AYVALIK OTELLERİ

 

Sızma Han

Denize uyanmak. Göl gibi sakin suyun sükunetini, yavaş yavaş kalkan sisin fısıltısını, güneşin ılık ışıltısını, hafifçecik esen meltemin serinliğini, balıkçı teknelerinin dalga dalga izlerini içine çekmek.
Her sabah doğanın yeni bir çehresine şahit olmak. Huzuru ve dinginliği, sevinci ve coşkuyu denizin, güneşin, bulutların doğanın yansımalarında bulmak. Deniz ile içiçe, gizli kalmış masum bir sırrı keşfetmek. Ayvalık’ta Sızma Han Otel’de uyanmak büyük bir nimet gerçekten. Bir de mutfakta Aslı, Hüseyin, Mürşide’nin elinden tazecik çıkmış böreklerin, pişilerin mis gibi kokularına, otelin mucizesi Şımarık’ın masum bakışları ve uzanan patileri eklendi mi, her yeni sabah büyük bir armağan gibi geliyor insana Sızma Han’da.

 

Hele bir de gün batımları yok mu? Göl gibi denizin karşı kıyısındaki tepelerine batan güneş, gökyüzünde ve denizin üzerinde sergilediği muhteşem ışık oyunları ile her akşam farklı bir nefes kesici tablo sunuyor.

Özge ve Sinan Sabuncu isimli dünya tatlısı bir çiftin işlettiği bir otel Sızma Han.  Sinan Boğaziçi Üniversite Turizm otelcilik mezunu, Çırağan Otel’de iş hayatına başlamış, butik otellerde müdürlük görevi yapmış, 80 odalı bir otelin yapım aşamasından işletme ve müdürlüğüne kadar yürütmüş bir turizmci. Eşi Özge ise sergileme ve müze tasarımı okumuş, İstanbul’da tasarım firmalarında çalışmış. Tatilleri eskiden beri hep Ayvalık’taymış. Yavaş yavaş Ayvalık’a yerleşsek mi diye düşünmeye başladıkları bir dönemde, bir Rum Evi alalım, restore edelim, otele dönüştürelim ve kendi yağımızda kavrulalım dedikleri bir soğuk kış günü Ayvalık’a gelip tarihi bir Rum Evi beğenmiş ve almışlar. Bu evi onlara bulan emlak ofisinin sahibi Mustafa Bey o sırada Sızma Han’ın sahibi ve aslında devretmek istiyor, ve bu pırıl pırıl 2 genci görünce onlara teklif ediyor. Çift Ayvalık’a gide gele hem otel hem de Ayvalık ile iyice bir gönül bağı kuruyor. Ve aslında uzun vadede gerçekleştirmeyi düşündükleri otel planları bir anda gerçekleşiveriyor. Oteli 2016’da devralıyorlar. Önce Sinan gelip yerleşiyor Ayvalık’a ve kolları sıvayıp otele farklı dokunuşlar ekleyip işin başına geçiyor. Özge’de Kuzguncukta çalıştığı tasarımhane firmasındaki işini bırakıp 2017 Ocak’ta tam zamanlı olarak yerleşiyor.  Müzeciydim mezeci oldum diyor Özge, çünkü Sızma Han’ın denizin kıyısında harika bir restoranı da var. Sanki evlerini ve mutfaklarını misafirlerine açtıkları ve ortak paylaştıkları bir hayatları var.  İkisi de son derece içten, kalender, sıcacık insanlar. Ayvalık, doğa, ve insan sevgisi ile dolular. Dünya tatlısı ekipleri ile birlikte tam bir aile olmuşlar: akşam Nur, gündüz Aslı, mutfakta Hüseyin ve Mürşide Abla, temizlik nimeti Mukadder Abla, Ahmet Kaptan, Sait Bey gecelerin emanetçisi… Tabii otelin en büyük armağanı her daim sizi kollayan tatlı mı tatlı köpeği Şımarık.

 

Eski bir zeytinyağı fabrikası kompleksinin 1908 tarihli taş binasında yer olan otelin ana malzemeleri olan taş ve ahşap dokusu ile uyumlu antika mobilyalar ile rustik bir havası var. Sade ve yalın döşenmiş, tertemiz 10 odası var. Odalar ufak, ve anıtlar kuruluna bağlı restorasyon koşulları sebebi ile duvarlar yıkılıp ekstra pencere konamadığı için küçük yer pencereleri ve bir de tavan penceresi ile aydınlanıyor. Ancak zaten insan Ayvalık’a zamanını odada geçirmeye gitmiyor. Gün boyu yaşadığınız harika deneyimler sonrası mis gibi duşunuzu alıp, bebekler gibi mışıl mışıl uyumak için ideal odalar.

