CAPE TOWN İZLENİMLERİ – 12 YIL ÖNCESİ VE SONRASI

Cape Town’a ilk defa 2008 yılında gidip, şehri ve civarını 6 gün dolaşma şansım olmuştu.

Okyanus sahil ve kayalıklarındaki evleri, otelleri, restoranları, barları ile cıvıl cıvıl, yeni dünya şaraplarının öncüsü muhteşem bağlarında gurme restoranları ile sofistike, Ümit Burnu yolunda balıkçı kasabaları ile sakin ve rahat, yanı başındaki Hermanus gibi okyanus kıyısı kasabalarında vahşi yaşamı ile içiçe bir şehir ile tanışmıştım. Ve gerçekten her köşesinde doğanın cömertliğini sergilediği bu şehir çok etkilemişti beni. Ve şu satırları yazmıştım:

‘Güney Afrika Cumhuriyeti’nin en sihirli şehri CapeTown, dünyada eşi benzeri olmayan bir coğrafyada hem doğanın cömertliğini hem de farklı kültürlerin harmanını deneyimlemenize imkan tanıyor. Cape Town’un asıl sihiri, doğayı ve insanı acelesiz ve kaygısız bir atmosferde buluşturması.

Mevsimlerin ters yüz olduğu Güney Yarımküre’de herşey daha doğal ve vahşi; gökyüzü daha keskin bir parlaklık taşıyor, görkemli Atlantik Okyanusunun sert dalgaları köpürerek kıyıya vuruyor, tepeler sert yamaçlar ile yatay düzlemi bir anda bölüyor… Ümit Burnunda tüm gemicileri bezdirmiş sert rüzgar dur durak bilmeden yüzünüze çarpıyor, ihtişamlı Masa Dağının tepesinde gün batımları mavi, kırmızı ve mor renkleri ile dramatik bir gökyüzü sergiliyor. Doğa tüm cüretkarlığı ile sizi büyülüyor.’

Adeta sihiri ile beni büyülemiş Cape Town’a, ileride yeniden gelip uzun uzun zaman geçirmek, şehri derinden deneyimlemek ve tanımak istemiştim.

2020 yılının Şubat ayında Cape Town’da 15 gün yaşama şansımız oldu eşimle. Sevgili arkadaşlarımız Gülden ve Oğuz’un Sea Point’teki apartman dairesinde kendimizi evde gibi hissederek konaklayıp, uzun yıllardır orada yaşayan Sarper ve Özlem’in dostluğu sayesinde hem Cape Town ve civarını keşfetme ve hatta bir lokal gibi yaşama şansımız oldu.

2020 ŞUBAT AYI  – CAPE TOWN İZLENİMLERİ

Ve Cape Town’un bir doğa harikası olduğu yönündeki görüşlerim iyice pekişti bu deneyim sayesinde:

  • Heybetli dağları ve tepeleri, nefes kesen okyanus sahilleri ve kayalıkları, yemyeşil verimli vadileri, dev okalüptüs ağaçları ile çevrili yolları, kanyonları ve eşsiz manzaraları ile doğa ananın kutsadığı bir şehir adeta Cape Town.

  • Hatta bir şehirdense, doğanın tüm cömertliğini sergilediği bir açık hava spor salonunda gibi hissettim Cape Town’da iken. Okyanus kıyısı boyunca ve dağ tepelerinde ekipler halinde bisiklet pedallayanlar, sahillerde koşanlar, yürüyenler, kaykay binenler, plajlarda fitness yapanlar, futbol, voleybol oynayanlar, dağ tepe, kayalık kanyon demeden yürüyüşler, kaya tırmanışları, halatlar ile dağcılık yapanlar, yamaç paraşütü ile atlayanlar, sakin koylarda kano ve SUP yapanlar, okyanusta rüzgar, uçurtma, dalga, body, foil ve kanat sörfü yapanlar… Gerçekten Cape Town bugüne kadar hayatımda gördüğüm en sportmen şehir.

