BALİ’DE HİNDUZİM İNANIŞI, TAPINAKLAR, RİTÜELLER VE TARİH

 

TANRILAR ADASI BALİ

Bali’de dua etmek, yemek yapmak ve yemek, el işi ve zanaat, sanat, müzik, giyim kuşam, yani günlük hayatın her anı, şükranla yaşama prensibinin bir uzantısı ve manifestosu gibi.

 

25.000 tapınağın olduğu adada herkes sürekli tanrılarını ve atalarının ruhlarını kutluyor, onlara dua ediyor ve onurlandırıyor.

ubud tapınak

Adanın dört bir köşesi tapınakların yanı sıra türbe ve sunaklar ile bezenmiş. Doğanın içinde, tarlalarda, ormanlarda, yollarda, sokaklarda, evlerin kapı önünde yüzlerce el yapımı tanrı heykeli ve sunaklara rastlıyorsunuz. 5 milyon kişinin yaşadığı adada neredeyse nüfus sayısı kadar sunak ve türbe var.

offering

Her sabah ve öğlen tapınaklar ve sunaklar, yapraklar, çiçekler, meyveler ve pirinçten oluşan sunular ile renkleniyor.

 

Bir süre sonra Bali’lerin tek yaptıkları sürekli ibadet etmekmiş gibi geliyor size.

 

 IMG_0463

Ibadet Eder Gibi Yaşama Prensibi

Dini kültür ve geleneklerine son derece bağlı Bali’liler için ibadet artık bir yaşam tarzı haline gelmiş. El sanatları ve zanaatlarında, lezzetlerinde, müzik ve sosyal etkileşimlerinde, hep bu ibadet ve inanışlarının prensiplerini ve sembollerini yansıtıp yaşatıyorlar.

 

Peki bu kadar çok zaman, enerji, kaynak gerektiren seremoniler neden var diye düşünmeden edemiyor insan?

IMG_0176

Rehberimiz Pari açıklamaları ile aydınlatıyor bizi: ‘Bali bir tarım adası. Çiftçinin çok boş zamanı var, tarlasını ektikten sonra mahsulü toplayana kadar yapacak birşeyi yok, işsiz olunca akıllara birçok kötülük gelebilir, doğabilecek kavga, savaş ve problemi minimize etmek için insanların fiziksel olarak vaktini alacak, semboller ile ruhlarını ve akıllarını meşgul edecek sunu, dua, ibadet ve ritüeller olması lazım. 

 tapinak

Burada herkes sürekli bir ibadet, ritüel veya festival için hazırlanır. Herkes zamanı, yeteneği, parası, enerjisi ile kendisini de tanrılara sunar. Ayrıca tüm bu seremoniler, çiçek, meyve, pirinç yetiştiricisinin kazanç döngüsünü besliyor ve ekonomi devam ediyor. Seremoniler sayesinde doğayla ve birbirimiz ile ilişkiyi canlı tutarken, bir yandan da doğayı, canlı, renkli, verimli tutuyoruz.’

 

Sanki zamanda asılı kalmış masum bir hayal dünyası değil mi?

 

Herşeyin çok hızlı tüketildiği, acımasız, bencilleşmiş, yabancılaşmış dünyamızla eş zamanlı yaşayan Bali’de, gerçek olmayan bir masaldaymış gibi hissediyorsunuz.

 

IMG_0222

 

BALİ TAPINAKLARI 

 

Aile tapınakları, köy tapınakları, klan tapınakları, lonca tapınakları ve milli tapınaklar olmak üzere çok çeşitli tapınak türü var Bali’de.

