BÜYÜKADA İZLENİM VE ROTALARI

Bir vapur ile İstanbul’un tüm trafiği, gürültüsü, keşmekeşi ve beton yığınını arkanızda bırakıp, Büyükada’da yemyeşil, tertemiz bir dünyaya adım atabiliyorsunuz.

 

Ayak bastığınız anda, yanıbaşınızdaki şehrin manik depresif kaosundan uzaklaşıp, huzurlu ve aheste ada zamanına geçip derin bir nefes alabiliyorsunuz.

IMG_5943

Her biri birer kurabiye ev gibi ahşap evleri, tüm binalardan uzun yüzlerce yıllık ulu kızılçamları, kışın bile pembe-mor çiçeklerini koruyan dev begonvilleri, yemyeşil doğanın arasından güneşin üzerinde ışıl ışıl parladığı lacivert denizi, yemyeşil tepelerinde bir alçalıp bir yükselen bisiklet ve faytonları ile, sanki Akdeniz sahillerinde bir sayfiye kasabasına gelmisiniz gibi hissediyorsunuz adada.

IMG_5934

Büyükada’nın en huzur verici özelliği ise adada motorlu taşıtlara izin olmaması. Ulaşım bisikletler, faytonlar, elektrikli motorsikletler ve golf arabaları ile sağlanıyor.

 

 

Yıllardır İstanbul’da farklı kültür, din ve dillerin huzurla buluştuğu ve bir arada yaşadığı, Müslümanı, Yahudisi, Rumu, Ermenisi herkesin bir olduğu, bayramların birlikte kutlandığı Büyükada’da hala nostaljik bir hava var. Eski günleri ve yaşam stilini gözünüzde canlandırabiliyorsunuz, çamların altında akşam sofralarının kurulup sefalarının sürüldüğü…çocukların sabırsızlıkla babalarınının ada vapurundan inişini beklediği… İnci Pastanesi’nden tatlıların alındığı… cıvıl cıvıl Seferoğlu, Değirmen, Lido, Anadolu Kulübü plajlarında denize doyulduğu… aşık gençlerin gizli gizli Dil Burnu ve Aya Yorgi’de güneşi batırdığınazik ve zarif hanımefendi ve beyefendilerin sahilde akşamüstü yürüyüşlerini yaptığı… yıldızların altında yazlık sinemalarda her gece yeni bir heyecanın yaşandığı …

IMG_5916

Evet son 5 yıldır yaz günleri Arap’ların gözdesi haline geldiği, ada vapurlarının, sokaklarının ve faytonlarının Arap kaynadığı doğru. Adalılar, yerlere -hiç utanmadan- selpak, gofret paketi, pet şişe veya çekirdek kabukları gibi çöplerini atan tüm görgüsüz haftasonu kalabalıklarından bıkmış durumda. Ancak hem yazın adada iken kalabalıklardan kaçabileceğiniz çok güzel gizli adresler var, hem de adaya gitmek için yaz günlerini beklemek şart değil. Hatta ada sonbaharda, ilkbaharda, hatta kışın güneşli günlerinde bile en güzel günlerini yaşıyor.

IMG_5853

Ada’da Bostancı sahilini izlerken, kısacık bir yolculuk ile, hemen karşınızdaki korna seslerinden ve hektik koşuşturmalardan uzaklaşabildiğine inanamıyor insan. Bu ufacık adada tarihi, mimarisi, doğası, havası ve suyu ile büyüleyici bir kaçış sunuyor.

 

 IMG_5852

Bienal İstanbul – Büyükada’da büyülenmeye hazır mısınız?