 

Alt katta yüksek tavanlı salonundaki şömine önü koltuklar en soğuk kış günlerinde kıvrılıp ateşi izlemek ya da kitap okumak için harika. Ancak otelin asıl can alıcı noktası denizin önünde kış bahçesi şeklinde kapatılmış 180 derece deniz ve adalar manzaralı terası. Kış ve bahar günlerinde küzine sobaları ile ısıtılan bu alanda sabah kahvaltıların, akşam da yemeklerin servis edildiği restoran bölümü, tatlı bir bar ve önünde her anı farklı bir fotoğraf karesi olan manzarayı izleyerek kahve, çay içmek ya bir kadeh ile demlenmek için rahat koltuklar ile oturma bölümü var. Tabii bir de önünde sıcak bahar ve yaz günlerinde denizin üzerinde açık havada yemek yiyebileceğiniz tatlıcık bir iskelesi var.

 

Deniz ile içiçe yaşayan bu bölümde, şıpır şıpır karaya vuran su sesini, denize dalga dalga yayılan hayatı, güneşin yansımalarını ışık oyunlarını, iskele önüne gelen balıkları, denize cup cup dalan karabatakları izlemek, adeta zamanın durduran bir deneyim. Aklınızdaki herşeyi unutup, sadece o ‘an’ da varlomak, ve günün sizin için sahneye koyduklarını, doğanın dinginli ve sessizliğini yaşamak paha biçilmez bir deneyim. Özge ve Sinan, özenti ve lüks dekorlar ile parıltı ve ışıltı yansıtmak yerine, doğanın, güneşin, bulutların yansımalarında huzuru sunmayı tercih etmiş. Onların şıklıkları gönül şıklığı. Hırslardan arınmış bu içten ve doğal ailenin gizli kalmış masum bir sırrı gün ışığına çıkarır gibi samimiyetle paylaşması Sızma Han’ı gerçekten büyük bir nimet yapıyor. Her yerin ve her şeyin pazarlandığı ticari bir mekan ve sunuma dönüştüğü günümüzde böyle doğal, samimi, sakin, özenli, naif, nostaljik bir huzur köşesi bulmak insanın içini ısıtıyor.

 

Sızma Han devraldıktan Özge ve Sinan restoranı yaz kış açık tutan ve hem Ayvalık’lıları hem de çevreyi ziyarete gelen misafirleri ağırlayan bir mekana dönüştürmüşler.  Ve hemen kasabalıların kalbini kazanmışlar.

Restoranın sunduğu lezzetler ise köklerini Ayvalık mutfak kültüründen alan ‘yeni nesil’ bir anlayışın eseri. Ve yemek konusunda gerçekten iddalılar. Ne de olsa mutfak Ayvalık’ın en rafine mutfaklarından birisi olan Hane’nin kurucusu Hande Solakoğlu’na emanet. Rakı & balık & meze kültürüne İtalyan esintileri taşıyan menü, deniz mahsülleri ağırlıklı. Fonda tatlı tatlı Leman Sam, Birsen Tezer gibi caz esintileri dinlerken kırlangıç ile balık çorbası, fırında pancar, isli kalamar, deniz mahsüllü risotto, şarap soslu kaburga, 3 gün dinlendirilmiş ayva tatlısı, şarap soslu armut gibi harika lezzetlerin tadına varıyorsunuz.  Tabii bir de Ahmet Kaptan’ın akşam tazecik tutup getirdiği istakoz, midye, kalamar, balık ne varsa onu hemen pişirip sofranıza koydukları sürpriz lezzetleri de var.

Özge ve Sinan sadece misafirlerini yatırmak ve doyurmak ile kalmayıp, onların zeytin şenliği, şarap tadımı, peynir yapımı, yayla ve pazar gezileri gibi gerçek Ayvalık deneyimleri yaşamaları için harika programlar hazırlamışlar.

 

Ayvalık’ta Kasım’ın ilk haftası gerçekleşen bir zeytin hasadı festivali var. Aslında hasat Ekim – Ocak arasına yayılan bir sezon etkinliği. Bu aylarda misafirlere zeytinliklerde zeytin toplama, zeytinyağı fabrikalarında öğle yemeyi molası, herkesin kendi topladığı zeytinleri sıktırması ve kendi yağını alıp evine dönmesini kapsayan, Zeytin Hasadını deneyimleyebilecekleri bir programı Kürşat Zeytincilik ile ortaklaşa oluşturmuşlar. Kesebir Mandıra ile lor ve sepet peyniri yapılma sürecini birebir yaşamak, Madra Dağlarında yer alan Ma’adra bağ gezisi, şarap tadım ve odun ateşinde pizza keyfi, Perşembe günleri kurulan Ayvalık Pazarı ziyareti, farklı yerel otları tanıma, satın alıp otelde her birinin nasıl pişirildiğini anlatırken birlikte pişirme ve afiyetle yeme, muhteşem çam ormanları ile bezenmiş Kozak köylerini ziyaret gibi, harika programlar ile konuklarına gerçek Ayvalık tecrübeleri ve rotaları yaşatıyorlar. Yazları ise koylarda denize girmek için otelin önünden kalkan tatlı tekneleri öğle yemekli maksimum 8 kişilik özel günlük paketleri var. 22 ada ile bezenmiş Ayvalık sularını denizden keşfetmek ve yaşamak gerçekten en güzeli.

