BEYRUT İZLENİM&ROTALAR

 

KONTRASTLAR ŞEHRİ

 

Beyrut resmen bir kontrastlar şehri; bir yandan kurşun izleri ve bombalar ile harabeye dönmüş harika binalar ya da ağaçların ve bitkilerin arasında kaybolmuş eski terkedilmiş muhteşem villalar, diğer yanda lüx mağazalar, alışveriş merkezleri modern gökdelen residanslar…

 

Bir yandan son model jipler diğer yandan köhne renault 12’ler… Bir yanda mini etekli kadınlar, diğer yandan adımbaşı eli silahlı askerler… Aynı meydanda yanyana camiler ve kiliseler… Bir yanda evlerin balkonlarında iplere asılı çamaşırlar, diğer yandan şık kadınların kollarına asılmış Hermes Birkin çantalar; hepsi birden aynı ortamda içiçe…

 

Bir yandan modern hayat diğer yandan oryantallik…

 

KARMA KÜLTÜR 

Beyrut’un 8000 yıllık tarihi Fenike’lilere dayanıyor. Ardından bu topraklar önce Persler, Büyük İskender, Romalılar, Mısırlılar, Memlükler ve de 400 yıl boyunca Osmanli’ların himayesinde yaşamış. Beyrut’un Osmanlı dönemindeki Emiri Fakhr-al Din, farklı kültürlere ve dinlere çok açık bir lidermiş. Batılılara kapılarını açmış ve camile’rin yanına kiliseler, medreselerin yanında Hristiyan okulların inşaa edilmesini sağlamış. Bu hem güvenli hem de ılıman iklimli ortam; İtalya, Almanya, Fransa gibi ülkelerden Hristiyanlar taa o dönemlerde Lübnan’a yerleşmesine neden olmuş. Şiiler, Sunniler, Hristiyanlar, Ermeniler, Ortadokslar, Dürziler hep birlikte medeni bir şekilde yaşamış.

 

1918-1943 arasında Fransız sömürgesi olduğu dönemde ise Hristiyan popülasyonu Müslümanlar’dan yüksek bir orana gelmiş. Bu dini karma farklı kültürlerden gelenlerin birbirine saygılı bir şekilde yaşaması nosyonunu getirmiş. 1943’te bağımsızlığını kazanan Lübnan 1975’e kadar ekonomik olarak çok refah seviyelere ulaşmış, etnik çeşitliliğe rağmen sağlanan huzur ortamı, eğitim, kültür ve özenli mimari ile birleşince, doğunun Paris’i haline gelmiş.

 

Beyrut’lular hem çok kültürlü hem de iyi eğitimli; resmi dil Arapça ama hemen hemen herkes Fransızca biliyor. Hatta halkın yarısına yakını 3. dil olarak İngilizce konuşuyor. Orta Doğu’nun eğitim seviyesi en yüksek nüfuzu burada ve kalifiye iş gücü oranının en fazla olduğu Orta Doğu ülkesi burası. Beyrulular gerçekten çok medeni, tüm şöförler yayalara yol veriyor, sokakta insanlar size karşı güleryüzlü ve çok yardımcı, başörtülü ve mini etekliler yanyana caddelerde yürüyor ve kimse dönüp yan gözle bakmıyor. Müze, antik şehir, havalimanı gibi yoğun turist olan yerlerde sıra bekleme ve akış gayet güzel planlanmış ve keşmekeş yok, insanlar birbirine saygılı. Şehirde kendinizi gayet güvende ve rahat hissediyorsunuz.

 

 

TALİHSİZLİĞE KURBAN GİDEN BEYRUT: İÇ SAVAŞ

1970’lerde Arap-İsrail çatışmaları sonucu Lüban’a gelen Filistinlilerin, dolayısı ile Müslümanların sayısının artması sonucu istikrar bozulmaya başlamış, Hristiyan-Müslüman mücadelesi 1975’de iç savaşa dönüşmüş. 15 yıl yaşanılan iç savaşta çok büyük hasarlar alan Beyrut’ta kurşunlanmayan tek bir bina kalmamış. Bir yandan da iç savaş sırasında ve sonrasında İsrail ile gerginlikler ve çatışmalar bitmemiş, en son 2006’da İsrail-Lübnan krizi sırasında İsrail hava saldırıları şehri daha da harabeye çevirmiş.