Şimdi ada 14. İstanbul Bienaline ev sahipliği yapan mekanlardan birisi. Adeta kendi içinde küçük bir bienal olan Büyükada sergileri, 14. İstanbul Bienali’nin hiç tartışmasız en ilginç, en iddialı bölümü.Troçki’nin denizden gelen misafirleri ise Büyükada’nın en etkileyici çalışması. Eğer görmediyseniz, 1 Kasım’a kadar mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Büyükada’daki İstanbul Bienal’i rotaları için: www.yolculukterapisi.com/istanbulbienal

Büyükada konaklama-yeme-içme-tatlı adresleri için: http://www.yolculukterapisi.com/buyukada/

 IMG_5911

 

BÜYÜKADA’NIN TARİHİ

Prens Adaları’nın dokuzunun en büyüğü ve merkezi olan Büyükada sadece 1.3 kilometre genişliğinde ve 4.3 kilometre uzunluğunda ufacık bir ada. Yaz kış yaşayan nüfusu sadece 7,320 kişi ancak yazın bu sayı 10-15 katına çıkıyor.

 

Büyükada’da en önemli tarihi kalıntı, Büyük İskender’in babası Makedonya Kralı Philip II’ye ait, Karacabey mahallesinde Yunan Ortodoks mezarlığında 1930’da bulunan, altın paralardan oluşan Büyükada Hazinesi. Toplamda 207 sikkeden oluşan hazine, şu anda İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde.

 

Büyükada, 7 yüzyıllık Bizans Hükümranlığı sırasında ‘Prens’ anlamına gelen ‘Prinkipo’ ismi ile anılıyormuş. O dönemde yaşanılan taht kavgaları, politik ve dini çatışmalardan dolayı, Konstantin’in annesi Irene dahil, kraliçeler, prensler, prensesler ve din adamları Büyükada’daki manastıra sürgüne gönderilirmiş. İsmini de işte bu sürgüne gönderilen prenslerden alıyor.

IMG_5833

İstanbul’un Türkler tarafından fethinden yaklaşık altı hafta önce ve şehrin Fatih Sultan Mehmet tarafından kuşatması sırasında, Baltaoğlu Süleyman Bey Kınalıada, Burgazada ve Heybeliada’yı bir donanma ile ele geçirmiştir. Kalesi olduğu için Büyükada bir süre daha dayanabilmiş.

 

Adanın fethinden sonra, Osmanlı gayri-müslim ada halkınının ve din adamların yaşam biçimine karışmamış; halk balıkçılık ve çiftçilikle geçinmeye, manastırlardaki keşişler elyazması dini kitapları çoğaltmaya devam etmiş.

 

Küçük tekneler 1846’da adalara sefere basladığında, Türkler de adalara yerleşmeye başlamış. 1875’de daha büyük tekneler ile düzenli seferlerin artması ile adaların nüfusu da hızla artmış.

IMG_5798

Zengin Gayri-Müslimler ve Türkler arasında gözde bir yazlık adresi olmaya başlaması ile, o zamanların mimari tarzlarını yansıtan ihtişamlı köşkler, villalar, oteller inşaa edilmiş. Ancak binalar 1894 depremi ve 1900’lerin basındaki pazar depremi sırasında ciddi hasar görmüş.

 

Bir yandan da adanın Bizans adeti olan ‘açık hava hapishanesi’ işlevi Osmanlı’da devam etmiş aslında. Jön Türkler, Sultan II. Abdülhamid’i darbeyle devirdikten sonra sultanın adamlarının çoğunu adaya sürmüş. 1917 Ekim Devriminden sonra sürülen Rus devrimci Leon Troçki, 1922-1933 yılları arasında Büyükada’da yaşamış. ‘Rus Devrimi Tarihi’ kitabını burada yazmış.

 

1945 sonrasında ise adaya yazları gelen Türklerin sayısında ciddi bir artış olmuş. Binalar iskele yakınlarından sahil şeridine ve tepelerin eteklerine yayılmış. Allahtan Büyükada 1984’de sit alanı ilan edilmiş, ve bu sayede birçok bina korunarak günümüzde ulaşıyor ve yeni betonlaşmaya izin verilmiyor.

