BOGOTA İZLENİM & ROTALARI

SIRADIŞI BİR DÖNÜŞÜM HİKAYESİ

Kolombiya’nın başkenti Bogotá son 20 yılda çok büyük bir değişime sahne olan enerjik ve dinamik bir şehir.

1990’larda şehirdeki şiddet, rüşvet, trafik, yozlaşma, yolsuzluk, güvensizlik, eşitsizlik ve düzensizlik sebebi ile ve dünyanın yaşamak için en kötü şehirleri arasında yer alan Bogota, 1995 ve 2003 yılları arasında 3 dönem yönetimde bulunan sıradışı belediye başkanlarının geleneksel politika zincirlerini kıran yaratıcı, katılımcı ve insancıl uygulamaları yürürülüğe koyması sonucu, medeni, modern ve mutlu bir şehre dönüştü.

PANDOMİM SANATÇISI TRAFİK POLİSİ

İlk ve 3. dönem belediye başkanı Antanas Mockus, öncelikle dürüstlüğü, insancıllığı ve muzipliği ile Bogota’lıların kalbini kazanmayı başardı. O dönemin silahlı çatışmaları ve suikastleri göz önünde bulundurularak kendisine çelik yelek giyme zorunluluğu konan başkan, yeleğinin önüne kocaman kırmızı bir kalp çizdirerek, herkese anlamlı bir mesaj vererek göreve başladı. Ve şehirlileri şaşırtan yaratıcı ve katılımcı bir dizi programı devreye soktu. Önce şehirlilerin günlük hayatını etkileyen problemleri çözmek için kolları sıvayan başkan, şehrin belli yerlerinde trafik polislerinin yerine, trafik kurallarını hatırlatan, cadde karşıdan karşıya geçen yayalara yol verme, yerlere çöp atmama gibi davranışları canlı performanslar ile sergileyen pandomimciler yerleştirdi. Trafikteki kaosu önlemek için tüm şehirlilere trafikteki iyi sürücüleri ödüllendiren yeşil aferin kartları, kötü sürücüleri onaylamadığını gösteren kırmızı kınama kartları dağıttı. Ve tüm sürücülerin vicdanını ve davranışlarını, şehirliler tarafından aldığı onay veya kınamalar sonucu trafik kurallarına uyan doğru davranışlara yönlendirdi. Gece 1:00’den sonra sokağa çıkma yasağı uygulayarak, şehirlilerin alkollü sürücülerin hedefi haline gelmesini engelledi. Ceza kesmek yerine rüşvet alan yoldan çıkmış trafik polislerini ayıklayıp görevden alarak, tüm polis ekibini insancıl müdahaleler için yeniden eğitti. Başkanın bu uygulamaları, gazetecilerin ve bürokratların şüpheci yaklaşımlarına rağmen halk tarafından sahiplenildi ve trafik işaretlerine uyma, yayalara yol verme oranı ciddi şekilde artarken, trafik kazaları ve bunlara bağlı ölüm oranları 10 yılda yarıya düştü.  Çocukları evde uğradıkları tacizi bildirmek için cesaretlendiren, eşleri şiddete başvurmadan anlaşabilmesi için eğiten programları devreye soktu. Bogota’lıların ahlaki değerlerini yükseltmek, iyi iletişim ve alışkanlıklar geliştirmesine destek olmak için birçok soyut projeye imza attı.

GÖNÜLLÜ VERGİ

Şehrin ekonomisini yeniden güçlendirmek için yolsuzluk ve rüşvetin önünü kesmeyi ve düzenli olarak vergi toplamayı başaran Mockus, yaşam koşullarını iyileştiren sıradışı politikalar da uygulamayı başardı. Vergi oranını yükseltmek istemeyen meclis kararına karşılık, şehirde yaşayan varlıklı ailelere seslenerek ‘gönüllü vergi’ çağrısında bulundu ve 63.000 hanenin borçlu olduğundan %10 fazla vergiyi gönüllü ödemesini sağladı. Şehride şebeke suyu kıtlığı yaşandığı dönemde ise, su kesintisine gitmek yerine, Bogota’lılardan su tasarrufu yapmaları için çağrıda bulundu. Kendisinin ve Kolombiyalı şarkıcı Shakira’nın seslendirdiği ‘su tasarrufu yaptığınız için teşekkürler’ mesajları tüm telefonlara sürekli mesaj olarak gönderildi. Halk çeşitli programlar ile nasıl suyu boşa harcamayacağı konusunda eğitildi. Ve bu uygulama su tüketiminde %8-16 arası tasarrufu sağladı.