 

OrtaDoğunun Paris’inden yapay bir Dubai taklidine geçiş: Yeniden Yapılanma Kılıfı Altında Kaybedilenler

 

Son 8 yıldır kendini yeniden doğmaya adamış bu şehir modern dünyaya fazla ayak uyduran bir tavır almış. Hariri hükümeti şehri yeniden yapılandırmak için Beyrut’un Solidere olarak bilinen eski yerleşim ve pazar bölgesini, ev ve dükkan sahiplerine çok cüzzi rakamlar ödeyerek, resmen istimlak etmiş. Buradaki binalara modern bir şekilde renove edildikten sonra ve çok yüksek rakamlara satılarak; iş merkezlerine, mağazalara, otellere, restoranlara dönüştürülmüş.

 

Eskiden şehrin mimarisi 2 katlı bahçe içinde yüksek tavanlı köşkler ve yine çok şık ferfoje balkonları, ahşap kepenkleri, kemerli camları olan en fazla 4 katlı apartmanlardan oluşuyormuş. Şimdi şehrin her yerinden gökdelenler yükselmeye başlamış. Osmanlı ve Fransız sentezi olan muhteşem binaların yerini her geçen gün modern yapılara bırakması çok üzücü. Öyleki 2 katlı muhteşem bir eski binanın, dört tarafının 20-25 katlı residanslar ile çevrildiğini görmek mümkün, belli ki yakında tüm eski şehir kimliğini modern dünyaya kaybedecek.

 

Diğer yandan Arap’lar Beyrut’u bir üs olarak bellemiş. Yılın 300 günü güneşli geçen Beyrut’un havası yazları rutubetli ve çok sıcak değil, kışları ise yumuşak geçiyor. Ayrıca alkol, eğlence, baş örtüsüz dolaşmak serbest olduğu için Arapların yıl boyu tercih ettiği bir destinasyon haline gelmiş Beyrut. Bu yeniden yapılanma projelerine en çok yatırım yapanlar ve ev alanlar Araplar olmuş. Ve fiyatlar o kadar yükselmişki artık Lüblanlıların Beyrut’un merkezinden ev alması rüya halini almış. Yeni yönetim ile birlikte çok sınırlı bir kesim çok zenginleşirken, orta sınıf çok fakirleşmiş ve gelir seviyesinde kapanması çok zor uçurumlar açılmış.
Bir yanda müthiş bir zengin ve gösteriş meraklısı bir azınlık, diğer yanda aslında kültürel seviyesi çok yüksek ancak imkanları elinden alınmış -aylık ortalama gelir seviyesi 500TL olan- çoğunluk.

 

Yüzyıllarca farklı kültürleri, dinleri, ırkları bir potada eritebilmiş bir şehrin -üstelik daha yeni iç savaştan ve İsrail krizinden çıkıp feraha erecekken- bu özelliğini kapitalizm sebebi ile kaybetmesi çok talihsiz. Bu sürreal ihtişamın bedeli Beyrut’un gerçek kimliğinin kaybı olarak ödeniyor.

 

 

Ve yerleşen ‘Günü Yaşama Prensibi’

Hem çalkantılı yakın geçmişi hem de Filistin Kurtuluş Örgütü ile İsrail arasında hala gerginliğin devam etmesi sebebi ile şu anda yaşanılan refah günlerinin ne kadar süreceği belirsiz. Belki de bu yüzden Beyrut’lular fazla esnek ve coşkulu; yarını belli olmadığı için bugünü sonuna kadar yaşama prensibi ile hareket ediyorlar. Ayrıca turistlerin sürekli eğlenmek için akınına uğrayan şehir, restoranları, cafeleri, barları ve klüpleri ile Orta Doğunun hedonizm merkezi haline gelmiş. Beyrut’ta hissettiğiniz baskın duygu ‘Son Damlasına Kadar Günü Yaşamak: Fazla derine inmeden, ve geleceği fazla düşünmeden günün tadını çıkartmak’. Sabaha kadar süren canlı gece hayatı ile resmen hiç uyumayan bir şehir haline gelmiş.

 

 

 

 

 

Beyrut Rehberi için: http://www.yolculukterapisi.com/beyrut-rehber-otelrestoranbaralisveris/

 

 

 

BEYRUT ROTALARI

Beyrut; çok düz ayak bir şehir, mesafeler çok kısa, her yere yürünebilir. Eğer taksiye binecekseniz, önceden pazarlık yapmak lazım, yoksa her taksi farklı bir fiyat biçiyor.