 

 

 

 

 ada (1)   

ADA’DA KÜÇÜK TUR, BÜYÜK TUR… BİSİKLET VE YÜRÜYÜŞ ROTALARI

Adanın yürüyerek veya bisiklet ile iki meşhur rotası var: Küçük ve Büyük Tur. İkisine de Saat Meydanı’ndan sağa dönerek başlayabilirsiniz. Önce Çankaya caddesi ve devamında Nizam caddesi boyunca ilerleyip, ihtişamlı tarihi Büyükada konaklarını, Adalar Kaymakamlık Binasını, ve diğer yapıları hayranlık ve şaşkınlık ile seyredin. Tavsiyemiz ana caddeden biraz uzaklaşıp, ara sokaklara girmeniz.

IMG_5855

Yeşillikler ve begonvillerin içinde harika bahçeli enfes tarihi konaklar ve evler var. Fotograf çekmek için bu ara sokaklar çok güzel. Ana caddeden devam ettiğinizde yaklaşık 2,5 kilometre sonunda Dilburnu’na varıyorsunuz. Çamların altında, aşağıda lacivert denizin üzerine güneşin pırıltılaırnı izleyerek doğayla içiçe piknik yapmak için mükemmel bir yer. Ancak genelde hep kalabalık oluyor.

IMG_5926

Dilburnu’ndan 500 metre sonra, Büyükada’nın yaklaşık olarak ortası ve aynı zamanda faytonların durak yeri olan “Birlik Meydanı”na ulaşacaksınız. Aya Yorgi Manastırı’na tırmanış başlıyor. Yaklaşık 1 kilometre arnavut kaldırımlı dik yokuştan tırmandıktan sonra, Büyükada’nın en yüksek tepesinde yer alan Aya Yorgi Manastırı’na varacaksınız.

 

Aya Yorgi Manastırı’nın hemen yanında ise Yücetepe Kır Gazinosu var. Aşağıda Sedef Adası, Marmara Denizi, karşıda Bostancı sahili ile eşsiz manzaralara nazır çay & kahve veya buranın kendine has şarabını yudumlayıp yorgunluk atabilirsiniz.

yucetepe

Tekrar Birlik meydana indikten sonra eğer diğer yerleşim yerlerini gezmek isterseniz “Küçük Tur” veya Manastır Yolundan, Büyükada’nın yerleşim olmayan yerlerini de gezmek isterseniz de “Büyük Tur” yolundan devam edebilirsiniz. (Büyük Tur ile Küçük Tur yolu arasındaki mesafe yaklaşık olarak 6km)

 

Eğer Manastır yolundan gitmeyi tercih ederseniz; dünyanın en büyük ahşap yapılarından birisi kabul edilen Eski Rum Yetimhanesi’ne ulaşacaksınız. Ileride ise yaz-kış Büyükada’nın en yoğun yerleşim alanı olan Tepeköy’e ulaşıp, tekrar iskeleye inebilirsiniz.

 

Eğer Küçük Tur yolundan devam etmeyi seçerseniz; Yılmaz Türk caddesi üzerinden sırasıyla Büyükada Halk Plajın’ı, Reşat Nuri Güntekin evini, tarihi bina ve konakları görebilir ve sonunda tekrar isklele meydanına ulaşabilirsiniz.

IMG_5896

Büyükada’nın bakir kalmış alanlarından geçen Büyük Tur yolunu tercih ederseniz; en sessiz sakin rotada tertemiz havanın ve yemyeşil doğanın tadını çıkartacağınıza emin olabilirsiniz. Dilerseniz rotanızda yer alan Halki Koyu ve Eskibağ Plajında deniz girip serinleyebilirsiniz. Büyük tur yolu yaklaşık 6km sonra Küçük Tur yoluna bağlanıyor. Dilerseniz Değirmen Koyuna uğrayarak yürüyüp Heybeliye nazır gün batımını izleyebilirsiniz. Çamlar ve zakkumlar arasından yasemin kokuları eşliğinde Maden’e doğru yürürken Sedef Adası ve deniz manzaraları gerçekten çok etkileyici.

