BEYOĞLU SARAYLARI – STREETDUSTAPP

 

Artık şehrimizin yepyeni bir app’i var: Streetdust applikasyonu sayesinde İstanbul’un bilmediğimiz rotalarını izleyerek, tarihi cevherleri ve hikayelerini keşfedebiliyoruz. Streetdust’u indirip, Beyoğlu yürüyüş rotalarından birisini seçip, harita üzerinden ilerleyerek, o semtin hiç bilmediğimiz yönlerini, gizli duraklarını, binalarını ve hikayelerini öğrenebiliyoruz. Arka sokaklarda gizli kalmış terk edilmiş saraylar, okullar ve aile konakları, veya hergün önünden geçip hikayesini bilmediğiniz saraylar keşif rotamızda yer alırken, istersek kendi ilgi & bilgi alanımıza göre kendi yürüyüş rotamızı yaratıp, Streetdust üzerinden meraklıları ile paylaşabiliyoruz. Yani Streetdustapp sayesinde İstanbul sokaklarının tozunu attırmak!

Streetdust bizimle Beyoğlu  Sarayları yürüyüş rotasında yer alan sarayların bilgilerini paylaştı:

 

isvec konsoloslugu_1

 

İsveç Sarayı: Yurtdışındaki ilk İsveç mülkü

Günümüzdeki sefarethane, 1818 yılının paskalya bayramında yanarak yok olan eski sefarethanenin yerine, 1870 yılında inşa edilmişti. Mimar Pulgher, dönemin sefarethanelerinden etkilenerek Neo-rönesans akımından izler taşıyan, bu binayı inşa etmiştir. Bugün bahçe duvarlarının olduğu alanda, aynı Rus Sarayı’nda olduğu gibi İstiklal Caddesi’ne cephesi olan dükkanlar yer almaktaydı. ’70’li yıllarda bu dükkanlar yıkılarak konsolosluk bahçesi genişletildi. İsveç Sarayı’nın içinde pek çok kişinin bilmediği küçük bir kilise bulunmaktadır. 1858 yılında padişahın izni ile inşa edilen ve giderleri İsveç Kralı 2. Oscar tarafından karşılanan kilise İstanbul’un ilk protestan yapılarından birisidir. Günümüzde bu güzel bahçenin içinde İsveç Araştırma Enstitüsü bulunmaktadır.

Enstitü Pazartesi ve Çarşamba günleri 10:00  – 16:00, Cuma günleri ise 10:00 – 15:00 arası açıktır.

 

 

Rus Sarayı: Beyoğlu’nun görkemli yapısı

1845 yılında inşa edilen saray, 1830 yılındaki büyük Beyoğlu yangınından sonra inşa edilen ilk sefarethane olma özelliğini taşır. İtalyan Palazzo stilinde inşa edilmiş olan bu görkemli yapı, İtalyan mimar Fossati kardeşlere şöhret kazandırdığı gibi, Beyoğlu’nda yapılacak olan sarayların çizgisini belirlemiştir. Fossati kardeşler, Rus Sarayı’nı takiben Hollanda Sarayı da dahil olmak üzere Beyoğlu’nda bir çok esere imza atmışlardır. Muhteşem Boğaz manzarası ve Boğaz’dan rahatlıkla seçilebilen mimarisiyle Rus Sarayı dönemin en önemli mimari yapılarından biri olarak öne çıkmaktadır. Rivayete göre, Dolmabahçe Sarayı’nın inşa edilmesindeki önemli nedenlerden biri, o dönem Rus Sarayı’nın eskiyen Topkapı Sarayı’ndan daha görkemli olarak algılanmasıdır.

 

 

Hollanda Sarayi_1

Hollanda Sarayı: Kavuşamayan aşıkların hikayesi

Hollanda Sarayı 1859 yılında, Rus Sarayı’nı da inşa eden, Fossati kardeşler tarafından inşa edilmiştir. İsveç Sarayı’na benzer şekilde, Hollanda Sarayı’nın da içinde küçük bir protestan kilisesi bulunmaktadır. Bu kilisede eski ortodoks patriği Lukaris protestanlığı seçmiştir. Ayrıca sarayın hüzünlü bir aşk hikayesine ev sahipliği yaptığı iddaa edilmektedir.

