BOZCAADA İZLENİM&ROTALAR

Ruhu Ruhuma Değen Boz Ada

 

Bozcaada bugüne kadar gördüğüm adalar arasında en karakterli ve özgün olanı. Ana kıtalara meydan okuyarak denizin ortasında tek başına ayakta duran adalara, kopuk ve zor koşullarına rağmen yaz kış adalarını terk etmeyen adalılara saygısı sonsuz tam bir ada düşkünüyümdür zaten. Fırsat buldukça yeni bir adaya kaçıp, telaşsız ada zamanına geçmek, adanın özgür ruhundan bir parmak bal çalmak ve de adalıların kalender yüreğine dokunmak en huzur verici ferahlatıcı deneyimdir benim için. Bozcaada doğası, insanları ve ruhu ile tam anlamıyla büyüledi beni. Şimdiye kadar gördüğüm Yunan, İtalyan, İspanyol, Fransız ve Türk adaları arasında, en orjinal ve en karakterli olanı şüphesiz Bozcaada oldu.

 

Adanın en güzel tarafı, sanki kendine ait bir özgür irade ile, kendisini ziyaretçiye adapte etmeye çalışmaması, aksine seni kendine uymaya zorlaması. Zaten adaya dışardan gelip gönül verenler de, ehlileştirilememesinin büyüsüne kapılıp, ona saygı duyup kalanlar. Ya deden, babadan gönül bağları var ada ile, ya da adanın bohem ve vahşi ruhu, kendi içlerindeki özgür ruhu uyandırmış ve ona ayaklandırmış da gönüllerini fethetmiş. Gerçekten yaşayan, ruhu ve kimliği olan bir şahıs gibi Bozcaada, sizi kabul edip etmemeye sanki o karar veriyor. Noah mimarlık ve tasarım dükkanında keyifle sohbete daldığımız Nazmiye’nin yorumu bu hissiyatımı dillendirdi adeta: ‘ada başta beni dışarı atmak için çok uğraştı, sanki kabul etmek istemedi önceleri, ancak direndim ve bir uyum yakaladık’.

 

 

Hiç unutmuyorum, Bozcaada ile ilgili beni ilk büyüleyen anı, Corvus şaraplarının kurucusu Reşit Soley ile 8 yıl önce bağcı olduktan sonraki karşılaşmamdı. Daha önce bir mimar, bir şehirli olarak tanıdığım Reşit Bey, bu sefer bana, tırnaklarına işlemiş üzüm kızılını ve yara bere içindeki şiş ellerini gururla gösterip, adayla ve toprakla buluşmasının nasıl ona yeniden farklı bir yaşam sevinci verdiğini anlatıyordu. Ellerinde toprak kokusu, gözlerindeki yaşam pırıltısı, ve yüreğindeki o şevki hiç unutmadım. Nice bağcı ve şarapçı tanımıştım eli üzüm dalına değmemiş, demek ada insanı doğayla barıştırıyor, doğanın bir parçası olmayı hatırlatıyordu. Vahşi ve açgözlü tüketim çağımızda, insanın doğaya hükmettiği yanılsamasına düştüğü bir dönemde, ada sanki insanı doğayla bütün olmaya zorlayarak eğitiyor, daha olgun, daha coşkulu, daha barışık, daha özgür yapıyordu.

 

Ela Tenedos oteli hayata geçiren Hakan ise adaya olan aşkını şöyle dile getiriyor: ‘Yıllar önce, Bozcaada’nın Arnavut kaldırımı sokaklarında bisiklete binerken , bağların arasında saklambaç oynarken, bayır aşağı denize hızla koşarken öğrendik çocuk olmayı. Nasıl büyür de çocukluğundan kopamaz insan, işte aynen öyle oldu ve ayrı kıtalarda bile olsak kopmadık Bozcaada’dan. Yıllar sonra ‘gel’ dedi bize ada ve biz de baba yadigarı topraklarda bulduk kendimizi. Sabahları bozcaada’nın güneşiyle güne doğduğumuz günlere, anneanne reçeli, ada zeytini, en doğal peynirlerle yaptığımız tadı yıllar öncesinden damağımızda kalan kahvaltılara, hayatı olduğu gibi kabul edip kendimizi teslim ettiğimiz poyraz esintisine geri döndük . ‘Ela tenedos’ dedi ada… bozcaada’ya gel … ve biz de geldik.’