Ada’nın iki yüksek tepesi var, kuzeyde 164 metre yüksekliğindeki Hristos veya İsa Tepesi, güneyde 202 metre yüksekliğindeki Yüce Tepe veya Aya Yorgi tepesi. Aya Yorgi tepesine tırmanış güneşin batışı ve ayın doğuşunu aynı anda izleme şansı sunuyor.

 

 bisikletfayton

BÜYÜKADADA BİSİKLET KEYFİ

Büyükada demek bisiklet demek. Harika evlerin, yemyeşil ağaçların arasından, alçalıp yükselen yollarda ilerlerken gördüğünüz manzaralar gerçekten enfes. Yokuşlu olduğu için rotalar kolay değil, ancak büyüleyici manzaralar tüm zorluklara değiyor. İskelenin karşısında saatli meydan civarında birçok bisikletçi var. Günlük 10-20 TL arası bisiklet kiralayıp, Büyükada’da tur yapabilirsiniz. (KÜÇÜK TUR BİSİKLET ROTASI: İskeleden başlar, Çankaya Bulvarı ve Nizam yolundan geçerek Birlik Meydanı’na varır. Birlik Meydanı’ndan devam eden tur Yunan Mezarlığı’ndan, Karacabey Körfezi, Maden, Yılmaz Türk Bulvarı’ndan geçerek iskelede sona erer. BÜYÜK TUR BİSİKLET ROTASI: Küçük Tur’daki gibi Birlik Meydanı’na ulaşılır. Buradan, Büyük Tur olarak belirlenen yol sizi adanın arkasından dolaştırarak Yunan Mezarlığı’nı geçtikten sonra Küçük Tur gibi biter.)

 

 

 

 

 

ADA’NIN EN GÜZEL BİNALARI

 

AYA YORGİ

Adanın en yüksek tepesi olan Yüce Tepede yer alan Aya Yorgi Kilisesi, hem kutsallığı hem de enfes manzaraları ile en çok ziyaret edilen noktası.

IMG_5935

Patrikhane’nin kayıtlarına göre, küçük kilise, şapel ve dua odası olan kırmızı kiremit çatılı, iki katlı eski kilise binası 1751’den kalma. Tepede çan kulesinin hemen arkasındaki taş kilise ise Yeni Aya Yorgi kilisesi. 1905 yılında inşa edilmiş 1909’da faaliyete geçmiş Aya Yorgi kilisesi, her yıl dilek ve dualarının gerçekleşeceğine inanan onbinlerce Hristiyan tarafından ziyaret edilen önemli bir kilise. Kiliseden önceki meydandan Aya Yorgi’nin meşhur yokuşunu çıkarken aklınızda bulunsun; yokuşu sessiz çıkmak gerektiğine inanılıyor. İster batıl inanç deyin, ister demeyin, zaten dik yokuşu çıkarken öyle nefes nefese kalıyorsunuz ki, konuşacak haliniz kalmıyor.

ayayorgi

Kilisenin içine girdiğiniz zaman dilekleriniz için mum yakabiliyor, veya dileklerinizi yazıp kutulara atabiliyorsunuz. 23 Nisan ve 24 Eylül günleri Aya Yorgi’nin en kutsal olduğu özel ziyaret günleri. Bu günlerde niyet, şifa ve dilekleri için akın akın insan geliyor ve dua ediyor. Eğer tutulan dilekler gerçekleşirse, dileği gerçekleşenler geri gelip şeker dağıtıyor. Kilisenin en kalabalık günleri olduğu kesin…

 

Biz adanın merkezinden bir saatte tepeye kadar yürüdük ve sonunu tırmandık. Ancak epey yokuş olduğu için bisiklet veya fayton ile Birlik Meydanına kadar gidip, oradan 10 dakikada tırmanmak da mümkün.

