BOLOGNA İZLENİM VE ROTALARI

KIZIL ŞİŞMAN BİLGE: BOLOGNA

 

Hiçbir beklentimiz olmadan gittiğimiz Bologna bizi sunduğu rafine gurme lezzetleri, zarif mekanları ve insanları, mimari sürprizleri ile öyle şaşırttı, yaşayan sokakları ve doğal sıcaklığı ile öyle bir sarmaladı ki, bizi kendine hayran bıraktı.

 

Belki Milano, Roma, Floransa ve Venedik gibi İtalya’nın en popüler, turistik ve ünlü şehirleri arasında değil Bologna, ancak tam da bu sebepten daha karakterli, gerçek ve doğal.

 

Bologna’da birazcık vakit geçirdiğinizde kendine özgü birçok karakteristik özelliği olduğunun farkına varıyorsunuz;

 

İlk gözünüze çarpan Bologna’nın bir ‘Revak’lar şehri olduğu. Neredeyse eski şehirdeki tüm binaların önünde, sırtı bağlı bulunduğu binaya dayalı, ön cephesi açık, üstü örtülü, sütunlar ve payelerle taşınan revak geçitler yer alıyor. 60 kilometreye yayılan bu üstü kapalı kaldırım geçitler, yürüyenler için yağmur ve karda doğal şemsiye görevi görüp rüzgardan korunmaya yararken,  yazın sıcak günlerinde ise doğal gölge ve serinlik sunuyor. Neredeyse bütün eski şehri ve sokakları bu revakların altından yürüyerek  keşfedebiliyorsunuz. Tabi ki her binanın revaklarının ayrı bir karakteristik özelliği var, kimin sütunları ve payleri farklı, kiminin tavan süslemeleri muhteşem, kiminin ise yer döşemeleri çarpıcı. Yüzlerce yıllık bu revaklar şehirliler için doğal koruma sağlarken, şehirde yaşayan yaşlıların sıcakta soğukta yağmur çamurda sokağa çıkabilmesine imkan tanıyarak müthiş bir kolaylık sunuyor.  Tüm şehirliler de yüzlerce yıl öncesinin bu medeni mimari armağanının hakkını veriyor. Revakların altında sakin sakin ve yavaş yavaş yürüyen yaşlılar ve aralarından zigzaklar çizerek hızla yürüyen öğrencilere rastladığınızda hiç şaşırmayın. İşte bu kilometrelerce uzayan geçitler sebebi ile şehrin bir ismi ‘CITY OF PORTICI – REVAKLAR ŞEHRİ’.

 

bologna13

 

Diğer bir gözünüze çarpan özellik ise şehrin kızıl tonlarına boyalı oluşu. Dünyanın ‘en geniş el değmemiş ve bozulmamış eski şehri’ne sahip olan Bologna’da, Roma döneminden yapılar, 12.-14.yy’dan kalma kemerler, kubbeler, destekli tonozlar, Ortaçağdan kalma şehri çevreleyen orjinal surlar, kiliseler ve kuleler hala ayakta. 12. yüzyılda şehirde asilzadelerinin yaptırdığı 100’e yakın kule yer alıyormuş.  Kuleleri ile aslında Bologna bir nevi dünyanın ilk gökdelenler şehri, hatta bir tarihçi şehri ‘Ortaçağ’ın Manhattan’ı olarak tanımlamış. Statü sembolü olan bu kuleler, yaptıran aile ne kadar zengin ise daha da yükseğe ulaşıyormuş. 19.yy’da kilise baskısı ile yıkılan çoğu kuleden sadece 20 tanesi ayakta, ancak hala Bologna’yı ‘BOLOGNA di TORRİ – KULELER ŞEHRİ BOLOGNA’ olarak algılamaya yetiyor. 

 

Kulelerin, kiliselerin, hükümet binalarının tuğla ağırlıklı mimarisinden, kırmızı sıvalarından  ve kiremit damlarından, ve kızıl panjurlarından kaynaklanan bu kızıllık, şehrin ayrıca ‘BOLOGNA LA ROSSA – KIZIL BOLOGNA’ olarak ünlenmesine sebep olmuş. Ancak ‘KIZIL’ lakabı şehrin Komünist görüş ve eğilimlerine de gönderme yapıyor.

