahil yolunu izleyerek ilerlediğinizde önce Tableview (muhteşem Table Mountain manzaraları sunması sebebi ile bu ismi almış ve havanın pussuz olduğu günlerde gerçekten eşsiz bir gün batımı manzarası var) ardından Blouberg, ardından da Big Bay geliyor. Big Bay ise rüzgar sörfçülerinin sevdiği bir nokta.

  • Şehre 45 kilometre uzaklıkta (45-60 dakika Sürüş mesafesinde) yer alan Somerset West çoğunlukla bir iş merkezi ancak dünyaca ünlü şarap evlerine, Cape Town’un en iyisi seçilen restoranına, nefis golf çiftliklerine, Helderberg dağında spor ve macera etkinliklerine ev sahipliği yapıyor.

Sanat Severler için Keşifler:

  • Zeitz MOCAA 2017’de V&A Waterfront Silo bölümünde açılan Zeitz Çağdaş Sanat Afrika Müzesi, sergilediği eserler ile dünyadaki çağdaş Afrika sanatının en büyük müzesi. 1920lerde Afrika’nın en yüksek binası olan eski bir tahıl deposundan dönüştürülen bina, mimar Thomas Heatherwick’in imzasını taşıyan tasarım ve teknoloji harikası bir proje ile restore edilerek, ilk 6 katı müze, diğer 3 katı otel olan bir dev bir kültür & konaklama alanına dönüştü. 80 farklı galeriye yayılmış, 9500 metrekarelik sanat alanında, Afrikalı sanat koleksiyoneri Jochen Zeitz’ın ve müzenin kendi koleksiyonlarının yanı sıra dönemsel tematik sergiler de yer alıyor. Terasında yer alan heykel ve enstelasyon bahçesinde Togo’lu sanatçı El Loko’nun imzasını taşıyan nefis bir cam heykel var. Biz oradayken Güney Arfikalı sanatçı William Kentridge’in eserlerine adanmış Why Should I Hesitate isimli dev bir sergisini gezdik. Ai WeiWei’den sonra tanıştığım en etkileyici politik sanatçı oldu. (hergün 10am – 6pm arası açık, her ayın ilk Cuma’sı yarı fiyat)

  • Güney Afrika Ulusal Müzesi (South African National Gallery) geçmişten günümüze ülkenin en önemli sanatçılarının en değerli resim, heykel ve sanat eserleri şehrin en elegan binalarından birisinde sergileniyor

  • Norval Foundation: Steenberg bağlarının altındaki sulak alanda yer alan, nefes kesici bağ ve Table Mountain dağ manzarlarına nazır sanat üssü, Norval ailesi tarafından kurulmuş.  Cam ve metal mimarideki etkileyici bina, Afrika sanatına ait ağırlıklı heykel eserlerden oluşan dönemsel tematik sergilere ev sahipliği yaparken, manzaralara nazır Skotnes isimli nefis bir bistro ve kafesi de var. Muhteşem bir peyzaj ile kurgulanmış bahçesi ise Güney Afrika’lı sanatçıların heykel ve enstelasyonlarını sergileyen bir açık hava müzesi gibi. (Salı hariç haftanın her günü açık, her ayın ilk Perşembesi ücretsiz – 4 Steenberg Road, Tokai)

  • Stevenson Sanat Galerisi: çağdaş sanatçıların eserlerini sergileyen dev galeri dönem dönem tematik sergiler düzenliyor, 160 Sir Lowry Road Woodstock

  • Diğer Sanat Galerileri:  The South African Art Collection (Clock Tower), Whatiftheworld (1 Argyle Street), Greatmore Studios ( 47 Greatmore St), Goodman Gallery (176 Sir Lowry Rd), AHEM! art Collection (77 LOwer Main Road), South African Print Gallery (109 Sir Lowry Rd)

  • Woodstock Mahallesinde Sokak Sanatı:  I Art Woodstock (Gympie & Hercules St), Land & Liberty (Keizersgracht), Harvest (Cauvin & Christiann St) Freedom Struggle Heros (Darling St)

  • Irma Stern Ev Müzesi: Ekspersyonizmin öncülerinden Irma Stern’in eski evi şimdi sanatçının eserlerini sergileyen bir müze ve bahçesi de geçrekten çok güzel.

  • Casa Labia Kültür Merkezi: Muizenberg’de yer alan çok güzel restore edilmiş bu tarihi kolonyal villa, harika sanat eserlerine ev sahipliği yapan bir müze ve kültür merkezine dönüştürülmüş

  • ‘Rock Girl’ bankları: Signal Hill, Waterfront, City Bowl gibi farklı mekanlarda karşınıza çıkan renkli mozikler ile kaplanmış yaratıcı banklar kadınlar ve azınlıklar için güvenli alanlar yaratılması gerekliliğine dikkat çeken bir sanat sosyal sorumluluk projesi

  • Rust en Vreugd: Şehrin ortasında yer alan 18 yy dan kalma bu nefis malikane, bahçesi ve dekorasyonu ile zamanda geriye yolculuk yapmanızı sağlıyor.

  • Her ayın ilk Perşembe’si Cape Town’da adeta bir sanat günü olarak kutlanıyor. Birçok müze ücretsiz giriş sunuyor, gece geç saatlere kadar açık kalıyor. Bree ve Church Caddeleri üzerindeki galeriler, tasarım dükkanları gece açık oluyor. Restoranlar ve barlarda canlı müzikler ile sokaklarda bir şenlik havası esiyor.

 

   

Tarih Meraklıları için:

  • Bo Kaap: Cape Town’a esir ticareti ile gelmiş Malezya’lı müslümanların mahallesi olan Bo Kaap, canlı ve parlak renklere boyanmış iki katlı evleri ile görülmeye değer. Ufacık İziko Bo Kaap müzesi Malezya ve Endonezya’lıların Afrika’ya geldikten sonraki yaşamlarına ışık tutuyor. Chiappini, Rose ve Wale caddeleri ve Bo Kaap meydanı en renkli evlerin bulunduğu sokaklar.

  • District Six Müzesi: 1867’de District Six mahallesi olarak adlandırılan ve farklı etnik köklerden gelen köleler, göçmenler, işçiler, zanaatkarların yaşadığı bu renkli ve karma kültüre sahip mahalle, apartheid döneminde 60.000 kişinin zorla evlerinden edilmesi ve evlerin çoğunun yıkılması ile çok hüzünlü bir zaman geçirmiş. 1965’de mahalle ‘sadece beyaz’ alanı ilan edilince, önce zenciler ardından Malezyalılar, Hintliler, Çinliler evlerinden çıkartılıp Cape Flat’s tarafına göçe zorlanmış. Restore edilmiş bir tarihi kilisede yer alan District Six Museum (25A Buitenkant Street) fotoğraflar ile bu bölgenin ve Cape Town’un tarihini gözler önüne serip geçmiş dönemin anısını yaşatıyor. Hükümetin bölgeyi yeniden inşaa etme ve göçe zorunlu bıraktığı aileleri yerleştirme sözü var ancak gerçekleşen bir proje daha yok. Müzenin yanında Haas Coffee güzel bir kahve durağı.

  • Güney Afrika Müzesi: Eski medeniyetlerden kalma fosillerden, San kabilesinden kalma kaya resimlerine ve ülkenin tarihine tanıklık yapan eserlere uzanan geniş bir koleksiyona ev sahipliği yapıyor.

  • Iziko Social History Center, Speaker’s Corner, St George Katedrali, Slave Tree, Slavery Memorial’a ev sahipliği yapan Church Meydanı, kölelik tarihini anlatan İziko Slave Lodge, Ulusal Kütüphane,  her gün elişi pazarına ev sahipliği yapan Greenmarket meydanı, eski şehirde görülebilecek diğer tarihi noktalar.

  • Golden of Africa Museum: Afrika altınlarının tarihine dair eserlerin dünyada ilk kez sergilendiği müzede altınından yapılmış etkileyici eserlerin yanı sıra dünyaca ünlü “Golden Lion”ı görmek mümkün.

  • Robbens Adası UNESCO Dünya Mirasları arasında yer alan bu hapishane adası, Güney Afrika’ya barış ve huzur getiren en önemli ve en çok lideri Nelson Mandela’ya 27 yıl ev sahipliği yapmış. Waterfront’tan kalkan ve 30 dakikada adaya ulaşan teknelerde adanın tarihini anlatan bir video izliyorsunuz. Adaya ayak bastıktan sonra 45 dakika süren  otobüs yolculuğu sırasında Mandela ve arkadaşlarının çalıştığı önemli alanları görüyorsunuz. Güney Afrika’nın politik tarihinin önemli bir parçası olan cezaevini size eski bir mahkum gezdiriyor. Nelson Mandela’nın hapsedildiği ufacık hücresini görüyorsunuz. Ayrıca ada harika coğrafyasında hem nesli tükenmekte birçok kuş ve penguene ev sahipliği yapıyor.