 

Yüce Tepe Restoranı, adanın yemyeşil tepelerinden aşağıda Sedef Adası, karşıda Bostancı sahili, ufukta Marmaya’ya uzanan 360 derece enfes manzaralara nazır bir restoran. Kiliseyi ziyaret ettikten sonra burada bir ister çay, kahve, tatlı molası verebilir, isterseniz de harika mezeleri, salataları, mangalda pişen etleri ve özel şarapları ile öğle yemeği veya erken akşam yemeği yiyebilirsiniz.

 

 

  iskele2

VAPUR İSKELESİ

Büyükada Vapur İskelesi Osmanlı Neo-Klasik mimari hareketinin çok güzel bir örneği. 1914’te inşa edilmiş binanın mimarı kesin olarak bilinmiyor, ancak Bostancı ve Moda İskelelerini tasarlayan Neo Klasik akım temsilcisi Mimar Vedat Tek’in tasarladığı düşünülüyor. Sekizgen yolcu salonu, Kütahyalı usta Mehmet Emin Efendi’nin el emeği seramik çinileri ile bezenmiş. 1950’lerde adanın ilk sinema salonu olarka kullanılmış.

 

 iskele

 

BÜYÜKADA EVLERİ

19.Yüzyıl sonları 20. Yüzyıl başlarında Art Nouveau’dan ilham alan ve Türk ve Batı mimarı tarzlarının sentezleyen bir stilde inşa edilen ahşap evler, ince ince özenle işlenmiş süslemeleri ile sanki birer düğün pastası gibi. gerçekten çok ihtişamlı. Küçük Tur’da bol bol karşınıza çıkacak bu eşi benzeri olmayan nadide örnekler.

 

 IMG_5835

 

YETİMHANE

Hristos Manastırı yakınlarında, İsa Tepesi’nin yamacında, dünyanın ikinci, Avrupa’nın da en büyük ahşap iskeletine sahip olan altı katlı terkedilmiş bir bina Yetimhane.1898’de bir Fransız şirketi tarafından otel ve kumarhane olarak inşa edilmiş. Binanın mimarı, İstanbul’da doğup büyümüş mimar Alexandre Vallaury. Güney-Kuzey istikametinde 101 metre uzanan bina\ 26,000 metrekarelik bir alana oturuyor. Yüksekliği 22-24 metre arası. Binanın orjinal bir özelliği, ilk defa otel gibi bir ticari projenin, nişler, niş destekleri, pencereler ve çatı görünümü ile Türk mimarisinin bütün özelliklerini taşıyan geleneksel Türk evi tarzında inşa edilmiş olması. binadır. Bina otel olarak inşa edilmiş olsa da, Sultan II. Abdülhamid’den gerekli resmi izinler alınamamış, ve hiçbir zaman bu işlevi görmemiş. Sonrasında, zengin bir Yunan ailesi mülkü satın alarak binayı Yunanlı yetimler için ev ve okul olarak kullanan Patrikhane’ye bağışlamıştır. Bina 1970’lerin başında boşaltılmış, o günlerden beri bir harabe olarak boş durmakta. Bir butik otel olmak için renovasyona gireceği söylentileri dolaşıyor. Aslında böyle bir cevher çürüyüp gitmese ve sanatın içinde yaşadığı bir geçmiş gelecek buluşması mekanı olsa ne harika olurdu!

IMG_5933

 

ANADOLU KULÜBÜ

İngiliz Leon Pearce liderliğinde 1906’da Prinkipo Yat Kulübü olarak inşaa edilmiş, çok zevkli ve zarif bir bina olan Büyükada Anadolu Kulübü adanın en güzel binalarından. 1923’te Osmanlı Büyükada Yat Kulübü ve Cumhuriyetin ilanından sonra Türk Büyükada Yat Kulübü olmuş. Kulüp 1937’te iflas ettiğinde, Atatürk yat kulübünün Anadolu Kulübü’nün Büyükada şubesi olmasını talimat vermiş. Cumhurbaşkanı Atatürk ve İnönü, İran Şahı, Nikolay Çavuşesku gibi önemli politikacıları ağırlamış binada Atatürk’ün konakladığı oda olduğu gibi muhafaza ediliyor. Kulüp hem üyelere hem de misafirlere açık.