 

bologna2

 

 

Bologna’nın bir başka önemli özelliği ise özgür düşünceye ev sahipliği yapması. 11. yüzyılda kurulmuş Avrupa’nın en eski üniversitesine ev sahipliği yapan Bologna, hala önemli bir üniversite şehri, ve 100.000’ yakın gencin şehirdeki varlığı Bologna’ya canlı, dinamik ve özgür bir ruh katıyor. Nüfusun çoğunun eğitim ve kültür seviyesi son derece ileri  ve politik eğilimi sosyal demokrat ve sol görüşlü olan şehrin bir ismi de ‘BOLOGNA LA DOTTA – BİLGİLİ BOLOGNA’.

 

Ve son olarak şehrin en önemli özelliği, yemek kültürüne verdiği önem. Tüm İtalya’nın en saygın mutfağına sahip bölge, Parmesan peyniri, Parma jambonu, tortellini ve lasagna, dünyada Bolognes sos olarak bilinen ragù sosu (et, domates, soğan, kereviz, havuç, beyaz şarap ve baharatlar) gibi İtalyan’nın dünyaca ünlü gastronomik lezzetlerinin yaratıcısı.  Bologna’da yemek adeta kutsal bir deneyim.  Her sokakta her biri özgün ve karakterli şarküteri, enoteca, kafe, osteria, ristorante, patisseria’ya rastlıyorsunuz. Hem lezzeti hem de yemek deneyimini ciddiye alan Bologna’lıların her biri adeta bir gurme edası ile öğle ve akşam yemeklerini yiyor. İşte bu sebeple şehrin bir başka lakabı ise ‘BOLOGNA LA GRASSA – ŞİŞMAN BOLOGNA’.

 

bologna20

 

Bologna’lılar ile biraz vakit geçirme şansı yakaladığınızda ise ‘Kızıl, Bilgili, Şişman’ın ötesinde, asıl özün ‘hakikate duyulan tutku ve kararlılık’ olduğunu hissediyorsunuz. Bilimsel doğru ve hukuk arzusu 11. yüzyılda üniversitenin temellerini,  dürüst ve açık kalpli malzemeler yöre mutfağının, eşitlikçi ve adil sosyalist yaklaşım ise yaşam biçiminin temelini oluşturmuş. Çok yakın bir zamana kadar belediye yönetiminde İtalyan Komünist Partisi yer alamaktaymış. Özgür düşünce ve sol görüşün ağırlıklı olması şehirde kilisenin baskın olmasını engellediği için şehrin yaşam alanları ve tarzında baskılardan arınmış bir doğallık ve rahatlık hissediyorsunuz. Bologna Üniversitesinde dil bilim profesörü olarak 30 yıl çalışmış yazar Umberto Eco, dünyaca ünlü romanı ‘Gülün Adı’nı şehrin bu gerçeğin peşindeki ruhundan aldığı ilham ile yazmış. Üniversite hayatının şehrin bu kadar içinde olduğu başka bir Avrupa şehri gördüğümü hatırlamıyorum.

 

2000 yılında ‘Avrupa Kültür Şehri’ seçilmiş olan Bologna’nın belki assolist bir anıtı olmaması daha çok şehri yaşamaya imkan tanıyor. Eski şehre serpiştirilmiş kiliseleri, kuleleri, ufak müzeleri, geniş meydanları, revakları, restoran, kafe & barları ve dükkanları sayesinde vaktinizi dev bir müze veya anıt sırasında ziyaret için bekleyerek geçirmek yerine, şehirlilerin arasına karışarak Bolgona’yı keşfetmeye adıyorsunuz. Yürüyerek rahatlıkla keşfedilebilecek kadar düz ayak olan Bologna, Piazza Maggiore’yi merkezine alan bir mandala ya da dilimlenmiş bir pizzayı andırdan sokak planına sahip. Ayrıca şehir bir bisiklet ve motosiklet cenneti. Tüm şehirliler işine ve okula bisiklet ve motor ile gittiği için sokaklarda arabadan çok daha fazla bu araçları görüyorsunuz. Ayrı yolları, park alanları ile trafiği hafifleten epey medeni bir sistemleri var.
bologna9

 

Bologna’nın içinde bulunduğu Emilia-Romagna bölgesinin Romalılar döneminden beri önemli bir tarım merkezi olması bölgenin her daim refah ve zengin olmasını sağlamış.  Ortaçağda varlıklı ve güçlü aristokrat hanedanlar tarafından yönetilen bölgenin, en ünlü hanedanı olan Bentivoglio’ların efsanesini hala meydanlar, kiliseler ve kuleler yaşatıyor. Ayrıca bölge dünyanın en şık bazı otomobil ve motorsikler endüstrisine de ev sahipliği yapıyor. Efsanevi Lamborghini arabaları, Ducati motorsiklerleri ve de daha yeni üretimi yakınlardaki Modena’ya taşınan Maserati otomobilleri burada doğmuş. Bölge önemli bir endüstri, tarım ve ticaret merkezi olduğu için kişi başı gelir seviyesi ülkenin en yükseklerinden birisi. Hem kültürlü hem de  varlıklı kökleri sebebi ile şehirlilerde sofistike ancak mütevazi bir hava sezinliyosunuz, hepsi çok şık, çok zarif, çok kibarlar.  Ehli keyif ve rahatına düşkün şehirlilerin karakteri şehre meditatif bir hava vermiş.