 

Yazları daha uysal bir havaya bürünen ada, kışın ise fırtınaları, yağmurları ve ıssızlığı ile vahşiliğini sergileyerek, doğanın lütfunu da zorluğunu da döngüsel bir şekilde sunuyor. Bence en güzel zamanı kalabalıkların çekildiği, adanın sakinlerine kaldığı, gökyüzünün sürprizler sunduğu ve gün batımlarının daha dramatik olduğu ilkbahar ve sonbaharlar.

 

Bozcaada’nın köyünde arnavut kaldırımlı sokaklarda muhteşem mimarideki taş binalar arasında yürürken, birbirinden özel mekanlarını yaşayıp lezzetlerini tadarken, insanları ile sohbet ederken, buz gibi denizinde serinlerken, büyüleyici gün batımlarını izlerken, eminim siz de adanın özgür ruhunu hissedip, çocuk gibi coşacak ve zamana meydan okuyan bu boz renkli adayı çok seveceksiniz…

 

 

 

 

 

Bozcaada neden en karakterli ada? İşte bendeki izlenimler:

Mekanları, Tabelaları

Her oteli, pansiyonu, bağ evinde konaklayabilir, her restoranı ve kafesinde yiyip içebilirsiniz. Bir kere hepsinin ayrı bir ruhu, özgün bir karakteri var. Hiçbiri rant uğruna kendini popüler kültüre feda etmemiş. Sunduğu her ne ise, sahibi kendinden bir dokunuş katmış, orjinal olmak için özenmiş. Hepsinin (bakkalların bile) tabelalarının grafik tasarımı birbirinden güzel, orjinal ve özenli. Bir tane baştan savma yazı karakteri veya logo görmüyorsunuz. Ve her biri tertemiz, hepsinin sahibi ve çalışanı mutlu, gururlu, misafirperver ve güleryüzlü. Benzincisi bile orjinal adanın. İçinde bir bağ ve lezzetli bir pizzacı (Tayyare) yer alan adanın tek benzincisi taş bir binada.

 

Mimarisi

Ada’nın yerlileri ve sakinleri inanılmaz sahip çıkmışlar özgünlüğüne ve doğasına. Gözü bozan tek bir bina, kuralına uymayan tek bir yapılaşma yok adada. Merkezdeki Rum ve Türk mahallerindeki taş ve ahşap evler sıkı sıkıya korunuyor, ancak orjinal mimarisine uygun restore izni alınabiliyor, kaçak yapılaşma veya proje değişikliği ağır cezalar ile denetleniyor. Adanın geriye kalanında ise bağ ve çiftlik evleri tek katlı 80m2 alan ile sınırlı. Kaç dönüm araziniz olursa olsun ancak 80m2 hakkınız. Boz, safran, kahve renkli taşlardan bağların arasında kaybolmuş, hepsi doğa ile uyumlu rüya gibi evler çıkıyor karşınıza. Ranta kurban gitmiş Bodrum ve Alaçatı’yı düşündükçe içim sızladı. Keşke her yer Bozcaada gibi ilkeli olabilse…

 

İnsanları

Tabi ki bir ada yaşayanları ile hayat buluyor. Tanıdığım tüm Bozcaadalılar biraz sıyırmış, epey cesur, şahsına münhasır insanlar. Tunç ve Pınardan, Reşit Abiye, Özcan Hanım’dan Yiğit Bey, Can’dan Tayfun’a, Selçuk Bey’den Selma Hanım’a, İsmail Bey’den Handan Hanım’a, Haldun’dan Nazmiye’ye, Saada’dan Hakan’a…hepsi özü sözü bir, yapmacıksız dobra insanlar. Her biri hayallerinin peşinden gitmiş, ruhlarını mekanlarda, bağlarda, lezzetlere akıtmış özel insanlar.

 

Boz Rengi

Boz renkli adanın doğa koşulları yeşilliğe pek imkan vermiyor nitekim. Ancak batıda ve güneyde poyrazdan korunaklı alanlarda fıstık çamları biraz biraz gösteriyor kendini. Geriye kalan çoğu yer ise bağlar ile kaplı. Bakir yerleri ise yabani kekik ve biberiyeler ele geçirmiş, görmeseniz bile rüzgarla burnunuza buram buram kokuları çalınıyor. Zaten sonunda adanın bu yapmacıksız çıplaklığına, ham doğallığına ve vahşiliğine aşık oluyorsunuz.

 

Bağları ve Şarapları

Nemsiz havası, kuzey rüzgarları ve elverişli toprağı, şaraba uygun üzüm için ideal. Adanın ruhunda bağcılık ve şarapçılık var. M.Ö 5.yy’da basılan Tenedos sikkelerinin üzerinde yer alan üzüm salkımları, Homeros’un İlyada’sından Evliya Çelebi’nin seyahatnamesine kadar birçok eski yazılı kaynak, bağcılığın bu adada ne kadar köklü olduğunu kanıtlıyormuş. Başta sadece Rumlar tarafından yapılan şarapçılık, 100 yıldır Türkler tarafından da yapılmaya başlanmış. Belki de bu yüzden adanın insanları bu kadar medeni.