 

 

 IMG_5845

 

DİNLERİN BULUŞMASI – ADANIN DİĞER ÖNEMLİ DİNİ YAPILARI

 

Büyükada, Ortadoks, Katolik, Ermeni, Musevi, Müslüman her dini buluşturan bir ada aslında. Kiliseden, camiye, sinagogdan, manastıra 14 önemli kutsal binaya ev sahipliği yapıyor.  Yukarıda anlattığımız Aya Yorgi bunların birincisi. Diğer önemli yapılar ise:

 

  • HRISTOS MANASTIRI: Adanın kuzeyinde en yüksek ikinci noktası olan İsa Tepesi’ndeki Bizans dönemi manastırı, 1597’de Patrik Meletios Pigas tarafından yeniden yaptırılmış.
  • AYA NIKOLA MANASTIRI: Bizans döneminde manastır ve kilise deniz kenarında inşaa edilirmiş. Ancak zamanla manastır sular altında kalınca, 16. Yüzyılda Karacabey Körfezi’nin kuzey tarafında küçük kilise yapılmış. Heybeliada Ruhban Okulu’nu yaptıran Banker Stefanovik kalan malzemelerle Aya Nikola manastırını yaptırmıştır.
  • AYA DIMITRI KİLİSESİ: Zagnos Paşa bulvarı ile adanın Kumsal kısmının kesiştiği yerde büyük bir bir bahçe içindeki faal kilise, şu anda dini törenlerin ev sahipliğini yapıyor. 1856 – 1857 tarihleri arasında adadaki ortodoksların ortak çaba ve desteğiyle yapılmış üç nefli dikdörtgen bir kilise.
  • PANAGIYA KİLİSESİ: Adanın eski mezarlığındaki kilisenin bir kapısı pazara çıkar, diğeri faytoncular meydanına. Meryem Ana’nın adına inşa edilmiş olan Panagiya Kiliseleri üç olaya adanmış: Meryem’in doğumu (26 Ekim), Meryem’in mabede girişi (21 Kasım) ve Meryem’in ölümü (15 Ağustos).
  • AYA TODORI ŞAPELİ: Maden’de, Yılmaz Türk Bulvarı’nda evler arasında küçük bir şapeldir. Yoldan 17 adım inilerek girilmektedir. Bunun da eski bir mezarlık kilisesi olduğuna inanılmaktadır.
  • ERMENİ KATOLİK KİLİSESİ: Anadolu Kulübünden Çankaya Meydanı’na giderken Mehmetçik Caddesi’nin solundadır. 1868’de Meryem Ana’nın adına Avrupalı tüccar Andon Apelyan tarafından Meryem Ana’ya adanmıştır. Ahşap iskelet, çatı ve karolarla tek bir dikdörtgen yapıdır.
  • SAN PACIFICO LATİN KATOLİK KİLİSESİ: Bahçe bir taraftan Lala Hatun Caddesi’ne ve diğer taraftan Yeni Cadde’ye açılır. 1885’te yapılmıştır. Dikdörtgen planı, ahşap çatı çerçevesi vardır. Ortodoks kiliselerinin aksine, ikonostaz yoktur. Basit bir dış dehlizi vardır.
  • MUSEVİ SİNAGOGU (Heset Le Abraham Sinagogu): Kumsal’dadır, dikdörtgen planı vardır. Sivri bir kubbesi vardır, 1921’de inşa edilmiştir.
  • HAMİDİYE CAMİSİ: 1895’te II. Abdülhamid’in emriyle eklektik tarzda inşa edilmiş camiinin mihrap ve duvarları çini süslemeler ile kaplı.

 

 

 

 

 Zeynep Atılgan Boneval