 

Yakınlarında yer alan Parma hem mimarisi hem de jambonu ile ünlü iken Ferrara önemli bir Rönesans merkezi, Ravenna ise dünyanın en iyi korunmuş Bizans mozaikleri ile ünlü. Milano sadece bir saat, Venedik 1.3 saat, Floransa ise 45 dakika uzaklıkta.

 

 

 

 

Bologna Rehberi için: www.yolculukterapisi.com/bologna-rehber/

 

BOLOGNA ROTALARI

Şehrin görülmeye değer en güzel bölgesi Piazzo Maggiore’yi çevreleyen tarihi eski şehir bölgesi.

 

Ayrıca üniversitelilere ve Palazzo Poggi müzesine ev sahipliğ yapan Via Zamboni, tiyatro bölgesi  Piazza Verdi, şık butiklerin yer aldığı Via Oberdan, antikacıların yer aldığı Via San Vitale, via Rizzoli ve via dell’Inferno arasında yer alan Musevi mahallesi ve de botanik  ev sahipliği yapan Üniversite bölgesi bir başka görülmeye değer bölge.

 

Bologna’nın doğusunda yer alan Piazza Santo Stefano ve çevresi ise eski dönemlerde şehrin asilzadelerinin evlerinin yer aldığı şık bölge. Santo Stefano kilisesine, Via Santo Stefano, Via Castiglione, Strada Maggiore gibi şık caddelere Casa Isolani evi ve avlusuna, Piazza San Domenico meydanına ev sahipliği yapıyor.

 

bologna18

 

ŞEHRİN KALBİ: PİAZZA MAGGIORE

Sabahtan öğleye kadar işe ve okula koşanlar, öğle vakti yemek ve kahve için gelenler, akşamüzeri yaşlıların toplandığı, çocukların güvercinler ile oynadığı, geceleri ise üniversitelilerin San Petrino kilisesinin merdivenlerinde oturduğu bu meydan gün boyu şehrin yaşam gerçeklerini yansıtan bir ayna gibi. Roma döneminden kalma forum meydanı olan Piazza Maggiore, şehrin en önemli kilisesi olan Basilica di San Petronio’ya ev sahipliği yapıyor. Aslında hiç tamamlanmamış bu kilise Bologna’nın dini iktidardan uzak kimliğinin güzel bir göstergesi. Pembe ve krem renkli gösterişli gotik işlemeli ön cephesi kapısından sonra yukarıya doğru tuğlalar ile tamamlanmış. Gerçekten dini iktidar bu şehir üzeride fazla hüküm sürememiş. San Petronio farklı dönemlerde inşaa edilmiş 22 ufak şapele ev sahipliği yapıyor, Giovanni da Modena’nın fresklerini taşıyan Chapella Bolognini ise en güzeli. Piazza Maggiore ve Piazzao Nettuno meydanlarının kesişiminde 1563’de inşaa edilmiş La Fontana del Nettuno – Neptün çeşmesi yer alıyor. Aslında denizden bu kadar uzak bir noktada Bologna’nın kalbinde Neptün heykeli ve çeşmesinin şehrin çeşmesi olması gerçekten enteresan. Piazzao Nettuno’da 1484’de renove edilmiş Palazzo del Podesta ve 1212’de inşaa edilmiş orjinal olarak ayakta duran Arengo Kulesi yer alıyor. Piazza Maggiore’nin doğusunda Palazzo dei Banchi, batısında ise Palazzo Communale belediye binası yer alıyor. Palazzo Re Enzo, Palazzo Notai ve üniversite binası Palazzo del Archiginnasio  ve Arkeoloji Müzesi meydan ve çerveresinin diğer binaları.

 

Abbazia di Santo Stefano

Santo Stefano kilisesi 5., 8. ve 12. yüzyıllarda inşaa edilmiş farklı kilise, manastır ve avlulara ev sahipliği yapan bir ibadet kompleksi. Onikigen bina Chiasa del San Sepolcro’da Roma dönemi kolonları arasında aziz St Petronio’nun mezarı yer alıyor, Piazza di Pilatus’un çeşmesinin bazı 8.yy’dan kalma, Santi Vitale e Agricola ise bir Bizans kilisesi.