TASARIM İLE EŞİTLİK

2. dönem belediye başkanı Enrique Penalosa’nın ‘tasarım ile eşitlik’ vizyonu sayesinde şehir yeniden yapılandırılarak, hem siması dönüştü hem de yaşam koşulları demokratik bir boyuta ulaştı. Şehrin kanalizasyon, elektrik ve su altyapısı baştan ele alınarak iyileştirilirken, şehrin atıl alanları tüm halkın eşit koşullarda faydalanabildiği okullar, hastaneler, kütüphaneler, plazalar, rezidanslar, parklar, bisiklet yolları ve transit yollar ile donatıldı. Bu dönemin en büyük başarısı metro kadar hızlı gidebilen ancak maliyeti metro altyapısının 10’da biri olan otobüslerin toplu taşıma aracı olarak devreye sokulması oldu. 200 otobüs ağına sahip Transmilenio projesi şehrin trafiğini hafifletmek, ulaşımı hızlandırmak ve ucuzlatmak için metro kadar etkili oldu.

Değişimin imkansız gibi gözüktüğü mutsuz, güvensiz ve kaotik bir şehrin, katı ve kuralcı geleneksel politikalar yerine, Bogota’lıların karşılıklı saygı, birlik ve beraberlik duygularını güçlendiren, onları da şehrin sorunlarını çözmek için yetkilendiren, katılımcı, empatik ve yaratıcı uygulamalar sonucunda, mutlu bir kente dönüştüğünün canlı örneği Bogota. Yönetim yerine liderlik uygulayabilen, dikte etmek yerine dinleyerek karşılıklı iletişim kurabilen belediye başkanları sayesinde, kendilerini şehirlerinin gelişimi için birebir sorumlu hisseden Bogota’lılar, zorlukları birlikte yenmenin gururunu hissederek şehirleri ile duygusal bir bağ kurarak ona sahip çıktılar.

İnsanların açık, net ve dürüst söylemlere, azimli, inançlı, zaman zaman muzip ve kesinlikle sıradışı politikacılara daha çok kalbini açtığı ve destek verdiğine örnek olan Bogota değişim süreci hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak isterseniz yönetmen Andreas Dalsgaard’ın imzasını taşıyan ‘Bogota Change’ isimli belgeseli izleyebilirsiniz. ‘Cities on Speed’ isimli belgesel serisinde Bombay, Şangay ve Kahire şehirlerinin dönüşümünü anlatan filmler de mevcut.

IMG_9544

BOGOTA ESKİ ŞEHİR ROTALARI

Bogotá’nın eski şehri La Candelaria olarak biliniyor. 1538’de şehir İspanyollar tarafından kurulduğunda Meryem ananın kandilinin ismi olan Candelaria ismini vermişler, ve de Bogotá’yı Yeni Granada Krallığının başkenti ilan etmişler. Aslında orjinal binalardan pek çoğu yıkılmış olsa da, Doğu’da Plaza de Bolivar meydanından birkaç blok ötede renkli boyaları, ferforje balkonları ile tarihi taş binalar sayesinde Kolonyal atmosferin izlerini hissedebiliyorsunuz.

 

IMG_9559

La Candelaria’nın kalbi Bolivar meydanı. Meydanda yer alan Katedral çok büyük ancak içerisi epey sade. 1827 yılında inşaa edilmiş katedralin en enteresan köşesi orta kubbesinin bir köşesinde yer alan tavan resmi. Resmedilmiş olan meleğin ayağı resimden fırlaşmış gibi üç boyutlu hissi veriyor.