 

Achrafieh – Beyrut’un eski ruhunu en çok hissedebildiğiniz bölge, Abdel Wahab El Inglizi caddesi ve onu kesen sokaklarda hem çok eski mimari örnekleri var, hem de aralarda minik dükkanlara rastlayabiliyorsunuz.
• Gerçek orta sınıf Lübnanlı hayatı görmek için güzel bir rota; Hamra caddesini (bizim eski Osmanbey gibi bir cadde) dolaşıp, ardından onu kesen Rue Abdel Al Ras caddesinden yürüyüp, Bliss Caddesine inip orada yürümek
Gün batrımı için Corniche: Bliss üzerindeki American Üniversitesi içinden girerek, bahçesinden dolaşa dolaşa sahile inip, sahil boyunca Ain el Mreisseh’e kadar yürümek çok keyifli. Tüm Lübnanlı halk kornişte; gençler, ailecek yürüyüşe çıkanlar, koşu yapanlar, rollerblade ve bisiklete binenler. Gün batımını izlemek için ise Ain el Mreisseha’da bulunan Al Derwandi ya da Corniche Palace Cafe’ye gidilebilir.
Gemmayzeh Bölgesi– yine çok güzel eski mimari örneklerinin mevcut olduğu bir bölge. Rue Gourard’ın üzerindeki kafeler ve ufak dükkanlar ile gündüz ayrı bir atmosferi var, gece ise barlar sokağına dönüyor.

• Beyrut’un yeni gelişen bohem bölgesi ise Gemmayzeh’nin sonuna geldiğinizde girdiğiniz mahalle Mar Mikhael. Bu semti radara ilk sokan 961 Micro Brewery ve  Behind the Green Door gibi şahsına münhasır barların ardından en azından 10 farklı ve yeni bar daha açıldı. Böylece gece hayatının yeni merkezi haline geldi. Dessau, L’Osteria ve Central Station en sevdiklerimiz. Ayrıca The Food Dealer, Enab Beirut ve Motto gibi hem gündüz hem akşam uğrayabileceğiniz adresler de yer almaya başlıyor Mar Mikhael’de yavaş yavaş.
Downtown– Eski şehri renove ederek restoran, alışveriş ve işmerkezi haline getirmişler, tüm uluslararası markalar var, gitmişken gezilmeli ancak fazla yapay duruyor!
Saifi –eski mimariyi koruyarak tüm evler renove edilmiş. Balkonlarından sarkan sardunyalar, binaralı saran begonviller, özenli butikleri ve kafeleri ile sıcak bir bölge.
• Ermeni yerleşim alanı olan Bourj Hammoud bölgesinde yer alan Marad Caddesi’nde çeşitli baharat dükkanları ve tradisyonel el işi dükkanları var. Yine bu bölgeye yakın, deniz kenarından izleyebileceğiniz Pigeons Rock (Güvercin Kayaları) görülmeye değer.
• Kentte birçok dini yapı var; Al Omari Camii, Saint George Yunan Ortodoks Katedrali, Saint George Maronite Katedrali, St. Elias Yunan Ortodoks Katedrali, Emir Assaf Camii, Al Saray Camii, Ain El Mreisseh Camii ve Al Majedieh Camii görülmeye değer.
Beyrut Amerika Üniversitesi Müzesi, Orta Doğu’nun en eski arkeoloji müzelerinden birisi; Taş Devri’nden İslam dönemine kadar Arap sikkeleri, çanak çömlek çalışmaları, Lübnan ve Doğu eserleri, kilden tabletler üzerine yazılardan oluşan çok geniş bir yelpazede koleksiyonu var. Ulusal Beyrut Müzesi, iç savaş sırasında çok zarar görmüş, şimdi tamamen yenilenmiş MÖ den başlayarak, Memluk dönemine, ardından Osmanlı ve Fransız yönetimlerine kadar ülkenin tarihini sunuyor.
Beyrut Milli Müzesi, Beyrut Sergi Salonu, Beyrut Sanat Merkezi ve Ayyam Galerisi kültür & sanat sergilerini gezmek için doğru adresler.

 

 

BEYRUT ŞEHİR DIŞI ROTALARI

Beyrut yakınlarında yer alan Roma antik şehri Baalbek, büyüklüğü sebebi ile ve de ilk yerleşimi 8000 yıl öncesine dayanan; Finikeliler, Romalılar, Memluklar ve Osmanlıların yaşam merkezi olmuş Byblos antik şehirleri görülmeye değer. Ancak Türkiye, Ürdün ve Suriye’deki antik şehirleri gezmiş olanlar için biraz hayal kırıklığı yaratabilir.