Doğa Severler için:

  • Table Mountain: CapeTown’un görkemli manzaralarına ve muazzam günbatımına şahit olmak için teleferik ile Table Mountain (Masa Dağı)’a çıkmak kesinlikle şart.

  • The Company’s Garden, 1652’de Hollandalılar tarafından sebze bahçesi olarak düzenlenen bölge şimdi şehrin içinde yemyeşil bir vaha. Yüzlerce yıllık okaliptüs, frangipani, Afrika lale ağaçları, aloe vera ve güller, sebze ve Baharat bahçesi, çeşmeler ve heykellerin yer aldığı Company’s Garden’ın restoranı da çok güzel.

  • Two Oceans Akvaryumu, W&A Waterfront’ta yer alan 8 000’den fazla deniz hayvanına ev sahipliği yapan akvaryum, köpekbalıkları, penguenleri, balıkları, yosunları ve mercanları ile okyanus deniz altı yaşamını deneysel ve görsel bir şölen atmosferinde yaşatıyor. Her gün açık.

  • Kirstenbosch Botanik Bahçeleri:Dünyanın en ünlü botanik bahçeleri arasında yer alan Kirstenbosch Botanik Bahçeleri, sadece Cape Yarımadası’nda bulunan çok çeşitli ağaç ve bitki türlerini barındırıyor. Çiçeklerin renklerinin tadına varmak isteyenler için Eylül – Aralık ayları arasında yani bahar ve erken yaz dönemi en güzel zaman. Yeni eklenen ağaçların üzerinde ilerleyen Treetop Canopy yürüyüş yolu harika. Botanik bahçeleri her gün açık.

 

GÜN BATIMI ADRESLERİ: 

Table Mountain, Signal Hill, Lion’s Head, Clifton Sahili, Sea Point Promenade, Camps Bay Sahili, Tableview, Blouberg ve Big Bay.

PLAJLAR: 

Cape Town’da yazın deniz 13-14 derece, yani soğuk, biz girip en fazla 5-6 kulaç atabildik ancak 5. kez plaja gittiğimizde günde 5 kez denize girip çıkar hale geldik. Yani zamanla biraz alıştık 😊

  • Sahilde kırılan büyük dalgalar denize girmeyi ve çıkmayı epey zorlaştırıyor.

  • Bu sebeple dalgaların en az olduğu denize en kolay girilebilen Clifton 4 Plajı, denize girmek için en uygun plaj. Ancak herhangi bir tesis olmadığı için yiyecek içeceğinizi yanınıza almanızı tavsiye ederiz. Plajda şezlong ve şemsiye kiralayan ve soğuk su, meşrubat, cips ve dondurma satanlar var, ayrıca tertemiz bir halk tuvaleti mevcut.

  • Yürüyüşümüz sırasında keşfettiğimiz, lokallerin gittiği gizli bir adres olan Bakoven Plajı’ndaki ufacık Beta Plajı, dalgalı günlerde en sakin noktalardan birisi.

  • Llandudno Plajından 15 dakika yürüyerek ulaştığınız Sandy Beach ise geniş bembeyaz efsane bir kumsala sahip bir çıplaklar plajı.

  • Diğer plajlar ise: Camps Bay, Glen Plajı, Llandudno Plajı, Clifton Plajları (2. Plaj lokallerin, 3. plaj gaylerin, 4. Plaj ise herkesin), Muizenberg plajı için denizi biraz daha ılık deniyor, ancak biz denemedik. Clifton ile Glen arasında yer alan Maiden’s Cove milyon dolarlık bir dönüşüm geçirecekmiş, herkes heyecanla onu bekliyor.