Bir de Sızmahan’ın hemen iki bina yanında, şahsına münhasır bir koleksiyoner ve mucit olan 75 yaşındaki Yakup Amca’nın atölyesi. Atölyede öyle orjinal, ilginç şeyler var ki, bir zamanlar Rahmi Koç hepsini satın almak istemiş, Yakup Amca ‘satılık yok burada’ diye kovmuş kendisini. Otele sık sık uğruyor, eğer sorarsanız Özge tanıştırır size, ve eğer Yakup Amca sizi severse atölyesinin kapılarını açar.

 

Sabuncu çiftinin ilk Ayvalık hayali olan, bahçesinde zeytin, nar, ayva ağaçları olan Rum Evi zamanla konuk evi olarak da hayata geçecek ve Sızma Han’a kardeş gelecek.

 

Bu kalpten oteli, doğallık ve samimiyet seven herkese gönül rahatlığı ile tavsiye ediyoruz.

(Not: Yaz kış açık olan otele 12 yaş altı çocuk alınmıyor.)  Gümrük Caddesi 2. Sokak No:49 http://sizmahan.com/

 

Beyaz Yalı 

Sızma Han’ın yanında eskiden yağhane ve sabunhane görevi gören 1908 tarihli taş bir binada yer alan Beyaz Yalı da rüya gibi bir başka otel. Tuba & Murat Özcan çifti ve kızları Ezgi ve Yasemin’in ev sahibesi olduğu 6 odalı otel, son derece zarif ve zevkli döşenmiş. Denize açılan taş duvarlı terası ise, sanki Como Gölü kıyısında tarihi bir villadaymışsınız hissi veriyor.

3 sene önce çok sevdikleri için Ayvalık’a yerleşen Özcan çifti, bu eskiden ev olarak kullanılan bu mekanı görür görmez aşık olmuşlar.  İsviçre’de yaşayan ev sahipleri, artık gelemedikleri için evi otel olarak kiraya vermek istiyorlarmış ve Özcan çifti gönül bağı kurdukları binanın ev sahipliğini yapmak ve Ayvalık’a gelen misafirleri ağırlamak üzere devralmışlar. Zaten sanki onların evindeymiş hissini yaşıyorsunuz otelde.

Geniş yüksek tavanlı salondan yukarı çıkarken gördüğünüz kocaman soba odalara uzanan boruları ile otelin her köşesini ısıtan pelet sobası sistemi. Ayrıca kış günlerinda salondaki şömine de gürül gürül yanıyormuş, eminim karşısında oturmanın keyfi başka.

Sarımsak taşı ve ahşap ağırlıklı doğal yapıyı ferforje aydınlatmalar, lifli doğal sazdan halılar ve kilimler, şamdanlar, cam sürahiler, fincanlar süslüyor. Tabii asıl Tuba Hanım’ın kendi el emeği olan doğadan ve kadın figürlerinden ilham alan seramikleri başrolde. Tuba Hanım seramik ve mozaik sanatçısı. Kendisinin seramik atölyesi de var. Kışları otelde konuklara ve Ayvalık’ta yaşayanlara mozaik dersleri de veriyor.

Aile tam bir güzel sanatlar ailesi. Her biri Seramik, tekstil ve resim ile uğraşıyor. Otelin girişinde kızlarının tasarımı olan ilüstrasyon tablolar, desenli pamuklu t-shirtler, doğal hamurdan defterlere bayıldık.

Otelin lezzetleri de gerçekten enfes. Ekşi mayalı börekler, lorlu ve Kars kaşarlı kol börekleri, siyezli mantılar, gözlemeler, Salı günleri balık çorbaları, kendi zeytinlerinden elde ettikleri zeytinlerden atölyede sıktırdıkları zeytinyağı, köy tereyağı, kendi evlerinin bahçesinden gelen kuzu kulağı, roka, tere, kıvırcık, domatesler ile salatalar, Siyez unundan yapılan taze lor tatlısı, hepsi enfes. Bahar ve yaz aylarında deniz kenarında kurulan sofralara Baki Bey’in kanunu eşlik ederken masal gibi keyifli akşamlar yaşanıyor.

Bazıları süit olan 6 odanın her biri farklı bir dekorasyona ve farklı büyüklüklere sahip. Modern ve şık banyoları, zevkli dekoru ile iç açıcı bir atmosfer sunuyor.