 

Catedral di San Pietro

Via dell’Indipenza’da yer alan 13.yy’dan kalma gösterişli katedralin kapısında sizi mermer aslanlar karşılıyor. İçerisi yüzyıllar içerisinde eklemeler ile farklı tarzların karışımı haline gelmiş, ancak şehrin en önemli ikinci kilisesi.

 

bologna3

 

Due Torri (Torre degli Asinelli ve Torre degli Garisenda)

Şehri tepeden görmek için Torre degli Asinelli’ye tırmanın. Yanyana yer alan iki kule Asinelli (96mt yüksekliğinde) ve Garisenda (48mt yüksekliğinde) zaman içerisinde yerçekimine karşı koyamayarak Pizza Kulesi gibi hafifçe eğilmişler. Daha düzgün ve daha yüksek olanı Asinelli’nin tepesine 498 adet daracık ahşap basamak tırmanarak çıkıyorsunuz, ancak şehrin 360 derece manzaraları tüm bu zahmete değiyor. Gerçekten tepede harika bir manzara sizi karşılıyor. Piazza Maggiore’yi merkez alan,  kiremit damlar ve kırmızı binaları dört eşit parçaya bölen büyük yollar, daha sonra küçük yollar ile eşit mesafelerde bölünerek, adeta mükemmel bir mandala yaratmış.

 

Portico di San Luca  ve Santuario della Madonna di San Luca

Şehrin içindeki revakların yanı sıra bu revak ustalığının doruğunu görmek isterseniz , şehir surlarını Santuario di San Luca manastırı ile bağlayan, 3kilometre boyunca zigzag yaparak tırmanan 666 kemerden oluşan Portico di San Luca’dan yürümenizi tavsiye ederim. Meloncello kapısından başlayarak 30-40 dakika süren tırmanış sizi şehre nazır bir tepenin üzerinde konuşlanmış Santuario della Madonna di San Luca’ya getiriyor. Hem eski hem de yeni şehri gözler önüne seren manzaralara sahip kilisenin çok eski ve ünlü Meryem Ana resmi Unesco koruması altında.

 

bologna5

 

Giorgio Morandi Müzesi ve Şehrin Müzeleri

Şehrin dünyaca meşhur çağdaş ressamı Giorgio Morandi 1964’de hayatını kaybettikten sonra 14.yydan kalma Palazzo d’Accursio’nun en üst katı ressama adanmış bir müzeye dönüştürülmüş. Museo Morandi’de sanatçı Morandi’nin en geniş koleksiyonu yer alıyor. Morandi’nin kanvasın üzerine günlük hayatın sıradan objeleri olan kavanozlar, vazolar, sürahi hatta tenekeleri işlediği resimleri, Cezanne ile benzeştirilen geometrik stile ve yumuşak renklere sahip.

 

Bologna’nın Modern Sanatlar Müzesi MAMbo (Museo d’Arte Moderna di Bologna) 192O’de modern sanat galerisi olarak başlayan yolculuk, 2007’de modern ve çağdaş sanat sergileri, enstelasyonları, deneysel ve performans sanatı, sinema sanatı ve multimedya deneyimleri ile İtalya’nın en yaratıcı çağdaş sanat merkezlerinden birisine dönüşen mükemmel bir müze ile sonuçlanmış.

 

Bologna’da 43 müze bulunuyor. Pinacoteca Nazionale müzesi bölge ressamlarının resimlerini sergilerken, Museo Ebraico bölgede yaşayan Musevilerin tarihini aktarıyor. Museo Ducati efsane kırmızı motorsikletlere adanmış. Museo Civico Archeologico arkeoloji, Palazzo Poggi maket gemileri, doldurulmuş timsahları, balmumundan kalp ve ciğerleri ile anatomiden elektriğe, savaştan denizciliğe insanlık bilimi tarihini sergilerken, Salaborsa kütüphanesi multimedya sergiler sunuyor.

 

Santa Maria della Vita Kilisesi

Kilisenin arka bahçesinde yer alan enstelasyon & sanat eseri kesinlikle görülmeye değer. Mezarına konulmak üzere olan İsa’nın etrafında toplanmış sevenlerini tasvir eden gerçek boyutlu kiremit renkli figürler gerçekten çok etkileyici. Hristiyanlıkta ilk  ‘yas’ kavramını işleyen enstelasyonda her figürün katlanılmaz acısı ve kederi sanki dudaklarında ve mimiklerinde donup kalmış, Meryem Ana’nın yüzündeki sessiz bir çığlık ifadesi iliklerinize işliyor.