YÜRÜYÜŞ VE TIRMANIŞ ROTALARI*  

*kolaydan zora sıralanmış

  • Alphen Trail, Constantia vadisinde yer alan bu rota yapılabilecek en kolay yürüyüş. Alphen Drive ile Constantia Main Road birleşiminden önce aracınızı park edip tarihi bir miras olan Alphen otelinde belki bir çay içip ardından Diep nehrine doğru ilerleyip Constantiaberg dağına hafifçe tırmanıp geri dönebilirsiniz. Ağaçlar, yeşillikler, çiçekler ve nehir boyunca köprüler görerek 1 saat süren kolay bir rota.

  • Pipe Track: Table Mountain dağının Twelve Apostoles ve Atlantik okyanusu tarafında yamacın etrafında parallel giden bu 6 kilometrelik çok az eğimli rota, harika manzaralar sunan kolayca yürünebilir bir yürüyüş patikası. Tafelberg Rd.’da aracınızı park edip merdivenlerden çıktığınızda tabelaları göreceksiniz. Ardından Corridor Ravine ile devam etmek isterseniz biraz daha kanyon yürüyüşü ve tırmanışı şeklinde devam edebilirsiniz.

  • Contour Path: Constantia Nek’ten başlayarak Rhodes Memorial’a kadar devam eden 5-6 saatlik rotayı kısaltmak isterseniz Kirstenbosch Botanik bahçelerinden başlayabilirsiniz. Genel olarak az eğimli bir rota ve ara ara orman, ara ara şarap vadisindeki bağlar ara ara da deniz ile muhteşem manzaralar sunuyor.

  • Lion’s Head: 669 metre yüksekliğindeki tepe, tüm şehrin, Table Mountain ve 12 Apostoles tepeciklerinin ve de Atlantik okyanusunun 360 derece panoramik manzaraları ile Cape Town’un en güzel tırmanış ve manzara noktası. Aracınızı Kloof Neck’ten Signal Hill’e giderken Lions Head park yerlerine koyup, sabah çok erken veya akşam üzeri güneş koruması sürüp şapka takarak 1.5 saatlik tırmanış ile ulaşabileceğiniz bir zirve. Bazı bölgelerinde metal merdivenler ve tutamaçlar ile kaya tırmanışı olduğunu belirtmemiz lazım.

  • Platteklip Gorge: Table Mountain’a çıkan bu zig-zag yokuş yukarı patika ilk 2 saat merdiven çıkar gibi devam ediyor. Zig zaglardan sonra en tepede karşınıza bir yol çıkıyor saga yönelir ve 1 saat daha tırmanırsanız Table Mountain’ın tepesine çıkabilirsiniz. Teleferik istasyonundan sonra aracınız ile devam edip Platteklip tabelasını görünce aracınızı park edip, sol koldan Platteklip ayırımına kadar yürüyün.

  • Skeleton Gorge / Smuts Track: Ormanlık alandan başlayıp Table Mountain’da biten bu yorucu rota aslında sadece 3 kilometre ancak Table Mountain’a tırmandığınız düşünülür ise kolay değil. Kirstenbosch Botanik bahçelerinden başlayıp, Table Mountain’ın arka yüzüne 2.5-3 saatte tırmanıp, Hely-Hutchinson su rezervinde mola verebilirsiniz, ardından tırmanışa devam ederek Table Mountain teleferik istasyonuna 1 saatte ulaşacaksınız. İsterseniz Maclear’s Beacon’a devam edip Table Mountain’ın en yüksek noktasını işaret eden tabelaya ulaşabilirsiniz (1086 metre)

  • Kasteelspoort: Camp’s Bay tarafından Atlantic okyanusu, Twelve Apostles, Lion’s Head, ve Robben adası manzaraları eşliğinde 3-4 saatte Table Mountain’nın tepesine tırmanabilirsiniz. Tepeden teleferik istasyonuna ulaşmak da bir saat kadar sürüyor (Theresa Road sonuna aracınızı park edip, jip yolunu, Pipe Track’ı ve sonra da Kasteelspoort ayırımını takip edin)

  • India Venster Trail: 2.5 kilometrelik bu tıramanış sadece iyi tırmanışçılar ve kaya tırmanışçıları için önerilen 3 saatte aşağı teleferik istasyonundan yukarı teleferik istasyonuna tırmanan dik bir kayalık patika.

  • Cape of Good Hope Rotaları: Cape of Good Hope tabelasının oradaki parka aracınızı park edip Cape Point ve ucundaki deniz fenerine 2 saatte ulaşabilirsiniz. Geri dönüş yokuş aşağı olduğu için sadece 1 saat sürüyor. Cape of Good Hope Trail ise 2 gün süren 39 kilometrelik dairesel bir rota. Bu rotayı yaparsanız konaklama Erica, Protea ve Restio kulübelerinde konaklayabiliyorsunuz.