Adaya özgü beş üzüm türü bulunuyor. Kırmızı olan Kuntra açık renkli, hafif ve içimi kolay iken, Karalahna kekremsi bir tada sahip. Beyaz olan Vasilaki hafif, Çavuş ise biraz daha gövdeli bir üzüm. Karasakız ise rose ve demi-sek şarap yapımında kullanılan hafif tatlı bir üzüm. Adanın şarapları her geçen gün hem Türkiye’de hem de dünyada tanınıyor ve ödüller alıyor. Adadan çıkan önemli şarap markaları ise Corvus, Amadeus, Çamlıbağ, Talay ve Ataol. Yaz sonu bağbozumuna katılmak, diğer zamanlarda da bağ aralarında gidip gelen dar ve mini traktörleri izlemek çok keyifli. (Beğendiğim şarapları neler yapılabilir bölümünde ekledim)

 

Direniş Alanı

Ada adeta bir direniş alanı. İlk önce adada bol bol bulunan kediler için. Sonbaharda turistlerin çekilmesi ile zayıflamaya başlayan yavru kediler, kışın bir deri bir kemik halleri ile, fırtınalara kapılıp gitmemeyi başarırsa, yaşam savaşını kazanıyor ve adalı oluyor. Aslında kediler için olan durum biraz da insanlar için de geçerli sanki. Şiddetli fırtınalarda bazen ulaşımsız, bazen iletişimsiz, bazen elektriksiz, bazen de insansız, neredeyse tüm dünyadan kopuk kışı çıkartabilenler, ve de hala bundan haz duyup adaya saygısı artanlar, tam adalı oluyor. Eee kolay değil, direniş biraz marjinallerin işi.

 

 

 

 

BOZCAADA ROTALARI

Merkezde Keşifler

Bozcaada Yerel Tarihi Araştırma Merkezi: ismi sizi korkutmasın, tarihi taş binada yer alan bu keyifli müzecik, fotoğraflar, gravürler, resimler, gazete küpürleri, resmi belgeler, senetler, objeler ve eşyalar ile sizi adanın bilinen en eski tarihinden günümüze keyifli bir yolculuk yaptırıyor. Adaya dair eski kitapları ve kartpostalları almak için doğru adres.

Bozcaada Sanat Galerisi: sürekli değişen resim ve fotoğraf sergileri ile adanın sanat üssü burası. El yapımı seramikler, heykeller ve ahşap işleri almak için ideal.

Resimevi – Yiğit Başak Sanat Evi: Yiğit Bey adaya gönül verenlerden, hem tuval üzerine hem de eski kapılara ve ahşaplara yaptığı kendi resimlerini, hem de farklı ressamların harika eserlerini sergiliyor. Bozcaada’nın ömrü uzatan, ruhu canlandıran ve bereket getiren büyülü tılsımını buradan alabilirsiniz. Efsaneye göre Heredot der ki: ‘Tanrı Tenedos’u (Bozcaada’nın eski ismi) insanları uzun ömürlü olsun diye yaratmış’.

Miskin Atölye: Liman binasının hemen yanında yer alan Miskin atölyesinde kışın yemek atölyelerine yazında seramik atölyelerine katılabilirsiniz.

-Bozcaadanın ihtişamlı kalesinin surlarına çıkıp limanı ve Bozcaada evlerini izleyebilirsiniz.

 

Adadanın Diğer Keşifleri

-İster üzüm bağlarının arasında, ister rüzgar güllerinin yanıbaşında kekik kokuları arasında Türkiye’nin en güzel günbatımlarını Bozcaada’da deneyimleyebilirsiniz. Adanın en batısında kayaların üzerinde yel değirmenleri ve deniz fenerine nazır, kekik kokuları eşliğinde gün batımı… Tabi kuru kuru olmaz, bir şişe ada şarabını yanınızda götürmekte fayda var.

-Dolunayda Göztepeye çıkıp önce güneşi batırıp ardından ayı doğurmak epey keyifli bir deneyim.