 

Asıl ziyaret edilmesi gereken kilise ise Museo Iglesia Santa Clara. Bugün müze olan kilise dışarıdan çok sade ve gösterişsiz gözüküyor, oysa içeride görkemli bir altın mihrap, Kolombiyalı sanatçı Gregorio Vazguez’in harika resimleri ve de el işçiliği duvar süslemeleri yer alıyor.

 

IMG_9554

Kolombiya’lı sanatçı Botero’nun müzesi Museo Botero ziyareti hak eden bir müze. Alt katı Botero’nun kendi modern ve çağdaş sanat koleksiyonu sergiliyor. Üst kat ise sanatçının resim ve heykellerini sunuyor. Şişman kadınları ile bildiğimiz Botero’nun asıl vurgulamak istediğinin ‘ölçek’ ve ‘hacim’ ler ile şaşırtarak farklı kavramlara dikkat çekmek olduğunu öğreniyoruz müzeyi gezdikçe. İyi bir rehber ile gezmenin farkı!. Botero aralarında Bonnard, Boudin, Braque, Caillebotte, Calder, Chagall, Corot, Dali, Degas, De Kooning, Dubuffet, Leger, Matisse, Miro, Monet, Picasso, Renoir, Tamayo, Sisley, Tapies, Toulouse- Lautrec ve Vuillard’ın da eserlerinin bulunduğu bu muhteşem koleksiyonu müzeye bir şart ile bağışlamış, müze girişinin ücretsiz olması!

IMG_9577

 

Modern sanat eserleri sergileyen Museo de Arte del Banco Republica müzesinde dönem dönem çağdaş fotoğraf sergileri de yer alıyor.

 

Eski şehirde Katedral’in köşesinde küçük bir kolonyal tarihi bina Casa del Florero nun içinde yer alan bağımsızlık müzesi, ülkenin tarihini ve özgürlük savaşını aydınlatıyor.

 

Eski şehirde çok güzel modern ve çağdaş mimari örnekleri de yer alıyor:

  • Mimar Rafael Esquerra tarafından tasarlanmış Biblioteca Luis Angel Arrango kültür merkezi 1950’lerde inşaa edilmiş. The Universidad de la Salle’nin modern binaları ve etrafında yer alan tek katlı renkli evlerin bulunduğu semtte keyifli bir gezinti noktası.
  • Dünyaca ünlü yazar Marquez’in ismini taşıyan Centro Gabriel Garcia Marquez kültür merkezi, sanat galerisi ve kütüphanenin içinde Kolombiya’nın en lezzetli kahvesini sunan Juan Valdez Café yer alıyor.
  • 1939’de inşaa edilmiş art-deco stili Edificio Vengoechea binasi heykel gibi işlenmiş balkonları ve dairesel sütunları ile çok güzel.

 

IMG_9563

ALTIN MÜZESİ

Bogotá’da iken kaçırılmaması gereken en önemli müze ise Museo del Oro altın müzesi. Kolombiya’da ve Latin Amerika’da yaşayan yerli halkların altın heykel, maske, mücevher, süsleme ve objelerini segileyen müze bugüne kadar dünyada gördüğüm en geniş altın koleksiyonuna sahip. Müzeyi gezerken bir yandan binlerce yıl önce yapılmış altın işçiliğini hayranlıkla izlerken, diğer yandan yerli halkların gelenek, inanış ve ritüellerini öğreniyorsunuz: Latin Amerika yerlilerinin inanışına göre altın, Güneş tanrısının yeryüzüne hayat veren göz yaşlarını sembolize ediyor. Ölümün bir son değil başka bir hayata geçiş olduğuna inandıkları için, ölüleri gömerken, diğer hayatta güçlü olabilmeleri için yüzlerine altın jaguar maske giydiriyorlar. Yarasalar gece uçtukları için koruyucu olarak kabul ediliyor. Ve şamanlar kabilenin koruyucu ve iyileşirici kutsal kişileri olduğu için, törenlerde yarasa gibi giyinip davranıyorlar. Kabilelerde saf kanın liderliğini koruyabilmek için, kabile reisinin kızkardeşinin oğlu yeni reis olarak seçiliyor. Taç giyme töreni seremonisi ise gün doğumunda suyun üzerinde bir salda yapılıyor: Eril güneşin dişi su ile birleşme anının yeni liderin kutsanması için en doğru zaman olduğuna inanıyorlar.

IMG_9581

 

DİĞER BOGOTA KEŞİFLERİ

Bogotá’nın eski şehri Candelleria’nın yanı sıra kuzeyinde yer alan Parque de la 93 mahallesi kafeleri, galerileri ve butikleri ile çekici bir bölge.

 

Pazar günleri şehrin en canlı bölgesi ise Usaquén mahallesi. Pazarda lokal el işi ürünlere göz atmak, modern kafelerden birisinde brunch keyfi yapmak ve de butikler ve tezgahlar ile dolu küçük sokaklarda dolaşmak çok zevkli.

 

Cerro Monserrate tepesinde yer alan Santuario Monserrate kilisesi, 1657 yılından beri şehrin sembolü. 1917’deki deprem ile yıkılmış, ancak aslına göre yeniden yapılmış. İster teleferik ister fünicüler tren ile panaromik şehir manzaraları sunan tepeye çıkabiliyorsunuz. Yürüyüş yapmayı sevenler ise kıvrıla kıvıla tepeye tırmanan rotadan bir saatlik bir yürüyüş ile ulaşabilir. Bahçeleri çok güzel ve de Kolombiya lezzetleri sunan Santa Clara’da harika manzaralara nazır öğle yemeği yiyebilirsiniz. (Fransız lezzerleri sunan San Isidro’yu pas geçebilirsiniz)

BOGOTA ESKİ ŞEHİR ROTALARI

Ancak Bogotá sokaklarının en hoş yanı inanılmaz çok sayıda yaratıcı sokak sanatı ve grafiti sunması. Adım başı karşınıza renkli, cesur duvar resimleri çıkıyor. Havalimanından eski şehre giderken El Dorado bulvarı boyunca büyük binaların cephelerinde de inanılmaz yaratıcı, renkli, dev grafitiler göreceksiniz şaşırmayın.

IMG_9543

YENİ BOGOTA

Bogota’nın yeni ve modern mahallelerinden olan Zona G bölgesi şık ve gözde restoranları ile şehrin gurme bölgesi. Şef restoranı Harry Sasson’s ve Fransız restoranı Criterion bu bölgede yer alıyor. Zona Rosa’da yer alan trafiğe kapalı Calle 82 ve Carrera 13 sokakları ise Zona T olarak adlandırılıyor, ve Bogota’nın barlar bölgesi: La Bolera Saloon ve Acido Bar burada yer alıyor. (*Bogota yeme-içme-konaklama önerilerimizi derlediğimiz rehber için: www.yolculukterapisi.com/bogota-rehber)

 

PRATİK BİLGİLER

2600 metre yüksekliğinde kurulumuş Bogotá şehri, La Paz ve Quito’nun ardından Güney Amerika’nın üçüncü en yüksek başkenti. Yükseklik sebebi ile oksijen eksikliği sonucu biraz yorgunluk, baş ağrısı ve dönmesi yaşayabilirsiniz.

NE ZAMAN GİDİLİR?

Ziyaret için en uygun dönem Aralık- Mart ve Temmuz- Ağustos arası. Nisan ve Ekim ayları ise en yağışlı aylar.

 

IMG_9545

KOLOMBİYA’NIN TALİHSİZLİĞİ : UYUŞTURUCU VE ŞİDDET

Kolombiya hem Pasifik hem de Atlantik okyanusuna kıyıları olan kocaman bir ülke. Brezilya, Arjantin ve Perudan sonra 4. büyük Güney Amerika ülkesi. And Dağları, okyanus kıyıları, Amazon ormanları gibi doğa güzelliklerinin yanı sıra Cartagena, Santa Marta ve Bogota gibi 16.yüzyılda İspanyol fetihçiler tarafından kurulmuş kolonyal şehirlere de ev sahipliği yapıyor. Santa Margarita kurulmuş ilk İspanyol şehri. 1533 yılında kurulan ikinci en eski kolonyal şehir Cartagena ise, sahildeki liman konumu ile İspanyol’ların Güney Amerika imparatorluğunun en önemli şehri haline gelmiş.

 

1811’de Simon Bolivar önderliğinde Kolombiya, aralarında Ekvator, Venezuella, Peru ve Bolivya’nın da olduğu Birleşik Devletin bir parçası olarak İspanyollardan bağımsızlığını ilan etmiş. Ancak 1813’de Bolivar ölünce İspanyollar ülkeleri tekrar işgal etmiş, ve 1821’de Kolombiya tek başına devlet olarak bağımsızlığına kavuşmuş.

 

Ancak bağımsızlık sonrası huzur pek kısa sürmüş. Ülkenin çok ciddi bir iç savaş ve uyuşturucu kartel sorunu var Dünya Savaşları doğrudan olmasa da dolaylı ülkeyi etkilemiş, ciddi sağ ve sol görüş çatışmalarına sahne olmuş. Amerika’nın arka bahçesi olması, önce Panama için ardından da petrol için ülkeye göz dikmesi ve de uyuşturucu kartellerini gizliden desteklemesi, ülkede epey kan dökülmesine sebep olmuş. Aslında çok zengin bir ülke Kolombiya. Petrol rafinerileri, liman ticareti, altın ve zümrüt madenleri ve turizm en büyük resmi gelir kaynağı diye geçiyor. Ancak asıl uyuşturucu ticareti Kolombiya’nın gelirinin kaynağı. Amerika kıtasındaki uyuşturucu ticaretinin %80’inin Kolombiya’dan geçtiği tahmin ediliyor. Ülkenin en büyük şehirleri olan Medellin, Cali ve Barranquilla kartellerin elindeymiş.. Özellikle Medellin dünyanın en meşhur kartel babası Escobar ile ünlü.

 

Bir de FARC, ELN, AUC gibi halk gerillaları var. Yolsuzluğun kol gezdiği devlet kırsal alanlara hizmet ve kalkınma götürmekte yetersiz kaldigi icin ortaya çıkmış bu gerillalar. Ve halktan katılımcılara para ödeyerek ağını ülke çapında genişletmiş. Ordu bu gerillalar ile diyalog kurmak yerine sürekli çatışmış. Kendini ordu-polis devleti olmaya adamış. Ancak karteller gerillaları desteklediği için galipsiz iç savaşlar yaşanmış dönem dönem ve birçok masum insan ölümüne sebep olmuş.

 

Son 10 yıldır Kolombiya biraz daha olaysız ve sakin. Şehirler kartel yönetiminde değil ve güvenli oldukları söyleniyor. Kolombiya başkanı Juan Manuel Santos, gerillalar ile savaşmak yerine diyalog başlatmak adına bir adım atmış ve 2012’den beri Havana/Küba’da toplantılar gerçekleşmiş. Konuşulanlar ve sonuçlar açıklanmamış, ancak gerillanın devletin ülkenin kırsal bölgelerine yatırım yapmasını istediği ve politikada temsiliyet istediği biliniyor. Tüm halk merakla sonuçları bekliyor.

 

GÜVENLİK

Bogota eski şehirde güvenlik sorunu yok. Zaten adım başı bir polis görüyorsunuz. Şehrin turizm itibarına zarar gelmesin diye özen gösteriyorlar. Rehberlerimizden öğrendiğimiz kadarı ile Kolombiya’da çatışma ve problemlerin olduğu kesimler daha çok kırsal kesimler. Gerillalar ve kartel ile devlet arasında sorunlar yaşanıyor.

 

 

YOLCULUK TERAPİSİ KOLOMBİYA YAZILARI

Bogota rehberi için: www.yolculukterapisi.com/bogota-rehber

Cartagena izlenimleri için: www.yolculukterapisi.com/cartagena

Cartagena rotaları için: www.yolculukterapisi.com/cartagena-rotalar

Cartagena rehberi için: www.yolculukterapisi.com/cartagena-rehber

Getsemani -Cartagena rotaları için: www.yolculukterapisi.com/getsemani-cartagena

Bogota izlenim ve rotaları için: www.yolculukterapisi.com/bogota

 

 

 

 

Zeynep Atılgan Boneval