San Giacomo Maggiore Kilisesi & L’Oratorio di Santa Cecilia

Ortaçağ’da Bologna’nın asilzadelerinin engin zenginliğini anlamak için Bentivoglio ailesinin kilisesini gezmek yeterli. Aile mezarlarının yer aldığı  kilisenin duvarlarını dönemin sanatçısı Lorenzo Costa’nın Apokalips, Ölümün Zaferi ve Taçlandırılmış Meryem freskleri, azize Cecilia’yı resmeden sahneler yer alıyor.

 

Orta Botanico & Giardini Margherita Bahçesi

Bologna dünyanın en eski botanik bahçelerine ev sahipliği yapıyor.  Giardini Margherita ise şehrin en yeşil parkı, gündüz vakti sakin huzurlu bahçe, akşamları kafeleri dolduran gençler ve şehirliler ile cıvıl cıvıl oluyor.

 

bologna6

 

BOLOGNA SOKAKLARI VE ALIŞVERİŞ*

Bologna’nın eski şehir bölgesinin her sokağı  fırınlar, pastaneler, şarküteriler, kafeler, restoranlar, şarap barları ve de dükkanlar ile dolu cıvıl cıvıl yaşıyor. Sokaklarda ve mekanlarda turistler yerine lokallere rastlamak ise en keyif vericisi.

 

Bologna’nın en otantik ve tipik caddesi Via Drapperie. Balıkçı, şarküteri, enoteca, çiçekçi, manav ve pastanelerin yer aldığı bu sokak dükkanların dekoru ve tabelaları sanki geçmişte yaşayan bir hazine.

 

Via Clavature üzerinde çok güzel butikler ve Mercado di Mezzo yemek çarşısı yer alıyor. Via degli Orifici üzerinde ise tasarım butikleri ve Eataly yer alıyor.

 

Galleria Cavour, Piazza Cavour, via Farini ve Via San Felice’de Gucci ve Louis Vouitton gibi şık marklar yer alıyor.

 

Santo Stefano bölgesindeki Via Oberdan ve Strada Maggiore caddeleri ve civarı şehrin en orjinal ve şirin dükkanlarına ev sahipliği yapıyor oyuncakcı Calling Hoffmann (Via Altabella 23), giyim mağazaları Jacqueline (Via Altabella 14/E), Bang Bang 2 (Piazza Mercanzia 5) ve Branchini Calzoleria (Strada Maggiore 19), egzotik ev dekorasyon eşyaları satan 3 Terre (Via Oberdan, 8AB) ve antika pazarı Mercato Antiquario (via Santo Stefano) ve antikacıların yer aldığı Via San Vitale bunlardan bazıları.

 

Porto Novo üzerinde NeiramiLe Marais ve  Protec gibi orjinal butikler, 66 Bottega gibi cici antikacılar yer alıyor.

 

H&M ve Zara gibi hazır giyim mağazaları Via dellIndipendenza üzerinde yer alıyor.

 

*(diğer alışveriş adresleri rehberyazısında yer almaktadır: www.yolculukterapisi.com/bologna-rehber/)

 

 

BOLOGNA VE EMİLİA ROMAGNA BÖLGE TAKVİMİ

Ocak’ta dünyaca ünlü modern ve çağdaş sanat fuarı Artefiera, Şubat’ta dijital film festivali Future Film Festival, Şubat ve Mart arasında Sant’Apollonia festivali, Mardis Gras ve San Giovanni karnavalları, Mart’ta Raviloi festivali ve folk sanatları festivali Fiera del Bue Grasso, Nisan-Mayıs arasında San Marino Grand Prix, Haziran’da ünlü eğersiz at yarışları Palio del Girorgio del Ferrara ve Palio del Contrade del Parma, Temmuz’da Rönesans Festivali ve Ravenna müzik festivali, Eyül’de La Citta del Cibo yemek festivali ve Parma Ham Festivali, Ekimde Bologna müzik festivali ve Ravenna caz festivali, Kasım’da Bologna CioccoShow Çikolata Festivali, Parma Trüf festivali  ve Aralıkta Bologna Motor Show ve de Bologna Christmas pazarı yer alıyor.

 

 

NE ZAMAN GİDİLİR?

Ilıman bir iklime sahip olduğu, ve de her türlü hava koşulunda karşı ‘portici’ler yani revaklar ile korunaklı olduğu için her mevsim Bologna’ya gidilebilir.

 

YOLCULUK TERAPİSİ TOSKANA BÖLGESİ YAZILARI

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazı& Fotoğraflar: Zeynep Atılgan Boneval