 

Deniz Keşifleri

Bozcaada’nın buz gibi denizi sizi gerçekten kendinize getiriyor! Denize girmek için tesisi olan en güzel koylar Habbele (Mitos), Ayazma ve Akvaryum. Ancak yazın bu plajlar aşırı kalabalık oluyor. Bizim gibi ‘ıssız olsun, bizim olsun’ diyenlerdenseniz, Akvaryum koyunun kayalıklarından ilerleyerek en uca kadar gidip, kayaların arasında oluşmuş doğal havuzcuklardan denize girebilirsiniz. Ayrıca Akvaryum ve Ayazma arasında bakir ve ıssız 2-3 adet mini koy var. Arabanızı yolun kenarına park edip, azıcık aşağı yürüdüğünüzde sessizliğin ve doğanın tadına varıp pırıl pırıl denize kendinizi bırakabilirsiniz. Kum, çakıl taşı ile uğraşmak istemiyorum, biraz da lüksüme düşkünüm diyorsanız o zaman iki adet platformu olan plaj kulübü var: Bertiz ve Pelagos. Lodos’ta ise adanın kuzeyindeki kumsal plajlar turkuaz renkli suları ile tam cennet.

Rüzgarı bol Bozcaada 2015’de yepyeni bir sörf merkezine kavuştu. Yedi kilometrelik Çayır Plajında kitesörfçüler için açılan Mercedes benz Kite Lounge yaz kış açık kalacak bir merkez. Saate 17-35 kilometre arası hızda esen rüzgar ile 2 kilometrelik alanda hiç durmadan sörf yapmak gerçekten çok keyifli. Temmuz ayında düzenlenen ‘Mercedes Benz Go Bozcaada Festivali’  Avrupa’nın birçok ülkesinden iyi kitesörfçüleri bir araya getirdi. Her yıl yapılması planlanan bu merkez & etkinliğin adaya yeni bir adrenalin boyutu katacağına inanıyoruz.

 

Damak Tatlandıran Alışverişler ve Deneyimler:

– Bozcaada şarapları ile ünlü malum, her markanın birçok butiği var. En beğendiğim şaraplar: Corvus Blend No:5 Kırmızı, Kuntra Kırmızı ve Teneia Beyaz, Çamlıbağ Ayapetro Beyaz ve Özel Rezerv Cabarnet Sauvignon Kırmızı, Amadeus Shiraz, Talay Karasakız Rose.

– Simyon Salto ya da Gülerada‘dan çeşit çeşit reçel alabilirsiniz. Adaya özgü içinde badem olan yeşil ve kırmızı domates reçeli meşhur. Ayrıca ev yapımı incir, üzüm, çilek ve vişne reçelleri de harika.

– Veli Dede‘den ve Altın Yağmur‘dan zeytinyağı (özellikle bulabilirseniz soğuk baskı zeytinyağı) biber salçası, koruk suyu, yeşil zeytin ezmesi, zeytinyağı sabunu ve ezine peyniri

– Ada Cafe‘den gelincik şerbeti, lokumlar, reçeller, sabunlar

– Çiçek Fırından sakızlı bademli Tenedos kurabiyesi, badem lokumu ve ada somunu, Ada Market’ten Efibadem kurabiyesi alabilir, bir de Çiçek Dondurma‘dan bademli dondurmanın tadına bakabilirsiniz.

– Çarşamba günleri adanın pazarı kuruluyor, tazecik ürünlerin satıldığı pazara gidip, lokal ürünleri ve ritüelleri görmek çok keyifli.

– Ağustos sonu Bağ bozumuna katılmak

 

ADA HAKKINDA FAYDALI BİLGİLER

En özenli ada rehberi

www.bozcaadarehberi.com adaya gönül vermiş Eylem Aktepe tarafından hazırlanmış. Adanın tarihinden kültürüne, otellerinden restoranlarına, hangi havada hangi plajın güzel olduğundan ulaşım bilgilerine, alışverişten faydalı bilgilerine, adaya dair merak ettiğiniz tüm bilgileri en kapsamlı ve en doğru şekilde veren, sürekli yenilikler ile güncellenen, bugüne kadar gördüğüm en iyi destinasyon websitesi.

 

Birkaç ek bilgi…

Ada 40 km2. Bir saatte adanın tamamını dönebilirsiniz. Ancak hakkını vermek için adada en az 3 gün kalmakta fayda var. Araba olursa adanın keşfi daha kolay olur, Geyikliden feribot saatleri için Gestaş sitesini kontrol edin.

Adada ATM ler bulunuyor, kredi kartı bazı yerlerde geçmiyor, nakit ihtiyacınız olabilir.

Hava sıcak olsa bile her daim rüzgarlı ada serin olabiliyor, hırka ve şal faydalı.

 

Zeynep Atılgan Boneval

 

Yazının başına dönmek için tıklayınız