  • Şehrin hiç bitmeyen bir enerjisi var. Şehirde yaşayan herkes sabahın çok erken saatlerinde kalkıp, güne kendisini adadığı spor aktivitesi ile başlıyor. Bu muhteşem doğayı, manzaraları ve havayı görünce siz de kendinizi kaptırıp Cape Town’un sportmen ruhuna ayak uyduruyorsunuz.

  • Her gün sabah ve akşam üzeri sahillerde, milli parklarda, vadilerde, dağ ve tepelerde en az 3 saat yürüyüş ve tırmanışlar yaptık. Ve gördük ki şehri kucaklayan heybetli Masa Dağı adeta Cape Town’un asıl hükümdarı. Bütün şehir kendisini dağın etrafında ve eteklerinde yer alacak şekilde konumlandırmış. Ara ara yükselen Lions Head, Signal Hill, Klein Leewkoppie gibi tepeler de şehrin yaşamının birer parçaları haline gelmiş adeta. Şehirliler ve turistlerden oluşan kalabalıklar her gün bu dağları ve tepeleri mutlaka ziyaret ediyor. Biz bu üç tepenin zirvesine tırmanmanın yanı sıra Masa Dağı tepeleri ve yamaçlarında yer alan nefis manzaralı patikalar ve geçitleri yürüdük. Ayrıca her gün Cape Town’da okyanus kıyısında yer alan Waterfront, Mouille Point, Green Point, Sea Point, Bantry gibi sahil mahalleri, Clifton, Glen, Camps, Barley, Bakoven, Ouderkral, Llandudno plajları arasında her gün 1-1.5 saatlik yürüyüşler yaparak hepsini keşfettik. Eve dönerken yürümekten ve tırmanmaktan şişmiş ayaklarımız birer yeti ayağığını andırsa da, gördüğümüz tüm manzalar yüzümüzde kocaman gülümsemeler yayıyor hala.

  • Güneşli, bulutlu, yağmurlu, fırtınalı, sisli, puslu her halini gördük Cape Town’un 15 günde. Tabi yaz olduğu için çoğunlukla güneşli ve sıcak günler geçirdik. Gün içerisinde nasıl çabucak hava değişimleri yaşanabildiğine, sisle veya bulutla kaplı serin sabahların bir anda cayır cayır yanan parlak güneşli masmavi gökyüzüne ve 33 derece sıcaklığa dönüştüğüne, ya da pırıl pırıl güneşli bir günde ufacık masum sis kültelerinin birleşip nasıl bir dev bulut kümesine dönüşüp, her yeri kapladığına şahit olduk. Şaşkınlık verici doğa fenomenleri ile Cape Town’da doğanın her saniye egemenliğini sergilediğini söyleyebilirim.

  • 15 gün boyunca bir akşam bile televizyon açmadık. Çünkü her akşam dizi seyreder gibi güneşi batırdık. Gerçekten her gün farklı bir görüntü ile yeni bir episode seyrediyormuşçasına heyecan yaşadık. Kimisinde dev turuncu güneş topu okyanusa eriyerek girdi, kimi günler bir alev topunun okyanus ile buluşması anında cızırısını hissettik adteta, kimisinde ise bulutlar ile güneşin ışık oyunu bizi büyüledi. Öyle ‘güneş battı, hadi bakalım bitti’ şeklinde bir deneyim de değildi. Battıktan sonra önce gökyüzünün pembe ve mora, sonra turuncu ve gece mavisine ardından kızıl, yeşil ve laciverte dönüşümü de ayrı bir görsel performans gibiydi. Doğa böyle heyecanlı bir şov sergilerken televizyona ne gerek var, değil mi? 😊