Bahar ve kışları arkadaş gruplarının bir araya gelip tüm oteli kapatıp evde gibi rahat edebilecekleri harika bir villa gibi düşünebilirsiniz.  (Gümrük Cad. 2. Sok No:51) http://www.beyazyali.com/

 

 

Macaron Konağı

Eski Ayvalık evleri ile dolu Macaron mahallesinde yer alan Macaron Konağı yine tarihi bir Rum evinden dönüştürülmüş, adeta Ayvalık’ın eski günlerini canlandıran bir taş konak. Serap ve Yavuz Tuncay ailesi tarafından özene bezene titizlike restore edilip, özene bezene döşendiği konağın, her odası birbirinden zevkli.  Yerel lezzetler sundukları kahvaltıları da inanılmaz leziz.  2014’de burayı gezmiş babacığımın sözleri ile ‘doğduğum sokaktaki bir evin bu kadar güzel restore edilip bir konuk evine çevrileceği, konağınızı gezinceye kadar aklımın ucundan bile geçmezdi’. Macaron Konağının içinde yeni açılan Artizan Bakkal‘da ekşi mayalı ekmek, kurabiye gibi ev yapımı ürünler, mercan köşklü sepet peyniri, zeytinyağı ve zeytin, bahçe meyvesi ve reçelleri bulabilirsiniz. Bu lezzetleri satın alabilir ya da keyifli bahçesinde tadına bakabilirsiniz. Hayrettin Paşa Mah, 13 Nisan Cd. 18. Sk. No:54 https://macaronotel.com/

 

CavlıHane 1885 Butik Otel

Eski Ayvalık evleri ile dolu Macaron mahallesinde yer alan CavlıHane, 1885’den kalma tarihi bir Rum evinin titizlik ve özenle restore edilip zevkle döşendiği, 5 odalı tatlı başka bir butik otel. Doğup büyüdüğü evi tekrardan hayatla buluşturmak isteyen Mehmet Cavlı, mübadele öncesi bir doktor, hemşire evi veya sağlık ocağı olan, mübadele sonrası ise ailesine 90 yıldır ev sahipliği yapan evlerinde, çok özenli ve saygılı bir restorasyon gerçekleştirerek ‘artık sizlerin de Ayvalık’ta ki Eviniz’ diyerek misafirlerine açmış. katman katman tarih ve hikaye kokan nefis bir butik otel CavlıHane (Hayrettin Paşa Mahallesi, 13 Nisan Caddesi 18. Sokak No: 24) http://cavlihane.com

 

Kidalyo Hotel

Sızma Han’ın karşı çaprazında kara tarafında yer alan 1898 tarihli bir Rum binası, Ayvalık’ın en güzel restorasyon çalışması diye nitelenen bir eser olarak otele dönüştürülmüş. Yüksek tavanları, aileden kalma antikaları ile otantik bir atmosferi var, ancak eskide boğmuyor size. Uygun fiyatlı bir otel. (Sakarya Mahallesi, Atatürk Blv. 9. Sk. No 3)

 

Yine uygun fiyatlı ve cici iki alternatif ise:

  • Fevzipaşa Mahallesinde Kürşat & Fulya çiftinin işlettiği 5 odalı Boutique Ayvalık pansiyonu (Barbaros Cad. No:47)
  • Sakarya Mahallesinde 1902 tarihli bir binada yer alan 4 odalı Eolya Konukevi (Cumhuriyet Cad. 11. Sok. No:11)

 

 

  • Ayvalık izlenimlerimiz, keşiflerimiz, yörenin mutfak kültürü ve lezzetleri, tarih ve coğrafi bilgileri ve Ayvalık takvimini www.yolculukterapisi.com/ayvalik  yazımızda bulabilirsiniz.
  • Adım adım Ayvalık ve civar keşifleri için detaylı olarak hazırladığımız 5 günlük rota, yeme-içme-tadım ve görülecek yerleri içeren önerilerimizi: www.yolculukterapisi.com/ayvalikrotalar yazımıda bulabilirsiniz.
  • Cunda’da kalbimizi fetheden Otel, Restoran, Plaj, Sanat ve Alışveriş önerilerimiz ve rehberimizi www.yolculukterapisi.com/cundarehber yazımızda bulabilirsiniz.
  • Cunda izlenimlerimiz, gezilip görülecek yerleri içeren rota ve adres önerilerimizi http://www.yolculukterapisi.com/cunda/ yazımızda bulabilirsiniz.
  • Bergama Antik Kenti, Bergama mahalleleri keşiflerimizi, izlenim ve önerilerimizi detaylı olarak www.yolculukterapisi.com/bergama yazımızda bulabilirsiniz.

 

Zeynep Atılgan Boneval