CAPE TOWN CİVAR ROTALARI

Cape Town civarındaki yakın keşif rotaları ise:

1)Şarap Vadileri

Cape Town’a çok yakın Constantia, Franschhoek, Stellenbosch ve Paarl şarap vadilerinden mutlaka bir tanesi ziyareti hak ediyor. Bu ziyaretlerde hem bağlarda yer alan şarapevlerinde muhteşem şarap tadımları hem de gurme restoranlarında gastronomik deneyimi bir arada yaşamak mümkün. Şarap vadileri yazılarımız için:

    • Cape Şarapları Mini Rehberi:

    • Akdeniz ikliminin hakim olduğu yamaçlarda hem kırmızı hem beyaz şaraplık üzümler için ideal koşullar var. Ancak Güney Afrika çok uzun yıllar beyaz şarabı ile bilindi, çünkü sıcak Afrika günlerinde soğuk ve tatlı şaraplar ile ferahlama ihtiyacı sebebi ile başta beyaz şaraplık üzüme ağırlık verilmiş. 1992’den itibaren dünyaya açılmaya başlayan Güney Afrika şarapları, kırmızı üzümlerin verimini keşfedince kırmızı şarap üretimine de ağırlı vermis. Cape şarapları son 20 yıldır dünya çapında bir yükselişte.  Şu anda senede 1.5 milyon ton şaraplık üzüm hasat eden Güney Afrika, artık dünya klasikleriyle yarışabilecek düzeye gelen ‘yeni dünya şarapları’ üretiyor.

    • Hem yeni dünya hem de eski dünya yöntemlerinin uygulandığı Cape şaraplarında, Güney Afrika’ya özgü siyah üzüm Pinotage en fazla üretilen kırmızı şarapların ana üzümü ve lokomotifi. Pinot Noir ve Cinsault üzümlerinin çaprazlaması ile elde edileb Pinotage, koyu bordo rengi ile yarı gövdeli, genç ve ferah içimli şaraplara dönüşüyor. Tek başına çok karakterli olmasa da Shiraz ve Cabarnet Sauvignon ile karışımlarda keyifli bir aroma sağlayabiliyor.

    • Hafif tatlı Chenin Blanc ise en çok ekilen ve tüketilen beyaz üzüm. Ancak son yıllarda ekilen Sauvignon Blanc ve Chardonnay üzümlerinden üretilen beyaz şaraplar daha başarılı ve beğeniliyor.

    • Beyazlar için: Constantia, Elgin ve Hermanus bölgesi

    • Kırmızılar için: Stellenbosh, Paarl, Franschoek bölgesini tercih edebilirsiniz.

    • Şampanya için: Steenberg, Graham Beck, Haute Cabriere

    • Sanat için: Glen Carlou, La Motte, Tokara

    • Konaklama için: Grande Provence, Delaire Graff Estate, Babylonstoren

    • Aileler için: Blaauwklippen, Spier ve Villera

    • Tarihi şarapçılık mirası için: Groot Constantia, Vergelegen, Spice Route, Solms Delta

2)Cape Yarımadası Kasaba,Plaj ve Rotaları

Cape Town şehrinin tepesinde bulunduğu Cape Yarımadası sağ ve sol tarafında plajları, sahil kasabaları, penguenlere ev sahipliği yapan kasabaları ve en ucunda yer alan Cape Point ve Ümit Burnu Milli parkı ile keşfe değer bir rota.

Cape Yarımadasındaki Muizenberg Plajı, Kalk Bay, Simon’s Town, Boulder Beach penguen ziyareti, Cape Point ve Ümit Burnu, Nordhoek Plajı, Chapman’s Peak Drive manzaralı yolu ve Hout Bay gibi ziyarete değer keşif noktaları hakkında bilgi ve de hem 1 hem de 2 günlük rota önerilerimiz için: www.yolculukterapisi.com/capeyarimadasi yazımıza bekliyoruz.

3)Hermanus ve Gansbaii

CapeTown’a bir buçuk saatlik uzaklıkta çok şirin bir sahil kasabası olan Hermanus, Ağustos ve Kasım ayları arasında Southern Right balinalarının göçünü izlemek için en uygun nokta. Hermanus’tan sonra sahil boyunca ilerleyen rotada kafeste köpek balığı dalışları ile ünlü Gansbaii yer alıyor. (Hermanus ve Gansbaii önerilerimizi içeren yazılarımız için www.yolculukterapisi.com/hermanus

4)Arniston, Agulhas, Blombos

Cape Town’a 3 saat uzaklıkta doğu sahilindeki Arniston çok güzel bir balıkçı kasabası. Ayrıca Güney Afrika’nın en güney burnu olan Agulhas, muhteşem doğası, ünlü batığı ve nispeten sıcak suları ile ziyarete değer. Gitmişken Breede nehrinde bot gezisi ve 70.000 yıllık insan eliyle yapılmış dünyanın en eski duvar resimlerini görebileceğiniz Blombos mağaralarını ziyaret edebilirsiniz.

5)Garden Route

Güney Afrika’nın güneydoğu kıyıları boyunca uzanan harika manzaralar sunan nefis bir doğa ve keşif rotası. Cape Town’a 4 saat uzaklıktaki Witsand’dan başlayarak, Stilbaai, Albertinia, George, Wilderness, Sedgefield, Knysna ve Plettenberg Bay boyunca 200 km ilerleyen ve Tstisikamma ormanı ve fırtına nehri ile sonlanan Garden Route, kıyı yolu boyunca ev sahipliği yaptığı harika haliç ve göletler, yemyeşil ağaçlar, çiçek ve otlar ile masalsı bitki örtüsü, hayvanlar ve kuşlar ile zengin ekolojik hayat sebebi ile ‘Bahçe Yolu’ ismini almış.

6) Az Bilinen Doğa Rotaları:

  • Ouderkraal – Okyanustan çıkmış Granit tepeciklerden oluşan bu doğal koruma altındaki kayalıklar ve mağaralar deniz yaşamı ile dolup taşıyor. Ülkenin en eski gemi batığına (1670 yılı) ev sahipliği yaptığı için nefis bir dalış noktası. Ayrıca harika bir piknik ve barbekü noktası.

  • ikhwa Ttu – Cape Town civarında kentin orijinal yerlileri olan San kabilesinin sahip olduğu tek toprak parçası olan bu park ve kültür alanı Batı Cape bölgesinde yer alıyor. 8.5 kilometre kare bir doğa parkının içinde yer alan bölgede safari sürüşü yaparak antilop ve geyikleri, zebra ve deve kuşlarını görebilir, yürüyüş, tırmanış, bisiklet rotaları yapabilirsiniz. köyde San sanatçılarının eserlerini ve zanaat işlerini satan dükkanları ve müzeyi gezebilirsiniz ve de geleneksel Afrika lezzetlerini tadabilirsiniz.

  • Intaka Adası: Century City yerleşim alanı içinde yer alan 15 hektarlık sulak alan 200’den fazla nesli tükenmek üzere olan bitkiye ve 120’den falza kuş çeşidine ev sahipliği yapıyor

  • Wellington: Bu sessiz sakin kasabayı çevreleyen bağlar arasında enfes manzaralara nazır yürüyüş ve tırmanışlar yaparak birkaç gün geçirebilirsiniz. Bainskloof Pass ise ülkenin en muazzam manzaralı dağ yolu.

  • Silvermine Nature Reserve: Hiking ve dağ bisikleti rotaları ile çevrili nefis bir doğa parkı

  • Lynedoch Ecovillage: Stellenbosch size kalabalık geldi ise, bu ekolojik ve sürdürülebilir köy’de sad eve doğal bir konaklama yapabilirsiniz.

  • De Hoop Nature Reserve – nefis bir sahilde yer alan pırıl pırıl el değmemiş kumsallar ve dev kum tepeciklerinin yanı başında uzanan deniz, çiftleşme ve calving alanı güney right balinalarının, ayrıca sahil fynbo çiçekleri, nesli tükenmek üzere olan Cape Zebraları ve bontebok antilobu görebilme imkanı sunuyor. Zengin bir kuş cenneti olan doğa parkı özellikle az rastlanılan Cape akbabalarının çiftleşme alanı

YOLCULUK TERAPİSİ CAPE TOWN VE CİVARI YAZILARI

Zeynep Atılgan Boneval