 

Gerçekten her ailenin evinin bahçesinde bir tapınağı var Bali’de. Köylerde ve kasabalarda sokaklarda yürürken duvarlar arkasında gördüğünüz türbeler, aile tapınaklarının bir parçası. Biri Şiva, Brahma ve Vişnu üçlemesine, biri atalara ve köklere, biri ailenin geçim kaynağı olan yetenek, maharet ve melekelere, biri de aileyi ve evi koruyan tanrıya adanmış türbelerden oluşan aile tapınağını aynı soydan gelen 3-4 aile ortak kullanıyor.

hey

Aynı bahçe sınırları içinde yaşayan aile sayısı 11’i aşınca, ayrı bir klan tapınağı kuruluyor. Bu arada Bali’de hiçbir ailenin soyadı yok. Herkes bağlı bulunduğu klan tapınağının ismi ile anılıyor. Köken ve kaynak bilgisi kuşaklar boyunca aileden aileye bu tapınak ismi ile aktarılıyor.

 

Her zaman topluluk halinde yaşayan Bali’liler için cemaat çok önemli bir kavram. Ortak yaşam alanları olan köyler çok kutsal sayılıyor. Köylerini ve cemiyetlerini utandırmamak, ismine leke sürmemek çok önemli Balililer için. Bu yüzden dürüst, doğru, güvenilir, sözünün eri ve sevecen olmak gerçek erdemler.

 

Her köyün 3 kutsal Hindu Tanrısı olan Şiva, Brahma ve Vişnu Tanrıları adanmış 3 farklı tapınağı var. Geleneksel Hinduizm’i din olarak kabul eden Bali’liler için Şiva bu tanrılar arasında en önemlisi ve her tapınağın ana hükümdarı.

pirinc tarla2

Lonca tapınakları ise mesleklerine göre bir araya gelen ve ortak alanlarda çalışan işçilerin kurduğu tapınaklar.

 

Mesela birbirine yakın tarlalarda pirinç yetiştiren çiftçiler, sulama ihtiyacını karşılamak için Subak isimli su kanalları geliştirerek, ortak su kaynağını kullanıyorlar.

 

Pirinci tanrının bir lütfu olarak gören çiftçiler, doğa, insan ve besin arasında uyumlu bir ilişki kurmak için, Su, Bereket ve Pirinç Tanrılarına ibadet edecekleri bir Subak tapınağı inşaa ediyorlar.

IMG_0076

Bali’de kendine ait sınırları, su kaynağı, sulama sistemleri ve tapınağı olan yaklaşık 1000 adet Subak bulunuyor. Bali’lilerin bu verimli Subak sistemi, Unesco tarafından koruma altına alınmış.

 

Ayrıca balıkçılar deniz tanrısına, pazarcılar ticaret kralına, sanatçılar yeteneklerine göre tanrılara adanmış ortak tapınaklar inşaa ediyor.

 

Adanın en önemlileri sayılan milli tapınakları ise kral ve rahiplere ait, ancak halka açıklar ve herkes burada dua ve ibadet edebiliyor.

uluwatu

Adanın sahilleri, dağ ve göl kenarlarında, 8. yüzyıldan başlayarak 11. ve 15. yüzyıllar boyunca inşaa edilmiş bu tapınaklar, hem Hinduizmi pekiştirip yaygınlaştırmak hem de adayı korumak için inşaa edilmişler.

 

Tapınaklar 3 bölümden oluşuyor. Bir nevi ortak yaşam ve sosyalleşme alanları olan dış avluda arabalar, bisikletler, tezgahlar gezebiliyor. Orta avlu ise daha sessiz ve kutsal alan. Kapıları ve girişleri çirkin suratlı heykeller ile bezenmiş tapınağın içi alanı ise en kutsal bölüm. Bu korkutucu ve güçlü figürlü heykeller gücü sembolize ederek, tapınağı ve cemaati kötü ruhlardan ve kötülüklerden koruyorlar.

besakih3

Tapınakların bitmek tükenmeyen bir festival takvimi var. Her tapınağın doğum günü Bali yılına göre kutlanıyor. Bali’nin Pawukon takvimine göre bir yıl 30 haftadan oluşuyor. Ayrıca Hindistan’ın ay takvimine göre de her yıl kutlama ve festivaller gerçekleşiyor. Ve en önemli festival her 10 yılda bir gerçekleşen Panja Bali Krama festivali. Adanın en önemli tapınağı olan Besakih Tapınağına onlarca kilometre uzaklıktan yürüyerek gelen mürid alayları ile yollar renkli cıvıl cıvıl bir cümbüşe dönüşüyor.

besakih4

Köy tapınakları da doğumgünlerinde, yani her 30 haftada bir, Galungan festivali ile kutlanıyor. Festivalin olduğu köylerin yol kenarları panjor’lar ile süsleniyor. Gökyüzüne uzanan ejderha figürlü süslü çubuklar, mahsüllerin yetiştiği dağları ve bereket bolluğu sembolize ediyor. Köyler bir hafta süresince çiçekleri süslemeler ve sunular ile şenleniyor.

 

 ulan bratan

HİNDU İNANIŞ VE İBADETLERİ

 

Hindu inanışının kökenleri ve prensiplerini sorduğumuzda rehberimiz Pari çok güzel bir açıklama yapıyor:

 

‘Tanrının iyiliği de şeytanın kötülüğü de aynı kaynaktan geliyor. İkisi de kaçınılmaz ve evrenin dengesi için eşit önemde değerlendirilmeli. Tanrılar için yükseklerdeki tapınaklara ve de heykellerin üzerine, kötülük için de toprak seviyesine, yol kenarlarına ve sokaklara sunular koyarak, kötülüğün de iyiye doğru ilerlemesine niyet ediyoruz. Mesela Bali’de tanrılara dua ederken sunduğumuz kurbanlar arasındaki et kötülüğü temsil ediyor. Hayvanın kutsal sayıldığı Budizm etkisi ile vejeteryan hale gelen modern Hinduizmde bu uygulama yok. Ancak biz Hinduizmin orjinalini takip ediyoruz.’

IMG_9860

Bali’nin her köşesinde, gün doğumu, öğle vakti, ve gün batımında rastladığınız sunular, Tanrıya duyulan sevginin sembolü. Özenle hazırlanan ve dualar ile yerleştirilen sunular, ne kadar güzel ve süslü olursa o kadar çok sevgi ve şükran ifade ediyor. Bu sebeple her sabah kadınlar palmiye yapraklarından hazırladıkları minik sepetler içine özene bezene çiçekler, meyveler, ıslak pirinçler, çukulatalar, çin sikkeleri koyuyorlar.

 

IMG_0175

Neden bu kadar çok sembol ve seremoni var diye sorduğumuzda Pari yine bizi aydınlatıyor:

 

Tanrı dokunulmaz ve tahayyül edilemez, herkese göre anlayışı ve hayali değişen bir varlık olduğu için, herkesi ortak bir odakta toplamak için sembollere ihtiyacımız var. Herşey içinde iyi ve kötüyü bir arada barındıyor. Yemeklerimizi pişiren ve evlerimizi ısıtan Ateş’in fazlası ormanlarımızı köylerimizi yakıp yıkabiliyor. 

 IMG_9944

Yaşadığımız ve başımızda gelen hem kötü hem de iyi olan her şeyden biz sorumluyuz. Her şeyin ve her birimizin içindeki vazgeçilmez olan kötülüğü defedemeyeceğimize göre, iyiye dönüştürmek için çalışmamız gerekiyor. Hem içgözlem, hem de dua, seremoni ve ritüeller ile kendimizi ve çevremizi arındırmak, temizlemek, saflaştırmak gerekiyor. 

 IMG_0205

Huzur ve uyumu 3 şekilde yaratabiliriz: doğa ile ilişkimiz, tanrı ile ilişkimiz ve diğer insanlar ile olan ilişkimizde. Araçlarımıza, dükkanlarımıza, evlerimize, aile ve köy tapınaklarımıza koyduğumuz sunular, kendimizi ve birbirimizi korumak ve nimetlendirmek için. 

 tapinak ubud

Ayrıca hareket eden herşeyin canlılığı ve ruhu olduğuna inanıyoruz. Rüzgar, yağmur, deniz, güneş, ay, dağlar, ve ateş gibi doğal güçlere sunduklarımız, bize iyi bakmaları, bolluk bereket sağlamaları için. Her yemekten önce, besinlerimizin ve refahımızın sürekliliği için ufak bir parçasını da doğaya sunuyoruz. Başımızda gelen bir felaket veya afetten sonra sunduğumuz kurbanlar, kötülükleri iyiliklere dönüştürmek için. Her yeni ev veya tapınak inşaa etmeden önce enerjileri dengelemek için sunular ve kurbanlar hazırlıyoruz. 

 IMG_0264

İbadetlerimizin 4 yolu var. Ilki ‘Bakti’, yani dualar, sunular ve kurbanlar aracılığı ile. İkincisi ‘Karma’, yani yaptığımız herşey ile tanrının yarattıklarına özen göstermek. İster müzik çalmak, ahşap oymak, resim yapmak, taş işlemek, tarlada çalışmak olsun, ister yemek hazırlamak çocuklara bakmak olsun, her anki varoluşumuzu, tanrılar için elimizden gelen en iyisini yaparak yaşamak. Üçüncüsü ‘Ginana’, yani öğretmenler, rahipler ve guruların bilgi yolu ile ibadeti. Sonuncusu ise ‘Yoga’, yani meditasyon ile ibadet. Nihai amacımız ise Moksa’ya yani ilk ve ana kaynağa ulaşarak huzura ermek.’ 

 

 

 kadinlar

Kalpleri ile Tanrıları Selamlama 

Erkekler bağdaş kurarak, kadınlar da dizlerinin üzerine eğilerek dua ederlerken neredeyse transa geçiyorlar. Önce nefeslerini dengeleyerek ve yavaşlatarak konsantrasyon sağlıyorlar. Sonra avuç içlerini 3. gözün önünde birleştirip önce Tanrılar için sonra ataları ve aile büyüklerinin ruhlarına dua ediyorlar. Hem dua ederken, hem de sunuları yerleştirirken orta parmaklarına çiçek yaprakları koyuyorlar. Tanrıların dokunuşu ile duygulanan hanımların dua ederken el hareketleri, çok zarif bir dansı andırıyor.

 

 olu yakma toreni

Ölü Yakma Törenleri 

Bali’de ölümden sonra ruhun rahatça bedeni terk edebilmesi için ölü yakma seremonileri gerçekleştiriliyor. Mikro kosmozu temsil eden bedenin yakılarak, makro kosmosa yani kaynağa kavuşacağına inanılıyor.

 

Her köyün birkaç kilometre ötesinde bir ölü yakma alanı yer alıyor, ölünün bu alana taşınacağı kuleyi ve sunuları inşaa etmek birkaç hafta sürüyor. Ölüye eşlik ederek, kaynağa dönüş yolculuğunu kolaylaştırdığına inanıldığı için tabutlar hayvan şeklindeki yapılıyor. Tabut kuleye yerleştirildikten sonra, tören alayına Gamelan orkestrasının müzikleri eşlik ediyor. Ve ölü yakma alanına kafileler halinde gidiliyor. Yakma alanında ceset güzel kokulu Tarumanyan ağacı kütükleri üzerine yerleştiriliyor ve beden yakılıp külleri nehre veya okyanusa dökülüyor.

 

Ölü yakma töreninin ardından tabutun tören alanına taşınmasını sağlayan kule ise, birkaç hafta sunular ve dualar ile arındırılıp temizleniyor, ardından şükranlar ile o da yakılıyor.

Yani sonunda yakılacak bir kulenin bile 2-3 hafta dualar ve sunular enerjisi arındılıp temizleniyor!

Ölünün ailesi ise 42 gün süresince saflığı bozulmuş sayılıyor ve tapınaklara giremiyor. Ruhları temizlenip, duygu dengesi yerine gelecek şekilde titreşimlere kavuşması için dualar ve sunular devam ediyor.

 

Yani Bali’de herkesi, herşeyi, her yeri, her olayı arındırmak ve enerjileri olumluya çevirmek için bitmek tükenmez bir uğraş ve çaba sergileniyor.

 

 IMG_9966

Keçak Dansı

Geleneksel Kecak dansı, Bali’de köyleri kötü ruhlardan ve şeytandan korumak amaçlı bir trans dansı. Eğer köylerin başına hastalık, ölüm veya doğal afet gibi kötü bir şeyler gelirse, o köyün enerjisini temizlemek ve tehlikelerden arındırmak gerekiyor.

 

Trans dansı önce rahibin duası, sunular, sonra da ergenliğe adım atmamış bir genç kız, yetişkin bir adam ve yaşlı bir kadının, şarkılar eşliğinde hipnotize olarak dans etmesi ile devam ediyor. Genelde erkekler ateş dansı ve genç kızlar melek dansı gerçekleştiriyor. Uluwatu Tapınağında gün batımında gerçekleşen Kecak dansı Bali’nin en görkemlisi. Ubud’da Hanuman Tapınağında da bazı akşamlar Keçak Dans gösterileri gerçekleşiyor.

 

 

Horoz Döğüşü

Bu kadar sakin mizaçlı ve uysal insanlar nasıl olur da her akşam bir horoz dövüşü gerçekleştirir diye sormadan edemiyoruz. Rehberimiz Pari, bu dövüşlerin inançlarının özü ile nasıl örtüştüğünü açıklıyor. Hinduizm ‘iyi ile kötü’, ‘doğru ile yanlış’ arasında denge prensibi üzerine kurulu bir inanış olduğu için, kötülüğü temsil eden şeytan’ı da memnun etmek gerekiyor. Kötülük demek kan ve et demek. Toprağa karışan kan ve parçalanan et de kötülüğe yapılan bir kurban ritüeli aslında. Ancak şu anda dengeyi sağlamak için kurban sunmak gibi masum ibadetin ötesine geçerek, kumar amaçlı bir uygulama haline gelmiş horoz dövüşü ne yazık ki

 

 IMG_0202

ADANIN TARİHİ 

Arkeologların bulduğu taş tabutlar ve kemiklere göre Bali’de yaşam prehistorik döneme uzanıyor. Bilinen tarih ise MÖ 2000lerden başlıyor. Adanın %80’inin inanışını oluşturan Hinduizm dini, Bali’ye 1.yüzyılda gelmeye başlamış. 11.yüzyılda Java’daki büyük Hindu krallığı döneminde birçok rahip Bali’ye gelerek, dinin en parlak dönemini başlatmış. Ubud yakınlarındaki ‘Elephant Cave’ Tapınağında duvardaki ayak izi heykeli, Java krallığı yönetimi altında yapılmış bir tapınak olduğunu gösteriyor. Java’daki en büyük Hindu krallığı dönemi sayılan Gunun Kawi krallarının mezarları da Bali de.

13.yüzyılda Java Hindistan yönetimine geçince Bali de 14. Yüzyıla kadar Hindistan’ın kontrolü altında kalmış.

15.yüzyılda Müslümanlar Endonezyayı ele geçirince Java’daki Hiduların çoğu Bali’ye kaçmış ve adanın sahillerinde inşaa ettikleri tapınaklar ile krallıklarını kuvvetlendirmişler 20.yüzyıla kadar adanın farklı yerleşim bölgeleri, farklı lokal Hindu krallıklar ve krallarının yönetiminde kalmış.

 

1848’de Hollandalılar Bali’ye ilk kez ayak basmış. Hiçbir doğal kaynak ve petrol olmadığı için adayı işgal etme gereği duymamışlar, ancak adanın doğası ve kültürünü çok beğendikleri için kolonileştirmek için birlikler göndermeye başlamışlar. 1904’de Sanur plajına ilk Hollanda gemisi yanaşmış. Hollanda komutanı savaş çıkartabilmek için ‘Balililer geminin hazinesini çaldı’ diye bir iftirada bulunmuş. Bunun üzerine Hollanda Kralının emri ile 1906 savaş için silahlarla birlikte gemiler Bali sahilerine yanaşmış. Bali Kralı Klunkung silahları görünce yenileceğini bilse de, onuru için son adam ölene kadar savaştı. Hollandalılar 1908’de tüm ülkeyi ele geçirdi. Ancak Bali Kralının kahraman ruhuna saygı duyan ve adanın kültüründen etkilenen Hollandalılar, lokal mirası ve hazineleri koruma kararı aldı. Adanın doğası, kültür ve geleneklerini bir turizm değeri olarak gördüler. Denpasar’da 1928 ilk oteli açarak Bali’ye turizmi getirdiler. Ressamlar, fotoğrafçılar, yazarlar, sanatçılar akın akın adaya gelerek, adanın zanaatkarlarını yeni teknikler ile tanıştırdılar ve Bali’ye özgü füzyon teknikler doğdu.

Yazarlar ve fotoğrafçılar ada hakkında birçok kitap hazırlayarak, Bali’nin dünyaca ünlenmesini sağladı.

Miguel Covarrubias’ın 1937’de yayınladığı Island of Bali bu kitapların öncüsü.

 

1942 Japonlar Hollanda’yı ele geçirince, Endonezya ve Bali’vi de işgal ettiler. 1945’de Amerika’ya yenilen Japonlar, adayı boşalttı. Ağustos 1945’de Jakarta’da ilk başbakan ve kabinesi Endonezya’nın bağımsızlığını ilan etti. Ancak Hollandalılar bu devleti tanımayarak, İngilizler ile birlikte tekrar işgal için adaya geldi. Akabinde Birleşmiş Milletler koruması altına giren Endonezya’nın bağımsızlığı Aralık 1945’de tüm dünyaca tanındı.

 

 

Bali’nin ana gelir kaynağı turizm. 5 milyon nüfuslu adaya yılda 2.5 milyon turist geliyor.

Ayrıca tarım da önemli bir geçim kaynağı. Verimli topraklarında bolca pirinç, fındık, fıstık, mısır, tatlı potates soya, hindistan cevizi, papaya, mango, muz ve baharatlar yetişiyor.

 

 

 kintemani

 

NE ZAMAN GİDİLİR?

Tropik iklime sahip Bali’de havanın yağmursuz ve rutubetsiz olduğu en güzel aylar. Haziran, Temmuz, Ağustos ayları. Mayıs ve Eylül ayları zaman zaman yağmurlara denk gelseniz de yaz yağmuru gibi gelip geçiyor, çoğunlukla hava açık ancak rutubetli. Ekim – Nisan arası ile sürekli yağışlı.

 

 

 

 

YOLCULUK TERAPİSİ BALİ YAZILARI

Bali izlenimleri www.yolculukterapisi.com/bali

Bali rotaları www.yolculukterapisi.com/balirotalari

Ubud izlenim, rota ve konaklama, yeme-içme, alışveriş rehberi www.yolculukterapisi.com/ubud

Bali’de Hinduizm inancı, tapınaklar, ritüeller, tarih www.yolculukterapisi.com/balihinduizm

Bali adası konaklama, yeme-içme, alışveriş rehberi www.yolculukterapisi.com/balirehberi

 

 

 

Zeynep Atılgan Boneval