Rivayete göre Büyükelçi Calkoen ve Çerkez cariye Beyaz Gül birbirlerine sırılsıklam aşık olurlar. Ancak Beyaz Gül’ün haremde yaşaması ve büyükelçinin sosyal statüsü aşıkların görüşmesini engeller. Bunun üzerine haremden ayrılan Beyaz ile Calkoen gizli gizli görüşmeye başlarlar. Ancak aşıkların macerası kısa soluklu olur: Cariye ile aşk yaşadığı ortaya çıkan Calkoen başka bir yere atanır. Beyaz Gül 20 yıl boyunca sarayın kapısında Calkoen’in gelmesini bekler ve sonunda aşk acısından ölür. Bugün Beyaz Gül’ün hikayesini onurlandıran bir kadın heykeli sarayın bahçesinde yer almaktadır.

 

 

Fransız Sarayı: Beyoğlu’nda küçük Fransa

Beyoğlu’ndaki ilk ve en görkemli saraylardan birisi olan Fransız Sarayı 1847 yılında mimar Laurecisque tarafından inşa edilmiştir. Bu heybetli bahçe sefarethanenin yanı sıra Fransa kontrolü altında olan bir mahkeme, hapisane, okul ve kiliseye ev sahipliği yapmaktaydı. Osmanlı Devleti’nin verdiği kapitülasyonlar, Avrupa imparatoruklarına mahkeme ve hapisane kurmak gibi haklar tanımaktaydı. Kapıdan gözüken, sefarethanenin bulunduğu ana bina Malta’dan gelen taşlarla inşa edildi. Bu binanın arkasında ise, Beyoğlu’nun beton yapısı içinde adeta bir vaha hissi uyandıran büyük bir bahçe bulunmaktadır. Mahkeme binası ise Tom Tom Kaptan Sokağı sonunda, İtalyan Konsolosluğu’nun karşısında yer almaktadır. Mahkemenin cephesinde Fransızca hukuk, adalet ve eşitlik anlamına gelen Lois, Justice, Égalité yazısını okumak mümkündür.

 

 

venediksarayi_1

İtalyan Konsolosluğu: Sürekli değişen sefarethane

1782 yılında İtalyan bir ailenin evi olarak inşa edilmiş bina, dönemin Venedik büyükelçisi Memno zamanında satın alınmış, büyük bir renovasyon geçirerek Venedik saraylarına benzeyen bugünkü halini almıştır. Ancak Memno’nun Venedik keyfi kısa süreli olur. Napolyon Venedik’i işgal ettikten sonra bina Fransız kontrolüne. 19. YY’ın sonunda da Avusturya kontrolüne geçmiştir. Bina 1. Dünya Savaşı sonra tekrar birleşmiş İtalyan Cumhuriyeti’ne geçmiştir.

 

 

Palazzo Corpi: Amerikan konsolosu olan saray yavrusu

Palazzo Corpi,1873 yılında Cenevizli armatör Ignacio Corpi tarafından aile malikanesi olarak yaptırılmıştır. Ignacio Corpi 1877 yılındaki Osmanlı Rusya savaşında Osmanlı Devleti’ne borç veren zenginlerden birisidir. İmparatorluk zayıflamaya başladıktan sonra zengin bireylerden borç alıp, karşılığında toprak vermiştir. Kamondo ailesi gibi, devlete verilen borçlar büyük servet edinen Corpi’ler Taksim’deki İtalyan Hastanesi de dahil olmak üzere bir çok hayırsever yardım yapmıştır. Göz alıcı bir cepheye sahip binanın Amerikan hükümetine geçmesinin ardında ise çok enteresan bir hikaye vardır.

1907 yılında ABD’li büyükelçi Leishman, Palazzo Corpi’yi çok beğenir ve sefaret olarak kullanmak için satın alır. Meşhur çelik zengini Andrew Carnegie’nin ortakları arasında bulunan Leishman kendi imkanları ile aldığı binayı Amerikan Devleti’nin satın alıp sefaret binasına çevirmesini planlar. Ancak evdeki hesap çarşıya uymaz ve Amerikan Devleti, Palazzo Corpi’yi almaya yaklaşmaz. Günün birinde evinde büyük bir davet veren Leishman, gecenin sonunda Kongre üyeleri ile poker masasına oturur. Kötü bir gün geçiren Leishman, oyunun son elinde Palazzo Corpi’ye oynamayı önerir. Eli kendisi kazandığı taktirde hükümet Palazzo Corpi’yi kendisinde alacak, kaybettiği takdirde ise Leishman bu saray yavrusunu hükümete hediye edecektir. Eli Leishman kazanır ve bu güzel bina bir poker oyunu sonucunda ABD hükümetine geçer.

 

Daha fazla bilgi için: http://www.streetdust.com/

Apple Store’dan ücretsiz olarak Streetdust applikasyonunu indirebilirsiniz.

 

streetdust