  • Doğanın performansları sadece bu kadarla kalmıyor. Fark ettik ki, zengin deniz yaşamı ile dolup taşan Cape Town okyanus kıyıları, koyları ve kayalıkları, balinalar, deniz aslanlarıları, penguenler, foklar ve balıklar ile her an bir sürpriz şov sergilemeye hazır. Bir akşam sahilde gün batımı yaparken, önce sularını fışkırtan ardından da kuyruk sallayan bir balina eşlik etti bize. Bir sahil yürüyüşümüzde ise dalıp çıkarak av peşinde 2 yunus lie karşılaştık. Hout Bay’i Chapman’s Peak yolunda tepeden seyrettiğimiz sırada aşağıda hareket eden karaltılara iyice baktığımızda, 60 – 70 adet yunustan oluşan bir koloninin yüzdüğünü gördük. Oudekraal’da foklar, Waterfront’ta deniz aslanları, Boulders’da ve Blouberg’de penguenler de gezilerimizde karşımıza çıkan tatlı sürprizlerdi.

  • Yürüyüşlerimizde ise çeşit çeşit kara ve hava hayvanları karşımıza çıktı. Boulders Beach’te penguenler, Cape Point’te babunlar, deve kuşları, Cape antilopları, tepelerde Cape Grey Mongoose’lar ve kertenkeleler, göletlerde ise pelikanlar, flamingolar, leylekler, kartallar gördük. Yani sizin anlayacağınız Cape Town’da geçirdiğiniz her saniye bir nevi yürüyüş safarisi gibi.

Tabii ki sadece doğa yürüyüşleri, spor ve hayvanlar ile karşılaşma demek değil Cape Town: şehir hayatı seven için harika müzeler, alışveriş sevenler için Afrika etkilerini taşıyan tasarımlar ile nefis butikler ve açık hava alışveriş merkezleri, gastronomi sevenler için yaratıcı ve sofistike gurme deneyimlerin yanı sıra tüm dünya mutfaklarının en güzel örneklerini sunan restoranlar, şarap sevenler için muhteşem manzaralar sunan şarap vadilerindeki şahane bağ evlerinde dünya çapında kalitede şarap tadımları ve öğle yemeği deneyimleri, aileler için eğlence parkları ve doğa deneyimleri sunuyor.

Çok iyi bir şehir planlamasi ile dağlar ile okyanus arasındaki ve kıyısındaki alanlar birbiri ile güzelce bağlanmış pırıl pırıl mahallelere dönüşmüş. 2010’da Dünya Kupasına ev sahipliği yapmak için şehirde yapılan stadium, park, bahçe düzenlemeleri ile şehrin dağınık ve güvensiz semtleri derlenip toparlanmış ve çehresi değişmiş. Birçok yeni şık ve butik otel, restoran, sanat galerisi ve butik açılmış, 2014’de ise dünya tasarım başkenti seçilen Cape Town şehirdeki yaşam kalitesini ve altyapıyı yukarı çekmek için yeni düzenlemelere şahit olmuş. (Ancak şehirde son yıllarda yaşanan su ve elektrik krizleri yaşamı biraz sekteye uğratıyor. Yetersiz su ve elektrik kaynakları sebebi ile müzelerde, otellerde, restoranlarda iken kesintiler yaşama şansınız var.)

YENİ DÜNYANIN PARLAYAN YILDIZININ TARİHİ VE TEZATLARI

Güney Afrika Cumhuriyeti’nin incisi Cape Town, yeni dünya olarak adlandırılan toprakların parlayan yıldızı. Her geçen yıl heyecan verici açılışlar ile daha da keşfedilesi ve gözde hale geliyor.

Peki herşey bu kadar mükemmel mi Cape Town’da?

Dünyanın en çeşitli soy kütüğüne sahip şehirlerden birisi olan kosmopolit Cape Town’da, yerli Afrikalı Khoi ve San çiftçileri, İngiliz ve Hollandalı denizciler, Malezyalı, Sri Lankalı, Endonzeyalı ve Hintli esirlerin ve göçmenlerin karması bugünkü halkı oluşturuyor.

Gelir seviyesindeki uçurumunun çok yüksek olduğu şehirlerden Cape Town’nın bir köşesinde süper lüks hayatlar yaşanırken; diğer tarafta ne yazık ki sefalet yaşanıyor. Bir yandan okyanus kıyısında, şehre kol kanat geren Table Mountain’ın eteklerinde lüks villalar, şık restoranlar, hareketli gece kulüpleri ile parlak hayatlar yaşanırken, diğer yanda Township denilen gecekondu mahallelerindeki barakalarda ezilmiş siyahlar açlık ve yoksukluğu yaşıyor.

ELEKTRİK VE SU KESİNTİLERİ

Güney Afrika birkaç sene önce ciddi susuzluk yaşadı, ve Cape Town’da günlük su tüketimi 25 litre ile sınırlandırılmıştı. Şimdilik su krizi kalmamış gibi duruyor. Ancak ülkenin birkaç yıldır devam eden elektrik kiriz var. Biz orada iken her gün gündüz veya gece 2-3 saat süren elektrik kesintileri oluyor idi. Çoğu otel, müze, restoranın jeneratörü yok. Birkaç kez müzelere girerken belirli saatlerde olacak elektrik kesintileri yüzünden giriş zamanımızı değiştirmemizi önerdiler. Eğer konaklamak için ev tutuyorsanız, mum ve kibrit almanızı öneririz.

NE ZAMAN GİDİLİR?

Akdeniz sahil iklimini yaşayabileceğiniz yılın 300 günü güneşli ve ılıman bir iklimin hakim olduğu Cape Town, yıl boyunca ziyaret edilebilir bir şehir. Yazı yaşamak ve plajların keyfini çıkarmak istiyorsanız veya Cape Storm’dan faydalanarak rüzgar, uçurtma, dalga sörfü yapmak istiyorsanız, Aralık, Ocak ve Şubat ayları doğru zaman. Ancak bu ayların çok sıcak, rutubetli, kalabalık, rüzgarlı ve güneşin aşırı yakıcı, denizin çok soğuk olduğunu belirtelim. Doğanın uyanışına ve çiçeklerin renklerine şahir olacağınız Eylül – Ekim – Kasım ilkbahar ayları ve de rüzgarsız, ılık ve sakin Mart, Nisan, Mayıs sonbahar ayları en güzel zamanlar. Haziran, Temmuz, Ağustos, yani kış aylarında da sıcaklıklar ortalama 12-13 derece imiş, yağmur oranı Avrupa şehirlerine göre çok düşük olduğu için soğuk ve ıslak bir kış yaşanmıyormuş.

CAPE TOWN TAKVİMİ

  • Ocak ayında Minstrel sokak karnavalı ve Sun Met at yarışları,

  • Şubat ayında Red Bull King of the Air Kite Sörf yarışları, Cape Town Pride LgTb festivali ve Design İndaba tasarım fuarı

  • Mart ayında Cape Town karnavalı, Cape Town Cycle bisiklet yarışı, uluslararası Cape Town Caz Festivali, Performans Sanatları Festivali, Moda Haftası ve 56 kmlik Two Oceans maratonu

  • Nisan ayında Freedom Swim yarışması ve Pink Loerie gay festivali

  • Mayıs’ta Franscohoek edebiyat festivali, ve Good Food & Wine gurme & şarap fuarı

  • Haziran’da Cape Town Nu World festivali

  • Eylül’de Cape Town Fringe performans festivali ve Cape Town Kitap Festivali

  • Ekim ayında uluslararası Uçurtma Festivali, Gun Run yarı maratonu, Sauvignon Festivali

  • Kasım’da Galileo Açıkhava Sineması festivali, Kirstenbosch yaz konserleri, Streetopia sokak festivali, Wawescape surf & ocean festivali

  • Aralık’ta Adderley Caddesi Noel Işıkları ve Cape Town Bira Festivali

 

 

YOLCULUK TERAPİSİ CAPE TOWN VE CİVARI YAZILARI

Zeynep Atılgan Boneval