 

1)BYBLOS
Beyrut’un kuzeyinde yer alan tarihi 7000 yıl öncesine kadar uzanan antik Finike liman kenti. Bybloslular şehirlerini Byblos olarak adlandırmıyor aksine Jbail (Arapça) diyorlar. Antik şehir sadece 1 saat süren bir gezi, sonrasında deniz kenarında güzel bir yemek yiyip, ardından plaja gidilebilir, tüm Beyrut’luarın haftasonu gezinti yeri Byblos, bir yandan son model motor yatlar, diğer yandan elinde davul zurna eğlenen gençlerin hepsini bir arada görmek mümkün.

 

Byblos’da Öğle Yemeği
• Sahilde:
o Babel Mina
o Pepe’s Byblos Fishing Club
• Eski Şehir’de:
o Locanda Lebanese
o Mother

 

Byblos Yakınlarında denize girmek için Beach Club’lar:
• Eddie Sand
• Pierre& Friends

 

Byblos – Beyrut Arası Akşam Yemeği
Chez Sami – Lübnan lezzetleri sunan bu ünlü restoran Byblos dönüşü akşam yemeği için harika bir alternatif.

 

Byblos Konaklama
Byblos Sur Mer, Eski Liman

 

 

2) JEITA GROTTO
Byblos’a giderken mutlaka gezilmesi gereken yer: Jeita Grotto. Bu iki katlı mağara 2011’de seçilecek dünyanın 7 doğa harikası için önemli bir aday. 2 katlı mağaranın önce üst katmanı teleferikle çıkılıp geziliyor: 9 kmlik bu katında su damlalarının ve doğadaki minerallerin mükemmel bir uyumla oluşturduğu heykel kadar etkileyici sarkıtlar var. Ardından aşağı inilip göletin üzerinde botla alt mağara geziliyor. Yaklaşık 1.5 saatlik muhteşem bir gezi .

 

 

3) BEİTDAİNE SARAYI
Ağırlıklı Dürzi’lerin yaşadığı bölge olan Chouf dağlarının yamacına kurulmuş, İtalyan ve Osmanlı mimarisinin güzel bir sentezi olarak 1788-1818 yılları arasında inşaa edilmiş olan Beidettin Sarayı görülmeye değer. Saray huzur veren bahçesi, avluları ve güzel manzarası ile insanı dinlendiriyor, mermer işçiliğinin önemli bir örneği olan hamamı ve bizans mozaiklerinin sergilendiği alt katı ile ziyaret edilmeli.
Yolda Lübnan’ın eski başkenti Emirlerin şehri Deir El-Qamar; güzel taş evleri, restoranları ile bir molayı hak ediyor sarayı. Marie Baz Müzesi, Notre Dame Kilisesi ve Fahreddin Camii gezilebilir

 

 

4) BAALBEK
Romalılardan kalma, dünyanın ikinci büyük Roma dönemi harabesi Baalbek, arkeolojistlere göre dünyada Roma dışındaki önemli dini merkezlerden birisi.
Baalbek’e gitmişken yakınlarındaki beyaz taştan evleri ile ünlü Zahle ve harabeleri ve şirin Ermeni Köyü ile ünlü Anjar görülebilir.

 

 

5) AL-BASS HİPODROMU
Sur yakınlarındaki Al-Bass arkeolojik bölgesinde yer alan hipodrom dünyadaki en büyük Bizans hipodromu. Gerçekten oldukça etkileyici olan yapı 480 metre büyüklüğünde. Geleneksel Sur festivali sırasında hipodrom hala kullanılıyor.

 

 

Önemli Notlar:

• Lübnan bayrağı; kırmızı şeritler ve yeşil sedir ağacından oluşuyor. Ulusal simge olan sedir ağaçlarının çoğu Osmanlılar tarafından gemi yapımında kullanılmak üzere kesildiği için artık çok fazla sedir’e rastlayamıyorsunuz.

• Pasaportta İsrail vizesi olmamalı, yoksa içeri almıyorlar, eğer İsrail vizeniz var ise Pasaport müdürlüğüne gidip, kendi pasaportunuzu bırakıp, geçici pasaport çıkartmanız gerekiyor.

 

 

 

 

Zeynep Atılgan Boneval

1 comment

  1. Pingback: Yolculuk Terapisi | Yolculuk Terapisi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir